T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/786 Esas
KARAR NO : 2024/52
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/11/2023
KARAR TARİHİ : 19/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 27/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle, Müvekkil ...adresinde mukim ...Şirketinde otomobil alım satım işiyle iştigal ettiğini, Müvekkil ve davalı yanın, davalıya ait ... plaka sayılı aracın satımı ve yeni araç alımı konusunda anlaştıklarını, söz konusu anlaşma gereğince ...Şirketine ait araca ilişkin ekspertiz raporu davalı ile paylaşıldığını, akabinde de davalı yan müvekkile ait ... marka modelli ... plaka sayılı aracın alımı için 10.05.2023 tarihinde ...iban nolu hesap üzerinden müvekkilin eşine ait ... iban nolu hesaba 5.000,00-TL kapora gönderdiğini, daha sonra davalının talebi üzerine müvekkilce kredi başvurusunda bulunulduğunu, söz konusu kredi onayından sonra davalıya ait ... plaka sayılı araç üzerinde ekspertiz incelemesi yapıldığını, Müvekkil tüm bu sürecin yürütülmesini sağladığını, tüm bu süreçte yapılan masraflara istinaden müvekkil tarafından 11.05.2023 tarih, ... fatura numaralı , 2 adet otosor İD:... ve ... nolu kredilerin onayına istinaden kredi hizmet bedeli ve ... plaka sayılı ... bedelini içeren toplam 5.900,00-TL bedelli fatura tanzim edildiğini, Müvekkilin üzerine düşen edimleri eksiksiz bir şekilde yerine getirerek borcunu gereği gibi ifa ettiğini, buna karşılık olarak müvekkil tarafından mezkur faturaların tanzim edildiği ve söz konusu faturaların bedelinin davalı yanca ödenmediği tüm dosya kapsamıyla sabit olup davalı yanın müvekkile icra takibinde belirtilen miktarda borçlu olduğunun alınacak bilirkişi raporu ile de sübuta ereceğini, fatura bedelini ödemeyen davalıya yapılan hatırlatma çabaları da çaresiz kaldığını daha sonra müvekkilde davalı yana ait aracın ekspertiz masrafına istinaden 1.000,00-TL'yi uhdesinde tutarak kalan 4.000,00-TL'yi davalıya iade ettiğini, Müvekkilin davalı yan ile yapmış olduğu iş gereği üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davalı yan müvekkil tarafından tanzim edilen fatura bedellerinini ödemediği gibi haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine de itiraz ettiğini, davalı yanın bu tutumunun MK madde 2 de "...Bir hakkın kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez..." şeklinde tanımlanan dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, müvekkilin alacağının, müvekkil şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de sübuta ereceğini, davalı-borçlu yanın müvekkile ödemesi gereken miktarı geciktirmek ve mümkünse ödeme yükümlülüğünden kurtulabilmek amacı ile haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine itiraz etmiş ve bu nedenle takibin durdurulduğunu, müvekkilin alacağının bulunduğu açık olup ihtiyati haciz kararı tesis edilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiğinin kabul olunması gerektiğini, davalı/borçlu yanın taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine iş bu davada talep edilen 5.900,00- TL. tutarında ihtiyati haciz tesis edilmesini, davalı borçlunun haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptalini ve itiraz kötü niyetli olarak yapılması nedeniyle borçlunun İİK 67/2 maddesi uyarınca %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, bu nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile davalı/borçlu yanın taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine 5.900,00-tl ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasını; haklı davanın kabulüyle, davalı/borçlunun ... 9. icra müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, HMK 391/1 maddesi gereğince müvekkil tarafından taraflarına ödenen vekalet ücretinin ve yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 19/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle, işbu davada yetkili olan mahkemenin müvekkil ve davalı arasındaki hukuki anlaşmazlık bakımından Tüketici Mahkemeleri olduğunu, Müvekkilin davalı ile arasındaki anlaşmazlığın tüketici mahkemelerinin konusu olduğunu, bu bağlamda davanın açılması gereken mahkeme müvekkilin adres kaydına göre Bakırköy Tüketici Mahkemeleri olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında çıkarılan 6502 Sayılı Kanunun 73. Maddesinin (5) Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesinde de açılabileceğini, Müvekkilin adresinin ... sınırlarında olduğundan sebeple ... Adliyesinde açılamayan Tüketici Davalarında yetkili mahkeme ... Tüketici Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, müvekkilin devlet memuru olduğunu, bu sebeple tüketici konumunda olan müvekkile karşı açılması gereken davanın tüketici mahkemesi nezdinde açılması gerektiğini, davaya konu icra takibinde müvekkil adına kesilmiş olan faturadan kaynaklı olan alacağın mesnetsiz olduğunu, Müvekkilin davacıya karşı böyle bir borcu bulunmamakla birlikte, davacının takibe konu etmiş olduğu fatura müvekkile tebliğ edilmediğini, faturanın tebliğ edilmediği gibi ödeme konusunda müvekkile gönderilen bir ihtarnamede bulunmadığını, bu tebliğin posta yolu ile ya da elden yapılmasının mümkün olabileceğini, düzenlenen bir faturanın geçerli olabilmesi için alt nüshasının faturayı alan tarafından imzalanması gerektiğini, zira bu hususun faturayı alanın faturadan haberdar olduğunu gösterdiği için önem arz ettiğini, karşı tarafa tebliğ edilmeyen yani ulaştırılmayan faturanın içeriğinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, faturanın karşı tarafa tebliğ edilip, TTK’nın 21/2 maddesine göre itiraz edilmemesi halinde içeriğinin kesinleşmesinin, irsaliyeli fatura da “sevk irsaliyesi” ve “fatura” yerine geçen, her ikisinin bir arada düzenlendiği resmi bir belge olduğunu, aynı fatura gibi karşı tarafa ulaştığında hüküm ifade ettiğini, faturaya konu olduğu iddia edilen ticarette (ticarete ilişkin borcu kabul etmemekle birlikte ) müvekkile davacıya ait galeriye kendi aracı olarak ... plakalı aracı satmak ve aynı zamanda davacıya ait olan... plakalı aracın alımı konusunda anlaşmaya vardıklarını, yapılan anlaşmada bir kısım peşinat ve geri kalan kısmın tüketici kredisi ile ödenmesi konusunda anlaşmaya varılmışken galeri hizmeti veren firma sahibi olan davacı hesabın yanlış yapıldığından kaynaklı olarak müvekkilin 100.000,00 TL ( Yüzbin Türk Lirası) daha ödeme yapması gerektiğini söylediğini bu durumun müvekkil tarafından kabul edilmediğini, söz konusu meblağın galeride çalışan bir beyfendin başvurusu ile müvekkilin rızası olmadan çekildiğini, aynı zamanda çekilecek olan krediye ve yapılacak diğer işlemlere ait ayrıca bir ödeme yapılacağına ilişkin müvekkile davacı tarafından herhangi bilgilendirmede yapılmadığını, gerçekleşmeyen ticaret sonrasında davacı müvekkile karşı davaya konu olan ... 9. İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, kötü niyetli olarak başlatılan icra takibine müvekkil tarafından itiraz edildiğini, davaya konu olan icra takibi mesnetsiz ve aslı olmayan bir borca karşılık davacı tarafından açıldığını, kötü niyetle açılmış olan icra takibine karşılık davacı yana kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davaya ilişkin olarak davacı yan ile yapılmış Whatsapp yazışmalarını delil olarak sunduklarını, bu nedenlerle delilerinin kabulüne ve tanıklarının dinlenilmesine karar verilmesini, huzurda açılan davaya ilişkin yetki itirazların kabulü ile davanın reddine
karar verilmesi ve davanın devamına karar verilmesi halinde kötü niyet ile davacı tarafından yapılan icra takibinin iptaline karar verilerek davacının kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına hükmedilmesini, yapılan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerininde davacı tarafından karşılanmasına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda,
Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görev alanı TTK m.4 ve m.5 hükümlerinde tanımlanmıştır. Davanın ticari dava olarak kabulü ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olması zorunludur. Ayrıca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenleme konusu yapılmış hususlardan doğan hukuk davaları ile TTK m.4/1-b,c,d,e,f bentlerinde belirtilen hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenleme konusu yapılmıştır.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. Maddesinde kanunun kapsamı "bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." şeklinde açıklanmıştır. Kanunun "tanımlar" başlıklı 3. Maddesinde ise tüketici işlemi "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" biçiminde tanımlanmıştır.
Davacı, davalı ile yeni araç alımı konusunda anlaştığını, daha sonra davalının talebi üzerine davacının kredi başvurusunda bulunulup söz konusu kredi onayından sonra davalıya ait ... plakalı araç üzerinde ekspertiz incelemesi yapıldığını, tüm bu süreçte davacının 5.900,00 TL masraf yaptığını belirtip, 5.900,00 TL'lik fatura tanzim ettiğini, davalının, 5.900,00 TL'Lik fatura bedelini ödememesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptalini talep etmiştir. ,
Taraflar arasındaki hukuki ilişki incelendiğinde, davacının dava dışı ...Şti 'nde otomobil alım-satım işi ile uğraştığı, davalı ile davalının aracının ...'e takas olarak verilip, ...ait aracın davalıya satılması hususunda anlaşma yapıldığı, daha sonra bu anlaşmanın bozulması sebebiyle davacının yapmış olduğu masrafları ve kredi hizmet bedelinin davalıdan talep ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davalı ... Tüketicinin korunması kanunu kapsamında, tüketicidir.
Dolayısıyla davacı ile tüketici konumunda bulunan davalı arasındaki ilişki bir tüketici ilişkisidir. Dava 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Bu nedenle açılan davada Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine,
2-Mahkememiz kararı kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi tüketici Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.19/01/2024
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!