WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

İSTANBUL 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2023/216 Esas
KARAR NO :2024/134

DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:24/03/2023
KARAR TARİHİ:16/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 24/03/2023 tarihli dava dilekçesinde, Davalılar/borçlular ...A.Ş. Ve ... İnşaat Tic. Taah. Ltd. Şti. tarafından 17/02/2022 tarihinde ... İşletme Müdürlüğü hizmet sahasında bulunan ... ... Mahallesi, ... Caddesi, No:14 .../... adresinde yapılan çalışma esnasında davalı tarafça gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkil şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisi müvekkil şirketin yüklenici şirketi tarafından giderildiğini, işbu hasarın onarımında sarf edilen malzeme, montaj, işçilik bedelleri ile hasardan kaynaklanan diğer kayıplar müvekkil şirketin maddi zararına sebebiyet verdiğini, Davalı/borçlu ...A.Ş. Ve ... İnşaat Tic. Taah. Ltd. Şti. tarafından hasardan doğan bedellerinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine, hasar tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz dahil 2.525,93-TL'nin tahsili amacıyla ilamsız takip yapıldığını ve borçluya Örnek No: 7 ödeme emri gönderildiğini, davalı ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra borca ve icra takibine itiraz ettiğini, borçlu itirazında icra dairesinin yetkisine, takibe , takibe konu borca , borç miktarına, faize , faiz oranına, ödeme emrine asıl alacak ve fer'ilerine külliyen itiraz etmiş, takibin durdurulmasını talep ettiğini, borçlunun itirazı ile mezkur icra takibinin durdurulmasının akabinde işbu dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hasebiyle huzurdaki itirazın iptali davası için dava şartı teşkil eden 6102 S.'lı TTK'nın 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, görüşme sonunda anlaşılamaması üzerine ilgili anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, borçlu borca itiraz ederek takibi durdurmuş ise de itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, davalı her ne kadar borcunun bulunmadığından bahisle borca itiraz etmiş ise de icra takibine konu olan alacak, davalının kusurlu şekilde yürüttüğü kazı çalışmaları sebebiyle uğranılan maddi zararlardan ibaret hasar bedeli olup zarar veren davalı bedelden sorumlu olduğunu, davalı/borçlu tarafından yapılan itiraz beyanıyla icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olsa da müvekkil şirket tesislerine hasar verilmiş olup söz konusu zarar verici eylemin niteliği itibariyle haksız fiil teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin icra daireleri ve mahkemeleri İİK 50. Maddesinin atfı ve HMK'nın 16. Maddesi gereği yetkili olduğunu, Müvekkil şirketin uğradığı zararlar bakımından; zarar kalemlerinden şimdilik sadece 1.292,13-TL malzeme bedeli ile işbu bedelin %18 oranında KDV'si toplamı olan 1.524,71-TL'ye hasar tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz tutarı olan 63,37-TL'nin eklenmesi ile ulaşılacak 1.588,08 -TL üzerinden, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, itirazın kısmen iptaline ve 1.588,08-TL üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep etmeleri gerektiğini, müvekkilin uğradığı hasar kalemlerinin toplamı içerisinde yer alan 381,34-TL dağıtılamayan enerji bedeli, 382,86-TL eşik kesinti süresi aşım bedeli için de bilirkişi incelemesi ile tespitinden sonra dava değerimizi arttırma hakkımızı saklı tuttuklarını, alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalılar takibe haksız olarak itiraz etmekle takibin durmasına neden olduğunu, talep etmiş bulundukları hasar bedellerinin, davalı tarafa icra takibi öncesinde yazılmış olan üst yazı ile bildirilmiş olması sebebiyle davaya konu alacağın borçlu tarafından araştırılıp belirlenebilmesi mümkün olduğundan icra inkar tazminatı İİK'nın 67/2. maddesi gereğince alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerektiğini, söz konusu hasar sebebiyle borç tahakkuku ve akabinde de icra takibine geçildiğini, borçluların, haksız fiilden kaynaklı müvekkil kuruma vermiş oldukları zararı henüz tazmin etmediğini, hasar bedeli alacağına ilişkin icra takibine de kötü niyetle itiraz ettiklerini, hasara ilişkin tutanaklar incelendiğinde huzurdaki davanın haklılığı ve davalının itirazlarının haksızlığının ortaya çıkacağını, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptaline ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etmek zarureti doğduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının kısmen iptali ile takibin 1.524,71-TL asıl alacak ve bu asıl alacağa hasar tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş 63,37-TL faizi toplamı olan 1.588,08-TL üzerinden devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde, 17/02/2022 tarihinde ... ... Mahallesi, ... Cad, No:14 .../...bul adresinde Müvekkil Şirket tarafından yapılan alt yapı çalışması esnasında davacıya ait tesislere zarar verildiği iddiasıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiğini ve davacı tarafından bu kez itirazın iptal davası açıldığını, Müvekkil Şirket tarafından çalışma yapıldığı belirtilmiş ise de bu hususun doğru olmadığını, Müvekkil Şirketin yeni tesis, bakım ve onarım hizmetlerini satın alma yoluyla diğer davalı ... İnş.Tic.ve Taah.Ltd.Şti ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında karşıladığını, Müvekkil Şirketin bu kapsamda çalışan personeli bulunmadığını, zarar verdiği iddia olunan altyapı çalışması diğer davalı ... İnş. Tic.ve Taah. Ltd. Şti. tarafından yapıldığını, Müvekkil Şirketle diğer davalı ... İnş. Tic.ve Taah. Ltd. Şti arasında 01.01.2021 tarih 11 sayılı Erişim Şebekeleri Yapım Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme incelendiğinde Müvekkil şirketin sadece ihale makamı olduğu ve denetim ve gözetim yükümlüğü bulunmadığı anlaşılacağını, Müvekkil Şirket işi tamamen devretmiş olduğunu, denetim yükümlülüğü de bulunmadığı dikkate alındığında meydana gelen hasardan Müvekkil Şirketin hiçbir sorumluluğu bulunmadığı anlaşılacağını, ayrıca anılan sözleşmenin 33.5 maddesinde üçüncü şahıslara verilecek zarardan, işi yapan firmanın sorumlu olacağının açıkça düzenlendiğini, bu kapsamda müvekkil şirkete sorumluluk atfedilemeyeceğini, davacının hiçbir somut delile dayanmadan altyapı çalışmaları esnasında tesislerine zarar verildiğini iddia ettiğini ancak dosyaya hiçbir somut delil sunamadığını, hasarın meydana geliş şekli, kim tarafından hasar verildiği vs hususların somut delillerle ispat edilmesi gerektiğini, başka bir deyişle alacaklının açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisinde olduğunu, dosya kapsamında ise davacının iddialarını ispata yarar delil olmadığının açık olduğu, somut olayda davacının da kusuru durumunun da araştırılması gerektiğini, hasar verildiği iddia edilen tesislerin teknik şartnamelere ve mevzuata uygun olup olmadığının, kabloların uygun derinlikte olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken tek taraflı tutanaklar üzerinden açılan huzurdaki davayı kabul etmediklerini, davacı tarafça fatura kesildiğine, KDV ödemesi yapıldığına dair bir belge sunulmamasına rağmen, hesaplamalarda % 18 KDV hesaplanmış olmasının da ayrı bir hukuksuzluk olduğunu, Müvekkil Şirketin davacıya kesinleşmiş bir borcu bulunmadığı gibi davacı tarafından da ihtarname gönderilmediğini, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için talep edilen alacağın likit bir başka anlatımla belirgin olması gerektiğini, bunun yanında bilirkişinin incelemesi sonucu belirlenecek durumlarda alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu tazminata hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması gerektiğini, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle husumetten reddine, mahkeme aksi düşüncedeyse itirazlarımız doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Ticaret ve Taahhüt Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde, Müvekkil Şirket, diğer davalı ... A.Ş. ile imzalanan "Erişim Şebekeleri Bakım Onarım Alt İşveren Sözleşmesi" uyarınca bu şirkete ait alt yapıların bakım ve onarım işlerini yürüttüğünü, ilgili adreste herhangi bir çalışma yapılmasına karar verilmesi durumunda çalışma ile ilgili tüm izin ve ruhsat... tarafından temin edildiğini, dolayısıyla müvekkil şirket alınan ruhsat ve izin belgelerine istinaden belirlenen adreste kazı çalışması yaptığını, davacı tarafın, tesisatlarına davalılarca zarar verildiğini, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğunu iddia etmişse de bu iddia yerinde olmadığını, dava konusu adreste müvekkil şirketin, davacı ...'ın tesisatına verdiği herhangi bir zarar ve zararın oluşumunda KUSURU bulunmamakla birlikte, aksi kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte esasa ilişkin itirazları sunma zarureti doğduğunu, Müvekkil Şirket ile davacı şirket arasında konusu ve talepleri aynı onlarca dava görüldüğünü, bu nedenle Müvekkil Şirket tarafından yapılan ve davacı ...'ın tesislerinde zarar meydana geldiği iddia edilen tüm kazılarda davacı kurumun AĞIR KUSURU bulunduğunu, diğer bir ifade ile davacı şirket yaptığı iş gereği, mevzuattan doğan ve uyulması gereken kurallara uymadığını, söz konusu kuralların, ... Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde de yer alan ve Proje Ve Tesis Dairesi Başkanlığı tarafından Kasım 2017 tarihinde hazırlanan "Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Uygulama Usul Ve Esasları" kılavuzunda ayrıntılı şekilde açıklandığını, bahsi geçen kılavuzun BÖLÜM-II ana başlığının altında yer alan "Güzergahların Ve Kanal Boyutlarının Tespiti Ve Özellikleri" ara başlıklı 2. Maddenin (b) bendinde açıkça "Standart kablo kanalının derinliği 80cm, dip genişliği 40cm, ağız genişliği 60cm olacağını, zorunlu durumlarda özel koruyucu önlemler alınarak kanal derinliği 20cm dolayında azaltılabildiğini, kanala döşenecek kabloların; Kanalla kablo arası ve kablo ile kablo arası mesafe 7şer cm'den az olmayacak, kablo dış çapı 7cm'den büyükse bu açıklıklar kablo dış çapı kadar olacak şekilde kanalın dip genişliği hesaplanacağını, bu açıklık boru kullanıldığında 1,5 kat, büz kullanıldığında 2 kat olacağını, bu nedenle boru ve büzler arasında bırakılması gereken mesafeler dikkate alınarak kanal genişliği tespit edilecektir." şeklinde düzenleme yer aldığını, diğer taraftan aynı kılavuzun 3.sayfasında "STANDART KABLO KANALI"nın nasıl olması gerektiği, ölçüleri ve kullanılacak malzemenin ne olduğu açıkça anlatıldığını, ancak davacı kurumun, müvekkil aleyhine açmış olduğu bu dava ve diğer davalarda söz konusu usul ve kurallara hiçbir şekilde uymamakta ve haksız bir şekilde alacak tahakkuk ettirdiğini, davacı kurum tarafından müvekkil şirket aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile açılan, konusu ve talebi aynı olan davada bilirkişi gözetiminde keşif kazısı yapıldığını, yapılan kazıya istinaden bir rapor hazırlandığını, hazırlanan raporda açıkça "İlgili enerji nakil kablosunun asfalt yüzeyinden 24cm aşağıda çok yetersiz kabul edilemez derinlikte ve hiçbir koruma, işaret vb. olmadan döşendiği, bu şekildeki yerleşimin kurallara uymadığı gibi can, mal güvenliği yönünden de tehlikeli olduğu, bu durumda kusurun tamamının %100 ...'a ait olduğu" tespit edildiğini, yapılan her kazıda, davacı kurumun usul ve kurallara uymadığı, müvekkil şirketin hiçbir şekilde kusurunun bulunmadığı son derece açık ve net olduğunu, yapılan her kazıda müvekkil şirket işçilerinin iş kazası tehlikesi yaşamaları nedeniyle asıl mağdur olan taraf müvekkil şirket iken, davacı şirketin kötü niyetli ve haksız taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, hasarı ve hasardaki kusuru kabul etmemekle birlikte, davacı cevap dilekçesinde muvazaalı bir şekilde, meydana gelen tesis hasarı ve enerji kesintisinin davacının yüklenici şirketi tarafından giderildiğini iddia ettiğini, davacı ile davalı müvekkil şirket arasında konusu aynı olan yüzlerce dava görüldüğünü, bu davaların hepsinde davacının dava dilekçesinde, meydana gelen hasarların kendi personelleri tarafından giderildiğini beyan ederken, iş bu davada hasarın yüklenici şirket tarafından giderildiğini beyan etmesi son derece muvazaalı olduğunu, davacı müvekkil şirket aleyhine açtığı bütün davalarda dava dilekçesinde, meydana gelen hasarların kendi personelleri tarafından giderildiğini beyan ettiğini, bunun sonucunda mahkemece "Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır." gerekçesiyle gerçek zarar ilkesi doğrultusunda karar verildiğini, davacı müvekkil şirket aleyhine açılan yeni davalarda, meydana gelen hasarların yüklenici şirket tarafından giderildiğini iddia etmeye başladığını, söz konusu iddianın son derece muvazaalı olduğunu, sadece yüklenici sözleşmesinin sunulması ve hasarın yüklenici şirket tarafından giderildiğinin iddia edilmesi tek başına yeterli olmadığını, davacı tarafça, gerçekten hasarın yüklenici şirket tarafından giderildiğini kanıtlayan herhangi bir yazılı delil dosyaya sunulmadığını, ...A.Ş. tarafından kazı ruhsatının iletildiğini ve müvekkil şirketin usule uygun olarak kazı çalışması yapmaya başladığını, davacıya ait elektrik tesisatı 20-40 cm kadar oldukça yetersiz bir derinlikte üzerinde herhangi bir ikaz işareti, tuğla, ikaz bandı vs. olmadığından burada hasar meydana geldiğini, bu hususun müvekkil şirket çalışanlarınca hasar adresinde tutulan tutanaktan açıkça anlaşıldığını bu nedenlerle haksız ve mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesini ve davacının hukuka aykırı takip nedeni ile dava konusu miktarın %20'sinden az olmamak üzere haksız takip tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu. ... Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi Başkanlığı Altyapı Koordinasyon Şube Müdürlüğü yazısı. .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası.
GEREKÇE,
Dava, davalı şirket tarafından alt yapı çalışmaları sırasında davacı şirkete ait tesise ait zararın tazmini amacıyla davalı aleyhine açılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizde açılan dava, İİK'nın 67. Maddesi gereğince itirazın iptali davasıdır.
Dosyamıza getirilen .... İcra Müd. ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 2.426,46-TL hasar bedeli ve 99.47-TL faiz olmak üzere toplam 2.525,93-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, itirazın alacaklıya tebliğe çıkarılmadığı, buna göre davanın İİK 67. Maddesinde yazılı, hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı taraf, davasında 1.588,08 TL'lik itirazın iptalini talep etmiştir.
Mahkememizce iddia , savunma ve toplanan deliller kapsamında meydana gelen hasarda davalı tarafın kusur yada sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, zararın miktarının tespiti hususunda dosya Elektrik Mühendisi bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya rapor ibraz edilmiştir.
Bilirkişi raporunda, davacı tarafın enerji dağıtım altyapısına verilen hasar sebebiyle davalı (asıl işveren) ...A.Ş ve diğer davalı (yüklenici şirket) ... İnşaat Tic. Taah. Ltd. Şti.'nin kusurlu olduğu, davacının dava konusu altyapı tesisatında ilgili mevzuatlara aykırı somut bir durumun dosya içeriğindeki belgelerden tespit edilemediğinden davacının kusurunun olmadığı, emsal Yargıtay Kararları doğrultusunda zarar gören tarafından özel olarak dışarıdan işçi tutulup bu işçilerin çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça, zarar gören tarafından kendine ait (montaj) işçilik ve araç giderlerinden oluşan genel gider zararlarının karşı taraftan tazmininin talep edilemeyeceği ve satılamayan enerji bedelinin tüketicilerden talep edilemeyeceği(ceza bedeli) görüşleri, ilgili mevzuatlar uyarınca da elektrik alt yapısına verilen zarardan dolayı, zarar veren tarafa ceza bedelinin uygulanması veya ceza bedeli oranı hususunda herhangi bir hüküm belirlenmemiş olması, verilen hasardan doğan kesinti süre ve sayılardan doğan tazminat bedeline ilişkin davacı tarafından abonelerine ödenmiş herhangi bir makbuz, fatura veya belgenin dosya içerisinde bulunmadığı dikkate alındığında; davacının davalılardan dava konusu hasara ilişkin olarak yalnızca malzeme bedeli olarak 36,09 TL + %18 KDV = 42,58 TL olmak üzere icra takip tarihi itibariyle; Hasar Bedeli: 42,58 TL, gecikme Faizi: 12,14 TL (17.02.2022 - 23.05.2022 tarihleri arası yasal faiz yıllık %9) Toplam Alacak: 54,72 TL olduğu belirtilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 49.maddesine göre, Hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren bir kimse bu zararı tazminine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmü ile düzenlenmemiş olup, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğu söz konusu olması, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Diğer bir deyişle, ayrık bir düzenleme bulunmadığı kusur sorumluluğu hallerinde, 6098 sayılı TBK'nın 49.maddesi ve devamındaki yer alan esaslar uygulanır.
Madde 49, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararın verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile , ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de , bu zararı gidermekle yükümlüdür düzenlemesi mevcuttur.
Haksız fiil sorumluluğunun ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ikinci koşul, zarara sebebiyet veren hukuka aykırı fiilin, fail tarafından kusurlu olarak yapılmış olmasıdır. Kusur için hukuk düzeni kurallarının bilerek ve isteyerek ya da ihmal sebebiyle ihlal edilmesi gerekmektedir. Kusurun kanunumuzda tanımı yapılmamıştır. Uygulamada kabul görmüş tanıma göre kusur, hukuk düzeninde kınanabilen davranıştır. Kınamanın nedeni, başka türlü davranma olanağı varken ve zorunlu iken, bu şekilde davranmayarak, bu tarzdan sapılmış olmasıdır. Kısacası; kusur , genel tanımıyla, hukuk düzeni tarafından bir davranış tarzının kınaması olup, bu kınama o davranışın belirli koşullar altında bireylerden beklenen ortalama hareket tarzından sapmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Haksız fiil öğretide, hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Unsurları; hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiil bir zararın doğmasına neden olmalı, zarara neden olan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi fiilden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişilerin maddi zararını karşılamak durumundadır. TMK 'nun 6. Maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etmek yükü davacıdadır. Davacı, zararın, haksız fiili ile gerçekleştiğini, diğer söylem ile zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Yukarıdaki ayrıntılı olarak açıklanan yasal düzenlemeler ışığından somut olayımıza bakıldığında, elektrik mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, zarar gören tarafından özel olarak dışarıdan işçi tutulup bu işçilerin çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça, zarar gören tarafından kendine ait (montaj) işçilik ve araç giderlerinden oluşan genel gider zararlarının karşı taraftan tazmininin talep edilemeyeceği ve satılamayan enerji bedelinin tüketicilerden talep edilemeyeceği(ceza bedeli) görüşleri, ilgili mevzuatlar uyarınca da elektrik alt yapısına verilen zarardan dolayı, zarar veren tarafa ceza bedelinin uygulanması veya ceza bedeli oranı hususunda herhangi bir hüküm belirlenmemiş olması, verilen hasardan doğan kesinti süre ve sayılardan doğan tazminat bedeline ilişkin davacı tarafından abonelerine ödenmiş herhangi bir makbuz, fatura veya belgenin dosya içerisinde bulunmadığı dikkate alındığında; davacının davalılardan dava konusu hasara ilişkin olarak yalnızca malzeme bedeli olarak 36,09 TL + %18 KDV = 42,58 TL olmak üzere icra takip tarihi itibariyle; Hasar Bedeli: 42,58 TL, gecikme Faizi: 12,14 TL (17.02.2022 - 23.05.2022 tarihleri arası yasal faiz yıllık %9) Toplam Alacak: 54,72 TL olduğu belirtildiğinden, bilirkişi raporunun bilimsel, teferruatlı, husumetin esasını çözer nitelikte olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın davalıdan 42,58 TL hasar bedeli talep edebileceği sonucuna varılmış, her ne kadar bilirkişi raporu da faiz 12,14 TL olarak belirtilmiş ise de, mahkememizce yapılan denetimde raporda faizin hatalı hesaplandığı, mahkememizce yapılan hesaplamada işlemiş faizin 1,73 TL olduğu anlaşılmış ve davanın KISMEN KABULÜ, Davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 42,58 TL asıl alacak ve 1,73 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 44,31 TL üzerinden devamına, asıl alacak 42,58 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, alacak likit olmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına ve reddilen kısım yönünden davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına yer olmadığına,
karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın KISMEN KABULÜ, Davalıların .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 42,58 TL asıl alacak ve 1,73 TL işlemiş faiz, olmak üzere toplam 44,31 TL üzerinden devamına, asıl alacak 42,58 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, alacak likit olmadığından davacı lehine icra inkar tazminatına yer olmadığına,
2- Reddilen kısım yönünden davacının takip başlatmakta kötüniyetli olmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına yer olmadığına,
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın ve icra takip dosyasında alınan 12,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye‬ 235,1‬-TL'nin davalılardan müşterek müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcın davalılardan müşterek müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 2.128,5‬0‬-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 59,38-TL'nin davalılardan müşterek müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca hesap olunan 44,31-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek müteselsilen tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
8-Davalılar duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT AAÜT 13/3 maddesi uyarınca, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti , davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğinden hesap olunan 44,31-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı taraflara eşit oranda olmak üzere verilmesine,
9-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00-TL'nin kabul red oranına göre 89,28-TL'nin davalılardan müşterek müteselsilen, 3.110,72‬-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı HMK 341 maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 16/02/2024

Katip ... Hakim ...
e-imzalı e-imzalı