T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/597 Esas
KARAR NO : 2024/436
DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
DAVA TARİHİ : 30/05/2016
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ..., ..., ... Mah. 73 pafta 438 ada, 1 parselde kayıtlı F Blok Zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün maliki olduğunu dava dışı ... Tic. LŞ, yine dava dışı ... A.Ş 'den dört ayrı tarihte kredi kullanmak üzere genel kredi sözleşmesi imzaladığını; 25/12/2006 tarihinde... ile ... AŞ arasında Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmeye ..., ..., ... LŞ ve ... AŞ 500,000'er TL limitle müteselsil kefil olduğunu, 05/03/2007 tarihinde ... LŞ ile ... AŞ arasında ikinci Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını ve ..., ..., ... LŞ ve ... AŞ 150,000 TL'er limitle mütelselsil kefil olduğunu, 20/03/2007 tarihinde ...LŞ ile ... AŞ arasında üçüncü Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmeye ..., ..., ... LŞ ve ... AŞ 500,000'er EURO limitle müteselsil kefil olduğunu, 12/07/2007 tarihinde ...LŞ ile ... AŞ arasında dördüncü Genel Kredi Sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmeye ..., ..., ... LŞ ve ... AŞ 1.700,000'er TL limitle müteselsil kefil olduğunu; davacılardan ...'ın maliki olduğu dava konusu taşınmazı GKS'den doğan borçlanının teminatı olmak üzere 980,000 TL limitle ipotek olarak verdiğini ve asıl borçlunun borçlarını ifa etmemesi üzerine ... 10. İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında rehnin paraya çervilmesi yoluyla takibe giriştiğini, bu takipten sonra rehinle temin edilen asıl borcun rehinden önceki kefili olan davalı borcu ödediğini ve buna rağmen davalının takibi devam ettirmeye çalıştığını, eğer ki davacının taşınmazının icra kanalıyla satılması durumunda ipoteğin fekki davasını kazanmanın hiçbir anlamı olmayacağını, bu nedenlerle ... 10 İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyasındaki takibin İhtiyati Tedbir Yoluyla durdurulmasını ve dava sonunda da ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; ipoteğin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Barolar Kanunu 496 md. uyarınca; kefil olan davalının ipotek borçlusuna rücu edebeliğini, kaldı ki, alacaklı olan dava dışı banka ile davalı arasındaki Alacak Devir Sözleşmesi nedeniyle, davalının alacaklı bankanın haklarına halef olduğunu; halefiyet gereği de ipotek üzerinde takip işlemlerine devam edebileceğini bildirerek davanın reddini talep etmiştir.
Dava ihbar edilen ipotek alacaklısı ...Bankası A.Ş. feri müdahil olarak davaya katılmıştır.
Feri müdahil cevabında, TBK 596/2 maddesi uyarınca " aksi kararlaştırılmak suretiyle " alacaklının haklarını borcu ödeyen kefile devrederek, kefilin, borçlu ve diğer kefillere veya ipotek veren 3.kişilere rücu edebileceğini, takibe devam edebileceğini, bu kapsamda alacaklı bankanın haklarını davalıya devrettiğini, davalının ipotek üzerinde dava dışı bankanın takip olduğu haklarının kullanılabileceğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Dava, davalı olan kefilin yaptığı ödeme nedeniyle davacı olan ipotek borçlusuna rücu koşullarının mevcut olmadığı iddiasına dayalı borçsuzluğun tespiti ve bu kapsamda ipoteğin fekkine ilişkindir.
Dava dışı ... Ltd.Şti ile dava dışı ... A.Ş. arasında 4 ayrı tarihle kredi kullanmak üzere Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmıştır.
25/12/2006 tarihli sözleşmede 500.000 TL limitle davacı ...müşterek borçlu müteselsil kefildir. 05/03/2007 tarihli sözleşmede ise müşterek borçlu müteselsil kefil olan ... 'ın kefalet limiti 150.000 TL'dir. 20/03/2007 tarihli sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil ...'ın kefalet limiti 500.000 euro'dur. 12/07/2007 tarihli sözleşmede ise müşterek borçlu müteselsil kefil ...'ın kefalet limiti 1.700.000,00 TL'dir. Bütün bu sözleşmelerde ... A.ş 'de davacı ile birlikte aynı limitle ve müşterek borçlu müteselsilen kefil olarak sözleşmeyi imzalamıştır.
23/10/2007 tarihinde ..., ... Ltd Şti'nin Genel Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan borçlarının teminatı olarak ... A.Ş lehine 980.000 TL limitle ipotek vermiştir.
Kredi borçlarının ödenmemesi üzerine ... A.Ş tarafından ... 10.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından ...Şti ve ... 'a yönelik olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 686.363,92 TL nakdi ve 5.225,00 TL gayri nakti alacağın tahsili için icra takibi yapmış, ... adına kayıtlı ... , ..., ... Mahallesi, 73 pafta, 438 ada, 1 parsel F Blok, zemin kat 1 nolu bağımsız mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde bulunan ipotek nedeniyle icra takibi yapılmıştır.
... Tapu Müdürlüğünden getirtilen ipotek belgesine göre yukarıda belirtilen borç nedeniyle ..., ..., ... , ... ... 73 pafta, 438 ada, 1 nolu parselde F blok, zemin 1 nolu bağımsız bölüm üzerinden alacaklı ...Bankası A.Ş lehine 980.000,00 TL bedelli, 23/10/2007 tarihli ipotek tesis edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
... 10.İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyasından davacıya ait dairenin kıymet takdiri yapılmıştır.
Yine ... 5.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden ... A.Ş tarafından ...Şti , ... A.ş , ... , ... aleyhine 694.133,11 TL alacağın tahsili için Kambiyo Senetlerine Mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılmıştır.
İcra takibi sırasında ... A.Ş. ile ... . .. Ltd.Şti arasında 03/05/2015 tarihli Alacak Devir Sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmede yukarıda sıralanan Genel Kredi Sözleşmelerini borçlu ... Ltd.Şti ve ...,... ile birlikte müşterek borçlu , müteselsil kefil olarak imzalayan ... Ltd.Şti'nin alacaklı bankaya ... 10.İcra Müdürlüğünün ... esas ve ... 5.İcra Müdürlüğünün... esas sayılı icra takipleri nedeniyle 931.760,16 TL borçlarını ödediği ve muaccel olan bu borçlar karşılığı alacaklı bankanın da ...adına kayıtlı ... , ... ve yukarıda kayıt numaraları belirtilen taşınmazın üzerinde kurulan 1.dereceden 980.000,00 TL tutarlı ipotek haklarını ödemeyi yapan ... Ltd.Şti'ye devrettiği ( ayrıca ...adına kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ve ipotek alacakları da ipotek hakları da devredilmiştir .) sözleşme suretinden anlaşılmaktadır.
Davacı, ipoteğin davalının kefaletinden sonra kurulmuş olduğunu, dolayısıyla Türk Borçlar Kanununun 596/2 maddesi uyarınca kefil olan ve ödeme yapan davacının dava dışı ... borcudan dolayı davacıya rücu edemeyeceğini ve icra dosyasındaki takibe devam edemeyeceğini iddia ederek bu davayı açmıştır.
Davalı ise 2012 yılında yürürlükten kaldırılan 818 sayılı Borçlar Kanununun 521.maddesine göre ve gerekse Türk Borçlar Kanununun 596/2.maddesi uyarınca alacaklı banka ile borcu ödeyen davalı arasındaki devir sözleşmesinin geçerli olduğunu, ipotek üzerindeki hakkın da davalıya geçtiğini savunmaktadır.
Mahkememiz dosyası bankacı bilirkişi ..., bankacılık işlemleri uzmanı ...ve nitelikli hesap uzmanı...'e verilerek, davacının dava dışı ... Şti.'nin ... A.Ş.'den kullandığı Genel Kredi Sözleşmesine kefaleti ve bu kefaleti kapsamında verdiği ipotekten dolayı davacı hakkında .... A.Ş.'nin takip yapmış olması, aynı borca davalının da kefaletinin bulunması ve bu kefaleti kapsamında yaptığı ... A.Ş'ye ödeme yapmış olması, ... A.Ş. ile davalı arasında yapılan 03/05/2013 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalının davacı hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe devam edip edemeyeceği, davalının varsa alacağı ve ipoteğin fekki şartlarının oluşup oluşmadığına dair rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişinin mahkememize sunduğu 12/04/2024 tarihli raporunda; Türk Borçlar Kanunu ve hem de ipoteğin ve kefaletin kurulduğu sırada yürürlükte olan Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemelere göre alacaklının alacağını ödeyip haklarına halef olan ve kredi sözleşmelerinde borçlu değil kefil olan davalının, ipotek borçlusu davacıya yönelik ... 10. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı takibe devam edebileceği, davalı Temlik alan alacaklı ....ŞTİ., ipotek borçlusu davacıya yönelik ... 10. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı takip dosyasından, 931.760,16,-TL Asıl alacak, 366.471,69,-TL İşlemiş faiz olmak üzere, toplam 1.298.231,85,-TL alacağı hesaplandığı, 30.05.2016 dava tarihinden ödeneceği tarihe kadar 931.760,16 TL matrah üzerinden değişen Avans Faizi istenebileceği, sözleşme, borçlar, sorumluluk uzmanlığı ile ilgili değerlendirmelerde ise; ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.07.2017 tarihli ... E. ... K. sayılı Kararında yapılmış olan tespitlere katıldıklarını, Türk Borçlar Kanunu ve hem de ipoteğin ve kefaletin kurulduğu sırada yürürlükte olan Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemelere göre alacaklının alacağını ödeyip haklarına halef olan ve kredi sözleşmelerinde borçlu değil kefil olan davalının, ipotek borçlusu davacıya yönelik ... 10. İcra Müdürlüğünün...E. Sayılı takibe devam edebileceği, davalı Temlik alan alacaklı ... Şti., ipotek borçlusu davacıya yönelik ... 10. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takip dosyasından, 931.760,16,-TL Asıl alacak, 366.471,69,-TL İşlemiş faiz olmak üzere, toplam 1.298.231,85,-TL alacağı hesaplandığı, 30.05.2016 dava tarihinden ödeneceği tarihe kadar 931.760,16,-TL matrah üzerinden değişen Avans Faizi istenebileceği, Eski BK'nın yürürlükte olduğu dönemde Kefalet Sözleşmesini imzalayan davalı/... Şirketi (kefil) “hayatın olağan akışında”, eski BK md.496 hükümü uyarınca “alacaklıya ödeme yaptığı takdirde alacaklıya yapacağı ödeme nisbetinde, ödeme tarihinde var olan bütün fer'i (yan) haklar (ipotekler vb.) ile birlikte alacaklının haklarına halef olacağını (kanun gereği bunları devralacağını) düşünerek kefalet sözleşmesini akdetmiştir. Zira eski BK.md.496 hükmüne göre, kefil alacaklıya ödeme yaptığı takdirde alacaklının ödeme tarihinde sahip olduğu bütün fer'i haklar (ipotekler vb.) ile birlikte alacaklının haklarına halef olmadığı, ödeme yaptığı tarihte var olan ipotekler ile birlikte alacağı devraldığı, ödeme yaptığı tarihte var olan ipoteklerin, kefaletten önce tesis edilmiş (kurulmuş) veya kefaletten sonra tesis edilmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır; ister kefaletten önce tesis edilmiş isterse kefaletten sonra tesis edilmiş olsun bütün ipotekler ile birlikte alacaklının haklarına halef olduğunu, yani bütün ipotekler (fer'i haklar) ile birlikte alacağı devraldığını, eski BK'nın yürürlükte olduğu dönemde taşınmazı üzerinde alacaklı lehine ipotek tesis etmiş (ipotek vermiş) olan davacı/... da (... de), “hayatın olağan akışında”, eski BK md.496 hükmü uyarınca alacaklıya ödeme yapacak olan kefilin kefalet tarihinden sonra tesis edilen ipotek ile birlikte alacaklının haklarına halef olacağını (alacaklının haklarını devralacağını) bilerek ve bu ihtimali göze alarak ipoteği tesis ettiğini, kaldı ki, bir an için söz konusu Kefalet Sözleşmesinden kaynaklanan Halefiyete yeni TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse bile (ki kanaatimizce kabul edilemez), Mahkeme Kararının 4 ila 5'inci sayfalarında ve orada belirtilen Yargıtay Kararında da açıklandığı üzere; TBK.md.596/f.2 hükmüne göre kefalet sözleşmesinde aksi kararlaştırılmak suretiyle, alacaklıya ödeme yapan kefile intikal edecek olan ipoteklerin anlaşma ile genişletilmesi ve dolayısıyla kefaletten sonraki tarihte tesis edilmiş olan ipoteklerin de halefiyetin kapsamına sokulması mümkün olduğundan ve dava konusu olayda da davalı/... Şirketi (kefil) ve davadışı/... (alacaklı) arasında akdedilmiş olan oldukların “devri sözleşmesinde” aksi kararlaştırılmış olduğundan, davacı/... tarafından Kefaletten sonraki tarihte tesis edilmiş (verilmiş) olan dava konusu İpoteğin de Halefiyet kapsamında davalı/... Şirketi'ne devrolmuş olduğunun kabul edilmesi gerektiği yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmekle;
Dava, davacının dava dışı ...Ltd. Şti.'nin ... A.Ş.'den yaptığı Genel Kredi Sözleşmelerini müteselsil kefil olarak imzaladığını ve borcun teminatı olarak taşınmazını ipotek verdiğini, genel kredi borcunun takibe konulduğunu, ... Bankasının ... 10. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden kendisi hakkında rehin paraya çevrilmesi için takip yapıldığını, takip borcunu rehinden önce kefaleti olan davalı ... Şirketinin ödediğini, ... bankası ile davalı ... arasında yapılan 03/05/2013 tarihli sözleşmeye dayalı olarak davalının rehnin paraya çevrilmesi takibine devam ettiğini, davalının kefaletinin kendisine halefiyet vermediğinden ipoteğin fekkine karar verilmesini istemiştir.
Davamızda sorun, genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan davalının, sonraki bir tarihte tesis edilen ipotek nedeniyle ipotek verene dönerek alacaklının haklarına halef olarak takip işlemlerini ona karşı devam ettirip ettiremeyeceği noktasında ortaya çıkmaktadır. Alacağın tutarı ile ilgili bir ihtilaf yoktur. Kefilin yaptığı ödemeye göre ne miktarda alacak için davacıya rücu edeceği icra dosyasındaki bilgilerle belirlenecektir.
Kefalette kefilin rücu hakkı Borçlar Kanunu 496. maddesinde düzenlenmiştir.
Madde metni şu şekildedir: "Kefil eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarını halef olur. Bu halefiyet kaidesinden evvelce feragat etmek caiz değildir. Şu kadarki kefil ile borçlu beynindeki hukuki münasebetlerden mütevellit dava ve defi hakları mahfuzdur."
Türk Borçlar Kanununun 596 maddesi, Borçlar Kanunu 496 maddesini karşılamaktadır.
TBK 596 Maddesindeki düzenleme ise şu şekildedir: "Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.
Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir....."
Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 2015/284 - 6456 sayılı kararında "Kefil, TBK'nın 596/1 maddesine göre, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde alacaklının haklarına halef olduğundan, alacakla ilgili bütün fer'i haklar, teminatlar ödeme ile birlikte kendiliğinden kefile geçerler. TBK'nın 596/2. maddesine göre "Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında varolan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur". Bu madde hükmü tamamen yeni olup; kefilin kanuni halefiyeti açısından sınırlamalar getirmiştir. Eski Borçlar Kanunun aksine, kefilin rehinler üzerindeki halefiyeti kefaletin bağıtlanması anındaki kefil olunan kişiler tarafından verilmiş tüm rehinleri kapsamakta; buna karşılık kefaletten sonra üçüncü kişiler tarafından verilen rehinler üzerinde kefilin halefiyeti olmadığı gibi, asıl borçlu tarafından genel olarak verilen ve kefil olunan alacağı da kapsayan rehinler de kefilin halefiyeti dışında kalmıştır (TBK md. 596/2). Asıl borçlu özellikle bu alacak için yeni rehinler vermiş ise, kefil alacaklıya ödeme yaptığı ölçüde bu rehinlere de başvuru hakkına sahip olmaktadır. TBK'nın 596/2. madde hükmünde "aksi kararlaştırılmadıkça" denilmektedir. Bununla kastedilen alacaklıya ödemede bulunan kefile intikal eden rehinlerin ve diğer güvencelerin kefil ile alacaklı arasındaki bir anlaşma ile genişletilmesidir. Örneğin kefaletin verilmesinden sonra üçüncü kişiler tarafından verilecek rehinlerin ve borçlu tarafından kefil olunan alacağı da kapsayacak şekilde verilecek genel nitelikteki rehinlerin de kefile intikali kararlaştırılabilir. Rehin veren açısından alacaklının değişmesi-alacaklı yerine kefil-bir farklılık oluşturmayacağından; borçlunun bu yasal düzenlemeye itirazı söz konusu olmayacaktır." denilmektedir.
Borçlar Kanunu 496. maddesi hükmü esas alındığında davalı ile feri müdahil arasındaki devir sözleşmesi kapsamında, borcu ödeyen davalı, kefil olması sıfatıyla ipotek borçlusunun borcu ödemesini isteyebilecektir. Şöyle ki davalının yaptığı ödeme borçlu sıfatıyla değil, kefil sıfatıyladır. Kefil de borcu ödemesi nedeniyle ve alacaklı ile yaptığı sözleşme gereğince bankanın haklarına halef olup , bu halefiyet kapsamında da ipotek üzerinde takibe devam edebilecektir.
Türk Borçlar Kanunun 596/2 maddesinde "kefilin sadece kefalet anında varolan" güvencelerden faydalanabileceği düzenlenmiştir. Ancak "aksi kararlaştırılmamışsa" denilmek suretiyle bunun aksinin kararlaştırılabileceği kabul edilmiştir.
Yukarıda yazılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi kararında "bununla kastedilen ödemede bulunan kefile intikal eden rehinlerin ve diğer güvencelerin kefil ile alacaklı arasındaki bir anlaşma ile genişletilmesidir. Örneğin kefaletin verilmesinden sonra üçüncü kişiler tarafından verilecek rehinlerin ve borçlu tarafından kefil olunan alacağı da kapsayacak şekilde verilecek genel nitelikteki rehinlerin de kefile intikali kararlaştırılabilir. Rehin veren açısından alacaklının değişmesi-alacaklı yerine kefil-bir farklılık oluşturmayacağından; borçlunun bu yasal düzenlemeye itirazı söz konusu olmayacaktır" denilerek TBK 596/2 maddesindeki "aksi kararlaştırılmamışsa" ifadelerinin getirdiği düzenlemenin niteliği ve amacı açıklanmıştır.
TBK 596/2 maddesi ve yukarıdaki açıklamalar kapsamında kefil ile alacaklı arasındaki bir anlaşma ile kefaletin verilmesinden sonra 3. Kişiler tarafından verilen rehinlerin de kefile intikal ettirilebileceği kabul edilmiştir. Üçüncü kişi tarafından sonradan verilen rehinlerin bile kefil ile alacaklı arasındaki sözleşme ile kefile devri mümkün ise müşterek borçlu- müteselsil kefilin sorumlu olmayacağının kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenlerle Alacak Devir Sözleşmesi ile aksi kararlaştırılmış olmakla davacı tarafından verilen rehin üzerindeki hakkın davalıya geçmiş olduğu kabul edilmelidir.
Eski BK'nın yürürlükte olduğu dönemde Kefalet Sözleşmesini imzalayan davalı/Safranlar Şirketi (kefil) “hayatın olağan akışında”, eski BK md.496 hükümü uyarınca “alacaklıya ödeme yaptığı takdirde alacaklıya yapacağı ödeme nisbetinde, ödeme tarihinde var olan bütün fer'i (yan) haklar (ipotekler vb.) ile birlikte alacaklının haklarına halef olacağını (kanun gereği bunları devralacağını) düşünerek kefalet sözleşmesini akdetmiştir. Zira eski BK.md.496 hükmüne göre, kefil alacaklıya ödeme yaptığı takdirde alacaklının ödeme tarihinde sahip olduğu bütün fer'i haklar (ipotekler vb.) ile birlikte alacaklının haklarına halef olmaktadır. Dolayısıyla, ödeme yaptığı tarihte var olan ipotekler ile birlikte alacağı devralmaktadır. Ödeme yaptığı tarihte var olan ipoteklerin, kefaletten önce tesis edilmiş (kurulmuş) veya kefaletten sonra tesis edilmiş olmasının bir önemi bulunmamaktadır; ister kefaletten önce tesis edilmiş isterse kefaletten sonra tesis edilmiş olsun bütün ipotekler ile birlikte alacaklının haklarına halef olmaktadır, yani bütün ipotekler (fer'i haklar) ile birlikte alacağı devralmaktadır. Yine, Eski BK'nın yürürlükte olduğu dönemde taşınmazı üzerinde alacaklı lehine ipotek tesis etmiş (ipotek vermiş) olan davacı/Sükün Unan da (Taşınmaz Maliki de), “hayatın olağan akışında”, eski BK md.496 hükmü uyarınca alacaklıya ödeme yapacak olan kefilin kefalet tarihinden sonra tesis edilen ipotek ile birlikte alacaklının haklarına halef olacağını (alacaklının haklarını devralacağını) bilerek ve bu ihtimali göze alarak ipoteği tesis etmiştir.
Kefalet Sözleşmesinden kaynaklanan Halefiyete yeni TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilse bile (ki kanaatimizce kabul edilemez); Mahkeme Kararının 4 ila 5'inci sayfalarında ve orada belirtilen Yargıtay Kararında da açıklandığı üzere; TBK.md.596/f.2 hükmüne göre kefalet sözleşmesinde aksi kararlaştırılmak suretiyle, alacaklıya ödeme yapan kefile intikal edecek olan ipoteklerin anlaşma ile genişletilmesi ve dolayısıyla kefaletten sonraki tarihte tesis edilmiş olan ipoteklerin de halefiyetin kapsamına sokulması mümkün olduğundan ve dava konusu olayda da davalı/... Şirketi (kefil) ve davadışı/... (alacaklı) arasında akdedilmiş olan oldukların “devri sözleşmesinde” aksi kararlaştırılmış olduğundan, davacı/... tarafından Kefaletten sonraki tarihte tesis edilmiş (verilmiş) olan dava konusu İpoteğin de Halefiyet kapsamında dava1ı/... Şirketi'ne devrolmuş olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda detayları verilen açıklamalar kapsamında, hem Türk Borçlar Kanunu ve hem de ipoteğin ve kefaletin kurulduğu sırada yürürlükte olan Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemelere göre alacaklının alacağını ödeyip haklarına halef olan ve kredi sözleşmelerinde borçlu değil kefil olan davalının, ipotek borçlusu davacıya yönelik ... 10. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takibe devam edebileceği ve bu nedenle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin olarak alınan 29,20 TL harç ile tamamlama yolu ile alınan 16.735,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 16.337,55 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı vekiline takdir olunan 137.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen 160,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 11/06/2024
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!