T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/175 Esas
KARAR NO : 2024/276
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 18/03/2024
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "...'' adresinde bulunan .... sözleşme hesap ve ... tüketim hizmet no.lu elektrik sayacının abonesi olduğunu, bu iş yerinde oyun makinalarının tamirat işi ile uğraştığını, vergi levhasının dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, dava konusu faturalar incelendiğinde Tüketici Grubu Ticarethane olarak görülmekte olduğunu, dava konusu faturaların tahakkuk ettrildiği iş yerinde, elektrik enerjisi ile çalışan cihazlar olarak, havalandırma, kompresör, ısıtıcı, iki adet biri şarjlı biri elektrikli olmak üzere matkap , kattle diye tabir edilen su ısıtıcısı ve aydınlatma lambaları mevcut olduğunu, ancak iş yerinde, işin niteliği gereği fason olarak çalıştığını, iş olduğunda matkapların kullanıldığını, havalandırmanın hafta da bir kez 1 saat, kompresörün ise 15 günde bir bir saat kullanılmakta olduğunu, ısıtıcının ise sadece havaların soğuk olduğu zamanlarda kullanıldığını, müvekkilin kendisine ... tarafından tahakkuk ettirilen elektrik faturalarını düzenli bir şekilde ödediğini, müvekkiline 2023 yılına ait ... tarafından tahakkuk ettirilen elektrik fatura suretlerinden bir kısmının delil listesi ekinde sunulduğunu, iş yerine gelen davalı şirket çalışanlarının müvekkil aleyhine usul ve yasalara aykırı olarak Kaçak / Usulsüz Elektrik Kullanım Tespit Tutanağı düzenlediklerini, bu olaydan sonra müvekkiline dava konusu faturalar, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirildiğini, ancak faturaların müvekkile tebliğ edilmediğini, dava konusu faturaların son ödeme tarihi gelmediği halde müvekkilinin elektrik enerjisinin davalı şirket tarafından kesildiğini, dava konusu faturalara itiraz edildiğini, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmadığını, davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen dava konusu kaçak elektrik faturalarının her türlü hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak müvekkil aleyhine düzenlendiğini belirterek, müvekkili tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanıldığını zımnen kabul anlamına gelmeksizin, müvekkiline ait iş yerinde dava konusu edilen, kaçak elektrik faturalarındaki meblağ kadar kaçak elektrik enerjisi kullanımının fiziken de mümkün olmadığını, davalı şirket usul ve yasalara aykırı her türlü hukuki dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz olarak, müvekkil aleyhine tahakkuk ettirdiği işbu dava konusu fatura bedellerini müvekkilden tahsil edebilmek için müvekkili üzerinde elektrik enerjisi kesme baskısı uyguladığını, akabinde müvekkili tarafından dava konusu faturalardan dolayı elektrik enerjisi kesilme işlemlerinin durdurulması ve elektrik enerjisinin açılması için .... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin... D.İş sayılı sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından müvekkilin talebinin uygun görülmüş ve teminat mukabilinde tedbir kararı verildiğini, işbu asıl dava olan menfi tespit davasını da açmış bulunduklarını, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...D.İş. sayılı dava dosyasının da dosyasının eki sayılarak verilen tedbir kararının devamına karar verilmesini belirterek, müvekkilinin abonesi olduğu ... Sözleşme Hesap No.lu ve ... Tüketim Hizmet Nokta No.lu elektrik sayacına müvekkil aleyhine ,davalı şirket tarafından usul ve yasalara aykırı olarak tahakkuk ettirilen 04.03.2024 son ödeme tarihli 223.286,46 TL bedelli ve 04.03.2024 son ödeme tarihli 19.064,12 TL bedelli iki adet kaçak elektrik faturasından dolayı, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile işbu faturaların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacının dava konusu kaçak elektrik faturasından ötürü davalı tarafa borçlu olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Yargıtay 11.H.D.' nin 06/03/2018 Tarih ve 2016/11515 E-2018/1718 K sayılı kararında da vurgulandığı gibi, TTK'nin 12. Maddesine göre "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü yer almaktadır.
TTK'nun 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25/09/2019 tarih 2019/3674 Esas 2019/7113 Karar sayılı ilamı: "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. " şeklindedir.
Somut olayda davanın ticari dava olup olmadığının tespiti için uyuşmazlığın vasıflandırılması gerekmektedir. Dava, davacının dava konusu kaçak elektrik faturasından ötürü davalı tarafa borçlu olup olmadığına ilişkindir. TTK'nun 4/1. maddesi kapsamında uyuşmazlığın esası dikkate alındığında iş bu menfi tespit davası mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nisbi ticari dava yönünden yapılan incelemede ise, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20/03/2024 tarihli cevabi yazısında davacı ...'un 2022 takvim yılında esnaf işletme sınırını aşmadığı, mükellefin 2. sınıf sınıf tacir olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünü'nün cevabı yazısından davacı ...'un gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Yani davacının ticari işletmesi bulunmamaktadır. Davacı tarafın tacir olmaması ve bu kapsamda ticari işletmesinin de bulunmaması dikkate alındığında TTK'nun 4/1. Maddesi uyarınca iş bu davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmadığı ve nisbi ticari dava mahiyetinde olmadığı kanaatine varılmıştır. (İstanbul BAM 37.HD 2020/817 E-2020/1669 K 24.09.2020, İstanbul BAM 3.HD 2019/1160 E-2021/535 K. 25.02.2021) Haksız fiile konu yerin ticarethane olması da tek başına Asliye Ticaret Mahkemesini görevli kılmaz. Taraflar arasında sözleşme bulunsa dahi esnaf olan davacının tüketici niteliğinden bahsedilemeyeceğinden Tüketici Mahkemeleri de iş bu uyuşmazlığa bakmakla görevli değildir. Mahkememizce belirlenen tüm bu hususlar dikkate alındığında davada genel nitelikteki Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus, HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır.
Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/05/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!