WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/794
KARAR NO :2024/157

DAVA:Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ:08/12/2023
KARAR TARİHİ:07/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1998 yılının yaz aylarında (Temmuz ve Ağustos) ve 1999 yılı Temmuz ile Ağustos aylarında davalı şirketin hizmet vermiş olduğu Tatilya markasının eğlence merkezlerinde kısmi süreli olarak çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı bu dönemde davalı ... Ltd. Şti. tarafından sigorta girişinin yapılmadığını, sigorta primlerinin ödenmediğini, müvekkilinin sigorta girişinin 1998 yılında yapılmamış olması ve belirtilen tarihlerde sigorta primleri ödenmemiş olması sebebiyle davalı şirket aleyhine .... İş Mahkemesi ... E. Sayılı davasının ikame edildiğini, ... Hizmet Ltd. Şti., 10.11.2011 tarihinde tescil, 16.11.2011 tarihinde ise Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ile terkin olunduğunu, davalı şirketin müvekkilin sigorta girişini zamanında yapmaması ve belirtilen dönemlerde sigorta primlerini ödememesi sebebiyle müvekkile borçlu konumda olduğunu, ticaret sicilinden terkin edildikten sonra şirkete ait hak ve borçların ortaya çıkması halinde tasfiye işlemlerinin gerektiği gibi yerine getirilmediği anlamında olduğunu, şirketin tekrar sicile tescil edilmesi gerektiğini bu nedenlerle ... Ltd. Şti.nin ihyasına karar verilmesini, yargılama gideri ve ücreti vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurlarının alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerektiğini, (6762 Sayılı TTK m. 445 ve 6102 sayılı TTK m. 541), bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyelerin mevcut pay sahiplerine dağıtıldığını ve şirket kayıtlarının sicilden terkin edilmiş ise terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebileceğini, tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tespit etmesinin mümkün olmadığını, TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olduğunu, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin kanuna aykırı olacağını, tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğunun düzenlendiğini, buna göre, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan ve tasfiye sürecini eksik/erken sonuçlandırdığı iddia edilen tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabınün tasfiye memurları olduğunu, bu nedenle, yasal hasım konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, 1998 yılının Temmuz ve Ağustos ayları ile 1999 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında müvekkili şirket nezdinde kısmi süreli olarak çalıştığını ancak müvekkili şirket tarafından davacının söz konusu çalışması bulunduğu dönemlere ilişkin olarak sigorta girişinin yapılmadığını ve SSK primlerinin ödenmediğini beyan ederek, müvekkili şirket aleyhine .... İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında hizmet tespit davası açtığını, müvekkili şirketin 12.02.1992 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'ne yapmış olduğu tescil ve ilan ile kurulduğunu, 02.08.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile tasfiye sürecine girdiğini, tasfiye kararının 17.08.2010 tarihinde tescil edildiğini, 23.08.2010 tarihinde Türkiye Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkilinin usule uygun olarak borçlu ve alacaklıların başvurabilmesi adına 31.08.2010, 07.09.2010 ve 14.09.2010 tarihlerinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde 1., 2. ve 3. çağrı ilanlarını yaptığını, 3. ilanın yayın tarihinden itibaren l yıl geçtiğini, tasfiye bilançosunun kabul edildiğini, 29.09.2011 tarihinde tasfiye sonu beyanı verildiğini ve tasfiye memuru müvekkil ...' in ibra edildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini ve yasal bir biçimde şirketin tasfiyesini sonuçlandırdığını, açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davacının müvekkil şirket aleyhine açmış olduğu .... İş Mahkemesi'nin ... E. sayılı hizmet tespit davası ile sınırlı olmak kaydıyla müvekkili şirketin ihyasına karar verilmesini, vekalet ücreti ve yargılama gideri talepleri olmadığını beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ...-0 sicil nolu Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin ihyası talebinin subut bulup bulmayacağı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
DELİLLER;
...'ne müzekkere yazılarak ...-0 sicil nolu Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin tasfiye olup olmadığı, sicilden terkin edilip edilmediği var ise tasfiye memurunun kim olduğu, şirket muamele merkezini gösterir sicil kayıtlarının gönderilmesi, şirket geçici 7. madde uyarınca resen terkin edilmiş ve yöneticilerine gönderilen tebligat evrakları ve dayanaklarının terkin gerekçesi de bildirilerek mahkememize gönderilmiş ve .... İş Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
Davacı tarafından dava dışı ...-0 sicil nolu Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin aleyhine .... İş Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası ile 05/12/2023 tarihinde tespit talepli dava açıldığı, anılan dosyada Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği bu nedenle eldeki davanın açıldığı görülmüştür.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin tasfiyesinin sona erdiğinin 10/11/2011 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122).
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulmalıdır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/10-956 Esas, 2022/1538 Karar.)
Şirketin terkinine ilişkin işlemin usulüne uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, şirketin terkininin tescili sebebi itibarı ile ticaret sicil memurluğuna da atfı kabil kusur bulunmadığından, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2407 E. - 2022/3671 K.) ve davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olmadığından yapılan yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacı tarafça açılan davadan önce şirket terkin edilmiş olup; terkin aşamasında derdest dava bulunmadığından davalı Tasfiye Memuru da yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamıştır. Davalı Tasfiye Memurunun yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından lehine ücret takdiri de yapılmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçeler kapsamında TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE, TTK 547 /1. maddesi gereğince ...'nün ...-0 sicilinde kayıtlı Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.' nin davacı tarafça açılmış olan .... İş Mahkemesi' nin ... esas sayılı tespit davasında taraf teşkilinin sağlanabilmesi için dosyanın görülüp sonuçlandırılması ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
2-Şirketin son yetkilisi ... T.C. kimlik nolu ...' in tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
3-Keyfiyetin ticaret siciline tesciline ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına,
4-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan, davalı Tasfiye Memurunun talebi bulunmadığından aleyhlerine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin (e- duruşma) ve davalı Tasfiye Memuru vekilinin yüzüne karşı davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/03/2024

Başkan ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Katip ...
e- imza