T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/646 Esas
KARAR NO : 2024/49
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 31/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davalı alacaklı ... AŞ tarafından borçlular ... Ltd. Şti ile ... aleyhine ... 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçluların alacaklıya borcunu ödememeleri üzerine müvekkiline İİK 89 maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ancak müvekkiline gönderilen ilk iki haciz ihbarnamesinin kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, müvekkilinin haciz ihbarnamelerinden ancak kendisine gönderilmiş olan üçüncü haciz ihbarnamesinden sonra haberdar olduğunu, müvekkiline yapılmış olan her iki tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığını, davalı alacaklı ile müvekkili arasında hiç bir şekilde alacak borç ilişkisi bulunmadığını, öte yandan müvekkilinin borçlulardan ... AŞ'ni hiç tanımadığını, aralarında kesinlikle ticari bir ilişki bulunmadığını, diğer borçlu ...'nın ise 2016 ile 2019 yılları arasında müvekkilinin yanında işçi olarak çalışmış olup 21.01.2019 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkili ile aralarında alacak borç ilişkisi bulunmadığını belirterek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek yargılama sonunda davacı müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Tebligatların usulüne uygun yapıldığını, davanın öncelikle görev şartı yönünden, aksi halde hukuki yarar / dava şartı yokluğundan, aksi halde yetkisizlik nedeniyle; işbu itirazın da reddi halinde davanın İİK m.89 hükmüne aykırı açılması ile yasal süresinde ikame edilmemesi nedenleriyle usulden; aksi halde esastan reddini talep ettiklerini, davacı tarafça icra dosyasından yapılan tebligatların usule aykırı olduğu iddia edilmekte ise de bu hususun menfi tespit davasının konusu olmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, her ne kadar bu davanın konusu tebligatların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı değilse de davacının kötü niyetli olduğunun icra dosyasının celbi ile de anlaşılabileceğini, davacının Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde gönderilen ve tebliğ edilen haciz ihbarnamelerinin varlığına rağmen menfi tespit davasının konusu olmayan bu hususu ileri sürdüğünü, bu nedenle huzurdaki davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep etiklerini, davacıya gönderilen ihbarnamelerin tümünün, işbu dava dosyasına sunulan vekaletnamenin ekindeki adres ile aynı olan "..." adresinde tebliğ edildiğini, muhatabın bilinen en son adresinin, tebliğe elverişli adresi olup bu hususun huzurdaki dosyaya sunulan vekaletnameyle de ispatlandığını, İİK m.89 hükmü uyarınca açılan huzurdaki davada, davacının, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesinde İİK'da belirtilen anlamda ispat edilen herhangi bir husus olmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın TMK m.2'ye aykırı olarak ve takibi sürüncemede bırakmak amaçlı kötü niyetle ikame edilmesi nedenleriyle davanın reddini talep ettiklerini belirterek haksız ve hukuka aykırıya aykırı davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; İcra İflas Kanununun 89/3 maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır.
Dava, 09/03/2023 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde açılmış, ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sırasına kayıt edilen iş bu davada, 01/09/2023 tarihinde ... karar numarası ile Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine dair karar verilmiş, 09/10/2023 tarihinde kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın iş bu esas sırasına kaydı yapılarak mahkememize gönderilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
6102 sayılı TTK''nun 4. maddesinde hangi davaların ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Yukarıda ticari davaların hangileri olduğu açıklanmış olup uyuşmazlığın çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir. Özel Mahkeme'de görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89/3 maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. Kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olup tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının ya da borcun temelinin kambiyo senedi olmasının görevli mahkemenin belirlenmesinde bir rolü bulunmamaktadır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2014/12804E.-15381K. Sayılı kararı, İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi'nin 2023/812E.-985K. sayılı kararı, İstanbul BAM 9. Hukuk Dairesi'nin 2021/1744 E.-2022/1598K. sayılı kararı, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/2171E.-2022/168 K. sayılı kararı)
Son olarak 06.11.2023 tarihli Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/5228 Esas 2023/6468 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair kararında "...2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına" dair karar verilerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
1-HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nun 21/1-(c). maddesi gereğince iş bu kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Mahkememiz arasında olumsuz görev uyuşmazlığı olması nedeniyle merci tayini için HMK'nun 22/2. Maddesi uyarınca dava dosyasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
3-HMK'nun 20/1. maddesi gereğince ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin merci tayini kararı verilmesi halinde, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini istemesi halinde dosyanın görevli ... 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini istememesi durumunda HMK'nun 331/2. maddesi gereğince talep halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK'nun 331/2. maddesi gereğince davaya görevli Mahkemede devam edilmesi halinde harç, vekalet ücreti ve yargılama giderinin görevli Mahkemede değerlendirilerek hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin huzurunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.31/01/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!