T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/649
KARAR NO :2024/214
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:18/09/2023
KARAR TARİHİ:21/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Ve Ticaret Anonim Şirketi ile Davalı ... Sigorta A.Ş arasında akdedilen 08.01.2018 düzenleme tarihli 31.12.2017 – 31.12.2018 süreli ... poliçe numaralı Emniyeti Suistimal Sigorta Poliçesi bulunduğunu, müvekkili Şirket nezdinde 31.05.2018 tarihinde yapılan mali denetim sırasında 21.08.2017 tarihinden 04.06.2018 tarihine kadar Yönetim Kurulu Başkanlığı asistanı olarak görev alan dava-dışı ...’in iş avansı/masraf formu kapamalarındaki orantısızlığın dikkat çektiğini ve yapılan incelemeler sonucunda görevi ve güveni kötüye kullanarak, hile ve dolandırıcılık veya sahtekarlık yoluyla sigortalı şirkete ait olan parayı zimmetine geçirdiğini ve zarara uğrattığının ortaya çıktığını, dava dışı ... hakkında... Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Soruşturma Numaralı dosyasında bilirkişi raporu alındığı ve akabinde iddianame düzenlenerek ... Mahkemesi’nde dava açıldığı, alınan bilirkişi raporları ile dava dışı ...' in güveni kötüye kullanarak haksız menfaat elde ettiği ve müvekkil şirketi zarara uğrattığının açık olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 1459. Maddesine; “Sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.” hükmünün bulunduğunu, anılan poliçeye istinaden ilgili kanun maddeleri ve sigorta uygulamaları açısından bakıldığında sigortacının, sigorta poliçesi kapsamında sigortalısında meydana gelen zararı gidermesi gerektiğini, daha sonrasında halefiyet ilkesine dayanarak zararı meydana getiren taraftan rücu etmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, dava konusu 133.276,00-EUR ana alacağın, kamu bankalarının o yabancı para birimi için bir yıllık mevduata uyguladığı en yüksek temerrüt faizi birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça emniyeti suiistimal poliçesine konu rizikonun meydana geldiği iddiasına rağmen müvekkili aleyhine herhangi bir dava açmadığını, takip başlatmadığını, zamanaşımını kesecek bir işlemde bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacının zararını bilmediği varsayılsa bile HMK usul kuralları gereği davacının -varsa- alacak hakkının tamamı bakımından zamanaşımını kesecek şekilde "belirsiz alacak davası" açma hakkının mevcut olduğunu, davacının müvekkili tarafından oyalandığı ve bu nedenle dava açamadığı iddiasının geçersiz olduğunu, davacının taleplerinin "hukuken istenebilir" olmadığını, ceza mahkemesi kararı olmadan müvekkilinden bir talepte bulunulamayacağını, sanığın suçu kabul ettiğine ilişkin bir beyan veya bu yönde bir savunmasının olmadığını, müvekkilinin şarta bağlı ifa yükümlülüğünün, şart gerçekleşmediğinden henüz doğmadığını, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki menfaati olmadığından davanın reddinin gerektiğini, borç henüz talep edilebilir hale gelmediğinden davacının bu davayı açmakta bir hukuki menfaati olmadığını, davacının ifa zamanı gelmeyen borcu dava etmesi nedeniyle müvekkilinin temerrüte düşmediğinden bu aşamada faiz işlemesinin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediği ve dava açıldığı tarihteki haklılık durumu göz önünde bulundurularak, yargılama gideri ve vekalet ücretinin her ihtimalde davacıya yükletilmesi gerektiğini, davacının sigorta tazminatı hesaplamasının hatalı olduğunu, poliçede döviz kurunun sabitlendiğini ve tazminatın türk lirası olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının müvekkilinden tl olarak talepte bulunmakla seçimlik hakkını tl talep yönünde kullandığını, poliçede yer alan diğer özel şartların da gerçekleşmediğinin dikkate alınması gerektiğini, özel şartların taraflarca müzakere edilen ve teminatın kapsamını belirleyen hususlardan olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak genel işlem koşulları iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu, poliçenin müzakere edildiğini ve davacıya özel bir "wordıng" düzenlendiğini, poliçede öngörülen özel şartların, gerçek zararı ödeme yükümlülüğünü sınırladığı iddiasının yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımının geçmiş olması, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde müvekkilinin ifa zamanı gelmediğinden davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davacının iddiaları haksız olduğundan davanın esastan reddine, dava açılmasına müvekkili tarafından sebebiyet verilmediğinden, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
.... Asliye Ceza Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiş, davalı şirket tarafından hasar dosyasının bir örneği mahkememize sunulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında düzenlenen 08/01/2018 tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi kapsamında davacı şirket çalışanı ...' in eylemleri nedeniyle 31/12/2017-31/12/2018 tarihleri arasında uğranılan zararın tazmini talebinin sübut bulup bulmayacağı, davanın ifa zamanının gelip gelmediği, zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının taleplerinin hukuken istenebilir olup olmadığı, davacının davayı açmakta hukuki yaranının bulunup bulunmadığı, özel şartlar 5. Maddenin genel işlem koşulu olup olmadığı, özel şartlar 11. Maddesine aykırılık olup olmadığı, davalının avans ödeme yükümlülüğünün doğup doğmadığı, şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının döviz cinsinden talepte bulunmasını engeller bir durum olup olmadığı noktasında toplanmış olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, taraflar arasında akdedilen 08/01/2018 tarihli 31.12.2017 – 31.12.2018 süreli ... poliçe numaralı Emniyeti Suistimal Sigorta Poliçesi kapsamında davacı şirket çalışanı ...' in eylemleri nedeniyle 31/12/2017-31/12/2018 tarihleri arasında uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
Davacı şirket ile davalı arasında 08/01/2018 düzenleme tarihli emniyeti suistimal sigorta poliçesi akdedildiği, davacı şirket nezdinde 31/05/2018 tarihinde yapılan mali denetim sırasında yönetim kurulu başkanlığı asistanı olarak görev alan dava dışı ...' in iş avans/masraf formu kapamalarındaki orantısızlığın farkedilmesi nedeniyle davacı şirket yetkilileri tarafından ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... soruşturma nolu dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen iddianame sonrası .... Asliye Ceza Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyası ile sanık ... ve ... hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma, Özel Belgede Sahtecilik iddiaları ile dava açıldığı, sanık ... yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkemenin ... esas numarasını aldığı, diğer dosyada da sanık hakkında yakalama kararı çıkartılıp derdest olduğu görülmüştür.
Taraflar arasında düzenlenen poliçenin 5 numaralı özel şartlar maddesinin "Emniyeti suiistimal olayında sigorta ettirenin emniyeti suiistimal suçunu işleyen görevlisi hakkında cezai takibat talebinde bulunması ve açılacak dava neticesinde suçun saptanması lazımdır." şeklinde olduğu, buradan hareketle talepte bulunulabilmesi için zararın açılacak dava neticesinde suçun saptanması sonrası dava açılabileceği kanaatine varılmıştır. .... Asliye Ceza Mahkemesi' nin ... esas sayılı dosyasında henüz sanık ...' in ifadesi alınmamıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2019/5 E. 2022/1 K. sayılı 18/02/2022 tarihli kararında da özetle “ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış davada, mahkemece ifa zamanının henüz gelmediği gerekçesiyle davanın usulden reddi gerektiğine” hükmedilmiştir. Davacının dava hakkına sahip olması dava açabilmek bakımından yeterli değildir; bundan başka davacının hukuki yararının/ hukuki korunma (himaye) ihtiyacının bulunması gerekir. (Yargıtay İBK, s. 17) Hukuki yararın davanın açıldığı anda var olması gerekir; ilerideki (müstakbel) bir yararın varlığı yeterli değildir. Bu sebeple, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa dava hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Ancak bu durum alacağın muaccel hale gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel olmaz. (Yargıtay İBK, s. 17) Aynı şekilde açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukuki yarar olarak sayılamaz. (Yargıtay İBK, s. 17) Dava açıldığı sırada var olmayan “hukuki yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukuki yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olmaz; çünkü, hukuki yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı niteliğinde değildir. (Yargıtay İBK, s. 17) İfa zamanı gelmemiş bir alacak için açılan davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı hususunda davacının hukuki yararından söz edilemez; keza, ifa zamanından önce borcun ifasının talep edilemeyeceği, dolayısıyla alacaklının bu durumda doğmuş ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı kabul edilmelidir. (Yargıtay İBK, s. 18)
Usul hukukunda hukuki yarar mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının olması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakla hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, haklarını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Öte yandan bu yararın " hukuki ve meşru", " doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması zorunludur. Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinin "4" fıkrası ile hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiş olup, 115. maddesine göre de mahkemece istek olmaksızın resen gözetileceği açıktır. Davacı yan açısından sorun; korunmaya değer bir yararlarının olup olmadığı değil, bu yararı ve talebi eldeki davada talep edip edemeyecekleri sorunudur. Somut olay incelendiğinde taraflar arasındaki poliçenin 5 nolu özel şartı kapsamında borç henüz talep edilebilir hale gelmediğinden davacının davayı açmakta hukuki yararın bulunmadığı anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK 114/1-h ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE;
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu red karar harcından peşin alınan 65.666,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 65.238,57 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk görüşmelerinde atanan arabulucuya 3.120,00 TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2024
Başkan ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Katip ...
e- imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!