WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL 8. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2020/229 Esas
KARAR NO:2024/322

DAVA:Alacak
KARŞI DAVA:İstirdat
DAVA TARİHİ:24/04/2013
KARAR TARİHİ:26/03/2024

Taraflar arasındaki dava ve karşı davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı karşı davalı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı aleyhine kambiyo evraklarına mahsus takip yolu ile .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattığı takip dayanağı poliçelerin 12/04/2000 düzenleme 12/04/2002 vadeli 50.000,00 DM(Alman Markı) bedelli 12.04.2000 düzenleme 12.04.2002 vadeli 11.000,00 DM bedelli, 25/05/2000 düzenleme 25/05/2002 vade tarihli 100.000,00 DM bedelli 25/05/2000 düzenleme 25/02/2002 vade tarihli 25.000,00 DM bedelli olduğunu toplam 4 adet olduğunu davalının takip dayanağı poliçelerde muhatap lehine aval veren olduğunu davalı 16/07/2010 tarihinde tebligatın usulsüz olduğunu poliçe aslının kasada olmadığı ve takibin zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile icra mahkemesine şikayyet bulunduğunu mahkeme şikayetin reddine karar verdiğini bu kararın üzerine davalının kararı temyiz ettiğini temyiz sonucunda bozma kararının yerel mahkemenin davalının davasının kabulüne ve takibin geri bırakılmasına karar verildiğini, kambbiyo evraklarının zamanaşımına uğramış olsa da taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacak zamanaşımına uğramadığını İİK 71/2 maddesinin atfıyla İİK 33/a-2 maddesi İİK 33/a-2 md "Alacaklı icranın geri bıkakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliginden sonra zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açılabilir olduğunu aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder hükümün amiridir olduğunu, müvekkilinin 12/04/2000 tarihli ve 25/05/2000 ortaklık sözleşmeleri ile poliçe borçlusu merkezi Berlinde bulunan ... şirketine sessiz ortak olarak katıldığını bu ortaklık sözleşmesinin 22. Maddesi uyarınca sermaye ödediğini müvekkili 12/04/2000 düzenleme tarihli ortaklık sözleşmesinin 4. Maddesinde sessiz ortaklık tarihinin 12/04/2002 tarihinde sona erdiğini ortaklığın fesih edilmediği taktirde 1 yıl uzayacağı maddesi olduğunu ... yrılma tarihinden sonraki 2 hafta içinde sessiz ortağa kar pay.arını ve ortaklık payını geri öder hükmünü içerdiğini müvekkili şirketin 12/04/2002 ve 25//05/2002 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını ve isteğini ... tarafından kabul edildiğini müvekkiline ortaklık katılım payı ve kar payı olarak takip dayanağı poliçelerin verildiğini iş bu poliçelerin arkasına davalı muhatap lehine aval veren olarak imza attığını davalının ... şirketinin yetkilisi ve Türkiye de de ... Holdingi şahıs işletmesi altında faailet gösterdiğini poliçclerin ödenmemiş olduğunu içcra takibine konu edildiğini temel ilişkiye dayanan alacağın zamanaşımına uğramadığını müvekkili ile borçlu arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın tespitini .... İcra Hukuk mahkemesinin ... sayılı kararı ile durmuş olan .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin devamına Alacağın %20 aşağı olamamak üzere davval aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve ücreti vekaleti karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
S A V U N M A /
Davalı karşı davacı vekilinin cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Davacının talebinin esasen takibin devamına yönelik olup bu nedenle davanın itirazın iptali davası niteliğnde olduğunu, takibin devamına karar verilemeceğıini takibin devamına karar verilebilmesi için ortada ilamsız bir takip olmasının ve vaki itiraz nedeniyle takibin durmuş bulunması gerektiğini somut olayda ilamsız takipde olmadığını itiraz da olmadığını takibin durmadığını mevcut kambiyo senetlerine mahsus takip mahkeme kararıyla geri bırakıldığını ve bu karar dereceatten geçerek kesinleştiğini davacının iş alacak davası açması alacağına ilişkin hüküm almak ve ondan sonra hükmü icra vermesi gerektiğini somut olayda davacının takibin devamını istediğini davacı tarafın iş bu davada alacaklı olduğu şirketle arasında temel ticari ilişkiye dayandığını belirtilmekte olduğunu ancak davada temel ilişkinin asıl tarafı olan ... şirketinin davalı olarak gösterilmediğini müvekkilinin senet üzerindeki imzasının şahsi bir imzası olmadığını ... holdign kaşasının üzerini imzladığını müvekkilinin temel ilişkiye kefil olduğu farz edilse bile senetlerinin vade tarihininin 2002 olduğunu ve 10 yıllık sürenin geçmiş olduğunu kambiyo hukuku ile ilgili 3 yıllık ve temel ilişki ile ilgili 10 yıllık zaman aşımı süreleerinin geçmiş bulunduğunu davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın icra dosyası üzerinde müvekkilinin evinden haciz yaptırarak muhafaza altına aldığını bu süreç sırasında yargıtay sonucunun beklenmesi işin sonunda haksız çıkabileceklerini ikaz ettiklerini halen müvekkilinin evinden haczedilerek satış yoluyla davacı vekilince alınan menkul malların davacı vekilinde bulunduğunu yapılan haciz işlemi haksız ve hukuka aykırı olduğunu haczedilen malların parasal değerinin davacıdan tahisili ile bu kaleme mahsuben 1.000,00 TL tazminat talep ettiği bunun yanı sıra müvekkilinin davacı tarafa haciz baskısı altında 4.000,00 TL ödeme bulunduğunu bedelin istirtanı talep ettiğini fazla ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL kısmın istirdadına karar verilmesini asıl davanın reddini %20 tazminata mahkumiyetine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiğini savunmuştur
G E R E K Ç E /
Mahkememizce 2014/495 esas ve 2018/157 karar sayılı 06/03/2018 tarihli kararı ile, "Dava konusu uyuşmazlık, kök ilişki çerçevesinde takip hukuku açısından kesintiye uğrayan takibe konu senetlerin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve bunun tespiti ile takibin devamına karar verilip verilemeyeceği, karşı dava açısından ise davalının ödediği miktarı istirdat edip edemeyeceği ve icra işlemleri nedeni ile haksız işlemden kaynaklanan bir tazminat alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Takibe konu senetler 12/04/202 vadeli 50.000 DM bedelli , 12/04/202 vadeli 11.000 DM bedelli , 25/05/202 vadeli 100.000,00 DM bedelli ve 25/05/202 vadeli 25.000,00 DM bedelli senetler olup ... adına keşideli muhatabı ... olan ve ... Holding şirketinin aval imzasının bulunduğu poliçelerdir.
Poliçelerin kambiyo evrakı vasfını yitirdiği anlaşılmaktadır.
... Holding A.Ş. Nin iflas halinde olduğu sicil kayıtları ile sabittir.Davalı bu şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanıdır.
Almanyada mukim ... firmasının hakim ortağı yine davalıdır.
Davacı Almanya'da kurulu ... şirketine sessiz ortak olarak katılarak borç verdiğini ve karşılığında takibe konu poliçelerin verildiği hususu tartışmasızdır.Poliçelerde davalı hem muhatap hem de aval verenin temsilcisi olarak senetleri imzalamıştır. Davalı bu senetleri " şirket müdürü" sıfatı ile imzaladığı nedenle kök ilişkide sorumluluğu devam etmektedir.Kambiyo hukukundan kaynaklı takip imkanı yönünden zamanaşımı sözkonusu ise de; kök ilişki ve alacak açısından zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Davacı şirkete verdiği parayı geriye alamamış olmakla ; alacaklının şirket ortağına TTK 553 madde uyarınca başvuru hakkı mümkün olduğu gibi ; şirketin hakim ortağı olan davalının tüzel kişilik perdesinin arkasında gizlenmiş bir şahsi sorumluluğundan da sözetmek mümkündür.
Tüzel kişi ile bu tüzel kişiliği oluşturan kişilerin malvarlıkları arasında ayrılık prensibi geçerli olmakla birlikte hakkın kötüye kullanımı durumu sözkonusu olduğunda bu perde aralanarak ayrılık prensibinin istisnası olarak birlikte sorumluluk sözkonsu olmakta ve buna yargı sistemi ve içtihatlar cevaz vermektedir.
Bu hukuki kabule göre yaptırılan muhasebe hesabına göre senetlerin Alman Markı olarak düzenlendiği ve Alman Markından Euro kuruna zorunlu tahvil nedeni ile senetbedellerinin 95.100,00 Euro olduğu , protesto süresi sonundan takibe kadar geçen süre için hesaplanan faiz toplamının 6.472,02 Euro olduğu hesaplanmıştır.
Açıklanan gerekçelerle; asıl dava yerinde görülmüş ve karşı dava açısından ödeme bir borcun ödenmesi niteliğinde olup istirdat talebi yerinde görülmediğinden ve yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/1421 esas ve 2020/170 karar sayılı 13/02/2020 tarihli kararı ile, "HMK' nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Asıl Dava; Davacı ile davalı/borçlu arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın tespiti, ... İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/35 Esas, 2012/506 Karar sayılı kararı ile durmuş olan ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinin devamına karar verilmesi istemine ilişkin olup Karşı dava ise; istirdat davasıdır.
Mahkemece, Ana davada: 1- Davanın KABULÜ ile alacağın zamanaşıma uğramamış olduğunun tespiti ile .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı yan itirazının kısmen iptali ile takibin 101.572,02 euro üzerinden takibin devamına ana alacak 95.100.00 Euro ya 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanmasına,Alacağın %20 nispetinde hesaplanan 47,773,00 TL icra inkar tazminatının davalı - karşı davacıdan alınıp, davacı - karşı davalıya verilmesine, Karşı davada: Karşı dava yerinde görülmediğinden reddine, karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
2004 Sayılı İİK.Madde 33/a - (Ek madde: 18/02/1965 - 538/18 md.) Maddesinde;'' İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır,'' hükmünün düzenlendiği,
Somut davada, ... İcra Müdürlüğünün (Kapanan .. 3 İcra Müdürlüğünün ) 2003/... Esas sayılı dosyası ile davacı/alacaklı ... tarafından borçlular ... ve ...'ye karşı 01/08/2003 tarihinde 12/04/2002 vadeli 50.000 DM. Bedelli poliçe, 12/04/2002 vadeli 11.000 DM. Bedelli poliçe, 25/05/2002 vadeli 100.000 DM. Bedelli poliçe, 25/05/2002 vadeli 25.000 DM. Bedelli poliçeden kaynaklı kambiyo senedine özgü icra takibi başlatıldığı, ... İcra Hukuk Mahkemesinde (Kapanan ... 1 İHM.) 16/07/2010 tarihinde İİK 33 Maddesi uyarınca takibin geri bırakılması davası açıldığı, Mahkemece 17/04/2012 tarihinde davanın kabulü ile davacı açısından takibin geri bırakılmasına karar verildiği,kararın Yargıtay 12 HD.nin 25/03/2013 tarih ve 2013/3571 Esas, 2013/11221 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmekle hükmün 25/03/2013 tarihinde kesinleştiği ve karar düzeltme talebinin reddine dair kararın Davacı ... vekiline 17/04/2013 tarihinde tebliğ edildiği ve somut davanın süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK.nın 137 Maddesinde;'' (1) Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe (Ek ibare: 07/06/2012-6325 S.K./35.md) veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
(2) Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez,'' hükmü düzenlenmiştir.
İDM.ce 13/11/2013 tarihli ön inceleme duruşmasında, asıl dava ile ilgili ön inceleme yapılıp asıl davadaki uyuşmazlığı,''Davacı yanca açılan itirazın iptali davasında ...nın takibe konu edilen senetlerden dolayı müvekkiline borçlu olduğu , kök ilişkinin zaman aşımına uğramadığı iddiasıyla takibin devamına davası açıldığı, davalı yanın savunmalarında davacı asıl ile davalının doğrudan bir akdi ilişkisinin olmadığını, senetlerin şirket adına ve şirket tüzel kişiliğini temsilen imzalandığını , ayrıca senedi düzenleyen şirketin kök ilişkinin de tarafı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir,'' şeklinde tespit edildiği halde asıl davada davacının '' temel ilişkiden kaynaklı alacağın tespiti ve takip içi zamanaşımı nedeniyle geri bırakılan icra takibinin devamına karar verilmesi,''şeklinde iki ayrı talebi olup, talebinin ne olduğu somut olarak açıklatılıp uyuşmazlığın tespit edilmediği ve karşı dava yönünden de ön inceleme duruşmasının yapılmadığı görülmüştür.
Yargıtay 19. H.D'nin 11/02/2013 tarih ve 2012/17374 E-2013/2497 K. Sayılı kararına göre: "Takip borçlusu davalının, icra mahkemesine başvurması üzerine icra mahkemesince zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle İİK 33/a maddesi uyarınca takibin geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda takip alacaklısı İİK 33/a maddesi uyarınca takibin zamanaşımına uğramadığının tespiti için genel mahkemede dava açabileceği gibi, temel ilişkiye dayanarak alacağın tahsili için de dava açabilir... davacıya öncelikle 6100 sayılı HMK’nun 31.maddesi uyarınca talebi açıklattırılıp, alacağın zamanaşımına uğramadığının tespitini mi, yoksa temel ilişkiye dayanarak alacağın tahsilini mi talep ettiği sorulduktan sonra uyuşmazlık karara bağlanmalıdır." Yargıtay kararında belirtildiği üzere, davacı alacaklının iki dava sebebine birden dayanması usulen mümkün değildir. Bu anlamda dava, ön inceleme duruşmasında belirlenen uyuşmazlık konuları ile sınırlı olarak değerlendirilmek gerekir.
Davalı -karşı davacı vekili İDM.ne verdiği dilekçelerde, Alman Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu ileri sürüp yetkisizlik talebinde bulunduğu, mahkemece bu itirazın değerlendirilmediği görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında, kambiyo hukukundan kaynaklı takip imkanı yönünden zamanaşımı sözkonusu ise de; kök ilişki ve alacak açısından zamanaşımı süresi dolmadığı belirtilmiş olup kök ilişkinin zamanaşımı süresinin kaç yıl olduğu,ne zaman başladığı yönünde bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Karşı dava yönünden ise mahkeme kararının gerekçesiz olduğu görülmüştür.
HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır.
HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. HMK'nın 353/1-a-6. maddesinde tarafların davanın esası ile gösterdikleri delillerin toplanmadan veya deliller değerlendirilmeden karar verilmiş olmasını inceleme yapılmadan kararın kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesi sebeplerinden saymıştır. Tarafların taleplerinin biri hakkında her hangi bir karar verilmemesi halini de bu madde kapsamında değerlendirmek gerekecektir.
Sonuç itibariyle, Davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 137 maddesi uyarınca asıl ve karşı dava yönünden usulüne uygun ön inceleme duruşması yapılıp asıl ve karşı dava yönünden uyuşmazlıklar tespit edilmeden, davalı-karşı davacının yetki itirazı karara bağlanmadan ve deliller değerlendirilmeden karar verildiğinden, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının Davalı - karşı davacının diğer istinaf sebepleri incelenmeden ve Davacı-karşı davalının istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeden kaldırılmasına ve davanın usulüne uygun şekilde yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
" gerekçesiyle mahkememizce verilen karar kaldırılmış ve dava dosyası yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiştir.
Mahkememiz İstinaf Mahkemesi kararı ile bağlı olduğundan İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda, davacı karşı davalı vekiline talebi açıklatılmış, mahkememizce gerekli inceleme, araştırma ve değerlendirmeler yapılmış, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmıştır.
Davacı karşı davalı vekili 29.09.2020 tarihinde uyaptan sunduğu dilekçesi ile, asıl dava bakımından, temel ilişkiye dayalı alacağın tespiti ve tahsilini talep ettiklerini, bu kapsamda 95.100,00 Euro alacağın 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca vade tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini bildirmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 27/07/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Dosya Mevcuduna Göre Yapılan Tespit Ve İncelemeler: 1) Ortaklık Sözleşmeleri: a) Ortaklık Sözleşmesi(12.04.2000): ... ile ... adına ... ... tarafından imzalanan 12.04.2000 tarihli sözleşmenin, Davacı ...’i sessiz ortak olarak niteleyen bir gizli (kar ortağı) ortaklık sözleşmesi olduğunu, b) Ortaklık Sözleşmesi(25.05.2000): ... ile ... adına Tuncer Soyal tarafından imzalanan 25.05.2000 tarihli sözleşmenin ...’in sessiz ortak olarak anılacağı ortaklık sözleşmesi olduğunu, 2) Ortaklık ayrılma istem yazıları davacı tarafından aşağıdaki istem yazıları ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunduğu görüldüğünü, 3) Poliçeler: • Davacı tarafın olası ayrılma talebine istinaden önceden davalı şirketçe ayrılma akçesi karşılığını oluşturmak üzere tarihleri itibariyle 2 yıl vadeli poliçelerin tanzim edildiği anlaşılmakta olduğunu, poliçelerin arka yüzünde “Muhatap Lehine Aval’dir” açıklaması ile ... Holding kaşe ve yetkilisinin imzası olduğu görülmekte olduğunu, • Poliçeler Alman Markı olarak düzenlenmiştir. DM & Euro değişim paritesi üzerinden senetlerin değerleri aşağıdaki şekilde olup toplam 95.100,29 Euro olarak hesaplanmış olup davacının da takipte 95.100 Euro tutar talepte bulunduğu görüldüğünü, 4) ... Sicil Kayıtları: Berlin Mitte Bölge Kamu Dairesi tarafından Konsolosluk aracılığı ile gönderilen ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin Davalılardan ... olduğu ve 21.09.2001 tarihinde şirketin feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri görülmekte olduğunu, 5) ... Holding’in Ticaret sicil Kayıtları ve Yönetim Kontrolü: • Dosyada mevcut Ticaret Sicil kayıtları uyarınca ... Holding’in 19.02.2002 tarihli Olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde “...’nın 250.000 YTL tutarındaki şirket sermayesinin 198.642 YTL ile şirketin %79,46 oranında ortak olduğunu, 19.02.2002 tarihli kurul toplantısında Ana sözleşmenin 6. sermaye maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirildiği ve ortaklık yapısının aşağıdaki şekilde olduğu mevcut olduğunu, • 26.02.2002 tarihli idare Heyeti kararı ile Yönetim Kurulu Başkanlığına ...’nın ve başkan vekilliğine İbrahim ...’nın getirildiği görülmekte olduğunu, • Buradaki bilgilerden de ... Holding’in hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanının ... olduğu, adı geçen Holdingin diğer hissedarlarının ise aile üyelerinden ve aynı zamanda Almanya menşeli ...’den oluştuğu anlaşılmakta olduğunu, • Buradan hareketle gerek ... Holding ve gerekse davalılardan ...’nin kontrolünün tamamıyla diğer davalı ...’ya ait olduğu sonucuna ulaşılmakta olduğunu, 6) İcra Takibi: Davacı tarafından ...İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından borçlular ... ve ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yoluna dayalı olarak 01.08.2003 tarihinde takip talebinde bulunduğu anlaşılmakta olduğunu, takip talep formundaki bilgilerin: 7) Mali İncelemeler: Davacının dava dışı şirkette sessiz ortak olarak 12.04.2000 tarihinde 50.000 DM ve 25.05.2000 tarihinde 100.000 DM olmak üzere toplam 150.000 DM ödeyerek atipik sessiz kar ortağı olarak iştirak ettiğini, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazılar ile şirketten ayrılmak istediğini ...’ye bildirdiği ve bunun üzerine şirkete ödemiş olduğu toplam tutara ilişkin kar payı da ilave edilerek yukarıda tespit edilen poliçelerin düzenlenerek davacıya verildiğini, 61.000 DM tuarındaki 2 adet poliçenin vadesinin 12.04.2002 vadeli ve 125.000 DM tutarındaki 2 adet poliçe vadesinin 25.05.2002 olduğu ve davacı tarafından 01.08.2003 tarihinde takibe
konu edildiği hususları tespit edildiğini, Genel Değerlendirme: A- Zamanaşımı Bakımından: Davacının ...’ye sessiz kar payı ortağı olduğunu, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazıları ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunduğu ve ayrılma akçesi muhtemel karşılığını oluşturmak üzere toplam 150.000 DM miktarlı 12.04.2000 düzenleme tarihli poliçelerin düzenlendiği ve söz konusu poliçelerde ...’nin muhatap, ... Holding’in ise muhatap lehine avalist olduğu hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu, yine davacının 12.04.2002 ve 25.05.2002 vadeli, toplam 186.000 DM (95.100 EURO) bedelli 4 adet poliçenin vadesinde ödenmemesi üzerine Kambiyo Senetlerin Özgü İcra Takip yolu ile 01.08.2003 tarihinde takibe başladığı zamanaşımının kesildiği, bu kapsamda bir takım hacizlerin de yapıldığını, davalıların takibe itiraz ettikleri, Davacının da 29.05.2006 ila 24.08.2009 tarihleri arasında 3 yıldan uzun bir süre işlem yapmaması nedeniyle takip içi zamanaşımının gerçekleştiğini, bu hususa ilgili Yargıtay kararında da vurgu yapıldığı anlaşılmakta olduğunu, söz konusu poliçelerin takipiçi zamanaşımına uğradığında duraksama olmamakla beraber söz konusu poliçelerin taraflar arasındaki temel ilişkiden (ortaklık) kaynaklandığı hususunda da taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığını, Dolayısıyla esasen düzenlenen poliçler zamanaşımına uğramış olsalar bile taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan borç-alacak ilişkisinin kanıtlanmasında delil niteliğini kaybetmeyeceğini, TBK m. 147/I-5. bendine göre “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yani taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığa dair taleplerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu aşikardır. Ancak yine TBK’nın “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlıklı 156. maddesinin ikinci fıkrası, “Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır” hükmünü havi olduğunu, buna göre taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacak, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçeler ile ikrar edilmiştir ve davalıların işbu senetlerin takibe konulduğu tarihte uyuşmazlıktan ve alacak miktarından haberdar olduklarında kuşku olmadığını, dolayısıyla temel ilişki olan ortaklık ilişkisine dair alacak konusundaki uyuşmazlığın zamanaşımı 10 yıllık süreye tabi olacağını, bu sürenin başlangıcına ilişkin tarih Sayın Mahkemenin takdirinde olmakla beraber kanaatince, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçelerin takibe konulduğu 01.08.2003 tarihi temel ilişkiden kaynaklanan alacak bakımından zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih olduğunu, Somut Uyuşmazlık Bakımından Değerlendirme: Davalılardan ...’nın ortaklık sözleşmesinde ve poliçelerde kendi şahsi adına imzası bulunmamakta olduğunu, ancak diğer davalı ... ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin ... olduğunu, ... (Limited Şirket) lehine aval veren ... Holding’in hakim ortağı, yönetim kurulu başkanının yine ... olduğu her iki şirketin (muhtemelen holdinge bağlı diğer şirketlerin de) etkin kontrolünü elinde bulundurduğu ve ... (Limited Şirket)’nin 21.09.2001 tarihinde feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri, dosyaya sunulan belgelere göre kar ortaklarına ve bu arada davacıya gönderilen mektuplarda ...’nın isminin ve imzasının yer aldığı hususları birlikte değerlendirilerek tüzel kişilik perdesinin aralanmasının koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalı olduğunu, özellikle bu işlemleri yapan gerçek kişilerin TMK m. 2 bakımından statüleri değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre; a. Ayrılık İlkesinin İhlâli Bakımından: Dosyadaki tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde ... ve ... Holding’in tüzel kişilikleri ile bunların hakim ortağı ve yöneticisi olan ... arasında, hukukî kişilikler ve malvarlıkları yönünden “ayrılık ilkesi”nin ortadan kalktığı sonucuna varılabileceğini, bu durumda tüzel kişilik perdesinin kaldırılıp bu eylemleri gerçekleştiren ortak/yöneticiye gidilmesi imkanı doğduğunu, iki şirket tüzel kişiliğine (... ve ... Holding biri borçlu diğeri avelist yapılmak suretiyle) sorumluluğu yükleyip getirilerinden ortakların yararlanması amacının güdüldüğü anlaşılmakta olduğunu, c. Özkaynak Yeterliliği/Yetersizliği Bakımından: Davalılardan ... (Limited Şirket)’nin 21.09.2001 tarihinde feshini (tasfiyesi) sicile bildirilmiş olması açıkça bir kurguya işaret etmekte olduğunu, burada ortakların şirketin özkaynak yetersizliğini aslında onları kar ortağı yaparken bildikleri ancak bilinçli olarak saklayıp onların şirketle işlem yapmalarını sağladıkları kanaatini uyandırmakta olduğunu, aksi takdirde bir yıl önce kar ortağı yaparak sermaye katkısı sağlayan kişilere karşı bir yıl sonra şirketin feshini sicile bildirmenin objektif açıklaması zor gözükmekte olduğunu, anılan gerekçelerle davalılardan ...’nın davacıya karşı adı geçen şirketlerin tüzel kişilik yapısını kullanarak ve sorumlulukların şahsiliğinin arkasına sığınarak zarar verici işlemler gerçekleştirdiğini, bu durumda tüzel kişiliğin arkasına sığınmanın TMK m. 2 kapsamında korunamayacağı söylenebilceğini, Sonuç Ve Kanaat: Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ile yukarıda arz ve izah edilen gerekçeler doğrultusunda; a) Takip konusu poliçelerin takip içi zamanaşımına uğradığını, b) Zamanaşımına uğrayan kıymetli evrakın Davalının bu yöndeki itirazı nedeniyle tahsiline karar verilemeyeceği ancak bu türden kıymetli evrakın temel ilişkinin varlığı ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın ispatında kullanılabileceği bu yönde bir sakıncanın bulunmadığını, c) Davacının dava sebebini temel ilişkiye dayandırdığını, d) Temel ilişkiyi ise şirket ile ortaklar arasındaki ve/veya ortakların birbirleri arasındaki kar payı ve sermaye alacağı olduğu ve uyuşmalığın buradan kaynaklandığını, bu tür uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin TBK m.174 4. bent gereği 5 yıl olduğunu, ancak ortaklıktan kaynaklı alacaklar senetle (poliçe) ikrar edildiği takdirde TBK m. 156/2 gereğince yeni zamanaşımı süresinin 10 yıl olacağı bu durumda davacı alacağının zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini, e) Davalılardan ... (Limited Şirket)’nin Almanya’da kurulu bir Alman şirketi olduğu ve söz konusu Şirketin 21.09.2001 tarihinde feshinin (tasfiye edildiği) sicile bildirilmiş olduğunu, f) Diğer davalı ...’nın doğrudan Davacıya karşı borçlu olmamakla birlikte, ... ve ... Holding’in kontrolünü elinde tutan hakim ortağı ve yöneticisi olduğunu, davacıya karşı adı geçen şirketlerin tüzel kişilik yapısını kullanarak ve şirketlerin şahsi sorumluluklarının arkasına sığınarak davacıyı zarara uğrattığını, bu durumda TMK m. 2 gereğince şirketlerin tüzel kişilik perdesi kaldırılarak adı geçen davacının şahsi sorumluluğuna gidilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 21/06/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Ek rapora konu incelemelerin hukuki tavsif ve takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; öncelikle alacak talebine konu tutara ilişkin olarak; a) Ortaklık sözleşmesi esas alındığında hesaplanan takibe kadar faizin 4.956,94 Euro olduğunu, b) Poliçe tarihleri esas alınarak takibe kadar yapılan faiz hesabının 5.189,00 Euro olduğunu, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağını, taraflar arasındaki hukuksal ilişkiye dair olarak; c) Diğer hususlarda kök raporda ortaya koyduğumuz görüş ve kanaatlerde bir değişiklik olmamakla beraber Davacının, “Raporda Davalı ...'nın doğrudan davacıya karşı borçlu olmadığını belirterek hataya düşüldüğünü, ...’nın poliçeyi Aval veren olarak bizzat imzaladığını, Aval veren olarak atılmış imza her ne kadar ... Holding kaşesi üzerine atılmış ise de Holding kelimesinden sonra tüzel kişilik ifade eden bir ekleme bulunmadığını, bu hali ile atılmış imzanın tüzel kişilik adına atılmış bir imza olduğundan söz edilemeyeceği…” yönündeki itirazının yerinde olduğu, gerçekte de poliçeler üzerinde aval veren olarak “... Holding” ibaresinin yasal bir tüzel kişiliği ifade etmediğini, dolayısıyla Davalılardan ...’nın şahsi avali olarak değerlendirilmesi gerektiğini, d) Sayın Mahkemenin de c) bendinde ifade ettiği görüş ve kanaati uygun bulması ve takdir etmesi halinde kök raporda ifade ve izah ettiğimiz TMK m. 2 kapsamında “tüzel kişilik perdesinin aralanması” hukuki yoluna başvurulmasına gerek kalmaksızın Davalılardan ...’nın borçtan sorumlu tutulabileceğini, e) Davalı vekilinin kök rapora itirazlarının, görüş ve kanaatimizi etkileyecek herhangi bir ciddi ve gerçekçi açıklamayı içermediğini ve söz konusu açıklamaların ve üslubunun değerlendirmesi ve takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Alınan iş bu bilirkişi heyeti rapor ve ek raporunun ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, hukuki değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere dosya kapsamında karar vermeye uygun olduğu değerlendirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan beyan ve deliller, istinaf mahkemesi kararı, alınan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporu bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Buna göre;
Dava ve talep açıklama dilekçeleri değerlendirildiğinde, dava, temel ilişkiye dayalı alacağın tespiti ve tahsili istemine ilişkin olup, davacı karşı davalı tarafça, 95.100,00 Euro alacağın 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca vade tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalı karşı davacıdan tahsili talep edilmiştir.
Cevap ve karşı dava dilekçesi değerlendirildiğinde, Türk Mahkemelerinin yetkisine itiraz edildiği, zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davanın usulden ve esastan reddinin talep edilmiş olduğu, karşı davanın, tazminat ve istirdat istemine ilişkin olup, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haczedilerek satılan mallarının parasal karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen bedele ilişkin 500,00 TL bedelin istiradatı talep edilmiştir.
Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır;
Her iki tarafın Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olduğu, bu kapsamda 5718 sayılı MÖHUK kapsamında eldeki uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanması gerektiği, davacı karşı davalı ... ile dava dışı ... arasında yapılan 12.04.2000 ve 25.05.2000 tarihli ortaklık sözleşmelerinde şirket merkezin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ve şirket Almanya merkezli ise de dosyamız davalısı karşı davacı ...'nın bu sözleşmelerde taraf olmadığı, bu kapsamda bu yetki şartının davamızda uygulanamayacağı dolayısı ile davada Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı karşı davacı tarafın Türk Mahkemelerinin yetkisine yönelik yaptığı itirazın reddine karar verilmiştir.
Davacı karşı davalı ...'in ...’ye sessiz kar payı ortağı olduğu, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazıları ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunduğu ve ayrılma akçesi muhtemel karşılığını oluşturmak üzere toplam 150.000 DM miktarlı 12.04.2000 düzenleme tarihli poliçelerin düzenlendiği ve söz konusu poliçelerde ...’nin muhatap, ... Holding’in ise muhatap lehine avalist olduğu hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, yine davacı karşı davalı ...'in 12.04.2002 ve 25.05.2002 vadeli, toplam 186.000 DM (95.100 EURO) bedelli 4 adet poliçenin vadesinde ödenmemesi üzerine Kambiyo Senetlerin Özgü İcra Takip yolu ile 01.08.2003 tarihinde takibe başladığı, zamanaşımının kesildiği, bu kapsamda bir takım hacizlerin de yapıldığı, davalı karşı davacı ...'nın takibe itiraz ettiği, davacı karşı davalı ...'in de 29.05.2006 ila 24.08.2009 tarihleri arasında 3 yıldan uzun bir süre işlem yapmaması nedeniyle takip içi zamanaşımının gerçekleştiği, söz konusu poliçelerin takip içi zamanaşımına uğradığında duraksama olmamakla beraber söz konusu poliçelerin taraflar arasındaki temel ilişkiden (ortaklık) kaynaklandığı hususunda da taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, dolayısıyla esasen düzenlenen poliçeler zamanaşımına uğramış olsalar bile taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan borç-alacak ilişkisinin kanıtlanmasında delil niteliğini kaybetmeyeceği, TBK m. 147/I-5. bendine göre “Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” beş yıllık zamanaşımına tabi iseler de, TBK’nın “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlıklı 156. maddesinin ikinci fıkrası, “Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır” hükmünü havi olduğu, buna göre taraflar arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan alacağın, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçeler ile ikrar edilmiş ve davalı karşı davacı tarafın işbu senetlerin takibe konulduğu tarihte uyuşmazlıktan ve alacak miktarından haberdar olduklarında kuşku olmadığı, dolayısıyla temel ilişki olan ortaklık ilişkisine dair alacak konusundaki uyuşmazlığın zamanaşımı 10 yıllık süreye tabi olacağı, takip içi zamanaşımına uğramış olan poliçelerin takibe konulduğu 01.08.2003 tarihi temel ilişkiden kaynaklanan alacak bakımından zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih olduğu ve dava tarihi olan 24/04/2013 tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla ve değerlendirilmekle, davalı karşı davacı tarafın zamanaşımı def'ine itibar edilmemiştir.
Dava şartlarının tam olduğu, başkaca incelenecek bir ilk itiraz veya süreler yönünden itiraz olmadığı anlaşıldığından davanın esasına geçilmiştir.
Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan ve karar vermeye uygun bulunan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporuna göre;
Davacı karşı davalı ... ile ... adına ... arasında 12.04.2000 tarihli ve 25.05.2000 tarihli ortaklık sözleşmeleri imzalandığı, bu sözleşmelerde ...’in sessiz ortak olarak anıldığı, sözleşmelerin imza tarihinden itibaren 2 yıl süreli olduğu ve 2 yıllık sürelerin dolmasına müteakip ... tarafından 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli dilekçeler ile ortaklıktan ayrılma talebinde bulunulduğu; Davacı karşı davalı ...'in olası ayrılma talebine istinaden önceden dava dışı şirketçe ayrılma akçesi karşılığını oluşturmak üzere tarihleri itibariyle 2 yıl vadeli poliçelerin tanzim edildiği, poliçelerin arka yüzünde “Muhatap Lehine Aval’dir” açıklaması ile ... Holding kaşe ve yetkilisinin imzasının bulunduğu; Poliçelerin Alman Markı olarak düzenlenmiş olup DM & Euro değişim paritesi üzerinden senetlerin değerlerinin toplam 95.100,29 Euro olarak hesaplanmış olduğu, davacının da takipte ve iş bu dava da 95.100 Euro tutar talepte bulunduğu ; Berlin Mitte Bölge Kamu Dairesi tarafından Konsolosluk aracılığı ile gönderilen ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin davalı karşı davacı ... olduğu ve 21.09.2001 tarihinde şirketin feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri; Dosyada mevcut Ticaret Sicil kayıtları uyarınca ... Holding’in 19.02.2002 tarihli Olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelinde “...’nın 250.000 YTL tutarındaki şirket sermayesinin 198.642 YTL ile şirketin %79,46 oranında ortağı olduğu, 26.02.2002 tarihli idare Heyeti kararı ile Yönetim Kurulu Başkanlığına ...’nın ve başkan vekilliğine İbrahim ...’nın getirildiği, buradaki bilgilerden de ... Holding’in hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanının ... olduğu, adı geçen Holdingin diğer hissedarlarının ise aile üyelerinden ve aynı zamanda Almanya menşeli ...’den oluştuğu; Davacının dava dışı şirkette sessiz ortak olarak 12.04.2000 tarihinde 50.000 DM ve 25.05.2000 tarihinde 100.000 DM olmak üzere toplam 150.000 DM ödeyerek atipik sessiz kar ortağı olarak iştirak ettiği, 12.04.2002 ve 25.05.2002 tarihli yazılar ile şirketten ayrılmak istediğini ...’ye bildirdiği ve bunun üzerine şirkete ödemiş olduğu toplam tutara ilişkin kar payı da ilave edilerek dava konusu 4 adet poliçenin (12.04.2002 vadeli 61.000 DM tutarında 2 adet poliçe ve 25.05.2002 vadeli 125.000 DM tutarındaki 2 adet poliçe ) davacı karşı davalı ...'e verildiği ve onun tarafından Şişli 3.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından borçlular ... ve ... aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yoluna dayalı olarak 01.08.2003 tarihinde takip talebinde bulunulduğu; Davalılardan ...’nın ortaklık sözleşmesinde ve poliçelerde kendi şahsi adına imzası bulunmamakta olduğu, ancak diğer davalı ... ... (Limited Şirket)’e ilişkin ticaret sicil kayıtlarında şirketin hakim ortağı ve yasal temsilcisinin ... olduğu, ... (Limited Şirket) lehine aval veren ... Holding’in hakim ortağı, yönetim kurulu başkanının yine ... olduğu, ... (Limited Şirket)’nin 21.09.2001 tarihinde feshini (tasfiyesi) sicile bildirdikleri, dosyaya sunulan belgelere göre kar ortaklarına ve bu arada davacı karşı davalı ...'e gönderilen mektuplarda ...’nın isminin ve imzasının yer aldığı; ... veren olarak atılmış poliçeler üzerinde aval veren olarak “... Holding” ibaresinin yasal bir tüzel kişiliği ifade etmediği, dolayısıyla bu kaşe üzerine davalı karşı davacı ... tarafından atılmış imzanın şahsi avali olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak aksi düşünüldüğünde yani davalı karşı davacı ...’nın doğrudan davacı karşı davalı ...'e karşı borçlu olmadığı değerlendirildiğinde de, ... ve ... Holding’in kontrolünü elinde tutan hakim ortağı ve yöneticisi olduğu, adı geçen şirketlerin tüzel kişilik yapısını kullanarak ve şirketlerin şahsi sorumluluklarının arkasına sığınarak davacı karşı davalı ...'i zarara uğrattığı, bu durumda TMK m. 2 gereğince şirketlerin tüzel kişilik perdesi kaldırılarak adı geçen davacının şahsi sorumluluğuna gidilmesi gerektiği, anlaşılmakla ve değerlendirilmekle;
Davacı karşı davalı ...'in ortaklıktan kaynaklı 95.100,29 Euro alacağı bulunduğu, davadaki talebinin 95.100,00 Euro olduğu, bu kapsamda taleple bağlılık kuralı gereği 95.100,00 Euro alacaktan davalı karşı davacı ...’nın sorumlu olduğu, temerrütün poliçe vade tarihleri olan 12.04.2002 ve 25.05.2022 tarihlerinde oluştuğu, davacı tarafın talebine nazaran poliçe vadelerine göre hesaplanan bedellerin kuruş hanesinin birler basamakları (0) olarak dikkate alınarak, Toplam 95.100,00 Euro alacağın, 25.564,50 Euro'luk ve 5.624,20 Euro'luk kısımlarına 12.04.2002 tarihinden itibaren, 51.129,10 Euro'luk ve 12.782,20 Euro'luk kısımlarına 25.05.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca faiz talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak davacı tarafça açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... tarafından açılan karşı davada, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak haczedilerek satılan mallarının parasal karşılığı olarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve haciz baskısı altında ödenen bedele ilişkin 500,00 TL bedelin istiradatı talep edilmiş ise de, davalı karşı davacı ...'nın ortaklıktan dolayı yukarıda açıklanan nedenler ile davacı karşı davalı ...'e borçlu olduğu, icra dosyasında yapılan işlemlerin mevcut bir borcun tahsilini temin için yapıldığı, işlemlerde herhangi bir usulsüzlük olmadığı, dolayısı ile tazmini gereken bir zararın bulunmadığı, icra dosyasına davalı karşı davacı tarafça yapılan bir ödeme tespit edilemediği, olsa bile mevcut bir borcun ödemesi niteliğinde olacağından istirdatının istenemeyeceği sonuç ve kanaatine ulaşılarak, davalı tarafça açılan karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenler ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; Toplam 95.100,00 Euro alacağın, 25.564,50 Euro'luk ve 5.624,20 Euro'luk kısımlarına 12.04.2002 tarihinden itibaren, 51.129,10 Euro'luk ve 12.782,20 Euro'luk kısımlarına 25.05.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
a-Alınması gerekli 15.277,30-TL karar ve ilam harcından, davacı - karşı davalı tarafından peşin yatırılan 2.943,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.333,5‬0-TL harcın, davalı - karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA;
Davacı - karşı davalı tarafından peşin yatırılan 2.943,80-TL harcın davalı - karşı davacıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b-Davacı - karşı davalı tarafından yapılan 24,30 TL başvurma harcı, 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 4.400,00-TL bilirkişi ücreti ve 784,85-TL müzekkere ve davetiye posta masrafı olmak üzere toplam 5.307,25‬-TL yargılama giderinin davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya VERİLMESİNE,
c-Davalı - karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderinin, kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
d-Davacı - karşı davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 35.547,00 TL vekâlet ücretinin davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya VERİLMESİNE,
e-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın ilgilisine İADESİNE,
2-DAVALI TARAFÇA AÇILAN KARŞI DAVANIN REDDİNE,
a-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından, davalı - karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan 25,65-TL harcın mahsubu ile eksik kalan ‭‭‭401,95‬-TL harcın davalı - karşı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
b-Davalı - karşı davacı tarafından yapılan masrafların kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
c-Davacı - karşı davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 1.500,00-TL vekâlet ücretinin davalı - karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya VERİLMESİNE,
d-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın ilgilisine İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2024

Katip ...
 e-imzalıdır

Hakim ...
 e-imzalıdır