T.C.
İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/623 Esas
KARAR NO:2024/466
DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat, Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:11/11/2019
KARAR TARİHİ:28/05/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Maddi ve Manevi Tazminat, Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
D A V A /
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle: Ana yüklenici ... dan ... Projesi için PB-5 iskele binası çatı altı metal asma tavan işi ile terminal ana bina çatı altı metal asma tavan işi alındığı, bu iki proje için davalı firma ile her iki proje adına biri malzeme tedariki sözleşmesi diğeri ortaklık sözleşmesi olmak üzere toplamda dört adet sözleşme akdedildiği, asma tavan işinin yapımı ve yürütülmesi hususunda davalı taraf tecrübesine güvenilmiş olduğu fakat davacı firmanın ciddi mağdur olup ticari hayatının sıkıntıya girdiği, davalı tarafın sözleşmelere aykırı hareket etmesi, süresinde malzeme tedariki gerçekleştirmemesi, projenin aksamasına sebebiyet vermesinden dolayı davacı firmanın ana yüklenici ... ile sözleşmesi fesih edildiği, ... tarafından davacı firma sözleşmesi fesih edildiğinden davacının teminat mektuplarının nakde çevrildiği, davacı firma çeklerinin bir anda yazdırıldığı, bunun sonucunda davacı firmanın piyasalardaki
itibarı, güvenilirliği ve marka gücü sıfırlandığı, ayrıca bankalar ve tedarikçiler nezdindeki kredibilitesimim de bittiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili şirketin kur dalgalanmasından dolayı zarara uğradığı, iş kaybı, kâr kaybı ve gelir kaybı zararlarının mevcut olduğu, davalı yanın sözleşmelere aykırı hareket etmesinden dolayı müvekkili firmanın ciddi mağduriyetlerinin olduğu, proje bitmemesine rağmen sanki proje bitmiş gibi davalı tarafa çok fazla çek teslimi ve haksız yere nakit ödemesinin yapıldığı belirtilerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 1.000,00 TL iş kaybı, gelir kaybı, kar kaybının tespiti ve tahsilini, 1.000,00 TL kur sebebiyle uğranılan zararın tespiti ve tahsili, 1.000,00 TL davalı tarafa yapılan haksız ödemenin iadesi bakımından maddi tazminata hükmedilmesi, 10.000,00 TL davacının mağduriyeti ve itibar zedelenmesinden kaynaklı olarak manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi ayrıca davalı taraf elindeki bedelsiz kalan, iadesi gereken çeklerin iadesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
S A V U N M A /
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasında toplamda 4 ayrı sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmelerin ikisinin malzeme tedarik sözleşmesi, ikisinin ise montaj sözleşmesi olduğu, malzeme tedarik sözleşmelerinde birim fiyatının Euro olduğunu, montaj sözleşmelerinde birim fiyatının TL olduğunu, kur dalgalanması nedeniyle oluşan zarar ile müvekkili davranışları arasında herhangi bir nedensellik bağı bulunmadığını, iş kaybı nedeniyle oluşan zararın davacının işçi maaş ve ücretleri ile ana iş veren ... ya olan borçları zamanında ödemediği, icra takiplerine muhatap olduğu için ... ya olan haciz ihbarnameleri geldiği için sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle oluştuğu, bu nedenle zarar ile müvekkil davranışları arasında nedensellik bağının olmadığını, haksız ödeme bir yana müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğu, bedelsiz kalmış çeklerin hangilerinin olduğu hakkında yeterli ve detaylı açıklama yapılması halinde yapılan bu açıklamaya bağlı olarak müvekkili şirket tarafından gerekli incelemenin yapılmasından sonra iade edilmesi gerekli çekilmesi gereken çek varsa bunların iadesinden kaçınılmayacağını ve bu nedenle dava ve taleplerin reddini gerektiğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E /
Dava; Davalı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı, bu kapsamda ana yüklenicinin davacı ile olan sözleşmesini feshettiği iddiasına dayalı, iş kaybı, gelir kaybı, kâr kaybı zararlarının, kur sebebiyle uğranılan zararların tazmini, davalı tarafa yapılan ödemelerin iadesi ve davacı firmanın mağduriyeti ve itibarının zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat ve bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle menfi tespit ve bu çeklerin iadesi istemlerine ilişkin olarak açılmıştır.
Dava dilekçesinde 5 nolu talep olan " bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle menfi tespit ve bu çeklerin iadesi" istemi işbu davadan tefrik edilmiş ve mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden karara bağlanmıştır.
Yine iş bu dava dosyamız ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, dosyamızdan tefrik edilmiş ve mahkememizin... Esas sayılı dosyası üzerinden karara bağlanmıştır.
Taraf delilleri toplanmış, .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası kayıtları, .... İflas dairesinin ... İflas dosyası kayıtları, taraflar arasındaki hesap hareketleri ve ödeme makbuzları ile ilgili diğer belge ve kayıtlar celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Hukukçu Bilirkişi ..., İnşaat Mühendisi ... ve SMMM bilirkişi ...'dan oluşan heyetten alınan 17/08/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; İnceleme ve tespitler: Davacı şirketin 2016-2017-2018 yılları ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre sahibi lehine delil teşkil edecek nitelikte olduğunun değerlendirilmekte olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle sunulan muavin defterler incelendiğinde; 2018 yılıyla ilgili olarak her iki tarafın kendilerini haklı çıkaracak şekilde birbirlerini teyit eden yasal kayıtların var olmadığı tespit edildiğini, davalı şirketin 2016-2017-2018 yılları ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre, şeklen sahibi lehine delil teşkil edecek nitelikte olduğu değerlendirilmekte olduğunu, Davacının Taleplerinin İncelenmesi : Davacı şirket davalı şirketten kazanç kaybı, kur farkı zararı, fazla ödemenin iadesi, manevi tazminat ve bedelsiz kalan çeklerin iadesini talep etmiş olduğunu, Bedelsizliğe dayalı menfi tespit talebi tefrik edilerek başka esasa kaydedildiğinden huzurdaki davanın konusu olmadığını, taraf şirketlerin ticari defterleri açılış/kapanış tasdikleri ve usul/şekil yönünden kanuna uygun ve lehe delil olacak nitelikte olsa da, dava konusu ihtilafa yönelik ticari defter kayıtlarının karşılıklı olarak tutarsız olduğu ve iki tarafın kayıtlarının birbirini teyit etmediğinin mali bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davacı şirketin kazanç kaybı, kur farkı zararı adı altında talep ettiği alacak kalemleri yönünden, iki tarafın ticari defter kayıtları birbirini doğrulamadığından her iki tarafın defter kayıtlarının lehe delil olacak nitelikte olmadığı değerlendirilmekte olduğunu, bu durumda, davacı tarafın zarar iddialarını ticari defterleri dışında yasal delillerle ispat etmesi gerekeceğini, davacı taraf, dava dışı asıl yüklenici ... ile kendi arasındaki sözleşmelerin feshedilmesinin, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle olduğunu iddia etmekte ise de, söz konusu sözleşmelerin feshine dair ... tarafından davacı şirkete ....Noterliği 20.11.2018 tarih ... yevmiye no ile gönderilen ihtarnamede belirtilen fesih sebep ve gerekçeleri incelendiğinde, sözleşmelerin ifada gecikme, eksik ve ayıplı ifa gibi sebepler yanında üst/asıl işveren olarak ...’nın da sorumlu olduğu davacı şirket tarafından çalıştırılan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi ve ...’ya haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi sebebiyle feshedildiği görülmekte olduğunu, dosya kapsamında, ...’nın fesih sebebi olarak gösterdiği söz konusu geç, eksik ve ayıplı ifaların ve işçi ücretlerinin ödenmemesinin davalı şirketten kaynaklandığına yönelik, hiç olmazsa ...’nın feshinden önce davalı şirketin gecikmelerine yönelik ihtar veya tespitler gibi somut deliller bulunmadığından, davacı şirketin iddia ve talep ettiği zarar kalemleri ile davalı şirket arasında uygun illiyet bağı kurulamadığından, konu Mahkemenin takdirinde olduğunu,
SONUÇ VE KANAAT: Mahkemenin kararı doğrultusunda, davacı-davalı şirketlerin defter ve kayıtları, dava dosyasına mübrez deliller üzerinde yapılan ve detayları yukarıda verilen inceleme ve değerlendirme sonucunda, takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; 1-) Davacıya ait 2016-2017-2018 yılları yasal defterlerin şeklen sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunu, 2-) Davalıya ait 2016-2017-2018 yılları yasal defterlerin şeklen sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğunu, 3-) 2016 yılıyla ilgili olarak tarafların yasal defterlerinde yanlış kurdan kayıt yapılması sonucu aralarında 731,60 TL lik bir farkın bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirketten 31.12.2016 tarihi itibariyle 111.500 Euro karşılığı 394.944,15 TL alacaklı olduğunu, 2016 yılı yasal kayıtlarının doğru ve gerçeği yansıttığı, her iki tarafta kur farkını yasal defterlere işlemediğinden davacı şirketin davalı şirketten 2016 yılıyla ilgili olarak VUK açısından kur farkı talep edemeyeceğini, 4-) 2017 yılıyla ilgili olarak; Her iki tarafta kur farklarını yasal defterlere işlemediğini, davalı şirketin kestiği faturaların ve yapılan nakit ödemelerin tamamının davacı şirket yasal defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacı şirketin davalı şirkete yapmış olduğu çek ödemelerinden 59.315,25 TL lik kısmının davacı şirket yasal defterlerinde var olmadığı, her iki tarafın yasal defterlerine göre davacının davalıya fazla ödeme yaptığının görüldüğünü, fakat kur farkları yasal defterlere girilmediğinden fazla ödeme olarak gözüken rakamın doğru ve gerçeği yansıtmadığını, her iki taraf da kur farkını yasal defterlere işlemediğinden davacı şirketin davalı şirketten 2017 yılıyla ilgili olarak VUK
açısından kur farkı talep edemeyeceği gibi fazla ödeme olarak gözüken rakamı da talep hakkının bulunmadığını, 5-) 2018 yılıyla ilgili olarak; Davalı taraf 2017 yılında yasal defterlere işlemesi gereken kur farklarını VUK (Vergi Usul Kanunu) aykırı olarak 01.01.2018 tarihinde 1.946.959,79 TL olarak kayıt altına aldığını, bu kayıttan sonra davacı şirkete olan 1.820.136,41 TL borcunun tamamını ödediği ve davacıdan (1.946.959,79-1.820.136,41 = 126.823,38) 126.823,38 TL alacaklı konuma geldiğini, VUK’a aykırı olarak davalı şirket 31.10.2018 tarihinde kur farkı olarak 2.139.999,99 TL alacak girdiğinin görüldüğünü, davacı şirket 30.06.2018 tarihinde kur farkı olarak 627.341,63 TL borç girdiğinin görüldüğünü, davalı şirket 2018 yılında kur farkı olarak (1.946.959,79+2.139.999,99 = 4.086.959,78) 4.086.959,78 TL hesaplara girmesine karşılık davacı şirketin sadece 627.341,63 TL kur farkı girmiş olmasının her iki tarafın tuttuğu yasal kayıtların doğru olmadığı ve gerçeği yansıtmadığının bir göstergesi olduğunu, davalı şirket tarafından 09.07.2018 tarihinde davacı şirketten 1.511.055,09 TL havale geldiğine dair kayıt düşüldüğü halde bu gelen havalenin davacı şirket yasal kayıtlarında var olmadığını, bunun da davacı şirketin yasal kayıtlarının doğru ve gerçeği yansıtmadığının bir başka göstergesi olduğunu, 6-) Yüklenici ... tarafından davacı şirket adına 14.09.2018 tarihinde davalı tarafa göre (1.195.153,56+1.671.091,00=2.866.244,56) 2.866.244,56 TL, davacı tarafa göre 2.767.289,42 TL ödeme yapıldığını, yine aynı şekilde yüklenici ... tarafından davacı şirket adına 26.09.2018 tarihinde davalı tarafa göre 2.342.256,93 TL, davacı tarafa göre 2.338.038,81 TL olmak üzere ödeme yapıldığını, dolayısıyla esas işveren (Yüklenici ...) tarafından işin zamanında ve sorunsuz yapılması için davacı şirket adına davalı şirkete bu ödemelerin yapıldığının anlaşıldığını, 7-) 2018 yılıyla ilgili olarak tarafların birbirlerine düzenledikleri ve iade ettikleri çeklerin hiçbirinin tutmadığını, 2018 yılıyla ilgili olarak davacı şirkette en son kaydın 19.10.2018 olmasına rağmen davalı şirket tarafından 25.10.2018 tarih 129681 nolu 56.359,02 TL tutarlı ve 08.11.2018 tarih 129687 nolu 2.065.000,00 TL (56.359,02+2.065.000,00=2.121.359,02) 2.121.359,02 TL toplam tutarlı iki adet fatura düzenlendiğinin görüldüğünü, dolayısıyla düzenlenen iki faturanın davacının yasal kayıtlarında var olmadığını, 8-) 2018 yılıyla ilgili olarak davacı şirket tarafından 30.06.2018 tarihinde 159 hesaptan 320 hesaba virman açıklamasıyla 9.034.846,74 TL alacak girilerek bakiyenin 627.341,63 TL olarak kalmasına neden olunduğu, 30.06.2018 tarihinde (668797,96Eur*5,3092 Kur Değerleme) açıklamasıyla 627.341,63 TL borç girilerek hesabın sıfırlandığını, 01.07.2018 tarihinde 159 hesaptan 320 hesaba virman açıklamasıyla 9.034.846,74 TL borç girilerek işlemlere devam edildiğini, 159 hesapta böyle bir kayıtların var olmadığını, dolayısıyla bu yapılan işlemin hem muhasebe uygulamaları hem de gerçek işlemlerle uyumsuz olduğunu, 9-) 2018 yılıyla ilgili olarak; her iki tarafın kendilerini haklı çıkaracak şekilde kayıtlar yaptıklarını, birbirlerini teyit eden yasal kayıtların bulunmadığı, dolayısıyla bu koşullar altında davacının yasal kayıtlarında fazla ödeme olarak gözüken rakamın talep edilemeyeceğini, hem davalı taraf hem de davacı taraf 2018 yılına ait tüm kur farklarını yasal defterlere doğru şekilde işlemediğinden, davacı şirketin davalı şirketten 2018 yılıyla ilgili olarak VUK (Vergi Usul Kanunu) açısından kur farkı talep edemeyeceğini, 10-) Taraflar arasında var olan muavin defter kayıtlarının birbirinden farklı olmasının esas nedeninin, yabancı parayla yapılan işlemlerle ilgili özellikle hem davacı hem de davalı tarafın doğru ve gerçek kur farklarını işlememesinden kaynaklandığını, 11-) Dava dışı ana yüklenici ... tarafından davacı şirkete gönderilen ihtarnamede yer verilen fesih sebep ve gerekçeleri incelendiğinde, davacı şirket ile dava dışı ... arasındaki sözleşmelerin feshinin, esas itibariyle davacı şirketin personel ödemelerini yapamaması ve işçilik alacakları için ...’ya önemli miktarlarda haciz ihbarnamelerinin gönderilmesi gibi sebeplerden kaynaklandığını, taraf şirketlerin defter incelemeleri sonucunda, dava dışı ... tarafından sözleşmelerin feshedilmesi ve aralarındaki sözleşmenin 38.maddesinin ii bendine istinaden davacının eksik bıraktığı işleri, üçüncü şahıslara davalının elinde hazır bulunulan malzemelerle tamamlattırması ve sonuçta davacı şirketin konkordato talep etmesi ve buna bağlı olarak davacının talepleri arasında yer alan iş kaybı, gelir kaybı ve kar kaybı gibi zarar iddiaları ile davalı şirketin eylemleri arasında illiyet bağı kurulamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Hukukçu Bilirkişi ...'dan oluşan heyetten alınan 22/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Dava dosyasına mübrez deliller üzerinde yapılan ve detayları kök raporda ve yukarıda verilen inceleme ve değerlendirme sonucunda, takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; bilirkişi kurulunun kök rapordaki görüş ve kanaatinde bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir.
Bilirkişiler ...'dan oluşan heyetten alınan 06/02/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Dava konusu somut olayda; davacı tarafından “Ana yüklenici ... dan ... Projesi için PB-5 iskele binası çatı altı metal asma tavan işi ile terminal ana bina çatı altı metal asma tavan işi alındığı, bu iki proje için davalı firma ile her iki proje adına biri malzeme tedariki sözleşmesi diğeri ortaklık sözleşmesi olmak üzere toplamda dört adet sözleşme akdedildiği, asma tavan işinin yapımı ve yürütülmesi hususunda davalı taraf tecrübesine güvenilmiş fakat davacı firmanın ciddi mağdur olmuş, ticari hayatı sıkıntıya girdiği, davalı tarafın sözleşmelere aykırı hareket etmesi, süresinde malzeme tedariki gerçekleştirmemesi, projenin aksamasına sebebiyet vermesinden dolayı davacı firmanın ana yüklenici ... ile sözleşmesi fesih edildiği, ... tarafından davacı firma sözleşmesi fesih edildiğinden davacının teminat mektuplarının nakde çevrildiği, davacı firma çeklerinin bir anda yazdırıldığı, bunun sonucunda davacı firmanın piyasalardaki itibarı, güvenilirliği ve marka gücü sıfırlandığı, ayrıca bankalar ve tedarikçiler nezdindeki kredibilitesi de bittiği” iddiası ile “Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında olmak üzere iş kaybı, gelir kaybı, kar kaybının tespit ve tahsili, kur sebebiyle uğranılan zararların tespit ve tahsili, davalı tarafa yapılan ödemelerin iadesi ve davacı firmanın mağduriyeti ve itibarının zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat ve bedelsiz kaldığı iddia edilen çeklerin iadesini1” talep ettiği görülmekte olduğunu; Buna karşın davalı ise “davacının iddialarının aksine ilk malzeme siparişinin geçildiği 2017 Nisan ayından itibaren Kasım 2018 tarihine kadar tüm malzemeler planlandığı gibi şantiyeye sevk edildiği, taraflar arasında imzalanan ... sözleşmesinin 2.maddesinde “proje çizimleri” kavramı yer almadığı, ...Mimarlık tarafından yapılan işler konu ile ilgili olan ve aynı tarihi taşıyan ... nolu sözleşmenin konusu olup malzeme tedarik sözleşmesi ile ilgisinin olmadığı, terminal binası iskele bloğu montaj aşamasında 7 bölgeye ayrıldığı, ilk 6 bölüm sorunsuz tamamlandığı, davacı terminal binası asma tavan işini de aldığı, sözleşme kapsamında işi yetiştirebilmek için çalışan ekiplerin önemli bir kısmını terminal binasına kaydırdığı, ekiplerin başka bir binaya kaydırılması nedeniyle iskele bloklarının 7.bölümündeki montaj ve imalat işi başka bir firmaya ihale edildiği, montajı yapan firma davalı tarafından üretilen ve sevk edilen malzemeleri kullanarak işi tamamladığı, dolayısıyla davalının malzeme tedarikinde geç kalmasının söz konusu olmadığı, İş kaybı nedeniyle oluşan zararın ...’ ya haciz ihbarnameleri geldiği için sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle oluştuğu, haksız ödeme bir yana davalının davacıdan alacaklı olduğu, bedelsiz kalmış çeklerin hangileri olduğu hakkında yeterli ve detaylı açıklama yapılması halinde yapılan bu açıklamaya bağlı olarak davalı şirket tarafından gerekli incelemenin yapılmasından sonra iade edilmesi gereken çek varsa bunların iadesinden kaçınılmayacağı” gerekçeleri ile davanın reddini talep etmiş olduğunu; Muhterem Mahkeme tarafından ise heyetlerine “İddia, savunma, toplanan tüm deliller ile tarafların ilişki dönemini kapsayan ticari defter, dayanağı belge ve kayıtların incelenmesi ve önceki rapora itirazların değerlendirilmesi sureti ile, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi, borç alacak ilişkisinin tespiti ile dava dilekçesindeki tüm talepleri kapsar şekilde, taleplerin uygun olup olmadığı, uygun talepler bakımından talep edilebilecek miktarları tespit eder şekilde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi” görevi tevdi edilmiş olduğunu; İnceleme ve değerlendirmeler ışığında konuya ilişkin görüşleri ve kanaatlerinin her türlü hukuki değerlendirme ve nihai takdiri yargılama makamına ait olmak üzere halli gereken uyuşmazlık konularının: a. Dava dışı ...’nın sözleşmeyi hangi gerekçelere dayalı olarak feshettiği, davacı ile akdettiği sözleşmeyi feshetmesinde davalı şirketin bir dahlinin bulunup bulunmadığını, bu kapsamda davalının, davacı tarafından sipariş edilen malzemeleri teslimde gecikip gecikmediğinin, b. Dava dışı ...’nın davacı ile akdettiği sözleşmeyi davalının edim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle feshetmiş olduğu ihtimalinde davacının zarar talebinde bulunabilmesinin mümkün olup olmadığını, mümkün ise bu bedellerin nelerden ibaret olduğunun tespiti noktasında toplandığı anlaşılmakta olduğunu, dolayısıyla bu noktadan itibaren açıklamalarına tespit edilen hususların başlıklandırılmak suretiyle incelenmesi ile devam edileceğini, a. Dava dışı ...’nın sözleşmeyi hangi gerekçelere dayalı olarak feshettiği, davacı ile akdettiği sözleşmeyi feshetmesinde davalı şirketin bir dahlinin bulunup bulunmadığını, bu kapsamda davalının, davacı tarafından sipariş edilen malzemeleri teslimde gecikip gecikmediğine ilişkin değerlendirme huzurdaki dosyada davacı, dava dışı ... ile akdettiği sözleşmenin davalı şirketin yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle feshedildiğini iddia etmekte olduğunu, buna karşın davalı ise sözleşmenin asıl feshinin, davalının kendi edim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden değil ...’ya davacının personelleri ile alakalı haciz ihbarnameleri geldiği için sözleşmenin feshedildiği ileri sürüldüğünü, bahse konu ihtarnameden sözleşmenin feshinin iki farklı sebebe dayandırıldığı görülmekte olduğunu, gerçekten de anılan ihtarnamenin büyük kısmında sözleşmenin feshi: i. Davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulmasını, ii. Davacının işi tamamlaması gereken tarihin üzerinden aylar geçmesine rağmen işin halen tamamlanmaması ve davacıya süre verilse dahi tamamlanamayacağının açıkça görülmesi gerekçelerine dayandırıldığını, hâl böyle iken nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere Mahkemece sözleşmenin feshedilmesinde asıl (baş faktörün) sebebin “davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulması” gerekçesine dayandığı kanaatinde olunması ihtimalinde davalıya izafe edilecek bir sebep de söz konusu olamayacağından davacının davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığı ifade edilebileceğini, buna karşın Sayın Mahkemece sözleşmenin feshi sebebine dayanak gösteren olgulardan birinin de davacının edimini yerine getirmemesine dayandığı kanaatinde olunması ihtimalinde ise bu gecikmenin davacının iddia ettiği gibi davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti gerekeceğini, zira sözleşmenin ... tarafından gecikme sebebine dayalı olarak feshedilmesi ihtimalinde dahi bu gecikmenin davalıdan kaynaklanmadığı durumda davacının, davalıdan zarar adı altında bir talepte bulunmasının yine mümkün olmadığı ifade edilebileceğini, bununla birlikte sözleşmenin davacının iddia ettiği üzere davalının edim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemesi nedeniyle davacının da bu durumun sonucundan etkilendiğinin tespiti halinde davalıya kusur izafe edilebileceğinden davacının davalıdan zarar talebinde bulunabileceği ifade edilebileceğini, Sonuç Ve Kanaat: yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, takdiri tamamen Mahkemeye ait olmak üzere; 1) Dosyaya mübrez belgelerden davacının, dava dışı ... ile akdettiği sözleşmenin davalı şirketin yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle feshedildiğini iddia ettiği; buna karşın davalının ise sözleşmenin asıl feshinin, davalının kendi edim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden değil ...’ya davacının personelleri ile alakalı haciz ihbarnameleri geldiği için sözleşmenin feshedildiği ileri sürdüğünü, 2) Dava dışı ...’nın sözleşmeyi feshinin hangi sebep veya sebeplere dayandığının tespitini noktasında bahse konu ihtarnameden sözleşmenin feshinin iki farklı sebebe dayandırıldığı görülmekte olduğunu, gerçekten de anılan ihtarnamenin büyük kısmında sözleşmenin feshinin: • Davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulmasını, • Davacının işi tamamlaması gereken tarihin üzerinden aylar geçmesine rağmen işin halen tamamlanmaması ve davacıya süre verilse dahi tamamlanamayacağının açıkça görülmesi gerekçelerine dayandırıldığını, 3) Hâl böyle iken nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere: • Şayet Sayın Mahkemece sözleşmenin feshedilmesinde asıl (baş faktörün) sebebin “davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulması” gerekçesine dayandığı kanaatinde olunması ihtimalinde davalıya izafe edilecek bir sebep de söz konusu olamayacağından davacının davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmadığının ifade edilebileceğini, • Buna karşın Sayın Mahkemece sözleşmenin feshi sebebine dayanak gösteren olgulardan birinin de davacının edimini yerine getirmemesine dayandığı kanaatinde olunması ihtimalinde ise bu gecikmenin davacının iddia ettiği gibi davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti gerekeceğini, zira sözleşmenin ... tarafından gecikme sebebine dayalı olarak feshedilmesi ihtimalinde dahi bu gecikmenin davalıdan kaynaklanmadığı durumda davacının, davalıdan zarar adı altında bir talepte bulunmasının yine mümkün olmadığının ifade edilebileceğini, bununla birlikte sözleşmenin davacının iddia ettiği üzere davalının edim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemesi nedeniyle davacının da bu durumun sonucundan etkilendiğinin tespiti halinde davalıya kusur izafe edilebileceğinden davacının davalıdan zarar talebinde bulunabileceğinin ifade edilebileceğini, 4) Mahkemece dava dışı ...’nın davacı ile akdettiği sözleşmeyi davalının edim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle feshetmiş olduğu ihtimalinde davacının zarar talebinde bulunabilmesinin mümkün olduğu kanaatinde olunması durumunda ise dosyaya mübrez belgelerden davacının sözleşme hükmüne uygun olarak davacıya siparişlerini hangi tarihlerde verdiği ve dolayısıyla davalının bu siparişleri sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 45 günlük süre içerisinde teslim edip etmediğinin anlaşılamadığı, zira bu noktada davalının ifa sırasının muaccel olabilmesi için öncelikle davacının sipariş vermesinin gerektiğini, 5) Şayet davacı siparişleri verdi ise bu noktada edim yükümlülüğünde ifa sırası davalıya geçeceğinden davalının sipariş konusu ürünleri 45 günlük süre içerisinde davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekeceğini, hâl böyle olunca bu durumda davacının ...’ya karşı yükümlülüğünü yerine getirmemesinde davalının sorumluluğunun tespit edilemediğini, 6) Dosyaya sunulu bulunan banka ekstrelerinin incelendiğini, Mahkeme takdir eder ise banka hareketlerinin bankacı bir bilirkişi tarafından da ayrıca incelenebileceğini, 45 bankaya yazılan müzekkere karşılığında dosyada 39 adet cevabi banka yazısı görüldüğünü, yazılarda genel olarak her iki taraftan birine ait hesap olmakla birlikte, sayın mahkemenin aslen talep ettiği “iki taraf arasındaki para transferleri ve makbuzların” sunulmadığı, yazıların ekinde sunulan CD ya da eklerle ilgili durumun “ihticaca salih olmadığı” yönündeki izahatın rapor içeriğinde ayrıntılı şekilde izah edildiğini, 7) Dosyada 3 adet bankalarca sunulmuş CD bulunduğunu, dosyada yazılar ve CD’lerin sırası ile değil karışık halde görüldüğü, doğru sıralama ve doğru eşleşmenin tespiti için CD’lerin içeriğinin tek tek incelendiğini, 1 adet CD’nin ... bankasına, 1 adet CD’nin İş Bankasına ait olduğunu, 1 adet CD’nin ise ne üzerinde ne de içeriğinde hangi bankaya ait olduğunun yazmadığını, CD içeriklerinin mahkemenin talep ettiği “sadece iki taraf arasındaki para transferlerini gösterir içerikte” olmadığını, 8) Banka ekstrelerinin incelenmesi neticesinde iki taraf arasındaki para hareketlerinin “net ve kesin şekilde” tespit edilmesinin mümkün olamadığı, sadece ...’ın sunduğu 5 adet dekont ile davacı tarafından davalı yana 7.269.091,26 TL ödeme yapıldığının tespit edilebildiğini, 9) İşin gereği gibi yapılıp yapılmadığı, sözleşme koşullarına uyulup uyulmadığını, ...’nın feshinin haklı ya da haksız olduğunu, tarafların fesihteki sektörel ve hukuki etkisi, tarafların bilgi ve tecrübesi olmadığı halde diğer tarafın desteği ile dava konusu işi yüklendiği gibi pek çok iddianın mali bilirkişi tarafından değerlendirilemeyeceğini, 10) Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, FSEK, SMK ve sair kanunlara dayalı borç-alacakların hukuki zemini hakkında mali bilirkişinin değerlendirme yapamayacağı, Mali Müşavir bilirkişinin önce faturaları ve benzeri evrakı (VUK’a göre) esas alacağı, ardından, bu vesaikin muhasebe kayıtlarındaki karşılığına bakacağını, muhasebe kayıtlarından hasıl olmuş cari hesap hareketlerini inceleyeceğini, muhasebe kayıtlarını incelerken TTK’nın defterlerle ilgili düzenlemelerini de dikkate alacağı, hâl böyle olunca, tarafların tüm iddialarının ticari defterlerde yer alması gerektiği; zira, MSUGT kapsamında her bir işlemin Tek Düzen Hesap Planında karşılığı ya da benzer hesap kodu bulunduğunu, mesela, bir çek düzenlenmişse verilen çek, bir müşteri çeki verilmiş ise alınan çeklerin ters kayıtla çalışması, karşılıksız çıkan bir çekin bedelinin veya tahsil edilmesinde şüphe olan bir tutarın karşılık hesaplarında gösterilmesi, iptal edilen sözleşmeye istinaden ödenen bedellerin tahakkuk hesaplarına alınması, fazladan ödenen ya da tahsil edilen tutarların avans hesaplarında takip edilmesi gibi her bir iddiayı karşılayacak enstrümanın muhasebe defterlerinde bulunması gerektiğini, 11) Defterlerinde her bir vakanın izini göstermeyen ya da defterleri üst maddede izah edilen konular bakımından “ihticaca salih” olmayan vergi mükellefi kişi ya da kurumların “sadece ticari defterlere göre borç-alacak tespiti yapılamaz” mealindeki beyanlarının sayın mahkemenin takdirinde olduğunu, dolayısı ile mali bilirkişi olarak defter incelemesi yönünden dosyaya sunulu önceki bilirkişi raporlarında yer alan görüşlere ve hesaplamalara katılındığını, 12) Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesinin amir hükmünün “dövizli hesapların” kur değerlemesine tabi tutulması yönünde olduğunu, değerleme günlerinde yapılmış kur değerlemelerinden doğan lehte farklar için muhataba fatura düzenlenmesine gerek bulunmadığınu, ancak, işlemin dayalı olduğu fatura ve benzeri evrak ile ödeme günü arasında lehte doğacak kur farkları için muhataba kur farkı faturası düzenlenmesinin zorunlu olduğu, eldeki olayda tarafların kur farkı faturaları düzenlediğine dair bir veriye rastlanmadığını, dosyada sunulu bulunan cari hesaplar ve avans hesap hareketlerine bakıldığında, tarafların karşı tarafa fatura ile yansıtma yapmak yerine kendi defterlerine MSUGT kapsamında “dönemsellik ilkesine uyan ya da uymayan” kayıtlar yapmak sureti ile belge oluşturmak istediklerinin anlaşıldığı, önceki bilirkişi raporunun da bu hususu teyit eder içerikte olduğunu, 13) Dövizli hesap bakiyelerinin kur değerleme işlemlerinden doğan kur farklarının hesaplanmasının zorunlu olduğunu, ancak yasal defterlere işlenmesinin zorunlu olup olmadığı yönünde mali bilirkişinin hukuki bir yorumu olamayacağı; ancak, vergi mevzuatında “dönemsellik” esasının geçerli olduğu, vergiye tabi gelir-giderlerin “mali döneme özgü olmak üzere” ilgili vergi dairesine beyan edildiğini, döneminde gider ve indirim konusu yapılabilir durumda iken bilinçli olarak gider ve/veya maliyet kaydı yapılmayan hiçbir giderin ya da maliyetin sonraki dönemlerde gider ya da indirim olarak dikkate alınamayacağı (Ör: Amortisman, Karşılık giderleri, KDV vs.) bu hususların kur farkları için de emsal alınabileceğinin fiili ve mesleki bir tespit olarak şerh düşülebileceğini, takdirin sayın mahkemede olduğunu, 14) İş kaybı ve kâr kaybı gibi iddiaların mali bilirkişinin değerlendirebileceği hususlar olmadığını, öncelikle sektörel olarak iş kaybının ne anlama geldiği, hakikaten iş kaybı olup-olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bunun sektörel ve sözleşmesel bir tespit gerektirdiği; bir başka ifade ile önce yapılması gereken/yapılan iş bedelinin sektörel olarak tespiti, bu tespitten sonra ödenmeyen iş bedeli ile ödenen iş bedelinin tespit edilmesi gerektiği, ancak ortada biten veya bitirilmesi gereken bir iş bedeli tespiti bulunmadığını, raporun muhtelif kısımlarında izah edildiği üzere ödemelerin de kül halinde tespit edilemediğini, 15) Kâr kaybı hesabının yapılabilmesi için her şeyden önce bir maliyet tespit edilmesi gerektiğini, ardından bu maliyet üzerine konulabilecek sektörel kâr marjının bulunabileceği, birim kâr ile birim satış bedelinin oranlanarak kâr kaybına ulaşılabileceğini, eldeki dosyada hitama ermediği iddia edilen bir iş ve bu işe bağlı olan pek çok sektörel enstrüman olduğu için mali bilirkişinin bir inşaat işine ilişkin kâr kaybını hesaplayamayacağı; malzemelerin geç teslim edildiğini, sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini, fesih sonucu birtakım işlerin başka firmalara yaptırıldığını, başka firmalar ile eldeki dava konusu arasında illiyet kurulması gibi iddiaların ve taleplerin mali bilirkişinin uzmanlık alanında olmadığını, 16) Çeklerin karşılıksız çıkması ve/veya fazladan ödenen tutarların iade edilmesi gibi iddia ve taleplerin raporun münderacatında geniş şekilde izah edildiği üzere; banka kayıtlarından tarafların birbirlerine gönderdikleri/aldıkları nakit tutarların tamamının tespit edilemez vaziyette olması, verilen ve alınan çeklerin asıl suretlerinin tümü ile ve hiçbir eksikliğe mahal vermeyecek şekilde dosyada bulunmaması, dosyaya sunulu banka yazılarından; hangi çekin, kim tarafından, kime verildiği, kimler tarafından ciro edildiği, ne zaman ve kimler tarafından tahsil edildiği gibi tüm bilgilere ulaşılamadığının bir vaka olduğunu, 17) Davacının manevi tazminat talebine ilişkin değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İddia, savunma, dosya kapsamında toplanan deliller, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde;
Davacı tarafça, dava dilekçesi ile, davalı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığı, bu kapsamda ana yüklenicinin davacı ile olan sözleşmesini feshettiği iddiasına dayalı, iş kaybı, gelir kaybı, kâr kaybı zararlarının, kur sebebiyle uğranılan zararların tazmini, davalı tarafa yapılan ödemelerin iadesi ve davacı firmanın mağduriyeti ve itibarının zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat ve bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle menfi tespit ve bu çeklerin iadesi talep edilmiştir.
Davalı tarafça, cevap dilekçesi ile, sözleşmeye aykırı davranışlarının olmadığı, ana yüklenici tarafından sözleşmenin feshine davacının kendisinin sebep olduğunu, davacının işçilerin ücretlerini zamanında ödememesi ve bu kapsamda ana yükleniciye icra haciz ihbarları gelmesinden dolayı ana yüklenicinin sözleşmeyi feshettiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
Davacı tarafça, yatırılması gereken harcın eksik yatırıldığı tespit edildiğinden, 25.11.2019 tarihinde onaylanan ilk tensip zaptının 8. Maddesi ile "Davacı tarafa dava konusu iadesini istediği çekleri ve miktarlarını açıklamak ve çek bedelleri üzerinden harcı tamamlamak üzere ve ayrıca manevi tazminat miktarına ilişkin harcı tamamlamak üzere Harçlar kanunu 30. Maddesi uyarınca önümüzdeki celseye kadar süre verilmesine, verilen sürede harç tamamlanmadığı takdirde bu talepler yönünden dosyanın HMK' nın 150. Maddesi uyarınca işlemden kaldırılacağının ihtarına( tebliğin ihtar yerine geçmesine) " şeklinde karar verilmiş, 1. Celseye kadar harç tamamlanmamış olduğundan 1. Celse dosya işlemden kaldırılmıştır.
Davacı tarafça dava dilekçesindeki netice-i talep kısmının 1,2,3 ve 4 nolu talepler bakımından harç ikmali yapılarak dava yenilenmiş, 5 nolu talep yönünden harç tamamlama yapılmadığından dosya yenilenmemiştir.
Dava dilekçesinde 5 nolu talep olan " bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle menfi tespit ve bu çeklerin iadesi" istemi işbu dava dosyamızdan tefrik edilmiş ve mahkememizin ... Esas sayılı dosyası üzerinden karara bağlanmış ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Yine iş bu dava dosyamız ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, dosyamızdan tefrik edilmiş ve mahkememizin... Esas sayılı dosyası üzerinden karara bağlanmıştır. Bu dosyanın incelenmesinde; Davacısının dosyamız davalısı şirket, davalılarının dosyamız davacısı şirket ile ... olduğu, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının bu dosya ile birleştirildiği, asıl dava ve birleşen davada birer adet çek nedeniyle menfi tespit ve çekler ile çeklerin konu edildiği icra takibinin iptallerinin talep edildiği; dava sonunda davacı tarafça davalılara karşı açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.
... Asliye Ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacılar ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Konkordato istemli dava açıldığı, dava sonunda mahkemece 02.10.2020 tarihinde davacıların konkordato istemlerinin ayrı ayrı reddine, davacı şirketler ... ve Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ayrı ayrı iflasına karar verildiği, kararın 31.01.2022 tarihinde kesinleştiği, bu dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre dosyamız davacısı şirketin dosyamız davalısı şirkete borçlu gözüktüğü anlaşılmıştır.
Dosyamız davacısı şirket hakkında .... Asliye Ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından verilen iflas kararının .... İflas dairesinin ... İflas dosyası ile uygulanmış olup, işbu dosyanın incelenmesinde; Tasfiye işlemlerinin adi usulde icra müdürlüğünce resen yürütüldüğü, 2.alacaklılar toplantısının 08.06.2022 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre somut olayın değerlendirilmesinde; Davacı tarafından “Ana yüklenici ... 'dan ... Projesi için PB-5 iskele binası çatı altı metal asma tavan işi ile terminal ana bina çatı altı metal asma tavan işi alındığı, bu iki proje için davalı firma ile her iki proje adına biri malzeme tedariki sözleşmesi diğeri ortaklık sözleşmesi olmak üzere toplamda dört adet sözleşme akdedildiği; Davacı tarafça, davalı tarafın sözleşmelere aykırı hareket etmesi, süresinde malzeme tedariki gerçekleştirmemesi, projenin aksamasına sebebiyet vermesinden dolayı davacı firmanın ana yüklenici ... ile sözleşmesinin fesih edildiği, ... tarafından davacı firma sözleşmesi fesih edildiğinden davacının teminat mektuplarının nakde
çevrildiği, davacı firma çeklerinin bir anda yazdırıldığı, bunun sonucunda davacı firmanın piyasalardaki itibarı, güvenilirliği ve marka gücü sıfırlandığı, ayrıca bankalar ve tedarikçiler nezdindeki kredibilitesi de bittiği iddiası ile iş kaybı, gelir kaybı, kâr kaybı zararlarının, kur sebebiyle uğranılan zararların tazmini, davalı tarafa yapılan ödemelerin iadesi ve davacı firmanın mağduriyeti ve itibarının zedelenmesi sebebiyle manevi tazminat ve bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle menfi tespit ve bu çeklerin iadesinin talep edildiği; Buna karşın davalı tarafça ise davalının malzeme tedarikinde
geç kalmasının, sözleşmeye aykırı davranışının söz konusu olmadığı, yüklenici tarafından sözleşmenin feshine davacının kendisinin sebep olduğu, davacının işçilerin ücretlerini zamanında ödememesi ve bu kapsamda ana yükleniciye icra haciz ihbarları gelmesinden dolayı ana yüklenicinin sözleşmeyi feshettiği gerekçeleri ile davanın reddinin talep edildiği; Uyuşmazlığın çözümü için dava dışı ...’nın sözleşmeyi neden feshettiğinin tespiti gerekli olup, dava dışı ...’nın sözleşmenin feshini iki farklı sebebe dayandırdığı, bu sebeplerin " i. Davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulmasını, ii. Davacının işi tamamlaması gereken tarihin üzerinden aylar geçmesine rağmen işin halen tamamlanmaması ve davacıya süre verilse dahi tamamlanamayacağının açıkça görülmesi" olduğu; Sözleşmenin feshedilmesinde asıl (baş faktörün) sebebin “davacı aleyhinde işçilik alacakları sebebiyle yüksek miktarlı icra takibi başlatılması ve ...’ya bildirimde bulunulması” gerekçesi olması ihtimalinde davalıya izafe edilecek bir sebep de söz konusu olamayacağından davacının davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmayacağı, buna karşın sözleşmenin feshi sebebine dayanak gösteren olgulardan birinin de davalının edimini yerine getirmemesine dayandığının kabulü halinde ise bu gecikmenin davacının iddia ettiği gibi davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitinin gerekeceği, zira sözleşmenin ... tarafından gecikme sebebine dayalı olarak feshedilmesi ihtimalinde dahi bu gecikmenin davalıdan kaynaklanmadığı durumda davacının, davalıdan zarar adı altında bir talepte bulunmasının yine mümkün olmayacağı, bununla birlikte sözleşmenin davacının iddia ettiği üzere davalının edim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemesi nedeniyle davacının da bu durumun sonucundan etkilendiğinin tespiti halinde davalıya kusur izafe edilebileceğinden davacının davalıdan zarar talebinde bulunabileceği; Tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarının usulüne uygun yaptırıldığı, ancak tarafların, aralarındaki ilişkide karşılıklı olarak kayıtlarını usulüne uygun tutmadıkları, tarafların defter ve kayıtların birbiri ile örtüşmediği, bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtlarının kendileri lehine delil vasfına haiz olmadığı, bu kapsamda tarafların ticari defter ve kayıtlarından dava konularına ve davadaki haklılık durumuna ilişkin bir tespit yapmanın mümkün olmadığı; Davada, ispat külfeti, öncelikli olarak davacıda olduğundan, davasını, ticari defter ve kayıtları dışındaki diğer deliller ile ispatlaması gerektiği; Dinlenen davalı tanıklarının beyanlarında, davalı şirketin malzeme tedarikinde bir gecikmesi olmadığı, davacı şirketin çalışan işçilerin ücretlerini geciktirmesi ve ödememesi nedeniyle işçilerin çalışmak istemedikleri ve işin geciktiği, davacı şirketin son dönemde davalı şirkete olan malzeme bedeli borçlarını da ödemediğinin belirtilmiş olduğu; Dosya kapsamındaki belgelerden ve bilirkişi raporlarından, davacının sözleşme hükmüne uygun olarak davacıya siparişlerini hangi tarihlerde verdiği ve dolayısıyla davalının bu siparişleri sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 45 günlük süre içerisinde teslim edip etmediğinin anlaşılamadığı, zira bu noktada davalının ifa sırasının muaccel olabilmesi için öncelikle davacının sipariş vermesinin gerektiği, şayet davacı siparişleri verdi ise bu noktada edim yükümlülüğünde ifa sırası davalıya geçeceğinden davalının sipariş konusu ürünleri 45 günlük süre içerisinde davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekeceği, hâl böyle olunca bu durumda davacının ...’ya karşı yükümlülüğünü yerine getirmemesinde davalının sorumluluğunun tespit edilemediği; Ana yüklenici ... tarafından davacının sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle, işin yarıda kaldığı, işin yarıda kaldığı bu son dönemde taraflarca yaptırılmış olup dosyaya sunulan bir tespitin veya taraflar arasında bir mutabakatın olmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının örtüşmemesi ve sahipleri lehine delil vasfında olmaması nedeniyle, işin ne kadarının yapıldığı, ne kadar ücrete hak kazanıldığı, ne kadarının ödendiği, iadesi gereken fazladan yapılmış bir ödeme olup olmadığı, davacı zararının olup olmadığı, var ise ne kadar olduğu hususlarının tespit edilemediği; Kesinleşen ve davacının iflasına dair karar verilen ... Asliye Ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarına göre dosyamız davacısı şirketin dosyamız davalısı şirkete borçlu gözüktüğü, anlaşılmakla ve değerlendirilmekle;
Davada ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafından, dava dışı ana yüklenici tarafından sözleşmenin feshedilmesine davalının sebep olduğu, davalının sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunduğu, mal tedarikinde geciktiği, davalının kusurlu eylemi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı hususlarının ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Bu nedenler ile; Davacı tarafça, davalıya karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
HÜ K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafça, davalıya karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken, maddi tazminat davası bakımından 427,60 TL ve manevi tazminat davası bakımından 427,60 TL olmak üzere, toplam 855,20 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan (51,24-TL ve 170,77 TL) 222,01 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 653,19-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafça yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafça yapılan 296,00 TL müzekkere ve posta masrafının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davalı taraf kendisini bir vekille temsil ettirmiş olduğundan Maddi tazminat yönünden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Davalı taraf kendisini bir vekille temsil ettirmiş olduğundan Manevi tazminat yönünden, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!