T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/479 Esas
KARAR NO : 2024/75
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/07/2017
KARAR TARİHİ : 06/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında 02.01.2015 tarihinde imzalanan “...” sözleşmesi ile müvekkili şirketin yüklendiği işleri sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız şekilde fesih edildiği tarihe değin eksiksiz yerine getirdiğini, yapılan işlerden memnun olan davalı şirketin, davacı şirketin ortağı olduğu dava dışı ...A.Ş isimli şirket ile 26.05.2015 tarihinde benzer bir sözleşme daha imzaladığını, Taraflar arasında 01.07.2015 tarihinde aynı işle ilgili olarak “Çatı Müteahhitliği” sözleşmesi de imzalanarak bu işlerinde müvekkili tarafından üstlenildiğini, yine bir başka proje için de davalı şirket ile müvekkilinin ortak olduğu dava dışı ...A.Ş İsimli şirket arasında sözleşme imzalandığını, bu şekilde imzalanan dört ayrı sözleşme ile müvekkili şirket ve ortağı olduğu şirketin toplamda 85.000.000,00 TL. lik bir iş hacmine ulaşıldığını, davalı ile imzalanan her iki sözleşmeye dayalı işlerin yürütümü sırasında ortaya çıkan koşullar karşısında müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunduğunu, ertesi günü davalı şirket yöneticileri ile görüşülerek durum hakkında kendilerine bilgi verildiğini, davalı yanın durumu olumlu karşılamasına rağmen aynı gün %90 nu tamamlanan işlerle ilgili sözleşmeyi ... 37. Noterliğinden gönderdikleri ... tarihli ihtarname ile fesih ettiklerini, iflas ertelemesi davasına bakan mahkemece 03.12.2015 tarihinde ihtiyati tedbir ve kayyım atanması kararları verildiğini, fesih ihbarnamesinde iflas erteleme talebinden söz edilmeyerek,”… sözleşmedeki vecibelerin tam ve zamanında yerine getirilmemesi, alt taşeron, tedarikçi, personel, SGK ve Vergi Dairesi gibi kurumları ödemelerin zamanında yapılmaması, yüksek miktarlı icra takiplerinin başlatılması ve buna ait haciz ihbarnamelerinin gelmesi…” olgularının gerekçe gösterildiğini, ayrıca “… sözleşmelere konu işlerin zamanında tamamlanamayacağının anlaşıldığından…” söz edilerek sözleşmelerin “23.2.2.” maddesi uyarınca sözleşmelerin fesih edildiğinin bildirildiğini, fesih ile müvekkili şirketin 640.000,00 Euro kalıp malzemesine, 600.000,00 TL. mobilizasyon malzemesine, 384.675,90 TL. imalat malzemelerine el konulduğunu, ayrıca sözleşme uyarınca davalıya verilen yaklaşık 7.752.266,70 TL. tutarında teminat mektuplarının paraya çevrilerek irat kayıt edildiğini, sözleşmelerin feshine gerekçe gösterilen sözleşme maddesinde, “yükleniciye sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmesi için kendisinin uygun göreceği bir süre verilmesinin…” yazılı olduğunu, bu düzenlemeye rağmen sözleşmenin haksız bir şekilde süre tanınmadan fesih edildiğini, ihtar tarihi itibariyle işin sözleşmede yazılı süre içinde %90 nun tamamlanmış olduğunu, işin kalan kısmının tamamlanamayacağı sonucuna nasıl varıldığının anlaşılamadığını, genel geçer ifadeler ile hakim durumun kullanılarak istenen sonucun kendilerine dikte edilmeye çalışıldığını, davalının sözleşme gereği yapılan işlerden kaynaklı ödemeleri süresi içinde yapmamasına rağmen işe devam edildiğini, aynı şekilde iflas erteleme kararı alındıktan sonra dava dışı iş sahipleri ile imzalanan sözleşmelerden doğan işlere devam edildiğini, konu ile ilgili olarak aldıkları bilimsel görüşü ekte sunduklarını, fesih sonrasında yapılan görüşmelerde hak edişlere göre ödeme yapılacağının bildirilmesi üzerine şantiye yönetimi ile kesin hesapta mutabakata varıldığını ve imzaların atıldığını, ancak kesin hesabın davalı merkez yönetimi tarafından kabul görmediğini, Mayıs 2016 ortalarına kadar kesin hesap çalışmalarına devam edildiğini, ilk kesin hesapta 4.500.000,00 TL kesin hesap matrahı yer alır iken ikinci kesin hesapta matrah 3.500.000,00 de ye düşünce müvekkilinin kalem kalem kesin hesaba itiraz ettiğini, Çatı Müteahhitliği sözleşmesinden kaynaklı 400.000,00 TL +KDV lik hak edişlerinin hala düzenlenmediğini, sözleşmenin feshi üzerine müvekkili şirkete ait malların çıkarılmasına izin verilmediğini, taşeron firmalara bu malzemeleri kullanma sözü verilerek iş yaptırmaya devam edildiğini, ancak bedellerinin ödenmediğini, bu malzemelerin bir kısmının dava dışı …şirketine ait olduğunu, bu şirketin hak kaybına uğramamak için mahkeme kararı ile delil tespiti yaptırdığını, tespit sonucu bu şirkete ait malzemelerin yaklaşık 785.000,00 Euro bedelli kısmının mal sahibi şirkete iade edildiğini, ancak 48.000,00 Euro’luk kısmının halen iade edilmediğini, teslim edilenler için kullanma bedeli ödenmediğini, fesih tarihinde müvekkili şirkete ait olan 640.000,00 Euro bedelli kalıp malzemesine, 600.000,00 TL. bedelli mobilizasyon malzemesine, 384.675,00 TL. bedelli imalat malzemelerine el konulduğunu, kalıp malzemelerinin 10.01.2017 tarihine kadar davalı şirket tarafından bedel ödemeksizin kullanıldığını, bu tarih itibarıyla 534.745,00 Euro tutarında malzemenin kendilerine iade edildiğini, kalan 105.255,00 Euro bedelli malzemenin kullanılmasına devam olunduğunu, 600.000,00 TL. mobilizasyon malzemesinin 300.000,00 TL. bedelli kısmının 10.01.2017 tarihinde, 25.000,00 TL.lık kısmı 03.07.2017 tarihinde iade edildiğini, iade tarihlerine kadar kullanım bedellerinin ödenmediğini, kalan 275.000,00 TL.lik mobilizasyon malzemesinin halen davalı tarağından kullanıldığını, iflas erteleme dosyasında atanan bilirkişilerin yaptıkları tespit sonucu hazırladıkları raporun 10. Sayfasında ... Şantiyesinde bulunan malzemelerin açıkça gösterildiğini, sözleşmenin “23.2.3/d” bendinde sözleşmenin davalı şirket tarafından haklı nedenlerle feshi halinde davalı şirketin hangi haklara sahip olduğunun açıkça yazılı olduğunu, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle davalı şirketin malzemelere el koyma ve cezai şart isteme hakkını kullanamayacağını, kendilerinin ise uğradıkları zararları isteyebilecekleri hususunun sundukları bilimsel görüşte de açıklandığını, sözleşme uyarınca davalıya verilen teminat mektuplarının çoğunun geçerlik süresinin 2017 yılı ve sonrası olduğunu, 2022 yılına kadar geçerli bir teminat mektubunun dahi davalının uhdesinde bulunduğunu, dolayısıyla davalının kendisini güvence altına aldığını, sözleşmenin 26/i bendinde yazılı olduğu gibi teminat mektuplarının nakte dönüştürülebilmesi için sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haklı nedenlerle fesih edilmesi gerektiğini, bu durumun sundukları bilimsel görüşte de açıkça ifade edildiğini, sözleşmenin işin %90 nun tamamlandığı bir zamanda haksız feshi nedeniyle müvekkili şirketin bu işten beklediği kardan da yoksun kaldığını, bu yoksun kalınan karın da davalıdan alınmasına karar verilmesini istediklerini, müvekkili şirketin iflas erteleme başvurusu ile iflas erteleme sürecine girdiğini, iyileştirme projesi hazırladığını ve bu süreçte kendisine düşün tüm yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirdiğini, davalının açıklanan haksız eylemleri sonucu zor durumda kaldığını, bu davranışların aynı zamanda müvekkili şirketin manevi haklarına saldırı niteliğini taşıdığını, bu nedenle koşulları oluşan manevi tazminatın da davalıdan tahsilini istediklerini, davalı şirketin açıklanan şekilde hakte dönüştürdüğü teminat mektupları ve el koyduğu malzemeler ile yaklaşık 8. Milyon TL. tutarlı bir cezai şart uyguladığını, bu meblağın fahiş ve müvekkili şirketin ekonomik mahvına sebep olduğunu, emsal Yargıtay kararında açıklanan şekilde bu durumda cezai şartın uygulanamayacağının belirtildiğini, sayın Mahkemece aksi kanaat ortaya çıktığı taktirde cezai şartın tenkisini istediklerini, kaldı ki sözleşmenin davalı tarafından haksız bir şekilde fesih edildiğini, bu durumun sundukları bilimsel görüşte de açıklandığını belirterek; sözleşmenin davalı firma tarafından haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile birlikte, müvekkili şirketin fesih tarihine kadar yapmış olduğu işlerin karşılığı olarak şimdilik 120.000,00 TL”nin davalı taraftan tahsiline, müvekkili şirketin haksız yere el konulan malzemelerin kullanma ve mülkiyet bedeli olan şimdilik 120.000,00 TL'nin davalı taraftan tahsiline; sözleşme haksız yere feshedildiğinden, müvekkili şirketin bu fesih nedeni ile şimdilik 50.000,00 TL tutarlı yoksun kaldığı karın davalı taraftan tahsiline, haksız fesih dolayısı ile uğranılan 15.000,00 TL tutarlı manevi tazminatın davalı taraftan tahsiline, sözleşmenin haksız yere feshine dair talebin Mahkeme tarafından kabul görmemesi halinde uygulanan cezai şartlar müvekkil şirketin mahvına sebebiyet verecek olduğundan tenkisine; hükmedilecek olan tazminat ve alacaklara dava tarihinden itibaren recskont faizi yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında 02/01/2015 tarihli ve 01/07/2015 tarihli sözleşmeler imzalandığını, devam eden süreç içerisinde davacı yüklenicinin üstlendiği başkaca projelerin işverenleri ilme yaşadığı uyuşmazlıkların mali ve idari sorunları doğurduğunu, müvekkili şirketin, davacının yaşadığı mali ve yönetimsel sorunlar nedeni ile işin zamanında ve planlanan gibi tamamlanamayacağını, dayacının aciz duruma düştüğünü tespit edince, sözleşmede bu gibi durumlar için düzenlenen süreci İşletmiş ve sözleşmeyi derhal feshederek sözleşmesel prosedürü uyguladığını, fesih sonrası davacıya dit olan ve müvekkil şirketçe davacının da onayı tahtiında yeni yüklenicilere kullandınlan kalıp ve malzeme bedelleri için sözleşmenin 23.2.3 müaddesine göre bir bedel ödemeksizin kullanması mümkün olmasına karşın kullanım bedeli tayin edilerek hesabına alacak kaydedildiğini, müvekkili şirketçe sözleşmede kararlaştırılan gibi hak ediş hesaplamaları yapıldığını, davacı yanın kesin hesap işlemini yapmadığını, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının olmadığını, davacı yanın müvekkilini zarara uğrattığını belirterek, uyuşmazlık konusu vakıada kısmi dava açılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava;tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizden verilen 14/11/2022 tarih ve 2022/788 Esas - 2022/818 Karar sayılı kararı Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 14/06/2023 tarih 2023/2263 Esas - 2023/2369 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Yargıtay bozma ilamında; "1.6100 sayılı Kanun'un 150/2. maddesinde; “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez”, 150/5. maddesinde; “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.″ düzenlemeleri bulunmaktadır. Mahkemece yargılama sırasında 07.06.2022 tarihli celsede davacı müflis... Şirketi iflas idaresi(... 3 İcra Müdürlüğü)'ne duruşma gün ve saatini bildirir tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır olunmadığı, mazeret gönderilmediği, dosyaya bu şirket adına iflas ile birlikte vekalet görevi son bulan önceki vekilin mazeret sunduğu, bu vekilin müflis şirketi tevkil yetkisinin bulunmadığı tespit edilmiş, “davacı müflis ...şirketi iflas idaresi(... 3 İcra Müdürlüğü)tarafından takip edilmeyen davanın HMK 150.maddesi gereğince 1.kez işlemden kaldırılmasına, davalı vekilinin mazeretinin kabulüne” karar verilmiştir. Bu durumda 07.06.2022 tarihli celsede mazeretli sayılan davalının HMK 150 nci maddeye göre davayı takip etmeyeceklerine ilişkin talebi alınmadan davacı tarafından takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmesi hatalı olmuştur. Her ne kadar 08.11.2022 tarihli duruşmada davalı vekilinin beyanı alınmış ise de, bu tarihten önce verilen dosyanın işlemden kaldırılması kararı ve yenilenmediği gerekçesiyle dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi ve daha sonra yasal üç aylık sürede de yenilenmediği gerekçesiyle, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,"denilmektir.
Mahkememizin 06/02/2024 tarihli celsesinde Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin 2023/2263 E - 2369 K sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir.
H.M.K.nun 166. maddesi hükmü gereğince; aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. 14.02.1992 gün ,1999/3 Esas ve 992/2 Karar sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı gereğince; bir yargı çevresinde kurulmuş aynı düzeyde, birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından “aynı Mahkeme” sayılır.
Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde davalar arasında “bağlantı” olduğu varsayılır. (H.M.K. Md:166/4) ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayısında kayıtlı dava dosyası kapsamı incelendiğinde; mahkememize açılan bu dava ile sözü edilen dava hakkında verilecek hükümlerin diğerini etkileyecek nitelikte olduğu sonucuna varılmaktadır. H.M.K.nun 166. maddesi gereğince davaların birleştirilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
H Ü K Ü M /
Dosyamızın aralarında fiili ve hukuki irtibat olunan mahkememize ait 2017/665 Esas sayılı dava dosyası tarafları ve dava konusu itibari ile davamız ile bağlantılı bulunduğundan mahkememiz dosyasının mahkememizin 2017/665 Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
Esasın bu şekilde kapatılmasına,
Yargılamanın birleşen dosya üzerinden yürütülmesine,
Esas hükümle beraber temyizi kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!