WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2023/157
KARAR NO:2024/344

DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:07/03/2023
KARAR TARİHİ:28/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı aleyhine bugüne kadar ödenmeyen fatura ve cari hesaptan kaynaklı borcun tahsili amacıyla .... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosya ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olduğunu, borçluya usulüne uygun bir şekilde ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, yapılan itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında 01.09.2021 tarihinde Ticaret Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, ... ve ... kurumları nezdinde belirli tüm destek programlara ilişkin başvuru ve uygulama işlemlerinin gerçekleştirilmesi, danışmanın müşteriye ait projeleri için hizmet içeriklerine yönelik gerekli danışmanlık hizmetlerinin verilmesi konulu bir hizmet sözleşmesinin akdedildiğini, davacının anılan sözleşme gereği kendi üzerine düşen edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, davalı şirketin işletme geliştirme destek programından yararlanmasını sağladığını, davalı şirketin destek programının onaylanması ile davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan 01.09.2021 tarihli hizmet sözleşmesinin sözleşme bedeli başlıklı 3. Maddesinde belirtilen hizmet bedelinin alınmasına hak kazandığını, bu durum üzerine davacının, davalı şirkete 15.10.2021 tarihinde ... belge numaralı e-serbest makbuzunu tanzim ettiğini, ayrıca düzenlenen faturanın davalı şirketin muhasebe sorumlusuna 15.10.2021 tarihinde e-mail yoluyla iletildiğini, davacı tarafından bu faturalara karşı bugüne dek herhangi bir itirazın ileri sürülmediğini, davacının, davalı şirkete düzenlemiş olduğu ve tahsil edemediği faturaya ilişkin vergilerin tamamını ödediğini, davalı şirket ile davacı arasında açıklanan ticari ilişki gereğince düzenlenen fatura karşılığında davalı tarafça henüz davacıya ödenmeyen toplam 7.350,00.-TL bakiye cari hesap borcu bulunduğunu, söz konusu fatura ve cari hesap ekstresi ödemesi ile ilgili davalı şirket ile pek çok kez yazılı ve sözlü görüşme yapılarak alacak talep edildiğini, davalı tarafın bugüne dek hiçbir itirazda bulunmamakla birlikte ödemeyi yapmadığını, davalı şirketten ödeme alınmaması nedeni ile davacının vermiş olduğu hizmet karşılığında davalı şirket adına düzenlenmiş olan fatura doğrultusunda davacının 7.350,00.-TL'lik alacak ve bu alacağa işleyen 790,00.-TL'lik faizi için .... İcra Dairesinden ... E. Numaralı icra takibinin başlatıldığını, ancak davalı şirketin kendisi aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini, icra takibinin durmasına yol açtığını, davalı şirketçe haksız bir şekilde yapılan itiraz sonucunda arabuluculuğa başvurulmuşsa da bu hususta olumlu bir sonuç alınamadığını, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, .... İcra Dairesinden ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe yapılan itirazın iptal edilerek takibin devamına, borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olmasından bahisle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafından mahkeme dosyasına ibraz edilen sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, davacının tamamen haksız ve kötü niyetli olarak anılan sözleşmeyi ibraz ettiğini, taraflar arasında yapılan müzakereler neticesinde işbu dilekçe ekinde ibraz edilen 01.09.2021 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davacının ibraz ettiği sözleşmenin ise taslak niteliğimde davalı şirkete iletildiğini, davalı ile davacı tarafından görüşmelerin ve değerlendirmelerin yapıldığını, ilk sözleşmenin eksik ve yetersiz olması sebebiyle anılan sözleşmenin revize edildiğini, ekte sunulan sözleşmenin düzenlendiğini ve tüm taraflarca imzalandığını, dolayısıyla işbu dilekçe ekinde sunulan sözleşme çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereği, ilgili destek programlarının kurumlar tarafından onaylanmaması durumunda sözleşmede geçen ücretin ödenmeyeceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davalı şirketin, davacının iddia ettiğinin aksine, bahse konu destek programından yararlandırılmadığı gibi herhangi bir teşvik ödemesi de almadığını, dolayısıyla davacı tarafça, davalı şirketin destek programından yararlandırmasının söz konusu olmadığını, davacının üzerine düşen hiçbir edimi yerine getirmediğini, ancak işbu somut duruma rağmen, davalının bahse konu destek programından yararlandırıldığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, netice itibariyle davacının ilgili sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmeyerek davalı şirketin bahse konu destek programlarından faydalanmasını sağlamadığını, itirazın iptali davasında takip talebinde talep edilen alacağın bulunduğunun ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, alacaklının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini, verildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan faturanın teslim edilip edilmediği, teslim edildi ise kime teslim edildiği hususlarında açıklama yapması gerektiğini, faturanın tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkin belgesi sayılamayacağını, fatura düzenlenmiş olmasının, adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağını, bu bağlamda kabul anlamına gelmemek kaydıyla, taraflar arasındaki herhangi bir ticari ilişkiden kaynaklanan borç durumu mevcut ise bile işbu borcun muaccel olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an davaya konu faturaların davalı şirkete tebliğ edildiği düşünülse bile bu durumun sadece alacağın miktarını açıklayan bir bildirim niteliğinde olup borçlunun temerrüdü için ayrıca alacaklının ihtarda bulunması gerektiğini, ilgili kanun hükümleri ile Yargıtay kararlarının bu yönde olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda huzurdaki davada talep edilen, inkar tazminatı, takip öncesi ve sonrası faiz, faiz türü vs. taleplerin de haksız olduğunu ortaya koyduğunu, bu taleplerin tümüyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davacı tarafından ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın reddine, haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebiyle davacı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı TTK'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, kanun ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir", yine aynı Kanun’un 16/1 maddesinde ise “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” hükmünü içermektedir.
26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2022 tarih 2021/2357 Esas, 2022/1069 Karar sayılı ilamı)Mahkememizce ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabında;mükellef ...'in Finansal danışmanlıkfaaliyetleri, işletme ve diğer idari danışmanlık faaliyetleri (bir organizasyonun stratejik, mali, pazarlama, üretim, iş süreçleri, proje vb. yönetim hizmetleri ile ticari marka ve imtiyaz konularında danışmanlık) ve motorlu hafif kara taşıtlarının ve arabaların sürücüsüz olarak kiralanması ve leasingi (3.5 tondan daha az olan otomobil, kamyonet, vb. dahil, motosiklet hariç) işinden dolayı 06/09/2019 tarihinde mükellefiyet tesis ettirmiş
olup,mükellefiyeti 31.12.2023 tarihinde sona erdiği, mükellefin gelir unsurunun Serbest Meslek Kazancı olduğu ve Serbest Meslek Defteri tuttuğu belirtilmiştir.
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısında, ...'in gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.Bu açıklamalar ışında vergi müdürlüğü müzekkere cevabında davacının gelir unsurunun Serbest Meslek Kazancı olduğu ve Serbest Meslek Defteri tuttuğu tespit edilmiş olup, ticaret sicil müdürlüğünün cevabi yazısında davacıya ilişkin gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı buna göre davacı tarafın tacir olmadığı, dosya içerisinde davacının tacir sıfatı bulunduğuna ilişkin hiçbir kayıt ve belge mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının tacir olmadığı gibi, davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir. Açıklanan nedenlerle eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE; HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden görevsizlik sebebiyle REDDİNE;
2-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra taleple bulunulması halinde mahkememizce davacının açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına,
4-HMK 331 maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/05/2024

Katip ...
e-imzalıdır.

Hakim ...
e-imzalıdır.