WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/408
KARAR NO:2024/380

DAVA:Genel Kurul Kararının İptali İstemli
DAVA TARİHİ:19/06/2023
KARAR TARİHİ:13/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin müteveffa ...'nun 25.12.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine yasal mirasçısı ... tarafından ikame edilen .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Tereke sayılı dava dosyasıyla TMK 640 kapsamında müteveffanın terekesinin tespiti ve korunması için gerekli tedbirlerin alınması ve terekenin paylaşıma kadar yönetilmesi ve temsili için temsilci atandığını, Mirasçı ... tarafından yapılacak genel kurullarda müteveffadan elbirliği halinde mirasçılara intikal eden hisselerin temsil ve idaresi için idareci atanarak hisselerin temsili için yetki verilmesinin talep edilmesi üzerine Tereke Mahkemesince 20.03.2023 tarihinde düzenlenen yetki belgesi ile; müteveffa ...'nun ortağı olduğu ... - San ... A.Ş. de dahil olmak üzere ... şirketlerinin 21.03.2023 tarihinde ...adresinde gerçekleşecek olan genel kurul toplantılarına, müteveffanın terekesini temsilen katılmak üzere müvekkil Av. ...’e ve yanında çalışan Av. ...’a yetki verildiğini, Tereke Mahkemesince verilen yetki doğrultusunda belirlenen gün ve saatte müvekkilin davalı şirketin genel kurul toplantısında hazır bulunduğu ve Tereke Mahkemesince düzenlenen yetki belgesini ibraz ederek toplantıya katılma ve TTK’nın 420. maddesi uyarınca toplantının ertelenmesi talebinde bulunduğunu, ancak bu talebin, ibraz edilen yetki belgesine dayanak mahkeme kararı bulunmadığı, yetki belgesinin mahkeme katibinden alındığı, ...’ndan yasal mirasçılara kalan şirket hisselerinin şirket onayıyla şirket pay defterine işlendiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ilan edildiği, işbu kararın iptali talebiyle ... tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı dava dosyasında yürütmenin geriye bırakılması talebinin reddedildiği, mevcut durumda ...’nun hissesi bulunmadığı gerekçesiyle yönetim kurulunun oyçokluğuyla aldığı kararla reddedildiğini, Tereke Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ara kararıyla ... ... San. ve Tic. A.Ş., ... A.Ş. şirketlerinin 21.03.2023 tarihinde yapılan genel kurullarında alınan kararların iptali için dava açmak üzere tereke memuru müvekkil Av. ...’e yetki ve izin verilmiş ve bu hususta yetki belgesi düzenlendiği, Her ne kadar bu duruma gerekçe olarak yönetim kurulu başkanı ve bir kısım yönetim kurulu üyeleri tarafından genel kurul toplantı tutanağına dercedilen şerhlerde müteveffanın vefatı sonrasında mirasçısı ...’nun başvurusu üzerine TTK’nın 494. Maddesinin 2. fıkrası gereği şirket yönetim kurulunun 06.01.2023 Tarih ve ... kararı ile müteveffa ...’nun hisselerinin mirasçılarına geçişine onay verildiği ve işbu kararın Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığı ve mevcut durumda şirkette ...’nun hissesinin bulunmadığı yönündeki iddia ileri sürülmüş ise de söz konusu yönetim kurulu kararı hukuka aykırı olmakla mirasçı ve aynı zamanda davalı şirketin pay sahibi ... tarafından işbu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve pay defterinde gerçekleştirilen hukuka aykırı kaydın düzeltilmesi talebiyle dava açıldığını, Müteveffanın mirasçıları arasında terekeye dahil hak ve borçların paylaştırılması hususunda mutabakat sağlanamadığını dolayısıyla tereke üzerindeki elbirliği mülkiyet devam ettiği ve mirasçılar arasında terekeye dahil şirket hisselerinin paylaştırılmasına dair oybirliğiyle alınmış bir karar olmadığı halde mirasçı ...’nun başvurusu üzerine davalı şirket yönetim kurulunun 06.01.2023 Tarih ve ... kararı ile müteveffa ...’nun hisselerinin mirasçıları arasında miras payları oranında paylaştırılması emredici nitelikteki TMK 640 madde hükmüne aykırı olmakla batıl olduğunu, Mevcut durumda davalı şirket tarafından, terekeye ait hisselerin genel kurul toplantısında temsili için tereke mahkemesine yahut müvekkil tereke memuruna davetiye çıkarılmamış olması ve genel kurul toplantısı için belirlenen gün ve saatte hazır bulunmasına rağmen müvekkil tereke memuru Av. ...’ün toplantıya katılmasına izin verilmemiş olması hukuka aykırılık teşkil etmekte olup bu sebeple genel kurulda alınan kararlar batıl olmakla iptali gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın talebiyle 20.03.2023 tarihinde düzenlenen yetki belgesi ile müteveffa ...'nun ortağı olduğu ... ... A.Ş de dahil olmak üzere ... şirketlerinin 21.03.2023 tarihinde gerçekleştirilecek genel kurul toplantılarına müteveffanın terekesini temsilen katılmak üzere Av. ...'e ve yanında çalışan Av. ...'a yetki verildiği ancak sermaye şirketlerinde organ kararlarının hukuka uygunluğunu denetleme yetkisi mutlak ticari dava niteliği gereği münhasıran Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne ait olduğu, Sulh Hukuk Mahkemeleri'nin tereke mahkemesi ya da vesayet makamı sıfatıyla yerindelik denetimi yapma yetkisi bulunmadığı, muris ...'nun, müvekkil şirkette yasal mirasçılara intikal eden şirket hisseleri üzerinden oy kullanmak üzere tereke temsilcisi atanmasının hukuka aykırı olduğunu, Av. ..., müvekkil şirketin genel kurul toplantısına gelmiş olsa da halihazırda tereke temsilcisi atanmasına ilişkin bir karar mahkeme dosyasına girmemişken, bu hususta taraflara ve şirkete herhangi bir bildirim yapılmamışken toplantıya katılmasının kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, Av. ...'ün ve Av. ...'ın toplantıya katılma ve TTK m.420 uyarınca toplantının ertelenmesi talebi, ibraz edilen yetki belgesine dayanak mahkeme kararı bulunmadığından, yetki belgesinin mahkeme kaleminden alındığı gerekçeleri başta olmak üzere ortada ...'nun temsil edilecek şirket hissesi olmaması sebebiyle reddedildiğini, Dava konusu genel kurul yapılmadan önce murisin vefatıyla .... Noterliği'nden düzenlenen 26.12.2022 tarihli ... Yevmiye Numaralı Mirasçılık Belgesi ile TTK m.494/2 kapsamında yönetim kurulu kararıyla yasal mirasçılar adına şirket pay defterine hisse geçişi yapıldığını ve işlendiğini, söz konusu hukuka uygun yönetim kurulu kararıyla murisin müvekkil şirketteki pay sahipliği sıfatının sona erdiğini, Pay geçişine yönelik alinan yönetim kurulu kararının TTK hükümlerine göre alındığını hukuka uygun olduğunu ayrıca TTK hükümleri TMK hükümlerine göre özel hüküm niteliği taşıdığından somut olayda elbirliği mülkiyeti ve ...'nun temsil edilecek herhangi bir hissesi bulunmadığını, TTKnın kademeli bir biçimde 01.07.2012’de yürürlüğe girdiğini, TMK 1.01.2002’de yürürlüğe girdiğini, sonuç olarak TTK hükümlerinin açıkça sonraki kanun olduğunu bu cihetle hem özel hüküm olması hem de sonraki kanun olması hasebiyle münhasır bir alanı düzenleyen TTK hükümlerinin aynı konuya istinaden düzenlenen TMK hükümlerine nispeten öncelikle tatbiki gerektiğini, bu nedenle davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ..., esas sayılı dosyasının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasının, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas sayılı dosyasının, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... tereke sayılı dosyasının uyap üzerinden mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 21/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olup olmadığı, iptalin gerekip gerekmediği noktasında toplanmış olduğu görülmüştür.
Her ne kadar dava açılış tarihinde ... tereke temsilcisi olarak iş bu davayı açmış ise de; dava devam ederken ...' ün tereke temsilciliği görevinin sonlandırıldığı, bu nedenle uyap kaydının silindiği, tereke temsilcisi olarak Tolga Demirel ve ...' in uyap sistemine eklendiği görülmüştür.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 06/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Davalı şirket yönetim kurulunda 10.01.2023 tarih ve 2023/2 sayı ile alınan muristen kalan payların mirasçılara taksimine ilişkin karar, mirasçıların payların dağılımı konusunda bir anlaşmaya varamadıkları, taksim yapılana kadar muristen intikal eden paylar üzerinde el birliği ile malik oldukları maddi vakıaları karşısında paylar üzerindeki el birliği mülkiyeti sonlandırılmadan alınmış olmakla yönetim kurulunun yetki sınırları içinde değildir ve bu nedenle batıl olduğu değerlendirilmiştir. Davalı şirket pay defterindeki kayıt geçersiz olmakla birlikte mirasçıların oluşturduğu miras ortaklığına atanan tereke temsilcisi (Davacı) ve miras ortaklığı, pay defterine kayıtlı olmadığından bölünme teorisi doğrultusunda payların mülkiyeti ve malvarlıksal haklar mirasçılara derhal geçmekle birlikte TTK md. 494 (2) gereği yönetsel haklar şirket tarafından onay verilene kadar donmuştur. Bu tespite paralel olarak TTK md. 499 (4) gereği şirkete karşı pay defterinde kayıtlı kimseler pay sahibi sıfatı taşıdığından Davacı tereke temsilcisinin yönetsel haklardan olan toplantıya katılma ve genel kurul kararlarının iptalini talep etme hakkı bulunmamaktadır. Davacı pay sahibi sıfatı taşımadığından ve yönetsel hakları kullanması mümkün olmadığından TTK md. 445 hükmünde yer alan toplantıya haksız yere alınmayan pay sahibinin iptal davası açma hakkına dayanılması da mümkün değildir. Davalı şirket genel kurulunda alınan kararlar TTK md. 421de düzenlenen ve nitelikli çoğunluk aranan kararlardan olmadığından donan %16 oy, alınan kararların toplantı ve karar nisapları yönünden butlanına da sebebiyet vermez. Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması yani davacının iptal davası açabileceğine kanaat getirmesi halinde ise Davalı şirket genel kurulunda alınan kararların kanuna ve esas sözleşmeye göre nitelikli çoğunluk gerektirmeyen basit çoğunlukla alınabilecek kararlar olduğu göz önünde bulundurulduğunda miras ortaklığına ait paylar düşülse dahi toplantı ve karar nisabı bu durumdan etkilenmeyeceğinden bu yönüyle de alınan kararların iptali koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir. Kararların nisap bakımından butlanı yönünden ise bir önceki paragrafta görüşümüz belirtilmiştir. " şeklinde görüş ve kanaatlerini bildirdiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı vekili , davalı şirket hissedarı müteveffa ...'nun 25.12.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine yasal mirasçısı ... tarafından ikame edilen .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... Tereke sayılı dava dosyasıyla TMK 640 kapsamında temsilci atandığını, Tereke Mahkemesince verilen yetki doğrultusunda müvekkilinin davalı şirketin genel kurul toplantısında hazır bulunduğu ve Tereke Mahkemesince düzenlenen yetki belgesini ibraz ederek toplantıya katılma ve TTK’nın 420. maddesi uyarınca toplantının ertelenmesi talebinde bulunduğunu, ancak bu talebin, ibraz edilen yetki belgesine dayanak mahkeme kararı bulunmadığı, yetki belgesinin mahkeme katibinden alındığı, ...’ndan yasal mirasçılara kalan şirket hisselerinin şirket onayıyla şirket pay defterine işlendiği ve Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ilan edildiği, işbu kararın iptali talebiyle ... tarafından açılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı dava dosyasında yürütmenin geriye bırakılması talebinin reddedildiği, mevcut durumda ...’nun hissesi bulunmadığı gerekçesiyle yönetim kurulunun oyçokluğuyla aldığı kararla reddedildiğini, Tereke Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ara kararıyla 21.03.2023 tarihinde yapılan genel kurullarında alınan kararların iptali için dava açmak üzere müvekkili tereke memuru Av. ...’e yetki ve izin verilip ve bu hususta yetki belgesi düzenlendiği, Her ne kadar bu duruma gerekçe olarak yönetim kurulu başkanı ve bir kısım yönetim kurulu üyeleri tarafından genel kurul toplantı tutanağına dercedilen şerhlerde müteveffanın vefatı sonrasında mirasçısı ...’nun başvurusu üzerine TTK’nın 494. Maddesinin 2. fıkrası gereği şirket yönetim kurulunun 06.01.2023 Tarih ve ... kararı ile müteveffa ...’nun hisselerinin mirasçılarına geçişine onay verildiği ve işbu kararın Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığı ve mevcut durumda şirkette ...’nun hissesinin bulunmadığı yönündeki iddia ileri sürülmüş ise de söz konusu yönetim kurulu kararı hukuka aykırı olmakla mirasçı ve aynı zamanda davalı şirketin pay sahibi ... tarafından işbu yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve pay defterinde gerçekleştirilen hukuka aykırı kaydın düzeltilmesi talebiyle dava açıldığını, Müteveffanın mirasçıları arasında terekeye dahil hak ve borçların paylaştırılması hususunda mutabakat sağlanamadığını dolayısıyla tereke üzerindeki elbirliği mülkiyet devam ettiği ve mirasçılar arasında terekeye dahil şirket hisselerinin paylaştırılmasına dair oybirliğiyle alınmış bir karar olmadığı halde mirasçı ...’nun başvurusu üzerine davalı şirket yönetim kurulunun 06.01.2023 Tarih ve ... kararı ile müteveffa ...’nun hisselerinin mirasçıları arasında miras payları oranında paylaştırılması emredici nitelikteki TMK 640 madde hükmüne aykırı olmakla batıl olduğunu, Mevcut durumda davalı şirket tarafından, terekeye ait hisselerin genel kurul toplantısında temsili için tereke mahkemesine yahut müvekkil tereke memuruna davetiye çıkarılmamış olması ve genel kurul toplantısı için belirlenen gün ve saatte hazır bulunmasına rağmen müvekkili tereke memuru Av. ...’ün toplantıya katılmasına izin verilmemiş olması hukuka aykırılık teşkil etmekte olup bu sebeple genel kurulda alınan kararlar batıl olmakla iptali gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise; davacının şirketin genel kurul toplantısına gelmiş olsa da halihazırda tereke temsilcisi atanmasına ilişkin bir karar mahkeme dosyasına girmemişken, bu hususta taraflara ve şirkete herhangi bir bildirim yapılmamışken toplantıya katılmasının kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, Av. ...'ün ve Av. ...'ın toplantıya katılma ve TTK m.420 uyarınca toplantının ertelenmesi talebi, ibraz edilen yetki belgesine dayanak mahkeme kararı bulunmadığından, yetki belgesinin mahkeme kaleminden alındığı gerekçeleri başta olmak üzere ortada ...'nun temsil edilecek şirket hissesi olmaması sebebiyle reddedildiğini, Dava konusu genel kurul yapılmadan önce murisin vefatıyla .... Noterliği'nden düzenlenen 26.12.2022 tarihli ... Yevmiye Numaralı Mirasçılık Belgesi ile TTK m.494/2 kapsamında yönetim kurulu kararıyla yasal mirasçılar adına şirket pay defterine hisse geçişi yapıldığını ve işlendiğini, söz konusu hukuka uygun yönetim kurulu kararıyla murisin müvekkil şirketteki pay sahipliği sıfatının sona erdiğini, Pay geçişine yönelik alınan yönetim kurulu kararının TTK hükümlerine göre alındığını hukuka uygun olduğunu ayrıca TTK hükümleri TMK hükümlerine göre özel hüküm niteliği taşıdığından somut olayda elbirliği mülkiyeti ve ...'nun temsil edilecek herhangi bir hissesi bulunmadığını, beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Anonim şirketlerde miras yoluyla geçen payın devrine ilişkin olarak TTK md. 494 (2) hükmü payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçeceğini düzenlemektedir. Görüldüğü üzere payların miras dolayısıyla intikalinde malvarlığına ilişkin haklar derhal geçmekle birlikte pay sahipliği haklarının geçişi şirketin onayına tabi kılınmıştır. Şirketin onayı payın mülkiyetinin geçişi bakımında bir sonuç doğurmamakla birlikte devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi açısından önem taşımaktadır.
Payın miras yoluyla geçtiği hallerde uygulamada en çok rastlanılan sorun birden fazla mirasçının bulunduğu durumda paylar üzerinde el birliği mülkiyeti bulunup bulunmadığı noktasında kendisini göstermektedir. TTK md. 494 (2) payın miras yoluyla intikalinde mülkiyetin ve bundan kaynaklı hakların derhal geçeceğini öngörmüş ise de paylar üzerinde el birliği mülkiyeti mi yoksa müşterek mülkiyet mi oluştuğu konusunda bir açıklık içermemektedir.
Bu noktada TMK md. 640 hükmünün TTK md. 494 hükmü ile birlikte değerlendirilmesi mümkün olup bu iki düzenleme birbirinin uygulamasına engel teşkil etmemektedir. Şöyle ki TMK'nın elbirliği mülkiyetini düzenleyen 701-703. maddelerine göre elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, yönetim ve tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Elbirliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer. Bu kapsamda murisin ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından, henüz bir taksim yapılmamış ise, elbirliği mülkiyeti kuralları geçerli olur. Anonim şirketlerde bu rejimden ayrılmayı gerektiren bir açık düzenleme yoktur. Gerçekten de payın miras yoluyla geçtiği durumda birden fazla pay sahibinin aralarında anlaşarak el birliği mülkiyetine son vermeleri ve bu anlaşma çerçevesinde payların pay defterine kaydını talep etmeleri mümkündür. Yine pay sahiplerinin aralarında anlaşana kadar paylar için bir temsilci atamalarının da önünde bir engel bulunmamaktadır. Buna karşın pay sahiplerinin kendi aralarında anlaşma yoluyla veya payın dağılımı konusunda uyuşamadıkları noktada bir mahkeme kararı olmaksızın yönetim kurulu tarafından pay taksimi yapılarak bunun pay defterine işlenmesi TTK md. 494 (2) nin bir sonucu ve gereği değildir. Yönetim kurulu tarafında alınan bu yönde bir karar daha sonra pay sahiplerinin anlaşması veya mahkeme kararı ile değiştirilmek zorunda kalındığında bunun şirketin işleyişine olumlu etkisi olmayacağı, yönetim kurulu kararlarının butlanı, genel kurul kararlarının geçersizliği gibi pek çok davayı birlikte getireceği şüphesizidir.
Konuya ilişkin olarak gerek İstinaf Mahkemeleri gerekse Yargıtay tarafından son dönemlerde verilen kararlarda ölenin şirket hisselerinin de terekeye dahil olduğunun bu hisselerin tamamının da paylaşıma kadar miras ortaklığına ait olacağının, tüm mirasçılar tarafından el birliği ile idare edileceğinin kabul gördüğü anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta çözüme kavuşturulması gereken husus davalı şirket genel kurulunda alınan kararların geçerli olup olmadığıdır.
Genel kurul kararlarının geçerliğinin değerlendirilebilmesi için öncelikle muristen intikal eden payların nasıl temsil edileceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bilindiği üzere anonim şirket paylarının devri noktasında 6102 s. TTK mülga TTK’dan farklı bir rejim benimsemiştir. Şöyle ki TTK md. 494 (1) ile getirilen düzenleme kıymetli evrak ilkelerinin ciddi bir sapmayı ifade etmekte, bunu da birlik teorisi dolayısıyla yapmaktadır. Başka bir deyişle 6102 s. TTK birlik teorisinden beklediği yarar dolayısıyla kıymetli evrakın bir ilkesine istisna getirmiştir. Şirketin onayı ile birlikte payların/pay senetlerinin mülkiyeti de devralana geçmektedir. Buradaki onay, kıymetli evrak hukuku ilkelerine önemli bir istisna oluşturur. Çünkü, nama yazılı hisse senetlerinde ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ve çıplak paylarda BK 162 anlamında temlik, payın mülkiyetinin geçişini sağlamamakta, intikal onayla olmaktadır. Şirketin onayı sadece mülkiyeti değil paya/pay senetlerine bağlı hakları da devretmektedir. Hem mülkiyetin hem de paya/pay senedine bağlı malvarlığı ile yönetim ve denetim-inceleme haklarının anonim şirketin onayına bağlanması birlik teorisini ortaya çıkarmakta, eski hukuktaki gibi parçalanma olmamaktadır (Akdağ Güney, Anonim Şirketlerde Kuruluş, s. 74).
Bununla birlikte payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde ise TTK md. 494 (2) gereği, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer. Görüldüğü üzere bu noktada kanun koyucu 1. Fıkradaki “birlik” teorisini değil, mülga TTK’da olduğu gibi “bölünme” teorisini benimsemiştir. O halde payların miras dolayısıyla intikalinde malvarlığına ilişkin haklar derhal geçmekle birlikte pay sahipliği haklarının geçişi şirketin onayına tabi kılınmıştır. Bu süre içerisinde ise yani yönetim kurulu tarafından onay verilerek pay defterine kayıt yapılıncaya kadar söz konusu paylardan doğan yönetsel haklar donmaktadır (Handschin Lukas, Die Aktiengesellschaft, Rechte und Pflichten der Aktionäre, Art. 660 - 697m ORReiheZK - Zürcher Kommentar Auflage2., Jahr 2021, Art. 685b/685c
Huzurdaki davada davacı tereke temsilcisinin de miras ortaklığının da pay defterinde kaydedilmediği anlaşılmaktadır. Pay defterinde kayıtlı olarak görünmeyen kimse şirkete karşı pay sahibi sıfatı taşımadığından bölünme teorisinin bir sonucu olan yönetsel hakları da kullanamaz. Bir başka ifadeyle anonim şirket paylarının miras yoluyla geçtiği durumlarda mirasçılar malvarlıksal haklara elbirliği mülkiyeti çerçevesinde derhal kendiliğinden sahip olurlar ancak yönetsel haklar, miras ortaklığı pay defterine kaydedilmediği sürece ne mirasçılar ne onların atayacağı temsilci ne de tereke temsilcisi tarafından kullanılabilir (TTK md. 494 (4)).
Somut uyuşmazlık bakımından bu tespitin etkisine gelince: Davacının temsil ettiği miras ortaklığı pay defterinde kayıtlı olmadığından miras ortaklığının ve dolayısıyla temsilcisinin yönetsel hakları kullanması mümkün olamaz. TTK md. 494 (2) gereği payın devrinde geçerli olan bölünme teorisi doğrultusunda muristen kalan %16 paya ilişkin yönetsel haklar pay defterine kayıt yapılana kadar donmuştur.
Bu durumda Murise ait %16 oranında payın miras ortaklığının temsilcisi tarafından kullanılması gerekecektir. Dolayısıyla dört mirasçıya eklenen %4 oranında pay onların nisabından düşülecek ve toplantı nisabı ile karar nisabı buna göre hesaplanacaktır. Öte yandan davalı şirket genel kurulunda alınan kararlar incelendiğinde bunların hiç birisinin TTK md. 421’de düzenlenen ve nitelikli çoğunluk gerektirmeyen basit çoğunlukla alınabilecek kararlar olduğu tespit edilmiştir. Şirket esas sözleşmesinde de bu kararlar bakımından ağırlaştırılmış nisaba rastlanmamıştır. O halde miras ortaklığına ait paylar düşülse dahi toplantı ve karar nisabı bu durumdan etkilenmeyeceğinden alınan kararların iptali koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yasanın öngördüğü yeter sayılarla alınmış bir kararın varlığı mevcut olduğundan yokluk yaptırımına tabi olmadığı ve etki kuralı gereği miras ortaklığına ait paylar düşülse dahi toplantı ve karar nisabı bu durumdan etkilenmeyeceğinden alınan kararların iptali koşulunun da oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM;Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu red karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 12.000,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davalı vekilinin (e-duruşma ile), Feri müdahil ... vekilinin, (e-duruşma), feri müdahil ... vekilinin yüzüne karşı, Tereke İdare Memuru vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2024

Başkan ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Üye ...
e- imza
Katip ...
e- imza