T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/811 Esas
KARAR NO : 2024/209
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2022
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 15/11/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle, 18.04.2022 tarihinde, müvekkile ait ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında, maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Müvekkile ait araç kazada %0 ve ... plakalı araç ise %100 kusurlu olduğunu, sigorta şirketine yazılı başvuru yapılmış ise de süresinde dönüş yapılmadığını, dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuk dosyası başlatıldığını, anlaşamama olarak sonuçlandığını, kaza sonucu müvekkil araçta meydana gelen hasar farkı ve değer kaybı bedeli tazminatı bakımından uğradığı zarar miktarının tam olarak belirlenemediğini, bu nedenlerle müvekkile ait araçta meydana gelen 100,00 -TL Hasar ve 100 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek olan bankaların uyguladığı en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 12/12/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle, arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, gerçek zararın tespiti ile talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi mümkün iken belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığından bahisle HMK 114/1-H VE HMK 115/1-2.Maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre, mağdur araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu anlaşıldığını, konu açısından önem arz eden bir husus olarak; trafik kazalarına bağlı zararların tazminin de sorumluluğun belirlenmesinde en önemli ölçütün kusur olduğunu, nitekim kusura denk gelen tazminat talepleri sigorta kuruluşunca karşılanmayacağını, diğer bir deyişle, başvurucu tarafın 100 oranında kusurlu olması durumunda başvurucu tarafa herhangi bir tazminat ödemesi yapılmayacak, kusurun taraflar arasında paylaşıldığı durumda ise kusur oranında tazminat ödemesi gerçekleştirileceğini, bu bağlamda somut olayda kusur oranı %100 oranında olması sebebiyle dosyanın teminat dışı olduğunu, hasar bedeli yönünden, iskonto uygulanmaksızın hesaplama yapması uygulama ve yönteme aykırı olduğunu, iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim uygulanması gerektiğini, hasar onarımı sağlanır iken, her şeyden önce müvekkil Sigorta şirketinin tedarik ve işçilik anlaşmaları gereği hasarın daha düşük bedelle aracın onarılmasının mümkün olacağı gözönüne alınarak var ise gerekli tazmin tutarı hesaplanması gerektiğini, sigorta şirketine sigorta ettirilen bir malın hasara uğraması dolayısıyla sigorta şirketinden alınan tazminat gelir veya kurumlar vergisi açısından gelir arttırıcı yahut gider azaltıcı etki yapmakla beraber KDV'ye tabi olmadığını, hasar onarımı yapılmadan Müvekkil Sigorta Şirketine başvuru yapılarak tedarik ve işçilik anlaşmaları gereği hasarın daha düşük bedelle onarılmasının mümkün olacağını, ancak başvuranın TTK’daki yükümlülüğe riayet etmeyerek aracının onarımını tamamladıktan sonra Şirkete haber vermek suretiyle Müvekkil Sigorta Şirketinin indirim hakkını elinden aldığını, Müvekkil sigorta şirketinin İndirim hakkının kullandırılmaması nedeniyle hasar bedelinin, KMAZMSS (Trafik Sigortası) Genel Şartlarının B.2./2.2. maddesi; “ Hak sahibi aracının, bu madde uyarınca Hazine Müsteşarlığınca belirlenen ölçütleri karşılayan, dilediği onarım merkezinde onarılmasını talep edebilir. Bu durumda sigortacı, araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılsaydı uygulanacak parça, tedarik, işçilik ve diğer hususlara göre belirlenecek bedele göre ödeme yapabildiğini, sigortacının söz konusu bedel uygulaması hakkında hak sahibini hasar ihbarından itibaren 2 iş günü içinde bilgilendirdiğini, sigortacının bu süre içinde anılan bildirimi yapmadığı takdirde bildirim konusu bedeli hak sahibine karşı ileri süremeyeceğini, dolayısıyla, Yedek parça tedarik aşamasında müvekkil sigorta şirketi indirim hakkını kullanabilmeli ve buna imkan sağlanması gerektiğini, araçta meydana gelen maddi hasarın, aracın rayiç bedelinin %2’sinin altında kalması halinde değer kaybı tazminatı araçta meydana gelen maddi hasar tutarını aşamayacağını, tüm bu nedenlerle davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin başvurucu tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bilirkişi Raporu. Türkiye Noterler Birliği Cevabi Yazısı. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi cevabi yazısı.
GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminatı ve hasar bedelinin tazminine ilişkindir.
Davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı araç ile , davalı sigorta şirketinin sigortalısı ... plakalı aracın çarpması sonucunda maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, mevcut kazada davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu olduğunu ve araçta meydana gelen değer kaybının ve hasar bedelinin tahsili amacıyla açıldığı görülmüş, davalının ise davanın reddini savunduğu anlaşılmıştır.
Haksız fiillere dayalı tazminat davalarında mahkemece araştırılması ve hükme esas alınması gereken zarar "gerçek" zarardır. Bu tip kazalarda hasara uğrayan araç işleteni değer kaybı talebinde bulunabileceği gibi aracın pert olması durumunda da buna yönelik tazmin talebinde bulunabilir. Aracın değer kaybının hesaplanması yöntemi Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik ve istikrara kazanan içtihatlarında ayrıntılı şekilde belirtilmiştir. Buna göre aracın kazadan önceki 2. el değeri ile kazalı halindeki 2. el değeri arasındaki fark değer kaybına esas alınacaktır.
Mahkememizce alınan 11/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; ... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü ...'in dava konusu ... plakalı otomobilin arka kesimlerinde oluşan hasarın meydana geldiği ikinci çarpışmanın oluşumunda, zararın doğmasında %100 (yüzde yüz) oranında tamamen asli kusurlu olduğu, ZMS (Trafik) sigortacısı davalı ... A.Ş.'nin aynı oranda ve azami 50.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğu, ... plaka numaralı hususi otomobilin sürücüsü davacı ...'ın dava konusu ... plakalı Otomobilin arka kesimlerinde oluşan hasarın meydana geldiği ikinci çarpışmanın oluşumunda, zararın doğmasında kusursuz olduğu, dava konusu ... plakalı otomobilin arka kesimlerinde oluşan hasarın meydana geldiği ikinci çarpışmanın meydana gelmesinde, zararın doğmasında veya artmasında başkaca kusurlu kişi, kurum, kuruluş veya etkili faktör bulunmadığı, davacı ...'a ait ... plaka ve (...) şasi numaralı hususi otomobilin arka kesimlerinde meydana gelen hasarın olay tarihinde yetkili servis ortamında, tamamı orijinal vasıfta parçalar kullanılarak gerçekleştirilmesi mümkün kadri maruf, haddi layık onarım bedelinin iskontolu KDV hariç 32.424,19 TL-KDV dahil 38.260,54 TL olduğu, arka ve ön kesimlerinde meydana gelen hasarların kasko sigortacısı ... A.Ş.'nin hasar dosyası ile işlem gördüğü, hasar dosyası, yapılan ödemelere, ödemelerin nereye yapıldığına ilişkin dekontlar ibraz edilmediği için değerlendirilememekle birlikte onarım bedelinin yetkili servise ödenmiş olması ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, somut onarım tamamlandıktan sonra davacı tarafından onarımı gerçekleştiren yetkili servise ilave ödeme yapıldığına, zarara uğrandığına veya talep edilebilecek bakiye onarım bedeli alacağı kaldığına dair somut bir veri, delil bulunmadığı, davacı ...'a ait ... plaka ve (...) şasi numaralı hususi otomobil üzerinde meydana gelen değer kaybı zararının; 01.06.2015 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 11.860,76 TL olduğu, 01.04.2020 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 14.331,62 TL olduğu, 04.12.2021 tarihli ZMS Genel Şartları ekine göre 15.361,25 TL olduğu, gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay'ın müstakar içtihatlarına göre 14.000,00 TL mertebesinde olduğu, ... plaka numaralı hususi otomobilin ZMS (Trafik) sigortacısı olarak azami 50.000,00 TL poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olan davalı ... A.Ş.'nin dava konusu ... plakalı otomobilin arka kesimlerinde meydana gelen hasarın onarım bedeli ile ilgili olarak fiilen yaptığı ödeme tutarı bilinmediğinden kalan bakiye poliçe limitinin belirlenemediği tespit, hesap, sonuç, görüş ve kanaatine varıldığı rapor edilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde, 100,00 TL hasar bedeli ve 100,00 TL değer kaybı bedelini kaza tarihi olan 18/04/2022 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte talep etmiştir.
Davacı taraf, mahkememize sunmuş olduğu 24/02/2024 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile değer kaybı talebini 14.000,00 TL ye , hasar bedeli talebini ise 35.010,57 TL'ye arttırmıştır.
Taraf vekilleri dosyaya sunulan rapora itiraz etmiş ve dosyanın ek rapora gönderilmesine yönelik ara karar kurulmuş ise de, davacı vekiline bilirkişiye ek rapor için ücret yatırması konusunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekili 2 haftalık kesin süre de ek rapor ücretini yatırmamış ve yapılan yargılama esnasında ek rapor talebinden vazgeçtiklerini mahkememize bildirmişlerdir.
Davacı tarafın, hasar bedeline yönelik bir tazminat talep edebilmesi için davacı tarafın aracında meydana gelen hasar sebebiyle aracın yapımı sırasında sigorta şirketinin aracın yapıldığı servise ödemiş olduğu ücret dışında davacı tarafında servise ekstra ücret ödemesi gerekmekte olup, kısacası davacının hasar bedelini talep edebilmesi için aracın tamirat masrafından sigorta şirketinin karşılamadığı ve davacı tarafın sigorta şirketinin ödemiş olduğu tutardan hariç bir tutar ödemesi yapmış olması gerekmektedir.
Dosyamızda ise, bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere davacıya ait ... plakalı aracın tamiratı ile ilgili onarımı tamamlandıktan sonra davacı tarafından aracın onarımının gerçekleştirilmiş olduğu yetkili servise ilave ödeme yapıldığına ve davacının zarara uğradığına ilişkin herhangi bir veri olmadığı davacının servise ek ödeme yaptığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının hasar bedeli tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının değer kaybı tazminatı yönünden davasının değerlendirilmesinde ise, değer kaybı bedelinin yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, davacıya ait aracın önceki hasarlarının da değerlendirilmiş olmasına gerektiği bilinmekte olup, bilirkişi raporu incelendiğinde davacının aracında gerçek zarar ilkesi ve Yargıtayın müstekar içtihatlarına göre 14.000,00 TL mertebesinde değer kaybının olduğu rapor edildiği anlaşılmakla, hazırlanan raporun usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkememiz denetimine elverişli rapor kapsamında yapılan belirli hale getirme dilekçesi doğrultusunda davanın bu bedel yönünden kabulüne karar vermek gerekmiş, davalının 50.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu olduğu ve davalı tarafın bu 50.000,00 TL den ödeme yaptığına ilişkin dekont sunmamış olduğundan, davalı taraf poliçe limitinin dolduğunu ispat edememiş ve bu yönden ispat külfeti davalıda olduğundan, davacının 14.000,00 TL değer kaybı tazminatını, davacının 27/04/2022 tarihinde e mail yoluyla davalı şirkete başvurduğu ve 8 iş günü 09/05/2022'de bittiği anlaşılmakla, davalı şirketin 10/05/2022 tarihi itibariyle temerrüte düştüğü anlaşıldığından, 14.000,00 TL değer kaybı tazminatının davacının tacir olmaması ve meydana gelen haksız fiilin davacının tacir olmamasından kaynaklı olarak, ticari iş olarak sayılması mümkün olmadığından 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
7036 sayılı Yasa ile getirilen zorunlu arabuluculuk müessesi gereği aynı yasanın.. sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekli olup, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık durumuna göre davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın kısmen kabulü ile 14.000,00-TL değer kaybı tazminatının 10/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2- Davacının hasar bedeli tazminatına ilişkin talebi yönünden davanın reddine,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 956,34-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harç ve 833,56-TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 42,08-TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL peşin harç ile 80,70-TL başvuru harcından oluşan toplam 161,40-TL bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere, bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 2.124,00-TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 606,72-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 14.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT 13/3 maddesi gereği, davalının vekalet ücreti maddi tazminat davalarında davacı vekiline takdir edilen ücreti geçemeyeceğinden 14.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
9-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelin davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 891,24-TL yargılama giderinin davalıdan, 2.228,76-TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
10-Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.15/03/2024
Katip Hakim
e-imzalı e-imzalı
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!