WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

İSTANBUL 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/72 Esas
KARAR NO : 2024/199

DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 27/01/2023
KARAR TARİHİ : 13/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 27/01/2023 tarihli dava dilekçesinde, Müvekkil davacı ..., merhum ...’nun dört çocuğundan biri ve bu sıfatı itibarıyla yasal mirasçısı olduğunu, ayrıca Şirket’te hâlihazırda (terekedeki paylardan bağımsız olarak) pay sahibi olduğunu, butlanın tespiti davasının davacı sıfatının her şeyden önce pay sahiplerine ait olduğunu, Müvekkil ...’nun, terekeye ait payların hukuka aykırı şekilde pay defterine kaydedilmesi nedeniyle hem mevcut pay sahibi sıfatı hem de mirasçı sıfatı uyarınca sahip olduğu meşru menfaatleri zedelendiğini, zira hukuka aykırı yönetim kurulu kararı en basit şekliyle bazı malvarlığı unsurlarını terekenin dışına çıkardığını ve Müvekkilin bu malvarlığı unsurlarıyla arasındaki mülkiyet bağını koparmaya çalıştığını, telafisinin önemli ölçüde güç olacağı ve ciddi zararlar doğuracağı düşünüldüğünde, davanın konusunu teşkil eden ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kayda ilişkin 1. maddesinin yürütülmesinin tedbiren geriye bırakılması taleplerinin bulunduğunu, şirket kurucu ortağı ve pay sahibi ... 24.12.2022 tarihinde vefat ettiğini, şirket, pay sahibi sayısının birden fazla olan bir anonim şirket olduğunu, Müteveffa ...’nun vefatından önce şirket pay sahipliği yapısının, ...'nun 680 toplam hisse, B-C-D-E grubu, ...'nun 850 toplam hisse, A grubu, ...'nun 680 toplam hisse, B grubu, ...'nun 680 hisse, E grubu, ...'nun 680 hisse, C grubu, ...'nun 680 hisse, D grubu şeklinde olduğunu, bu kişilerden, ..., ... ve ... aynı zamanda Şirket yönetim kurulu üyeleri olduğunu, şirket’in kontrolünü hukuka aykırı birtakım girişimler sonucunda elde etmiş olan bu kişilerin keyfiyeti sebebiyle, kontrol yapısı kendi tercihleri uyarınca hukuka aykırı bir şekilde tesis edildikten sonra, genel kurul ve yönetim kurulu toplantıları kesildiğini, yapılamaz hale geldiğini, yapılmayan tüm bu genel kurullar ve yönetim kurulları sırasında da ... vesayet altında olduğunu, genel kurulların yapılmamasının sebebinin de önceden ...’nun paylarından doğan oy haklarını hukuka aykırı şekilde kullanarak, hukuka aykırı kararlar alan bu kişilerin muris ...’nun vesayet altına alınması kararı ile oylar üzerindeki hâkimiyeti yitirmeleri, hâl böyle olunca hiçbir toplantı yapmamayı seçmeleri olduğunu, Yönetim kurulu başkanı ... tarafından davet edilmediği için Nisan 2022’den beri toplanamayan yönetim kurulu, müteveffa ...’nun vefatının ardından vakit kaybedilmeden toplandığını, toplantı gündeminin “Şirket ortağı ...’nun vefatı nedeni ile TTK md. 494/2 kapsamında yasal mirasçılarına hisse geçişi onayı” olarak tespit edilip duyurulduğunu, konunun gündeme alındığını ve yapılan oylama neticesinde, ...’nun şirkette bulunan B-C-D-E grubu 680 adet hisseye karşılık 68.000,00 TL sermaye tutarının, ... 34. Noterliği’nden düzenlenen...tarihli .... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi ile, 170 hisseye karşılık 17.000,00 TL’sinin ...’na, 170 hisseye karşılık 17.000,00 TL’sinin ...’na, 170 hisseye karşılık 17.000,00 TL’sinin ...’na, 170 hisseye karşılık 17.000,00 TL’sinin ...’na intikal ettiğinden bahisle, mirasçıların hisseleri oranında şirkete ortak olmalarına ve yeni hisse durumunun mirasçıların şirketteki pay bütünlükleri dikkate alınarak pay defterine işlenmesine, onay işleminin mülkiyetin teyidi ve oy hakkının geçişinin tespitini içermesine, yönetim kurulu üyesi ...’nun olumsuz oyuna karşı oyçokluğu ile karar verildiğini, ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, Müteveffa pay sahibi ...’nun mirasçılarının pay defterine işlenmesine yönelik yönetim kurulu kararı kanunun emredici hükümlerini gözetmediğini ve butlanla malul olduğuna karar verilmesi gerektiğini, Muris’in Şirket’teki paylarının toplamda 680 adet olduğunu, o hâlde Müvekkilin mirasçı sıfatıyla 680 adet pay üzerinde malik olması, genel kurulda kendi paylarına ek olarak bu 680 adet pay için temsil edilmesi gerektiğini, fakat yönetim kurulunun pay defterine kaydı sadece 170 pay için gerçekleştirmesi karşısında, geriye kalan 510 adet pay için Müvekkilimiz temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını, Müvekkilin terekeye dâhil tüm paylar için pay defterine diğer mirasçılarla birlikte pay sahibi yazılması gerektiğini, bu nedenle söz konusu yönetim kurulu kararının TTK m. 391’e aykırı olup batıl olduğunu, Mirasçıların terekeye elbirliği ile sahip olduğu ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ettiklerini, TMK m. 640’ın ilgili fıkraları bu hususta tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık olduğunu, miras ortaklığı devam ederken ve dolayısıyla bütün mirasçılar tereke üzerinde elbirliği ile ortakken, anılan emredici hükümler yokmuş ve sanki tereke paylaştırılmış gibi, müteveffa pay sahibi ...’nun paylarının paylaştırılmış şekilde pay defterine işlenmesine karar verildiğini, başka bir deyişle ortakların elbirliği ile sahip olduğu paylar üzerindeki elbirliğiyle mülkiyet rejimi Şirket tarafından ortadan kaldırıldığını, miras ortaklığının ve miras ortaklığına ilişkin TMK m. 640 hükmünün emredici nitelikte olduğu öğretide açıkça ifade edildiğini, bu nedenle miras ortaklığı devam ederken ve terekeye dâhil mallar (somut olayda paylar) üzerinde elbirliği mülkiyeti söz konusuyken bu mülkiyet rejimini yok sayan hukuki işlemler ve organ kararları geçersizdir, kesin hükümsüz olduğunu, nitekim benzer uyuşmazlıkların incelendiği Yargıtay kararlarında, murisin ölümü ile mirasçılara intikal eden paylar bakımından henüz bir taksim yapılmamış olmakla elbirliği mülkiyeti kurallarının geçerli olduğu vurgulandığını, bu kararlarda, pay defteri oluşturulduğu tarihte murisin terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, bu nedenle davaya konu yönetim kurulu kararının yasaya aykırı olduğu açıkça tespit edildiğini, anılan kararlarda miras hukukuna ilişkin hükümlere aykırılık neticesinde ilgili yönetim kurulu kararlarının TTK'nın 391. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile batıl olduğunun tespitine ve batıl yönetim kurulu kararına göre pay defterine işlenen kayıtların önceki duruma getirilmesine karar verilmesinin isabetli bulunduğunu, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ek olarak, terekeye dâhil payların tüm mirasçılar adına pay defterine kaydına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin mirasçılık haklarına sistematik bir şekilde saldırıda bulunulduğunu, bu kapsamda huzurdaki dava ile birebir aynı konuda görülen ve davalısının grup şirketlerinden ... Şirketi'nin olduğu bir uyuşmazlıkta mevcut hukuki sorun Türk hukukunun en önemli müelliflerinden ... tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 293 uyarınca düzenlenen uzman görüşünde halihazırda tartışıldığını, anılan uzman görüşü haklılığımızı ortaya koyar nitelikte olduğunu, yönetim kurulu kararına dayanılarak tesis edilen pay defteri esas alınarak genel kurulun yapılması halinde telafisi güç zarar meydana geleceğini, somut olayda, pay defterindeki kayıtlar hukuka aykırı olmasına rağmen bu kayıtlar esas alınarak genel kurul toplantısı yapılması ve geri dönülemez kararlar alınması tehlikesi söz konusu olduğunu, şirket genel kurulu yıllardan beri yapılmamaktadır (son olarak 2020 yılına ait genel kurul toplantısı yapıldığını ancak anılan toplantının usulsüz olması sebebiyle murisin vefatından önce vasisi tarafından iptali için dava açıldığını, pay sahibi ...’nun vefatı ve paylarının usulsüzce mirasçıları adına pay defterine kaydına yönetim kurulunun hukuka aykırı kararıyla onay verilmesinin ardından, yıllardır genel kurul toplantısı yapmak üzere çağrı yapması için yönetim kurulunu toplamayan mirasçı ve yönetim kurulu başkanı ..., genel kurulu toplantıya çağırmak üzere yönetim kurulunu toplantıya davet ettiğini, davada butlanla malul olduğunun tespiti istenen yönetim kurulu kararına dayanılarak düzenlenen pay defteri esas alınarak genel kurulun yapılması halinde ve bu kişilerin anılan genel kurulda oy kullanması halinde, pay defteri kaydına esas teşkil eden yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine ve pay defterindeki kaydın düzeltilmesine karar verilmesi neticesinde genel kurul kararının da sakatlanacağını, mevcut durumda miras payı varmış gibi (ne var ki asıl olan bütün mirasçıların terekeye el birliği ile sahip olmasıyken) pay sahibi kaydedilen bu kişiler şirket genel kurulunda oy kullanacak ve bu kişilerin oylarıyla geri dönülemez köklü değişikliklere sebebiyet verileceğini, telafisiz zararların oluşmasına engel olunması amacıyla,... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kayda ilişkin 1. maddesinin tedbiren yürütülmesinin geriye bırakılmasını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, TTK m. 391 uyarınca, ... tarihli ve ...sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kayda ilişkin 1. maddesinin mutlak butlan ile malûl olduğunun tespitine, anılan karar uyarınca pay defterine işlenen kaydın düzeltilmesine, dava kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar, ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının pay defterine kayda ilişkin 1. maddesinin tedbiren yürütülmesinin geriye bırakılmasına, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 18/04/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, Müteveffa ... vefat etmeden önce müvekkil şirketteki pay sahiplerinin durumu ve pay oranlarının ... 680- %16, ... 850- %20, ... 680- %16, ... 680-%16, ... 680-%16,... 680-%16 olduğunu, Müteveffanın vefat etmesi sonucunda, mirasçı ...'nun başvurusu üzerine ... 34. Noterliği tarafından ...tarih ve ... yevmiye numaralı veraset ilamı verildiğini, söz konusu veraset ilamına göre ...’nun terekesi 4 pay kabul edilmiş, 1 pay ...’na, 1 pay ...’na, 1 pay ...’na ve 1 pay da ...’na ait kabul edildiğini, 10.01.2023 tarihli 2023/2 sayılı yönetim kurulu kararı ile ...’na ait olan %16 pay oranı, diğer 4 pay sahibi mirasçıya eşit miktarda dağıtıldığını ve TTK m.494/2 gereği geçiş yapılarak yeni pay durumunun, ... 850- %20, ... 850-%20, ... 850- %20, ... 850-%20, ... 850- %20 olduğunu, 10.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararı, 16 Ocak 2023 tarihli 1078 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nin 755. sayfasında ilan edildiğini, söz konusu pay geçişinin belirtildiği üzere TTK m.494/2 hükmüne göre yapılmıştır. TTK m.494/2’de:“Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.” şeklinde ki kanun metninin payların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin hakların derhal geçeceğini açık bir şekilde ifade ettiğini, Müteveffadan kalan pay, eşit oranda paydaşlar arasında dağıtılmış yönetim kurulu kararı da hukuka ve TTK hükümlerine uygun bir şekilde alındığını, ancak davacı yanın her ne hikmetse ...’nun 680 adet pay için temsil edilmesi gerektiğini, dağıtılan 170 adet pay için geriye kalan 510 adet payda ...’nun temsil edilme hakkından yoksun bırakıldığını iddia ettiğini, bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli bir iddia olduğunu, ... hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde, kendisi adına kullandığı payların yanı sıra kendisi hakkında olmayan diğer paylar üzerinde de hak sahibi olma gayretiyle hareket ettiğini, kendisine ait olmayan paydan gelecek haklardan faydalanma amacıyla şirket yönetimini ele geçirme gayesi, işbu davanın ikame edilmesinde ...’nun en büyük saiki olduğunu, somut olayda geçişi yapılan paylar yönünden her bir mirasçı pay sahibine eşit miktarda pay düştüğünü, davacı yanın bu kapsamda kendi hakkı olmayan paylar üzerinde de hak sahipliği iddia etmesi, “temsil edilme hakkının engellendiğine” dair olan soyut ve mesnetsiz iddiayı gerçek kılmadığını, elbette ki kendi hakkı olmayan paylar üzerinde herhangi bir temsil hakkı olacağından da bahsetmek mümkün olmadığını, diğer mirasçının pay sahipleri için de aynı geçiş yapılmış olup aynı hususun geçerli olduğunu, buradaki talebin bile davacı yanın şirket yönetiminde birlikte hareket ettiği ...’yla beraber, diğer paydaşları dışlayarak söz sahibi olma iradesini ortaya koyduğunu, Müteveffanın vefatından sonra pay geçişine müvekkil şirketçe onay verilmesi işleminin yapılması, davacı ...’nun da menfaatine olduğunu, davacı yanın kendi payı olmayan 2.160 adet pay yönünden talepte bulunması aslında daha önce de beraber hareket ettiğini iddia ettiği ... ile birlikte şirket çoğunluk hissesine sahip olma gayretinden geldiğini, bu kapsamda davacı yanın, dava dilekçesinin 2.sayfasında ...’nun vesayet altına alındığı ve ...’nun paylarından doğan oy haklarının hukuka aykırı kullanıldığı yönündeki iddiası da son derece mesnetsizdir. Bu iddiayı kesinlikle kabul etmemekle birlikte huzurdaki dava ile de bu konunun herhangi bir ilgisi bulunmadığını, davacı ..., büyük gayretlerle ... hayattayken vesayet altına alınmasını sağladığını, vasi olarak da yine kendi iradesi doğrultusunda hareket eden... göreve gelmiştir. ..., ...’nun iradesi doğrultusunda da genel kurulda oy kullanmış olup, vasiye yapılan itirazlar sonucunda vasi görevinden istifa ettiğini, vasi tayin edilen dosya ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... E.sayılı dosyası olduğunu, somut olay incelenecek olursa, ...’nun paylarının mirasçılara geçişi için şirket yönetim kurulu kararı alındığını, alınan karar sonucunda pay defterlerine kayıt işlemi yapıldığını, alınan uzman mütalaası somut olaydaki uyuşmazlıkta yönetim kurulu kararının herhangi bir hukuka aykırılık barındırmadığını ortaya koyduğu gibi davacı yanın asıl amacının şirket yönetimini ele geçirmek olduğunu gösterir nitelikte olduğunu, somut olaydaki uyuşmazlığa dair tarafımızca alınan mütalaa hem ticaret hukukçusu, hem de medeni hukuk öğrenim üyesi tarafından hazırlanmış olmasıyla son derece yeterli olduğunu, davacı yan tarafından alınan hukuki mütalaa yalnızca TMK hükümlerince hazırlandığını, uzmanlık alanları şirketler hukuku olmayan Borçlar Hukuku Profesörü tarafından hazırlanan mütalaa bu bakımdan yeterli olmadığını, TTK m.494 hükmü hiç dikkate alınmadığını, ...’nun anonim şirket paylarının, miras ortaklığına dahil olmasının hiçbir pratik sonucu bulunmadığının altının çizilmesi gerektiğini, somut olayda anonim şirket paylarının mirasçılara intikali bakımından sonucun değişmediğini, miras hukukunun hükümlerine istisna teşkil eden TK m. 494/2 gereği, ticaret hukuku kuralları uyarınca, bu miras hukukunun genel hükümlerinden ayrılmayı gerektiren bir durum olduğu ortaya konulduğunu, murisin paylarının mirasçılara intikal ettiği, bu payların miras ortaklığına dahil edilemeyeceği açıklandığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya cevap veren Feri Müdahil Vekili dilekçesinde, ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin...Tereke sayılı dosyasından verilen 23.03.2023 ve 28.03.2023 tarihli ara kararlar ile; 25.12.2022 tarihinde vefat eden, ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi Cilt No:..., Hane No:...' BSN:1 de nüfusa kayıtlı ... ve ... oğlu, ... 20.10.1920 doğumlu, ... T.C. kimlik numaralı müteveffa ...'nun terekesine geçici tereke memuru olarak atanmalarına karar verildiğini, huzurdaki dosyadan müvekkile çıkarılan tebligat ile duruşma gün ve saati bildirildiğini, 31.05.2023 tarihinde görülen duruşmaya müvekkile vekaleten katılım sağlandığını ve söz konusu duruşma ara kararıyla dosya kapsamında beyanda bulunmak üzere taraflarına iki haftalık kesin süre verildiğini, müteveffanın mirasçısı ve aynı zamanda davalı şirketin pay sahibi ... tarafından ikame edilen huzurdaki dava ile; davalı şirket yönetim kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının batıl olduğunun tespiti ve pay defterinde gerçekleştirilen hukuka aykırı kaydın düzeltilmesi talep ettiklerini, müteveffa ...’nun 24.12.2022 tarihinde vefat etmesi üzerine mirasçı ...’nun talebi üzerine .... 1. Noterliği’nce düzenlenen ... tarih ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre müteveffadan geriye yasal mirasçıları olarak ..., ..., ... ve ... kaldığını, Müteveffanın mirasçıları arasında terekeye dahil hak ve borçların paylaştırılması hususunda mutabakat sağlanamadığından mirasçı ... tarafından TMK’nın 640. maddesinin 3. fıkrası kapsamında ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ...Tereke sayılı dava dosyasıyla paylaşma yapılana kadar müteveffanın terekesine temsilci atanması talep edilmiş olup işbu derdest dosyada müteveffa ...'nun terekesinin tespiti ve korunmasına yönelik işlemler yürütüldüğünü, somut olayda henüz terekeye ait hak ve alacaklar paylaştırılmadığı, dolayısıyla tereke üzerindeki elbirliği mülkiyet devam ettiği ve mirasçılar arasında terekeye dahil şirket hisselerinin paylaştırılmasına dair oybirliğiyle alınmış bir karar olmadığı halde mirasçı ...’nun başvurusu üzerine davalı şirket yönetim kurulunun ... tarih ve ...kararı ile müteveffa ...’nun hisselerinin mirasçıları arasında miras payları oranında paylaştırılması emredici nitelikteki TMK 640 madde hükmüne aykırı olmakla batıl olduğunu, somut olay ile bire bir örtüşen şekilde, müteveffa ...’nun hissedarı olduğu bir diğer şirket olan ...Tic. A.Ş.’deki hisselerinin mirasçıları arasında miras payları oranında paylaştırılmasına dair... tarih ve ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ve pay defterindeki hukuka aykırı kaydın düzeltilmesi talebiyle mirasçı ... tarafından açılan .... 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dava dosyasından verilen 07.06.2023 tarihli karar ile davanın kabulüne, davalı şirket yönetim kurulu tarafından alınan 10.01.2023 tarih ve 2023/2 sayılı mirasın paylaştırılmasına dair kararın batıl olduğunun tespitine ve pay defterinin intikal öncesi duruma getirilecek şekilde düzeltilmesine karar verilfiğini, bu suretle müteveffaya ait hisselerin yeniden terekeye dahil olması sağlandığını, netice itibariyle huzurdaki davaya konu, davalı şirket yönetim kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararı hukuk aykırı olup işbu kararın batıl olduğunun tespiti ve pay defterinde gerçekleştirilen hukuka aykırı kaydın düzeltilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, böylece batıl olan yönetim kurulu kararına dayanılarak pay defterine işlenen hukuka aykırı kayıt düzeltilerek müteveffaya ait hisseler yeniden terekeye dahil olacağını, bu nedenlerle feri müdahale talebinin kabulüne, yargılama neticesinde davanın kabulü ile ... tarih ve ... sayılı mirasın paylaştırılmasına dair davalı şirket yönetim kurulu kararının batıl olduğunu tespitine ve pay defterinin intikal öncesi duruma getirilecek şekilde düzeltilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu. ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas sayılı dosyası. ... 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin...Tereke sayılı dosyası. ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısı.
GEREKÇE;
Dava, davalı şirketin merhum pay sahibi ...'nun terekesine dahil olan payların, pay defterine hukuka aykırı işlenmesine yönelik olarak alındığı iddia edilen ... tarihli ve ... sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti ile, bu pay defterindeki kaydın hukuka uygun şekilde düzeltilmesine ilişkin yönetim kurulu kararının butlanı davasıdır.
... 24/12/2022 tarihindeki vefatından sonra terekeye kayıtlı mal varlıkları üzerinde mirasçılarının birlikte karar vererek, tasarrufta bulunduğuna veya mahkeme kararıyla paylaşım yapıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Dava konusu yönetim kurulu kararında ise bir kısım mirasçıların isim ve imzaları bulunurken davacı ...'nun imzası yoktur.
Dava konusu yönetim kurulu kararında pay defterindeki kaydın, mirasçılık belgesine dayalı yapıldığı belirtilmiş ise de, mirasçılık belgesi mirasçıların mirasçılık durumunu gösterir bir belge olup, terekenin paylaştırılmasına ilişkin bir belge değildir.
TMK 640 maddesinde, mirasçıların terekeye el birliği ile malik olacakları düzenlenmiştir. Ayrıca TTK 432. Maddede de, anonim şirket payı üzerinde birden çok kişinin pay sahibi olması halinde TTK 432/1 maddesi gereğince, " bir pay birden çok kişinin ortak mülkiyetinde ise bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi genel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler " hükmü düzenlenmekte olup, bu çerçevede dosyamızda ... terekesine dahil paylardan kaynaklı hakların, mirasçılar tarafından tek başına kullanılabilmesi mümkün değildir. Bu haklar tarafların ortak iradeleri ile anlaştıkları temsilci veya anlaşamamaları halinde ise terekeye atanacak tereke temsilcisi tarafından kullanılabilecektir.
TMK 640. maddesinde, ".. birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. .." hükmü yer almakta olup, bu hüküm gereğince, miras mirasçılar tarafından paylaşılıncaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayacak bir ortaklık meydana gelmekte olup, tüm mirasçılar terekeye el birliği ile sahip olurlar ve terekeye ait tüm haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
TMK 701-703 maddelerinde düzenlenen, el birliği mülkiyetinde ise ortaklar yönetim ve tasarruf işlemlerini oy birliği ile yapmak zorundadırlar. El birliği mülkiyeti malın devri, topluluğun dağıtılması veya paylı mülkiyete geçilmesi ile sona erer.
Dosyamızda tereke üzerinde henüz bir taksim yapılamaması sebebiyle el birliği kuralları geçerlidir.
Anonim şirkette ise paylar, paydaşın ölümü halinde limited şirketlerin aksine kendiliğinden mirasçılara geçmez. Bunun için öncelikle mirasçılar arasında miras taksim sözleşmesi yapılması veya medeni kanunun 2. Maddesine uygun şekilde yazılı taksim sözleşmesine eş değer halin varlığının kanıtlanması ve mirasçılarca şirkete başvuru yapılması gerekmektedir.
TTK m. 640 hükmü emredici niteliktedir. Dolayısıyla bir malvarlığı unsurunun bu hükmün uygulama alanı dışında kalabilmesi için, kanunda açıkça bu hususun düzenlenmiş olması gerekir.
TTK m. 494 hükmü, anonim şirketlerde pay senetlerine ilişkin Yedinci Bölüm” “Birinci Ayrım” D“Devrin Sınırlandırılması', Il- Esas Sözleşmeyle Sınırlandırma başlığı altında yer almakta ve borsaya kote edilmemiş nama yazılı payların devrinin hükümlerini düzenlemektedir. Buna göre; Borsaya kota edilmemiş nama yazılı payların devrine ilişkin ;- “(1)Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm “ haklar devredende kalır.(2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı İle birlikte devralana geçer. (3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır.” şeklinde yasal düzenlemeler mevcuttur.
Bu hüküm, anonim şirket esas sözleşmesi ile payların devrinin kanuna uygun olarak sınırlandırılması ihtimalinde, payların devrinin doğuracağı hüküm ve sonuçları düzenlemektedir. Devre onay verilmedikçe mülkiyetin ve paylara bağlı tüm hakların devredende kalacağını, devralanın mülkiyeti ve paydan kaynaklanan hakları iktisap edemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Hükmün ikinci fıkrası ise, bu kuralın istisnalarına ilişkindir. Söz konusu istisnalardan birisi payların miras yoluyla intikali iken, “hükmün düzenlediği tek istisna bu değildir;
“Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer.”
Dolayısıyla hüküm, TTK m. 492, 493 ve 494/1 uyarınca aranan şirketin onayı şartının miras, mirasın paylaşımı, eşler arası mal rejimi hükümleri ve cebri icra yolu ile payların iktisabı halinde aranmayacağını hükme bağlamaktadır. MK m.640 hükmüne istisna getirildiğinden ise bahsetmemektedir.
Hükümde devralan ifadesinin kullanılması, sadece miras yoluyla iktisabın değil, aynı zamanda mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap hallerinin de hükümde düzenleniyor olması sebebiyledir. Nitekim miras yoluyla iktisabın yanısıra mirasın paylaşılmasından bahsedilmesi de TTK m. 494 hükmünün MK m. 640 düzenlemesine istisna getirmediğini, hükmün lafzının ve amacının bu yönde olmadığını göstermektedir.
TTK m. 494 hükmünün gerekçesinde de MK m. 640 düzenlemesine istisna getirildiğinden bahsedilmemiştir. Miras yoluyla intikal bakımından emredici nitelikte olan temel bir hükme istisna getirilmesi kanun koyucu tarafından arzulansa idi, hem hükmün lafzında bu hususun daha açık bir şekilde belirtilmesi hem hükmün gerekçesinde bu duruma işaret ediliyor olması gerekirdi. Nitekim istisnai devir halleri dışında şirketin onayı olmadan payın mülkiyetinin geçmeyeceğine ilişkin kural hükmün birinci fıkrasında açıkça ifade edilmiş, bu hükmün kıymetli evrak ilkelerine istisna getirdiği de birinci fıkranın gerekçesinde açıklanmıştır. TTK m. 494 hükmünün gerekçesi şu şekildedir;
“Birinci fıkra: Anonim şirketin onayı, payların (pay senetlerinin) mülkiyeti üzerinde belirleyici ve tanımlayıcı bir hukuki işleve sahiptir. Burada Kanun 490 ıncı maddeden ve eski hukuktan ayrılmış, ayrıca kıymetli evraka hakim ilkelerden de sapmıştır. Gerçekten Kanunun 490 ncı maddesi uyarınca, devri sınırlandırılmamış, yani bağlamsız nama yazılı pay senetlerinde hukuki işlemle devirde, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin geçirilmesiyle, senedin mülkiyeti devralana geçmekte, şirketin onayı mülkiyetin intikali yönünden hiçbir rol oynamamaktadır. Oysa 494 (1)'e göre, devri esas sözleşme ile sınırlandırılmış, yani bağlamlı nama yazılı hisse senetlerinde, şirket onay vermediği sürece nama yazılı pay senetlerinin mülkiyeti de geçmemektedir. İsviçre öğretisinde görüş birliği halinde belirtildiği gibi, 494 (1) kıymetli evrak ilkelerinin ciddi bir sapmayı ifade etmekte, bunu da birlik teorisi dolayısıyla yapmaktadır. Başka bir deyişle Tasarı birlik teorisinden beklediği yarar dolayısıyla kıymetli evrakın bir İkesine istisna getirmiştir. Onay ile birlikte payların/pay Senetlerinin mülkiyeti de devralana geçer. Buradaki onay, kıymetli evrak hukuku ilkelerine önemli bir istisna oluşturur. Çünkü, nama yazılı hisse senetlerinde ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ve çıplak paylarda BK 162 anlamında temlik geçişi sağlamamakta, intikal onayla olmaktadır. Onay sadece mülkiyeti değil paya/pay senetlerine bağlı hakları da devretmektedir. Hem mülkiyetin hemde paya/pay senedine bağlı malvarlığı ile yönetim ve denetim-inceleme haklarının anonim şirketin “onayına bağlanması birlik teorisini ortaya çıkarmakta, eski hukuktaki gibi parçalanma olmamaktadır. Devir için onay verilmediği sürece hisse senetlerinin mülkiyeti ve paylara bağlı bütün haklar devredende kalır ve devreden tarafından kullanılır. Yukarıda açıklanan sistem 492 (2) dolayısıyla intifa hakkının kurulmasına da uygulanır. Tasarının sistemi, intifa hakkının kurulması yönünden de Türk Medeni Kanunundan ayrılmaktadır.
İkinci fıkra: Pay senetleri/paylar, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebri icra gereği iktisap edilmişlerse anonim şirketin onayının birinci fıkradaki işlevi değer yitirir. Çünkü, söz konusu hallerde hisse senetlerinin/payların hükümleri ve malvarlığı hakları derhal ilgili kişiye (kişilere) geçer; yönetim haklarının geçmesi için ise anonim şirketin onayı gerekir. Şirket bu onayı vermediği sürece söz konusu haklar eski malikte kalır. Anonim şirket 492 (2) uyarınca mezkür pay senetlerini/paylarını alma önerisinde bulunması halinde ise hem mülkiyet hem de hisse senetlerine bağlı hakların tümü şirkete geçer.
“Üçüncü fıkra: Şirketin kararını verebilmesi için üç aylık düşünme süresi vardır. Bu süre içinde reddetmemişse veya haksızred kararı vermişse, geçişi onaylamış sayılır. Şirketin kararı ya kanuni ya da kanunun izin verdiği bir esas sözleşme hükmüne uygun bir sıralamaya dayanmalıdır.”
Davalı tarafın dosya kapsamındaki savunmalarında, anonim şirketlerin devamlılığı ilkesi sebebiyle miras hukuku tartışmalarından, mirasçılar arasında uzun süren hukuki ihtilaflardan uzak tutulması gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu savunma yerinde olmakla birlikte, MK m. 640 hükmünün emredici düzenlemesi, TTK m. 494/2 hükmünde bu düzenlemeye bir istisna tanınmamış olması karşısında, aksi yönde bir uygulamayı benimsemek Kanun'un emredici hükümlerine aykırı olacaktır.“Olması gereken hukuk bakımından tartışılabilecek olan bu husus, ancak yapılacak bir Kanun değişikliği sırasında dikkate alınarak hükme bağlanırsa uygulanabilir (Bkz. Karaman Coşgun, Özlem, Anonim ve “Limited Şirketlerde Pay Sahipliği Hakkının Miras Yoluyla İntikali, Özel Hukukun Güncel Sorunları ve Anayasanın Özel Hukuka Etkileri, C. 1, İstanbul 2022, s. 453-492)
Dosya kapsamında yer alan davalı taraf beyanları arasında, mirasa konu payların deftere kaydedilmesinin davacı yanın herhangi bir hakkını zedelememekte olduğu, davacının talebinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddia edilmiştir.
Davalı ...'nin iptali istenen yönetim kurulu karar tarihi olan 10/01/2023 ve 2023-2 sayılı yönetim kurulu kararından önceki şirket pay sahipliği yapısı incelendiğinde, B-C-D-E- grubu hisselerden oluşan 680 payın, ...'na, A grubu hisseden oluşan 850 payın ...'na , B grubu hisseden oluşan 680 payın, ...'na, E grubu hisseden oluşan 680 payın, ...'na , C grubu hisselerden oluşan 680 payın dosyamız davacısı ...'na ve D grubu hisselerden oluşan 680 payın ... adına kayıtlı olduğu görülmektedir.
İptali istenen ... tarih,... sayılı yönetim kurulu toplantı kararı incelendiğinde, toplantıya ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun katıldığı, toplantının konusunun şirket ortağının vefatı nedeniyle hisse geçişi olduğu, toplantıda ...'na ait 680 adet hissenin, ... 34. Noterliğin ... tarih, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesine istinaden, ... mirasçılarına intikal etmesi sebebiyle yasal mirasçıların , hisseleri oranında şirkete ortak olmaları ve yeni hisse durumunun bu durum dikkate alınarak deftere işlenmesine kararı alındığı anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar ve payların 5 eşit gruba ayrılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirket içerisinde gruplar arasındaki dengeye azami ölçüde önem verildiği neticesine ulaşılmaktadır. Dava konusu 10.01.2023 tarihli Yönetim Kurulu kararında, müteveffa ...'nun davalı şirketteki paylarının 680 adet B-C-D-E grubu paylar olduğu belirtilmiştir. Ancak Yönetim Kurulu kararında pay defterine yapılacak kayıtta hangi grup payların kimin adına kaydedildiği ile ilgili bir açıklama yer almamıştır. “yasal mirasçıların miras hisseleri oranında şirkete ortak olmalarına ve yeni hisse durumunun mirasçıların şirketteki pay bütünlükleri dikkate alınarak pay defterine işlenmesine” açıklamasına yer verilmiştir.
Anonim şirketlerde pay defterine kayıt TTK m. 499 vd. hükümlerinde düzenlenmektedir. TTK m. 500 “Kaydın silinmesi” başlığını taşımaktadır. Bu hükme göre; “Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.” Pay defteri de bir ticari defter olup (TTK m. 64/4), ticari defterlerdeki kayıtların nasıl düzeltileceği TTK m. 65/3'de şu şekilde düzenlenmiştir; “Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır.” Bu düzenlemeler çerçevesinde pay defterindeki kaydın düzeltilmesi için yapılması gereken işlem, terekeye dahil olan payların mirasçılar arasında paylaştırılarak pay defterine yazılmasına ilişkin kaydın üzerinin tek bir çizgi çizilerek iptal edilmesidir. Bu hususta dikkat edilmesi gereken husus, pay defterine karalama yapılmamasıdır. Düzeltme işlemi, altında yer alan yazı okunacak şekilde, düzeltilecek olan kaydın üzerine çizgi çekilmesi suretiyle kaydın iptal edilmesi şeklinde yapılacaktır.
Dosya yönetim kurulu kararının batıl olup olmadığının değerlendirilmesi açısından bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler mirasçıların muristen intikal eden paylar üzerinde el birliği ile malik oldukları, aralarında payların dağılımı konusunda anlaşmaya varılamadığını, paylar üzerinde el birliği mülkiyetinin sonlandırılmadan davalı şirket yönetim kurulu tarafından miras paylarının, mirasçılar arasında taksim edilmesine yönelik 10/01/2023 tarih ve 2023/2 sayılı kararın yönetim kurulunun yetki sınırları olmaması nedeniyle, butlan ile malul olduğuna yönelik rapor ibraz etmişlerdir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, davacı ...günlü ve ...sayılı yönetim kurulu kararında, muris ...'nun miras hisselerinin mirasçılarına intikal ettiği, davalı şirkette murise ait olan ve 680 hissesinin mevcut olduğu, bu hisselerin yönetim kurulu kararıyla ... mirasçılarına intikal ettiği görülmüştür.
... 34. Noterliğinin ... gün ve ... yevmiye sayılı veraset ilamına göre, tüm terekenin işbu şirket hissesi ile beraber TMK 640. Maddesi gereğince, iştirak halinde mülkiyet olarak, iştirak paylaşım veya iştirakın kaldırılarak paylı mülkiyete geçilmesi ya da terekenin SHM tarafından tespit ve resmi tasfiye gibi hukuki yollarla yapılması gereken işlemler yapılmadıkça devam edeceği tartışmasızdır.
Davalı şirket ... tarafından ... günlü ve ...s. YK kararı ile , "...'nun paylarının mirasçılar arasında , veraset ilamındaki payları oranında deftere işlenmesine “yönelik kararin TTK 391. Maddesi gereğince, TMK 640. Maddesine uygun iştirak halindeki mülkiyet , paylı mülkiyete çevrilmeden , muris ... payının , miras hükümlerine göre paylaşılmadan temsilinin nasıl yapılacağı yasada belirtilmesine rağmen, pay sahiplerinin temsil edilme haklarını zorlaştıran ya da ortadan kaldıran karar ve idari düzenlemeler, işbu yasal düzenleme “ kapsamında batil olduğunun tespiti talep edilmektedir.
Gerçekten murisin 680 adet davalı şirkette payı olmasına rağmen, YK tarafından tüm pay sahipleri pay defterine kayıt edilmeden ve yapılan genel kurullarda payın tamamı tereke temsilcisi veya mirasçılar tarafından atanacak, mirasçı temsilci tarafından temsil edilmeksizin alınan genel kurul kararları ve buna göre oluşturulan YK ve YK nın aldığı kararların , kamu düzeni ve hukuk kurallarına aykırı ve batıl olduğunun kabulünü gerektirir.
TMK 640 mad. Gereğince anonim şirketlerde paylar olayımızdaki gibi birden çok mirasçını bulunması halinde, kendiliğinden , mirasın geçmesiyle birlikte paylaşıma kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geldiğinden, bu iştirak halindeki ortaklıktan kaynaklanan haklar ancak tüm mirasçıların katılımı ile el birliğiyle kullanılabilir ve tasarruf edilebilir. Mirasçıların el birliğiyle mülkiyet haklarını düzenleyen TMK 701-703 mad göre el birliğiyle mülkiyette ortakların belirlenmiş payları olmayıp , her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına şamildir.
Yerleşik yargıtay içtihatlarına göre de , tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut olmadığından mirasçılar beraber hareket etmesi, ortaklığa temsilci ataması veya iştirak halinde mülkiyeti , müşterek mülkiyete çevirmesi gerekmektedir. (YHGK 2006/552-2006/589 sayılı ve 27/09/2006 günlü karar)
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, TMK nın 640. M sinin anonim şirket pay devirlerinde uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, emredici nitelikte olan bu hükmü dava konusu anonim şirket paylarının miras yolu ile intikaline uygulanmayacağı hakkında bir düzenleme de TTK 'da yer almamaktadır. TTK 494. M sinde anonim şirket pay senetlerine ilişkin devrin sınırlandırılması ve esas sözleşmede sınırlandırma var ise , borsaya kota edilmemiş nama yazılı payların devrinin hükümlerine ilişkin kuralları koymakta olup özellikle TTK 494. Maddesinin gerekçesinde de , TTK 640. Mad sinde düzenleme istisna getirildiğinden bahsedilmemektedir. Şayet kanun koyucu istisna getirmiş olsaydı açıkça gerekçede veya yasal düzenlemelerde , emredici kurala istisna olduğu yazılması gerekirdi. TTK 492 493 ve 494 1. Maddesinde aranan şirketin onayı şartı miras , miras paylaşımı , eşler arasında mal rejimi hükümleri ve cebri icra hükümleri ile payların iktisabi halinde aranmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu nedenlerle TTK 494 maddesinin getirdiği düzenlemelerin miras yolu ile anonim şirket payları yönünden TMK 640 m. Sinin istisnası olduğu mahkememizce kabul ve benimsenmemiştir. İşbu payların “temsil ve devri TMK 640 maddesine göre yapılması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir. Mahkememizce dava konusu edilen anonim şirketteki muris hissesinin intikaline ilişkin YK kararının batıl ve hükümsüz olduğunun tespitine ilişkin davanın; Anonim şirketlerde pay devrine ilişkin ; " Anonim şirketlerde pay defterine kayıt TTK m. 499 vd. hükümlerinde düzenlenmektedir. TTK m. 500 'Kaydın silinmesi” başlığını taşımaktadır. Bu hükme göre; “Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir. ” Pay defteri de bir ticari defter olup (TTK m. 64/4), ticari defterlerdeki kayıtların nasıl “düzeltileceği TTK m. 65/3'de şu şekilde düzenlenmiştir; “Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır. ” |Bu düzenlemeler çerçevesinde pay defterindeki kaydın düzeltilmesi için yapılması gereken işlem, terekeye dahil olan payların mirasçılar arasında paylaştırılarak pay defterine yazılmasına ilişkin kaydın üzerinin tek bir çizgi çizilerek iptal edilmesidir. Bu hususta dikkat edilmesi gereken husus, pay defterine karalama yapılmamasıdır. Düzeltme işlemi, altında yer alan yazı okunacak şekilde, düzeltilecek olan “kaydın üzerine çizgi çekilmesi suretiyle kaydın iptal edilmesi şeklinde yapılacaktır. ” şeklindeki düzenlemeler gereğince yapılması gerekirken, payın veraset ilamındaki hisselere göre pay defterine doğrudan kayıt edilmesi ve bir kısım payların göstermeden yapılan kaydın hukuki düzenlemelere aykırı olduğu mahkememizce benimsenmiştir.
Davacı taraf, 19/10/2023 tarihinde ... ve... tarafında sunulan hukuki mütalaada, Davacı tarafın, anonim ve ortaklık paylarının miras yoluyla intikalinde birden fazla mirasçının bulunması halinde el birliği mülkiyetinin doğması ve payların mirasçılar arasında herhangi bir mutabakat aranmaksızın şirket tarafından miras payları oranın mirasçılar adına pay defterine kayıt edileceği yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığı, anonim şirketin, miras bırakana ait olup, mirasçılara intikal eden tereke üzerinde tasarruf yetkisi olmadığına göre somut olayda, terekenin mirasçılar arasında paylaştırılmasına yol açacak şekilde yönetim kurulu tarafından mirasçılar arasında bir mütabakat oluşması aranmaksızın payların mirasçılar arasında miras hisseleri oranında pay defterine kayıt edilmesi yönünde alınan kararın TBK 27/1hükmü gereğince, tasarruf yetkisi eksikliğine bağlı imkansızlık sebebiyle kesin hükümsüz yani batıl olarak kabul edilmesi gerektiğinin mütalaa edildiği görülmüştür.
Davalı taraf, her ne kadar ... 7. ATM nin ... esas sayılı dosyasında görülen davada, 18/08/2023 tarihli ara karar evrakı sunmuş ise de, davalı tarafın sunmuş olduğu bu karar mahkememizce eş değer mahiyette olan ilk derece mahkemesince verilmiş bir ara karar olması sebebiyle, mahkememizce herhangi bir bağlayıcılığı ve içtihat değeri taşımamaktadır.
Davalı vekili ... 19. ATM 'nin ... Esas sayılı dosyasına 13/02/2023 tarihinde sunulan ..., ... ve ... tarafından sunulan uzman görüşünü dosyaya sunmuş ise de, sunulan bu mütalaanın başka bir yerel mahkemenin dosyasına hitaben sunulmuş olduğu, ve özellikle emredici kanun hükmü olan HMK 640 maddesinin anonim şirketlere uygulanmayacağına yönelik herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması karşısında mahkememizce davalı vekilinin cevap dilekçesine ek olarak sunmuş olduğu mütalaaya itibar edilmemiştir.
Mahkememizce alınan raporda ve davacının mahkememize sunmuş olduğu takdiri delil niteliğinde ki mütalaada da sabit olduğu üzere, TTK m. 494 hükmünün MK m. 640 düzenlemesine istisna tanıyan bir hüküm olmadığı, her ki hükmün uygulama alanı bakımından aralarında özel hüküm-genel hüküm ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu ... tarih ve...sayılı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Kararı'nın emredici hüküm niteliğindeki MK m. 640 düzenlemesine aykırı olması sebebiyle butlan yaptırımına tabi olduğu, pay defterine yapılan kaydın TTK m. 500 ve 65/3 düzenlemeleri çerçevesinde karalama yapılmadan, kaydın üzerine çizgi çekilmek suretiyle düzeltilebileceği, mahkememizce benimsenmiş ve davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki gibi hüküm tesis etmek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın kabulüne, Davalı şirketin 2023/02 karar nolu 10.01.2023 tarihli yönetim kurulu kararının 1. Numaralı maddesinin butlan ile malul olduğunun tespitine,
2-Pay defterine yapılan kayıtların TTK. 500 ve 65/3 maddeleri gereğince, kayıt karalanmadan çizgi çekmek suretiyle DÜZELTİLMESİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 427,60-TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 179,90-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 247,7‬0-TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcının, 179,90-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen 16.504,75‬-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan bir gider olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/03/2024

Katip ...
E-imzalıdır.

Hakim ...
E-imzalıdır.