WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/786 Esas
KARAR NO :2024/62

DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:28/06/2022
KARAR TARİHİ:31/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı tarafından davalıya teminat senedi olarak 29.03.2022 keşide ve 25.06.2022 tarihli 275.000-TL bedelli senedin 95.974,40-TL'sinin bedelsiz hale geldiğini, zira davacının 14.04.2022 tarih ve GİB202...001 numaralı fatura sebebiyle davalıdan 95.974,40-TL alacaklı olduğunu beyanla, davalıya mezkur senet sebebiyle 95.974,40-TL tutarında borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın İstanbul Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasına dayanak yaptığı faturanın kabul edilmeyip kendisine iade edildiğini ve alacak iddiasının reddedildiğini, senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddianın yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının, davacının davalıya 95.974,40 TL'lik mal teslim edip etmediğinin, davacının 25.06.2022 tarihli 275.000,00 TL bedelli bononun 95.974,40 TL'lik kısmı yönünden menfi tespit talebinin dava açıldıktan sonra .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ödenmesi akabinde 148.574,40 TL'nin istirdatı talebinden ibaret olduğu görüldü.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince davacının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat yoluyla bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 23/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "takdiri mahkemenize ait olmak üzere davacı firmanın 2022 defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı firma kayıtlarından davalı firmadan 95.974,40 TL alacak bakiyesinin mevcut olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 07/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davacı şirketin davalı şirkete 14.04.2022 tarihli ... nolu 95.974,40 TL tutarlı fatura içeriği tekstil emtia ürünlerinin teslim edildiğinin kabulü halinde davacının davalıdan 95.974,40 TL alacaklı olacağı, davacı şirketin davalı şirkete 14.04.2022 tarihli ... nolu 95.974,40 TL tutarlı fatura içeriği tekstil emtia ürünlerinin teslim edilmediğinin kabulü halinde ise davacının davalıdan borcu ve alacağı olmayacağı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının, davacının davalıya 95.974,40 TL'lik mal teslim edip etmediğinin, davacının 25.06.2022 tarihli 275.000,00 TL bedelli bononun 95.974,40 TL'lik kısmı yönünden menfi tespit talebinin dava açıldıktan sonra .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ödenmesi akabinde 148.574,40 TL'nin istirdatı talebinden ibaret olan menfi tespit davasıdır.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır.
Bonoda bulunması zorunlu olan şekil şartları 6102 sayılı TTK’nun 776.maddesinde sayılmıştır. Bu unsurların yanı sıra, yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de kabul edildiği gibi, bonolara özgü seçimlik unsurlar da bulunmaktadır.
Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. (Reha Poroy, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 11.Bası, s.237 vd.)
Seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Eş söyleyişle "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu, senedin bono niteliğini etkilemez. Zira, bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla, ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin talili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi talil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer.
Mal kaydı bulunan bonoda borçlu alacaklıdan mal almadığını iddia, alacaklıda borçluya mal vermediğini kabul ederse borçlunun iddiası sabit olmuştur. Lehdarın bedelin para olarak verildiği iddiası ise, ispatı kendisine düşen bir husustur (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.bası, Ankara,1997,s 1007 vd)
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201.maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir.
Somut olayda, davacı/borçlu, emre yazılı 275.000,00 TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir.
Davacı davaya konu edilen senedin teminat senedi olduğunu, buna rağmen müvekkilinin senet bedelini ödemek istediğini, ancak davalıdan 95.974,40 TL alacağı olduğunu, bu sebeple dava konusu senedin 95.974,40 TL'sinden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş ve iş bu davayı açmıştır. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu, 95.974,40 TL'lik malın kendilerine teslim edilmediğini, senedin teminat senedi olmadığını savunmuştur.
6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Somut olayda davacı, dava konusu malen düzenlenen senedin teminat olduğunu, davalı ise nakden düzenlendiğini savunması gözetilerek davacının çift taraflı talil nedeniyle artık senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğine göre ispat külfeti davacıda olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Dava konusu senedin ihdas nedeni bölümünde ise “malen” kaydı bulunmaktadır. Bu durumda hem davacı, hem de davalı senedin ihdas nedenini talil etmektedirler.
Başka bir ifadeyle, somut olayda çift taraflı talil söz konusudur. Çift taraflı talilde ispat külfeti yer değiştirmez. Yargıtay’ın uygulaması da bu doğrultudadır. Davacı tarafından imzalanan bononun teminat için düzenlendiği teminat fonksiyonun kalmadığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olup, davacı tarafça senedin teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının senedin teminat senedi olduğuna yönelik iddiası mahkememizce kabul görmemiştir.
Davacı tarafça senedin teminat senedi olmasına rağmen, senet bedelinin kabul edildiğini ancak davalıdan 95.974,40 TL alacaklı olduklarını, bu sebeple bononun bu miktarı yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, dava açıldıktan sonra dava konusu bono davalı tarafça .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından takibe konulmuş, davacı tarafça takip dosyasına 19/08/2022 tarihinde 52.600,00 TL, 02/08/2022 tarihinde 275.000,00 TL ödenmiş olmakla davacı talebinin kendiliğinden istirdat talebine dönüştüğü anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava konusu bononun teminat senedi olduğu ispat edilememiş olmakla 95.974,40 TL alacaklı olduğunu ispat yükü yine davacı üzerindedir. Bu yönde taraf ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı ticari defterlerinde davacının 95.974,40 TL alacaklı, davalı ticari defterlerinde davalının borcunun ya da alacağının bulunmadığı görülmüştür. Tarafların BA-BS kayıtlarında dava konusu faturanın mevcut olduğu görülmüş olup davalı cevap dilekçesinde dava konusu faturayı kabul etmediklerini, kendilerine herhangi bir ürün teslim edilmediği, davacının kendileri için fason üretim yapmadığını beyan etmiştir. Davacı 95.974,40 TL'lik fatura konusu malların teslimine ilişkin 14/04/2022 tarihli ... nolu sevk irsaliyesi sunmuştur ancak bu sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ... ismi bulunmakta ise de imza bulunmamaktadır. Davacı yine bu teslime ilişkin 14/04/2022 tarihli ... nolu sevk irsaliyesi sunmuştur. Sevk irsaliyesinin konusu 3 farklı kalem halinde toplam 3836 adet "..." model yazmakta olup, 95.974,40 TL'lik faturada 4075 adet "..." model gömlek yazmaktadır. Sevk irsaliyesinde teslim alan kısmında ... ismi ve imzası bulunmaktadır. Mahkememizce SGK'ya müzekkere yazılarak davalının ... isminde çalışanı bulunup bulunmadığı sorulmuş, yazı cevabında bu isimde bir çalışanının bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili ...'ün taşıma firmasının elemanı olduğunu, davalının nakliye firmasına ödeme yapıp yapmadığının nakliyeci firmadan sorulmasını beyan etmiş ise de beyanında nakliye şirketine ilişkin herhangi bir bilgi sunmamıştır. Açıklanan sebeplerle davacının, dava konusu bononun teminat senedi olduğunu ispatlayamadığı, fatura konusu malları davalıya teslim ettiğini ispatlamaya yeter delil sunmadığı anlaşılmış olup dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı görüldüğünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 1.639,01 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1.211,41‬TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan 2.000,00 TL (bilirkişi ücretinin) yargılama giderinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.31/01/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır