WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/590 Esas
KARAR NO : 2024/403

DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 08/09/2023
KARAR TARİHİ : 04/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 16.06.2020 tarihinde ...'un ... ilçesinde kurulduğunu, şirketin kurucusu ve tek ortağı ... isimli kişi olduğunu, daha sonra 27.09.2021 tarihinde müvekkili ..., kurucu ortak ...'tan 367.500,00 TL karşılığında hisselerin %49'unu satın alarak şirketin ortağı olduğunu, şirketin tek ortaklı durumunun sona erdiğini, ancak müvekkilinin şirketin işleyişi ve işlemleri hakkında bilgisiz bırakıldığını, Ticaret Sicil Gazetesinden öğrenilen kadarıyla 20.12.2022 tarihinde şirketin merkezini ... ilçesinden ... iline taşıdığını, daha sonra da ... ilinden 30.01.2023 tarihinde de İstanbul'a taşıdığını, müvekkilinin bu konuda haberdar edilmediğini, yine şirketin kurucu ortağı ve müdürü konumunda bulunan ... tarafından şirketin mülkiyetinde bulunan ... ili,... İlçesi,... Köyü,238 Ada,21 Parselde bulunan tarla niteliğindeki taşınmazı 17.02.2023 tarihinde 3.bir kişiye sattığını, bu durumdan dahi şirketin %49 ortağı konumunda bulunan davacı müvekkilinin haberdar edilmediğini, muvafakatinin alınmadığını, şirketin ünanının değiştirildiğini, ortaklar arasında güven ortamının kalmadığını belirterek müvekkilin dava süresince daha fazla zarara uğramaması için şirket dolayısıyla kendi adına vergi borcu tahakkuk etmemesi için uygun görülecek teminat karşılığında İhtiyati tedbir kararı verilmesini , ayrıca şirketin tüm banka hesaplarına, üzerine kayıtlı araç varsa aracına İhtiyati Tedbir konulmasına karar verilmesini, müvekkilinin şirketteki ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmasına karar verilecek olursa ayrıca HMK 107 gereğince belirsiz alacak olarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirket tarafından şimdilik 1.000,00 TL ayrılma akçesi ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafın sahip olduğu şirket paylarının sermaye karşılığı 367.500,00-TL olduğunu, ancak davacı tarafından işbu payları almak için ...'a ya da müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, yani satın alınan paya karşılık belirlenen bedelin ödenmediğini, müvekkili şirketin ortaklarından ... şirket sermayesinin en az yarısını temsil ettiğini, tek başına katıldığı genel kurulda şirket merkezinin yurt içinde farklı bir yere taşınmasına karar almaya amir olduğunu, bu noktada herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, tüm kararların usulüne uygun alındığını ve Ticaret Sicil Gazetesinde de ilan edildiğini, kaldı ki, şirketin tüm işlemleri hakkında davacı ortakla birlikte hareket edildiğini, gerek WhatsApp gerekse mail yolu ile yazılı iletişim halinde tüm işlemlerin gerçekleştirildiğini, davacının yurt dışında yaşadığını, bu nedenle davacı ortağa yapılan tüm bilgilendirmelerin WhatsApp üzerinden iletildiğini, şirkete ait taşınmazın satışı, yine davacı ortak ile birlikte kararlaştırılmış olan, yine WhatsApp üzerinden birlikte teati edilmiş olan ve davacı ortağın da bu duruma onay vermiş olduğu bir hadise olduğunu, davacının iddialarının asılsız olduğunu, uzunca bir süre şirkete ait tüm bankacılık işlemleri davacıya ait yurt dışı numarası üzerinden davacı tarafından yapıldığını belirterek davacının ayrılma akçesi ödenmesi ile ortaklıktan çıkma talebinin ve fer'i taleplerinin reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde şirkete sermaye borcunu dahi ödemeyen davacının ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkindir.
Davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtları çıkartılarak dosya içerisine alınmıştır.
Mahkememiz dosyası mali müşavir bilirkişi ..., nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ... ve tekstil mühendisi ...'na verilerek dosya ve davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıp, davacının ortağı olduğu şirketten çıkma şartlarının oluşup oluşmadığı ve çıkma payına ilişkin hesaplama yapılıp rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyetinin mahkememize sunduğu 18/03/2024 tarihli raporunda; davacının haklı nedenle şirketten çıkma şartlarının oluşmadığı, mahkeme aksi kanaate olması halinde, davacının çıkma payının 1.535.035,47 TL olarak hesaplandığı yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmekle;
Aldırılan bilirkişi kurulu raporu ve Ticaret Sicil kayıtlarına göre davacının dava konusu şirketin %49 hissesine sahip ortağı olduğu, şirketin münferiden imza yetkisine sahip müdürün %51 hisseye sahip davalı diğer ortak olduğu, davacının, şirketin iyi yönetilmediği, ortaklar arasında güven sağlanmadığı ya da şirket organlarının toplanamadığı yönündeki iddialarla şirketten haklı nedenle çıkma talebinde bulanamayacağı, haklı nedenle ortaklığın feshine veya çıkmaya karar verilebilmesi için, öncelikle bireysel ve azınlık haklarının kullanılması, ancak buna rağmen sonuç alınamaması halinde çıkma yoluna başvurmak gerekir. Bireysel veya azınlık haklarından birisinin kullanılması halinde haklı sebep gösterilen neden ortadan kaldırılabiliyorsa, haklı nedenle fesih talebinde bulunulamaz. Bu bakımdan genel kurula katılarak bir kararın alınmasına engel olunabilecek oy oranına sahip olunmasına rağmen bu hakkın kullanılmaması sonucu alınan bir takım genel kurul kararlarının haklı neden gösterilerek fesih talebinde bulunulması, bilgi alma ve inceleme hakkı ve özel denetçi tayin edilmesi hakkı gibi haklar kullanılmadan bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiği gerekçesiyle fesih talebinde bulunulamaz. İptal davası açma imkanı varken, genel kurula katılmamak suretiyle bu imkandan mahrum olunmasına ya da bu imkan bulunmasına rağmen iptal davası açılmamasına karşılık genel kurulda alınan bir takım kararların fesih nedeni olarak gösterilmesi mümkün değildir. Aynı şekilde sorumluluk davası açma imkanı varken şirketin çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetildiğini ve şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltıldığının ileri sürülmesi haklı nedenle fesih için yeterli bir sebep değildir. Gündeme madde ekleyerek kar dağıtımı yapılması kararının alınması imkanı varken bu imkanın kullanılmaması ya da kar dağıtılmamasına ilişkin karara karşı iptal davası açma hakkının kullanılmaması halinde; şirketin kar payı dağıtmadığı hususunun ileri sürülerek feshinin talep edilmesi olanaklı değildir. Şirketin feshini veya şirketten çıkmayı gerektirecek haklı neden bulunduğunu ileri süren tarafın, bu iddialarını ispat etmesi gerekir. Haklı sebep teşkil edecek hususların mutlaka ortakların kusuruyla ortaya çıkmış olması da gerekmez. Bunula birlikte, haklı sebeplerin oluşmasında kusuru bulunan kimse haklı nedene dayanamaz. Haklı sebebin ortaya çıkmasına neden olan veya sebebin ortaya çıkmasına katkıda bulunan ya da engellemeyen kişiler haklı nedenle fesih veya çıkma talebinde bulunamazlar. Somut olayda davacının sermaye borcunu ödemediği gibi yukarıda anılan bireysel ve azınlık haklarını da kullanmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki elektronik yazışmalardan da davacının bir takım işlemlerden haberdar olduğu görülmektedir. Davacının haklı nedenle çıkma şartlarının olmadığından ve davasını ispatlayamamış olduğundan davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının reddine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı vekiline takdir olunan 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
dair davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 04/06/2024

Katip
e-imzalıdır

Hakim
e-imzalıdır