T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/56 Esas
KARAR NO : 2024/279
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/01/2020
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı banka ile imzalanan Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi kapsamında imzalanan münferit opsiyon işlemleri ile taraflar arasında çok sayıda imzalanmış opsiyon işleminin gerçekleştiğini, dava konusu opsiyon işlemlerinde davalı bankanın aralarındaki çerçeve sözleşmeye ve her bir işlemle ilgili işlem mutabakatlarına aykırı olarak ve ayrıca TMD md. 2’deki, dürüstlük kuralına ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak davacıya ait işlemleri vadesinden önce kapattığını, uyuşmazlık konusu opsiyon işlemlerinin tamamının Avrupa tipi olduğunu, davacı tarafın işlemlerin vadeden önce kapatılmaması yönündeki taleplerinin hiç dikkate alınmadığını, bu erken kapatma işlemi sebebiyle Davacının zararının, eğer işlemler vadesinde sonlanmış olsaydı oluşabilecek zarardan, daha yüksek düzeyde gerçekleştiğini, tamamen Davalının kusurundan kaynaklanan bu durum sebebiyle oluşan davacı zararının davalı banka tarafından tazmini gerektiğini belirterek; davamızın kabulü ile davalının yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle müvekkili şirket aleyhine oluşan işlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 100.000 TL tutarındaki maddi zararının 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, işlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle müvekkili şirketin nakit akışını sağlamak üzere hesabına yatırdığı, personel maaşlarının ve vergi yükümlülüklerinin ödenmesine ve özellikle hammadde alımında kullanmak üzere tahsis ettiği mevduatın davalı banka tarafından türev işlemin kapanmasında kullanarak müvekkili şirket nezdinde oluşan zararlara istinaden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 20.000 TL tutarındaki maddi zararın 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, 1.000.000 TL tutarındaki manevi zararının 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 20/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; davanın ıslah edilen haliyle kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak ikame edilen davanın ıslah ederek; türev işlemlerin haksız bir şekilde vadelerinden önce kapatılması nedeniyle ilgili işlem vadelerindeki kur farklarından kaynaklı zararımız için 24.768.514-tl’nin 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, davalı banka’nın işlem vadelerini beklemeksizin haksız erken kapama tarihinde müvekkil şirket’in mevduatına el koyması nedeniyle müvekkil şirket’in mevduat faiz getirisinden mahrum kalmasından kaynaklı mevduat faiz kaybı (yoksun kalınan kazanç) olarak ek zarar için 6.605.390,85-TL’nin, 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte manevi tazminat olarak 1.000.000,00 TL’nin 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte,olmak üzere; bu suretle, izah edilen zarar kalemleri dahilinde 1.120.000,00 TL olan dava değerini 31.253.905,00 TL kadar arttırarak toplam 32.373.905,00 TL’nin, 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, Davalı’dan tahsil edilerek müvekkil şirket’e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında kronolojik sırayla; 13.06.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 25.07.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 03.01.2014 tarihli Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi, 25.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Ön Bilgi Formu, 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi ve 13.06.2013/ 25.07.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davacı şirket tarafından onlarca Döviz Opsiyon İşlemlerinin yapıldığını, taraflar arasındaki mevcut Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 17.08.2018 tarihli Basın Açıklaması gereğince getirdiği sınırlamalar ile sonucunda davacı şirketin aleyhine zarar ortaya çıktığını, konuya ilişkin bilgilendirmenin, Davalı banka tarafından davacı şirket ile müteaddit defalar görüşmeler yapıldığı, tüm bu şifahi görüşmelere ek olarak ayrıca 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de davacı şirket yetkilisi ...’a elektronik posta yolu ile iletilerek davacı şirketin aydınlatıldığını, söz konusu 28.08.2018 tarihli elektronik postada davacı şirkete ek teminatlandırma yapılması veya opsiyon işlemlerinin sonlandırılması şeklinde iki alternatif sunulduğunu, konuya ilişkin davalı bankaya 29 Ağustos 2018 tarihi saat 11:00’e kadar dönüş yapılması gerektiği aksi halde işlemlerin kapatılacağının bildirildiğini, mevcut riskin daha da büyümemesi adına opsiyon işlemlerinin sonlandırılması veya ek teminat verilmesine ilişkin olarak davalı banka tarafından verilen süre sonuna kadar davacı şirketten dönüş alınmadığı, opsiyon işlemlerinin derhal sonlandırılması veya ek teminatlandırma talebi ile ilgili olarak herhangi bir dönüş alınamadığından davalı banka tarafından tüm açık opsiyon işlemlerinin 29.08.2018 saat 14:55 itibariyle kapatıldığını, bu çerçevede, davacı şirket tarafından işbu erken sonlandırma işlemine istinaden zarara uğrandığından bahisle, davalı bankaya arabuluculuk talebinde bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaya varamadığını ve davacı şirket tarafından davalı banka dava açıldığını, davacı şirketin uğradığını iddia etmiş olduğu zarar miktarı kesin ve net olmasına rağmen davanın kısmi dava olarak açılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında usulen mümkün olmadığını, davanın 1.120.000,00 TL manevi tazminat talepli olarak ikame edilmiş olduğunu, tüzel kişiliklerin manevi tazminat talepli dava ikame etmesinin usulen mümkün olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davalı bankanın türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ve türev işlemleri sözleşme seti kapsamında tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı şirketin sözleşmenin tüm risk ve sonuçları konusunda aydınlatılmış olmasına rağmen basiretli tacir ilkesine aykırı davrandığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile Türev İşlemleri Sözleşme Seti kapsamında taraflar arasında onlarca opsiyon işlemi gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki mevcut ilişki kapsamında, ...’nın 17.08.2018 tarihli “Basın Açıklaması” gereğince getirdiği sınırlamalar ile sonucunda davacı şirketin aleyhine zarar ortaya çıktığı, bunun üzerine, Davalı banka tarafından, davacı şirket ile piyasa koşullarının aleyhe gitmeye başlamasına istinaden işlemlerin kapatılması, ancak kapatılamıyor ise ek teminat verilmesi hususlarında müteaddit defalar görüşmeler yapıldığını, hatta, davacı şirketin de talebi doğrultusunda, yeniden yapılandırma hususunun gündeme geldiğini, bu hususta bankayı denetlemek ve bankacılık sektörünü düzenlemek yetkisini haiz düzenleyici otorite olan ... ile görüşmeler yapıldığını ve davacı şirkete yeniden yapılandırma yapılamayacağına ilişkin ... görüşü hakkında bilgilendirmeler yapıldığını, davalı banka ile davacı şirket arasında yapılan şifahi görüşmeler ve görüşmelerin akabinde, davalı banka tarafından davacı şirkete gönderilen elektronik postalar ile çözüm önerileri sunulduğu ve konuya ilişkin ivedilikle dönüş yapılmasının talep edildiğini, davalı banka Genel Müdür Yardımcısı ... tarafından, davacı şirket yetkilisi ...’a 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de e-posta elektronik posta gönderildiğini, davalı banka tarafından 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de gönderilen elektronik postaya karşılık olarak, davacı şirket yetkilisi ... ile davalı bankanın Genel Müdür Yardımcısı ... arasında yapılan telefon görüşmelerinin devam ettiğini, davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı bankadan 31.08.2018 tarihine kadar sürenin uzatılmasının talep edildiği, Davalı banka tarafından, davacı şirketin talebi ivedilikle kredi komitesinde değerlendirildiğini, Kredi komitesince yapılan değerlendirme neticesinde verilen kararın, 28.08.2018 tarihinde saat 18:01’de davacı şirket yetkilisi ...’a elektronik posta ile gönderildiğini, davalı banka Genel Müdür Yardımcısı ... tarafından davacı şirket yetkilisi ...’a gönderilen 28.08.2018 tarihinde 18:01’de gönderilen elektronik postaya, davacı şirket tarafından dönüş yapılmaması ve ek teminatlandırma sağlanmaması nedenleriyle 29.08.2018 tarihli yazı ile Davalı bankaca “Türev İşlemler Sözleşme Seti”nden doğan haklar kullanılarak tüm açık opsiyon işlemlerinin 29.08.2018 saat 14:55 itibariyle kapatıldığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemler Sözleşme Seti'nin Teminat Tamamlama Çağrısı (Margin Call) başlıklı 9. Maddesinde;“Banka, işbu sözleşmenin uygulanması aşamasının her anında bağlanmış; ancak vadesi henüz gelmemiş her türlü türev işlemleri ile ilgili olarak Müşteri’den başlangıç veya sürdürme teminatı talep etme hakkına sahiptir…..Müşteri Teminat Tamamlama Çağrısını aldığı tarihten itibaren 24 saat içinde, istenen ilave teminatı vermez ve/veya vermek istediği teminatın niteliği BANKA tarafından kabul edilmez ise, BANKA Sözleşme’nin her aşamasında bağlanmış ancak henüz vadesi gelmemiş işlemleri vadesini beklemeksizin tek taraflı olarak feshederek işlemleri tasfiye edebilir.” şeklinde hüküm altına alındığını taraflar arasında akdedilen “Türev İşlemler Sözleşme Seti”nin “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 10. Maddesinde de bankanın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği haller tek tek belirtilmiş olup (c) bendinde; "Müşteri’nin bu sözleşme kapsamında tedarik ettiği herhangi bir teminat altında, teminatın eksik veya ayıplı olması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmaksızın temerrüde düşmesi veya BANKA tarafından yapılan talebe rağmen yeterli teminatı zamanında ve istenilen şartlar ile tedarik etmemesi” denilerek fesih nedenleri arasında sayıldığını, davalı Bankanın sözleşmeden kaynaklı haklarını kullanarak opsiyon sözleşmelerini usulüne uygun olarak sonlandırdığını, davalı bankaca 31.08.2018 tarihinde işbu sonlandırmaya istinaden kapama işlemleri neticesinde bakiye kalan 8.347.921,18 TL’nin ivedilikle ödenmesi aksi halde temerrüt hükümlerinin geçerli olacağının davacı şirkete yazılı olarak ihtar edildiğini, davalı banka tarafından gönderilen yazılara rağmen, davacı şirket yetkilileri tarafından Davalı banka ile uzun süre iletişime geçilmediği, işbu sonlandırma işlemi gerçekleştirildikten 2 hafta sonra 13.09.2018 tarihinde tüm bu hususların görüşülmesi talepli yazının Davalı bankaya iletildiğini, davalı bankanın işlemleri sonlandırdığı tarih olan 29.08.2018 tarihinden tam 1 ay sonra davacı şirket tarafından Davalı bankaya ... 1. Noterliği’nin 18622 yevmiye numaralı 28.09.2018 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek ihtirazı kayıt ile 8.347.921,18 TL’nin ödendiği belirtilerek, tüm belgelerin geçersiz addedilmesinin ve iadesinin talep edildiğini, davacı şirket tarafından 24.05.2019 tarihinde davalı bankaya keşide edilen Beyoğlu 48. Noterliği’nin 71467 yevmiye numaralı ihtarname ile 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi uyarınca zarara uğradığı iddiasıyla davalı bankadan işbu zarar tutarı olan 25.312.755,90TL’nin talep edildiğini, bunun üzerine, davalı banka tarafından Beyoğlu 31. Noterliği’nin 16845 yevmiye numaralı 31.05.2019 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek; tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine istinaden keşide edilen ihtardaki taleplerin kabul edilmediğinin ihtar edildiğini, davacı şirket tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu ve arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaya varamadığı ve davacı şirket tarafından huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacı şirketin Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında “Basiretli Tacir” ilkesine aykırı eylemlerde bulunduğunu, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine Davalı banka tarafından usule uygun şekilde sözleşmeye konu işlemlerin erken sonlandırıldığını, erken sonlandırmanın opsiyon sahibi olan davalı bankanın kullanma hakkını ifa ettiği anlamına gelmediğini, Opsiyon işlemlerinin Amerika tipi olmasının opsiyon hak sahibine vadesinden önce kullanma (strike) hakkı verdiğini, davacı şirket tarafından davalı bankanın işbu kullanma hakkını kullandığı ve kar ettiği iddiasıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, davalı bankanın, davacı şirketin iddia ettiğinin aksine burada “kullanım hakkı”nı ifa etmediğini, basiretli tacir olan davacı şirket tarafından da bilineceği üzere, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesine istinaden, davalı banka tarafından yapılan işlemin kullanma hakkının kullanımı değil, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinden doğan hakların kullanılmak suretiyle risklerin kapatılması işlemi olduğunu, davalı banka tarafından sonlandırılan riskin davacının kur riski olduğunu, davalı banka tarafından davacı şirketin daha büyük zararlar ile karşılaşma riskinin engellenmeye çalışıldığını, davacı şirketin iddia ettiğinin aksine, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında yapılan işlemlerin bir kullanım hakkı ifası olmayıp işlemlerin erken sonlandırılması ve bu şekilde riskin kapatılması işlemi olduğu, davacı şirketin davalı banka 29.08.2018 tarihinde 93 adet ayaktan oluşan işlemler zincirini işlem mutabakatlarında belirlenen vadelerden evvel döviz kurlarının en yükseklerde olduğu bir anda kendi karı ve müvekkilin zararı en yüksek olduğu noktada müvekkilin açıkça karşı çıkmasına rağmen sonlandırıldığı iddiasının ticari hayatın olağan akışına uymadığı gibi gerçeği de yansıtmadığını, davalı bankanın, davacı şirket ile yaptığı bu işlemleri birebir olarak başka bir banka ile işlem günü hedge ettiği ve işlemlerin sonlandırıldığı gün de aynı şekilde karşı banka ile de işlemleri erken sonlandırdığını, erken sonlandırma karşılığında davacının ödediği erken sonlandırma priminin aynısı Davalı banka tarafından karşı bankaya ödendiği ve davalı bankanın işbu erken sonlandırma nedeniyle kazanç elde etmediğini, davalı banka ile karşı banka işlemlerinin detaylarının da davacı şirket ile paylaşılmış olduğu; yapılan görüşmelerde de erken sonlandırmadan kaynaklı olarak Davalı bankanın herhangi bir kazancı olmadığı konusunda tarafların mutabık kaldığını, davalı banka tarafından yapılan tüm bu bilgilendirmelere rağmen, davacı şirket tarafından davalı bankanın kazanç elde ettiği iddiasıyla huzurdaki davayı ikame etmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, erken Sonlandırma İşlemi neticesinde davalı bankanın kazanç elde etmemesi ile birlikte işbu sonlandırma işlemini davacı şirket yararına yaptığını, opsiyon işlemlerinin erken sonlandırıldığı tarih 29.08.2018 tarihinde TCMB döviz alış kurunun 6,2186 (Anlık kurun 6,4850) olduğunu, sonlandırma işlemi işbu günlerden birinde yapılmış olsa idi, davacı şirket tarafından çok daha yüksek erken sonlandırma primi ödenmek durumunda kalınacağı; Davalı bankanın, işbu erken sonlandırma işlemini davacı şirketin yararına olacak şekilde ve hiçbir şekilde kazanç elde etmeksizin gerçekleştirdiği, davacı şirket tarafından erken sonlandırma işlemine herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı şirkete işlem günü Davalı bankaca ulaşılamadığını, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi gibi yüksek mali risk içeren sözleşme kapsamında işlem yapılacağı gün davacı şirkete ulaşılamaması davacı şirketin basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne bariz şekilde aykırılık teşkil ettiğini gösterdiğini, erken sonlandırma kararının, davalı banka ile ... görüşü ve uyarısı uyarınca, davacı şirketin teminat tamamlama talebine/çağrısına cevap vermemesi, yetkililerine ulaşılamaması, verilen süre içerisinde cevap alınamaması, verilen süre içinde teminat tamamlanmaması nedenleri ile davacı şirketin halihazırda yüksek kur riskini daha fazla büyütmemek adına davacı şirket yararına olacak şekilde ve yine davacı şirket ile akdedilmiş çerçeve sözleşmelerdeki açık hükümlere dayanılarak alındığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi”nin Türev Araçları Risk Kabul Taahhütnamesinde de “Müşteri, piyasa koşullarının pozisyonuna aykırı hale gelmesi durumunda, kısa bir süre içinde teminat veya mevduat olarak yatırdığı fonlardan büyük bir zarara uğrayabilir, fonların tamamını yitirebilir ve hatta bunun ötesinde borçlanabilir. Buna ek olarak pozisyonunu korumak için kısa sürede büyük bir ek teminat yatırması, nakit bloke etmesi BANKA’ca talep edilebilir.Bu ek fonları gereken zaman içinde sağlayamazsa MÜŞTERİ’nin pozisyonunda kayıplar oluşur ve doğacak tüm açıklardan, zararlardan MÜŞTERİ sorumlu olur.” denildiğini belirterek; dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş davanın usulden ve esastan reddine, kötüniyetle huzurdaki davayı ikame eden davacı şirketin işbu davanın açılmasındaki kötüniyetinin tespiti ile 6100 sayılı HMK madde 329/2 kapsamında, kötüniyetli davacı şirketin disiplin para cezası ile mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davalı banka ile imzalanan Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi kapsamında imzalanan münferit opsiyon işlemleri ile taraflar arasında çok sayıda imzalanmış opsiyon işleminin gerçekleştiğini, dava konusu opsiyon işlemlerinde davalı bankanın aralarındaki çerçeve sözleşmeye ve her bir işlemle ilgili işlem mutabakatlarına aykırı olarak ve ayrıca TMK md. 2’deki, dürüstlük kuralına ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak davacıya ait işlemleri vadesinden önce kapattığını, uyuşmazlık konusu opsiyon işlemlerinin tamamının Avrupa tipi olduğunu, davacı tarafın işlemlerin vadeden önce kapatılmaması yönündeki taleplerinin hiç dikkate alınmadığını, bu erken kapatma işlemi sebebiyle Davacının zararının, eğer işlemler vadesinde sonlanmış olsaydı oluşabilecek zarardan, daha yüksek düzeyde gerçekleştiğini, tamamen Davalının kusurundan kaynaklanan bu durum sebebiyle oluşan davacı zararının davalı banka tarafından tazmini gerektiğini belirterek; davamızın kabulü ile davalının yükümlülüklerine aykırı davranması nedeniyle müvekkili şirket aleyhine oluşan işlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 100.000 TL tutarındaki maddi zararının 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, işlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle müvekkili şirketin nakit akışını sağlamak üzere hesabına yatırdığı, personel maaşlarının ve vergi yükümlülüklerinin ödenmesine ve özellikle hammadde alımında kullanmak üzere tahsis ettiği mevduatın davalı banka tarafından türev işlemin kapanmasında kullanarak müvekkili şirket nezdinde oluşan zararlara istinaden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 20.000 TL tutarındaki maddi zararın 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, 1.000.000 TL tutarındaki manevi zararının 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin 20/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile; davanın ıslah edilen haliyle kabulü ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak ikame edilen davanın ıslah ederek; türev işlemlerin haksız bir şekilde vadelerinden önce kapatılması nedeniyle ilgili işlem vadelerindeki kur farklarından kaynaklı zararımız için 24.768.514-tl’nin 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, davalı banka’nın işlem vadelerini beklemeksizin haksız erken kapama tarihinde müvekkil şirket’in mevduatına el koyması nedeniyle müvekkil şirket’in mevduat faiz getirisinden mahrum kalmasından kaynaklı mevduat faiz kaybı (yoksun kalınan kazanç) olarak ek zarar için 6.605.390,85-TL’nin, 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte manevi tazminat olarak 1.000.000,00 TL’nin 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte,olmak üzere; bu suretle, izah edilen zarar kalemleri dahilinde 1.120.000,00 TL olan dava değerini 31.253.905,00 TL kadar arttırarak toplam 32.373.905,00 TL’nin, 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki avans faizi ile birlikte, Davalı’dan tahsil edilerek müvekkil şirket’e ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; taraflar arasında kronolojik sırayla; 13.06.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 25.07.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 03.01.2014 tarihli Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi, 25.07.2017 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi Ön Bilgi Formu, 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi ve 13.06.2013/ 25.07.2013 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında davacı şirket tarafından onlarca Döviz Opsiyon İşlemlerinin yapıldığını, taraflar arasındaki mevcut Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi kapsamında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 17.08.2018 tarihli Basın Açıklaması gereğince getirdiği sınırlamalar ile sonucunda davacı şirketin aleyhine zarar ortaya çıktığını, konuya ilişkin bilgilendirmenin, Davalı banka tarafından davacı şirket ile müteaddit defalar görüşmeler yapıldığı, tüm bu şifahi görüşmelere ek olarak ayrıca 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de davacı şirket yetkilisi ...’a elektronik posta yolu ile iletilerek davacı şirketin aydınlatıldığını, söz konusu 28.08.2018 tarihli elektronik postada davacı şirkete ek teminatlandırma yapılması veya opsiyon işlemlerinin sonlandırılması şeklinde iki alternatif sunulduğunu, konuya ilişkin davalı bankaya 29 Ağustos 2018 tarihi saat 11:00’e kadar dönüş yapılması gerektiği aksi halde işlemlerin kapatılacağının bildirildiğini, mevcut riskin daha da büyümemesi adına opsiyon işlemlerinin sonlandırılması veya ek teminat verilmesine ilişkin olarak davalı banka tarafından verilen süre sonuna kadar davacı şirketten dönüş alınmadığı, opsiyon işlemlerinin derhal sonlandırılması veya ek teminatlandırma talebi ile ilgili olarak herhangi bir dönüş alınamadığından davalı banka tarafından tüm açık opsiyon işlemlerinin 29.08.2018 saat 14:55 itibariyle kapatıldığını, bu çerçevede, davacı şirket tarafından işbu erken sonlandırma işlemine istinaden zarara uğrandığından bahisle, davalı bankaya arabuluculuk talebinde bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaya varamadığını ve davacı şirket tarafından davalı banka dava açıldığını, davacı şirketin uğradığını iddia etmiş olduğu zarar miktarı kesin ve net olmasına rağmen davanın kısmi dava olarak açılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi kapsamında usulen mümkün olmadığını, davanın 1.120.000,00 TL manevi tazminat talepli olarak ikame edilmiş olduğunu, tüzel kişiliklerin manevi tazminat talepli dava ikame etmesinin usulen mümkün olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davalı bankanın türev işlemleri çerçeve sözleşmesi ve türev işlemleri sözleşme seti kapsamında tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı şirketin sözleşmenin tüm risk ve sonuçları konusunda aydınlatılmış olmasına rağmen basiretli tacir ilkesine aykırı davrandığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ile Türev İşlemleri Sözleşme Seti kapsamında taraflar arasında onlarca opsiyon işlemi gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki mevcut ilişki kapsamında, ...’nın 17.08.2018 tarihli “Basın Açıklaması” gereğince getirdiği sınırlamalar ile sonucunda davacı şirketin aleyhine zarar ortaya çıktığı, bunun üzerine, Davalı banka tarafından, davacı şirket ile piyasa koşullarının aleyhe gitmeye başlamasına istinaden işlemlerin kapatılması, ancak kapatılamıyor ise ek teminat verilmesi hususlarında müteaddit defalar görüşmeler yapıldığını, hatta, davacı şirketin de talebi doğrultusunda, yeniden yapılandırma hususunun gündeme geldiğini, bu hususta bankayı denetlemek ve bankacılık sektörünü düzenlemek yetkisini haiz düzenleyici otorite olan ... ile görüşmeler yapıldığını ve davacı şirkete yeniden yapılandırma yapılamayacağına ilişkin ... görüşü hakkında bilgilendirmeler yapıldığını, davalı banka ile davacı şirket arasında yapılan şifahi görüşmeler ve görüşmelerin akabinde, davalı banka tarafından davacı şirkete gönderilen elektronik postalar ile çözüm önerileri sunulduğu ve konuya ilişkin ivedilikle dönüş yapılmasının talep edildiğini, davalı banka Genel Müdür Yardımcısı ... tarafından, davacı şirket yetkilisi ...’a 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de e-posta elektronik posta gönderildiğini, davalı banka tarafından 28.08.2018 tarihinde saat 13:37’de gönderilen elektronik postaya karşılık olarak, davacı şirket yetkilisi ... ile davalı bankanın Genel Müdür Yardımcısı ... arasında yapılan telefon görüşmelerinin devam ettiğini, davacı şirket yetkilisi ... tarafından davalı bankadan 31.08.2018 tarihine kadar sürenin uzatılmasının talep edildiği, Davalı banka tarafından, davacı şirketin talebi ivedilikle kredi komitesinde değerlendirildiğini, Kredi komitesince yapılan değerlendirme neticesinde verilen kararın, 28.08.2018 tarihinde saat 18:01’de davacı şirket yetkilisi ...’a elektronik posta ile gönderildiğini, davalı banka Genel Müdür Yardımcısı ... tarafından davacı şirket yetkilisi ...’a gönderilen 28.08.2018 tarihinde 18:01’de gönderilen elektronik postaya, davacı şirket tarafından dönüş yapılmaması ve ek teminatlandırma sağlanmaması nedenleriyle 29.08.2018 tarihli yazı ile Davalı bankaca “Türev İşlemler Sözleşme Seti”nden doğan haklar kullanılarak tüm açık opsiyon işlemlerinin 29.08.2018 saat 14:55 itibariyle kapatıldığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemler Sözleşme Seti'nin Teminat Tamamlama Çağrısı (...) başlıklı 9. Maddesinde;“Banka, işbu sözleşmenin uygulanması aşamasının her anında bağlanmış; ancak vadesi henüz gelmemiş her türlü türev işlemleri ile ilgili olarak Müşteri’den başlangıç veya sürdürme teminatı talep etme hakkına sahiptir…..Müşteri Teminat Tamamlama Çağrısını aldığı tarihten itibaren 24 saat içinde, istenen ilave teminatı vermez ve/veya vermek istediği teminatın niteliği BANKA tarafından kabul edilmez ise, BANKA Sözleşme’nin her aşamasında bağlanmış ancak henüz vadesi gelmemiş işlemleri vadesini beklemeksizin tek taraflı olarak feshederek işlemleri tasfiye edebilir.” şeklinde hüküm altına alındığını taraflar arasında akdedilen “Türev İşlemler Sözleşme Seti”nin “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 10. Maddesinde de bankanın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği haller tek tek belirtilmiş olup (c) bendinde; "Müşteri’nin bu sözleşme kapsamında tedarik ettiği herhangi bir teminat altında, teminatın eksik veya ayıplı olması da dahil, ancak bunlarla sınırlı olmaksızın temerrüde düşmesi veya BANKA tarafından yapılan talebe rağmen yeterli teminatı zamanında ve istenilen şartlar ile tedarik etmemesi” denilerek fesih nedenleri arasında sayıldığını, davalı Bankanın sözleşmeden kaynaklı haklarını kullanarak opsiyon sözleşmelerini usulüne uygun olarak sonlandırdığını, davalı bankaca 31.08.2018 tarihinde işbu sonlandırmaya istinaden kapama işlemleri neticesinde bakiye kalan 8.347.921,18 TL’nin ivedilikle ödenmesi aksi halde temerrüt hükümlerinin geçerli olacağının davacı şirkete yazılı olarak ihtar edildiğini, davalı banka tarafından gönderilen yazılara rağmen, davacı şirket yetkilileri tarafından Davalı banka ile uzun süre iletişime geçilmediği, işbu sonlandırma işlemi gerçekleştirildikten 2 hafta sonra 13.09.2018 tarihinde tüm bu hususların görüşülmesi talepli yazının Davalı bankaya iletildiğini, davalı bankanın işlemleri sonlandırdığı tarih olan 29.08.2018 tarihinden tam 1 ay sonra davacı şirket tarafından Davalı bankaya ... 1. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ... tarihli ihtarnamesi keşide edilerek ihtirazı kayıt ile 8.347.921,18 TL’nin ödendiği belirtilerek, tüm belgelerin geçersiz addedilmesinin ve iadesinin talep edildiğini, davacı şirket tarafından ... tarihinde davalı bankaya keşide edilen ... 48. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarname ile 25.07.2017 tarihli Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi uyarınca zarara uğradığı iddiasıyla davalı bankadan işbu zarar tutarı olan 25.312.755,90TL’nin talep edildiğini, bunun üzerine, davalı banka tarafından Beyoğlu 31. Noterliği’nin 16845 yevmiye numaralı 31.05.2019 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek; tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine istinaden keşide edilen ihtardaki taleplerin kabul edilmediğinin ihtar edildiğini, davacı şirket tarafından arabuluculuğa başvurulduğunu ve arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşmaya varamadığı ve davacı şirket tarafından huzurdaki davanın ikame edildiğini, davacı şirketin Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında “Basiretli Tacir” ilkesine aykırı eylemlerde bulunduğunu, davacı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine Davalı banka tarafından usule uygun şekilde sözleşmeye konu işlemlerin erken sonlandırıldığını, erken sonlandırmanın opsiyon sahibi olan davalı bankanın kullanma hakkını ifa ettiği anlamına gelmediğini, Opsiyon işlemlerinin Amerika tipi olmasının opsiyon hak sahibine vadesinden önce kullanma (strike) hakkı verdiğini, davacı şirket tarafından davalı bankanın işbu kullanma hakkını kullandığı ve kar ettiği iddiasıyla huzurdaki davanın ikame edildiğini, davalı bankanın, davacı şirketin iddia ettiğinin aksine burada “kullanım hakkı”nı ifa etmediğini, basiretli tacir olan davacı şirket tarafından da bilineceği üzere, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesine istinaden, davalı banka tarafından yapılan işlemin kullanma hakkının kullanımı değil, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesinden doğan hakların kullanılmak suretiyle risklerin kapatılması işlemi olduğunu, davalı banka tarafından sonlandırılan riskin davacının kur riski olduğunu, davalı banka tarafından davacı şirketin daha büyük zararlar ile karşılaşma riskinin engellenmeye çalışıldığını, davacı şirketin iddia ettiğinin aksine, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında yapılan işlemlerin bir kullanım hakkı ifası olmayıp işlemlerin erken sonlandırılması ve bu şekilde riskin kapatılması işlemi olduğu, davacı şirketin davalı banka 29.08.2018 tarihinde 93 adet ayaktan oluşan işlemler zincirini işlem mutabakatlarında belirlenen vadelerden evvel döviz kurlarının en yükseklerde olduğu bir anda kendi karı ve müvekkilin zararı en yüksek olduğu noktada müvekkilin açıkça karşı çıkmasına rağmen sonlandırıldığı iddiasının ticari hayatın olağan akışına uymadığı gibi gerçeği de yansıtmadığını, davalı bankanın, davacı şirket ile yaptığı bu işlemleri birebir olarak başka bir banka ile işlem günü hedge ettiği ve işlemlerin sonlandırıldığı gün de aynı şekilde karşı banka ile de işlemleri erken sonlandırdığını, erken sonlandırma karşılığında davacının ödediği erken sonlandırma priminin aynısı Davalı banka tarafından karşı bankaya ödendiği ve davalı bankanın işbu erken sonlandırma nedeniyle kazanç elde etmediğini, davalı banka ile karşı banka işlemlerinin detaylarının da davacı şirket ile paylaşılmış olduğu; yapılan görüşmelerde de erken sonlandırmadan kaynaklı olarak Davalı bankanın herhangi bir kazancı olmadığı konusunda tarafların mutabık kaldığını, davalı banka tarafından yapılan tüm bu bilgilendirmelere rağmen, davacı şirket tarafından davalı bankanın kazanç elde ettiği iddiasıyla huzurdaki davayı ikame etmesinin dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, erken Sonlandırma İşlemi neticesinde davalı bankanın kazanç elde etmemesi ile birlikte işbu sonlandırma işlemini davacı şirket yararına yaptığını, opsiyon işlemlerinin erken sonlandırıldığı tarih 29.08.2018 tarihinde TCMB döviz alış kurunun 6,2186 (Anlık kurun 6,4850) olduğunu, sonlandırma işlemi işbu günlerden birinde yapılmış olsa idi, davacı şirket tarafından çok daha yüksek erken sonlandırma primi ödenmek durumunda kalınacağı; Davalı bankanın, işbu erken sonlandırma işlemini davacı şirketin yararına olacak şekilde ve hiçbir şekilde kazanç elde etmeksizin gerçekleştirdiği, davacı şirket tarafından erken sonlandırma işlemine herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı şirkete işlem günü Davalı bankaca ulaşılamadığını, Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi gibi yüksek mali risk içeren sözleşme kapsamında işlem yapılacağı gün davacı şirkete ulaşılamaması davacı şirketin basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğüne bariz şekilde aykırılık teşkil ettiğini gösterdiğini, erken sonlandırma kararının, davalı banka ile ... görüşü ve uyarısı uyarınca, davacı şirketin teminat tamamlama talebine/çağrısına cevap vermemesi, yetkililerine ulaşılamaması, verilen süre içerisinde cevap alınamaması, verilen süre içinde teminat tamamlanmaması nedenleri ile davacı şirketin halihazırda yüksek kur riskini daha fazla büyütmemek adına davacı şirket yararına olacak şekilde ve yine davacı şirket ile akdedilmiş çerçeve sözleşmelerdeki açık hükümlere dayanılarak alındığını, taraflar arasında akdedilen Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi”nin Türev Araçları Risk Kabul Taahhütnamesinde de “Müşteri, piyasa koşullarının pozisyonuna aykırı hale gelmesi durumunda, kısa bir süre içinde teminat veya mevduat olarak yatırdığı fonlardan büyük bir zarara uğrayabilir, fonların tamamını yitirebilir ve hatta bunun ötesinde borçlanabilir. Buna ek olarak pozisyonunu korumak için kısa sürede büyük bir ek teminat yatırması, nakit bloke etmesi BANKA’ca talep edilebilir.Bu ek fonları gereken zaman içinde sağlayamazsa MÜŞTERİ’nin pozisyonunda kayıplar oluşur ve doğacak tüm açıklardan, zararlardan MÜŞTERİ sorumlu olur.” denildiğini belirterek; dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş davanın usulden ve esastan reddine, kötüniyetle huzurdaki davayı ikame eden davacı şirketin işbu davanın açılmasındaki kötüniyetinin tespiti ile 6100 sayılı HMK madde 329/2 kapsamında, kötüniyetli davacı şirketin disiplin para cezası ile mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nun 137 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının, davalının taraflar arasındaki genel kredi sözleşmeleri ve türev işlemleri çerçeve sözleşmelerine aykırı şekilde, dava konusu türev işlemlerin, davacı talimatı bulunmaksızın ve vadesinden önce kapatıldığı iddiasına dayalı olarak maddi ve manevi tazminat alacağının varlığı ve miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.
Sermaye Piyasası, Denetim ve Finans Uzmanı, SMMM, Bağımsız Denetçi, ... Bankacı ..., Sermaye Piyasası ve Finans Uzmanı ... tarafından düzenlenen 01/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalının Davacıya ait opsiyon işlemlerini vadesinden önce erken kapatması sebebiyle, Davacının uğradığı fazla zararın 17.902.100 TL olarak tespit edildiği, davalı bankanın davacının hesaplarını kapatma gerekçesi olarak ... uyarısına dayanmasının haklı bir gerekçesinin bulunmadığı, davalı Banka’nın, Davacı şirkete, hesabında teminat eksiği bulunduğunu bildirdiğini ve bu teminat eksiğini tamamlaması için çağrı yaptığını gösterir bir kayda dosyada rastlanmadığı, davacının işlemlerinin Davalı Bankanın tek taraflı iradesi ile vadesinden önce kapatılması sebebiyle davacının bu erken kapama sebebiyle fazladan katlandığı zarar olarak 17.902.100,00 TL’nin aşağıda hesaplayacağımız faizi ile birlikte davalı banka tarafından davacıya ödenmesinin Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının manevi tazminat talebinin takdirinin münhasıran Mahkemeye ait olduğu, davacının Davalı Bankadaki mevduat hesaplarından çekilen para bakımından, şimdilik 20.000 TL olarak talep ettiği zarar bakımından, 29.08.2018 tarihinde oluşan zarar Davacının hesaplarından çekilmiş olup, aşağıda yapacağımız faiz hesabıyla hesabından çekilen paralar için faiz hesaplanmış olacağından, mevduat için ayrıca faiz hesaplanmasının mükerrerliğe yol açacağı, davacının talebi de dikkate alınarak, davalı bankanın erken kadavalı banka’nın erken kapatmayı yaptığı 29.08.2018 tarihinden dava tarihi olan 21.01.2020 tarihine kadar geçen 510 günde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Avans İşlemlerinde Uygulanan Faiz Oranı esas alınarak, 17.902.100,00 TL anapara üzerinden hesaplanan 4.812.681,22 TL faiz ile birlikte Davacının Davalı Banka’dan toplam alacağının 22.714.781,22 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir.
Sermaye Piyasası, Denetim ve Finans Uzmanı, SMMM, Bağımsız Denetçi, Avukat ... Bankacı ..., Sermaye Piyasası ve Finans Uzmanı ... tarafından düzenlenen 16.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; avans faiz oranına göre, USD/TRY paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan; Anapara (Asıl Alacak) tutarının 17.902.100,00 TL olduğu, dava tarihine kadar hesaplanan 3.994.816,61 TL faiz ile birlikte Toplam Alacak tutarının 21.896.916,61 TL olduğu, USD/EUR paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan Anapara (Asıl Alacak) tutarının 4.006.043,90 TL olduğu, dava tarihine kadar hesaplanan 1.281.246,10 TL faiz ile birlikte Toplam Alacak tutarının 5.287.290,00 TL olduğu, bankaların mevduat ortalama faiz oranına göre, USD/TRY paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan; Anapara (Asıl Alacak) tutarının 17.902.100,00 TL olduğu, dava tarihine kadar hesaplanan 3.698.788,98 TL faiz ile birlikte Toplam Alacak tutarının 21.600.888,98 TL olduğu, USD/EUR paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan Anapara (Asıl Alacak) tutarının 4.006.043,90 TL olduğu, dava tarihine kadar hesaplanan 1.138.534,45 TL faiz ile birlikte Toplam Alacak tutarının 5.144.578,35TL olduğu belirtilmiştir.
Sermaye Piyasası, Denetim ve Finans Uzmanı, SMMM, Bağımsız Denetçi, ..., Bankacı ..., Sermaye Piyasası ve Finans Uzmanı ... tarafından düzenlenen 31.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; Eğer huzurdaki dosyada davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın maddî unsuru bir opsiyon sözleşmesi uyuşmazlığı ve buna göre bir sermaye piyasası işlemi olarak dikkate alınacak ise “teminat tamamlama çağrısı” sürecinin eksiksiz olarak tamamlanmasının bekleneceği, bir eksiklik bulunması halinde tam bir teminat tamamlama çağrısından söz edilemeyeceği; ayrıca teminat tamamlama çağrısının açık bir şekilde ifade edilmesi gerektiği, dosyada tam ve açık bir teminat tamamlama çağrısı yapıldığını gösterir kesin bir delilden söz edilmeyeceği, Eğer huzurdaki dosyada davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlığın maddî unsuru bir bankacılık işlemi olarak dikkate alınacak ise taraflar arasındaki güven ilişkisi temelinde yürütülen uzun süreli bir kredi riskini azaltma çabasından söz edilebileceği, bu durumda Davalı Bankanın dayandığı ... duyurusunun öne çıktığı, ... duyurusunun mahiyeti Kök Raporumuzda ayrıntılı olarak açıklanmış olduğundan, bu kapsamda ayrıca bir değerlendirme yapılmasını gerektirecek ek bir delilin dosyaya girmediği, Mahkemece Davacı lehine karar verilmesi halinde dikkate alınmak üzere, davalının davacıya ait hesaptan 13.12.2017 tarihinde çektiği 57.340.370,00 TL’den davacının opsiyon hesabında her işlemin vade sonunda oluşacak kâr ve zararların toplamı olarak edeceği 44.589.987,80 TL zarar toplamının mahsubundan sonra 12.750.382,20 TL anaparasının olacağı, buna göre davalı bankanın davacı müşterisinin hesabından 12.750.382,50 TL’yi fazladan çekmiş olacağı, eğer Davacının talebi Mahkemece kabul görür ise davalının davacıya, fazladan tahsil ettiği 12.750.382,50 TL’yi anapara borcu olarak iade etmesi gerekeceği, Yıllık yüzde 13,68 faiz oranı üzerinden, 13.12.2017’de davacının hesabından çekilen 57.340.370,00 TL üzerinden her bir sözleşmenin vadesinde oluşacak zarar mahsup edilerek bulunan değişen anapara tutarları üzerinden hesaplanan faiz kaybı tutarının 2.093.527,32 TL olarak hesaplandığı, Opsiyon sözleşmelerinin en son vade tarihinden Dava tarihine kadar geçen 145 gün hesabıyla yıllık yüzde 13,68 ortalama mevduat faiz oranı ve 12.750.382,20 TL anapara üzerinden 702.546,06 TL faizin davacı tarafından davalı bankadan talep edilebileceği, davacının kredi kullanarak katlandığı kredi faizinin ancak mevduat faiz oranı üzerinden hesapladığımız faiz getirisini aşan kısmını talep edebileceği, tüm kredi faizini talep etmesi halinde bir yandan parasından mahrum kalması sebebiyle mevduat faizi ile tazmin edilmişken bir de aynı anapara üzerinden kredi faizi talep eder durumda olacağı, bu talebin tazmin edilen mevduat faizini aşan kredi faizi kısmı kadar bir mükerrer talebe sebep olacağı, Davacı tarafça dosyaya sunulan son beyan dilekçesi ekinde Davacının kredi kullanımlarına dair bazı dökümler yer almakla birlikte bu dökümlerin sadece sınırlı bir bölümünde faiz oranı belirtilmiş olduğundan ve ayrıca kullanılan toplam kredi tutarı davacının davalı bankaca sözleşmelerin erken kapatılması sebebiyle mahrum kalmış olabileceği anapara tutarını oldukça aşan tutarlar olduğundan dosyadaki taleple eşleştirilmesinin mümkün olmadığı ve bir kredi faizi kaybı hesaplamaya elverişli bilginin mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Sermaye Piyasası, Denetim ve Finans Uzmanı, SMMM, Bağımsız Denetçi, ..., Bankacı ..., Sermaye Piyasası ve Finans Uzmanı ... tarafından düzenlenen 25/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda;tarafların itirazları dikkate alınarak yapılan alternatifli hesaplamalar sonucunda avans faiz oranına göre USD/TRY paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan Toplam Alacak tutarının 21.896.916,61 TL olduğu, USD/EUR paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan Toplam Alacak tutarının 5.287.290,00 TL olduğu, bankaların mevduat ortalama faiz oranına göre USD/TRY paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının davalıdan Toplam Alacak tutarının 21.896.916,61 TL olduğu, USD/EUR paritesine dayalı sözleşmeler için, davacının Toplam Alacak tutarının 5.706.399,26 TL olduğu, davacının hesabından çekilen mevduatın anapara ve faiz kaybının davacının mevduat hesabından çekilen anaparanın son işlem gününden Dava tarihine kadar geçen 146 gün için TCMB Avans Faiz Oranları değişen tarihlere göre dikkate alınmak suretiyle 24.768.513,89 TL anapara için hesaplanan 1.750.760,71 TL faiz kaybı ile birlikte Davacının toplam kaybı, hesaptaki her bir işlem gününe göre hesapladığımız faiz kaybı ile birlikte toplam mevduat anapara ve faiz kaybının (24.768.513,89 TL + 1.750.760,71 TL + 5.981.621,19 TL =) 32.500.895,79 TL olduğu belirtilmiştir.
Taraf iddia ve savunmaları ibraz edilen deliller, bilirkişi rapor ve ek raporu ile Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Taraflar arasında imzalanan Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi kapsamında çok sayıda opsiyon işleminin gerçekleştiği, davalı tarafından davacıya ait Avrupa tipi işlemlerin , davacı talepleri dikkate alınmaksızın vadesinden önce kapatılması nedeni ile oluşan davacı zararının tazmini istemi olup ,bu kapsamda ; İşlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 100.000 TL tutarındaki maddi zararının İşlemlerin vadesinden evvel kapatılması nedeniyle davacı Şirketin nakit akışını sağlamak üzere hesabına yatırdığı, personel maaşlarının ve vergi yükümlülüklerinin ödenmesine ve özellikle hammadde alımında kullanmak üzere tahsis ettiği mevduatın davalı Banka tarafından türev işlemin kapanmasında kullanılması nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 20.000 TL tutarındaki maddi zararın 1.000.000 TL tutarındaki manevi zararının 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte tahsili istemine dayalı olarak açıldığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki ... tipi opsiyon sözleşmeleri kapsamında, davacı alıcıya opsiyonla kazanılan hakkın vadede kullanılabilmesine imkân vermekte olup, davacı şirket hakkın alıcısı ve dolayısıyla hak sahibi sıfatı ile USD parayı, TL karşılığında satın alma hakkına sahip olup, hak sahibi, hakkı kullanmanın kendi yararına olup olmadığına bakarak verir. Davalı Bankanın Davacının hesaplarının erken kapatmaya dair açıklaması, opsiyon sözleşmelerinin temel kuralı olan ve taraflar arasındaki Türev İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinde düzenlenen teminatın eksilmesi halinde eksik teminatın tamamlanmasına dair bir yükümlülük ihlali olmayıp Davalı Bankanın kapatma, hak kullanımı sebebiyle , USD satın alma hakkını kullanarak işlem sözleşmelerini sonlandırarak değil Avrupa tipi sözleşme nedeni ile vadeden önce hak kullanma yetkisi olmadığından ...’nın talimatı ve Davacının riskinin artması nedeni ile kullanmış olduğunu ifade etmiştir.
...’nın bankalara yönelik uyarısı "Bilindiği üzere bankaların yurtdışı yerleşiklerle yaptıkları bir bacağı döviz diğer bacağı TL olan para swaplarından, işlemin başlangıç tarihinde spotta yurtiçi bankaların TL verip döviz aldıkları swap işlemleri ile yine bu mahiyetteki swap benzeri (spot + vadeli döviz işlemi) işlemler toplamının bankaların en son hesapladıkları yasal özkaynaklarının %25’ini geçemeyeceği, bu minvalde mevcut aşımlar giderilinceye kadar yeni bir işlem yapılamayacağı, bu mahiyetteki vadesi gelen işlemlerin yenilenemeyeceği, söz konusu oranın günlük olarak solo ve konsolide bazda hesaplanacağı daha önce kararlaştırılmıştı.
Bu defa, yukarıda belirtilen sınırlama kapsamına, bankaların vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri forward, opsiyon ve bu gibi swap dışındaki türev işlemlerinin de dahil edilmesine karar verilmiştir" şeklindedir.
Esasen ... uyarısı bankaların yurt dışında yerleşik kişilerle yaptıkları türev işlemler ve vadeli işlemler ile ilgili bir sınırlamayı göstermekte olup davacı şirketin merkezinin ... olduğu ,yine ... uyarısı, bankanın yasal özkaynaklarının yüzde 25’ine kadar bu işlemleri yapabileceklerine dair bir sınır belirlemekte olup, “mevcut aşımlar giderilinceye kadar yeni bir işlem yapılmayacağı, bu mahiyetteki vadesi gelen işlemlerin yenilenemeyeceği” yönünde bir eylem tarzı belirlemekte ve vadesi gelmemiş türev işlemleri kapatmaya yönlendirmemekte olduğu bu çerçevede, davalı Bankanın davacının hesaplarını kapatma gerekçesi olarak ... uyarısına dayanmasının, haklı bir gerekçesi bulunmadığı ve oluşan davacı zararından sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı arasındaki uyuşmazlık; opsiyon sözleşmesine dayanmakta olup, buna göre bir sermaye piyasası işlemidir ve “teminat tamamlama çağrısı” sürecinin eksiksiz olarak tamamlanması ve açık ve net bir şekilde teminat tamamlama çağrısı yapılması gerekmektedir. Davalı tarafça davacının riskinin artmış olması sebebiyle kendileriyle yapılan görüşmeler sonrasında davacının bir cevap vermemesi sonucunda hesapların kapatıldığı davalı tarafça iddia olunmakta olup;
Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.4 maddesinde,
"Müşteri, teminat tamamlama çağrısını aldığı tarihten itibaren 24 (yirmidört) saat içinde, istene ilave teminatı vermez ve / veya vermek istediği teminatın niteliği BANKA tarafından kabul edilmez ise, BANKA Sözleşme’nin her aşamasında bağlanmış; ancak henüz vadesi gelmemiş işlemleri, vadesini beklemeksizin tek taraflı olarak feshederek işlemleri tasfiye edebilir. " şeklinde düzenleme mevcut olup Bu düzenleme davalı Bankaya teminat tamamlama çağrısı yapma ve 24 saat içinde teminat tamamlanmaz ise işlemleri kapatma yetkisi vermektedir.
Taraflar arasındaki ihtilafın esasını" Davalı Banka tarafından Davacı şirket ile aralarında geçerli opsiyon sözleşmelerine uygun şekilde, Davacıya, teminat tamamlama çağrısı yapılıp yapılmadığı" hususu oluşturmakta olup taraflarca bu durumu irdeleyen uzman mütalaaları dosya kapsamına ibraz edilmiştir.
Davalı tarafça ibraz edilen ses kaydına yönelik CD çözümü ile ; Davalı Banka’nın, Davacı şirkete, hesabında teminat eksiği bulunduğunu bildirdiği ve bu teminat eksiğini tamamlaması için çağrı yaptığını gösterir bir kaydın bulunmadığı ,davalı Banka çalışanının davacı yetkililerine açıklamalarının kredi imkânı sağlanması, mevcut sözleşmelerin kısmen kapatılması ve bu yolla davacı şirketin kredi imkânının genişletilmesi yönünde olduğu, ibraz edilen bilirkişi 2. Ek rapırunda belirtildiği üzere 2 adet CD içindeki ses kayıtlarının dinlenilmesi neticesinde ;Ses kayıtlarında teminat tamamlama (margin call) ifadesi banka yetkilileri tarafından iki ayrı yerde telaffuz edilmekte olduğu, bunlardan birincisi ilk görüşme kaydında, Davalı Banka temsilcisinin sesini kısarak, anlaşılabilirliği düşük bir tonda “margin call” ifadesi, ses çözümü yapan bilirkişi tarafından “anlaşılamayan” olarak kaydedildiği, Burada Banka temsilcisinin açık ve kesin bir “margin call” beyanından söz edilemeyeceği ,İkincisi ise “...” son görüşmede, bir yerde Banka temsilcisinin tam bir ifade olarak telafuz etmediği ve arka plandaki bir başka Banka yetkilisinin “ek teminat getirme” olarak düzelttiği bir beyan olarak geçmekte olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ile Davalı arasındaki opsiyon sözleşmesi mevcut olup Opsiyon ve vadeli işlem sözleşmelerinde müşterinin pozisyonları ve bu pozisyonlardaki kâr ve zarar tutarları hesaplanarak, her bir opsiyon ve vadeli işlem sözleşmesi için ayrı ayrı teminat tamamlama çağrısı (...) yapılması ve bu çağrı ile müşteriye bir ödeme süresi tanınması ve yatırılması gereken tutarın açık ve kesin bir şekilde bildirilmesi esastır. Yatırımcının (müşterinin) açtığı her bir pozisyonun ayrı işleme tabi tutulması her bir yeni pozisyonun ister alış ister satış olsun, bu pozisyona özgü bir teminat tesisini gerekli kılması ve bu pozisyonun riskinin diğer pozisyonlardan ayrıca takip edilmesi gereğinin bir sonucu olup, Bu kapsamda “teminat tamamlama çağrısı” sürecinin eksiksiz olarak tamamlanması gerekmetedir., CD çözümünde belirtilen “margin call” kaydında, Davalı temsilcilerinin açık ve kesin bir teminat tamamlama çağrısından söz edilemeyeceği bu kapsamda da davalı iddiasına aykırı olarak davacıya açıkça opsiyon işlemlerindeki teminat açığının tamamlanması yönünde bir çağrının mevcut olmadığı Davalı Bankanın Davacının hesaplarını kapatma gerekçesi olarak ... uyarısına dayanmasının haklı bir gerekçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı talebi Davalı Banka nezdindeki mevduatının Banka tarafından haksız şekilde çekildiği ve vadesinden önce kapatılan opsiyon sözleşmeleri sebebiyle oluşan zarara mahsup edilmesi sebebiyle uğradığı zararın tazmini talebi olup, Davacının iddiası hem mevduat hesabındaki parasından mahrum kalması sebebiyle oluşan faiz kaybı ve hem de bu mahrumiyet sebebiyle kullanmak zorunda kaldığı iddia ettiği kredi faizinden doğan kaybının tazmin edilmesi yönündedir.
Bilirkişi heyetince ibraz edilen ve davalı banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ve ek rapor kapsamında yapılan hesaplama neticesinde ;Davalının Davacıya ait hesaptan 13.12.2017 tarihinde çektiği 57.340.370,00 TL’den Davacının opsiyon hesabında her işlemin vade sonunda oluşacak kâr ve zararların toplamı olarak davacının fazladan katlandığı kümülatif zararın 29.06.2018 yürürlülük tarihinde %19,50 avans faiz oranı ,11.10.2019 yürürlülük tarihinde %18,25 avans faiz oranı , 21.12.2019 yürürlülük tarihinde %13,75 avans faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde USD/TRY işlemlerinden doğan 17.902.100,00-TL ve EUR/USD İşlemleri Bakımından Takas (Vade) tarihindeki Kâr/Zarar (TL) değerlerinin Davalı Bankanın Erken Kapatma Tarihindeki Kur olarak uyguladığı 6,485 TL/USD kuru ile Takas (Vade) Tarihindeki Kar/Zarar (USD) değerleri çarpımı ile Davalı Banka’nın erken pozisyon kapatma işleminde uyguladığı döviz kuru üzerinden bulunan Davacının TL cinsinden bilirkişi 3. Ek raporunda yapılan hesaplama sonrasında hesap edilen EURO/USD işlemlerinden doğan 4.006.043,90 TL olmak üzere toplam 21.908.143,90 TL ana para alacağının 29/08/2018 tarihinden itibaren her bir işlem tarihindeki avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği ,
Davacının yoksun kalınan kazanç kaybı isteminin Davacının hesabından 28.08.2019 tarihi itibariyle faizsiz anapara bakiyesinin 24.768.513,89 TL olduğu hükme esas alınan bilirkişi 3. Ek raporundaki hesaplama neticesi bulunan 5.981.621,19 TL olarak kabul edilerek dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır.
Davalı tarafça her ne kadar manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki opsiyon sözleşmelerine dayalı olarak maddi tazminat istemine dayalı olarak açılan davada, davacı şirketin hükmi şahsiyetinin manen zarar görmesine yol açacak eylemlerin varlığının subut bulmadığı, maddi tazminata yol açan durumların manevi zarar doğuran bir eylem olarak da değerlendirilemeyeceği gözetilerek manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bu talebin reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacının maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile kur farkından kaynaklı zarar talebine ilişkin olarak USD/TRY işlemlerinden doğan 17.902.100,00-TL ve EURO/USD işlemlerinden doğan 4.006.043,90 TL olmak üzere toplam 21.908.143,90 TL ana para alacağının 29/08/2018 tarihinden itibaren her bir işlem tarihindeki avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin REDDİNE,
2-Davacının yoksun kalınan kazanç kaybı isteminin KISMEN KABULÜ ile 5.981.621,19 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin REDDİNE,
3-Manevi tazminat talebinin REDDİNE,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 1.905.149,86-TL nispi karar ve ilam harcından 552.876,80-TL peşin alınan harcın mahsubuna, bakiye 1.352,273,06-TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 552.876,80-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,,
6-Kabul edilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 523.081,44-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kabul edilen kazanç kaybı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 363.816,21-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen maddi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 281.018,51-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Reddedilen kazanç kaybı yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 93.327,75-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Reddedilen manevi tazminat yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 140.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 19.304,40-TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre % 98'inin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davalı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 6.550,00-TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre % 2'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
14- Davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,
15-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) 1.293,60-TL'sinin davalıdan, bakiye 26,40-TL'sinin ise davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/04/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
HARÇ BEYANI /
1.905.149,86-TL KARAR HARCI
552.876,80-TL PEŞİN HARÇ /
1.352.273,06-TL KALAN HARÇ
DAVACI GİDERİ /
54,40-TL BVH.
18.900,00-TL BİLİRKİŞİ ÜCRETİ
350,00-TL POSTA MAS. /
19.304,40-TL TOPLAM
DAVALI GİDERİ /
6.200,00-TL BİL.ÜCR.
350,00-TLPOSTA /
6.550,00-TL TOPLAM
DAVALI GİDERİ /
6.200,00-TL BİL.ÜCR.
350,00-TLPOSTA /
6.550,00-TL TOPLAM
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!