T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/497 Esas
KARAR NO : 2023/806
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/11/2018
KARAR TARİHİ : 01/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan proje takibi sonucunda...tarih, ... numaralı ve 17.786 TL bedelli fatura düzenlenmiş ve davalı/borçlu şirket’e teslim edildiğini, ancak tüm görüşmelere rağmen davalı/borçlu tarafından fatura bedeli ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine ... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mvekkili firma ile davacı, bugüne kadar çeşitli işlerde proje bazlı olarak birlikte çalıştığını, ancak davaya konu fatura alacağına ilişkin olarak davacının hukuken talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, aksine davacı ile müvekkili şirket ile birlikte çalıştıkları ve faturaya konu olduğu anlaşılan komisyon proje takibi işin sebebiyle ve davacının bu süreçteki davranışları sebebiyle müvekkili ciddi anlamda ticari zarara uğradığını, davacının fatura alacağının dayanağını ispatlaması gerektiğini savunarak haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davalı tarafa yüklenmesini istemiştir.
Mahkememizce dava konusu celp edilen ... 31. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında fatura alacağının tahsili amacıyla 17.786,00 asıl alacak ile 1.159,26 TL faizden oluşan toplam 18.945,26 TL bedelinin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı vekilinin takibe, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğu, süresinde de huzurdaki davanın açıldığı tespit edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları ile celp edilen delillerin dosya kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Mali Müşavir ...'a tevdii edilen dosyaya 24/05/2019 tarihinde tanzim olunan bilirkişi raporunda özetle; dava dosyasına ibraz edilen muavin defteri, yazışmalar ve benzeri belgeler ile taraflara ait ticari defterler incelemeye tabi tutulmuş olup, davacı şirket tarafından ibraz edilen dava konusu, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin zamanında ve eksiksiz yaptırıldığı, Ticari Defter kayıtlarının düzenli, yasalara ve muhasebe tekniğine uygun olarak, zamanında işlenmiş olduğu, ticari defterlerinin, birbirini teyit ettiği görülmüştür. Kayıtlarının düzenli, muhasebe ilkelerine ve yasaya uygun tutulduğu görüldüğünden, 6102 sayılı TTK’nın 64. Maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 222. Maddesi de göz önüne alınarak takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfında olduğu, davalı taraf belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ibrazında bulunmamıştır.
Dava itirazın iptali davası olup, davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından yapılan proje takibi sonucunda 17.786TL bedelli fatura düzenlenmiş ve Davalı/Borçlu Şirket’e teslim edildiğini, ancak tüm görüşmelere rağmen Davalı/Borçlu tarafından fatura bedeli ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla; itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkâr tazminatı talep etmiştir.
Davalı vekili ise; Müvekkili firma ile davacı, bugüne kadar çeşitli işlerde proje bazlı olarak birlikte çalıştığını, ancak davaya konu fatura alacağına ilişkin olarak davacının talep edebileceği bir alacağının bulunmadığını, aksine davacı ile müvekkili şirket ile birlikte çalıştıkları ve faturaya konu olduğu anlaşılan komisyon proje takibi işin sebebiyle ve davacının bu süreçteki davranışları sebebiyle müvekkili ciddi anlamda ticari zarara uğradığını, davacının fatura alacağının dayanağını ispatlaması gerektiğini beyanla; davanın reddi ile takibin iptalini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı aleyhine açılan icra takibine konu fatura içeriği hizmetin davalıya verilip verilmediği, fatura içeriği hizmetten dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu hususunda toplandığı anlaşılmıştır.
Taraflardan Davacı ... (...) 2017 ve 2018 yılı ticari defterler, yardımcı defter kayıtları incelendiğinde; davacı 2017 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defteri ve yardımcı defterleri tarafıma sunmuş olup, ticari defterleri içeriği muavin dökümünde.. Ticaret cari hesabına borç/alacak kaydı ile davalı adına kayıtlarına ilişkin döküm ayrıntılı olarak raporda yapılmıştır.
Davacının 2017 ile 2018 yılları arası ticari defterlerine göre, davacının 28.06.2018 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 17.786,00TL (takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan alacaklı göründüğü, davacının takibe konu alacağının özü itibariyle faturaya dayandığı, davalı vekili her ne kadar defter ibrazında bulunmamış ise de 04.04.2019 tarihli dilekçesi ekinde davacı şirkete yapılan ödemelere ilişkin 2 adet dekont örnekleri sunulduğu, söz konusu banka dekontlara göre 17.08.2017 tarihinde 2.000€ ve 18.08.2017 tarihinde 2.000€ olmak üzere toplamda 4.000€ tutarında davalının hesabına ödeme yapıldığı, ancak yapılan ödemenin ne için yapıldığına ilişkin bilgi bulunmadığı, ayrıca söz konusu ödemelerin yapıldığı tarih 17.08.2017 olup, takibe dayanak fatura 27.11.2017 tanzim tarihli olduğu, bu takibe dayanak faturanın tanzim tarihinden 3 ay 10 gün önce yapılan ödemenin takibe dayanak faturaya istinaden yapılmadığı tespit edilmiştir.
Bilindiği gibi, “Salt fatura düzenlenmesi adına fatura düzenlenen kişiyi, fatura düzenleyene karşı borçlu duruma düşürmez. Adına fatura düzenlenen kişinin borçlu sayılabilmesi için, V.U.K’un 230.Md’ne göre hazırlanmış faturayı, T.T.K.21/2. Maddesi uyarınca usulüne uygun biçimde tebellüğ ettiği halde 8 gün içinde münderecatı hakkında itiraz etmemiş olması, ya da fatura konusu mal veya hizmetin adına fatura düzenlenen kişi veya kuruma tesliminin belgelenmesi gerekmektedir. Bu iki teslim veya tebliğden biri varit olmadan düzenlenen fatura borç doğurmaz.”
Davacının takibe konu alacağının dayanağı faturası incelendiğinde ibraz olunan faturalar üzerinde “teslim alan” kısmının teslim/tebliğ imzası yok ise de davalı şirketin vekilinin 04.04.2019 tarihli dilekçesinde “davaya konu fatura alacağını da kapsamak üzere davacının hesabına 17.08.2017 tarihinde 2.000€ ve 18.08.2017 tarihinde 2.000€ olmak üzere toplamda 4.000€ tutarında ödeme yapıldığını” beyan etmiş olmakla esasen faturayı kabul ve ikrar etmiştir. Bu itibarla takibe dayanak faturanın bir teslim / tebliğ şerhi aramaya mahal olmaksızın davalı aleyhine borç doğurduğu sonucuna varılmıştır.
Dava dosyasına sunulan deliller ve ticari defterler incelemesi sonucu davacının ticari defterlerindeki verilere takip ve dava tarihi itibariyle davacının 17.786,00TL davalıdan alacaklı olduğu, taraflar arasında akdi faiz yönünden bir sözleşme olmadığından ve takipten önce temerrüt oluşmadığından işlemiş faiz talep edemeyeceğini, taraflar arasında akdi faiz yönünden bir sözleşme olmadığından uyuşmazlığın 3095 sayılı Yasa hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 2/2 maddesinde ticari işlemde temerrüt faizinin ‘avans’ oranında hesaplanacağı, davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 28.06.2018 takip tarihi itibari ile avans faiz oranının %9,75 olduğu anlaşıldığından davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %9,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak yasal faiz yürütülebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava; davacının faturaya dayalı alacağını icra takibine koyması üzerine davalı borçlu şirketin borca, faize ve ferilerine itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacının 2017 ile 2018 yılları arası ticari defterlerine göre, davacının 28.06.2018 takip tarihi itibariyle kaydi olarak 17.786,00 TL (takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan alacaklı göründüğü, davacının takibe konu alacağının faturaya dayandığı, davalı vekili defter ibrazında bulunmamış olup 04.04.2019 tarihli dilekçesi ekinde davacı şirkete yapılan ödemelere ilişkin 2 adet dekont örneklerini dosyaya sunduğu, banka dekontlarına göre 17.08.2017 tarihinde 2.000 € ve 18.08.2017 tarihinde 2.000 € olmak üzere toplamda 4.000 € tutarında davalının hesabına ödeme yapıldığı, ancak ödemenin ne için yapıldığına ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı gibi ödemelerin yapıldığı tarih 17.08.2017 olduğu, takibe dayanak faturanın ise 27.11.2017 tanzim tarihli olduğu, dolayısıyla takibe dayanak faturanın düzenleme tarihinden 3 ay 10 gün önce yapılan ödemenin takibe dayanak faturaya istinaden yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dosyamız kapsamında verilen ara karar uyarınca taraflara bilirkişi inceleme günü tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça inceleme gününde de herhangi bir mazeret bildirilmeden incelemeye katınılmadığı gibi yasal ticari defter ve kayıtlarında incelemeye ibraz edilmediği, davacı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde yukarıda ayrıntılı olarak dökümü yapılan hükme elverişli mali bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin tam olduğu, ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfının olduğu, davacının takibe dayanak faturasının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre davacının 17.786,00 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı şirketin vekilinin 04.04.2019 tarihli dilekçesinde, davaya konu fatura alacağını da kapsamak üzere davacının hesabına 17.08.2017 tarihinde 2.000 € ve 18.08.2017 tarihinde 2.000 € olmak üzere toplamda 4.000 € tutarında ödeme yapıldığını beyan etmiş olmakla davalının takibe dayanak fatura borcunun kabul edilerek faturanın davalı aleyhine borç doğurduğu kanaatine varılmıştır. Davalı taraf takip öncesinde temerrüte dürüşülmediğinden davacının takipte işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin 17.786,00 TL üzerinden devamına, 17.786,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %8,75 ve değişen oranlarla reeskont avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranındaki 3.557,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekili tarafından mahkememiz kararı istinaf edilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 07/06/2023 tarih, 2020/1566 Esas, 2023/921 Karar sayılı kararı ile, mahkememiz hükmünün kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın mahkememizin 2023/497 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin 01/11/2023 havale tarihli feragat dilekçesi verdiği ve vekalet ücreti ile yargılama masrafı talebi olmadığını bildirdiği görüldü.
Davalı vekilinin davacı taraftan vekalet ücreti ile yargılama masrafı talebi olmadığını bildirdiği dilekçe sunduğu görüldü.
Tüm dosya kapsamı ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda,
Davadan feragat HMK. nun 307 ve 309. maddelerin hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde, davadan feragate yetkili olduğu saptanmaktadır. Feragat bildirimi de HMK. nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle feragat sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-FERAGAT SEBEBİYLE DAVANIN REDDİNE,
2-alınması gereken 269.85 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 187,71 TL 'nin mahsubu ile bakiye 82,14 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı ve davalı vekili vekalet ücreti talebinde bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davacı ile davalı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı vekili yüzüne karşı ,davalı vekilinin yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 01/11/2023
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!