T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/11 Esas
KARAR NO : 2024/201
DAVA : Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı)
DAVA TARİHİ : 10/11/2009
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tasarrufun İptali (İİK 277 Ve Devamı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 10/11/2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... Tic A.Ş'nin müvekkili bankadan kredi kullandıklarını, borçlu şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini, kredileri bankaya geri ödemediklerini, hesapları kat edilerek davalılar hakkında ... 1 İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak borçluların takipten sonra mal kaçırmak kastı ile ipotekli evlerini ve başka gayrimenkulleri üzerinde ipotek olmasına rağmen yakınlarına satış yaptıklarını, yapılan aramalarda borçluların yeterli malı bulunmadığını, ayrıca davalıların taşınmazlarını 3.kişilere devir ettiklerini, davalıların bu taşınmazları çok düşük bedelle mal kaçırmak kastı ile devrettiklerini bildirerek; dava konusu edilen taşınmazlara ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara dava dilekçesi, tensip zaptı, duruşma gün ve saati tebliğ edilmiş olup, davalılardan ... A.Ş ve... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için davalı borçlular hakkında geçici veya kalıcı kesin aciz vesikasının alınmasının zorunlu olduğunu, müvekkillerinin davacı banka ile 2006 yılında çalışmaya başladığını ve 3 yıl boyunca sorun yaşanmadan devam ettiğini, müvekkillerinin davacı bankadan kullandığı kredilerin %100 'e yakını kısa vadeli, %100 çek karşılığı nakit krediler olduğunu, müvekkilinin 2008 yılına kadar davacı bankaya olan ödemelerinin tamamını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak daha sonra müvekkili firmanın ekonomik kriz nedeniyle ödeme güçlüğü yaşadığını, müvekkillerinin alacaklılarına zarar verme kastı içinde bulunmadıklarını, müvekkillerinin amacının sahibi bulunduğu taşınmazların bir an önce tasfiyesi ile finans kaynağı oluşturmak olduğunu, müvekkillerinin yapmış oldukları tasarruflarının kriz ortamından kurtulmak ve borç ödeme amacıyla yapmış olduğu tasarruflar olduğunu, davacı yanın iddialarının haksız olduğunu bildirerek; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle aciz vesikasının sunulması gerektiği, bunun dava şartı olduğu, müvekkilinin taşınmazı alacak güce sahip olduğunu, taşınmazın emlak değerinin düşük olması nedeniyle tapuda düşük gösterildiğini ve gerçek değerinin ödenerek satın alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ikametgah adresinin ... olması nedeniyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu ve yetki itirazlarının bulunduğunu bildirerek davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ikametgah adresinin Kayseri olması nedeniyle davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu ve yetki itirazlarının bulunduğunu bildirerek davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar ise tebligata rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap da vermemişlerdir.
Davacı tarafından daha önce ... 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalılardan ...'ün düzenlediği ve diğer davalıların müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları ve alınan kredinin teminatı olan bononun takibe konulduğu, ancak ödenmediği ve takibin kesinleştiği görülmektedir.İncelenen dosya içeriğinden davalıların ve borçlunun haczi kabil malı bulunamamıştır. Bu nedenle bunu belirleyen haciz tutanağı acz vesikası niteliğinde olduğundan davalıların bu yöndeki itirazları kabul edilmemiştir.
İİK'nun 277. ve devamı maddelerinde düzenlenen Tasarrufun İptali Davası alacaklının alacağının yasal olmayan yollarla borçlu ve onunla işbirliği içinde olanların alacaklı aleyhine yaptıkları tasarrufi işlemlerin iptalini düzenlediği, incelenen icra dosyasına göre takip tarihi 21.04.2009 olduğu, dosyada ise haczin 16.04.2009 tarihinde yapıldığı ve bir kaç kez yapılmasına rağmen sonuç alınamadığı, İİK'nun 279/1 maddesine göre hacizden veya mal bulunmaması nedeniyle acizden bir yıl evvel yapılan tasarrufların batıl olduğu düzenlendiği, Hakkında dava devam ettirilen taşınmazlardan sadece ... Mahallesi 2224 ada ve 9 parselde bulunan 20 nolu mesken ...'a satıldığı, diğerlerinin satış tarihi ise takipten önceye denk geldiği, Bu hali ile 279. Maddenin aradığı batıl tasarruf işlemiş gerçekleşmiş bulunduğu, İİK . Maddenin 3. Fıkrasının 2. Fıkrasında kendi verdiği şeyin değerine göre daha düşük bedeli kabul eden borçlunun tasarrufunun bağışlama sayılacağı hüküm altına alındığı, Bilirkişi raporlarına göre ... Mahallesi 2223 ada ve parsel 24 de 13 no ile kayıtlı taşınmazın 1/4 hissesinin ... mahallesi 2309 ada 13 parselde kayıtlı 6 nolu taşınmazın tümünün, ... Mahallesi 2224 ada 9 nolu parselde kayıtlı 20 nolu taşınmazın 1/4 hissesinin ... İlçesi ... Mahallesi 1919 parsel nolu taşınmazın tümünün, ... İlçesi ... Mahellesi 7025 ada6 nolu parseldeki taşınmazın tümünün ve yine ... Mahallesi 494 ada 67 nolu taşınmazın tümünün İİK 278/3 maddesi 2. Bendde belirtildiği üzere düşük bedelle ve İİk 278. Madde anlamında aciz halinden dolayı batıl tasarrufi işleme tabi tutulduğu gerekçesiyle bunlar hakkındaki davanın kabulüne, Hakkında dava devam eden taşınmazlardan yukarıdakiler dışında kalanlardan ... İlçesi ... Köyü 46 parsel numaralı taşınmazın 30.000 TL bedelle davalı ...'e 27.03.2009 tarihinde ise bedellerinin satıldığı ve bu tarih itibarı ile raiç değerin 40.896 TL olduğu, ... Köyü 202 ada ve 43 nolu parselin 26.03.2009 tarihinde 10.000. TL bedelle ...'ya satıldığı ve bu tarihte raiç bedelin 12.655,63 TL olacağının belirtildiği, bu bedeller dikkate alındığında ivazsız bir işlemden söz edilmesinin mümkün olmadığı, haciz ve satış tarihi ne olursa olsun bu taşınmazlardaki tasarrufların iptali kanısı oluşmadığı gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden davanın reddine, davacı tarafından tazminat istediği kişiler hakkındaki davalar takip edilmeyerek işlemden kaldırıldığından bu kişiler hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kapatılan ... 38 Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ... Esas, ...sayılı karar, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığının 2014/16990 E, 2015/5073 K, 30/03/2015 tarihli ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında: "...hüküm, davacı vekili ile davalılar ... vekili, ...vekili,... vekili, ..., ...,... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede Yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Ayrıca İİK.nın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki işlemde bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
1-Davacı vekilinin dava konusu 46 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değelendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bi yön bulunmamasına, ivazlar arasında fahiş fark bulunmadığı gibi, 3. kişi ...'in kötü niyetli olduğunun da kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin 46 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava ve temyize konu edilen 202 ada 43 sayılı parselin borçlu davalı tarafından taşınmazlarının satışı için bilgi paylaşımında bulunduğu ...'ya satılmıştır. Bu taşınmaz yönünden ivazlar arasında fahiş fark olmamakla birlikte taşınmazı satın alan ...'in emlakçı olması ve cevap dilekçesi içeriğine göre borçlu ile taşınmazlarının satışı için bilgi paylaşımında bulunması nedeniyle, borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının tartışılması gerekmektedir. Ayrıca dava konusu 7025 ada 6 sayılı parseli borçlu davalıdan satın alan ...'nin ve 2309 ada 13 sayılı parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölüm satın alan ...'ın taşınmazları dava dışı kişilere sattıkları halde bu taşınmazlar yönünden davacının isteği doğrultusunda davanın tazminata dönüştüğünün göz ardı edilerek infazda tereddüt oluşturacak şekilde yapılan tasarrufların iptaline karar verilmesi doğru değildir. Yine haklarındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilen davalıların açıkça yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini bildirdikleri halde bu davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
3-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarını incelenmesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmasına, gerçek bedelin ödendiğinin resmi ve yazılı belgelerle kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4-Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 3. kişi konumundaki davalı ...'nin borçlu davalının kardeşi olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
5-Davalılar...ve ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 3. kişi konumundaki davalı ...'in borçlu davalının tasarruf tarihinden sonra boşandığı eski eşi olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
6- Davalılar ... ve ...'nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti ve yargılama giderinin her bir tasarruf için ve her bir davalı açısından ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken tüm tasarruflar ve davalılar açısından tek yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
7-Davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davalı ... hakkındaki davanın reddine karar verildiği halde aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru bulunmamıştır..." şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmuş, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama sonucunda; Kapatılan ... 38 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E, ...Karar sayılı ilamının davacı vekili ve davalılardan..., ..., ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edildiği, diğer davalıların kararı temyiz etmedikleri, davacı vekilinin dava konusu edilen 46 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddedildiği, bu parsel yönünden verilen red kararının onandığı, Davacı vekilinin temyize konu ettiği 202 Ada, 43 sayılı parselin, 26/03/2009 tarihinde... tarafından ... 10.000 TL bedelle satılmış olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda tasarruf tarihi itibariyle taşınmaz değerinin 12.655,63 TL olduğu, taşınmazın tasarruf tarihindeki rayiç değeri ile satış bedeli arasında fahiş fark olmadığı, taşınmazı satın alan davalı ...'nın emlakçı olduğu, borçlu... ile taşınmazların satışı için bilgi paylaşımında bulunmasının yapmış olduğu işten kaynaklandığı, davacı tarafından ...'nın ... ve eşi ...'nin birçok taşınmazının satışına aracılık ettiği ve bu taşınmazların satışında vekil olarak rol oynadığı yönündeki iddialarının değerlendirilmesi açısından tapu sicil müdürlüklerine yazılan müzekkerelere verilen cevapta; ... ile ...ve ...arasında dava konusu edilen taşınmazlar dışında başka bir taşınmaza yönelik satış işleminin olmadığı, ...'nın borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklıya zarar verme kastını bildiği veya bilmesi gerektiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle 202 Ada 43 sayılı parsel yönünden açılan davanın reddine, davacı vekilinin temyizine konu 7025 Ada 6 sayılı parselin davalı borçlu tarafından ...'ye satıldığı, ...tarafından da 25/03/2009 tarihinde dava dışı ...'a satıldığı, taşınmazın ...'a satıldığı tarihteki rayiç değerinin 45.598,40 TL olduğu, bu taşınmaz yönünden davacının talebi doğrultusunda davanın tazminata dönüştüğü, ...'den ...'a taşınmazın satıldığı tarihteki rayiç değeri olan 45.598,40 TL'yi geçmemek üzere davacının alacağı ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere 45.598,40 TL'nin ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının temyizine konu ...Ada, ... sayılı parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölümün davalı borçlu tarafından ...'a satıldığı, ... tarafından da 27/04/2009 tarihinde ...'ye satıldığı, satış tarihindeki rayiç bedelinin 110.000 TL olduğu, davacının talebi doğrultusunda bu taşınmaz yönünden davanın tazminata dönüştüğü anlaşıldığından ...'dan taşınmazın ...'ye satıldığı tarihteki rayiç değeri olan 110.000 TL'yi geçmemek üzere davacının alacağı ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere 110.000 TL'nin ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında açılan davanın HMK 150 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu davalılar tarafından vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmediğinden bu davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri konusunda karar oluşturulmasına yer olmadığına, ...hakkında dava reddedildiğinden bu davalı açısından yargılama giderlerine yönelik karar oluşturulmasına yer olmadığına, dava konusu edilen diğer parseller açısından verilen önceki hüküm Yargıtay incelemesinden geçerek onanmış bulunduğundan bu parseller açısından yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına, Davacı ... A.Ş (temlik eden ) tarafından 11/05/2015 tarihli temlik sözleşmesi ile dava konusu edilen alacak ...'ye temlik edildiği, davalı ...tarafından bu temliğin geçerli olmadığı itirazında bulunulduğu, mahkememizce banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak alacak temlikinin geçerli olup olmadığı, ön mesele olarak irdelendiği, İbraz edilen 13/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda; temlik alan ...'in 11/05/2015 tarihli temlik sözleşmesi karşılığı 02/02/2014 tarihinde 20.000 TL, 24/12/2014 tarihinde 20.000 TL, 02/02/2015 tarihinde olmak üzere toplam 60.000 TL ödemede bulunduğu, temlik sözleşmesinin de 02/02/2015 tarihli en son ödeme sonrasında kurulduğu bildirildiği, Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda ibraz edilen rapor doğrultusunda temlik alanın temlik konusu alacağı temlik eden bankaya ödediği, ödemenin yapılması sonucunda temlik sözleşmesinin kurulduğu, temlik sözleşmesinin usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı gerekçesiyle temliğe ilişkin itirazların reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen 2016/223 Esas, 2018/1279 Karar sayılı ilam davalı ... tarafından temyiz edilmiş olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/16716 Esas, 2022/8824 Karar sayılı 15/06/2022 tarihli ilamında; " ... 1-Dava İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nın 184. maddesine göre iflasın açılması ile müflisin haczi kabil bütün mal ve hakları iflas masasına girmektedir. Borçlunun iflastan önce alacaklılarına zarar verme kastı ile yapmış olduğu tasarruflarla ilgili tasarrufun iptali davasını açma hakkı iflas masasının yasal temsilcisi olan iflas idaresine aittir (İİK’nun 187,277/2). Ancak İflas idaresi İİK’nun 245 ve 255/2 maddeleri uyarınca dava hakkını alacaklıya devredebilir. Alacaklı ancak bu takdirde dava açabilir veya açılmış davayı takip edebilir. Bu durumda alacaklının dava hakkının kendisine devredildiğini belgelemesi gerekir.
Eldeki dava açıldıktan sonra davalı borçlu şirketin iflasına karar verildiği, UYAP kayıtlarında davalının “Müflis” olarak göründüğü anlaşılmıştır. Mahkemece de 02.02.2017 tarihinde iflas idaresinin neresi olduğunun belirlenmesi talep edilmiş, son celse 20.12.2018 tarihinde davacı vekili “davalı ... AŞ ile ilgili iflas idaresi kurulmadığı, iflas dairesi tarafından işlemlerin yapılacağı belirtilmiş, ancak davaya davacı eli ile devam edip edilmeyeceği yönünde yetki alındığına dair dosyaya bilgi verilmemiştir.
Bu durumda; öncelikle mahkemece iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi kesinleşmiş ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar iptal davasının durdurulmasına karar verilmesi ve davacı alacaklıya İİK’nun 245 ve 255/2 madde gereğince davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunulduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunulmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/16716 Esas, 2022/8824 Karar sayılı 15/06/2022 tarihli ilamı üzerine dosya Mahkememizin 2023/11 Esasına kaydedildiği, yargılamaya bu esas üzerinden devam olunduğu görülmüştür.
Mahkememizce ... Genel İcra Dairesine müzekkere yazılarak ... iflas sayılı dosyasında Müflis ... Tic A.Ş'nin tasfiyesinin adi şekilde mi, basit şekilde mi yürütüldüğünün, iflas idare memurları tayin edildi ise iflas idare memurlarının isim ve soy isimleri ile adreslerinin, 2.alacaklılar toplantısında davayı takip yetkisi verilmeden Mahkememizde görülmekte olan davanın iflas idaresince takip edilip edilmeyeceğinin bildirilmesi istenilmiş, verilen müzekkere cevabında; müflis şirketin tasfiye şeklinin adi tasfiye usulunde olduğu, 06/09/2022 tarihinde yapılan 2.alacaklılar toplantısında oy nisabı sağlanamadığından yetki verilemediği, 30/05/2023 tarihinde yapılan yeniden alacaklılar toplantısında iflas idare memurluğuna aday çıkmaması nedeniyle iflas idare masasının oluşturulamadığının bildirildiği, Mahkememizce davanın iflas müdürlüğü huzuru ile devam edileceğinin Kayseri İflas Müdürlüğüne usulüne uygun şekilde bildirildiği görülmüştür.
23/11/2023 tarihli oturumda ... İflas Müdürlüğüne davanın iflas müdürlüğün huzuru ile devam edileceğinin bildirilmesine rağmen duruşma gün ve saatinde iflas müdürlüğünün davada hazır bulunmaması, davacı vekilinin de davalı müflis ...yönünden dosyanın tefrik edilmesine karar verilmesini talep etmesi üzerine davalı müflis ...Tic A.Ş yönünden davanın tefrik edilerek Mahkememizin son esasına kaydına, tefrik edilen dosya yönünden davanın HMK 150 maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, tefrik edilen dosya Mahkememizin 2023/775 sayılı esas numarasına kaydolmuş, 2023/775 E.sayılı dosya üzerinden 05/01/2024 tarihli ara karar ile "... Mahkememizin 2023/11 E.sayılı dosyasının 23/11/2023 tarihli duruşmasında verilen ara karar uyarınca davalı müflis şirket ... Tic A.Ş yönünden davanın tefrik edilerek mahkememizin son esasına kaydına, tefrik edilen dosya yönünden dosyanın HMK 150 maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ise de, dosya incelendiğinde; davalı müflis ... A.Ş ile ilgili olarak iflas idaresi tarafından davacıya İİK 245 ve 255/2 maddeleri uyarınca davayı takip konusunda yetki verildiğine dair bilgi bulunmadığından, ara karar tarihi itibariyle davacının davalı müflis şirket yönünden davayı takip etme yönünde yetkisi olmaması..." gerekçesi ile Mahkememizin 2023/11 E.sayılı dosyasının 23/11/2023 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararından rücu edilmesine karar verilmiş, 2023/775 Esas, 2024/4 Karar sayılı 08/01/2024 tarihli karar ile 2023/775 E.sayılı dosyanın Mahkememizin 2023/11 E.sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya 2023/11 E.sayılı dosya üzerinden devam olunmuştur.
İflas İdaresine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda; iflas idaresince davanın takip edilip edilmeyeceğinin açıkça Mahkememize bildirilmediği, davacıya da takip yetkisi verilmediği anlaşıldığından iflas idaresine yeniden müzekkere yazılarak davanın iflas idaresi tarafından takip edilip edilmeyeceği yönünde açık ve kesin beyanın Mahkememize bildirilmesi , iflas idaresi tarafından davanın takip edilmemesi durumunda davacının davayı takibe yetkili kılınacağı ve davanın davacı huzurunda devam edileceğinin ihtaren bildirilmesine karar verilmiş, iflas idaresi tarafından gönderilen 15/01/2024 tarihli cevabi yazıda; masa vekili atanması için dosyada yeterli avans olmadığı ve iflas idaresince Mahkemenizde görülen davanın hukuken ve fiilen takibi müşkül olduğundan davanın takibinin yapılmayacağı bildirilmiştir.
İflas idaresinin davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirmesi ve davayı takip yetkisini de davacıya devretmemesi nedeniyle müflis şirket açısından davayı takibe davacı yetkili olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 26/01/1994 tarih, 5238 Esas, 308 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. )
Mahkememizce verilen 2016/223 Esas , 2018/1279 Karar sayılı ilam sadece ... (...) tarafından temyiz edilmiş olduğundan ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi , 7025 Ada 6 nolu parselde kayıtlı taşınmazın davalı borçlu ... (... )'ın eski eşi ... tarafından önce ...'ye (... ) satılmış, 25/03/2009 tarihinde de ...'den ...'a satılmıştır. 25/03/2009 tarihindeki taşınmazın rayiç değerinin 45.598,40 TL olduğu tespit edildiğinden İİK 278/3 maddesi 2. Bendde belirtildiği üzere düşük bedelle ve İİk 278. Madde anlamında aciz halinden dolayı batıl tasarrufi işleme tabi tutulduğu, ayrıca 3.kişi konumundaki davalı ...'in borçlu ...'nin tasarruf tarihinden sonra boşandığı eski eşi olması da dikkate alındığında tasarrufun iptale tabi olması gerektiği sonucuna varılarak taşınmazın 25/03/2009 tarihinde ...'den ...'a satıldığı tarihteki rayiç değeri olan 45.568,40 TL'yi geçmemek üzere ( davacının alacağı ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere ) 45.598,40 TL'nin ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Müflis ... A.Ş aleyhine açılan dava iflas idaresi tarafından takip edilmediği gibi, iflas idaresinin davayı takip etmemesi sebebiyle takip yetkisi kendisine geçen davacı da müflis Susal yönünden davayı takip etmeyeceğini bildirmiş olduğundan iflas idaresi ve davacı tarafından takip edilmeyen müflis ...Tic A.Ş tarafından ...'e devredilen ... İli, ... İlçesi, ... Mah, 1919 parselde kayıtlı taşınmazın tasarrufuna ilişkin dava hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Diğer dava konusu edilen davalılara ve taşınmazlara ilişkin verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden yeniden hüküm oluşturulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-... İli, ... İlçesi, ... Mah, 7025 ada, 6 nolu parselde kayıtlı taşınmazın 25/03/2009 tarihinde ...'den ...'a satıldığı tarihteki rayiç değeri olan 45.598,40 TL'yi geçmemek üzere ( davacının alacağı ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere 45.598,40 TL'nin ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Müflis ...Tic A.Ş tarafından ...'e devredilen ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 1919 parselde kayıtlı taşınmazın tasarrufuna ilişkin dava taraflarca takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına,
3-Diğer dava konusu edilen taşınmazlara ve davalılara ilişkin verilen karar temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesap edilen 3.114,82 TL harcın davalı ... (...) 'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından toplam 916,50 TL yargılama giderinin davalı ... (... )' den alınarak davacıya verilmesine,
6-Tasarrufun iptali davalarında vekalet ücreti takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirleneceğinden iptale konu malların tasarruf tarihindeki değeri davacının alacağından daha az olduğundan bu değer üzerinden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin ... (...) 'den tahsili ile davacıya ödenmesine,
7- Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalıların yokluğunda tebliğden itibaren 15 günlük sürede Yargıtay yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/03/2024
Başkan
E-İMZALI
Üye
E-İMZALI
Üye
E-İMZALI
Katip
E-İMZALI
Bu belge 5070 sayılı kanun kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!