T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/719 Esas
KARAR NO : 2024/68
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 02/11/2023
KARAR TARİHİ : 24/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 02/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle, Olay tarihi olan 03/08/2014 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç seyir halinde iken sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle müvekkil ...'ın yaralandığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşamama ile sonuçladığını, ... plaka sayılı araç sürücüsü ... 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... plaka sayılı araç ... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunda olduğunu, Müvekkil tarafından davalıya başvuru yapıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, Müvekkil ...'ın, söz konusu trafik kazası nedeniyle, Kahramanmaraş ...Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden 17.05.2022 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %9 oranında malul kaldığını, Müvekkilin haksız olarak mağdur edilmeye devam edildiğini, Müvekkilin bu mağduriyetinin ve maluliyet zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan maluliyet tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkile ödenmesi için dava yoluna gitme mecburiyeti hasıl olduğunu, bu nedenlerle davanın Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Sürekli iş göremezlik, 25 TL Geçici İş göremezlik, 10 TL Bakıcı Gideri, 15 TL Tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 01/12/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşu’na başvuru zorunluluğu getirildiğini, haliye başvurunun tam yapılması gerektiğini, dolayısı ile davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvurunun söz konusu olmadığını, Mahkeme huzurunda ikame edilen başvuru anılan dava şartına haiz olmadığından ötürü, ilgili davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın reddi gerektiğini, davaya konu kaza 03.08.2014 tarihinde meydana geldiği halde dava 02.11.2023 tarihinde ikame edildiğini, dolayısıyla dava konusu uyuşmazlığa konu kazada Karayolları Trafik Kanunu 109. maddesine göre, hakkında ceza soruşturması yapılan trafik kazaları için geçerli olan uzamış 8 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olup Yerel Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Sigorta Tahkim Kurulu’nun verdiği ... tarih ve ...karar sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı’nda başvurunun reddi yönünde karar verildiğini, davacı tarafça aynı taleple başvurulan sigorta tahkim komisyonunda görülen ...esas yılı başvuruda aldırılan kusur raporu uyarınca sigortalı sürücünün kusuru olmadığı tespit edildiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmaması sebebiyle davanın reddi gerekmektedir. dolayısıyla, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu dava konusu kaza nedeniyle müvekkil şirketten tazminat talebinde bulunulmasının haksız olduğunu, Müvekkil Şirket’in; Karayolları Trafik Kanunu ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. Kişilere verdiği zararı, yine poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğu da göz önüne alındığında, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden Seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişi ve ayrıca Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle kusur durumu tespitinin yapılmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, bu kapsamda yapılacak detaylı incelemeler sonucu, tarafların kusur oranları tespit edilecek ve müvekkil Şirket’in sorumluluğu noktasında tüm gerçekler net bir şekilde ortaya çıkacağını, bu sebeple sigortalı araç sürücüsünün ve davacı yanın kusurunun net bir biçimde tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek kusur uzmanı bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmasını, tazminat hesaplamasında davacı yanların müterafik kusuru gözetilerek hakkaniyete ve Yerleşik Yargıtay kararlarına uygun oranda indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan bir takım hastane kayıtları ile sağlık raporları; objektif değerlendirmelerden uzak ve Mahkeme kararına dayanak teşkil edemeyecek nitelikte olduğunu, gerek doktrinde gerek Yargıtay ilke kararlarında kabul gördüğü üzere hükme esas alınabilecek maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş olması gerektiğini, sadece dosyaya sunulan sağlık raporu üzerinden doğru bir maluliyet değerlendirmesinin yapılması mümkün olmadığından Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi tarafından, başvuranda meydana gelen maluliyet oranının belirlenmesini gerektiğini, Emniyet kemeri takılması, trafik kazalarının etkisini hafifletmekte olup, yaralanmalarda ağır sonuçların meydana gelmesini önlediğini, emniyet kemerinin yolculuk esnasında takılması gerektiği kural olarak KTK’da da ifade edilmiş olup, başvuru sahibinin belirtilen ve benzeri güvenlik önlemini almamış olmasından müvekkil şirketin sorumlu olduğunun kabulü hakkaniyet ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, ... tarih,... k sayılı sigorta tahkim komisyon kararında da; emniyet kemerinin kullanılması gerektiği, aksi halde davacıların müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği karara bağlandığını, müvekkil şirketin işbu davaya konu trafik kazasından sorumlu olacağı kabul edilse dahi hükmedilecek tazminattan davacının müterafik kusurluluğu oranında indirim yapılması gerektiğini, davacının içinde bulunduğu araçta herhangi bir ivaz karşılığı bulunup bulunmadığının tespiti müvekkilimiz şirketin sorumululuğu açısından büyük önem taşıdığını, bir başka deyişle somut olayda hatır taşıması mevcut olduğunun tespiti halinde, aleyhe hükmedilme ihtimali olan tazminat miktarında yerleşik içtihatlar gereği indirim yapılması gerekeceğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhimize hüküm kurulması halinde müvekkilimiz Şirket dava tarihinden ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabildiğini, zira daha evvel bir temerrütten bahsedilmesi mümkün olmadığını, davacı tarafça temerrüt tarihinden itibaren avans faiz talep edilmiş olup söz konusu faiz talebi hukuka aykırı olduğunu, zira dava konusu kazanın ticari bir yönü bulunmadığını, bu nedenle haksız avans faiz talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka davanın reddine, Müvekkil şirkete müzekkere yazılarak davacı tarafa ve dava dışı diğer hak sahiplerine ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını, Yargıtay’ın güncel kararları, Hukukun temel ilkeleri ve sigorta genel şartları gereği davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davasının reddini, kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına, Tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden rapor alınarak gerçek zararın tespit ettirilmesine, davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davanın, trafik kazasından kaynaklı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03/08/2014 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde davacı ...'ın yaralandığını ve malul olduğunu, kazaya sebep olan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğunu aracın ZMMS'nin davalı şirket tarafından yapıldığını, davacının kaza sebebiyle ...Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinden alınan 17/05/2017 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %9 oranında malul kaldığını belirterek, bu kapsamda davalı kuruma başvuru yapıldığı ancak ödeme yapılmadığı ve bu kapsamda geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi giderinin tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı davasını, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesine olanak bulunmadığından HMK'nin 107'nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde açması, dava değerini ise yalnızca ödenecek harcın belirlenmesi bakımından belirtildiği görülmekle, davanın HMK madde 107 kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12.maddesinde; "Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir.Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. " düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Kanununun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/8205 E. 2020/6039 K. Sayılı kararı).
Dava şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 114/1. maddesinin (ı) bendinde; "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" şeklinde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz, buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.
Dava dosyasında yer alan hasar dosyası ekinde yer alan kayıtlardan, eldeki davanın 02/11/2023 tarihinde açılmasından önce aynı kaza nedeniyle davacının davalıya karşı ilk olarak 06/12/2022 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere iş göremezlik tazminatı için 7.000,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 500,00 TL ve bakıcı gideri tazminatı için 500,00 TL olmak üzere 8.000,00 TL tazminat talep ettiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin ... tarih ...sayılı kararı talebin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 02/10/2023 tarih ve 2023/İHK-40432 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve davacının talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Eldeki dava ile Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin ... tarih ve... karar sayılı kararına konu başvurunun, işbu davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olduğu, Tahkim Heyeti tarafından verilen kararın dava tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarih, 2021/5182 Esas ve 2022/6949 Karar sayılı ilamı). Anlatılan kapsamda eldeki davada başka bir dava şartı olan kesin hüküm söz konusu olduğundan HMK 114 ve 155. madde gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın HMK madde 114/1-i ve 115/2 gereği kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE irad kaydına,
4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/2 maddesi gereğince hükmedilen vekalet ücretinin kabul ya da reddedilen miktarı geçemeyeceğinden, reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 100,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 24/01/2024
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!