WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2022/268 Esas
KARAR NO:2024/386

DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:14/04/2022
KARAR TARİHİ:25/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirket aleyhine, davalı şirket ... ... San. ve tic. Ltd.şti. tarafından .... İcra müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin, davacı şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığı gibi davalı şirket ile davacı şirketin hiçbir ticari ilgisi ve bağı da bulunmadığını, ilgili çek üzerindeki imza davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu takibin hukuki bir dayanağın da olmadığını, davacı şirket yetkilisi ..., babasının 31.05.2021 tarihinde vefatından sonra şirketin idari işlerini yürütmeye başladığını, dava konusu çekin arka yüzünde cirosu bulunan ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi ... isimli şahıs tarafından, davacıdan kendilerine çek bedelinin ödenmesi talep edildiğini ,bahsi geçen çek davacı incelendiğinde şirket kaşesinin davacı şirkete ait olmadığı, kaşenin basılı olduğu yerde atılı imzanın da şirket yetkilisine ne de babasına ait olmadığı tespit edildiğini, davacı şirketin, davalı şirket ile arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, borcun veya herhangi ile alacağın bulunmadığı sabit olup, İşbu husus mahkemeniz tarafından yapılacak taraflar arasındaki ticari ilişki ve ticari defterlerin incelemesi ve alanında uzman bilirkişilerce yapılacak imza incelemesi neticesinde tespit edileceğini, davalının iddia ettiği borcun asıl alacak ve tüm Fer'ilerinden davacı şirketin borçlu olmadığının, davacı şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davaya konu çekin ve bu çekin konu edildiği .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasının iptaline, dava konusu icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, bunun mümkün olmaması halinde devamı halinde, İİK'nun 72/3 maddesi gereğince icra dosyasına yapılacak ödemelerin alacaklıya ödenmemesi yönünde tensiple birlikte ihtiyat-ı tedbir kararı verilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket, ... ... Bankası A.Ş.'ne ait 30.04.2021 keşide tarihli ... seri numaralı 98.000,00 TL. bedelli çeki ... İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti. ile olan ticari ilişkisi sebebiyle ciro yoluyla elde etmiş yetkili hamil konumunda olduğunu, çekin karşılıksız olduğu öğrenilmiş ve çek üzerindeki ilgililer/sorumlular hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bahsedildiği gibi ... şirketi yetkilisi tarafından harici olarak tahsil edilmeye çalışılmışsa bu durum ilgili şirketi de şüpheli konumuna getireceğinden davacı tarafça şikayet konusu edilen ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... soruşturma numaralı dosyasında keşideci şirket dışında ...'nda şikayet edilmesi gerektiğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla ; ilgili çekten dolayı müvekkile yöneltilen bu davada; davalı şirket çekin iyi niyetli ve yetkili hamili konumunda olduğunu, keşideci ile lehdar ve cirantalar arasındaki ilişki tarafllarınca bilinmediğinden sair beyan, iddia ve dava haklarının saklı olduğunu, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın ... İnşaat San.ve Tic. Ltd. Şti. ile ...Ltd.Şti.ye ihbar edilmesine, davalı şirketin alacağını sürüncemede bırakma amacıyla açılmış bulunan işbu davanın reddine, İcra İflas Kanunu madde 72/4 uyarınca müvekkilin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda her türlü dava açma hakkımız saklı kaldığını belirtmek kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;
.... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu çekte davacının borçlu olup olmadığı hususunun tespitinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLER;.... İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... Esas sayılı dosyası ve çek sureti celp edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ... vergi numaralı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin ticaret sicil kayıtlarının ve şirket yetkilileri celp edilmiştir.
.... Noterliğine müzekkere yazılarak 04.05.2020 tarihli ve ... yevmiye tarihli imza sirküleri aslı celp edilmiştir.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı şirket yetkilisi ...'in ıslak imzalı belge asıllarının bulunduğu evrak asılları celp edilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak ... Soruşturma numaralı dosyası celp edilmiştir.
... Nüfus Müdürlüğüne, ... Belediyesine, ... Tapu Sicil Müdürlüğüne, ... İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına, ... İlçe Emniyet Amirliğine müzekkere yazılarak 31/05/2021 tarihinden öncesine ait ...'e ait ıslak imza örnekleri celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 26/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Davacı ... İnşaat San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nin incelenen 2019-2020-2021 yılları yasal ticari defterlerinin ; 6102 sayılı TTK'nın ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun ve usulünde tutuldukları, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapılmış, onaylı oldukları, ticari defterlerin birbirini doğruladığı, ve sahipleri lehine delil olma niteliklerinde oldukları tespit edilmiştir. Davacının incelenen yasal ticari defterleri hesap hareketleri arasında; Uyuşmazlık konusu çekin keşidecisi ... Temizlik firmasına ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Davacının incelenen yasal ticari defterleri hesap hareketleri arasında; Uyuşmazlık konusu çeke ilişkin Davalı ... ... İnş. Paz. San.ve Tic. Ltd.Şti.'ne ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Davacının incelenen yasal ticari defterleri hesap hareketleri arasında; Dava dışı ... İnşaat San.ve Tic. Ltd. Şti. arasında 31.07.2018 tarihinden itibaren başlayan işveren-Taşeron şeklinde ticari ilişki kapsamında çok sayıda hesap hareketleri kayıtlarının bulunduğu, 31.10.2020 tarihine kadar süren ticari ilişkin bu tarih itibariyle son bulduğu ve kalan bakiyenin 0,43 TL. olduğu, 2021 yıl açılış maddesinde 0.43 TL. bakiyenin bulunduğu ancak 2021 yılında herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Keşidecisi ... Temizlik firması olan, ... Bankasına ait ... seri nolu 30.04.2021 keşide tarihli 98.000,00 TL. tutarlı çeke ilişkin olarak, Davacı, ... İnşaat San.ve Tic. Ltd.Şti.'nin 2021 ve önceki yıllar yasal ticari defterleri üzerinde yaptığım incelemeler sonucunda ; Söz konusu çekin herhangi bir giriş kaydına rastlanılmadığı, davacı ile davacı sonrası ciranta ... İnşaat San.ve Tic. Ltd. Şti. Arasında 31.07.2018 tarihinde başlayan ve 31.10.2020 tarihinde son bulan işveren -Taşeron şeklinde bir ticari ilişki bulunduğu, 31. 10. 2020 tarihinden sonra ticari ilişkilerinin bulunmadığı, Söz konusu uyuşmazlık konusu çeke ilişkin ... firmasına ciro edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, Esasen davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemelerde söz konusu çekin girişine dair de bir kaydın bulunmadığı, Doğrultusunda ; Nihai karar Sayın Mahkemenin takdirlerinde olmak üzere ; Söz konusu çekin Davacı ... İnşaat San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin kayıtlarında rastlanılmadığı ve bir ilişkisinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 10/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;Davacı ....ve Tic. Ltd.Şti.'nin yasal ticari defterlerinde 29.02.2020 tarihinde kayıt görmüş olduğu tespit edilen , ... Bankası'na ait 2821 seri nolu, 13.02.2020 düzenleme tarihli 21.06.2020 vadeli, 98.000,00 TL. bedelli çekin ; Takip ve dava konusu, ... Bankası'na ait ... seri nolu, 30.04.2021 vadeli, 98.000,00 TL. Bedel çekten tamamen farklı bir çek olduğu , her iki çekteki 98.000,00 TL. örtüşen bedellerin bir tesadüften ibaret olduğu ; Kanaatim hasıl olmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;Davacının davası .... İcra müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebidir.
Davacı vekili; müvekkili şirket aleyhine, davalı şirket tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin, davacı şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığı gibi davalı şirket ile davacı şirketin hiçbir ticari ilgisi ve bağı da bulunmadığını, ilgili çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu takibin hukuki bir dayanağın da olmadığını, davacı şirket yetkilisi ..., babasının 31.05.2021 tarihinde vefatından sonra şirketin idari işlerini yürütmeye başladığını, dava konusu çekin arka yüzünde cirosu bulunan ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi ... isimli şahıs tarafından, davacıdan kendilerine çek bedelinin ödenmesi talep edildiğini,bahsi geçen çek davacı incelendiğinde şirket kaşesinin davacı şirkete ait olmadığı, kaşenin basılı olduğu yerde atılı imzanın da şirket yetkilisine ne de babasına ait olmadığı tespit edildiğini ifade ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.322-323).
Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davalıdadır. Ancak davalının alacağı kambiyo senedine dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2019 tarih 2017/3521 E., 2019/1844 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.)
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında aynen; “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükümle icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”;
“Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;
“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir”
“Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur ( Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795). (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 07/10/2020 tarih, 2017/(19)11-911 Esas, 2020/736 Karar sayılı içtihadı).
6100 sayılı HMK'nın 171 maddesinde; "(1) İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır.
(2) Çağrılan taraf özürsüz olarak gelmediği veya gelip de soruları cevapsız bıraktığı takdirde, mahkemece sorulan vakıalar ikrar edilmiş sayılır." düzenlemesi yer almaktadır.
Bu yasal düzenleme karşısında, Mahkememizce HMK'nın 211. maddesi uyarınca imza incelemesi yapılmak üzere HMK'nın 171/1 maddesi uyarınca "geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği, veya gelipte sorulan sorulara cevap vermediği takdirde dava konusu çek üzerindeki imzanın kendisinden sadır olduğunun kabul edileceği" şerhi ile birlikte davacı şirket yetkilisi ...'e isticvap davetiyesi tebliğ edilmiş olup, usulüne uygun isticvap davetiyesi tebliğine rağmen, davacı şirket yetkilisi 21/02/2023 tarihli duruşmaya katılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, isticvap davetiyesine rağmen davacı şirket yetkilisinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi hep birlikte değerlendirildiğinde ve yukarıda yer verilen Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 07/10/2020 tarih, 2017/(19)11-911 Esas, 2020/736 Karar sayılı içtihadı da dikkate alındığında; davacı şirket tarafından takibe konu çek üzerindeki imzalar inkâr edildiğinden davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmesine karar verildiği, bu davete icabet edilmemesinin imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğurduğu ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmadığı, kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlunun "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olduğu, kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliğinin, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsız olduğu, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kurallarının uygulanacağı, çekin sebepten mücerret olup, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğu, senet altındaki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun ikrar edilmiş sayıldığı anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE;
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 1.884,24 TL harçtan mahsubu ile artan 1.456,64‬ TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/06/2024

Katip ...

Hakim ...