WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/210
KARAR NO:2024/46

DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:27/03/2023
KARAR TARİHİ:24/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davalı şirketin tahsisli sermaye artırımına katılması akabinde, şirketin sermaye artırımı için gerekli izinlerin SPK nezdinde alınamaması dolayısıyla davacının ödediği tutarın, ödeme tarihi itibariyle en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline ilişkin olduğunu, konuya ilişkin olarak ilk önce 26.7.2022 tarihinde noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, cevap verilmemesi nedeniyle .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibine girişildiğini, takibe itiraz üzerine dava şartı arabuluculuğa müracaat edildiğini, anlaşamama nedeniyle huzurdaki davanın ikame edildiğini, sermaye artırımının SPK tarafından onaylanmaması nedeniyle davalı şirket tarafından sermaye artırım katılım bedelinin davacıya geri ödenmesi gerektiğini, şirket tarafından 5.4.2021 tarihli özel durum açıklaması ile sermaye artırımı nedeniyle ihraç edilecek payların tamamının halka arz satış yöntemi İle aralarında davacının da bulunduğu yatırımcılara tahsis edilmesine karar verildiğini, 27.5.2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile önceki kararın revize edildiğini, davalı şirketin başvurusu ile ilgili olarak SPK'nın 2.12.2021 tarih ve 2021/16 sayılı bülteninde, şirketin 36 kişiye alacakları karşılığı satılacak paylara ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumsuz karşılandığını, talebin reddi ve davalı şirket tarafından herhangi bir geri ödeme gerçekleştirilmemesi nedeniyle temerrüt durumunun oluştuğunu, söz konusu ödemenin 4.2.2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, dava tarihi itibariyle ödemenin üzerinden üç yıldan uzun bir sürenin geçtiğini, bu süre zarfında davalı şirket tarafından söz konusu sermaye artırım bedelinin hukuka aykırı bir şekilde uhdelerinde bulundurulduğunu, davalı şirket tarafından SPK kararına karşı dava açıldığının kamuya duyurulduğunu, bu nedenle davacının sermaye artırımına katılma amacıyla davalı şirkete ödediği 220.000 TL muaccel alacağın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete ödendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğini, davanın kabulü ile icra takibine vaki itirazın iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının muaccel bir alacağı bulunmadığı gibi halen derdest olan bir davanın sonucunun beklenmesi gerekirken açılan davanın dava şartı eksikliği gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiğini, sermaye artırım başvurusunun SPK tarafından reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava ikame edildiğini, davanın halen devam ettiğini, sermaye artırımının gerçekleştirilmesinde bir tarih öngörülmediği gibi sözleşmesel sürecin devam ettiği bir ilişkinin söz konusu olduğunu, henüz muaccel olmamış bir borç için temerrütten bahsedilemeyeceğini, SPK aleyhine açılan davanın .... İdare Mahkemesi'nin E.... sayılı dosya üzerinden devam ettiğini, davalı şirketin sermaye artırımına ilişkin hiçbir işlem yapmadığı ya da davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sürecin sonuçlanmasının davacı yanında davalı şirketin de menfaatine olduğunu, davacının tahsisli sermaye artırımında yer alan alacak tutarlarına karşılık bilançoda karşılık ayırmak zorunda kaldığı ve sermayeye dönüşecek bu alacaklar dolayısıyla bilançoda şirket zarar ediyor görünse de bu engel aşıldığında şirketin kara geçeceğini, süreç devam ederken bu davanın açılmasının çelişkili bir davranış olduğunu, huzurdaki davanın kabulüne karar verilmiş olma ihtimalinde, davalının hem ödemiş olduğu sermaye bedelini alacağı hem de davalının kontrolünden çıkmış durumda olan sermaye artırım süreci sonuçlandığında davacı adına hisse senetlerinin kaydedileceğini, davacının hiçbir bedel ödemeksizin tahsisli sermaye artırımından faydalanması gibi bir durumun söz konusu olacağını, bu durumun davalı açısından ciddi bir hak kaybına sebebiyet vereceği ve ayrıca davacı açısından sebepsiz ve mükerrer zenginleşme teşkil edeceği iddia edilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;Davacının davalı şirketin tahsisli sermaye artırımına katılması akabinde şirketin SPK nezdinde gerekli izinleri alamaması sebebiyle ödediği sermaye katılım bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği hususlarından ibaret olduğu görülmüştür.
DELİLLER;
.... Noterliği'ne müzekkere yazılarak 26/07/2022 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarname aslı celp edilmiştir.
Kamu Aydınlatma Platformu'na müzekkere yazılarak (...) ... Anonim Şirketi 'nin 05/04/2021 tarihli özel durum açıklamasının bir sureti celp edilmiştir.
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı'na müzekkere yazılarak 02/12/2021 tarih ve 2021/61 sayılı bülteninde (...) ...Anonim Şirketi ile ilgili duyurunun ve duyuru ile ilgili bilgi belgeler celp edilmiştir.
.... İdare Mahkemesine müzekkere yazılarak ... E sayılı dosyası celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 11/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Dava konusu iddiaları yukarıda “İnceleme, Tespit ve ve Değerlendirmeler” kısmında detaylı olarak inceleyerek takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, Dosyaya mübrez SPK inceleme raporu ve konuya ilişkin SPK kararı incelendiğinde, SPK onayı alınmaksızın davacının da aralarında bulunduğu yatırımcılar tarafından Şirket'e önden para girişi gerçekleştirildiği ve Kurul'un sermaye artırımını onaylamadan önce Şirket'e fon girişi yapıldığı, SPK tarafından yapılan değerlendirmeler çerçevesinde Şirket'in tahsisli sermaye artırımı başvurusunun olumsuz karşılanmasına yönelik işlem tesis edildiği ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsisli sermaye artırımı sürecinin sonuçlanamadığı, Davacı tarafından davalı şirkete 4.2.2020 tarihinde yatırılan 220.000 TL'nin, sermaye artırım sürecinin onaylanması talebinin reddine ilişkin SPK Kurul Karar tarihi olan 2.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davacıya iade edilmesinin yerinde olacağı, mahkemece fiili ödeme tarihinden itibaren iadeye karar verilmesi ihtimaline binaen seçenekli faiz hesabına raporumuzda yer verildiği, davalı şirket tarafından SPK'nin tahsisli sermaye artırım talebinin onaylanmamasına yönelik idari işlem aleyhine idari yargıda ikame edilmiş olan davanın şirket lehine neticelenmesi ihtimalinde dahi sermaye artırım sürecinin doğrudan ihya olmayacağı, verilecek kararın, SPK açısından idari işlemin iptali kararının gerekçeleri ve hüküm çerçevesinde gerekli işlemleri tesis etmesi lüzumunu doğuracağı, idari yargıda yapılan denetimin yerindelik denetimi olmayıp hukukilik denetimi olması hasebiyle mahkemenin idari otorite yerine geçerek karar tesis etmesinin söz konusu olamayacağı, yeniden yapılacak değerlendirmede de sermaye artırım talebinin SPK tarafından reddedilebileceği, anılan yargılamada henüz karar verilmemiş olmakla birlikte davanın reddi kararı verilmesinin de ihtimal dâhilinde bulunduğu, bu çerçevede nihai takdir ve değerlendirme Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere huzurdaki dava konusu açısından idari yargıdaki davanın bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı, sermaye artırım süreci SPK tarafından onay verilmeyip tekemmül etmediğinden davacı tarafından, ihraç edilecek paylar karşılığında davalı şirkete yatırılan tutarın iadesinin hukuken yerinde olacağı, tahsisli sermaye artırım sürecine davacı kendi rızası ile dâhil olduğundan ve artırımın olumlu şekilde neticelenmesi ihtimalinde yatırdığı tutar karşılığı şirket payları kendi adına tescil edileceğinden sürecin SPK kararı aşamasına kadarki riske davacının katlanmasının işin niteliği dikkate alındığında yerinde olacağı, bu çerçevede nihai takdir sayın mahkemeye ait olmakla birlikte, davacı tarafından ödenen 220.000 TL'nin fiili ödeme tarihinden itibaren değil sermaye artırım talebinin SPK tarafından reddi tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilinin makul olacağı kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, davacının davalı şirketin tahsisli sermaye artırımına katılması akabinde şirketin SPK nezdinde gerekli izinleri alamaması sebebiyle ödediği sermaye katılım bedelinin iadesi talepli başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali davasıdır.
.... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, 220.000,00 TL sermaye artırım bedeli asıl alacak, 109.745,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 329.745,34 TL üzerinden takip başlatıldığı, takibe karşı davalı borçlunun borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde, davalı şirket tarafından 5.4.2021 tarihli özel durum açıklaması ile sermaye artırımı nedeniyle ihraç edilecek payların tamamının halka arz edilmeksizin tahsisli satış yöntemi ile aralarında davacının da bulunduğu yatırımcılara tahsis edilmesine karar verildiği, 27.5.2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile önceki kararın
revize edildiği, davalı şirketin başvurusu ile ilgili olarak SPK’nın 2.12.2021 tarih ve 2021/16 sayılı bülteninde, şirketin 36 kişiye alacakları karşılığı satılacak paylara ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumsuz karşılandığı, talebin reddi ve davalı şirket tarafından herhangi bir geri ödeme gerçekleştirilmemesi nedeniyle temerrüt durumunun oluştuğu, söz konusu ödemenin 4.2.2020 tarihinde gerçekleştirildiği, dava tarihi itibariyle ödemenin üzerinden üç yıldan uzun bir sürenin geçtiği, bu süre zarfında davalı şirket tarafından söz konusu sermaye artırım bedelinin hukuka aykırı bir şekilde uhdelerinde bulundurulduğu, davalı şirket tarafından SPK kararına karşı dava açıldığının kamuya duyurulduğu, bu nedenle müvekkilinin sermaye artırımına katılma amacıyla davalı şirkete ödediği 220.000 TL muaccel alacağın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete ödendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ile, Davalı şirket vekilinin bila tarih davaya cevap dilekçesinde, davacının muaccel bir alacağı bulunmadığı gibi halen derdest olan bir davanın sonucunun beklenmesi gerekirken açılan davanın dava şartı eksikliği gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiği, sermaye artırım başvurusunun SPK tarafından reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde dava ikame edildiği, davanın halen devam ettiği, sermaye artırımının gerçekleştirilmesi için kesin vade niteliğinde bir tarih öngörülmediği gibi sözleşmesel sürecin devam ettiği bir ilişkinin söz konusu olduğu, henüz muaccel olmamış bir borç için temerrütten bahsedilemeyeceği, SPK aleyhine açılan davanın .... İdare Mahkemesi’nin E.... sayılı dosya üzerinden devam ettiği, müvekkili şirketin sermaye artırımına ilişkin hiçbir işlem yapmadığı ya da davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, sürecin sonuçlanmasının davacı yanında müvekkil şirketin de menfaatine olduğu, zira müvekkilinin, tahsisli sermaye artırımında yer alan alacak tutarlarına karşılık bilançoda karşılık ayırmak zorunda kaldığı ve sermayeye dönüşecek bu alacaklar dolayısıyla bilançoda şirket zarar ediyor görünse de bu engel aşıldığında şirketin kara geçeceği, süreç devam ederken bu davanın açılmasının çelişkili bir davranış olduğu, huzurdaki davanın kabulüne karar verilmiş olma ihtimalinde, davacının hem ödemiş olduğu sermaye bedelini alacağı hem de müvekkilinin kontrolünden çıkmış durumda olan sermaye artırım süreci sonuçlandığında davacı adına hisse senetlerinin kaydedileceği, davacının hiçbir bedel ödemeksizin tahsisli sermaye artırımından faydalanması gibi bir durumun söz konusu olacağı, bu durumun müvekkil açısından ciddi bir hak kaybına sebebiyet vereceği ve ayrıca davacı açısından sebepsiz ve mükerrer zenginleşme teşkil edeceği iddia edilerek, davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava konusu icra takip dosyası, davacı tarafından sunulan ihtarname, özel durum açıklamaları, sermaye artırım bedelinin davalı şirket hesabına gönderildiğine ilişkin ödeme dekontu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından dosyaya gönderilen 16.6.2023 tarih ve E-... sayılı üst yazı ekinde, Kurul Karar Organı'nın 02.12.2021 Tarihli ve 63/1741 Sayılı Kararı ile ...A.Ş.'nin Tahsisli Sermaye Artırımı Başvurusuna İlişkin İnceleme Raporu, .... İdare Mahkemesi’nin E.... sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
SPK tarafından dosyaya sunulan 26.11.2021 tarih ve HK-8 sayılı İnceleme Raporu’nun incelenmesinde, davalı ...A.Ş.’nin 100.000.000 TL kayıtlı sermaye tavanı içinde 20.990.000 TL olan çıkarılmış sermayesinin, mevcut ortakların yeni pay alma hakları tamamen kısıtlanmak suretiyle, ...A.Ş.’nin Toptan Alış Satış İşlemlerine İlişkin Prosedürü çerçevesinde belirlenecek (baz fiyattan ve nominal değerden aşağı olmamak üzere) pay satış fiyatı esas alınmak suretiyle 25.010.000 TL satış bedeli karşılığı nominal tutarda artırılması nedeniyle ihraç edilecek ve tahsisli olarak ... ...’a 50.000 TL, ...’ya 220.000 TL, ...’a 5.200.000 TL, ...’a 500.000 TL, ...’a 299.527 TL, ...’a 234.000 TL, ...’a 80.000 TL,
...’a 420.000 TL, ...’e 260.100 TL, ...’ya 170.000 TL, ...’a 440.000 TL, ...’e 50.000 TL, ...’a 50.000 TL, ...’e 70.000 TL, ... ...’a 150.000 TL, ...’e 344.880 TL, ...’a 207.000 TL, ...’e 75.000 TL, ...’e 4.580.000 TL, ...’a 805.362 TL, ...’a 90.000 TL, ...’a 300.000 TL, ...’e 1.400.000 TL, ...’e 700.000 TL, ...’a 1.250.000 TL, ...’a 250.000 TL, ...’ye 900.000 TL, ...’e 430.000 TL, ...’a 140.000 TL, ...’a 2.095.000 TL, ...’na 500.000 TL, ...’a 500.000 TL, ...’a 2.077.131 TL, ...’a 100.000 TL, ...’ye 32.000 TL ve ...'e 40.000 TL alacakları karşılığı satılacak paylara ilişkin ihraç belgesinin SPK tarafından onaylanması talebinin incelenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin olarak tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Anılan raporda, davacı ile birlikte tahsisli sermaye artırımına katılacak kişilerin şirkete verdikleri beyanlarda özetle; “...A.Ş.’nin çıkarılmış sermayesinin artırılması nedeniyle ihraç edilecek olan ve ...A.Ş.’den ...TL olan nakit ve muaccel alacağıma karşılık gelen tutarı sermaye koyma borcuna mahsup etmek suretiyle ihraç edilecek paylar karşılığında sermaye artırımına katılacağımı kabul, beyan ve taahhüt ederim.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.
İnceleme raporunda tahsisli sermaye artırımında birinci uygulama başlığı olarak, çoğunlukla şirkette tek başına yönetim hâkimiyetine sahip olan hissedarın, sermaye avansı olarak şirkete nakdi borç verdiği ve şirketten olan bu nakit alacağına karşılık olarak (Pay Tebliği kapsamında) şirket tarafından SPK’ya tahsisli sermaye artırımı başvurusunda bulunulduğu, SPK tarafından sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde gerçekleştirilen incelemeler neticesinde, ilgili başvurunun olumlu karşılanması durumunda, şirket ortağının şirketten olan alacağını sermaye koyma borcuna mahsup etmek suretiyle şirket sermayesindeki payını artırdığı ifade edilmiştir. İkinci uygulamada ise şirketlerin, kendilerine yatırım yapmaya istekli yatırımcılardan nakit fon temin etme amacıyla Kurul’a bu kişi veya kişilere tahsisli olarak sermaye artırımı başvurusunda bulundukları, bu ikinci uygulamada, ekseriyetle; Kurul onayı alınmadan bu yatırımcılarca Şirket’e önden fon girişi gerçekleştirilmediği, Kurul Karar Organınca ilgili başvurunun olumlu karşılanması durumunda şirketin bu kişilere tahsisli olarak sermaye artırımını yaptığı ve fon girişinin de Kurul onayının ardından gerçekleştiği belirtilmiştir. Bu uygulamalarda ayrıca, tahsisli sermaye artırımı yapılacak kişilerin sayısının çoğunlukla sınırlı sayıda olduğu, çok nadir olarak da 5 ile 10 kişi arasında değişebildiği ifadesine yer verilmiştir. Anılan inceleme raporunda, Şirket'in mevcut başvurusuna konu somut olayda Kurul’a yapılan tahsisli sermaye artırımı başvurusu kapsamında, Marka yönetimince 5 yıla yayılmış şekilde 39 ayrı kişiden Şirket’in mevcut sermayesini aşacak tutarda fon toplandığı, ayrıca Şirket yönetimi tarafından sermaye artırımına konu edilen 25.010.000 TL’lik tutarın dışında,
yine sermaye avansı altında 21 ayrı kişiden ilave olarak 1,8 milyon TL’yi aşan tutarda fon toplanmış olduğu, takip eden süreçte Şirketin, fon topladığı bu kişilerin bir kısmı ile ya davalı olduğu veya bu fonların bir kısmını yine bu kişilere iade ettiği, özetle, Şirket yönetimince Kurulca onaylı ihraç belgesi bulunmaksızın sermaye artırımına katılacakları vaadiyle 5 yıla yayılmış şekilde, kişilerden fon toplanması işleminin söz konusu olduğu, bu yönüyle, Şirket tarafından yapılan işlemin; sermaye artırımı kapsamında değerlendirilebilecek özkaynak finansmanı olmaktan ziyade, Şirket’e ortak yapma vaadiyle Kurul’dan izin alınmadan kişilerden fon toplanması işlemi mahiyetinde olduğu, her ne kadar uygulamada ana ortakların ya da herhangi bir yatırımcının/yatırımcıların herhangi bir şirkete borç/sermaye avansı vermesi mümkün olsa da, Şirket başvurusuna konu somut olayda Şirket yönetimi tarafından sistematik olarak birilerinden ortaklık vaadiyle para toplanması durumunun söz konusu olduğu, Şirket’in izinsiz fon toplama işlemlerine meşruiyet kazandırılmaması bakımından Şirket başvurusunun olumsuz karşılanmasının uygun olacağının değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, Şirket tarafından tahsisli sermaye artırımına konu edilen fon tutarı ve bu fondan yapıldığı iddia edilen harcamalara ilişkin raporlamalar arasında önemli farklılıkların ve tutarsızlıkların bulunması; Şirket yönetim kurulu tarafından 27.05.2021 tarihli ve 2021/17 sayılı karar ile kabul edilen “Fon Kullanım Raporu"nda belirtilen harcama tutarları ile Şirket tarafından sonradan 06.09.2021 tarihli yazısı ile iletilen harcama kalemleri arasında bulunan 11.792.182,49 TL’lik önemli bir farkın bulunmasının ve bir diğer husus olarak fon kullanımı kapsamında harcama gerçekleştiren her bir şirket nezdinde de yine önemli farklılıkların bulunmasının raporlamalar arasında açık tutarsızlıklara yol açması nedeniyle; Şirket, Şirket’in bağlı ortaklıkları ve iştiraki tarafından yapılan fon kullanımları kapsamında önemli ölçüde şüphe ve tereddütler oluştuğundan, Şirket’in 27.05.2021 tarihli ve 2021/17 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilen “Fon Kullanım Raporu”nda gerekli doğrulama ve güvencenin sağlanamamış olması nedeniyle, söz konusu fonla ilişkilendirilen ve Şirket tarafından sermayeye eklenmesi talep edilen 25.010.000 TL’lik tutarın bu aşamada sermayeye eklenmemesinin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 1’inci maddesi uyarınca “Şirket’in pay sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması bakımından” uygun olacağından Şirket’in işbu Rapor’a konu tahsisli sermaye artırımına ilişkin talebinin olumsuz karşılanmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.

SPK uzmanı tarafından hazırlanan tespitleri değerlendiren Kurul Karar Organı’nın dosyaya da sunulan 2.12.2021 tarih ve 63/1741 sayılı kararı ile de;

“1....A.Ş. (Marka/Şirket)’nin 100.000.000 TL kayıtlı sermaye tavanı içinde 20.990.000 TL olan çıkarılmış sermayesinin, mevcut ortakların yeni pay alma haklan tamamen kısıtlanmak suretiyle, ...A.Ş.’nin Toptan Alış Satış İşlemlerine İlişkin Prosedürü çerçevesinde belirlenecek (baz fiyattan ve nominal değerden aşağı olmamak üzere) pay satış fiyatı esas alınmak suretiyle 25.010.000 TL satış bedeli karşılığı nominal tutarda artırılması nedeniyle ihraç edilecek ve tahsisli olarak; ...
...’a 50.000 TL, ...’ya 220.000 TL, ...’a 5.200.000 TL, ...’a 500.000 TL, ...’a 299.527 TL, ...’a 234.000 TL, ...’a 80.000 TL, ...’a 420.000 TL, ...’e 260.100 TL, ...’ya 170.000 TL, ...’a 440.000 TL, ...’e 50.000 TL, ...’a 50.000 TL, ...’e 70.000 TL, ... ...’a 150.000 TL, ...’e 344.880 TL, ...’a 207.000 TL, ...’e 75.000 TL, ...’e 4.580.000 TL, ...’a 805.362 TL, ...’a 90.000 TL, ...’a 300.000 TL, ...’e 1.400.000 TL, ...’e 700.000 TL, ...’a 1.250.000 TL, ...’a 250.000 TL, ...’ye 900.000 TL, ...’e 430.000 TL, ...’a 140.000 TL, ...’a 2.095.000 TL, ...’na 500.000 TL, ...’a 500.000 TL, ...’a 2.077.131 TL, ...’a 100.000 TL, ...’ye 32.000 TL ve ...'e 40.000 TL alacakların karşılığı satılacak paylara ilişkin ihraç belgesinin Kurulumuzca onaylanması talebinin;
Rapor’un 6.1 numaralı bölümünde yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, her ne kadar uygulamada ana ortakların ya da herhangi bir yatınmcının/yatınmcılann herhangi bir şirkete borç/sermaye avansı vermesi mümkün olsa da, Şirket başvurusuna konu somut olayda Şirket yönetimi tarafından 2017-2021 döneminde sistematik olarak birilerinden ortaklık vaadiyle para toplanması durumu söz konusu olduğundan, bu yönüyle, Kurulca onaylı bir izahname veya ihraç belgesi bulunmaksızın Şirket’in izinsiz fon toplama işlemlerine meşruiyet kazandınlmaması bakımından Şirket’in tahsisli sermaye artınmı nedeniyle ihraç edilecek paylara ilişkin ihraç belgesine onay verilmemesinin uygun olacağı değerlendirilmekle birlikte, Şirket talebinin;

a) Sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin ihracı için Kurul’a yapılan başvurularda, Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn/Kanun) ll’inci maddesi uyarınca, ihraç belgesinin de izahnamenin onaylanmasına ilişkin SPKn’nun 6’ncı maddesinde yer alan esaslar çerçevesinde onaylanacağı;

- Dolayısıyla ihraç belgesinde yer alan bilgilerin tutarlı, anlaşılabilir ve Kurulca belirlenen izahname standartlarına göre eksiksiz olduğunun tespiti halinde, ihraç belgesinin Kurulumuzca onaylanmasına karar verileceği; bu kapsamda, ihraç belgesi onay başvurusunun değerlendirilmesinde gerek Kurulumuza sunulan bilgi ve belgelerin, gerekse Kamuyu Aydınlatma Platformu yoluyla kamuya açıklanan bilgi/belgelerin incelenip değerlendirileceği,
- Bu yönüyle, halka açık şirketlerin gerek dolaşımdaki paylarına, gerekse sermaye artırımı sonucu dolaşıma çıkacak yeni paylarına ilişkin olarak yatırımcıların yatırım kararlanın, şirketlerin performansını gösteren finansal tabloları, özel durum açıklamaları ve sermayeye eklenmesi düşünülen fonun kullanım yerlerine ilişkin raporlama ve bilgiler gibi açıklama ve raporlamalara bağlı olduğu;

Bu kapsamda, Rapor’un 3.6 ve 6.1 numaralı bölümlerinde yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; Şirket tarafından tahsisli sermaye artırımına konu edilen fon tutarı ve bu fondan yapıldığı iddia edilen harcamalara ilişkin olarak Şirket yönetim kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2021/17 sayılı kararı ile kabul edilen “Fon Kullanım Raporu”nda belirtilen harcama kalemleri ve tutarları ile Şirket tarafından sonradan Kurul’a iletilen harcama kalemleri ve tutarları arasında önemli farklılıkların bulunması, bir diğer husus olarak fon kullanımı kapsamında harcama gerçekleştiren her bir şirket nezdinde kullanılan fon tutarları bakımından da yine önemli farklılıkların bulunması, ayrıca, fon kullanımları kapsamında Kanun’un 1l’inci maddesi uyarınca 6’ncı maddesi kapsamında, Şirket’ten talep edilen bilgi ve belgelerin tam ve eksiksiz iletilmemesi ve tüm bu hususlar kapsamında Şirket’in 27.05.2021 tarihli ve 2021/17 sayılı yönetim kurulu karan ile kabul edilen “Fon Kullanım Raporu”na ilişkin gerekli güvence ve doğrulamanın sağlanamamış olması nedeniyle,
b) Sermaye artırımına konu fonun kullanım yerlerinden ...A.Ş. (Huzurevi) paylarının satın alınması işleminin II-17.1 sayılı Kurumsal Yönetim Tebliği’nin (Kurumsal Yönetim Tebliği) 5’inci maddesine ve Kurumsal Yönetim Tebliği ekinde yer verilen ilkelerden 1.3.9. numaralı ilkeye aykırı şekilde, yönetim kurulu bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı olmadan ve sonrasında da bağımsız üyelerin çoğunluğunun onayı olmaması nedeniyle işlemin genel kurul onayına sunulmadan gerçekleştirilmesinin mevzuata aykırılık teşkil etmesi nedeniyle,

c) Raporun 4 numaralı bölümünde yer verilen tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde; Şirket yönetimince gerçekleştirilen ve son dönemde alman Kurul Kararlarıyla da sabit kılınan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırı ihlal, muvazaalı işlem ve usulsüzlükler ile bu kapsamda alınan ilgili Kurul Kararları birlikte değerlendirildiğinde;
- Aralarında Şirket’in yönetim kurulu başkanı ...’in de bulunduğu ilgili (dönem) Şirket üst yönetimi hakkında Kanun’un 107, 110 ve 112’nci maddeleri kapsamında işlem yapılmak üzere, Kanun’un 115’inci maddesi uyarınca suç duyurularında bulunulmuş olması,
- Bahse konu suç duyurularına konu mevzuat ihlali, muvazaalı işlem ve muhasebe hilelerinden kaynaklı olarak 2017, 2018 ve 2019 yılı konsolide finansal tablolarında önemli tutarlarda yanlış ve hatalı raporlamalar yapılmasına yol açılması,

- Şirket’in yönetim kurulu başkanı ve eşinin -diğer ilgili kişilerle birlikte- Şirket’in pay piyasasında gerçekleştirilen piyasa dolandırıcılığı niteliğindeki işlemlerde sorumlu bulunmalarından haklarında suç duyurularında bulunulması,
- Şirket yönetimi hakkında Kanun’un 110 ve 112’nci maddeleri kapsamında işlem yapılmasını gerektiren ihlallerin işbu sermaye artırımına konu edilen fonun toplandığı ve kullandırıldığı Şirket ve bağlı ortaklıkları nezdinde işlenmiş olması nedeniyle Şirket tarafından işbu başvuru kapsamında iletilen bilgi ve belgelerin tutarlılığına ve güvenilirliğine ilişkin şüphe, tereddüt ve belirsizliklere yol açılması,

- Söz konusu ihlal ve usulsüzlüklere ilişkin hukuki süreçler tamamlanmadan, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasını teminen Şirket’in tahsisli sermaye artırımına onay verilmemesinin uygun olacağı hususlarından hareketle,
Kanun’un yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin l’inci maddesi ve Kanun’un 1l’inci maddesi uyarınca 6’ncı maddesi kapsamında olumsuz karşılanmasına, …” oybirliği ile karar verilmiştir.
TTK'nın 456/2-3. Maddesi "Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye göre genel kurul; kayıtlı sermaye sisteminde, 460 ıncı madde gereğince, yönetim kurulu karar verir. Esas sözleşmenin ilgili hükümlerinin, gerekli olduğu hâllerde izni alınmış bulunan değişik şekli, genel kurulda değiştirilerek kabul edilmişse, bunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanması şarttır.
Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa izin geçersiz hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanır" şeklinde düzenlenmiş olup
TTK'nın 460/6 Maddesi "Sermaye artırımının yukarıdaki hükümlere uygun olarak gerçekleştirilmesinden sonra, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşmenin sermaye maddesinin yeni şekli, yönetim kurulunca tescil ettirilir." düzenlemesini içermektedir
TTK'nın 345/2. Maddesi " Şirket, 335 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen noter onayı veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanma tarihinden itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir." şeklinde düzenlenmiştir.

SPK’nın II-18.1 sayılı “Kayıtlı
Sermaye Sistemi Tebliği”nde “Yönetim kurulu kararlarının ve esas sözleşme değişikliklerinin
ilanı” başlıklı madde 12 hükmünde, “(1) Kayıtlı sermaye tavanının artırılması, verilen izin
süresinin uzatılması, sermaye artırımı ve bu Tebliğin 11 inci maddesi kapsamında alınan
yönetim kurulu kararları, Kurulun özel durumlara ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde kamuya açıklanır. Ayrıca bu Tebliğin 11 inci maddesi kapsamında alınan yönetim kurulu kararları alındığı tarihten itibaren on iş günü içinde ticaret siciline tescil ettirilir. (2) Sermaye artırımının mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmesinden sonra, artırımın tamamlandığına ilişkin yönetim kurulu kararı ile Kurula başvurulur. Esas sözleşmenin sermayeye ilişkin maddesinin yeni şekli hakkında Kuruldan uygun görüş alınmasını müteakip, ilgili maddenin yeni şekli yönetim kurulu tarafından on gün içerisinde ticaret siciline tescil ettirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dosya SPK Emekli Başuzmanı Dr. ... ..., Finansal Bilimler Fakültesi Bankacılık Bölümü Öğretim Üyesi Dr. ... ve Sermaye Piyasası Uzmanı Dr. ...'tan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 26/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; huzurdaki dava konusu olayda, tahsisli sermaye artırım süreci SPK tarafından onaylanmadığından süreç tekemmül edememiştir. Kayıtlı sermaye sistemini benimsemiş halka açık şirketlerde sermaye artırım sürecinde evvelemirde yönetim kurulunun, esas sözleşmede öngörülen kayıtlı sermaye tavanı içerisinde ihtiyaç duyduğu miktarda yeni pay ihracı için sermaye artırım kararı alması, kararın ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, akabinde işlemin onaylanması amacıyla SPK’ya başvurulması, müteakiben gerekli diğer işlemlerin tamamlanması, sermaye artırımının ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak
gerçekleştirilmesinden sonra, çıkarılmış sermayeyi gösteren esas sözleşmenin sermayeye ilişkin maddesinin yeni şeklinin yönetim kurulunca tescil ve ilan ettirilmesi ve son olarak payların, tahsisli sermaye artırımına katılan kişiler adına kayden teslim ve tescilinin yapılması gerekmektedir. Mahkeme nezdindeki olayda, sermaye artırım süresinde şirketin SPK’ya yaptığı müracaat üzerine tahsisli sermaye artırım sürecine onay verilmesi, sürecin ilerlemesi ve ikmali açısından olmazsa olmaz unsurlardan biri olup, düzenleyici otoritenin sermaye artırımına onay vermemesi ve talebi reddetmesi nedeniyle tahsisli sermaye artırım süreci somut olayda tekemmül edememiştir. Her ne kadar davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinde sermaye artırım sürecinin devam ettiği, idari yargıda derdest davanın bulunduğu, taraflar arasındaki ilişkinin bitmediği iddiaları dermeyan edilmiş olsa da, anılan iddiaların, sermaye artırımı amacıyla ödeme yapan davacının, sürecin SPK tarafından onaylanmaması nedeniyle akamete uğraması hasebiyle davalı şirket uhdesinde bulunan bedelin iadesini talep etme hakkına halel getirmediği, anılan tutarın şirket nezdinde tutulmasının haklı bir sebebi ve dayanağının bulunmadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, sermaye artırımı amacıyla davacı tarafından davalı şirkete ödenen tutarın davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Diğer taraftan, dosyaya sunulan .... İdare Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava konusunun, SPK’nın 25.010.000 TL satış bedeli karşılığı nominal tutarda artırılması nedeniyle ihraç edilecek ve tahsisli olarak; belirli kişilere alacakları karşılığı satılacak paylara ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin reddine dair idari işlemin iptali talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili tarafından alacağın muaccel olmadığı, sermaye artırım sürecinin devam ettiği, idare mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiği iddiaları dermeyan edilmiş olmakla birlikte, anılan iddiaların, sermaye artırım sürecinin, davalı şirketin talebinin SPK tarafından onaylanmaması hasebiyle akamete uğraması ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde nihayete erdirilememesi, idare mahkemesi tarafından iptal kararı verilmesi halinde dahi sermaye artırım sürecinin doğrudan canlanmayacağı sadece SPK’nın anılan karar doğrultusunda tekraren talebi değerlendirmek ve iptal hükmü ile kararın gerekçeleri doğrultusunda işlem tesis etmek yükümlülüğü altına gireceği, idare mahkemesinin SPK yerine geçerek karar alamayacağı dikkate alındığında yerinde olmadığı değerlendirilmektedir. Davacı tarafından, sermaye artırımı amacıyla yapılan 220.000 TL tutarındaki ödemeye ödeme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ödenmesi de talep edilmektedir. Davacı tahsisli sermaye artırım sürecine kendi rızası ile dâhil olduğundan ve sermaye artırımı sürecinin başarılı bir şekilde gerçekleşmiş olması ihtimalinde ödediği tutar karşılığı şirket payını iktisap edeceğinden, sürecin SPK tarafından değerlendirildiği tarihe kadarki süreçte işleyecek faizin davacıya ödenmesinin yerinde olmayacağı, bu riske şirket ortağı olması olasılığına binaen davacının katlanmasının işin doğasına ve payın niteliğine daha uygun olacağı, bu çerçevede davacının fiili ödeme tarihinden itibaren değil SPK’nın işlemi reddettiği tarih olan 2.12.2021 tarihinden dava tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faizini talep edebileceği, anapara miktarı olan 220.000 TL yanında anılan tutara işlemiş faiz tutarının (değişen ticari temerrüt faizi oranları 16,75-17,25 ve 11,75 dikkate alınarak) 46.998,63 TL olarak hesaplanabileceği,
mahkemece sermaye artırımı amacıyla davacı tarafından yapılan fiili ödeme tarihi olan 4.2.2020 tarihinden dava tarihi olan 27.3.2023 tarihine kadar faiz işletilebileceğinin kabulü halinde ise yıllara göre değişen ticari faiz oranları dikkate alınarak anapara tutarı olan 220.000 TL’ye ilaveten toplam 108.334,93 TL işlemiş temerrüt faizinin iadesinin talep edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Dava konusu icra takip dosyası, davacı tarafından sunulan ihtarname, özel durum açıklamaları, sermaye artırım bedelinin davalı şirket hesabına gönderildiğine ilişkin ödeme dekontu, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından dosyaya gönderilen 16.6.2023 tarih ve E-... sayılı üst yazı ekinde, Kurul Karar Organı'nın 02.12.2021 Tarihli ve 63/1741 Sayılı Kararı ile ...A.Ş.'nin Tahsisli Sermaye Artırımı Başvurusuna İlişkin İnceleme Raporu, .... İdare Mahkemesi’nin E.... sayılı dosyası, yukarıda zikredilen kanun maddeleri ve bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket tarafından SPK onayı alınmadan, davalı şirkete fon girişi yapıldığı, davacı tarafından 04/02/2020 tarihinde davalı şirkete 220.000,00 TL yatırıldığı, SPK tarafından davalı şirketin tahsisli sermaye artırım başvurusunun olumsuz karşılandığı, bu suretle tahsisli sermaye artırım sürecinin sonuçlanmadığı, davalı tarafından SPK'nın tahsisli sermaye artırım talebinin onaylanmamasına yönelik idari işleme karşı .... İdare Mahkemesi’nin E.... sayılı dosyası ile dava ikame edildiği, bilirkişiler tarafından, idari yargıdaki davanın şirket lehine neticelenmesi ihtimalinde dahi sermaye artırım sürecinin doğrudan ihya olmayacağı, verilecek kararın SPK açısından idari işlemin iptali kararının gerekçeleri ve hüküm çerçevesinde gerekli işlemleri tesis etmesi lüzumunu doğuracağı, idari yargıda yapılan denetimin yerindelik denetimi olmayıp hukukilik denetimi olması hasebiyle mahkemenin idare yerine geçerek karar tesis etmesinin söz konusu olamayacağı, yeniden yapılacak değerlendirmede de sermaye artırım talebinin SPK tarafından reddedilebileceği, idari yargıdaki davanın her halde beklenmesine gerek olmadığı görüşü mahkememizce de benimsenmiş olup, davacı tarafından, ihraç edilecek paylar karşılığında davalı şirkete yatırılan tutarın bu sebeple iadesinin gerektiği, ancak davacı tahsisli sermaye artırım sürecine kendi rızası ile dahil olduğundan ve artırım kararı SPK tarafından onaylansa idi yatırdığı tutar karşılığı şirket payları kendi adına tescil edileceğinden, davalının temerrüdünün, sermaye artırım talebinin SPK tarafından reddedilmesi tarihinde oluştuğu mahkememizce kabul edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından bu ihtimale yönelik SPK tarafından işlemin reddedildiği tarih olan 02/12/2021 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz olarak 46.998,63 TL hesaplanmış olup, her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamada işlemiş faiz takip tarihine kadar hesaplanması gerekirken dava tarihine kadar hesaplanmış ise de davalı tarafça bilirkişi raporuna bu konuda bir itiraz ileri sürülmemiş olduğundan davacı lehine kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek davanın kısmen kabulü ile .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 220.000,00TL asıl alacak, 46.998,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 266.998,63 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 53.399,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 220.000,00TL asıl alacak, 46.998,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 266.998,63 TL üzerinden devamına,
2-Asıl alacağın 220.000,00 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %11,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,

3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 53.399,72 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Fazlaya ilişkin istemin reddine,

5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 18.238,68TL nispi karar harcının, peşin alınan 5.631,23‬-TL harcın mahsubu ile geri kalan 12.607,45‬ -TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

6-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 42.049,79-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 5.836,73‬TL (179,90TL BHV, 25,60TL VSH, 5.631,23‬ TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
9- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.168,00 TL (168,00TL tebliğler ve posta, 6.000,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.994,30TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
10-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 593,7‬0 TL'sının davacıdan, 2.526.30 TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/01/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ..
e-imzalıdır