T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/632 Esas
KARAR NO : 2024/20
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2018
KARAR TARİHİ : 11/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunmuş olduğu 28/02/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalılar arasında ... iştiraki olan...'ya ait ... arsa satışı karşılığı 7 paylaşım işinin yapılması için ... İşortaklığı adı altında adi ortaklık kurulduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile ... Şti yetkilisinin adi ortaklığın müşterek temsilcisi olarak seçildiğini, adi ortaklık konusu inşaat işinin %99 oranında tamamlandığı esnada davalılardan ... A.Ş tarafından müvekkiline ve adi ortaklığı oluşturan diğer şirketlere karşı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava açıldığını, adi ortaklığın yüklendiği inşaat işinin adi ortaklık adına alt yüklenici olarak ... Ltd Şti tarafından ifa edildiğini,...Ltd Şti ile müvekkili şirket yetkilisinin aynı kişi olduğunu, alt yüklenici olarak hizmet veren ... şirketinin işi bitirmek üzere iken 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü, iflas ettiğini, adi ortaklığı oluşturan davalı şirketlerin... şirketinin aciz halinde olmasından ve ... şirketinin de ekonomik darlık içerisinde olmasından faydalanarak davacı müvekkiline baskı uygulayarak adi ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılan paylaşım oranlarını değiştiren yeni bir ek protokol tanzim edilmesini sağladıklarını, adi ortaklığa iş yapan ... şirketine her ay değişen oranlarda olmakla beraber aylık hakediş usulü ödeme yapıldığını, grup şirketi olan ... da davacı ... şirketi için de hakediş usulü alınan rakamın 1 ay bile ödenmemesinin , alınmamış malzeme ödemeleri, işçi ödemeleri vs. Ödemeler sebebiyle hayati öneme sahip olduğunu, iş tamamlandığında iş sahibi ...A.Ş ile satışlar sonunda gelir paylaşımlı bir sözleşme imzalandığı için satışlardan da gelir elde edileceğini, davalıların hakediş alacağının ödenmesi için ek protokolü davacıya bu şartlarda dayattıklarını, müvekkilinin zor durumundan faydalandıklarını, ... şirketinin ekonomik sıkıntılarından doğrudan müvekkili şirketin etkilendiğini, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasında da, bu hususun davalılar tarafından adi ortaklığın feshi için haklı neden olarak gösterildiğini, adi ortaklığın üstlendiği işin ... ve adi ortaklığın taşeron firması ... tarafından ifa edilirken adi ortaklık adına ödemelerin davalı ... A.Ş olmak üzere davalılar tarafından yapıldığını, adi ortakların büyük oranda tamamlanan iş için dava dışı ...'nın ortaya çıkan hakediş alacağını ek protokol yapılmaması halinde ödemeyeceğini beyan etmesi, müvekkili davacı ... dava dışı iflasın eşiğindeki ... firması açısından aşırı yararlanma ve korkutma oluşturduğunu, müvekkilinin alacağın ödenmesi ve ekonomik darlıktan kurtulması için ortakların dayattığı ek protokolü kabul etmek zorunda kaldığı, adi ortaklık sözleşmesine göre ... şirketinin %50 ortak olduğunu, gelir paylaşımı sözleşmesine göre ortaklığın elde edeceği kardan %50 oranında hisse sahibi olacağını, ancak sonradan imzalanan ek protokol ile ıspartakule 3.etapta adi ortaklık tarafından üstlenilmesinden önce satışı yapılanlar hariç olmak üzere 1.etap 520 Ada 2 parsel, 521 ada 1 parseldeki ticari alanlar...'nun yapmış olduğu harcamalara ve ortaklık kar payına karşılık ...'ya bırakıldığını, bunun dışında ...'nun her türlü hak ve alacaktan feragat ettiğini bildirdiğini, söz konusu 28/12/2013 tarihli protokolün imzalanmamış olması durumunda ... şirketinin... ile yapılan sözleşme uyarınca tasfiyede 130.000 m² satılabilir alanlı konut ve işyerine karşılık o tarihte yaklaşık 300.000.000 TL elde edecek iken müvekkilinin ek protokol ile elde ettiği tutarın 21 adet ticari alana karşılık yaklaşık 30.000.000 TL olduğunu, bu durumun dahi söz konusu protokolün aşırı yararlanma ve korkutma nedeniyle hükümsüz olduğunu gösterdiğini, protokolün imzalanmasından aylar sonra geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalıların ödemeleri durdurarak... şirketinin sözleşme ile kararlaştırılan ödemelerinin yaklaşık 11.000.000 TL'yi yapmadıklarını bildirerek; taraflar arasındaki 28/02/2013 tarihli protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile adi ortaklığın söz konusu protokol hükümleri olmaksızın tasfiyesini, aşırı yararlanma nedeniyle protokolün geçersiz olduğuna, aksi takdirde tasfiye sırasında bu hususun göz önünde tutularak davacı müvekkili aleyhine ortaya çıkan oransızlığın giderilmesini, aksi halde korkutma nedeniyle geçersiz olduğunun tespitini ve söz konusu protokol olmaksızın adi ortaklığın tasfiyesinin yapılmasını, aksi halde korkutma nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini kapsamında adi ortaklık sözleşmesindeki kârın ödenmesini ve işbu davanın neticesinde verilecek hükmün, tarafları aynı olan ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasını etkileyeceğinden, her iki dosyanın da birleştirilmesini talep etmiştir.
... 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasının Mahkememizin ... E.sayılı dosyası ile birleştirildiği, Mahkememizin 2014/1059 E.sayılı dosyasının 14/09/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca ... 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasının bu dosyadan tefriki ile ayrı esasa kaydına, yargılamaya bu esas üzerinden devamına karar verilmiş, dosya Mahkememizin...Esas numarasını alarak yargılamaya bu esas üzerinden devam edilmiştir.
Davalı ...vekili 28/06/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının aşırı yararlanma iddiasına dayanarak açmış olduğu davasında bu talebi uygun görülmez ise ikrah nedeniyle 28/02/2013 tarihli protokolün geçersizliğini talep ettiği, açmış olduğu bu davanın da Mahkemede görülmekte olan ... E.sayılı fesih ve tasfiye davasında birleştirilmesini talep ettiği, davacının birleştirilmesini talep ettiği davanın tespit, tasfiye ve tazminat taleplerini içerdiği, davacının tüm bu taleplerinin tek davada görülemeyeceğini, birleşen dosyanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilip asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının birleşen dosyadaki taleplerinin yargılaması devam eden tasfiye davasının da konusunu oluşturduğunu, bu nedenle birleşen davada dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde adi ortaklığın söz konusu protokol hükümleri olmaksızın tasfiyesi talebinde bulunduğunu, davacı tarafın açmış olduğu tasfiyeye ilişkin talebi ile yargılaması devam eden ... E. Sayılı dosyadaki tasfiye talebinin aynı olduğunu, TBK.nun 28.maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma ve 38.maddesindedüzenlenen korkutma iddiasına dayalı davalar için hak düşürücü sürenin geçtiğini, ... ortaklığı ile Yeni Doğuş İnşaat şirketi arasında işin başından itibaren 33 adet hakediş düzenlendiğini, hakedişlerin ... ortaklığı görev paylaşımında diğer davalı ... tarafından sunularak onun gözetim ve denetiminde yapıldığını, iş ortaklığı ile yeni doğuş arasındaki sözleşme uyarınca hakediş ödemesi yapılabilmesi için yeni doğuş şirketinin fatura düzenlemesinin şart olduğunu, yeni doğuş şirketinin hakedişlerini almak için fatura düzenlememiş olmasına rağmen hakedişlerinin ödendiğini, yeni doğuş şirketinin tüm hakedişlerinin müvekkili ... A.Ş tarafından kullanılan kredilerle ödendiğini, ... şirketinin henüz hak etmediği bedellerin dahi ödendiğini, ödemelerin yapılan hakedişlerden çok fazla olduğunu, yeni doğuş şirketinin fatura düzenlemeden , SGK borçsuzluk yazısı getirmeden hakedişlerini ve SGK borçlarını müvekkili şirketin sağladığı kredilerle ödediğini, yeni doğuş fatura kesmediği halde hakedişler ve KDV lerin dahi ödendiğini, davacı taraf grup şirketinin 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü iddia etmiş ise de bu iddianın asılsız olduğunu, protokolün imzalandığı tarihte yeni doğuş şirketinin hiçbir ekonomik darlığının bulunmadığını, dava konusu protokolün imza tarihinin 28/02/2013 tarihi olduğunu, bu tarihte yeni doğuş şirketinin milyonlarca çek ödemesi yaptığını, birden fazla şantiyede çalıştığını, şirket hakkında ... 3 ATM'nin ... E.sayılı dosyası ile 11/11/2014 tarihinde iflas kararı verildiğini, bu tarihe kadar yeni doğuş şirketinin tüm alacaklarını tahsil ettiğini ve hiçbir alacağının kalmadığını, 11/11/2014 tarihi itibariyle de davacının zor durumda kalmasına yol açtığını iddia ettiği tehdit olayının ortadan kalktığını, korkulan şey gerçekleştikten sonraki 1 yıl içerisinde davanın açılmadığını, bu sebeple 5 yıllık hakdüşürücü süreden de yararlanmasının mümkün olmadığını, davacı 28/02/2013 tarihinde imzalanan protokolün üzerinden 1 yıl geçmeden 12/12/2013 tarihinde ... A.Ş ye dilekçe vererek 22 adet ticari ünitenin toki işlemlerinin ... tic ltd şti'ne yapılmasını talep ettiğini, bu talebinde zımni olarak 28/02/2013 tarihli protokolün onaylandığını gösterdiğini, ... ortaklığının yaptığı projenin geçici kabulünün 13/08/2013 tarihinde yapıldığını, iş ortaklığı tarafından 31/10/2013 tarihine kadar yeni doğuş şirketine ek sözleşme ile belirlenen 137.000.000 TL tutarında hakediş ödemesinin tamamlandığını, 28/02/2013 tarihli protokolün doğu ile diğer ortaklar arasındaki ortaklığın tasfiyesi ve iş bitmeden ...'nun ortaklıktan ayrılmasını sağlayan çıkma protokolü olduğunu, protokolün imzalanmasından 6 ay sonra da geçici kabulün yapıldığını, doğu şirketinin 21 adet ticari alanı kar olarak almak suretiyle ortaklıktan ayrıldığını, bu tarihten sonra diğer ortakların alt yüklenici yeni doğuş şirketinin ödemelerini ... şirketinin katılımı olmaksızın yaparak işin geçici kabulünü 13/08/2013 tarihinde onaylattıklarını, alt yüklenici yeni doğuş'un protokolde vaad ettiği şekilde 30/06/2013 tarihinde geçici kabule hazırlayamadığını, 28/02/2013 tarihli protokol gereğince ... Şirketlerine kalan hakedişlerden alt yüklenici ... şirketinin eksik ve kusurlu imalatlarının tamamlatıldığı ve yeni doğuş şirketinin bu masraflara katılmadığı, emlak konut tarafından da hakedişlerden 15.722.872,44 TL bu sebeple kesinti yapıldığını, davacı şirketin aşırı yararlanma ve korkutma hükümlerine dayanmasının mümkün olmadığını, davacının elde ettiği edim ile davalıların elde ettiği edim arasında davacı aleyhine açık bir nispetsizlik bulunmadığını, ortaklığın kar veya zarar edeceği netleşmeden davacının ticari alanların tamamını alarak ortaklıktan net karla 40-45.000.000 TL alarak ayrıldığını, 1.etaptaki ticari alanların tamamını aldığını, projenin geri kalan imalatların sorumluluğundan da kurtulduğunu, emlak konutun hakedişlerden yapmış olduğu kesintiler...'nun hakedişlerine yansıtılmadığını, diğer ortakların hakedişlerinden kesildiğini ve bu ortakların zarara uğradıklarını, davacı ... şirketinin ortak olarak yeni doğuş şirketine hakediş ödemesi yapmadığını, hakediş ödemelerinin müvekkili şirket tarafından çekilen kredilerle yapıldığını, bunun için ... Bankasından 133.175.084,17 TL kredi kullanıldığını, bunun 89.332.316,08 TL'nin yeni doğuşun hakedişlerinin ödenmesi için ortaklığa 43.842.768,09 TL'nin de doğrudan ortaklık adına ... şirketine gönderildiğini, yeni doğuş şirketine 137.000.000 TL'lik ödeme yapıldığını, yeni doğuş hakedişleri nedeniyle bankaya olan borcun ödenmesi için emlak konutta doğan hakedişlerin bankaya temlik edildiğini, müvekkili şirketin kullanmış olduğu bu kredilerin borçlarının halen kapatılamadığını , bakiye 82.706.814,81 TL borç bulunduğunu, davacı ... şirketinin 28/02/2013 tarihli protokol ile iş bitmeden ayrılması sonucunda geçici kabulden sonra ortaklık muhasebe ve evraklarını diğer ortaklara devretmeyi protokolün 6.maddesi uyarınca kabul ettiğini, ancak bu taahhüdü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin ortaklıktan olan alacağını haksız ve dayanaksız olarak davacı şirketin muhasebe kayıtlarını almadığını, davacının kendisine ait yeni doğuş şirketi lehine haksız ve dayanaksız olarak alacak kaydettiğini, ... e.sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da bu durumun tespit edildiğini, davacının iddialarının gerçekleşmediğini bildirerek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından sunulan beyan dilekçelerinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, gabin şartlarının , tehdit ve korkutma şartlarının da gerçekleşmediğini bildirilerek, davanın reddi talep edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesi ile aynen; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi için, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
TBK'nın 37. maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nın 38. maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir.
İptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir. (TBK madde 39) Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için, yerine getirilen edim istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde sebepsiz zenginleşme davası ile geri istenebilir.
TBK'nın 19. maddesinde; "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz."
TMK'nın 6. maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
HMK'nın 190. maddesinin birinci fıkrasında;“İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükümleri düzenlemiştir.
Mahkememizde devam etmekte olan ...E.sayılı davada, davacı ...A.Ş. Tarafından davalılar ... Şti ve... A.Ş aleyhine adi ortaklığın haklı nedenle feshi davası açılmıştır. Taraflar arasında akdedilen 28/10/2011 tarihli sözleşme ile ... arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı işi yapılması sebebiyle adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklık sözleşmesinin 8.maddesinin 2.fıkrasında; adi ortaklığı temsile yetkili kişilerin ... yetkilisi olan ... yetkilisi ... oldukları ve yetkilerini müşterek imza atmak suretiyle kullanmalarının kararlaştırıldığı, davalı ... yetkilisi ...'ın büyük sermaye ile ortak olduğu ve merkezi adi ortaklığın merkezi ile aynı olan ...Şirketinin de inşaat işlerini yapma konusunda alt yüklenici olarak çalıştığı, asıl davada davacı tarafından alt taşeron ...'a alacak kaydedilen ihtilaflı işlemlerin olması sebebiyle adi ortaklığın haklı nedenle feshinin talep edildiği, yargılamasının halen devam ettiği görülmüştür.
Davacı, taraf edimleri arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu ileri sürerek gabinin gerçekleştiğini iddia etmiş olduğundan edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunan sözleşmelerin ahlaka aykırı olduğu, kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olduğu, hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman dava açılabileceği anlaşıldığından (Yargıtay 11. HD'nin E. 2016/2200, K. 2017/4078 sayı ve 04.07.2017 tarihli kararı) davalıların hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı, adi ortaklığın üstlendiği inşaat işinin alt yüklenici ...Ltd Şti tarafından ifa edildiğini, yeni doğuş şirketinin işi tamamlamak üzereyken 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü, iflasın ertelenmesi kararı aldığını, daha sonra da iflas ettiğini, davalı şirketlerin ...'un aciz halinde olmasından ve davacı şirketin de yeni doğuş şirketinin de büyük oranda hissedar olması ve her iki şirketin de yetkilisinin aynı kişi olması dolayısıyla ekonomik darlık içinde bulunmasından faydalanarak uyguladıkları baskı sonucunda adi ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılan paylaşım oranını değiştiren 28/02/2013 tarihli protokolün imzalanmasına sebep olduklarını bildirerek 28/02/2013 tarihli protokolün aşırı yararlanma sebebiyle geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ...'ın içinde yer aldığı adi ortaklığın üstlendiği inşaat işini yapan alt yüklenici ... şirketi 13/02/2014 tarihinde ... 11 Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyası ile iflasın erteleme davasını açmıştır. Davacı ...'un kendisinin ekonomik darlık içerisinde olmasından yararlanılarak 28/02/2013 tarihli protokolün baskı uygulanması sonucu imzalandığını ileri sürmüş ise de, 28/02/2013 tarihli protokol imzalandıktan yaklaşık 1 yıl sonra 13/02/2014 tarihinde alt yüklenici ...'un iflas erteleme davası açtığı, 28/02/2013 tarihi itibariyle iflas davasının ekonomik darlık veya baskı unsuru oluşturduğunun söylenemeyeceği, TBK.nun 28.maddesi uyarınca sözleşmenin imzalandığı sırada gabin koşullarının gerçekleşmesi gerektiği, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde gabin unsurunun gerçekleşebileceği, iflas erteleme davasının açılma tarihinin protokolün imza tarihinden yaklaşık 1 yıl olması sebebiyle davacı açısından zor durumda kalma halinin gerçekleşmediği, davacının büyük bir inşaat şirketi olması sebebiyle gabinin subjektif unsurları olan deneyimsizlik, düşüncesizlik halinin de bulunamayacağı, 300.000.000 TL'lik gelir yerine imzaladığı protokol ile 30.000.000 TL'lik bir gelir elde etmeyi kabul etmesinin davacının yapmış olduğu ticari işlem hacmi düşünüldüğünde mümkün bulunmadığı, gabinin subjektif unsurlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında akdedilen 28/02/2013 tarihli protokolün imzalandığı sırada davacı tarafın müzayaka halinde olduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, alt taşeron ... şirketinin iflas kararının protokolün yapılmasından çok sonra alındığı, sözleşme konusu işin büyüklüğü, davacının faaliyet konusu dikkate alındığında bu işlerde tecrübesizliğinin söz konusu olamayacağı, davacının düşüncesizce davranarak sözleşme konusu işi üstlenmesi de mümkün olamayacağından gabin unsurlarının gerçekleşmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gerekli olan 427,60 TL harcın , peşin alınan 853,88 TL harç ve 269,85 TL harcın toplamı olan 1.123,73 TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 696,13 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinden az olamayacağından 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair E duruşma ile katılan davacı vekili ile davalı ... vekili, davalı ...A.Ş vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341.maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/01/2024
Başkan ...
E-İMZALI
Üye ...
E-İMZALI
Üye ...
E-İMZALI
Katip ...
E-İMZALI
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!