T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/248
KARAR NO:2024/367
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:12/04/2023
KARAR TARİHİ:06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü zamanında tamamladığını, sipariş konusu teknik ekipmanlarını teslim ettiğini, akreditif lehtarı olarak, akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri ibraz etmiş olmasına rağmen, sözleşme bedelinin halihazırda akreditif bankası yedinde bulunan ve ödenmesi gereken son %10'luk kısmı olan 167.020 Euronun tüm taleplerine rağmen müvekkiline ödenmediğini müvekkilinin uyuşmazlığın başından itibaren hem ticari olarak, hem etik olarak üstüne düşen her şeyi yaptığını buna rağmen haksız şekilde alacağından mahrum kaldığını, basiretli bir tacir olarak yargıda hakkını aradığını akreditif bakiyesini ödeme koşulu olan belgeyi mahkeme ilamı ile elde eden davacı geçen uzun süre içinde hala alacağına kavuşamadığını yapılan haklı takibine itiraz ederek davacının alacağına kavuşmasını geciktiren davalı bankanın, mahkeme kararı ile kesin olarak belirlenmiş likit alacak tutarını ödemekle yükümlü olduğu halde haksız itirazı ile zararın büyümesine neden olduğunu, bu halde haksız itirazı ile zararın büyümesine neden olduğunu bu halde Yargıtayın yerleşik kararlarına uygun olarak davalı bankanın; ayrıca alacak tutarınını %20'si kadar icra inkar tazminatına ödenmesine karar verilmesini talep ettiğini, davalı bankanın haksız itirazının iptalini, haksız itirazı ile takibi durduran borçlu aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı banka üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka aleyhine başlatılan icra takibinde alacağa 31.12.2010 tarih ve ... nolu akreditif ve buna ilişkin C sertifikası yerine kaim mahkeme ilamının dayanak gösterildiğini davacının icra takibine konu ettiği akreditifin süresinin geçtiğini, vadesinin 30/06/2011 tarihinde dolmuş olduğunu ve bu akreditif nedeni ile bankanın borçlu olmadığına dair kesinleşmiş mahkeme kararının bulunmakta olduğunu başlatılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu müvekkili banka yönünden reddedilerek kararın kesinleşmesi nedeni ile müvekkili bankadan talep edilemeyeceğinin bilinmesine rağmen hukuki yararı olmamasına rağmen kötü niyetli olarak başlatıldığını davacının müvekkili bankadan alacaklı bulunmadığı mahkeme kararı ile tespit edildiğini, kesin hüküm itirazının olduğunu dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerekmekte olduğunu davacının müvekkili bankanın ... A.Ş. İle arasındaki kredinin ödenmemesine dayalı hukuki ihtilaflar nedeniyle ödeme yapmadığını iddia ederek kendi kusurlu davranışının sonucu müvekkili bankaya yüklemeye çalışmakta olduğunu bu durumun istinaf ve temyiz yargılamasında da haklı ve yerinde olarak kabul görmediğinin davanın öncelikle usulden, bu talebinin kabul edilmemesi halinde ise esastan reddini, haksız ve hukuka aykırı talep edilen alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; taraflar arasındaki akreditif ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile başlatılan .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminat taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
DELİLLER;
.... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
.... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı ... A.Ş. (tedarikçi) İle ... A.Ş. (İşsahibi) arasında 16.12.2010 tarihinde imzalanmış “Hava Tedarik Üniteleri, Konfor Modülleri, İlgili Aksesuarları, Hava Perdeleri ve Sıcak Hava Apeyleri Tedarik Sözleşmesi” ve bunun yanında davalı ... ile birlikte, tarafların tamamını kapsayan bir Akreditif ilişkisi mevcut olduğu; bu ilişkide davacı şirketin “lehdar”, dava dışı ... A.Ş. “akreditif amiri” ve davalı bankanın ise “akreditif bankası” durumunda olduğu, davacı şirketin, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin tümünü zamanında tamamlamış ve sipariş konusu teknik ekipmanları teslim etmiş, akreditif lehdarı olarak, akreditif bankasına malların satış ve teslimine ilişkin tüm belgeleri ibraz etmiş olmasına rağmen, sözleşme bedelinin halihazırda akreditif bankası yedinde bulunan ve ödenmesi gereken son %10'luk kısmı olan 167.020 Euro tüm taleplere rağmen müvekkile ödenmediğini bu bedelin ödenmemesine gerekçe olarak : davalı, akreditif bankası, “Akreditif Küşatında belirtilen; malın teslimi sonrasında amir tarafından düzenlemesi gereken C sertifikasının ibraz olunmadığını”; akreditif ilişkisinde, amir durumunda olan, diğer dava dışı şirket ise “iflas riski olduğu, içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeni ile kredi ilişkisi içinde bulunduğu akreditif bankası ile ilişkileri gereği C sertifikasını düzenlemekten imtina ettiğini” açıkça beyan ederek, bu belgeyi düzenleme edimini yerine getirmekten kaçındığını bunun üzerine, hem akreditif amiri olan işbu dava dışı şirkete ve hem de ... bankası olan Davalı ...'na, alacağın tahsili ve hükmün akreditif küşatı 46A bendi 6. Maddesinde yer alan "C sertifikası" yerine kaim olduğunun kabulüne, aksi takdirde sözleşmenin bakiye akreditif bedelinin ödenmesini davalı ... ... ...A.Ş. Tarafından düzenlenecek "C sertifikasının" ibrazına bağlayan hükmün iptaline, karar verilmesi talepli olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.-2017/... K. Numaralı kararıyla davanın kabulü yönünde karar verdiğini, kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 12.Hukuk Dairesi 2018/878 E.-2020/546 K. Hükmün kesinleşen yönlerinin aynen tekrarı ile istinaf başvurusunda bulunan ... Bankası A.Ş. yönünden verilen hükmün kaldırılarak, bu davalı bakımından davanın reddine karar verdiğini, kararın temyizi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/6160-2022/3230 Karar sayılı dosyası tahtında, akreditif amiri ... AŞ.nin temyiz itirazları red edilmiş, davalı ... lehine verilen karar onanmış ancak, istinaf mahkemesi kararı, "...mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne" kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkartılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.” şeklindeki hükmü ile kararı davacı lehine bozması üzerine, İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2022/1638-1738 sayılı kararı ile Yargıtay Kararına uyarak aynı yönde hüküm kurduğunu; böylelikle, akreditif koşulu olan, kasıtlı olarak düzenlenmediği ve bu nedenle ibraz edilemediği için, akreditif bakiyesinin ödenmeme gerekçesi olarak gösterilen belge, müvekkili tarafından yargı kararı ile elde edildiğinden icra takibi ve huzurdaki davanın, 07.12.2022 tarihli “C setifikası yerine kain” ilama dayanılarak açıldığını, davacı şirketin yargı kararı ile C SERTİFİKASI’nı elde ettiğini mahkeme kararı ile elde edilmiş olan bu belgenin ibrazı ile davalı bankanın ödeme yükümü altında olduğunu beyan etmiş ise de İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 12.Hukuk Dairesi 2018/878 E.-2020/546 K. Sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere "Akreditif, uluslararası ticari ilişkilerde, bir bankanın verdiği şarta bağlı ödeme
garantisi niteliğindeki bir kredi mektubu olup, akreditif kurumu ile ilgili olarak UCP 600 Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kuralları düzenlenmiştir. Bu metnin “UCP’nin Uygulanması” başlıklı 1 .maddesi uyarınca, akreditif metni akreditifin bu kurallara tabi olduğunun açıkça belirtilmesi halinde akreditife uygulanır ve bu kurallar akreditif şartlarıyla açıkça değiştirilmedikleri veya uygulama dışı bırakılmadıkları sürece akreditifin bütün tarafları için bağlayıcıdır. Yine bu metnin “Tanımlar” kısmında “uygun ibraz” kavramı akreditifin şartlarına, bu kuralların uygulanabilir hükümlerine ve uluslararası standart bankacılık uygulamasına uygun bir ibraz olarak tanımlanmıştır. Bu metnin 7.m. uyarınca amir bankanın ibrazı karşılamakla dönülemez biçimde yükümlü oldukları açıklandıktan sonra, 16/c m. ise görevi çerçevesinde hareket eden bir görevli bankanın, varsa bir teyit bankasının veya amir bankanın ibrazı karşılamayı reddetmeye karar verdiklerinde ibrazda bulunan tarafa tek bir bildiri göndermeleri gerektiği belirtilmiş ve bu bildirinin ne şekilde olması gerektiği açıklanmış, 16/d m. ise bu bildirinin ibraz gününü izleyen 5.banka iş gününün bitiminden geç olmamak üzere yapılması gerektiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında mevcut belgeler incelendiğinde, akreditifin belgeli akreditif olduğu, açılışı tarihinin 31.12.2010, akreditif açan (amir) bankanın davalı banka , akretidifi teyit eden bankanın dava dışı ..., akreditif amirinin davalı ... A.Ş. , akreditif lehdarının davacı, tutarının 1.068.403,60-Euro, davacının talep edebileceği bakiyenin 164.369,76-Euro olduğu görülmüştür. Akreditif Metninin “Gerekli Belgeler” başlıklı 46A m. 6.bendi uyarınca gerekli belgeler arasında, hizmete alma ve deneme sürecinin tamamlanmasının ardından 30 gün geçmiş olduğunu ve malların müracaatçı tarafından kabul edildiğini belirten müracaatçı tarafından imzalı ve mühürlü C lehdar sertfikası da sayılmıştır. Davacı kendisi tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalı ... A.Ş.’nin ekonomik kriz içinde olması ve aynı zamanda kredi sağlayanı davalı banka tarafından yönlendirilmesi nedeniyle sertifikayı düzenlemediğini, akreditif metninde bu hususta hukuksal boşluk olduğunu ve bu boşluğun mevcut mevzuat hükümleri ile doldurulamayacak olması nedeniyle hakim tarafından doldurulması gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa UCP 600 Akreditiflere İlişkin Bir Örnek Usuller ve Uygulama Kurallarının 4/a maddesi “Doğası itibariyle bir akreditif, dayandırılabileceği satış sözleşmesinden veya diğer bir sözleşmeden ayrı bir işlemdir. Akreditifte her ne şekilde olursa olsun bir sözleşmeye değinilmiş olsa bile,bankalar böyle bir sözleşmeyle ilgilenmezler ve onunla bağlı değillerdir. Bu nedenle bir bankanın akreditif altındaki ibrazı karşılama, iştira etme veya diğer herhangi bir yükümlülüğünü yerine getirmesine ilişkin taahhüdü, amirin amir bankayla veya lehdarla olan ilişkilerinden kaynaklanan taleplerine veya savunmalarına tabi değildir.” hükmünü haizdir. Somut olayda davalı amirin, lehdar ile akdettiği sözleşmeye aykırı davranmış olması, davalı amir bankayı ilgilendirmez. Dava konusu akreditif belgeli bir akreditif olup, ibrazı istenen dava konusu belge ise açıkça akreditif metninde yer alan bir belgedir. Davacı tacir olup basiretli davranarak akreditif metni düzenlenirken bu hükme karşı çıkması gerekmekte olup, davacının tarafların serbest iradeleriyle düzenlenen sözleşme hükmüne yönelik talebi haklı görülmemiş, dolayısıyla ilk derece mahkemesince akreditif metninde boşluk olduğundan bahisle davalı amirin davacıya borçlu olduğunun tespitine ilişkin hükmün akreditif hükmü yerine kain olduğunun tespiti yönündeki davalı banka aleyhine kurulan hüküm hem usul hem de esas açısından yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle verilen kaldırma kararının temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/6160-2022/3230 Karar sayılı kararında, akreditif amiri ... AŞ.nin istinaf yoluna giderken açık bir itirazı olmadığından "...mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne" kısmının icapsız yere hüküm bendinden çıkartılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesini doğru bulmadığından kararı bozmuş; bunun üzerine İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2022/1638-1738 sayılı kararı ile Yargıtay Kararına uyarak aynı yönde hüküm kurduğundan "mahkeme hükmünün akreditif koşulu olan akreditif sözleşmesinin 46 A bendi 6. maddesinde yer alan C sertifikası yerine kain olduğunun kabulüne" ilişkin kısım ancak İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi 2022/1638-1738 sayılı kararının kesinleşmesi ile bankaya karşı ileri sürülebilecekken henüz bu karar kesinleşmeden davacı davaya konu takibi başlatmıştır. Davacı akreditif bakiyesinin ödenmeme gerekçesi olarak gösterilen belgeyi, yargı kararı ile elde ettiğinden henüz bu karar kesinleşmeden davalı bankanın ödeme yükümlülüğü doğmayacaktır.İfa zamanı gelmemiş, başka bir deyişle istenebilir (muaccel) olmayan bir alacak için açılmış dava, erken açılan dava niteliğindedir. Böyle bir davanın açılmasında henüz hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacının takip başlatmasında kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu red karar harcından peşin alınan 42.594,28 TL harcın mahsubu ile geri kalan 42.166,68 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi 7/2 maddesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan 3.120,00-TL ödeme yapılmasına karar verildiği, ödemenin suçüstü ödeneğinden ödendiği anlaşıldığından 3.120,00-TL arabuluculuk ücreti'nin 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'a göre davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne (e-duruşma ile), davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!