WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2022/394 Esas
KARAR NO:2024/332

DAVA:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:02/06/2016

BİRLEŞEN .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ... ESAS SAYILI DOSYASI

DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:28/12/2018
KARAR TARİHİ:23/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, müvekkilin inşa etmiş olduğu ... mah. ... sk. No:1 .../.... adresinde yer alan ... isimli site niteliğindeki iki binadan ibaret yapıda dış cephe ve doğrama işlerinin temini, montajı ve işçiliği ile ilgili 30/12/2013 tarihinde "4418 Ada 17 Parsel Dış Cephe Ve Doğrama İşleri Taşeronluk Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereği yapılan işlere ilişkin olarak davalıya hak ediş usulü paralar da ödendiğini, yine taraflar arasında sözleşme konusu iş bedelinin bir kısmının ( 690.000,00TL) BARTER şeklinde bağımsız bölüm devri yapılmak suretiyle ödeneceği hususunda 02/12/2013 tarihinde anlaşma yapıldığını, müvekkil ile davalı arasında imzalanan 31/12/2013 tarihli sözleşme uyarınca yüklenici firmanın yapmayı taahhüt etmiş olduğu işler için başlangıç tarihi 02/01/2014 olup, iş teslim tarihinin 15/08/2014 olduğunu, ancak müvekkili şirket tarafından şantiye bir takım sebepler nedeniyle davalıya teslim edilemediğini, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık yaşanmadığını, sözleşme konusu taşınmazdaki sorunlar çözülerek davalıya şantiyenin teslime hazır olunduğu an, bir diğer deyişle davalının işe başlayabileceği zaman taraflar arasında 31/12/2013 tarihli sözleşmenin şartları aynı kalmak üzere sürelerin revize edildiği yeni bir sözleşme imzalandığını, buna göre davalının iş teslim süresi önceki sözleşmede yaklaşık yedi(7) ay on beş(15) gün iken imzalanan yeni sözleşme ile iş teslim süresi, iş başlangıcının 30/05/2014, iş tesliminin ise 30/11/2014 tarihi olarak belirlenmesi ile altı(6) aya indirildiğini, davalı taraf sözleşme gereği 30/05/2014 olan işe başlangıcını SGK ve sair ilgili resm kurumlara bildirdiğini, sözleşmenin 13. maddesinde davalının işin teslimini geciktirmesi halinde cezai şart yaptırımı ile karşı karşıya kalacağının imza altına alındığını, işin gecikmesi nedeniyle yükleniciye .... Noterliği tarafından düzenlenen 12.01.2015 tarihli ... yevmiye numarasına kayıtlı ihtarname keşide edildiğini, ihtarname ile işin geciktiği ve yapılan işlerin hatalı olduğu bildirilerek gecikme, hatalı imalat ve montaj sebebiyle sözleşmeden kaynaklı haklara ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı tutulduğunu, akabinde yüklenicinin sözleşmede yer alan yükümlülüklerini usulüne uygun, eksiksiz ve süresinde teslim etmeyerek şantiyeden ayrıldığını belirterek davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ceza koşulu bakımdan şimdilik 10.000,00-TL ve yine dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ayıplı işler bedeli bakımından şimdilik 10.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalının davacı şirketin Kağıthane ilçesi, Talatpaşa mahallesi, 4418 ada, 17 Parselde inşa edilmekte olan Mari Residence isimli inşaatın malzemesi de taşerona ait olmak üzere dış cephe kompozit kaplama ve alüminyum doğrama, cam ve kör kasa işlerinin projelendirilmesi imalat ve montajı işlerinin yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, 30.12.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile üstlenilen iş bedelinin A blok için 1.475.264,32 TL, B blok İçin 1.215.468,44 TL olduğunu, anılan sözleşme uyarınca müvekkili şirketin 02.01.2014 tarihinde işe başlayacağının ve sözleşme ile üstlendiği işi 18.08.2014 tarihinde teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, yine aynı sözleşmenin 5. Maddesindeki ödemeler başlıklı maddesine göre davacının, müvekkili davalıya sözleşme bedeline mahsuben malzeme alımında kullanılmak üzere avans olarak her biri 230.000 TL bedelli 30.05.2014, 30.06.2014, ve 30,07.2014 ödeme tarihli 3 adet çek vereceğinin kararlaştırıldığını ancak davacı şirketin kararlaştırılan avans ödemelerine ilişkin çekleri vermediği gibi kaba inşaat işlerinin gecikmesinden dolayı işe başlama tarihi olan 02.01.2014 tarihinde şantiye sahasını müvekkiline teslim etmediğini, inşaa edilmekte olan bina hazır olmadığı için müvekkilinin işe başlayamadığı gibi malzeme alımı için gerekli bedel verilmediği için müvekkilinin inşaatta kullanılacak malzemeleri alamadığını ve montaja hazır hale getiremediğini, davacının inşaat sahasını teslim edemediği ve davalı müvekkilinin işe başlamasına hazır hale getiremediği için avans çeklerini vermekten imtina ettiğini, davacının geç avans ödemeleri nedeni ile malzeme fiyatlarındaki artış nedeni ile müvekkilinin büyük zarar gördüğünü, davacının bu gecikmesinden doğan zararı talep hakklarını saklı tuttuklarını, davacının şantiyenin süresinde teslim edilmediğini dava dilekçesinde de açıkça kabul ettiğini, taraflar arasında 2. Kez sözleşme imzalandığını, yeni sözleşmeye göre işe başlama tarihi 30.05.2014 olup işin bitirilme tarihinin 30.11.2014 olarak belirlendiğini, kaba inşaattaki imalat hataları nedeni ile işlerin istenilen sürede ve hızda yapılmasının mümkün olmadığını, projeye davacı tarafından sürekli eklemeler yapıldığını, kaba inşaat imalatındaki hatalar nedeni ile davalının imal ettiği malzemelerin montajında bir kısım hataların kaçınılmaz olarak meydana geldiğini, bunun davalının kusurundan kaynaklanan bir durum olmadığını, ayıplı imalat diye iddia edilen işlerin kusurunun müvekkili firmada olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı şirket ... Mah., 4418 ada, 17 parselde inşa edilmekte olan mari residence isimli inşaatın malzemesi de taşerona ait olmak üzere dış cephe Kompozit kaplama ve alüminyum doğrama, cam ve kör kasa işlerinin projelendirilmesi imalat ve montajı işlerinin yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını, 30/12/2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme ile üstlenilen iş bedelinin A blok için 1.475.264,32 TL, B blok için 1.215.468,44 TL olduğunu, anılan sözleşme uyarınca, müvekkili şirket 02/01/2014 tarihinde işe başlayacak ve sözleşme ile üstlendiği işi 18/08/2014 tarihinde teslim edeceğini, yine aynı sözleşmenin 5. Maddesindeki ödemeler başlıklı maddesine göre, davacı müvekkili davalıya sözleşme bedeline mahsuben malzeme alımında kullanılmak üzere avans olarak her biri 230.000,00 TL bedelli 30/05/2014 , 30/06/2014 , 30/07/2014 ödeme tarihli 3 adet çek vereceğini, davalı şirketin kararlaştırılarak avans ödemelerine ilişkin çekleri müvekkiline süresinde vermediği gibi kaba inşaat işlerinin gecikmesinden dolayı işe başlama tarihi olan 02/01/2014 tarihinde şantiye sahasını müvekkiline teslim edemediğini, inşa edilmekte olan bina hazır olmadığı için müvekkili şirket işe başlayamadığı gibi malzeme alımı için gerekli bedel verilmediği için müvekkili davacı inşaatta kullanılacak malzemeleri alamadığını ve montaja hazır hale getiremediğini, davalı tarafın inşaat sahasını teslim edemediği ve müvekkilinin işe başlamasına hazır hale getiremediği için avans çeklerini vermekten imtina ettiğini, kaldı ki sözleşmenin imza tarihi ile işe başlama tarihi arasındaki 3 günlük süre göz önüne alındığında davacının bu süre zarfında inşaat sahasını ölçmesi, gerekli malzemeleri alması, imal etmesi ve montaja başlamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şantiyenin süresinde davacı müvekkiline teslim edilemediği davalı tarafça cezai şart için açılan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyadaki dava dilekçesinde kabul edildiğini, müvekkilinin süresinde işlerini sözleşmeye ve ticari teamüllere uygun olarak yapmış ve teslim ettiğini, ancak davalı tarafın müvekkili davalının bakiye hak edişini ödememek için sözleşme ile teslime yanaşmadığını ve davacıya vermesi gereken daireyi de satarak davacıyı başka bir binadan daire almaya zorladığını, davacının daire değişikliğini kabul etmemesi nedeni ile kendi kusurundan kaynaklanan gecikmeleri davacıdan kaynaklanıyormuş iddiasında bulunarak cezai şart kesmekle tehdit ettiğini ve davacının bakiye hak edişten kaynaklanan alacağını ödemediğini bildirip, davanın kabulü ile, 30/05/2014 işe başlama tarihli sözleşme bedelinden ödenmeyen bedelin tespiti ile dava değerinin ıslah hakkı ve dava konusu edilmeyen hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesine, yargılama konusu olmayan hak ve alacaklarının ve karşı dava hakları saklı tutulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın müvekkili şirket ile imzaladığı sözleşmeye istinaden ifa ettiğini iddia ettiği işe ilişkin tanzim ettiği faturalara istinaden alacaklı olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı ikamet ettiğini, halbuki davacı aynı alacağa ilişkin dava dilekçesinde de yer aldığı üzere ... esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasında yapmış olduğu itiraz neticesinde T.C. .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının ikame eden davacının davası tarafınca ikame edilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, davacının dava konusu alacağı bakımından 6098 sayılı kanun 147 madde hükmü ve sair yasal düzenlemeler uyarınca zamanaşımına uğramış olduğundan zamanaşımı defiini ileri sürdüğünü, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı yanın sözleşme konusu işi eksik ve ayıplı olarak henüz tamamlamadan şantiyeyi terk ettiğini ve dolayısıyla sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu sebeple taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlık İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde müvekkili lehine karara bağlandığını, davacının alacaklı olduğu yönündeki iddianın da bu sebeple yasaya ve hukuka uygun bir iddia olmaktan çıktığını, davacının davasının kabulü halinde takas ve mahsup talebinin bulunduğunu bildirip, öncelikle İstanbul 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele sorun yapılmasını, derdeslik dava şartının bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, belirsiz alacak davası ikame edilemeyeceği hukuki nedenine dayalı olarak davanın reddine karar verilmesini, dava konusu alacağa ilişkin zamanaşımı geçmiş olması nedeniyle zamanaşımı defiinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin davacıya herhangi bir şekilde borcu bulunmadığından ve kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu alacağın muaccel de olmamasından dolayı huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, davacıdan .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu alacağı an itibariyle 838.000,00 TL bulunması nedeniyle davanın kabulü ihtimalinde takas / mahsup defi talebinin kabulü ile, takas mahsup def'i miktarınca davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememize ait 28/12/2018 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile "Asıl davanın Kısmen Kabulü ile, a)188.351,29 TL ayıplı işten dolayı tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, b) Davacının cezai şart talebinin, davalının ekonomik mahfiyetine sebebiyet vermemesi ve sözleşmenin toplam bedeli ayıplı ifaya karşılık gelen bedelde dikkate alınarak cezai şartın hakkaniyet gereği tenkisi ile 300.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiş taraf vekillerinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi' nin 2019/918 - 2022/870 sayılı ilamı ile mahkememize ait 28/12/2018 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına dair karar verilmiş, dosya mahkememizin yukarıda numarası yazılı esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce 10/11/2022 tarihli celse 1 nolu ara kararı gereğince doğrultusunda davalı şirketin ana sözleşmesi ve sermaye miktarlarını gösteren tescil kayıtları ile defter ve belgeleri üzerinde mal varlığı ve finansal yapısı yönünden 2.125.678,28 TL'lik cezai şartın tahsili halinde ticari hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup; 07/09/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; şirketin ;"-31.12.2015 tarihi itibari ile sermayesinin 20.000.000,00TL. olduğu, 7.500.000,00TL. ödenmemiş sermayesi bulunduğu, Öz Kaynaklarının (+) 72.362.874,74TL. olduğu, -31.12.2022 tarihi itibari ile sermayesinin 20.000.000,00TL. olduğu, tamamının ödenmiş olduğu, ödenmemiş sermayesi bulunmadığı, Öz Kaynaklarının (+) 801.243.331,65TL. olduğu görülmektedir.
Yukarıda arz edilen gelir tablolarında görüleceği üzere davalı şirketin kaydi değerlere göre 2022 yılı net satışlarının 1.341.858.726,11 TL. dönem net karının 174.126.415,84 TL. olduğu görülmektedir.
Yukarıda arz edilen Özvarlık ve Gelir Tablolarındaki bilgiler ışığında 2.125.678,28 TL’lik cezai şartın tahsili halinde davalı şirketin öz varlığının (+) değerini koruyacağı görülmekte olup, ticari hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığı hususu Sayın Mahkemenizin takdirlerindedir." şeklinde görüş ve kanaatlerinin beyan edildiği görülmüştür.
30/11/2023 tarihli celse 1 nolu ara kararı ile mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyasının tefrikine karar verilerek, dosyanın mahkememizin ... esas sırasına kaydı yapılmış ve dosyada davanın HMK 150/5. Maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası yönünden davalının derdestlik itirazı, derdest olduğu belirtilen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı davada 21/02/2018 tarihli celsede açılmamış sayılma kararı verilmiş olup; hükmün 28/12/2018 tarihinde verildiği davanın da bu tarihte açıldığı, derdest olduğu belirtilen davanın itirazın iptali davası olup birleşen davanın alacak davası olduğu açılmamış sayılma kararı verilmesi ile birlikte dava hiç açılmamış kabul edildiğinden ortada derdest bir davanın da bulunmadığı anlaşıldığından derdestlik itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası yönünden zaman aşımı itirazının zaman aşımı süresinin eserin teslim edildiği tarihten itibaren başlayacağı ve sürenin 5 yıl olduğu dikkate alındığında, zaman aşımı süresi dolmamış olup; itirazın reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Asıl dava eser sözleşmesi kapsamında ayıplı işler bedeli ile gecikme nedeniyle cezai şart alacağı , birleşen dava eksik ödenen iş bedelinin tahsili için eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Asıl dava davacısı iş sahibi, davalı-birleşen dava davacısı ise yüklenicidir.
Asıl davada davacı, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi ile yapılacak işlerin, bedelinin ve işin süresinin belirlendiğini, davalı yüklenicinin işi ayıplı ve geç teslim ettiğini, sözleşmede öngörülen geç teslimden kaynaklı cezai şart alacakları ile ayıplı işler bedelinin tahsilini talep etmiş, birleşen davada davacı yüklenici, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile edimlerini yerine getirdiğini, iş bedelinin bir kısmının ödenmediğini, bakiye hak edişten kaynaklı alacağını talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı, asıl dosyadaki alacağı nedeniyle takas mahsup talebinde bulunmuştur.
Asıl dava yönünden taraflar arasında 30/12/2013 tarihli ve 02/01/2014 işe başlama, 15/08/2014 iş bitim tarihli, A blok inşaatı için 1.475.264,32 TL, B blok inşaatı için 1.215.468,44 TL bedel öngörülen eser sözleşmesi imzalandığı, anılan sözleşme gereğince iş teslimi yapılmadığı bu nedenle taraflar arasında uyuşmazlığa konu bila tarihli yeni bir sözleşme yapıldığı, bu sözleşmede işe başlama tarihinin 30/05/2014, işin teslim tarihinin 30/11/2014 olarak revize edildiği, sözleşmede iş bedelinin ödemesinin hak ediş usulüne göre yapılacağı kararlaştırıldığı, davalının da cevap dilekçesinde revize sözleşmede belirlenen tarihte işe başladığını kabul ettiği anlaşıldığından ve cevap dilekçesine göre 30/12/2013 tarihli sözleşmenin taraflar arasında geçersiz olduğunu belirtiğinden geçersiz 30/12/2013 tarihli sözleşmede yer alan işe başlama tarihi ile yine bu sözleşmede kararlaştırılan avans ödemelerinin yapılmadığına ilişkin savunmalar yerinde görülmemiştir. Davalı yüklenici işin yapımının geciktiğini kabul etmiş olup gecikmeden davacı iş sahibinin sorumlu olduğunu belirtmiş ise de bu savunmasını yazılı belge ile kanıtlayamamıştır. Davacı iş sahibi tarafından proje değişikliği yapıldığını, işe sürekli eklemeler yapıldığını, kaba inşaatta imalat hataları nedeniyle kendi işinin belirlenen sürede yapılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle yapılan işte ayıplar meydana geldiğini savunmuş ise de bunları TBK 472/3 maddesi gereğince iş sahibine bildirdiğini bu konuda çekince belirttiğini yasal delillerle ispatlayamamıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede işin başlangıç tarihi 30/05/2014, bitiş tarihi 30/11/2014'tür. Ancak sözleşme 07/05/2015 tarihinde yani 158 günlük gecikmeyle bitirildiğinden taraflar arasındaki 13.maddesine göre; "... Taşeronun işin tümünde geç kaldığı veya uygun yapmadığı iş veren tarafından tespit edilmişse cezai şart uygulanır. Bu cezai şart geciken her takvim günü için sözleşme bedelinin %005 (Bindebeş) idir.." şeklindedir. Mahkememizce aldırılan 30.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda günlük ceza bedeli 13.453,66 TL olarak belirlenmiş ve davacının geciken 158 gün karşılığı 2.125.678,28TL cezai şart alacağının doğduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili de 15.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 2.125.678,28TL cezai şart bedeli ve 188.351,29TL ayıplı işler bedeli olmak üzere toplam 2.314.029,57 TL'ye yükselterek harcını yatırmıştır.
Davalı yüklenici tacir olduğundan kural olarak TTK 22. maddesi hükmü gereğince TBK'nın 182/son maddesi ile cezai şartın indirilmesini talep edemeyecek ise de Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere, cezai şartın ekonomik yönden mahva neden olması TBK'nın 27. maddesi kapsamında, tacirler yönünden değerlendirilebilecek bir durum olup, taraflarca sözleşme ile kararlaştırılmış olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul edilerek, kısmen veya tamamen iptali gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Mahkemenin bu hususta karar verirken, borçlu şirketin, ticaret sicilindeki ana sözleşmesi'ni celp ederek ne miktar bir sermaye ile ticarî faaliyette bulunduğunu, mal varlığını, finansal yapısını ve kararlaştırılan cezaî şartın tahsili hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de görüş alarak araştırması gerekir. (Yargıtay HGK 2017/19-922 E., 2019/706 K)
İstinaf kaldırma ilamı sonrası davalı yüklenicinin finansal yapısına, ekonomik durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve raporda 2014 ve 2022 yılları arası ayrı ayrı detay ve icmal tablosu arz edilmiştir. Her ne kadar 07.09.2023 tarihli raporda son veriler dikkate alınarak
2.125.678,28 TL’lik cezai şartın tahsili halinde davalı şirketin öz varlığının (+) değerini koruyacağı belirtilmiş ise de ekonomik yönden mahva neden olunmada esas alınması gereken tarih sözleşme tarihi olup, taraflar arasında geçersiz sayılan önceki tarihli sözleşmenin 30.12.2013 tarihli olduğu daha sonra yapılan bila tarihli yeni sözleşmede ise işe başlama tarihinin 30/05/2014, işin teslim tarihinin 30/11/2014 olarak revize edildiği, dikkate alındığında sözleşmenin 2014 yılına ait olduğu kanaatine varılmış ve raporda 2014 yılı verilerine göre davalının ödenmiş sermayesinin 10.907.644,33 TL olduğu, dönem net karının 6.338.356,44 TL olduğu, bu durumda
2.125.678,28 TL’lik cezai şartın kısmen mahvına sebebiyet vereceği değerlendirilerek cezai şartın hakkaniyet gereği 1/5 oranında tenkisine hükmedilerek talebin kabulüne karar verilmiştir.
Birleşen dava eksik ödenen iş bedelinin tahsili için eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olup dosyada aldırılan ve itibar edilen 30.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda birleşen dosya davacısının ticari defterlerine göre davacının, davalı ... A.Ş.'den 459.031,12 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre; davalının, davacı satıcı ... Ltd. Şti.'ne 449.061,22 TL borçlu olduğu bildirilmiştir. Her ne kadar aşamalarda barter ile ödeme yapıldığı iddia olunmuş ise de bu dosya yönünden taraf vekillerine; taraflar arasındaki Barter Sözleşmesini sunmak ve bakiye bedelle ilgili Barter ile ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, davacı- birleşen dosya davalı ... vekili tarafından 21/03/2024 tarihli beyan dilekçesinde barter sözleşmesine ulaşılamadığının ancak muhasebe kayıtları kontrol edildiğinden bakiye bedelle ilgili barter şeklinde ödeme yapılmadığının bildirildiği beyan edilmiştir. Davalı defterlerine göre 449.061,22 TL borç kaydı gözükmekte ise de kısmi olarak açılan davada ıslah yapılmadığından harca esas değer olan 100.000,00 TL üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Birleşen dosyada davalının takas mahsup talebi bulunduğundan belirtmek gerekir ki; takas ve mahsup farklı iki hukukî kurumdur. Sık sık birlikte ve aynı anlamda kullanılmaları yaygın ise de bu durum sadece benzer olmalarından kaynaklanmaktadır. İki kurumu ayrı ayrı ele almak gerekir.
Hukukumuzda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukukî işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.
Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder.(Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013).
Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. (Uygur, s. 940). (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/9-156 Esas 2022/1321 Karar.)
Davacının birleşen dosyadaki takas talebinin kabulü nedeniyle 188.351,29 TL ayıplı iş bedelinden davalı alacağı olan 100.000,00 TL'nin takası suretiyle bakiye 88.351,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının cezai şart talebinin kabulü ile cezai şartın hakkaniyet gereği 1/5 oranında tenkisi ile 1.700.542,63 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; Mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden ise takas talebinin kabulü suretiyle asıl davada talep edilen alacaktan indirildiğinden davanın reddine, dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Asıl davanın KABULÜ ile,
1-Davacının birleşen dosyadaki takas talebinin kabulü nedeniyle 188.351,29 TL ayıplı iş bedelinden davalı alacağı olan 100.000,00 TL'nin takası suretiyle bakiye 88.351,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının cezai şart talebinin kabulü ile cezai şartın hakkaniyet gereği 1/5 oranında tenkisi ile 1.700.542,63 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-Mahkememiz dosyası ile birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden takas talebinin kabulü suretiyle asıl davada talep edilen alacaktan indirildiğinden davanın REDDİNE,
C- Asıl davada;
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 122.199,34 TL nispi karar ve ilam harcının 341,50 TL peşin harç, 39.176,29 TL ıslah harcı ve bozmadan önce verilen karar nedeniyle 06.05.2019 tarihli harç tahsil makbuzu nedeniyle yazılan ve tahsil edilen 6.158,56 TL harç olmak üzere toplam 45.576,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 76.622,94 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından dava ve ıslah ile yatırılan toplam 39.551,34‬ TL (29,20 TL BVH, 4,30 TL VSH, 341,55 TL peşin harç ve 39.176,29 TL ıslah harcı ) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 5.510,27,32.TL (5.000,00 TL bilirkişi ücreti, 510,27 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 223.111,51 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
D-Birleşen davada;
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 6.011,05 TL harctan mahsubu ile artan 5.583,45 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 168,35 TL(tebliğler ve posta) yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider ve delil avanslarının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı- birleşen dosya davalı vekili ve davalı- birleşen dosya davacı vekilinin yüzüne; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/05/2024

Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza