WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/681 Esas
KARAR NO : 2024/116

DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 25/10/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, TCMB gözetimi ve denetimi altında, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun çerçevesinde faaliyet gösteren bir elektronik para kuruluşu olduğunu, elektronik para ihraç etmek üzere BDDK tarafından müvekkili şirkete verilmiş olan 6428 sayı ve 27.08.2015 tarihli elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni 04/09/2015 tarih ve 29465 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandığını, anılan elektronik para ihracı faaliyetleri kapsamında; davalı ile müvekkil Kuruluş arasında 21.09.2021 tarihli (“Param Pos Hesap Sözleşmesi”) Sanal Pos Üyelik Sözleşmesi imzalanmıştır. Bahsi geçen Sanal Pos hizmetinde, Müvekkil Şirketçe bankalardan tahsis edilen sanal poslar tek bir elde birleştirilerek birden çok bankaya ait pos hizmeti, davalı firma gibi anlaşmalı üye işyerlerine sağlandığını, üye işyerlerince banka poslarından yapılan tahsilatlar ise üye işyeri adına müvekkil şirket nezdinde açılmış bir pos hesabında (elektronik para hesabında) tutulmakta ve üye işyeri ile anlaşılan valör süresinin sonunda üye işyerinin bildirdiği banka hesabına transfer edildiğini, sanal pos hizmeti kapsamında davalı yana müvekkili şirket nezdinde ... numaralı Sanal Pos hesabı tahsis edildiğini, davalıya ait ... numaralı Sanal Pos hesabı ile yapılan tahsilatlar sebebiyle müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu sanal pos bankalarına kredi kartı sahipleri tarafından harcama itirazlarında bulunulmuş olup söz konusu harcama itirazları ile ilgili olarak davalı tarafından faaliyet konusu hizmetlerin bedelleri alınmış olmasına karşılık hizmetler sunulmadığından söz konusu tahsilat bedelleri pos bankalarınca müvekkilinin hesaplarından tahsil edildiğini ve sanal pos hesap sahibi davalının, müvekkili şirket nezdinde eksi bakiyeye düştüğünü, davalının param pos hesabı ile yapmış olduğu tahsilatlardan kaynaklı pos bankalarına yapılan harcama itirazları sebebiyle müvekkil şirketçe ilgili kart hamillerinin mağduriyetinin giderildiğini ve davalı yanın müvekkil şirketin uğramış olduğu zarar tutarınca maddi menfaat elde ettiğini, taraflar arasında imzalanan Param Pos Sözleşmesinin 4.4 maddesine göre; “KULLANICI’nın HARCAMA İTİRAZI nedeniyle TURK, bankanın kendi hesabından mahsup ettiği tutarı HİZMET ALAN HESABI’ndan mahsup etme hakkına sahiptir.” denildiğini, bu kapsamda davalı yanın müvekkil kuruluş sanal pos sistemi (“...”) aracılığı ile gerçekleştirdiği tahsilatlar ile ilgili 29/10/2021 tarihinde yapılan 359.690,32'TL lik harcamaya 09/11/2021 tarihinde itiraz geldiğini, davalı müşteriden ilgili harcama itirazı ile ilgili belge talep edildiğini, davalıdan belge temin edilememiş olup 08/07/2022 tarihinde davalının hesabının müsait olmaması nedeniyle de ilgili tutarın bankaca müvekkili şirket hesabından tahsil edildiğini, davalının müvekkili şirket pos sistemini kullanarak aldığı tahsilatlar karşılığı müşterilerine ürün/hizmet sağlamaması nedeniyle kredi kartı sahibinin verdiği harcama itirazı bankalar tarafından söz konusu tahsilat bedellerinin müvekkili şirket hesaplarından tahsil edildiğini ve müvekkil şirketin öncelikle ... 31. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 31.07.2022 tarihinde davalı-borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiğini, ardından işbu icra takibi hakkında yetkisizlik kararı verilmiş olmakla birlikte ... 7. İcra Dairesi... E. Sayılı dosyası ile davalı-borçluya ödeme emri gönderilmiş olup 06.04.2023 tarihinde yine icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itiraz edildiğinden işbu dosya hakkında da yetkisizlik kararı verilerek yetkili olan ... 8. İcra Dairesinin ... E. sayılı icra takibinin başlatıldığı 08.06.2023 tarihi itibariyle 361.888,39 TL zarara uğradığını, ... 8. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasında davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafça 03.07.2023 tarihinde borca itiraz edilmiş ve icra takibi 04.07.2023 tarihinde durdurulduğunu belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile; ... 8. İcra Dairesinin ... E. sayılı icra takibine karşı yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ile faiziyle birlikte takibin devamına, davalı aleyhine takibe esas tutarın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın tacir olduğunun aşikar olduğunu, ancak kendisinin mesleği olan avukatlık gereği kamu görevi ifa etmekle birlikte serbest meslek erbabı olduğunu, davaya konu işin niteliğinin ise üye işyeri sözleşmesi olduğunu, üye işyeri sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu uyarınca vekalet ilişkisine tabi olduğunu, bu sebeple uyuşmazlığa konu iş ticari iş olmadığını belirterek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu ve davanın davanın görevsizlik nedeniyle reddedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile İİK 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine İİK nun 67. Maddesi gereğince açılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davacının tacir olduğu, alacağın üye işyeri sözleşmesinden kaynaklandığı ,davalının ise tacir olmadığı, serbest meslek erbabı olduğu, üye işyeri sözleşmesinin niteliği gereği vekalet sözleşmesi bahsinde 6098 TBK nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlendiği, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; davalı tacir olmadığından ve uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, HMK 2. Maddesinin (2). Bendine göre " Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, davacı vekilinin, davalı asilin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere.15/02/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*