T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/727 Esas
KARAR NO : 2024/207
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 07/01/2021
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen 07/01/2021 Tarihli dava dilekçesinden özetle; davacı ... A.Ş 'nin Davalı ...un Türkiye'deki ürünlerini satan ...Ticaret Limited Şirketi aracılığı ile ... kurulumu ile ilgili olarak 20.12.2017 tarihinde bir revize sözleşme imzalandığını, müvekkili ...’in sözleşme yaptığı muhatabı her ne kadar ... ise de Türk hukukuna göre ... aynı zamanda komisyoncu konumunda olduğunu, ürünleri satın alınan şirket ... ise satıcı/üretici konumunda olduğunu, taraflar arasındaki ilişki ticari ilişki olduğunu, bu nedenle Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağının da orta olduğunu, ...’un ürünlerini daimi bir surette satmaya yetkili olan ...’nin Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan acentelik fasıllarına tabi tutulacağı açık olduğunu, bu hükümlerin ihdas amacının ise, bu tür şirketlere karşı Türk alıcıların korunma ihtiyacı olduğunu, hak aramayı son derece zorlaştıran bu tür yabancı şirketlere karşı Türkiye’de mukim alıcıların haklarının temini olduğunu, bu hüküm olmasa idi, Türk alıcıların, yabancı şirketlere karşı dava açmasının oldukça zorlaşacağını, bu nedenle ...’ye yapılan ihtar, ihbar ve açılacak davada ...’a izafeten yapılmış sayılacağını, davalı ... ’un ...’deki adresine ayrıca tebliğ edilmeksizin davaya devam edilmesini talep ettiklerini, ... Şirketinin konuya ilişkin çekilen ihtara karşı cevabi ihtarnamesinde; kendilerinin hiçbir zaman ...’u temsil yetkilerinin olmadığını belirtmiş ise de, her nedense ... yanında ...’nin yetkilisinin de sözleşme görüşmelerine dahil olduğunu, ve davalı ...’u vekil eden ...’e karşı temsil ettiğini, ...’un uzantısı gibi hareket ettiğini ve halen etmekte olduğunu, ...’de çalışanların tümünün maillerinin uzantısı ... şeklinde olduğunu, mail hesapları ...nezdinde yer alan...ortamında açılmış olmasının da açık bir ilişkiyi de ortaya koyduğunu, gerek ..., işlerine geldiğinde kendilerine dava açılmak istendiğinde ya da ihtarname keşide edildiğinde ...’da bulunan şirketin adresini göstermekte ve orayı adreslediklerini, böylece Türkiye’de sözleşme yaptıkları kişi ve şirketlerin dava açma haklarını engellemekte ya da geciktirmekte, dava açacak kişileri yurtdışı tebligat masrafı ve yeminli tercüman masrafı yapmaya zorladıklarını, bu konuda TTK.m.103’ü ve 105’i dikkate alınmasını ve bu hükümleri uygulamanızı talep ettiklerini, iki yüz bin TL’ye yakın dava masrafı yapan Davacı şirketin, yurt dışına tebligat ve yeminli tercüman masrafından kaçınmamakta tam aksine Türkiye’de mukim kişilerin hak arama özgürlüklerinin, Türkiye’de “..." adı altında birlikte iş yürüttüğü ama TTK kapsamında acentesi/komisyoncusu gibi çalıştırdığı Türk şirketlere tebligat yapılarak hak arama özgürlüğünü kolaylaştırmak için olduğunu,...'in, ... bünyesinde bir şirket olduğunu, ... bünyesinde mevcut 105 şirkete... konusunda hizmet verdiğini, ...’in ...'de yegane işlevi ve kuruluş amacının, Holding şirketlerine bilgi teknolojileri temin edildiğini, Holding şirketlerinin 01.01.2012 yılından itibaren ... ürünlerini kullandığını, ... adına ... Lisanslarının sahibi müvekkili şirketin ... Lisans bilgilerinin mevcut olduğunu, 2011 yılında Lisans satın almasından bu yana her yıl muntazaman Bakım Güncelleme Anlaşmalarının yenilendiğini, Lisans bilgilerinin ... Name : ..., ... User Müvekkili şirketin, 6698 sayılı KVKK mevzuatı ve Şirket politikası gereği ...ürünler tercih ettiğini, mevcut ...’inin versiyon yükseltmek (...) için de ... yurtdışına çıkabileceğini, davacı şirketin bunu istemediğini, bu nedenle Davacı ... arasındaki sözleşmenin asıl/esaslı unsuru, söz konusu yazılımların ... olması, yani verilerin hiçbir hal ve şartta bulut denilen sisteme dahil olmama isteği olduğunu, ... ürününü vekil edene sağlamak taahhüdü de ...’a ait olduğunu ve sözleşmede de bunu taahhüt ettiğini, ..., her ne kadar Mart 2016 tarihinde...versiyonunu çıkarmış ise de, ... versiyonu için sürekli gecikmeler yaşandığını, müvekkili şirketin versiyon yükseltme kararı öncesi, 02.03.2017 tarihinde, ... yetkililerinden... ve ... Yönetim Kurulu Üyesi ... ile bir toplantı yapılmış ve bütün bu gecikmelerden sonra Haziran 2017 döneminde ... yayınlanacağı taahhüdü alınarak, nihai upgrade kararı alındığını, ...., bütün sözleşme görüşme aşamalarında üst düzey temsilcileri ile bulunduğunu, sözleşmelerin hazırlandığını, ancak kendilerine ihtarname gönderilince, ihtarnameyi tebliğ aldıktan günler sonra, kendilerinin ayrı bir tüzel kişilik olduğu, “ihtarnamenin yanlışlıkla gönderildiği” savunmasında bulunduğunu, ... ile ilgili bütün uyuşmazlıklarda ..., devreye girmiş olduğunu ve uyuşmazlıkların çözülmesi için çaba gösterdiklerini, ... yetkililerinden ... kurulumunun yetişeceği bilgisinin alınması üzerine vekil eden ..., ... çözüm ortaklarından olan ...’ı ... ile 17.03.2017 tarihli teklif üzerinden anlaşılmış ve sözleşme imzalandığını, haklı davalarının kabulüne, fazlaya dair ve davanın miktar ve değerini artırma hususundaki her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik ...’ye ödenen bedel KDV Dahil 1.574.760,00 TL’nin, ... ekibinin projeye harcadığı zaman karşılığında mesai bedeli olan 5.797.756,00 TL’nin, 01.04.2017 - 31.12.2019 tarihleri arasında toplam 33 ay proje süresinin karşılığı, ... ile ... Sözleşmesinden sonraki tarihlerde ödenen bakım ücretleri toplamı olarak 421.997,13 USD‘nin grup şirketlerde yaşanan durmalar sebebiyle oluşan zarar için şimdilik 100.000-TL nin grup şirketlerde projenin hayata geçirilememesi sebebiyle yaşanan zararların tespiti sonucu doğan zarardan şimdilik 100.000-TL nin Fesih tarihi olan 22.07.2020 tarihinden itibaren TL cinsinden talepler için TCMB Kısa Vadeli en yüksek Avans Faiz oranı, USD cinsinden talep için Devlet Bankalarının yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli USD mevduat hesabına fiilen uyguladığı en yüksek faiz oran üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte Davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan Davalı ... Şirketi cevap dilekçesinde özetle, davacı ile ... şirketi arasında 20.12.2017 tarihinde ...Sözleşmesi'nin akdedildiğini, davalının bu sözleşmeye taraf olmadığını, davalı ile davacı arasında veya ... arasında akdedilmiş bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, davalının davacıya hiçbir hiçbir taahhüdünün olmadığını, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sözleşmesini iptal ettiği ürünün Temmuz 2017 de yayınlandığını, ... nin kurulumu 2018 yılı Şubat ayında yaptığını, ürünle ilgili olarak ...'un davaya konu ... Ürününü Türk mevzuatına uyumu için birlikte çalıştığı ... firması ile yürütülen süreçlerin 28.2.2019 tarihinde tamamlandığını ve Türkiye Lokalizasyon lisansının alındığını, uyuşmazlığın bu ürünün lisans sözleşmesinden kaynaklanmadığını, uyuşmazlığın ... tarafından sunulan kurulum hizmeti aşamasında ortaya çıktığı iddia olunan aksamalardan kaynaklandığını, ürünün fikri mülkiyet haklarının ...'a ait olduğunu, bu şirkete yönelik de bir iddia bulunmadığını, her ne kadar davalının diğer davalı ... Şirketinin temsilcisi olmasa da davalı ... Şirketinin de husumet ehliyetinin olup olmadığını, davalının, davacıyı iddia ettiği şekilde ...'e yönlendirmediğini, davalı ..., davalı .... Şirketinin acentesi olmadığını, bu nedenle tebligatların ...'ye yapılamayacağını, davalı ...'nun Türkiye'de mukim olmayıp Türkiye'de temsilciliğinin de bulunmadığını, davalı ...'a karşı Türk Mahkemelerinde dava açılamayacağını, MÖHUK 40. Madde uyarınca davanın ABD'de açılması gerektiğini, davalının yerleşim yerinin ... olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, davalı ... ile davacı arasında akdedilen sözleşmenin 11. Maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının da ...'da mukim olduğunu, davacının davayı ... Mahkemelerinde açmasının kötü niyetini gösterdiğini, birden fazla davalının bulunması durumunda da yine HMK'nin 7. Maddesi uyarınca davacı kötü niyetli olduğundan davalı müvekkili ile davalı ... açısından ayırma kararı ile yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının kendisi dışında grup şirketleri nezdinde doğan zararlar yönünden hukuki yararı bulunmadığını, değişik iş dosyasındaki raporu kabul etmediklerini, bu nedenle davanın önce usulden, olmazsa esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ...Tic. Ltd. Şti. Vekili tarafından... 4 Asliye ticaret Mahkemesinin ...E sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 11.3.'üncü maddesi uyarınca yetkili mahkemenin ... ATM olduğunu, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin de adresi itibariyle aynı mahkemenin yetkili olduğunu, davalının diğer davalı .... Firmasının acentesi olmadığını, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret mahkemesine gönderilmesi gerektiğini beyan etmiş, esasa ilişkin cevaplarında da; dava konusu yazılım ürününün üretici ve lisans sahibinin ....Olduğunu , müvekkili şirketin bu firmanın Türkiye deki onlarca çözüm ortağından biri olarak ancak bu firma ile organik bağ olmaksızın ticari faaliyet göstermekte ve müşterilere teknik hizmet sağlamakta olduğunu, dava konusu olayda davacı ... grubu ile 17/03/2017 tarihinde şartlarında anlaşılıp uygulanmaya başlanan ancak 20/12/2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacı şirkete üreticisi ve lisans sahibibi ... Firması olan " ... yazılımı ile ilgili olarak ürünün davacı şirket Serverinde kurulumu uyarlanması , tasarımı geliştirilmesi, canlıya geçirilmesi , eğitim ve teknik destek verilmesi bu ürüne ekleyen ve lisans sahibi müvekkili şirket olan (... Modülleri) kurulumu ve ayrıca .... grubuna ait önceki üründe bulunan paketlerin (...) Geliştirilmesi Hizmetlerini vermeye üstlendiğini, sözleşmenin 7.1 maddesinde de ... Lisansının sahibinin ... olduğunu, ... yazılımının sadece satıcısı olduğu ve müşteriye ayarlanması için eğitim, destek ve geliştirme hizmetleri , ... yazılımının içeriğinin ... tarafından sağlandığının belirtildiğini, müvekkili şirketin ... firması adına ve bu firmayı temsilen faaliyette bulunmadığını, davacı şirkete dava konusu yazılım ürünü ile ilgili olarak sözleşmede detayları belirtilen hususlarda sadece hizmet verildiğini, bu hizmetin acentelik olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin Türkiye'de de .... firmasının ürünleri ile ilgili satış ve hizmet yetkisinin bulunması nedeni ile TTK 103/1-a maddesi uyarınca acentelik hükümlerinin uygulandırılacağı değerlendirilse dahi diğer davalı ... LTD şirketi firmasının ... Firması ile arasındaki organik bağın araştırılarak tespit edilmesi ve ... firmasının Türkiye de olması halinde taraf teşkilinin buna göre sağlanması gerektiğini, davalı ... firmasının bu davada müvekkilinin temsil edileceği değerlendirilse dahi TKK 105-2 maddesinde yer alan acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararların acentelere uygulanamayacağı hükmünün dikkate alınması gerektiğini, ... grubu ve grubun ... firması olan davacı şirketin kurumsal olarak ... alanında üreticisi ve lisans sahibi yine...Olan ... ve ... yazılım ürünlerini kullanmakta iken ... firmasının 2017 yılı itibari ile yazılımının yeni versiyonu olan dava konusu ... (...) ürününe yükseltme yapmaya karar verildiğini, ve bu hususta hizmet almak için müvekkili ile anlaşıldığını, yine davacı şirketin yıllardır kullanmakta olduğu ... ve ... ürünleri ile ilgili olarak müvekkili şirketten bakım geliştirme ve teknik destek hizmeti aldığını, aralarında yıllardır süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkili şirket arasındaki sözleşme ile dava konusu yazılım ürününü canlı kullanıma geçiş tarihinin Ocak 2018 olarak belirlendiğini, ancak sözleşmenin 13. Maddesinde belirlenen genel mücbir sebep hallerine ek olarak 13.2. maddesinde; “... standart yazılımından (...yazılımının sadece ...'un müdahale ettiği ana katmanındaki -... ve ...- ya da ... veritabanı ile ilgili teknik sorunlar dahil) ve... iş süreçlerinden kaynaklanabilecek sebeplerden dolayı sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi aksadığı hallerde, Yüklenicinin elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığı için işbu sözleşme ile taahhüt edilen hizmetin teslim koşulları ile tedarik süreleri değişebileceği...” ve 13.3. maddesindeki “...'ın dışındaki diğer sistemlere entegrasyonlardan kaynaklı (özel entegratör entegrasyonu gerektiren e-fatura, e-arşiv, e- defter uygulamaları hariç) sebeplerden dolayı sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesinin aksadığı hallerde, aynı şekilde mevzuatsal değişikliklerde otoritenin gerekli düzenlemeleri, Yorumları ve seçenekleri zamanında duyurmaması ve/veya bu durumlar için aksiyon alınma süresinin yeterli olmaması gibi Yüklenicinin elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığı için işbu sözleşme ile taahhüt edilen hizmetin teslim koşulları ve tedarik sürelerinin değişebileceği...” şeklindeki düzenlemelerle, müvekkil şirketten kaynaklanmayan bazı teknik aksaklıklar ve gecikmelerin de taraflarca mücbir sebep hali olarak kabul edildiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen olayların, müvekkili şirket yönünden mücbir sebep olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu “...' ürününe yükseltme hususu ile ilgili olarak, davacı şirketle 17.03.2017 tarihinde anlaşıldığını, 31.03.2017 tarihinde eğitim, analiz ve tasarım çalışmalarına başlandığını, ... firması'nın yazılım ürününü 15.07.2017 tarihinde ve kurulum dökümanını 23.08.2017 tarihinde yayınladığını,. sonrasında müvekkil şirket tarafından sözleşme ile taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik kurulum ve geliştirme çalışmalarına başlandığını, dava dilekçesinde,.... firmasının yazılım ürününü 01.06.2017 tarihinde yayınlamayı taahhüt ettiği ancak ürünün gecikmeli olarak 15.07.2017 tarihinde yayınladığının belirtildiğini, ürünün yayınlanmasıyla müvekkil şirketin hiçbir ilgisi bulunmadığını, geç yayınlanma durumunda ortaya çıkan gecikme, bu nedenle projenin aksaması ve hedeflenen canlıya geçiş tarihinin uzamasından dolayı, müvekkili şirkete kusur ve sorumluluk yüklenmesi mümkün olmadığını, bu hususun, müvekkili şirket yönünden ifaya başlanması için bir objektif imkansızlık durumu teşkil etmekte olduğunu, bununda mücbir sebep hali olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ancak “...” ve geliştirilen “...” kurulumu ve canlı kullarıma geçilebilmesi için ürüne “Lokalizasyon” paketi yüklenmesi gerekmekte olduğunu, bu husustaki hizmetin, müvekkili şirketin hiçbir ilgisi bulunmaksızın, dava dışı ... firması tarafından verildiğini, müvekkili şirketle hiçbir ilgisi olmayan ancak müvekkili şirketin sözleşme ile davacı şirkete taahhüt ettiği hizmetleri yerine getirebilmesi için öncelikle dava dışı ... firması tarafından yerine getirilmesi gereken bu işleme ilişkin süreçte gecikme meydana gelmiş ve dava dilekçesinde de belirtildiği üzere bu paket dava dışı ... firması tarafından Aralık 2018'e kadar hazırlanamamış olduğunu projenin aksaması ile hedeflenen canlıya geçiş tarihinin uzadığını, müvekkili şirkete kusur ve sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, revize plana göre çalışmaların sürdüğünü, .... kurulumunun 19/02/2018 tarihinde tamamlandığını, bu Kurulumun ardından yapılan Lokalizasyon paketinin ve ... geliştirme paketlerinin yüklemesi esnasında, 19.02.2018 tarihinde, paketin yüklenebilmesi için dava dışı ... firmasına ürün lisans bilgisini gösteren seri numarasının gönderilmesi gerektiğini, ancak ürün Lisans bilgisi alanının boş görünmesinden dolayı, bu hususta müvekkili şirket tarafından 21.02.2018 tarihinde ... firmasına “...' açmak suretiyle bildirimde bulunulmuş, ... firmasının bu bilgiyi 26.04.2018 tarihinde gönderdiğini, 19/02/2018 tarihinden 26/04/2018 tarihine kadar süren bu sorunların yazılım ürününün üreticisi ... Firması tarafından çözülmesi gerektiğini, kendilerine düşen her hangi bir sorumluluk olmadığını, .... Firması tarafından çözülmesi gereken ... süreci nedeniyle davacı şirket ile 21/03/2018 tarihli mutabakat imzalanarak canlı kullanıma geçiş tarihinin temmuz 2018' e ertelendiğini, yazılım ürününün üreticisinin ... Firması ile Lokalizasyon paketini hazırlayan dava dışı ... firması tarafından çözülmesi gereken sorunların 27/07/2018 tarihinde tamamlandığını, bu sebep ile davacı ile yapılan 16/07/2018 tarihli mutabakatla canlı kullanıma geçiş tarihinin Ekim 2018' e ertelendiğini, sözleşme ile taahhüt eden hizmetleri geciktiren durumlar sebebi ile müvekkili şirket tarafından ... mobilleri ile ... paketlerinin yüklemelerine 27/07/2018 tarihinden sonra başlanıldığını ancak yükleme esnasında sistem hatası oluştuğunu bu hatanın müvekkili şirket tarafından 18/08/2018 tarihinde ... Firmasına ... açmak sureti ile bildirildiğini, yazılım güncellenmesi ile ... Firması tarafından sorunun 30/11/2018 tarihinde çözüldüğünü, müvekkili şirketin de aynı tarihte ...yüklemelerini tamamladığını, 21/11/2018 tarihinde sistemde karşılaşılan başka hata nedeni ile ...Firmasına bildirimde bulunulduğunu, sorunun çözüldüğünü, ...kaynaklanan sorunlar nedeni ile canlı kullanıma geçiş tarihinin mutabakatla Şubat 2019' a ertelendiğini, sistemde rapor görüntüleme ile ilgili sorun çıktığını bu durumda 29/01/2019 tarihinde ... Firmasına iletildiğini, 29/01/2019 tarihinden 06/02/2019 tarihine kadar süren yazılım ürününün üreticisi ... Firması tarafından çözülmesi gereken sorunların müvekkili şirketin sözleşme ile taahhüt etmiş olduğu hizmetleri yerine getirmesini imkansız hale getirdiğini, süreç devam ederken canlı kullanıma geçiş tarihlerinin ötelendiğini, canlı kullanıma geçiş sonrasında da sistemde boyut sorununun oluştuğunu, veri girişi yapılmasına rağmen fatura ve benzeri belgelerde veri girilmemiş gibi boş kayıt oluşmasına neden olan sorun ile karşılaşıldığını bu durumda ... Firmasına bildirildiğini, Ocak 2020 tarihi itibari ile kalan grup firmaların canlı kullanıma geçirilmesinin rağmen davacı tarafından yaşanan sorunlar gecikme ve aksamalar gerekçe gösterilerek kalan grup firmaların canlı kullanıma geçirilemeyeceği ve canlı kullanıma geçmiş olan grup firmalarının da tekrar ...yazılımlarına geri dönüleceğini belirterek dava konusu yazılım ürününü kullanmama kararı alındığını, 22/07/2020 tarihli ihtarname ile de sözleşmenin fesih edildiğinin taraflarına bildirildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, sorunların kendilerinden kaynaklanmadığını, bir kısım talepler yönünden davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirkete yüklenebilecek her hangi bir kusurun bulunmadığını bildirerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
... 4 Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ... E... K sayılı ilam ile; davacı ile davalı ... arasındaki 20/12/2017 tarihinde yürürlüğe giren sözleşmenin 11.3 maddesinde; bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak tüm ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olacaktır. hükmü bulunduğu, davalı ... yazılım Hizm. Ltd şirketi ile davacı arasında her hangi bir sözleşme olmadığı, davalının yerleşim yerinin ... olduğu, davacının yerleşim yerinin ... olduğu HMK 6/1 maddesi HMK 10/1 maddesi ve HMK 19.2/3 maddesi uyarınca davaya bakmakla yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiştir. Kararın kesinleşmesi üzere dosya mahkememize tevzi edilmiş yargılamaya Mahkememizce devam edilmiştir.
Mahkememizin 17/03/2022 tarihli celsesinde "...Davacı ile davalı ... nin Ticari defterleri ve Bilişim kayıtları incelenerek davacı tarafından indirilen yazılım programının satım işleminin kim tarafından gerçekleştirildiği bedelinin kime ödendiği ... nin ... acentesi sıfatı ile hareket edip etmediğinin , davalı ... her hangi bir komisyon alıp almadığı ayrıca satılan Lisans Sözleşmesi kapsamında ... tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, yazılım programının indirilebilmesi için ...'nin hesap açmasının gerekip gerekmediğinin tespiti açısından rapor alınmasına..." karar verilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 02/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... yapılan incelemede ... un yazılım satma işleminin ... ürünlerinin son kullanıcı için belirlediği liste fiyatları gerek kendi sitesinden gerekse partnerleri vasıtası ile açıklamaktadır. Ancak bu ürünleri kullanıcı ... dan direk alamamaktadır. Satın alınmak istendiğinde alıcının bulunduğu yerdeki “...”'ine yönlendirilerek ... alınması sağlanmakta olduğunu, Yani ... bu kullanıcıya değil aslında partnerine fatura etmekte olduğunu, “...." son kullanıcıya fatura ederek satmakta olduğunu, ancak ...ile ... arasındaki satış işlemi için, bu partnere ...un bazı performans kriterlerine göre belirlediği bir yüzde oranında liste fiyatının altında fatura etmekte olduğunu, Ürünü ... son kullanıcıya satarken Liste fiyatı ile kendisine ... un sağladığı indirim oranı arasında bir fiyata satarak aradaki farkdan kar elde etmekte olduğunu, Son kullanıcının satınalması sonrası ... un ... için sağlamış olduğu yönetim sistemi üzerinden satın alan partnerin müşterisi olan son kullanıcı için oluşturulan hesaba ürünlerin kullanılabilmesi için gerekli olan lisanslar tanımlanarak son kullanıcının ürünleri kullanabilmesi ve kendisine ait olan lisansları yönetebilmesinin sağlanmakta olduğunu, ... ve ... kullanıcılarına tanımlı bazı lisans bilgileri görülmekte olduğunu, ... firmasının ...ile arasında dijital yada yazılı bir anlaşmaya rastlanmadığını, ... sisteminde “Anlaşma” bölümü içeriği herhangi bir bilgi içermediğini, ... ile ... arasında anlaşma ekranının içeriğinin boş olarak gösterildiğini, davacı şirketin, 2016,2017,2018,2019 yıllarında E.DEFTER uygulamasında olduğu,T.C. Maliye Bakanlığının (1) Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre; Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçecektir.” hükmü bulunduğunu, aynı tebliğe göre, Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin son ayının beratının alınması kapanış onayı yerine geçecektir.” hükmü bulunduğunu, buna göre şirketin 2016,2017,2018,2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun davalı ...'nin ticari defter ve kayıtlarında; davalı tarafından sunulan 2016 yılı ticari defterlerinin 6102 SY 64.md.sinin 3.fıkrası son cümlesi kapsamında 06 Haziran 2013 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 28669 ile yapılan değişikliğin 15/a md.si kapsamında tasdiklerinin süresi içersinde yapıldığı, Davalı şirketin, 2017,2018,2019 yıllarında E.DEFTER uygulamasında olduğu,T.C. Maliye Bakanlığının (1) Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre; Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin ilk ayının beratının alınması açılış onayı, son ayının beratının alınması ise kapanış onayı yerine geçecektir.” hükmü bulunduğunu, aynı tebliğe göre, Gerçek ve Tüzel kişiler için “Elektronik defter tutma sürecinde hesap döneminin son ayının beratının alınması kapanış onayı yerine geçecektir.” hükmü bulunduğunu, buna göre şirketin 2017,2018,2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutulduğunu, HMK 222/2 maddesi kapsamındaki koşulları taşıdığının belirlendiğini, sunulan USD hesap ile kayıtlar incelendiğinde davalının tanzim ettiği faturalar ve davalıya yapılan ödemeler neticesinde 31.01.2022 tarihi itibariyle davacı borcu bulunmadığı, faturalara ilişkin ödemelerin yapıldığı belirlendiğini, davalının sunulan kayıtları uyarınca Tespit Edilenler; Davalı tarafından davacıya ilişkin 120.00.017 ....A.Ş. Hesabına ilişkin 2016,2017,2018,2019 yıllarına ilişkin hesapları sunulmuş olup, 2016 yılında ; 2015 yılından devreden 45.339,49 TL davacı borcu ile birlikte davalının tanzim ettiği toplam 948.074,08 TL tutarındaki faturaların davacı borcu olarak kaydedildiği karşılığında 1.529.504,07 TL ödemelerin davacı alacağı olarak kayıtlanması neticesinde 536.090,50 TL davacı alacağının 2017 yılına devredildiği, 2017 yılında, 2016 yılından devreden 536.090,50 TL davacı alacağı ile birlikte davalının tanzim ettiği toplam 1.636.215,94 TL tutarındaki faturaların davacı borcu olarak kaydedildiği karşılığında toplam 2018 yılında, 2017 yılından devreden 471.746,80 TL davacı alacağı ile birlikte ,davalının tanzim ettiği toplam 1.241.435,78 TL tutarındaki faturaların" davacı borcu olarak kaydedildiği karşılığında,615.424,22 TL tutarında davacı iade faturası ve toplam 128.000,00 TL ödemenin davacı alacağı olarak kayıtlanması neticesinde 26.264,76 TL davacı borcunun 2019 yılına devrettiği, 2019 yılında, 2018 yılından devreden 26.264,76 TL davacı borcu ile birlikte ,davalının tanzim ettiği toplam 1.426.933,41 TL tutarındaki faturaların davacı borcu olarak kaydedildiği karşılığında toplam 993.840,00 TL ödemenin ve 104.556,02 TL tutarlı davacı iade faturasının davacı alacağı olarak kayıtlanması neticesinde 354.802,15 TL davacı borcunun 2020 yılına devrettiği, davalı tarafından davacı firmaya tanzim ettiği faturalara ilişkin bir kısım örnek faturalar sunulmuş olup, 2016,2017,2018,2019 Güncelleme Abonelik ve Yazılım Geliştirme Hizmet Bedelleri açıklamalı faturalar tanzim edildiği, ... ile ... arasında imzalanan 20.12.2017 tarihinde yürürlüğe gireceği açıklaması mevcut “...” içeriğinde madde 8.6 maddede belirlenen yüklenici hizmetlerine tanzim edeceği faturalara ilişkin fatura tarih ve tutarları içeren tabloya ilişkin davalı kayıtları ve sunulan fatura içerikleri uyarınca incelendiğinde Yazılım Geliştirme Hizmet Bedeli açıklaması ile toplam 1.062.000 TL tutarında fatura tanzim edildiği, davalının sunmuş olduğu fatura örnekleri, kayıtlar ve sözleşmede mevcut hizmet bedeline ilişkin madde kapsamında tanzim edilen sabit faturalar, davacının iade faturaları kapsamında, davalı tarafından 2017,2018,2019 yıllarını ilişkin toplam 1.967.547,86 TL fatura içeriklerinde görülen Lisans Güncelleme faturaları tanzim edildiği, ... ile ... arasında akdedilen ve 20.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren ... Sözleşmesinin 8.6 maddesi kapsamında davalı tarafından tanzim edilen sabit faturalar toplamının 1.062.000 TL ve masraf ve diğer hizmetler için davalı tarafından tanzim edilen toplam 428.305,21 TL tutarında faturalar söz konusu olduğu,... “nin güncelleme dışında tanzim ettiği faturaları toplamının 1.490.305,21 TL olduğu hesaplandığı, Davalı tarafından sunulan 320.00.007 ... hesabının 2016,2017,2018,2019 yıllarına ilişkin kayıtları sunulmuş olup, sunulan kayıtlar incelendiğinde ... tarafından tanzim edilen faturalar karşılığında davalı tarafından ...'a ödemeler yapıldığı mevcut olduğunu, yine davalı tarafından sunulan ... tarafından ... Bilgisayara tanzim edilen faturalar incelendiğinde, ... tarafından fatura üzerinde“ ... açıklamaları olduğu, fatura iskontosu sonrası kalan tutarın fatura edildiğinin görüldüğü, davalının tarafından 2017,2018,2019 yıllarını ilişkin toplam 1.967.547,86 TL (A sütunu)(466.868,98 USD) fatura içeriklerinde görülen Lisans Güncelleme faturaları tanzim edildiği, ...ile ... arasında akdedilen ve 20.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren ... Sözleşmesinin 8.6 maddesi kapsamında davalı tarafından tanzim edilen sabit faturalar toplamının 1.062.000 TL (B sütunu) ve masraf ve diğer hizmetler için davalı tarafından tanzim edilen toplam 428.305,21 TL (C sütunu) tutarında faturalar söz konusu olduğu, ... 'nin güncelleme dışında tanzim ettiği faturaları toplamının 1.490.305,21 TL (A+B) olduğu, davalı firmanın kayıtları ve sunulan faturaları uyarınca ... yurt dışı firmasından partner iskontolu faturalar tanzim edildiği, ... firmasının tanzim ettiği faturaların davalıda kayıtlı olduğu ve karşılığında ...'a ödemelerin yapıldığı hususları tespit edildiğini, Somut olayda Mahkemece ... nin ...un acentesi sıfatı ile hareket edip etmediğinin Davalı ...nin ...'dan herhangi bir komisyon alıp almadığı, ayrıca satılan Lisans sözleşmesi kapsamında ... tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti istenmiş olup bilişim uzmanı tarafından ...'un ürünleri doğrudan tüketiciye satmadığı ve partnerine fatura ettiği, son kullanıcının bu ürünü partnerden satın aldığı tespit edildiğini, esasen taraflar arasındaki ilişkinin tipik acentelik unsurları taşımadığını, kural olarak Borçlar Kanunu'nun şekil serbestisinden hareketle acentelik sözleşmesinin yazılı olması gerekmeyeceği, zira acente sözleşme yapmaya yetkili değilse ve sadece satışa aracılık ediyorsa sözleşme ilişkisi müvekkil ile alıcı arasında gerçekleşeceği, sözleşme yapmaya yetkili acenteler içince TTK bunun mutlaka yazılı bir acentelik sözleşmesine dayalı olmasını ve ilanını öngörmektedir (TTK md. 121). Somut olayda bu geçerlik şartı bulunmadığı gibi davalı ... müşteri ile kendi nam ve hesabına işlem yapmakta olduğunu, davalılardan ... ile ...un arasındaki hukuki ilişki acente veya komisyon olarak net bir biçimde nitelendirilemese bile bu ilişkiye Acentelik hükümlerinin uygulanması gerektiğini, TTK md. 103 de özellikle yurt dışındaki tacirlerin ad ve hesabına çalışan Türkiye'deki acentelere karşı dava açılmasına imkân verme yönünde bir hedefin öngörüldüğü bu düzenlemenin yalnızca acenteler için değil, acente şartlarını taşımayan diğer bazı kişiler bakımından da uygulama bulacağı doktrinde çoğunlukla kabul gördüğünü, buna göre davada müvekkilin temsili, TTK md 102/1 'de “ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse” olarak tanımlanan acenteler bakımından hüküm ifade ettiği gibi, TTK md 103 gereğince acentelik hükümlerine tâbi tutulan kişiler için de geçerli olduğu, Yargıtay tarafından da benimsenen bu görüş doğrultusunda özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar” (TTK md 103/1-a), başka bir ifadeyle sürekli şekilde kendi adına ancak tacir hesabına hukuki işlem yapan komisyoncu da acentelik hükümlerine tâbidir. Aynı şekilde, “Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlem yapanlar” (TTK md 103/1-b), diğer bir söyleyişle Türkiye'de merkezi ya da şubesi olmayan yabancı bir tacir adına ve hesabına Türkiye'de sürekli veya geçici olarak, hatta tek bir iş için hukuki işlem yapan kişiler de acentelik hükümlerine tâbi tutulduğunu, uygulamada merkezi Türkiye dışında olan bazı yabancı şirketlerin Türkiye'deki yatırımları ve ticari faaliyetleri bakımından şube yerine irtibat büroları açmayı tercih ettikleri bir gerçek olduğunu, bu şekilde, söz konusu irtibat büroları hakkında, ister devamlı, ister geçici olarak yabancı tacirler ad ve hesabına sözleşme akdetsin, TTK md 102'de öngörülen şartları taşımasalar dahi, acentelik hükümleri uygulanacağı, huzurdaki uyuşmazlıkta Davalılardan ... ile ...un arasındaki hukuki temelinde de Acentelik hükümleri uygulanacağı tespit edilmiş olmakla birlikte davacı ile davalılar arasında eser sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık söz konusu olup, son derece karmaşık bu sorunun çözümünde heyetlerine borçlar hukuku alanında bir uzmanın eklenmesi gerektiğini bildirmişlerdir.
Dava, davalı ...ait yazılım programının kullanılamamasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dava ...'a izafeten acentesi olduğu iddiası ile ... Ltd. aleyhine ikame edilmiş, husumet yöneltilen ... Ltd. şirketi, savunmasında davalı ... 'nun acentesi sıfatı ile hareket etmediği itirazında bulunmuştur. 6102 sayılı TTK'nın "Acentenin Yetkileri" başlıklı 105. maddesinde acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkili olduğu, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acentenin, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir.(6762 sayılı TTK'nın 119. maddesi). Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 103. maddesinde, Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, Acentelik hakkındaki hükümlerin "a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi hesabına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar ile b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler adına ülke içinde işlemlerde bulunanlar" hakkında da uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre davada, müvekkili temsili, TTK nun 102/1 maddesinde de; ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanan acenteler bakımından da hüküm ifade edeceği gibi TTK nun 103. Maddesi gereğince acentelik hükümlerine tabi tutulan kişiler içinde geçerli olduğu tespit edilmiştir.
...'un ürünlerinin direkt olarak bu şirketten satın alınamadığı, satın alınmak istendiğinde alıcının bulunduğu yerdeki ... yönlendirilerek ... satın alınmasının sağlandığı, ...' un ürünlerini son kullanıcıya değil partnerine fatura ettiği, ... partnerinin de son kullanıcıya fatura ederek sattığı, ...' un bu partnere performansına göre belirlendiği yüzde oranında liste fiyatının altında fatura ettiği ürünü ... son kullanıcıya satarken liste fiyatı ile kendisine ...' un sağladığı indirim oranı arasında bir fiyata satarak aradaki farktan kar elde ettiği, son kullanıcının satın alma sonrası ...' un sağlamış olduğu yönetim sistemi üzerinden satın alan partnerin müşterisi olan son kullanıcı için oluşturulan hesaba ürünlerin kullanılabilmesi için gerekli olan lisanslar tamamlanarak son kullanıcının ürünleri kullanabilmesi ve kendisine ait olan lisansları yönetebilmesinin sağlandığı teknik bilirkişilerce tespit edilmiştir.
Davacı ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacı, davalı ... ' a ait yazılımı diğer davalı ...' den satın almış olsa bile, bu yazılım satım sözleşmesi ile kullanılabilir hale gelmemektedir. Yazılımın kullanılabilmesi için ... İle lisans sözleşmesi yapılması gerekmektedir. Bu sözleşmedeki edimlerin ifası müşteri davacının ... ile lisans sözleşmesi yapmasına bağlı tutulmuştur. Dava konusu yazılımın kullanım hakkına ilişkin lisans sözleşmesi ise davacı ile davalı ... arasında kurulmuş olup, davacı lisans sözleşmesine davalı ...'un sayfasından indirerek buna ilişkin karşısına çıkan sözleşmeyi onaylamış ve sözleşmeye istinaden kullanım hakkına ilişkin ücreti de diğer davalı ... ye ödemiştir. Bu durumda davacı ile davalı ... ve davalı ... arasında sözleşmesel bir ilişki mevcuttur.
Davalı ... ile davacı ... arasındaki ticari ilişkiye TTK nun 103 maddesi uyarınca; acenteye ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği sonucuna varılarak ...'a izafeten ... adına tebligat çıkartılmıştır.
Davalı ...'a izafaten acente sıfatı ile ... ye tebligat çıkarılmış isede; davalı ...vekili bizzat davalı sıfatı ile yargılamaya katılmış, ibraz ettiği 04/01/2023 tarihli cevap dilekçesinde; ... tarafından,... Şirketi ... ve ...aleyhinde, tazminat talepli huzurdaki davanın ikame edildiği, müvekkili ... tarafından hiçbir şekilde bu dava muhteviyatının ya da davanın usulünce tebliğ edildiğinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, öğrenildiğini, davanın 15/12/2022 tarihinde görülen duruşmasında “...’nin ... acentesi sıfatıyla hareket ettiğinin kabulü ile ...’ye .... adına tebligat çıkarılmasına” şeklinde bir ara karar verildiğini, yine bu ara karar muhteviyatının ve bunun usulünce tebliğ edildiğinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili... tarafından öğrenildiğini, ara kararın, açıkça usule ve yasaya aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunu, buna istinaden çıkarılan tebligatın da usulsüz bir tebligat olduğunu, hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olmadığını, halihazırda müvekkilinin davaya usulünce dahil edilmediğini, ve davada taraf teşkilinin sağlanmadığını, huzurdaki uyuşmazlığın ...’un herhangi bir taahhüde veya sözleşmeye aykırılığından, ya da kusurundan mütevellit olmadığını, davacının tüm iddia ve talepleri ... tarafından üstlenilen kurulum hizmetlerinden dolayı uğranılan zararlara ilişkin olduğunu, bunlarında ispat edilmediğini, müvekkili ...’un kurulum ile ilgili hiçbir sorumluluğu olmadığını, ....un davacı tarafın aykırılığın davaya konu ettiği sözleşmenin tarafı olmadığını, ...un dava konusu kurulum hizmetinin kaynaklandığı ürünün lisansının da davacıya veya ...’ye satmış ya da fatura etmediğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle müvekkilinin ...açısından reddedilmesi gerektiğini, dava muhteviyatının usulüne aykırı tebliğ edilmesi sebebiyle tebligatın usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, bu nedenle taraf teşkilinin sağlanamadığının tespitine; taraf teşkilinin hukuka uygun şekilde sağlandığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın öncelikle usulden ve özellikle Husumet yokluğu sebebiyle esastan reddine, 15.12.2022 tarihli duruşmada “...’nin ... acentesi sıfatıyla hareket ettiğinin kabulü ile ...ye ...adına tebligat çıkarılmasına” şeklinde kurulan ara karardan dönülmesine; ...a izafeten ...’ye tebligat yapılamayacağının kabul ve tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların Kök bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazların , ibraz edilen hukuki mütalaların değerlendirilmesi açısından Mahkememizin 23/02/2023 tarihli ara kararı gereğince: dosyanın GÜNSÜZ olarak bilirkişilere tevdii ile dava konusu ... şirketine ait ...yazılımın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise gizli ayıp olup olmadığı, dava konusu yazılım da ki eksikliklerin yanlış kurulumundan mı kaynaklandığı, yazılım da bir kusur bulunup bulunmadığı, davacı tarafından sözleşmelerin haklı nedenle fesih edilip edilmediği, davacının talep edeceği zarar varsa miktarının ne olduğunun tespitinin..." yapılmasının istenilmiş olup, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 17/10/2023 tarihli ek raporda; Davacının, dava dilekçesinde “zararın temel sebebinin davalı ... vasıtasıyla yazılım ürününün tedariki amacıyla sözleşme yapılan ... ve ...'nin üstlendikleri edimlerin yerine getirilmemesi olduğunu, olumsuz zararın tazmin edilmesi gerektiği” beyan ederek şimdilik Davalı ...'ye ödenen 1.574.760TL'nin, ...ekibinin projeye harcadığı zaman karşılığında mesai bedeli olan 5.797.756TL'nin, 01.04.2017 - 31.12.2019 tarihleri arasında toplam 33 ay proje süresinin karşılığı, ... ile ... Sözleşmesinden sonraki tarihlere ödenen bakım ücreti toplamları 421.997,13USD'nin, Grup şirketlerde yaşanan durmalar sebebiyle oluşan zarar için 100.000TL'nin, Grup şirketlerde projenin hayata geçirilememesi sebebiyle yaşanan zararların tespiti sonucu doğan zarardan 100.000TL'nin faiziyle ödenmesini talep ettiği, “Bedelinin kime ödendiği” hususunda: Davacı “davalı ...'ye ödenen 1.574.760TL'nin” ödenmesini talep etmiş olup, Mali inceleme neticesinde ... Sözleşmesi'nin 8.6 maddesi kapsamında davalı tarafından tanzim edilen sabit faturalar toplamının 1.062.000TL. ile masraf ve diğer hizmetler için tanzim edilen toplam 428.305,21TL tutarındaki faturalar mukabili, davalı ...'nin güncelleme dışında tanzim ettiği faturalar toplamı olarak davacı tarafından davalı ...'ye l.490.305,21TL. Ödendiği, bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde “fesih tarihi olan 22.07.2020 tarihinden itibaren TL cinsinden talepler için TCMB Kısa Vadeli en yüksek Avans Faiz oranı, USD cinsinden talep için Devlet Bankalarının yabancı parayla açılmış bir yıl vadeli USD mevduat hesabına fiilen uyguladığı en yüksek faiz oran üzerinden hesaplanacak faizi” de talep etmiş olup borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında, sözleşmenin sonlandırılmasına yönelik “bozucu yenilik doğuran bir hakkın hüküm ve sonuç doğurabilmesi için irade beyanının, muhatabına (karşı tarafa) varması gerektiği ve vardığı/ulaştığı anda hüküm ve sonuçlarını doğurduğu; ancak dosya kapsamı incelendiğinde (her ne kadar davalılardan ...'ın işbu ihtarnameyi tebliğ aldığını beyan ederek noterden 10.08.2020 tarihinde davacıya cevabi ihtarnameyi gönderdiği; diğer davalı...'nin de işbu ihtarnameyi tebliğ aldığını beyan ederek noterden 14.08.2020 tarihinde davacıya cevabi ihtarnameyi gönderdiği görülse de) davacı tarafından .... 20. Noterliği'nden ... tarihinde davalılara gönderilen ... yevmiye numaralı, fesih iradesini içeren ihtarnamenin hangi tarihte, kime tebliğ edildiğinin anlaşılamadığı; dolayısıyla davacı tarafından fesih iradesini içeren ihtarnamenin gönderildiği tarih olan 22.07.2020 - tarihinden itibaren faizin işletilemeyeceği; Eğer Mahkemece davalılardan ...'nin davacının fesih ihtarnamesine cevap olarak gönderdiği ihtarname tarihi olan 14.08.2020 tarihi esas alınacak olur ise bu halde mali inceleme yapıldığında davacı tarafından davalı ...'ye ödenen 1.490.305,21TL. için 14.08.2020 tarihinden huzurdaki davanın açıldığı 07.01.2021 tarihine kadar işletilecek faizin 3095 sy m. 2/2 kapsamında faiz işletilmesinde takdirin Mahkemeye ait olacağı, ... ekibinin projeye harcadığı zaman karşılığında mesai bedeli olan 5.797.756TL'nin” ödenmesi talep edilmiş olup bu hususta mali incelemeye hesaplamaya esas bilginin, belgenin, kaydın sunulmadığı; bununla birlikte davacının, dava dışı (ayrı tüzel kişiliğe sahip) ...'taki ekip için zarar talebinde bulunup bulunamayacağı takdirin, münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu, 01.04.2017 31.12.2019 tarihleri arasında toplam 33 ay proje süresinin karşılığı, ... ile ... Sözleşmesi'nden sonraki tarihlerde ödenen bakım ücretleri toplamı 421.997,13USD'nin” ödenmesi talep edilmiş olup mali incelemelerde davacının güncelleme bedeli faturalarına ilişkin talep ettiği tutarda ödemesinin mevcut olduğu, Grup şirketlerde yaşanan durmalar sebebiyle oluşan zarar için 100.000TL'nin ödenmesi talep edilmiş olup kastedilen “durmanın” neye ilişkin olduğu, nasıl oluştuğu, buna dayanağın ne olduğu, hangi grup şirketlerinde nasıl-ne zaman-hangi durumda gerçekleştiği hususlarının dosya kapsamından açıkça anlaşılamadığı, dolayısıyla bununla ilgili hesaplamanın yapılamadığı, bu hususta ayrıca açıklayıcı delil sunulması halinde ancak hesaplamanın mümkün olduğu, HMK m. 194(1) hükmünce somutlaştırma külfetinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, bununla birlikte davacının, dava dışı (ayrı tüzel kişiliğe sahip) ...'taki şirketler yönünden zarar talebinde bulunup bulunamayacağını takdirin, münhasıran Mahkeme'ye ait olduğu, Grup şirketlerde projenin hayata geçirilememesi sebebiyle yaşanan zararların tespiti sonucu doğan zarardan 100.000TL'nin” ödenmesi talep edilmiş olup “zararın” kapsamının açık bir şekilde anlaşılamadığı; hangi zararın, nasıl, ne zaman, ne biçimde, hangi grup şirketinde, hangi süreçte vs. gerçekleştiğini bilmenin mümkün olmadığı; HMK m. 194(1) hükmünce davacının dayandığı vaktaları nasıl somutlaştırdığının anlaşılamadığı, HMK m. 194(1) hükmünce somutlaştırma külfetinin takdirinin, Mahkeme'ye ait olduğu; bununla birlikte davacının, dava dışı (ayrı tüzel kişiliğe sahip) ...'taki şirketler yönünden zarar talebinde bulunup bulunamayacağı taktirinin Mahkeme'ye ait olduğu, davacı ile davalı ...'nin ticari defterleri ile bilişim kayıtları incelenerek davacı tarafından indirilen yazılım programının kim tarafından gerçekleştiği” hususunda: Bilişim yönünden inceleme neticesinde söz konusu yazılımın davalı ... tarafından, kurulumun ise davalı ... tarafından yapıldığı, ...'nin ...un acentesi sıfatı ile hareket edip etmediği hususunda Ticaret mevzuatı yönünden inceleme neticesinde davalılardan ... ile davalı ...arasındaki hukuki ilişkiye acentelik hükümlerinin uygulanacağı, davalı ...'nin ...'dan herhangi bir komisyon alıp almadığı” hususunda: Bilişim yönünden inceleme neticesinde davalı ...'nin davalı ...'tan komisyon aldığı, davalı ...'nin davalı ..'tan aldığı indirim oranı kadar fark alarak gelir elde ettiği, Yazılım programının indirilebilmesi için davalı ...'nin hesap açmasının gerekip gerekmediği hususunda: Bilişim yönünden inceleme neticesinde davalı ...'nin hesap açmasının gerekli olduğu; ayrıca satılan Listeleşmesi kapsamında ...'a davalı ... tarafından herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda: Mali inceleme neticesinde davalı firmanın kayıtları ve sunulan faturaları uyarınca ...'un yurt dışı firmasından partner iskontolu faturalar tanzim edildiği, ... firmasının tanzim ettiği faturaların davalıda kayıtlı olduğu ve karşılığında ...'a ödemelerin yapıldığı, dava konusu yazılımdaki eksikliklerin yanlış kurulumdan mı kaynaklandığı, yazılımda bir kusur olup olmadığı; dava konusu .. şirketine ait ... ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise gizli ayıplı olup olmadığı hususunda: Davacıya borcun ifa edilmemesi bakımından kusurun kime atfedileceği hususuna ilişkin bilişim yönünden inceleme neticesinde hem davalı ...'nin “entegrasyon sürecinde” hem de davalı ...'un “programdan kaynaklı hataların giderilmesinde” projenin hayata geçmesi bakımından kusurlu olduğu; davalı ... tarafından üstlenilen borçların hiç yerine getirilmemesi sebebiyle de “açık-gizli ayıplı ifadan söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı, davacı tarafından sözleşmelerin haklı nedenle feshedilip edilmediği hususunda: Bilişim yönden inceleme neticesinde varılan tespitler dikkate alındığında davacının, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kanaatine varılacağı, Borçlar mevzuatına yönelik incelemeler: Dilekçeler, bilirkişi kök raporuna itirazlar, sunulan uzman görüşü ile tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Davaya konu edilen davacı ile davalı ... arasında adi yazılı şekilde, 20.12.2017 tarihinde ... Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin kurulduğu, Sözleşmenin 3. maddesinde davalı ...'nin “yazılıma dair kurulum, eğitim, danışmanlık, uyarlama, destek ve geliştirme hizmetleri” vereceğinin belirtildiği; sözleşmenin 3.,4.,5.maddesinde davalı ...'nin yazılımın kurulumunu, danışmanlık hizmetinin verilmesini üstlendiği; sözleşmenin 7. maddesinde lisans sahibinin ... olduğunun, davalı ...'nin sadece yazılımın satıcısı olduğunun kararlaştırıldığı; işbu sözleşme incelendiğinde davalı ...'nin üstlendiği borçlardan birisinin “işgörme borcu” olduğu ve bu “asli edimin (işgörme ediminin)” TBK m. 470 hükmünce “eser sözleşmesinin asli edimi olduğu; aynı zamanda davalı ...'nin üstlendiği borçlardan diğerinin de yazılımın “satışına” ilişkin olduğu sözleşmenin (“sözleşme özgürlüğü ilkesi” kapsamında) bileşik sözleşme olduğu kanaatine varıldığı; davacının, sözleşmenin ihlalinden hem sözleşme tarafı olan ...'den hem de sözleşmenin tarafı olmayan ...'a ve...'dan dava dilekçesinde saydığı talepleri yöneltip yöneltemeyeceği noktasında husumet itirazına yönelik beyanları takdirin, Mahkeme'ye ait olduğu; davacı tarafından ... 28. Noterliği'nden ... tarihinde davalılardan ...'ye ve ...'a gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle sözleşmeye aykırılık teşkil eden gecikmelerin bildirilmesinin, yükümlülüklerin derhal yerine getirilmesinin talep edildiği, davalı ... tarafından ... 40. Noterliği'nden ... tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığının, gecikmenin olmadığının, zarardan sorumlu olmadıklarının beyan edildiği, davacı tarafından ...ul 28. Noterliği'nden ... tarihinde davalılardan ...'ye ve ...'a gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle; sözleşmenin yerine getirilmesinin son kez ihtar edildiğinin beyan edildiği, davalı ... tarafından ... 6. Noterliği'nden ...tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davacı tarafından .... 28. Noterliği'nden ... tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin ile ... 28. Noterliği'nden ... tarihinde gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ alındığının; davacı ile davalı ... Bilgisayar arasında sözleşme ilişkisinin bulunmadığının; ...'ın" borcunun olmadığının beyan edildiği, davacı tarafından ... 20. Noterliği'nden ... tarihinde davalılara gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle 20.12.2017 tarihli sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin, proje başlangıç tarihi olan 31.03.2017 tarihinden beri 2 yıl 9 aylık gecikme oluştuğunun ve bu nedenle sözleşmenin feshedildiğinin belirtildiği; işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 14 gün içinde sözleşmeden doğan zararların ödenmemesi halinde lisans, upgrade ve bakım anlaşması kapsamındaki tüm ödemelerin; işbu ödemelere ilişkin ödeme ödeme gününden itibaren başlayarak reesekont faizlerinin, kurulumun yapılmaması, işlerin takibi, bakımı ve onarımı ile eksik işlerin giderilmesi için harcanan fazla mesai ücretlerinin, davacı şirketin uğradığı zararların, holding bünyesindeki şirketlerin uğradığı zararın ve davacı şirketin ödediği ve ödeyeceği tazminatların ödenmesinin talep edildiği, davalı ... Bilgisayar tarafından ... 6. Noterliği'nden ... tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle hatalı şekilde kendilerine tebliğ edilen ihtarnamenin iade edildiğinin beyan edildiği, davalı ... tarafından ... 40. Noterliği'nden ... tarihinde davacıya gönderilen ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle feshin kabul edilmediğinin,...'nin tüm borçlarını ifa ettiğinin beyan edildiği, 20.12.2017 tarihli sözleşmede yer alan irade beyanları incelendiğinde sözleşmenin sadece taraflarını, yani davacı ile davalı ...'yi bağladığı, “borcun nispiliği ilkesi” gereğince sözleşmenin tarafı olmayan davalı ... ve ...'un işbu sözleşme ile bağlı olmadığı; 20.12.2017 tarihli bu sözleşme açısından davacı ile davalılar ... ve ... arasında TBK m. | hükmünce sözleşmenin kurulması için gereken “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanının” bulunmadığı kanaatine varıldığı, takdirin, elbette Mahkeme'ye ait olduğu; ancak bununla birlikte Mahkemece 15.12.2022 tarihli celsede ise “...'nin ...acentesi sıfatıyla hareket ettiğinin kabulü ile” ifadesine yer verilmiş olup kök raporda da ticaret mevzuatına yönelik değerlendirmeler neticesinde davalı ... ile (Kurulum Sözleşmesi'nin tarafı olmayan) davalı ... arasında acentelik ilişkisi olduğunun beyan edildiği ve ayrıca dosya kapsamı incelendiğinde davalı ... tarafından düzenlenmiş faturalarda davalı ...'nin ve “...” ifadelerine yer verildiği görülmekle faturalarda yer alan bu ifadelerin, holding bünyesinde olduğunu beyan eden davacı şirket ile davalı ... arasında da ticari bir ilişki kurulduğu kanaatine varıldığı, takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; bu halde eğer davacı ile davalı ... arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu kabul edilir ise davacının davalı ... ile imzaladığı 20.12.2017 tarihli adi yazılı sözleşmeden dolayı uğradığı zararları (dava dilekçesinin son cümlesinde “Zararın temel sebebi ise ... vasıtasıyla yazılım ürününün tedariki amacıyla sözleşme yapılan ...p ve ...'nin üstlendikleri edimleri yerine getirmemesidir.” olmakla TBK 'da düzenlenen “Borç İlişkilerinin Kaynakları” açısından “sözleşmeden doğan sorumluluğa” açıkça dayanıldığı) 20.12.2017 tarihli sözleşmeyi imzalayan davalı ...'nin ve davalı ... tarafından düzenlenmiş faturalar incelendiğinde davalı ... ile aralarında ticari bir ilişki kurulduğu kanaatine varılan davalı ...'un da sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, takdirin, elbette Mahkeme'ye ait olduğu; davacı, sözleşmeden doğan borcun gereği gibi, süresinde ifa edilmediğini iddia etmekte olup eğer Sayın Mahkemece (bilişim yönünden yapılan değerlendirmeler uyarınca) davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmeden doğan borcun ifa edilmediği kabul edilir ise yine bilişim yı nden yapılan inceleme neticesinde borcun ifa edilmemesinde hem davalı ...'nin hem de davalı ...'un kusurlu olduğu, kusurun her iki davalı şirkete isnat edildiği beyan edildiğinden bu halde sözleşmenin ihlaline hem davalı ...'nin hem de davalı ....'un sebebiyet verdiği; sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesinden ötürü TBK m. 112 hükmüne göre zararın kusurlu borçludan talep edilebileceği; takdirin, elbette Mahkeme'ye ait olduğu; Bilişim yönünden yapılan değerlendirmelerde ayıplı ifadan söz edilemeyeceği beyan edildiği için ayıbı (ihbar etme) bildirme külfetine yönelik değerlendirme yapmanın da söz konusu olmadığı; Taraflarından birinin davalı ... olduğu ...Lisans Koşullarının Çözüm ve zararların Sınırlandırılması ve Hariç Tutulması” başlıklı 11. Maddesinin ... ve tedarikçileri yalnızca doğrudan 5 ABD dolarına kadar olan hasarları düzeltebilirsiniz. ... başka herhangi bir zarar göremezsiniz.” şeklinde olduğu; bu hükmün TBK m. 20 vd.' hükümleri uyarınca “genel işlem şartı (haksız şart)” sayılıp sayılmayacağını (bu anlamda “yazılmamış sayılıp sayılmayacağı”); bu halde TTK m. 18(2) hükmünce basiretli tacir olmanın bir sonucu olarak anılan sözleşme hükmü uyarınca sözleşmeyle bağlı olunup olunmayacağını takdirin, TMK m. 4 hükmünce Mahkeme'ye ait olduğu; buna ilişkin ticaret mevzuatı bakımından değerlendirme yapıldığında ise sözleşmelerdeki genel işlem şartlarının sadece tüketici değil tacirler bakımından da ileri sürülebildiği; sözleşme hükmünün genel işlem şartı olmaktan çıkması için onun müşteri ile müzakere edilmiş olması gerektiği; somut olayda ise davacı ile bu sınırlamanın açıkça müzakere edildiğine dair bir somut veriye rastlanmadığı; o halde söz konusu sorumluluk sınırlamasının genel işlem şartı olması itibarıyla yazılmamış sayılacağı kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Dava konusu edilen yazılımın kullanılamamasındaki kusurun yapılan teknik inceleme sonucunda ibraz edilen rapora göre; hem davalı ... nin entegrasyon sürecinde hemde davalı ... un programdan kaynaklı hataların giderilmesinde hatalı davranmasından kaynaklandığı, projenin hayata geçmesi bakımından davalı ... nin kusurlu olduğu, ... tarafından üstlenilen edimlerin hiç yerine getirilmediği, bu sebep ile yazılım programındaki ayıbın açık veya gizli ayıp olup olmadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından yazılım programının kullanılamamasındaki kusurdan ... ve ...sorumlu olduğu, davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiği, bu durumun ... 20 Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalılara bildirildiği, davalı ... tarafından ... 40 Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğinin ve ... tarafından tüm edimlerin yerine getirildiğinin davacıya bildirildiği görülmüştür.
Yazılım Programının üreticisi ... Şirketi olup, yazılımın satımı konusunda davacı ile davalı .... arasında direkt olarak sözleşmesel bir ilişki kurulmamış olsa bile, ... Üretici firma olması sebebi ile TBK nun 41. Maddesi gereğince, haksız fiil hükümlerine göre gerçekleşen zarardan sorumludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.2002 tarihli E. 2002/4-114, K. 2002/84 sayılı kararında “…Gerçekten taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğreti ve uygulamada yapımcı ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile yapımcının sözleşme dışı da sorumlu tutulabileceği benimsenmektedir. Türk Hukukunda yapımcının sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de bu konuda Borçlar Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrası (Yeni TBK’de haksız fiil hükümleri) hükmünün uygulanması mümkündür. Sözü edilen fıkra hükmünde belirtildiği gibi ‘kusuru ile diğer bir kimseye zarar ika eden kişi o zararın tazminine mecburdur.’ açıklamasına yer verilerek tazminat talebinin kusurlu sorumluluk ilkelerine göre çözüleceğini kabul etmiştir. Aynı kararda, “…Bir imalat, normal şartlar altında ve normal kullanma halinde, zarar vermeye elverişli ise, kural olarak ortada kusurun (hatanın) varlığını kabul etmek gerekir. Böyle bir malı piyasaya süren yapımcı tehlike yaratmış demektir. Yapımcı bu tehlikenin gerçekleşmesini önlemek için gerekli önlemleri almamışsa, zararın gerçekleşmesi halinde bunu tazmin ile yükümlü olur…” açıklamasına yer verilmiştir.
Özetle TBK’de açık olarak düzenlenmiş olmasa da üretici, alıcıya karşı haksız fiillerinden doğan zararlardan sorumlu tutulacaktır. Yine Yargıtay HGK 27.11.1996 gün 1996/4-588 esas ve 1996/831 karar, 13.02.2002 gün 2002/4-114 esas ve 2002/84 karar, 15.04.2011 gün 2011/4-58 esas ve 2011/176 karar sayılı kararlarında da "... üretici ile alıcı arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğretide ve uygulamada üretici ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile üreticinin sözleşme dışı sorumlu tutulabileceği, Türk Hukukunda üreticinin sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de (Yasa koyucu bu konudaki yasa boşluğunu görerek 12.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile üreticinin sorumluluğu hüküm altına alınmış ve bu konudaki yasa boşluğu giderilmiştir.) bu konuda Borçlar Kanunu’nun 41. (6098 sayılı TBK’nın 49. ) maddesinin 1. fıkrasındaki hükmün uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu madde hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Üreticinin buradaki sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Üretici bulunduğu faaliyet gereği hukuk düzenince gerekli olan ve kendisinden beklenebilen tüm özeni göstermesi, önleyici tedbirler alması gerekir. Üreticinin sorumlu tutulabilmesi için taraflar arasında akdi ilişki bulunması da zorunlu değildir. Üretici BK’nun 41. madde hükmü uyarınca meydana gelen haksız fiilden sorumludur. Ürün ile üretici (Üreticinin fiili ile üründeki ayıp nedeniyle meydana gelen zarar.) arasında uygun illiyet bağı bulunduğu takdirde üretici meydana gelen zararı tazminle yükümlüdür..." şeklinde içtihat oluşturulmuştur.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 gün, 2014/8733 esas ve 2015/5518 karar, 16.03.2011 gün 2010/9917 esas ve 2011/3356 karar, 11.10.2016 gün 2016/4075 esas ve 2016/13270 karar, 11. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2014 gün 2014/1814 esas ve 2014/2165 karar, 23.10.2014 gün 2013/14654 esas ve 2014/16363 karar, 4 Hukuk Dairesi’nin 11.04.2000 gün, 2000/517 esas ve 2000/3348 karar, 27.03.1995 gün 6256 esas 2596 karar sayılı kararlarında da üreticinin ayıplı maldan dolayı meydana gelen zarardan sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, yazılım programının sahibi ve üreticisi olan ... Firması üretici sıfatı ile ... firması da, satıcı sıfatı ile meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Dava konusu edilen yazılım programının üretici firması yurt dışında kurulu bulunduğundan somut davada yabancılık unsuru bulunmaktadır. Bu durumda alıcının üreticinin sorumluluğuna başvurabilmesi için MÖHUK hükümleri incelenmelidir.
Yabancılık unsuru bulunmayan uyuşmazlıklarda direkt olarak Türk hukuku uygulanacakken yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklarda MÖHUK uygulama alanı bulacaktır.
Türk mahkemelerinin MÖHUK bağlamında yetkisi olmadığı durumlarda maddi hukuk incelemesi yapılamaz. Ticari işlerde üreticinin ayıptan doğan sorumluluğu bakımından MÖHUK’ta yetki incelemesi yapıldığında m.41 ve devamındaki özel düzenlemeler mevcut olmadığından m.40 uyarınca iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları ile tayin olunacaktır.
Türk hukukunda üreticinin ayıptan doğan sorumluluğu haksız fiil niteliğindedir ve MÖHUK kapsamında birçok özel haksız fiil hükümleri düzenlenmektedir. Ancak imalatçının sorumluluğu ile ilgili özel bir haksız fiil hükmü olmadığından genel haksız fiil hükmü olan MÖHUK m.34 hükmü uygulanacaktır. MÖHUK m.34 “Haksız fiiller” başlıklı maddesinde;
(1) Haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir.
(2) Haksız fiilin işlendiği yer ile zararın meydana geldiği yerin farklı ülkelerde olması hâlinde, zararın meydana geldiği ülke hukuku uygulanır.
(3) Haksız fiilden doğan borç ilişkisinin başka bir ülke ile daha sıkı ilişkili olması hâlinde bu ülke hukuku uygulanır.
(4) Haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk imkân veriyorsa, zarar gören, talebini doğrudan doğruya sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebilir.
(5) Taraflar, haksız fiilin meydana gelmesinden sonra uygulanacak hukuku açık olarak seçebilirler. Şeklindeki düzenleme karşısında yetki hususunun iç hukuk kurallarına göre belirleneceği sonucuna varılmıştır.
HMK nun 16. Maddesinde haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiş olup, zarar gören davacının yerleşim yeri Mahkememiz yargı alanında kaldığından davalı ...'un yetki itirazının MÖHUK 41.-34. Maddeleri ve HMK'nun 16. Maddeleri uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ve davalı ...' nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, 1.490.305,21-TL nin davacı tarafından yazılım program ücreti olarak ... ye ödendiği, ... nin davalı ... Firmasına ait kayıtlarında; ...'un partner iskontolu faturalar tanzim ettiği, ... Firmasının tanzim ettiği faturaların davalı ... de kayıtlı olduğu ve karşılığında ...'a ödemelerin yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda, davalı ... nin davacıdan almış olduğu ürün bedeli üzerinden gerekli iskontoyu yaparak kendi karını alıp , bakiye bedelin...'a yolladığı sonucuna varılmıştır.
... yazılım koşullarına ilişkin ...' ın yer aldığı sözleşmenin çözüm ve zararların sınırlandırılması ve hariç tutulmasına ilişkin 11. Maddesinde... ve tedarikçilerinden doğrudan 5,00 ABD dolarına kadar olan hasarların düzeltilebileceği sonuç, kayıp karlar özel veya dolaylı zararlar dahil olmak üzere başka herhangi bir zarar görülmeyeceği, 8. Maddesinde ABD dışındaki yazılımın başka bir ülkeden alınması durumunda o ülkenin yasalarının geçerli olacağının düzenleme konusu yapıldığı, sözleşmedeki 11. Maddenin TBK nun 20-21/1 hükmüne göre genel işlem şartı sayılıp sayılmayacağının yapılan değerlendirilmesinde sözleşmelerdeki genel işlem şartlarının sadece tüketiciler değil tacirler bakımından da ileri sürülebileceği, sözleşme hükmünün genel işlem şatından çıkması için onun müşteri ile müzakere edilmesi gerektiği, 11. Maddenin davacı ile açıkça müzakere edildiğine dair somut bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu maddenin kabulünün de hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebileceğinin TMK 2 ye aykırılık oluşturduğu, sorumluluk sınırlamasının genel işlem şartı olması sebebi ile somut davada uygulama yerinin de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı .... ve davalı ... 'nin kusurlu davranışları sebebi ile yazılım programının kullanılamaması dolayısıyla sözleşmenin feshinde haklı olan davacının yazılım programı için ödemiş olduğu 1.490.305,21-TL nin davalı .... Ve ...Ltd şirketinden müştereken ve müteselsilen talep etme hakkına sahip olduğu, davacı tarafından davadan önce usulüne uygun şekilde bu bedelin ödenmesi için davalıların temerrüte düşürülmediği, gönderilen fesih ihtarnamesinde açıkça istenen bedelin ne olduğunun yazılmadığı, bu sebep ile davalıların davadan önce temerrüte düşmedikleri, dava tarihi itibariyle temerrüte düştükleri ve bu tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği sonucuna varılarak 1.490.305,21-TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...' ve... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar vermek gerekmiştir.
Davacı ile davalı ... Limited şirketi arasında 20/12/2017 tarihli ... yazılım ... hizmet sözleşmesi akdedildiği , sözleşmenin 3 maddesi kapsamında davalı ...' nin yazılıma dair kurulum, danışmanlık, uyarlama, destek ve geliştirme hizmetleri vereceğinin kararlaştırılmış olduğu, 01/04/2017 ile 31/12/2019 tarihleri arasında toplam 33 ay proje süresi karşılığı ... ile imzalanan Upgrade sözleşmesinden sonraki tarihlerde ödenen bakım ücreti toplamının 421.997.13-USD olduğu, davacı tarafından yazılım programının hiç kullanılmamış olması ve sözleşmenin feshin haklı olması sebebi ile 421.997.13-USD olarak ödenen bakım ücretinin iadesinin talep edilebileceği anlaşıldığından davalı ... ye ödenen 421.997.13-USD nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı .. şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davalılardan ... ile davacı arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediği, 20/12/2017 tarihinde ... ile akdedilen ... yazılım ... hizmet sözleşmesinin sadece davalı...' yi bağladığı, borcun nispiliği ilkesi gereğince sözleşmenin tarafı olmayan ve yazılımın sahibi de bulunmayan davalı ...' ne husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından ... açısından davanın husumetten reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından ... ekibinin projeye harcadığı zaman karşılığında mesai bedeli olan 5.796.756-TL nin ödenmesi talep edilmiş, yaptırılan mali inceleme sonucunda; fazladan mesai harcaması sonucunda ödenen bedele ilişkin bilgi ve belge kaydının bulunmadığı tespit edildiğinden davacının bu ödemesini geçerli belgeler ile ispat edemediği anlaşıldığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı Grup şirketlerde yazılımın kullanılamamasından kaynaklı olarak yaşanan durmalar sebebi ile oluşan 100.000.TL zararının ve projenin hayata geçirilmemesi sebebi ile yaşanan zararların tespiti ve bunun sonucu doğan 100.000-TL nin ödenmesini talep etmiş ancak, kastedilen durmanın neye ilişkin olduğu, nasıl oluştuğu, dayanağının ne olduğu hangi grup şirkette ne zaman gerçekleştiği, zararın nasıl , ne zaman ne biçimde hangi grup şirkette doğduğunu, geçerli deliller ile kanıtlayamadığı buna ilişkin belge ve bilgilerini sunamadığı anlaşıldığından ispat edilemeyen tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının sözleşmeyi fesh etmekte haklı olduğu, yazılım bedeli olarak ödenen 1.490.305.21-TL nin ... bilgisayardan müştereken ve müteselsilen talep edebileceği, ... işlemleri için ödemiş olduğu 421.997.13-USD yi de davalı ... şirketinden tahsil edebileceği hüküm kurmaya elverişli denetime açık kök ve ek bilirkişi raporu ile anlaşıldığından; Davanın kısmen kabulüne, 1.490.305,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ... ve ... Ltd ŞTi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 421.997,13 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı ... Ltd Şti'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ...ŞTi hakkında açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davanın kısmen kabulüne, 1.490.305,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte... ve .... Ltd ŞTi'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-421.997,13 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı ... Ltd Şti'nden tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-...ŞTi hakkında açılan davanın reddine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca hesap edilen 312.159,27-TL karar harcından, peşin alınan 178.904,06-TL harçtan mahsubu ile eksik harç olan 133.255,21-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... 42.641,66-TL den sorumlu olmak kaydıyla)tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 178.904,06-TL peşin harç (57.249,29-TL den davalı ... Sorumlu olmak kaydıyla) ve aşağıda dökümü yapılan 15.741,50-TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 6.768,84-TL'nin davalılardan (davalı ... 2.166,02-TL den sorumlu kalmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 337.394,90-TL davalılardan (davalı ... 107.966,36-TL den, sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı ... İle davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddedilen kısmı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 363.062,64-TL den (246.882,59-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... 'a 116.180,05-TL nin de davalı ...'a ödenmesi kaydıyla) davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
9-Davalı ... Ltd. Şti hakkında açılan dava husumetten reddedildiğinden Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı ... Ltd Şti vekili ve davalılar ... Ltd Şti vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/03/2024
Başkan ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Üye ...
E-imzalıdır.
Katip ...
E-imzalıdır.
HARÇ BEYANI
K.H. 312.159,27-TL.
P.H. 178.904,06-TL.
B.H. 133.255,21-TL
Davacı Yargılama Gideri
Bilirkişi : 15.000-TL
Posta :741,50-TL
Toplam 15.741,50-TL
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!