WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/329 Esas
KARAR NO : 2024/222

DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ : 11/05/2022
KARAR TARİHİ : 21/03/2024

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin; 2022/478 Esas ve 2022/549 Karar sayılı birleştirme kararı ve İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin; 2022/479 Esas ve 2022/550 Karar sayılı birleştirme kararı gereğince Mahkememizin 2022/329 Esas sayılı dosyası ile birleşen dosyalar ele alındı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl Dosyada;
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili hakkında akdedildiği iddia edilen kredi sözleşmesine istinaden ... İcra Müdürlüğü ... Esas (... Esas) sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin okuma yazma bilgisi olmadığını, bu nedenle icra takibine itiraz edememesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, müvekkilinin sigortalı çalışmaya başlaması ve iş yerine maaş haczi müzekkeresi tebliğ edilmesi ile durumdan haberdar olduğunu, takibe konu sözleşmede müvekkili adına kefil sıfatı ile bir takım karalamaların bulunduğunu, sözleşme itibari ile müvekkilinin okuma yazma bilgisinin bulunmaması bir yana davalı tarafça imza olarak kabul edilen karalamanın dahi müvekkiline ait olmadığını, somut olayda BK madde 15.uyarınca kanuna uygun olarak düzenlenen bir sözleşmenin bulunmadığını, HUMK'nin 297.maddesi ile ilgili olarak açıklanan nedenlerle iptali istenen senetteki parmak izinin sadece imzaları bulunan tanıklar tarafından onaylandığını, ihtiyar kurulunun parmak izinin davalıya ait olduğuna dair onayının olmadığının görüldüğü, usulüne uygun olarak onaylanmış olmayan parmak izli böyle bir belgenin geçerli kabulüne olanak olmadığını beyanla müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü ... Esas (... Esas) sayılı icra dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine, dava esas değerinin tespiti için celp edilen ... İcra Müdürlüğü ... Esas (... Esas) sayılı dosyası üzerinden dosya hesabının yapılmasına, davalının kötü niyetli icra takibine girişmiş olması sebebi ile %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacının müvekkili banka ile akdetmiş olduğu sözleşmeler incelendiğinde davacı tarafından dava dilekçesindeki beyanların gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıkacağını, davacının müvekkili banka ile müşteri ve kefil olarak ayrı ayrı akdetmiş olduğu sözleşmelere istinaden icra dosyası borçlarından sorumlu tutulduğunu, davacı tarafından karalama olduğu iddia edilen işaretin imzanın tüm yasal unsurlarını karşıladığını, davacının ad ve soyadını içerdiği, davacının el yazısı ile atıldığını, muhtelif kanunlarda imza ilgili hükümler değerlendirildiğinde dava konusu edilen sözleşmedeki işaretin karalama olmadığı, imza olarak kabul edileceğini, davacının sözleşme tarihinde okuma yazma bilmediğini dosyaya sunulan okuryazarlık belgesinin muktedir olmayacağını, davacının icra tehdidi altında iken almış olduğu iddia edilen belgenin ispata elverişliliğinin bulunmadığını beyanla davanın süre yönünden usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın görevli mahkemede açılmadığından görev ve usulden reddine, usule ilişkin itirazların kabul görmemesi halinde gerçeği aykırı beyanlar ve hukuka aykırı dayanaklar ile ikame edilen davanın esastan reddini, talep etmiştir.
BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN; 2022/478 ESAS SAYILI DOSYASINDA;
Dava; davalı aleyhine ... 11. Tüketici Mah. ...E. Sayılı dosya ile menfi tespit davasının açıldığını, banka tarafından mahkeme dosyasına verilen müzekkere cevabı ile icra takibine konu kredi sözleşmesinin ticari nitelikte kredi sözleşmesi olduğunun tespit edilmiş olduğunu, ... 11. Tüketici Mah... E. Sayılı dosyadan görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiğini, yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, huzurdaki davayı mahkememizde ikame etme gereği doğduğunu, icra takibine konu sözleşmeler incelendiğinde müvekkili adına birtakım karalamaların bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşme tarihi itibari ile müvekkilinin okuma yazma bilgisinin bulunmaması bir yana, davalı tarafça "imza" olarak kabul edilen karalamanın dahi müvekkiline ait olmadığını, kaldı ki müvekkilinin sözleşmeye konu kredi bedellerine hiçbir zaman sahip olmamış olduğunu, kendisine hiçbir kredi temin edilmediğini, okuma yazma bilmeyenler ile sözleşme akdedilirken uyulması gereken esasların uyuşmazlığa konu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga BK m.15 ve mülga HUMK m.297'de düzenlendiğini, yine HUMK m.297'de okuma yazma bilmeyenlerin mühür veya başkaca işlemle sözleşme akdedebilmesi için birtakım şartların öngörüldüğünü, buna göre okuma yazma bilmeyen bir şahsın imza yerine parmak izi kullanması halinde dahi bu parmak izinin şahsa ait olduğuna ihtiyar heyetince ve o yerde tanınan iki tanık tarafından şahitlik yapılması gerektiğinin düzenlenmiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkememizce re'sen göz önünde bulundurulacak nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalarının kabulünü, müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü ... E. (... E.) sayılı icra dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitini, huzurdaki dava dosyasının ... 6. Asliye Ticaret Mah. ... E. Sayılı dosyasından görülen menfi tespit davası ile birleştirilmesini, davalının kötü niyetli icra takibine girişmiş olması sebebi ile %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
BİRLEŞEN ... 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN; ...ESAS SAYILI DOSYASINDA;
Dava; davalı aleyhine ... 11. Tüketici Mah....E. Sayılı dosya ile menfi tespit davasının açıldığını, banka tarafından mahkeme dosyasına verilen müzekkere cevabı ile icra takibine konu kredi sözleşmesinin ticari nitelikte kredi sözleşmesi olduğunun tespit edilmiş olduğunu, ... 11. Tüketici Mah. ... E. Sayılı dosyadan görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verildiğini, yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, huzurdaki davayı mahkememizde ikame etme gereği doğduğunu, icra takibine konu sözleşmeler incelendiğinde müvekkili adına birtakım karalamaların bulunduğunun tespit edildiğini, sözleşme tarihi itibari ile müvekkilinin okuma yazma bilgisinin bulunmaması bir yana, davalı tarafça "imza" olarak kabul edilen karalamanın dahi müvekkiline ait olmadığını, kaldı ki müvekkilinin sözleşmeye konu kredi bedellerine hiçbir zaman sahip olmamış olduğunu, kendisine hiçbir kredi temin edilmediğini, okuma yazma bilmeyenler ile sözleşme akdedilirken uyulması gereken esasların uyuşmazlığa konu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga BK m.15 ve mülga HUMK m.297'de düzenlendiğini, yine HUMK m.297'de okuma yazma bilmeyenlerin mühür veya başkaca işlemle sözleşme akdedebilmesi için birtakım şartların öngörüldüğünü, buna göre okuma yazma bilmeyen bir şahsın imza yerine parmak izi kullanması halinde dahi bu parmak izinin şahsa ait olduğuna ihtiyar heyetince ve o yerde tanınan iki tanık tarafından şahitlik yapılması gerektiğinin düzenlenmiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkememizce re'sen göz önünde bulundurulacak nedenler ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalarının kabulünü, müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü ... E. (... E.) sayılı icra dosyasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitini, huzurdaki dava dosyasının ... 6. Asliye Ticaret Mah. ...E. Sayılı dosyasından görülen menfi tespit davası ile birleştirilmesini, davalının kötü niyetli icra takibine girişmiş olması sebebi ile %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, İ.İ.K 72. Maddesi uyarınca kredi sözleşmesinde yer alan imzaların davacıya ait olmaması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Tarafların anlaşamadıkları hususların; davacıya atfen genel kredi sözleşmelerinde yer alan imzaların davacıya ait olup olmadığı, davacının davalı bankaya genel kredi sözleşmesinden kaynaklı ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olup olmadığı, davacının asıl ve birleşen davalar yönünden kötü niyet tazminatı talep edip edemeyeceğine ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası, ... 11. Tüketici Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
... 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2023 tarih ... esas, ... karar sayılı birleştirme kararı uyarınca dosyanın mahkememize gönderildiği, 16/02/2023 tarihinde birleşen dosyaya ilişkin tensip tutanağının düzenlenerek taraf vekillerine ayrı ayrı duruşma gün saatini bildirir meşruhatlı davetiyelerin tebliğ edildiği, dosya 16/06/2023 tarihinde tefrik edilerek 2023/405 Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.
Asıl ve birleşen davada davacı ...15/06/2023 tarihli duruşmada; 03/08/2010 tarihli temel bankacılık hizmet sözleşmesi gösterilerek soruldu: Ben tam tarihi hatırlayamadığım ancak 2010'lu yıllarda olduğunu tahmin ettiğim bir vakitte bir parkta o dönem çalıştığım firma sahibi tarafından getirilen bir takım belgelere imza attım o dönem okumam yazmam yoktu. Neye imza attığımı da bu nedenle bilmiyorum, bana şuanda göstermiş olduğunuz sözleşme altındaki imzanın bana ait olup olmadığını da bilmiyorum, şuan da okumam yazmam bulunmaktadır. Denizbank dan bana herhangi bir kart verilmedi. Ben onlardan kredi de çekmedim, bankayla herhangi bir münasebetim olmadı dedi.
HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; ... İcra Dairesi'nin ...Esas ... Esas ve... esas sayılı icra takip dosyalarında takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinde yer alan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının asıl dava dosyası ile birleşen dava dosyaları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi amacıyla rapor düzenlemesi hususları hakkında 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; İncelemeye esas belgenin fotokopi olduğunu, bu şekilde hazırlanan belgelerde inceleme yapmanın grafolojik açıdan önemli mahsurları bulunmakla birlikte bu belgelerde de şekil/tersim, doğrultu, oran ve boyut gibi grafolojik tanı unsurlarının tespit edilebileceğini, inceleme konusu belgedeki imzalar ile ... (...)'e ait mukayese imzalar arasında yapılan karşılaştırma imzalar arasında kısmi benzerlikler bulunduğunu, fotokopi kalitesinin kötü olması nedeniyle ileri yoruma gidilemediği bildirilmiştir.
21/03/2024 tarihli celsede imza incelemesine ilişkin 08/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun fotokopi belge üzerinde inceleme yapılarak tanzim edilmiş olduğu ve istikrar bulmuş Yargıtay ilamlarında fotokopi belge üzerinde inceleme yapılmak suretiyle tanzim edilen imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağının belirtildiği anlaşılmakla imza incelemesine ilişkin 08/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığının tespiti ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın... tarih ve .. sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile eklerinden davacının davaya konu genel kredi sözleşmelerinin tanzim tarihi itibariyle okuma-yazma bilmediğinin sabit olması karşısında okuma-yazma bilmemeleri sebebiyle imza atamayan kişiler hakkında TBK'nın 16. Maddesi hükmü gereğince dava konusu imzaların geçerliliğinin hukuki değerlendirme ile çözülebileceği bu bağlamda teknik bilirkişiden imza incelemesine ilişkin bilirkişi alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı ilamı).
Taraflar arasındaki uyuşmazlık takibe konu kredi sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmakta olup davaya konu kredi sözleşmeleri 2010 tarihinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın Geçici 2.maddesinde; 1086 sayılı Kanunun yürürlükte bulunduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliğini korur denmiştir.
Senedin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 297.maddesinde; "mühür veya bir alet vasıtasıyla vazolunan imza veya cüzdan ile muamele icrasını itiyat etmiş olan müesseselerde muamelenin iptidasında tayin olunup bir sureti hesap defterine veya cüzdana mevzu bulunan mühür veya imzayla yapılacak muamele muteberdir. Bundan başka imza vazına muktedir olamayan veya yazı bilmeyen şahsın heyeti ihtiyatiye ve mahallince maruf iki şahıs tarafından tasdik edilmiş ve el ile yapılmış bir işaret veya mühür istimal etmesi caizdir." denmiştir.
Bilindiği üzere usul hukukunda senet bir ispat vasıtasıdır ancak hemen belirtmek gerekir ki senedin kesin delil sayılabilmesi için borç altına giren kimseler tarafından imza edilmiş olması gerekir. Kural bu olmakla beraber imza atmaya muktedir olmayan veya okuma yazma bilmeyen kimsenin 1086 sayılı HUMK'nın 297.maddesi gereğince imza yerine parmak izi kullanabilir. Ancak bu durumda senetteki parmak izinin borçluya aidiyeti ve borçlu tarafından basıldığının ihtiyar kurulunca ve o yerde tanınmış iki tanık tarafından onaylanması gerekir. Bu madde hükmünün parmak izli belgenin düzenleme şekli ve şartları konusunda ön gördüğü kural geçerlilik şekli olmayıp ispat koşuludur. Bu nedenle anılan madde hükmüne uygun biçimde onaylanmamış olan bir senetteki parmak izinin borçlu tarafından kabul edilmesi halinde yine senet geçerli sayılır ve kesin delil teşkil eder. Buna karşılık senetteki parmak izinini inkarı halinde onama işleminin yasanın gösterdiği şekilde yapılmış olması gerekir. Aksi halde bu senedin hiçbir ispat değeri olmaz ve usulce geçerli kabul edilemez. (Yargıtay 3.HD 2016/13305 E - 2018/1358 K sayılı 20/02/2018 tarihli)
Yukarıda etraflıca izah edilen mevzuat hükümleri ile içtihat metinleri ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça kredi sözleşmelerinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı ayrıca sözleşme tarihi itibariyle davacının okuma yazma bilmediği dolayısıyla sözleşmelerin HUMK'ta belirtilen şekilde yapılmaması nedeniyle geçerli olmadığı vakıalarına dayanılmış olup bu bağlamda tahkikat aşamasında her ne kadar imza inkarı vakıasına ilişkin olarak bilirkişi alınmasına dair ara karar kurulmuş ise de 21/03/2024 tarihli celsede imza incelemesine ilişkin 08/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun fotokopi belge üzerinde inceleme yapılarak tanzim edilmiş olduğu ve istikrar bulmuş Yargıtay ilamlarında fotokopi belge üzerinde inceleme yapılmak suretiyle tanzim edilen imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağının belirtildiği anlaşılmakla imza incelemesine ilişkin 08/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığının tespiti ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın ...tarih ve ... sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısı ile eklerinden davacının davaya konu genel kredi sözleşmelerinin tanzim tarihi itibariyle okuma-yazma bilmediğinin sabit olması karşısında okuma-yazma bilmemeleri sebebiyle imza atamayan kişiler hakkında TBK'nın 16. Maddesi hükmü gereğince dava konusu imzaların geçerliliğinin hukuki değerlendirme ile çözülebileceği bu bağlamda teknik bilirkişiden imza incelemesine ilişkin bilirkişi alınmasına yer olmadığına karar verilerek bilirkişi raporu alınmak suretiyle imza inkarı vakıasının tetkikine dair ara karar rücu edilmiş olup, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ...tarih ve ... sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ...tarih ve ...sayılı cevabi yazısı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... tarih ve ...sayılı cevabi yazısı ile eklerinden davacının 09/05/2011 tarihinde ... İlçe Halk Eğitim Merkezi Okuma Yazma I.Kademe Kurs Bitirme belgesini aldığı dolayısıyla davacının davaya konu genel kredi sözleşmelerinin tanzim tarihi itibariyle okuma-yazma bilmediğinin sabit olduğu ve imza atmasının hukuken mümkün olmadığı, HUMK 297. Maddesinde belirtilen şekilde sözleşmeyi onaylaması gerektiği ancak sözleşmenin bu şekilde yapılmadığı dolayısıyla kredi sözleşmesinin geçerli sayılmasının mümkün olmadığı ve davacının kredi sözleşmelerinden kaynaklı borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın ve birleşen davaların kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
A-Mahkememizin Asıl dava dosyası olan ... Esas sayılı dosya yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 711,75-TL posta giderini davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 116,36-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK.nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle(28.250,00 TL'yi aşmadığından) KESİN olmak üzere ;
B-Mahkememizin birleşen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Essas sayılı dosya yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.187,74-TL maktu harcın peşin alınan 546,94-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.640,80-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 546,94-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 627,64‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK.nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İSTİNAF KANUN YOLU AÇIK olmak üzere;
C-Mahkememizin birleşen ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Essas sayılı dosya yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine,
2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4-5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 810,14-TL maktu harcın peşin alınan 202,54-TL harçtan mahsubu ile bakiye 607,6‬0-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 202,54-TL peşin harç, 80,70-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 283,24-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 11.859,81-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK.nun 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan miktarın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle(28.250,00 TL'yi aşmadığından) KESİN olmak üzere; karar verildi.21/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır

*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*