T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/27 Esas
KARAR NO : 2024/16
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 15/01/2024
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 34. İcra Müdürlüğünde ... Esas , ... Esas ve ... Esas sayılı icra dosyalarından icra takip çıkış miktarları sırasıyla 64.395,58 TL, 60.529,36 TL ve 55.874,73 TL olan toplam 180.799,67 TL ve ferileri için ... 2. İcra Dairesi ... Esas saylı dosyasına, ... 4. İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı dosyasına ve ... 2. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosya alacak tutarlarına şartları oluştuğundan teminat yatırılmaksızın ihtiyati haciz konulmasını, ... 34. İcra Müdürlüğünde ... Esas (..., ... ve ...) ... (dava dışı şirketlerin yanı sıra ..., ..., ..., ... ve ...) sayılı icra dosyalarından kesinleşen takip tutarları sırasıyla 64.395,58 TL, 60.529,36 TL ve 55.874,73 TL olmak üzere toplam 180.799,67 TL ve ferilerinin toplamı olan borçtan bu şirketler ile ... A.Ş. Ve ... A.Ş. arasındaki tüzel kişilik perdesinin kaldırılması soncu ...A.Ş. ve ... A.Ş'nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ve ... A.Ş. ve ...A.Ş.'den tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar ... Şirketi, ...Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketi,... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: Görev itirazlarının bulunduğunu, görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın dava açmadan dava şartı arabuluculuk başvurusun yapmadan davayı açtığını, huzurdaki davanın arabuluculuğa tabi olduğunu, davacının müvekkili şirketlere yönelttiği davada hukuki yararının bulunmadığını, davanın usulden reddi ile görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle: işyeri devrinin olduğu yerde perdenin kaldırılmasının söz konusu olmadığını, asıl borçluların kafi derecede malvarlığının bizatihi davacından alacaklı olmasının mevcut davaya engel olduğunu, müvekkili şirket ile diğerleri arasında bir bağ olmadığını, müvekkili şirket ile diğer şirketler arasında kardeş ilişkisinin de olmadığını, müvekkili ile diğer şirketler arasında malvarlığı karışmasının olmadığını, asıl borçlunun öz kaynağı ve borca yeter malvarlığının bulunduğunu, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, aksi halde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle: Görev itirazlarını bulunduğunu, görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket ile diğer davalı şirketler arasında herhangi bir bağı olmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte herhangi bir ilişkisinin de mevcut olmadığını, davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava;tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle alacak davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde; İTO kayıtları, SGK kayıtları, nüfus kayıt örneği, tanık, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile delil olarak dayanmıştır.
Davalılar ...Şirketi, ... Şirketi, ...Ticaret Limited Şirketi, ...Limited Şirketi, ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; İcra dosyaları, takip dayanağı ilamlar, ticaret sicil örnekleri, keşif, ticari defterler, yemin, tanık, Yargıtay ilamları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile delil olarak dayanmıştır.
Davalı .. Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; ... 2. İcra Müd....esas sayılı dosyası, takip dayanağı ilamları, yemin, tanık, kurum kayıtları, Yargıtay İlamları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile delil olarak dayanmıştır.
Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; İcra dosyaları, takip dayanağı ilamlar, ihale listesi, ticaret sicil örnekleri, keşif, ticari defterler, hizmet alım sözleşmesi, yemin, tanık, kurum kayıtları, Yargıtay İlamları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile delil olarak dayanmıştır.
...10. Asliye Hukuk Mahkemesi ... E-... K sayılı 30.11.2023 tarihli görevsizlik kararı ile asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna dair karar vermiştir. Görevsizlik kararı sonrasında gönderme kararı ile tevzi sonucu dava dosyası Mahkememiz yukarıdaki esas sırasına tevzi ve kayıt olunmuştur.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Somut olayda, davacı taraf, TBK'nın 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaanın bir alt kategorisi olan nam-ı müstear iddiası, TBK 202. maddede düzenlenen işletme devri ve ayrıca, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi kapsamında, takip konusu alacaktan, takip borçlusu konumunda olmayan diğer davalıların da sorumlu tutulmasını talep etmektedir.
İddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki davada amaçlanan şey ile İİK 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davasıyla amaçlanan aynıdır. Uygulamada, bu türden taleplere ilişkin davalar da tasarrufun iptali davası olarak kabul edilmektedir.
Nam-ı müstear işleminde bazen bir sözleşme yapmak isteyen kimse çeşitli düşünce ve hesaplarla o sözleşmenin tarafı olarak gözükmeyi istemez ve sözleşmede kendi yerine bir başkasının yer almasını sağlar. Nam-ı müstear, sözleşmeyi kendi adına ancak gizlenmek isteyen kişi hesabına yapar ve onun bu sözleşmenin gerçek tarafı olmasının ve bilinmesini önler. Böylece genel anlamda danışıklı bir işlem yapılmış olur. Çünkü nam-ı müstear işlemi bir danışıklı işlemdir ve muvazaanın alt kategorisini oluşturur. Sözleşmede taraf gözükmeyen kişi sözleşmenin kendi hesabına yapılmış olduğunun tespitini isteyebilir. Tasarrufun iptali davası yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır (Yargıtay 17 Hukuk Dairesi 2014/11519 Esas - 2016/3929 Karar sayılı kararı).
Ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanan ortakları, şirket borçlarından şahsen sorumlu tutma imkanı getirilmiştir. Teorinin uygulanmasının yasal dayanağı olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi kabul edilmektedir. Borç yükümlüsü olarak bir tüzel kişilik bulunmakta iken, şirketin ortaklarına ya da başka bir şirkete karşı borçtan dolayı yönelinemez. Ancak, tüzel kişiliğin kötüye kullanıldığı bazı istisnai hallerde tüzel kişilik perdesi aralanmak suretiyle, gerçek ya da tüzel kişi ortakların sorumluluğu cihetine gidilebilmektedir.
Uygulama ve doktrinde, tüzel kişi ile ortaklarının ya da birden fazla tüzel kişi şirketin birbirinden ayrı olan çalışma alanlarının ve malvarlıklarının birbirine karışması halinde ve ayrıca borçlu şirketin sermayesinin yetersiz kalması durumunda, yani istisnai hallerde tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmasının mümkün olabileceği kabul edilmektedir.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması üç şekilde görülebilmektedir. İlki tüzel kişilik perdesinin düz kaldırılması, bu hal şirket borcundan dolayı şirket yönetici ve ortaklarına gidilme olanağı sağlamaktadır. İkincisi tüzel kişilik perdesinin ters kaldırılması, bu hal şirket yönetici veya ortağının borcundan dolayı şirket tüzel kişiliğine gidilmesini sağlamaktadır. Üçüncüsü ise tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması olup, bu hal ise hakim şirketler topluluğunda söz konusu olabilmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/5447 Esas - 2021/7321 Karar sayılı kararı)
Davacı vekili de dava dilekçesinde; davaya konu edilen icra dosyalarının tahsil edilemediğinden bahisle dosya borçluları ile bu davanın davalıları arasında organik bağ olduğunu, tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılarak takip konusu miktarlardan davalıların sorumlu olduğuna yönelik davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/4654 Esas - 2019/12348 Karar; aynı daire 2017/4654 E. - 2019/12348 Karar sayılı kararı ve İstanbul Bölge Adliye mahkemesi 40 Hukuk Dairesi'nin 2023/67E.- 2023/628K. Sayılı kararında açıklandığı üzere, tasarrufun iptali davaları ticari bir dava olmayıp, bu türden davalara bakma görevi asliye hukuk mahkemelerine aittir.
Açıklanan nedenlerle, davanın tasarrufun iptali davası niteliğinde olduğu, davada dayanılan hukuki sebeplerin Ticaret Kanununda düzenlenmediği, Borçlar Kanununda düzenlendiği ve davacının diğer davalılar ile arasında ticari veya gayri ticari nitelikte sözleşmesel bir ilişkisinin bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-Davanın mahkememizin görevsiz olması nedeniyle usulden reddine,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden, karar verildiği anda kesin ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-Mahkememiz ile ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, mahkememizce verilen karar HMK 21/ç maddesi gereği istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde mercii tayini için HMK 22/2.maddesi gereğince dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
4-Kararın istinaf yoluna başvurularak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin mahkememize müracaatı halinde dosyanın yetkili ve görevli ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına,
5-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
6-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi.18/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!