WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 7. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2020/40 Esas
KARAR NO :2024/358

DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:28/01/2014
KARAR TARİHİ:05/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta şirketiyle acentelik sözleşmesinin l5/04/2009 yılında bir yıllığına belirli süre için yapıldığını ve ( TTK. Madde 121/2; Belirli süre için yapılan bir acentelik sözleşmesinin, süre dolduktan sonra uygulanmaya devam edilmesi hâlinde, sözleşme belirsiz süreli hâle gelir.) süre bitiminde taraflarca sözleşmenin devamından Türk Ticaret Kanununun ilgili maddesi gereğince acentelik sözleşmesi belirsiz süreli olarak devam ettiğini, Kendilerinin acentelik sözleşme şartlarını harfiyen yerine getirdiğini, davalı tarafın menfaatlerini azami ölçüde koruyarak poliçe oluşturduğunu; ancak davalı taraf sözleşmeyi tek taraflı olarak ve hiçbir gerekçe göstermeksizin fesih ettiğini, Kendilerinin sözleşme sürecinde toplam 5.605.788,01 TL tutarında sigorta ürettiklerini ve bunun karşılığında 1.069.382,37 TL tutarında bir komisyon bedelinin kendileri tarafından iktisap edildiğini, Davalının fesih sonrası kendilerinin oluşturduğu portföyden yararlanmaya devam ettiğini, bu sebeple kazancın denkleştirilmesi gerektiğini ve bu konuda TTK'da denkleştirme talibi hakkında bire bir düzenleme bulunmadığı dönemde Yargıtay'ın TTK 134/2. Maddesini kıyasen uygulayarak portföy tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirttiğini, Sözleşmeden kaynaklanan reklam pazarlama risklerini kendilerinin göğüslediklerini, buna karşın davalının aynı bölgede diğer acenteleri aracılığıyla poliçe üretmeye devam ettiğini, Müşteri çevresi ve portföy oluşumunda davalı markasının tanınmışlık açısından hiçbir katkısının olmadığını ve portföyü kendi kişisel çabalarıyla oluşturduğunu, Kendisi, sözleşme devam etseydi poliçe üretmeye devam edeceklerini ve talep edecekleri tazminatın da hakkaniyet çerçevesinde olmuş olacağını, bu sebeplerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL tazminatı fesihten itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın sözleşmenin 21. Maddesine göre müşteri/denkleştirici tazminat talep edemeyeceğini, Denkleştirme isteminin yeni TTK 122. Maddesinde düzenlendiğini, maddeye göre davacının sağladığı yeni müşterilerin fesih sonrası katkılar sağlamaya devam etmesi gerektiğini, yine madde gereği hesaplamaya esas miktarların da belirlendiğini, Ancak tazminatın hesaplanmasında yeni müşterilerin dikkate alınarak, tazminat miktarının hesaplanmasında yeni müşterilerden edilecek net komisyonun dikkate alınması gerektiğini, bu durumda da müşterilerin sağladığı çıkarlar dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir miktarın belirlenmesi gerektiğini, Davacının sözleşmenin genel şartları gereği yazılı izin almaksızın diğer sigorta şirketlerine aracılık edemeyeceğini aksi taktirde sözleşmenin 20/f düzenlemesine göre fesih sebebi olduğunu ve buna rağmen davalının 17/03/2010 tarihinde ... Sigorta, 31/03/2011 tarihinde İse Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketinin acenteliğini üstlendiğini, bu sebeple sözleşmenin 20/f düzenlemesinden ötürü feshin haklı gerekçe ile gerçekleştiğini, bu halde haksız olan davacının denkleştirme talebinde bulunamayacağını, bu sebeplerle davanın reddini talep ettiklerini ve zarar doğmamış olduğundan temerrüt de olmayacağından faiz isteminin de reddini talep etmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi nedeniyle davacının denkleştirme (portföy tazminatı) istemine ilişkin belirsiz alacak davası olduğu görüldü.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 10/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Taraflar arasında acentalık sözleşmesinin tarihinin 15.04.2009 olduğu, fesih tarihinin de 29.03.2013 tarihi olduğu, buna göre sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemin yaklaşık 47 ay olduğu, Sözleşmenin yürürlükte olduğu 47 ayda acentanın 985.178,00 TL. komisyon haketmiş olduğu, bu komisyonun sözleşme dönemine göre bir yıllık ortalamasının 249,196,10 TL olduğu, bu tutarın denkleştirme tazminatının üst sınırı olduğu, Davalı kayıtlarına göre sözleşmenin fesih tarihi 29.03.2013 tarihinden sonra davacı acentanın devam eden müşterileri/portföyü ile ilgili olarak tahakkuk eden net prim tutarının 78.997,00 TL olduğu, ve bu prim miktarına karşılık gelen komisyon tutarının 12.349,00TL. Olduğu, Davalı şirket tarafından kesilen bu poliçelerle ilgili olarak 186.457,00 TL hasar ödemesi meydana geldiği hususlarını" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 10/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"Taraflar arasında acentelik sözleşmesinin tarihinin 15.04.2009 olduğu, fesih tarihinin de 29.03.2013 tarihi olduğu, buna göre sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemin yaklaşık 47 ay olduğu, Sözleşmenin yürürlükte olduğu 47 ayda acentenin 1.079.899,00 TL. Komisyon haketmiş olduğu, bu komisyonun sözleşme dönemine göre bir yıllık ortalamasının 273.155,32 TL. olduğu, bu tutarın denkleştirme tazminatının üst sınırı olduğu, acentenin fesih sebebiyle takdiren hakkaniyet ölçülerinde 177.550,95 TL gelir kaybına uğrayacağı, Davalı kayıtlarına göre sözleşmenin fesih tarihi 29.03.2013 tarihinden sonra davacı acentanın devam eden müşterileri/portföyü tile ilgili olarak tahakkuk eden net prim tutarının 77.157,00TL olduğu, ve bu prim miktarına karşılık gelen komisyon tutarının 11.597,00.TL. Olduğu, Davalı şirket tarafından kesilen bu poliçelerle ilgili olarak 363.443,00 TL hasar ödemesi meydana geldiği hususların" sonuç ve kanaatine varılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, sigorta acentelik sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 23/16 ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddeleri uyarınca portföy tazminatı (denkleştirme alacağı) istemine ilişkindir.
Mahkememizin ... sayılı, 09/05/2018 tarihli kararı ile "...TTK'nun 122. Maddesinde belirtildiği üzere davacının denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için davalının, fesihten sonra, acentanın bulunduğu yerde yeni müşteriler sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde etmesi, yine sözleşmenin sona ermesinden sonra davacının davalıya kazandırmış olduğu müşterilerle yapılmış sözleşmelerden kaynaklı sözleşme devam etseydi davacının kazanacağı ücret isteme hakkını kaybetmesi ve son olarak da bu tazminatın somut olaya göre hakkaniyete uygun bir tazminatı gerektirir olması hususlarının mevcudiyeti şarttır. Dava konusu olayımız değerlendirildiğinde, her şeyden önce davalı taraf sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinden, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği gibi davalı, davacının yaklaşık 4 yıllık acentalık ilişkisinden kaynaklı yeni müşteriler elde etmiş ve bu müşterilerle ilişkisi de devam etmiştir. Bu ilişki sona erdiğinden davacının acentalık sözleşmesinden kaynaklı devam eden işlemlerden dolayı kar kaybına uğradığı ve bunların tazmininin gerektiği hakkaniyet gereği ulaşılan sonuçtur. Mahkememizce, acentalık sözleşmesinden kaynaklı davacının son beş yıllık faaliyet sonucu aldığı yıllık komisyon ve diğer ödemelerin ortalaması esas alınarak hesaplama yaptırılmış ve yapılan hesaplama sonucunda davacının 219.915 TL denkleştirme tazminatına hak kazandığı..'" kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 219.915 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birilikte davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar vermiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1472 esas, 2019/1598 karar sayılı, 19/12/2019 tarihli ilamı ile "Somut olayda, dosya kapsamında alınan 01.08.2016 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ticari defterleri incelenmiş, ancak acente tarafından yeni elde edilen müşterilerin acentelik ilişkisi sona erdikten sonra davalı ile poliçe ilişkisini devam ettirip ettirmedikleri hususunun ancak davalı şirketin merkezindeki kayıtlar incelendikten sonra ortaya çıkacağına ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Zira önceki heyete bilirkişi Nuray Dinçment' in eklenmesiyle hazırlanan 08.02.2018 tarihli bilirkişi raporunun davalının ticari defterleri ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle kaleme alınmış olduğu rapordaki ifadelerden anlaşılsa da rapor içeriğinde incelendiği söylenilen defter dökümlerinin yer almadığı, raporun ekinden de anlaşılacağı üzere sadece davalı şirketçe ibraz edilen ürün bazında değerlendirme raporuna dayanılarak bilirkişilerce değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bilirkişilerce, davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri belirlenmediği gibi ilk derece mahkemesinin gerekçesinde bu hususlara ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Yine ilk derece mahkemesince acentenin faaliyetleri nedeniyle davalının ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları da tartışılmamıştır ( Emsal nitelikte Yargıtay 11. HD, T: 20.12.2012 ,2016/8920 E- 2017/7468 K sayılı ilamı) .
Mahkemece, yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine uyulmadığı, hesaplamaya esas verilerin denetlemeye elverişli bir şekilde ortaya konulmadığı, sadece üst sınır hesabı yapılarak bu miktara hükmedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin, taraf delillerini topladığından ve delilleri değerlendirdiğinden söz edilemez. Bu nedenle, istinaf incelemesine elverişli bir kararın mevcudiyetinden de söz edilemez. İlk derece yargılamasının, yukarıdaki ilkeler ışığında tekrarlanması, iki dereceli yargılanma hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçeleri ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası dosya mahkememizin 2020/40 esas numarasına kaydı yapılmış ve yargılamaya devam olunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1472 esas, 2019/1598 karar sayılı, 19/12/2019 tarihli kaldırma ilamında özetle davacı acentenin davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği ve poliçelerin süresinin gözetilerek acentenin faaliyetleri nedeniyle davalının ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmeyeceğinin tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemememizce kaldırma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmesine yönelik alınan 10/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda "Taraflar arasında acentalık sözleşmesinin tarihinin 15.04.2009 olduğu, fesih tarihinin de 29.03.2013 tarihi olduğu, buna göre sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemin yaklaşık 47 ay olduğu, Sözleşmenin yürürlükte olduğu 47 ayda acentanın 985.178,00 TL. komisyon haketmiş olduğu, bu komisyonun sözleşme dönemine göre bir yıllık ortalamasının 249,196,10 TL olduğu, bu tutarın denkleştirme tazminatının üst sınırı olduğu, davalı kayıtlarına göre sözleşmenin fesih tarihi 29.03.2013 tarihinden sonra davacı acentanın devam eden müşterileri/portföyü ile ilgili olarak tahakkuk eden net prim tutarının 78.997,00 TL olduğu, ve bu prim miktarına karşılık gelen komisyon tutarının 12.349,00TL olduğu" belirtilmiştir.
Taraf vekilleri rapora karşı itiraz etmiş olup mahkememizin 11/10/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile kaldırma kararında "... raporun ekinden de anlaşılacağı üzere sadece davalı şirketçe ibraz edilen ürün bazında değerlendirme raporuna dayanılarak bilirkişilerce değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bilirkişilerce, davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri belirlenmediği...." şeklinde belirtilen hususta bilirkişi raporunda yalnızca 08/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen bedellere atıf yapıldığı, kaldırma kararında belirtilen şekilde denetime elverişli rapor düzenlenmediği anlaşılmakla bu hususta davalı şirket nezdinde yerinde inceleme yapılarak denetime elverişli şekilde ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine düzenlenen 10/05/2023 tarihli ek raporda "15/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin 29/03/2013 tarihinde feshedildiği, 13/03/2024 günü saat 14:00'da davalı şirket merkezinde, davalı kayıtları, tabloları, listeler üzerinde yapılan incelemelerde, davalı şirket yetkililerinin de beyan ettiği üzere sözleşme davalı tarafından feshedildikten sonra davacıya ait müşterilerin bir kısmı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, davalı tarafından davacıya ait müşterilere poliçeler düzenlendiği görülmüş ve sunulan kayıtlara ve tablolara göre 15/04/2009 tarihli acentelik sözleşmesinin 29/03/2013 fesih tarihine kadarki 47 aylık dönemde davalı sigorta şirketine yeni kazandırdığı müşterilerle ilgili olarak toplam 4.418.582,00 TL net prim, 1.079.899,00 TL komisyon hak etmiş olduğu, sözleşmenin feshinden davacıya ait müşterilerin bir kısmı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, davalı tarafından davacıya ait müşterilere poliçeler düzenlendiği ve acentenin devam eden müşterileri/portföyü ile ilgili olarak tahakkuk eden net prim tutarının 77.157,00 TL olduğu ve bu prim miktarına karşılık gelen komisyon tutarının da 11.597,00 TL olduğu, buna karşılık bu poliçelerle ilgili olarak 363.433,00 TL hasar ödemesi meydana geldiği sözleşmenin yürürlükte olduğu 47 ayda acentenin 1.079.899,00 TL komisyon hak etmiş olduğu, bu komisyonun sözleşme dönemine göre bir yıllık ortalamasının 237.155,32 TL olduğu, acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davalı şirket, acenteleri vasıtasıyla davacı acentenin acentelik süresi içerisinde sigorta yaptırdığı müşteri ile toplam 736 adet poliçe düzenledikleri, 77.157,00 TL tutarında prim tahakkuk edildiği ve bu işlemler sonucunda acentenin 11.597,00 TL tutarında net komisyon geliri elde ettiği tespit edilmiştir. Trafik sigortası müşterilerinin acente tarafından ... Sigortaya kazandırıldığı, ... Sigortanın acentenin portföyünü kullanmaya devam ettiği, davalı ... Sigorta A.Ş'nin 31/12/2012 tarihli ihtarname ile 29/03/2013 tarihindeki 3 aylık sürenin sonrasında hüküm doğuracak şekilde sözleşmeyi usulüne uygun şekilde feshettiği, fesih sebebinin haklı fesih sayılan hallerden olmadığı, acentelik ilişkisi devam ettiği sürede toplam 1.079,899 TL acentenin komisyon geliri elde ettiği, TTK 122/2 gereği tazminatın "acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon ve ya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz, sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır" hükmü gereği 273.155,32 TL'nin portföy tazminatı üst sınırı olduğu" tespit edilmiştir.
6102 sayılı TTK' nın 122. maddesine göre:
"1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
6102 sayılı TTK' nın 122/1-c maddesi de göz önüne alınmak suretiyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/15-16. maddeleri kapsamında sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra davalı sigorta şirketinin, davacı acentenin faaliyeti sonucu önemli menfaatler elde edip etmediği, ya da hakkaniyetin bunu gerektirip gerektirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/1472 esas, 2019/1598 karar sayılı, 19/12/2019 tarihli ilamı, dosyadan alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamından, acentenin denkleştirme tazminatı talep edebilmesi şartları tek tek değerlendirildiğinde;
Davacı acentenin TTK md. 122 uyarınca denkleştirme talebine hak kazanabilmesi için öncelikle sözleşmenin denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde sona ermesi gereklidir. Denkleştirme bedeli bir tazminat olmadığı içindir ki, talep haksız feshe bağlanamaz. Yani sözleşmenin kendiliğinden veya denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde fesih yoluyla sona erdirilmesi mümkündür. Acentelik sözleşmesi sürenin dolması sebebiyle sona ermişse, diğer şartlar da mevcutsa denkleştirme talep edilebilir. Somut olayda davalı ... Sigorta A.Ş'nin 31/12/2012 tarihli ihtarname ile 29/03/2013 tarihindeki 3 aylık sürenin sonrasında hüküm doğuracak şekilde sözleşmeyi usulüne uygun şekilde feshettiği sabit olup, sözleşmenin, sözleşmede belirtilen fesih koşullarına uyulmak suretiyle feshi halinde dahi denkleştirme bedelinin bir tazminat olmaması sebebiyle davacının talep edilebileceği anlaşılmakla bu şartın sağlandığı anlaşılmıştır.
Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi şartı yönünden yapılan incelemede, bilirkişi heyetince yapılan incelemelerde, sözleşmenin feshinden davacıya ait müşterilerin bir kısmı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, acentelik ilişkisi sonrası davalı şirketin davacı acentenin portföyü ile 736 adet poliçe tanzim ettiği, davalı tarafından davacıya ait müşterilere poliçeler düzenlendiği ve acentenin devam eden müşterileri/portföyü ile ilgili olarak tahakkuk eden net prim tutarının 77.157,00 TL olduğu ve bu prim miktarına karşılık gelen komisyon tutarının da 11.597,00 TL olduğu, buna karşılık bu poliçelerle ilgili olarak 363.433,00 TL hasar ödemesi meydana geldiği görülmekle bu şartın da sağlandığı anlaşılmıştır.
Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması şartı yönünden yapılan incelemede, sözleşme feshedildikten sonra davacı acente aracı kılınmaksızın, davacı portföyü ile yeni poliçelerin düzenlendiği göz önüne alındığında, aynı müşterilerle ilgili gelir etme imkanını kaybettiği sabit olup bu şartın da sağlandığı anlaşılmıştır.
Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması şartı yönünden yapılan incelemede, bu kapsamda bilirkişi incelemesine başvurulmuş olup, bilirkişilerce tanzim edilen raporda; davacının portföyü üzerinden yenilenen poliçe sayısının 736 olduğu, davacı tarafından acentelik faaliyeti sırasında yapılan toplam poliçe sayısına(2978) oranı % 2,50 olarak belirlenmiş olmakla bu oran kayda değer bir menfaat sayılır. Bu durumda 6102 sayılı TTK 122. maddesi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu' nun 23/16. maddesine göre somut olayın özellik ve şartları ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca denkleştirme tazminatı hak etme koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir.
Somut olayda, sözleşmenin feshinden sonra davacının müşteri çevresinden, davalı şirketin elde ettiği net prim tutarının 77.157,00 TL olması, bu miktara karşılık gelen komisyon tutarının 11.597,00 TL olması, sözleşmenin feshinden sonra davacı acentenin acentelik süresi içerisinde sigorta yaptırdığı müşteri ile toplam 736 adet poliçe düzenlenmiş olması ve poliçelerin tamamının 1 yıllık poliçe türünden olması, davalı sigorta şirketinin marka değeri olarak tanınırlığı, acente sözleşmesinin feshinden sonra yenilenen poliçe sayısı dikkate alınarak hakkaniyet gereği denkleştirme tazminatının davalı sigorta şirketinin davacıdan edindiği ve kendi üzerinde kalan müşteri portföy oranı tutarında olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle denkleştirme tazminatı üst sınırı davacı acentenin son 5 yıllık komisyon tutar ortalaması olan 273.155,32 TL gözetilerek, bunun üzerinde kalmayan, davalı sigorta şirketinin davacı acentenin müşteri ile düzenledikleri poliçelere karşılık gelen komisyon tutarı olan 11.597,00 TL portföy tazminatının hakkaniyet gereği olduğu kanaatine varılarak 11.597,00 TL portföy tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminata dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile 11.597,00 TL portföy tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminata dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 792,19-TL nispi karar harcının peşin ve ıslah harcından alınan ‭3.755,8‬0‬-TL harçtan mahsubu ile artan 2.963,61‬ TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Bozmadan önce verilen karar nedeniyle yazılan 06.08.2018 tarihli 2018/345 harç tahsil numaralı, 11.266,59.TL harcın tahsil edildiğine ilişkin davalı tarafça makbuz ibraz edildiğinde hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde bu harcın da davalı tarafa iadesine,
3-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 11.597,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 11.597,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 817,39‬ TL (25,20TL BHV, 792,19 karar harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6- Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 9.049,45 TL (1.199,45TL tebliğler ve posta, 7.850,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 477,21TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 2.000,00 TL (200,00TL tebliğler ve posta, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.894,53 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerine bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne; 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/06/2024

Katip ...
e-imzalıdır

Hakim ...
e-imzalıdır