WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL 8. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2020/339
KARAR NO :2024/211

DAVA:Ticari Şirket Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ:08/07/2020
KARAR TARİHİ:29/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan şirket genel kurul kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 26/03/2020 tarihinde yapıldığını, müvekkilleri ve diğer hissedarlar tarafından finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların ertelenmesinin talep edildiğini ve divan heyeti tarafından ertelendiğini, davalı şirket yönetim kurulunun, ertelenen 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 04/05/2020 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan ertelenen genel kurul toplantısına da şirketin %12,63 hissesinin sahibi davacı müvekkilleri ile birlikte tüm hisse sahiplerinin asaleten ya da vekaleten iştirak ettiğini ve alınan birçok karara müvekkilleri ile bazı hissedarlar muhalefet etmiş ise de, çoğunluk hissedarların oyları ile bu kararların yine de alındığını, davalı şirketin yönetim kurulunun, faaliyetlerini kanunun aradığı şekilde yürütmediğinin anlaşıldığını, kanuna uygun yürütülmeyen faaliyetler sonucunda ortaya çıkan bilanço ve kâr/zarar hesaplarının, müvekkillerinin ve diğer azınlık hissedarların tüm itirazlarına rağmen, reddedilmesi gerekir iken aynı zamanda çoğunluk hissesine sahip olan yönetim kurulu başkanının oyları ile bilanço ve hesapların onaylandığını, 26/03/2020 tarihli genel kurulun ertelenmesinin; yönetim kurulu faaliyet raporunun kapsamının yeterli olmaması, faaliyet raporunun şirketler topluluğu, hakim ortak/bağlı ortaklık konularında doğru olmayan hususlar içermesi ve bilanço ve gelir tablosu ile diğer finansal tabloların hesap verme ve dürüstlük ilkelerine uygun olmaması ve yeterli açıklık içermemesi gerekçeleri ile talep edildiğini, davalı şirket yönetim kurulu tarafından hazırlanan faaliyet raporu ve bağlılık raporunun incelenmesinden, hukuka uygun hazırlanmadığının ortaya çıktığını, bu nedenlerle müvekkilleri tarafından 04/05/2020 tarihinde yapılacak genel kurul öncesi davalı şirkete .... Noterliğinin 13/04/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek gerekli itirazları yapılarak açıklama, bilgi ve belgelerin talep edildiğini, talep edilen açıklamalar ile yönetim kurulunun 2019 yılındaki faaliyetlerinin tam olarak anlaşılması, şirket harcamalarının yerinde ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının görülmesinin amaçlandığını, ihtarnamelerine cevaben davalı şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından .... Noterliğinin 29/04/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak bu ihtarnamede müvekkillerinin taleplerine birtakım açıklamalar getirilmeye çalışılmış ise de, yeterli kapsamda ve açıkça cevap verilmediğini, davalı şirket tarafından hesap verme ve dürüstlük ilkelerine aykırı davranılmaya devam edildiğini ve ayrıca genel kurulda da açıklama yapılmadığını, yönetim kurulunun şirketi hukuka uygun yönetmediğinin en açık göstergesinin, davalı şirketin hizmet verdiği şirketlerin tamamı arasında hakim şirket/bağlı şirket ilişkisi olduğunu varsayması ve bu nedenle de aslında yönetimi ve kontrolü başka olan şirketi dahi şirketler topluluğu üyesi kabul etmesi olduğunu, davalı şirket ile ... şirketi arasında şirketler topluluğu ilişkisi olmadığını, böyle bir yapılanma olduğu varsayımı ile hazırlanan faaliyet raporu ve bağlılık raporunun hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde hukuka aykırı faaliyetlerde bulunan yönetim kurulunun hazırladığı bilanço ve finansal tabloların gerçeği yansıtmamakta olduğunu, hukuka aykırı olduğunu ve onaylanmasının da isabetsiz olduğunu, içinde açıklanamayan gelir ve harcamalar bulunan bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasının da hukuka aykırı olduğunu, bağlılık raporunda davalı şirket gelirinin %56,76'sının ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi; %36,42'sinin ... Üretim Anonim Şirketi olmak üzere toplam %95,18'lik kısmının sadece iki şirkete fatura edilen bedellerden elde edildiğinin görülmekte olduğunu, davalı şirketin giderlerini, geliri olan şirketlere yansıttığının görülmekte olduğunu, davalı şirketin vermediği bir hizmet için ... firmasına ve ... firmasına fatura düzenlemesi ve anılan şirketlerin de bu faturayı itirazsız ödemesinin hukuken yanlış olduğu gibi Vergi Usul Kanunu'na da aykırı olduğunu ve suç teşkil ettiğini, davalı şirketin hizmet faturalarının verilen hizmete göre değil; şirketlerin gelirlerine göre fiyatlandırıldığının anlaşıldığını, bu konuda 2017 yılı hesaplarının görüşüldüğü 28/06/2018 tarihli olağanüstü genel kurulda da yönetim kuruluna sorular sorulduğunu, ancak tatmin edici cevaplar alınmadığı için kararların iptali talebiyle dava açıldığını, davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayı ile görülmekte olduğunu ve halen derdest olduğunu, bunun yanı sıra ... firması harcamaları üzerinde özel denetçi tayininin de istendiğini, mahkememizin ... esas sayılı dosyasında taleplerinin kabulü üzerine özel denetçi tarafından hazırlanan 29/01/2020 tarihli revize raporda, davalı şirket ile ... firması arasında destek hizmet bedelleri ile ilgili imzalanmış bir sözleşme ve hizmetlerin detayı belirtilmiş herhangi bir yönetim kurulu kararının ibraz edilemediğinin tespit edildiğini, 2018 yılı hesap ve faaliyetlerinin görüşüldüğü 29/04/2019 tarihli genel kurulda da, davalı şirket gelirlerinin %90'lık kısmının yalnızca ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ve ... Çimento Sanayi Ve Ticaret Anonim şirketi olmak üzere iki şirketten elde edildiğinin görüldüğünü, davalı şirketten bu iki şirkete yıllık kaç saat yıllık kaç saat hizmet verildiği ve bu hizmetin hangi esaslara göre şirketlere yansıtıldığının sorulduğunu, ancak sorulara yine cevap verilmediğini, bu genel kurulda alınan kararların iptali talebiyle de dava açıldığını, davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayısı ile incelenmekte olduğunu ve dosyanın derdest olduğunu, davalı şirketin yönetim kurulunun, şirketi kanuna ve ana sözleşmeye uygun olarak yönetemediğini, şirketin menfaatlerine aykırı birçok karar alındığını, yapılan tahsilatların detaylarının müvekkilleri ve diğer ortaklardan gizlendiğini ve ısrarlı taleplere rağmen açıklanmaktan imtina edildiğini, davalı şirkette 2019 faaliyet yılı boyunca görev yapan yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi ve yol açtıkları/açacakları zararlar için sorumlu tutulmalarının zaruri olduğunu, müvekkillerinin genel kurulda da bu hususta beyanda bulunduğunu ve beyanlarını hem tutanağa geçirttiklerini ve hem de dilekçe ile tutanağa eklettiğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...'ın 11.490 ret oyu ile ibra edilmediğini, aynı şekilde ve nedenlerle diğer iki yönetim kurulu üyesi ... ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketinin de ibra edilmemesi gerekir iken, yönetim kurulu başkanı ...'ın sahip olduğu çoğunluk oyları neticesinde oy çokluğuyla ibraları yönünde karar alınmasının hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu başkanı ...'ın ibra edilmemesi gibi diğer yönetim kurulu üyeleri için de ...'ın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğundan oy kullanma yasağı uyarınca sahip olduğu 62.616 oyu kullanamaması gerektiğini, geçersiz oyların kullanılması ile fiili-normatif illiyet bağının ispatlanmış olduğunu ve artık kararın iptalinin gerekmekte olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin 2019 yılı faaliyetleri için hazırladıkları faaliyet ve bağlılık raporu ile finansal tabloların gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığını, şayet yönetim kurulu üyelerine izin verilir ise, davalı şirketin pay sahiplerinin paydaş oldukları diğer şirketlerde de benzer hukuki aykırılıkları gerçekleştirmeye çalışacaklarını, tüm bu nedenlerle davalı şirketin erteleme nedeniyle 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında müvekkillerinin tüm itiraz ve muhalefetine rağmen genel kurul tarafından oy çokluğuyla alınan gündemin üçüncü maddesi uyarınca 2019 yılına ait şirket bilançosu ve kâr/zarar hesaplarının onaylanması; gündemin dördüncü maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ... ... Anonim Şirketi ile ... Anonim Şirketinin ibrası; gündemin beşinci maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair müsaade edilmesinin onaylanması kararlarının iptali ile dava açıldığının şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; huzurdaki hukuki temelden yoksun dava sebebi ile müvekkili şirket nezdinde doğacak muhtemel zararlara karşılık davacıların, mahkememizin uygun göreceği miktarda teminat yatırmaya mahkum edilmesi gerektiğini, davacıların 28/06/2018 ve 29/04/2019 tarihli genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali talebiyle ikame ettiği davaların yargılamalarının halen sürmekte olduğunu, davacıların müvekkili şirkete özel denetçi tayini istemiyle açtığı davanın ise .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden reddedildiğini, ayrıca 29/04/2019 tarihli genel kurulda alınan kararların iptali istemi ile açılan davada, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verdiğini, kötü niyetle açılan bu davaların dahi davacıların yegane amacının ailevi uyuşmazlıklar sebebiyle haksız davalar çerçevesinde müvekkili şirketi ticari iş ve işlemlerini sekteye uğratmak ve yavaşlatmak olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, kötü niyetle açılan bu dava sebebiyle müvekkili şirket nezdinde mahkememizce takdir edilmesi halinde sunulacak teminatı aşan bir zarar doğması halinde, bu zararın da tazmini için talep haklarını saklı tuttuklarını, davacıların, dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması yönündeki talebinin haksız olduğunu, davacıların daha önce de müvekkili şirketin 28/06/2018 tarihli genel kurul toplantısında, gündemin 2, 3 ve 4 numaralı gündem maddeleri altında alınan genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin taleplerinin de .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... esas sayılı dosyası kapsamında reddedildiğini, davacıların 2018 mali yılına ait 29/04/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı açmış oldukları ve dava dilekçesinde de belirtildiği üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında derdest olan dosyada ise mahkemenin, davacıların yürütmenin durdurulması istemini reddettiğini, davacıların ihtiyati tedbir talebine gerekçe olarak gösterdikleri ve dava dilekçesinde yer alan hususların soyut ve afaki iddia ve ithamlardan ibaret olduğunu, davacıların, dava hakkını kullanmadan bilgi edinme hakkının sağlanmadığını bu davaya gerekçe olarak ileri sürmelerinin hukuka uygun olmadığını, bilgi alma ve inceleme haklarını kullanamadıklarını ileri süren davacıların, genel kurul kararı iptali davasına bu hususu gerekçe yapmak yerine bilgi edinme davası açmalarının gerektiğini, bu yönden davanın usulden reddinin gerektiğini, genel kurul tutanağından, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde davacıların sorularının yanıtlandığının görüleceğini, davacıların salt kişisel husumetleri sebebiyle afaki ve soyut iddialar kapsamında müvekkili şirket üzerinden ...'ı yıldırmak amacı ile huzurdaki davayı ikame ettiklerini, davacı pay sahiplerinin, verilen cevapları gerek beğenmeyerek ve gerekse yetersiz görerek müvekkili şirkete karşı aynı sorularını 2018, 2019 ve bu yıla ilişkin dava konusu genel kurulda da tekrarlamaya devam ettiklerini ve bu davayı açtıklarını, davacı pay sahiplerinin istedikleri tüm bilgilerin, şirketin ticari sırları korunarak elverilen en geniş ölçüde kendileriyle paylaşıldığını, verilen bu bilgileri yetersiz gören davacı pay sahiplerinin, bilgi edinme hakkını mahkeme aracılığıyla kullanma haklarını kullanmayı tercih etmediklerini, davalı şirketin aile şirketi ve şirketler topluluğu olduğunu, aslında davacılar ve aile bireylerinin, 2018 yılına kadar hem bütün bu şirketleri tam bir uyum içinde idare ettiklerini ve hem de bütün finansal tabloları, bilançoları mutabakatla onayladıklarını, kardeşler arasında ailevi nedenlerden kaynaklanan ihtilafın hukuka taşındığı 2018 yılına kadar bütün şirketlerin, ... Şirketler Topluluğunun bir şirketi olarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve çalıştığını, şirketler topluluğunun gereği olarak şirketlerin, birbirleri lehine transfer ve fiyatlandırmasına riayet ederek kefil olduğunu, ipotek verdiğini ve ödün kullandırıldığını, ayrıca ... Holding çatısı altında istihdam olunan hukuk, mali işler, bilgi işlem, idari işler ve kurumsal finansman, insan kaynakları yöneticilerinin tüm topluluk şirketlerine ihtiyacın oldukça üst düzey hizmet sağladıklarını, 2018 yılında paydaşlar arasında ailevi nedenlerle ortaya çıkan anlaşmazlıkların şirketlere yansıtılması ile birlikte, topluluk içindeki şirketlere davacıların da içinde bulunduğu bir kısım pay sahiplerince 40'ı aşkın dava açıldığını, ayrıca davacıların, hisse yapısı bakımından çoğunlukta oldukları şirketlerde de yıllardır yönetim kurulunda yer alan müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı ...'ı 2018 yılından itibaren yönetim kurulu dışında bıraktıklarını, böylece ... Şirketler Topluluğu içinde yer alan ... ... Anonim Şirketinde, ... Çimento Anonim Şirketinde, ... Anonim Şirketinde, ... Anonim Şirketinde, ... Anonim Şirketinde ve ... Anonim Şirketinde davacıların ya da birinci derece kan ve sıhri hısımları veya hakimiyetleri altında çalışan profesyonelleri yönetim kurulu üyesi seçtiklerini, davacıların çoğunluk sağlayamadıkları şirketlerde ise azınlık haklarını adeta çoğunluğa tahakküm aracı haline getirmeye başlamak suretiyle kişisel husumetlerini şirketler üzerinden ve şirkete karşı açtıkları bu davalarla yürütmeye başladıklarını, bu davanın da, kanaatlerince müvekkili şirket yönetimini ve diğer grup şirketlerini yıldırmak amacıyla açılan davalardan biri olduğunu, çeşitli mahkemelerde topluluk şirketleri aleyhine açılmış genel kurul iptal davalarının da bulunmakta olduğunu, bu kötü niyetli davalar ile şirketin çalışamaz hale getirildiğini, davacıların, dava konusu genel kurul toplantısında gündemin 3 numaralı maddesi kapsamında alınan bilanço ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, yönetim kurulunun faaliyetlerinin hukuka uygun olduğu gibi, hazırlanan bilanço ve kâr/zarar hesaplarının da gerçeği yansıtmakta olduğunu, faaliyet raporunun usulüne uygun olarak hazırlandığını, davacıların bu iddialarına herhangi bir dayanak göstermedikleri gibi, kanunun hangi faaliyet sonucu ne şekilde ihlal edildiğini veya faaliyet raporunun tanziminde usule ne gibi bir aykırılığın bulunduğunu da somut bir biçimde ortaya koyamadıklarını, iddialarını ispat edemediklerini, davacıların bütün muhalefetlerine rağmen ... yönetim kurulu başkanı olarak seçiliyor ve diğer yönetim kurulu üyelerini seçtirebiliyor ise, bu halde hakimiyetin olduğu ortada olduğunu ve bu durumun madde gerekçesinde de belirtildiği üzere geniş yorumlanması gerektiğini, şirketler topluluğu düzenlemelerinin şirket pay sahiplerini ve alacaklıları daha koruyucu ve elverişli hükümler içermekte olduğunu, şirketler topluluğu hükümleri gereğince, pay sahiplerine daha fazla bilgi veren bağlılık raporu da hazırlandığını ve pay sahiplerinin dikkatine sunulduğunu, topluluk şirketi olmanın en tabii sonucu olarak hazırlanan finansal tabloların bu esaslara göre düzenlenmesi ve bağlılık raporunun oluşturulması karşısında ise bu amaçla hazırlanan faaliyet raporu ile bağlılık raporunun hukuka aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceğini, şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemelerin, şirketteki azlık pay sahiplerini koruyucu hükümler içermekte olduğunu, müvekkili şirketin her seferinde bağlılık raporları düzenleyerek müvekkili şirketle diğer grup şirketleri arasındaki ilişkileri ortaklarına açık bir şekilde beyan etmekte olduğunu, fazladan bilgiden dahi davacının şikayet etmesinin üzüntü verici olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana nasıl yönetildi ise, aynı şekilde yönetilmeye devam edilmekte olduğunu, davacıların davalı şirkette geçmiş yıllarda yönetim kurulu üyelikleri yaptıkları dönemlerde müvekkili şirket nasıl yönetilmiş ise, bugün de aynı şekilde yönetilmekte olduğunu, sonuç olarak davacıların, her ne kadar faaliyet raporunun usulüne uygun hazırlanmadığını ve yönetim kurulunun faaliyetlerini kanunun aradığı şekilde yürütmediğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde yer verilen hususların hayali birtakım senaryoların ötesine gidememekte olduğunu, finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlandığını ve gerçeği yansıtmakta olduğunu, matrah ve vergi hesaplamalarının ilgili mevzuata uygun olduğunun tam tasdik raporunda tespit edildiğini, müvekkili şirketin gerçekleştirmiş olduğu tüm hizmet satışlarının hukuka uygun olduğunu, şirketler arasındaki bütün faturalarında geçmiş yıllarda olduğu gibi kararlaştırılmış olan mutabakat çerçevesinde yapılmakta olduğunu, her sene başında hizmet verilen şirketlere bütçe bildirim yazılarının gönderilmekte olduğunu, şirketler arasında bilgilendirme yapılmasa dahi uzun yıllara dayanan hizmet ilişkisinin holdingin kuruluşundan bu yana şirketler arasında ticari teamül haline geldiğini, bu kapsamda da şirketler topluluğu içindeki şirket arasında bir dayanışmanın söz konusu olduğunu, nitekim şirketler topluluğu içerisinde yer alan bu yöndeki birbir dayanışmanın da ne TTK'ya ne de VUK'a aykırı olmadığını, bu nedenle ortada hukuka aykırı bir uygulamanın da bulunmamakta olduğunu, davacıların, daha önce ikamet etmiş oldukları davalar kapsamında da haksız ve asılsız iddialarını ispat edemediklerini, davacıların huzurdaki dava bakımından önceki yıllarla farklılık göstermeyen aynı iddialarını somut biçimde ispatlayamadığı ve ortada herhangi bir zararın bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin 2019 mali yılı hedeflerine ulaştığını, bu kapsamda yönetim kurulunun hukuka aykırı veya açıklanamayan hiçbir faaliyetinin de bulunmamakta olduğunu, davacıların sorularına ise gerek kendilerine gönderilen cevabi ihtarnamede yer alan kapsamlı açıklamalar ve iletilen belgeler; gerekse de genel kurulda yönetim kurulu başkanı ... tarafından yapılan detaylı izahat çerçevesinde cevapların verildiğini, tüm bu sebeplerle müvekkili şirketin finansal tablolarının dürüst resim ilkesine riayet edilmesi suretiyle gerçek durumu yansıtacak biçimde düzenlediğinin ortada olduğunu, açıklanmayan veya saklanan herhangi bir harcamanın da bulunmamakta olduğunu, davacıların, gündemin 4 numaralı maddesi kapsamında alınan yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının iptali hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, genel kurul toplantısında ...'ın açık kanun hükmü uyarınca kendi ibrasında oy kullanmadığını ve ibra edilmediğini, buna karşın yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı ibra edildiği için ... ... Anonim Şirketi ve ... ANonim Şirketinin ibra edildiğini, nitekim yönetim kurulu üyelerinin ibrasının hep birlikte kurul olarak değil, her bir yönetim kurulu üyesi bakımından münferiden oylanmakta olduğunu, aksi düşünülse ...'ın pay sahipliğinden doğan oy hakkının kanunun amacına aykırı olacak şekilde sınırlandırılmasına sebebiyet vereceğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, davacıların, dava dilekçesinde yer verdiği Yargıtay kararlarında, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması hususu söz konusu olduğundan, ilgili kararların huzurdaki dava kapsamında emsal nitelikte olmadığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdindeki ... esas sayılı dosya kapsamında da mahkemenin gerekçeli kararında davacının ibraya yönelik iddia ve taleplerini reddettiğini, tüm bu gerekçeler ile genel kurulda gündemin 4 numaralı maddesi kapsamında alınan yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrası kararının iptalinin de söz konusu olamayacağını, davacıların, gündemin 5 numaralı maddesi kapsamında alınan yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin kararın iptali hakkındaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, bu şirketler grubu içinde bulunan çok sayıda şirketin aynı yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetilmekte olduğunu, bu nedenle yıllardır süregelen uygulama gereğince, diğer grup şirketlerinde de faaliyet için karar alınmakta olduğunu, davacıların hissedar olarak çoğunlukta bulundukları grup şirketlerinde de aynı kararların benzer şekilde alınmakta olduğunu, öncelikle bir grup şirketinde aynı amaçla bu karar alınırken, müvekkili şirketin de bu kararın alınmasına davacıların itiraz etmesinin çelişkili işlem yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bir topluluk ilişkisi içerisinde birden çok yönetim kurulunda yer alan bir kişiye çifte temsil izni verilmesi ve rekabet yasağının kaldırılmasının hem topluluk bünyesinde yıllardır süregelen bir işleme müsaade edilmesi ve hem de bu hususun kişisel nitelikte bir işlem olmadığını, oydan yoksunluk iddiasının dinlenemez nitelikte olduğunu, tüm bu nedenlerle her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle davacılardan teminat istenilmesin; söz konusu teminat miktarının müvekkil şirketin sektördeki yeri, işlem hacmi, piyasadaki değeri ve itibarı gözetilerek belirlenmesini ve davanın tümüyle esastan reddini talep etmiştir.
Dava, ticari şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Mahkememizce davalı şirketin ticaret sicili kayıtları, 26/03/2020 tarihli 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısı tutanağı, 04/05/2020 tarihli 2019 yılı ertelenen genel kurul toplantısı tutanağı ile hazirun cetveli, muhalefet şerhleri, toplantıda alınan kararlar ve davet ilanları, .... Noterliğinin 13/04/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, .... Noterliğinin 29/04/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, faaliyet ve bağlılık raporları, 29/01/2020 tarihli revize özel denetçi raporu, e-mail yazışmaları, şirketlerin ortaklık yapılarına ilişkin tablo, şirket yönetim kurullarına ilişkin tablolar, 2019 mali yılına ilişkin tam tasdik raporu, şirket bütçe bildirim yazıları, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir ..., ekonomist ve mali müşavir ... ve özel hukuk öğretim üyesi Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden 07/08/2021 tarihli rapor ve 24/03/2022 havale tarihli ek rapor; iktisat-ekonometri uzmanı ve yeminli mali müşavir Prof. Dr. ..., iktisat-ekeonometri uzmanı Prof. Dr. ... ve ticaret hukuku öğretim üyesi Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden 02/02/2023 tarihli rapor; mali müşavir ..., muhasebe finansman öğretim üyesi Prof. Dr. ... ve özel hukuk uzmanı Prof. Dr. ...'dan bilirkişi heyetinden 13/12/2023 tarihli rapor temin edilmiştir.
Davacılar tarafından, davalı şirketin erteleme nedeniyle 04/05/2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında alınmış,
- Gündemin (3). Maddesi uyarınca, 2019 yılına ait şirket bilançosu ve kar zarar hesaplarının oyçokluğu ile onaylanması kararının,
- Gündemin (4). Maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyeleri ... Enerji ve ... A.Ş.'nin oyçokluğu ile ibrası kararının,
- Gündemin (5). Maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesi kararının batıl olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi talep edilmektedir.
Genel kurul toplantısı (3) nolu maddesi gereğince "2019 yılına ait şirket bilançosu ve kar zarar hesaplarının oyçokluğu ile onaylanması kararı" yönünden yapılan incelemede;
Genel kurul toplantısı (3) nolu gündem maddesi ile, 2019 yılına ait şirket bilonçosu ve kar zarar hesaplarının "11.490 adet karşı oya karşılık, 62.616 adet kabul oyu alınarak, oy çokluğu onaylanmasına karar verildiği görülmektedir.
Dava konusu Gündemin (3). maddesi uyarınca, 2019 yılına ait şirket bilançosu ve kar zarar hesaplarının oyçokluğu ile onaylanması kararına ilişkin davacı; yönetim kurulunun faaliyetlerini kanunun aradığı şekilde yürütmediği, kanuna uygun yürütülmeyen faaliyetler sonucunda ortaya çıkan bilanço ve kar/zarar hesaplarının müvekkillerin ve diğer azınlık hissedarların tüm itirazlarına rağmen, reddilmesi gerekirken aynı zamanda çoğunluk hissesine sahip olan yönetim kurulu başkanının oyları ile bilanço ve hesapların onaylandığı, faaliyet ve bağlılık raporlarındaki fiili ve hukuki duruma aykırılıklara ve hakim şirket iddialarına dair itirazlar belirtildikten sonra; ... Holding A.Ş.'nin grup şirketlerine düzenlediği hizmet faturalarının 2019 yılına da fiili hizmet saatine göre mi düzenlendiği yoksa bu uygulamadan vaz mı geçildiğinin açıklanması, sene başında öngörülen masrafları ve bu masrafların üzerine % 1 kârın, 7 şirkete hangi esaslara göre dağıtıldığı, dağıtımın şirketlere verilen hizmete göre mi yoksa şirketin gelirlerine göre mi gerçekleştiğinin açıklanması, belirlenen hizmet bedellerinin tespitinde piyasa araştırması yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa paylaşılması yapılmadıysa emsallerinin ne şekilde belirlendiğini açıklanması, şirkette kaç üst düzey yönetici olduğu, bunların şirket içindeki ünvanları ve bu kişilere sağlanan menfaatler ile birlikte verilen ücretlerin detaylı olarak açıklanması, bağlılık raporu ile gelir tablosunda gösterilen satış rakamları arasındaki farkın nedeninin açıklanmasını talep etmektedir.
Dosya kapsamına davalı tarafça sunulan bilgi ve belgelerden, davalı şirket ile ... arasında 01/11/2018 tarihinde imzalanan kontratı ile ... Cad. No:38, ... adresindeki 7 katlı binanın 3.440,60 m2'si davacı şirket tarafından kiralandığı görülmektedir. Davalı vekilince 15/09/2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan 4 nolu protokol ile kiralık alan tablosunda şirketlerin ne kadarlık alanı kullandıklarının imza altına alındığı anlaşılmaktadır. Aynı şekilde dilekçe ekinde davacı şirket ile ... A.Ş., ... ... Merkezi A.Ş., ... İnşaat A.Ş., ... Gayrimenkul A.Ş., ... .. A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Ltd.Şti., ... A.Ş. arasında aynı adreste kullanım alanlarına göre kira sözleşmeleri yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 01/01/2019-31/12/2019 dönemi faaliyet raporu 19. maddesinde, "Davalı şirketin hakim ortak ... nedeniyle Türk Ticaret kanununun tanımladığı topluluk şirketi hüviyetinde olduğu” ifade edilmiştir. Faaliyet raporu 20.maddesinde ise “ şirket topluluk şirketleri "ilişkili şirketler” ile ilişkilerinde maliyet artı kâr yöntemine göre bütçe giderlerini fiili hizmet verdiği şirketlere danışmanlık faturası düzenlemektedir. Ayrıca Kasım 2018 döneminden başlamak üzere ... binasının kullanım ve yönetimi ... A.Ş.'nden devralınarak karşılaştırmalı fiyat (emsal fiyat) üzerinden yapılan kira sözleşmelerine göre şirketlere kira faturaları düzenlenmektedir.”
2019 yılı bağlılık raporunda ise 2.4.2 maddesinde 01 Ocak- 31/12/2019 tarihleri arası satışlar;
İlişkili taraflarla olan işlemler;
... A.Ş. 5.947.581,73-TL,
... Yapı İnşaat A.Ş. 264.628,91-TL,
... İnşaat San.A.Ş. 203.275,13-TL,
... Enerji A.Ş. 8.263,92-TL,
... Üretim A.Ş. 3.685.880,90-TL,
... Üretim A.Ş. 5.600,00-TL
... A.Ş. 6.223,92-TL
2.5.2 maddesinde ise ilişkili şirketlerle verilen hizmetlerin yazılı olduğu görülmektedir.
Aynı maddede “ ... Holding A.Ş. topluluk şirketi kavramına uygun olarak yukarıdaki hizmetleri ilişkili şirketlerde topluluk menfaatleri doğrultusunda maliyet + kar yöntemi ile hizmet vermektedir.” Sonuç itibariyle ilişkili firmalar ile davalı şirketin faturaya konu ettiği hususlar faaliyet raporunda belirtilen kira ilişkisi ve bağlılık raporunda belirtilen danışmanlık ve personel outsource hizmeti olduğu anlaşılmaktadır.
Tarafların beyanlarından, bu faturaların kayıtlara alınıp alınmadığı noktasında tereddüt bulunmamakla birlikte davacı taraf faturalardaki hizmetlerin hesaplanma biçimi, hizmetin verilip verilmediği, verildi ise açıklanması gerektiğine itiraz edilmektedir.
Dosya kapsamında temin edilen 13/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile, davalı şirketin Kurumlar Vergisi beyannamesinde beyan edilen brüt satışlarının 9.772.351,25-TL olduğu, bu satışların hangi hizmetlerden oluştuğu tespit edilmiştir. Yine davalı tarafça sunulan veriler üzerinden ilişkili taraflarla yapılan işlemlere ilişkin tablo düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında, davalı şirketin ilişkili şirketlere sunmuş olduğu hizmetlerden dolayı sözleşme olmadığı görülmektedir. Bina katılım payı, bina yönetim payı, destek hizmet katılım payı, yansıtma bedeli faturaların kayıtlarda yer aldığı ve sözleşmenin olmamasının tek başına bu hizmetlerin ifa edilmediğine karine teşkil etmesinin de mümkün olmadığı açıktır. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 12.nci maddesine göre sözleşmelerde şekil şartı bulunmamaktadır. Kanunda kendisi için bir şekil kuralının öngörülmediği bir sözleşmenin taraflarca sözlü, yazılı veya resmi şekilden herhangi birinin tercih edilmesi suretiyle yapılması mümkündür. Bilirkişi raporu ile, ... Holding A.Ş.'den alındığı ifade edilen hizmetlerin gerçekte verilmediği iddiasını destekler bir veriye dosya ve incelenen belgeler kapsamında rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Bu hizmetlerden kaynaklı ticari ilişkinin uzunca bir süredir aynı şekilde devam ettiği ticari kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda kesilen faturalara muhatap şirketlerce itiraz edilmeyerek fatura muhteviyatının da kabul edildiği sabittir. Bu doğrultuda fatura konusu hizmetlerin verilmiş olduğunu söylemek mümkünken; fatura konusu hizmetlerin alınmadığına yönelik bir delil ve emareye rastlanılmamış olup, bu iddiaların ispat edilemediği kanaatine ulaşılmıştır. Davalı şirketçe yapılan satışlarda fiyatlandırmanın emsallerine uygun yapılıp yapılmadığına ilişkin olarak, davalı şirketin 2019 Yılı YMM Tam Tasdik Raporu'nun “7)Transfer Fiyatlandırması” başlıklı bölümünün son paragrafında da benzer şekilde, “transfer fiyatının emsallere uygunluğunun ortaya konabilmesinin bir takım karşılaştırılabilirlik analizleri yapılmasını gerekli kıldığı, bu bağlamda ayrı uzmanlık alanları itibarıyla inceleme yapılması ya da Mali Bakanlığınca sunulu bir veri tabanının bulunmaması gibi nedenlerle yasal defterlerde yer alan kayıt ve belgelerle sınırlı olarak tespit yapılabilmesinin olanaklı bulunmadığı” açıklamalarına yer verilmiştir. Genel kurul kararının iptaline ilişkin olan davada böyle bir emsal araştırılmasına ve kıyaslama yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu durum nedeni ile davalı şirketin 2019 yılı Finansal Tablolarının gerçeğe uygun olmadığının ileri sürülemeyeceği açıktır. Zira, ödemeler ve faturalar birbiri ile uyumludur ve finansal tablolara da doğru şekilde yansıtılmıştır. Fiyatlandırmanın emsallerinden fazla veya az olması finansal tabloların gerçeğe uygunluğu ile ilgili bir konu olmayıp ancak şirketin kötü yönetimi ve yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin bir davanın konusu olabilecektir. Transfer fiyatlandırmasının emsallerinden yüksek olduğu ve şirketin bu şekilde zarara uğratıldığı iddia ediliyor ise; bu şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin bir davada tartışılacak türden bir ihtilaftır. Fiyatın emsallerinden yüksekliği veya düşüklüğü finansal tabloların gerçeğe aykırı olduğunu gösteren bir unsur değildir. Başka bir anlatımla transfer fiyatlandırması muhasebe standartlarına ve tevsik edici kayıtlara uygun şekilde finansal tablolara işlenmiştir ve gerçeği yansıtmaktadır. Şayet bu fiyatlandırma emsallerinden yüksek ise yöneticinin kusuru ile şirket zarara uğratılmış olabilir ve bu durumda sorumluluk davası gündeme gelebilir. Bu husus, finansal tabloların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ile ilgili değildir. Yine davalı şirketçe ilişkili taraf konumundaki şirketlere düzenlenen faturaların büyük bir ağırlıkta iki şirket özelinde toplanması da tek başına 2019 yılı finansal tablolarının gerçeğe uygun olmadığını gösteren bir husus olarak kabul edilemeyecektir. Gündemin (3). maddesi uyarınca, 2019 yılına ait şirket bilançosu ve kâr zarar hesaplarının oyçokluğu ile onaylanması kararına ilişkin davacının, ilişkili şirketlerden fatura konusu hizmetlerin alınmadığı, bu hizmetlere ilişkin fiyatların ve transfer fiyatlandırmalarının emsallerinden fazla olduğu, yazılı sözleşmelerin bulunmadığı şeklindeki iddialarının, finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı iddiası ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu iddialar gündemin 3 nolu maddesinin onaylanmasına ilişkin kararın iptali gerekçesi olmaktan ziyade şirketin iyi yönetilmediğine yönelik iddialar niteliğinde olup, ancak şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin bir davanın konusu olabilecektir. Zira yapılan mali incelemelerde dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde finansal tabloların muhasebe esaslarına, fatura ve alt kayıtlara, dayanak belge ve işlemlere uygun olduğu ve gerçeği yansıttığı görülmektedir. Bu itibarla, temin edilen 13/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporundaki tespitler de dikkate alınarak, davalı şirketin finansal tablolarından şirketin malvarlığı, borçları, yükümlülükleri, öz kaynakları ve faaliyet sonuçlarının anlaşılabilir nitelikte olduğu, finansal tabloların davalı şirketin niteliğine uygun olduğu, 2019 yılı bilanço kar/zarar hesaplarının gerçeği yansıttığı, bu minvalde finansal tabloların, bilanço kar/zarar hesaplarının dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlandığı ve gerçeği yansıttığı, dolayısı ile gündemin (3.) üçüncü maddesi uyarınca 2019 yılına ait şirket bilançosu ve kar-zarar hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararına ilişkin iptal ve butlan koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak, bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.
Genel kurul toplantısı (4). maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyeleri ... ... A. Ş. ve ... A.Ş.'nin oyçokluğu ile ibrası kararı yönünden yapılan incelemede;
Genel kurul toplantısı (4) nolu gündem maddesi ile; yönetim kurulu üyeleri ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin, 11.490 adet karşı oya karşılık, 62.616 adet kabul oyu alınarak, oy çokluğu ile ibra edilmesine, yönetim kurulu başkanı ... kendi ibrasında oy kullanmadığı için 11.490 adet ret oyu ile ibra edilmemesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına alınan genel kurul hazirun cetveli ile pay defterinin incelenmesinden, davalı şirketin toplam hisse sayısının 74.106 olduğu, davalı şirkette yönetim kurulu başkanı da olan ...'ın 62.616 adet, ...'nin 3.926 adet, ...'nin 1.819 adet, ...'in 3.926 adet, Rasim Sengir'in 1.819 adet hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan genel kurul 4 nolu gündem maddesi ile, yönetim kurulu üyeleri ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin, 11.490 adet karşı oya karşılık, ...'ın 62.616 adet kabul oyu ile, oy çokluğu ile ibra edilmesine karar verildiği görülmektedir. Yine genel kurulun ibraya ilişkin 4 nolu gündem maddesinde, yönetim kurulu başkanı olan ...'ın, kendi ibrası ile ilgili olarak yapılan oylamada oy kullanmadığı ve bu nedenle ibra edilmediği, ancak ...'ın, diğer yönetim kurulu üyeleri ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin ibrasında oy kullandığı ve ...'ın çoğunluk oyu ile, söz konusu yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine karar verildiği görülmektedir.
6102 Sayılı TTK'nun 436/2. maddesi; "Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hükmünü içermektedir.
Söz konusu madde hükmü dikkate alındığında, şirket yönetim kurulu üyelerinin, sadece kendi ibrala kararlarında değil, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrası kararlarında da oy kullanamayacakları anlaşılmaktadır(Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2023 tarih ve 2021/5810 E., 2023/582 K. Sayılı ilamı).
6102 Sayılı TTK 436/2. maddesi hükmü dikkate alındığında, aynı zamanda şirket yönetim kurulu başkanı olan ve 62.616 adet oya sahip ...'ın, diğer yönetim kurulu üyeleri olan ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin ibrasında oy kullanamayacağı açıktır. ...'ın diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanmaması halinde, mevcut diğer oylarla, ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin ibrasına karar verilemeyeceği ortadadır. Bu itibarla, 6102 Sayılı TTK'nun 436/2. maddesine aykırı olarak, yönetim kurulu başkanı ...'ın diğer yönetim kurulu üyeleri olan ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş.'nin ibrasında oy kullandığı, bu hususun bir iptal sebebi olduğu sonucuna varılarak, davalı ... A. Ş.'nin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemi 4. maddesi ile alınan (yönetim kurulu üyeleri ... ... A. Ş. ile ... A. Ş.'nin ibrası) kararın iptaline karar verilmiştir.
Genel kurul toplantısı (5). maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK'nın 395 ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesi kararının batıl olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi talebi yönünden yapılan incelemede;
Genel kurul toplantısı (5) nolu gündem maddesi ile; 11.490 adet karşı oya karşılık, 62.616 adet kabul oyu ile, oy çokluğu ile Yönetim Kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine T.T.K.'nın 395. ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği gibi, dosya kapsamına alınan genel kurul hazirun cetveli ile pay defterinin incelenmesinden, davalı şirketin toplam hisse sayısının 74.106 olduğu, davalı şirkette yönetim kurulu başkanı da olan ...'ın 62.616 adet, ...'nin 3.926 adet, ...'nin 1.819 adet, ...'in 3.926 adet, Rasim Sengir'in 1.819 adet hisseye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan genel kurul 5 nolu gündem maddesi ile, yönetim kurulu üyelerinin, 11.490 adet karşı oya karşılık, ...'ın 62.616 adet kabul oyu ile, oy çokluğu ile şirket konusu işlerle iştigal etmelerine T.T.K.'nın 395. ve 396. maddeleri gereğince müsaade edilmesine karar verildiği görülmektedir.
6102 Sayılı TTK'nun 395. maddesi; "(1) Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.
(2) (Değişik: 26.06.2012 / 6335 – 17 md.) Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Aksi hâlde, şirkete borçlanılan tutar için şirket alacaklıları bu kişileri, şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları için doğrudan takip edebilir.
(3) 202 nci madde hükmü saklı kalmak şartıyla, şirketler topluluğuna dâhil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilirler.
(4) Bankacılık Kanununun özel hükümleri saklıdır." hükmünü içermektedir.
Yine 6102 Sayılı TTK'nun 396. Maddesi de; "(1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.
(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir.
(3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.
(4) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır." hükmünü içermektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 395'nci maddesi yönetim kurulu üyelerine şirketle, şirketin konusuna giren bir işlemi kendi adına ve başkası hesabına yapmasını yasaklamaktadır. Bu yasağın amacı, yönetim kurulu üyelerinin yetki ve görevlerini kötüye kullanmalarını ve böylece şirketin zarara uğramasını engellemektir. Bir başka anlatımla bu yasakla amaçlanan, şirketi temsil ve idareye yetkili yönetim kurulu üyelerinin doğrudan veya dolayısıyla şirketle, iştigal konusuna giren bir işlem yaparak şirketi zarara uğratmaları ihtimalinin önlenmesidir. TTK'nın 396'ncı maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin şirketle rekabet etme yasağı düzenlenmiştir. Buna karşılık, her iki yasağın da genel kurulun izni ile kalkması mümkündür.
6102 Sayılı TTK'nun 436/1. maddesi; " Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz." hükmünü içermektedir.
Söz konusu madde hükmü dikkate alındığında, pay sahibi olan yönetim kurulu üyesinin, kendisiyle ilgili kararda oy hakkından yoksun olmakla birlikte diğer yönetim kurulu üyeleriyle ilgili kararlarda oy kullanabileceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda şirketin yönetim kurulu başkanı ve pay sahibi ...'ın TTK md. 395 ve 396. maddelerindeki yasağın kaldırılmasına ilişkin oylamada kendisi hakkında oy kullanması mümkün bulunmamaktadır. Gündemin (5). maddesi ile alınan karar bakıldığında, şirkette 62.616 adet hissesi ve bu sayıda oy hakkı bulunan ...'ın, kendisi ile ilgili olarak alınan kararda oy kullandığı ve ...'ın oyu ile kararın oy çokluğu ile alındığı anlaşılmaktadır ...., kendisi hakkında alınan kararda oy hakkından yoksun bulunduğundan, kendi katılımı ile alınan karar iptal edilebilir nitelikte bulunmaktadır. Ancak yönetim kurulu başkanı da olan ... diğer yönetim kurulu üyeleri olan ... ... A.Ş., ile ... ve Ticaret A.Ş. İle ilgili olarak alınan kararda oy kullanabileceğinden, bu yönetim kurulu üyeleri bakımından alınan kararlar yönünden butlan veya iptal şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davalı ... A. Ş.'nin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemi 5. maddesi ile alınan (yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin) yönetim kurulu üyesi ...'ın, şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin kararın İPTALİNE, yönetim kurulu üyeleri ... ... A. Ş. ile ... A. Ş.'nin, şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin kararın iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;
-Davalı ... A. Ş.'nin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemi 3. maddesi ile alınan (2019 yılına ait şirket bilançosu ve kâr zarar hesapları) kararın iptali talebinin REDDİNE,
-Davalı ... A. Ş.'nin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemi 4. maddesi ile alınan (yönetim kurulu üyeleri ... ... A. Ş. ile ... A. Ş.'nin ibrası) kararın İPTALİNE,
-Davalı ... A. Ş.'nin 04/05/2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı gündemi 5. maddesi ile alınan (yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin) yönetim kurulu üyesi ...'ın, şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin kararın İPTALİNE, yönetim kurulu üyeleri ... ... A. Ş. ile ... A. Ş.'nin, şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin kararın iptali talebinin REDDİNE,
2- Kararın kesinleşmesi halinde TTK'nın 450. maddesi uyarınca gerekli ilan ve işlemlerin davalı şirket yönetimince yapılmasına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60-TL harçtan, davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2‬0-TL harcın, davanın kabul-red oranına göre belirlenen 230,66-TL'sinin davacılardan; 142,54‬-TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacılar tarafından yapılan 54,40-TL başvurma harcı, 8.250‬,00-TL bilirkişi ücreti ve 713,5‬0-TL posta gideri olmak üzere toplam 9.017,9‬0-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre belirlenen 3.005,96-TL'sinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine; kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 12.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 100,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 12.100,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranına göre belirlenen 8.066,66-TL'sinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine; kalan kısmın davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine,
8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacılar tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; Taraf vekillerinin yüzlerine karşı , gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
29/02/2024

Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır