WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

İSTANBUL BÖLGE ADLIYE MAHKEMESI 44. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :

DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Müvekkilin, davalı ile ... Eczanesi arasında devir karşılığında sözlü olarak görüşme yapıldığını ve yapılan sözlü görüşmeler ve whatsapp konuşması kayıtlarına istinaden görüşme sonucunda belli bir aşamaya gelindiğini, bunun üzerine oluşan güven neticesinde ve ticari anlamda konunun ciddiyeti gereğince ön ödeme şeklinde 350.000,00 TL'nin davalıya gönderildiğini, davalının sonrasında ailevi sebeplerle öne sürerek devir işleminden vazgeçtiğini, ancak gönderilen ücreti iade etmediğini, bunun üzerine davacının 21/08/2023 tarihinde Kahramanmaraş İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yoluna başvurduğunu, sonrasında davalının itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, izah olunan nedenlerle davanın kabulüne ve takibin devamına karar verilmesini, davalı tarafın icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, Kahramanmaraş'ta görülmesi gerektiğini, aynı zamanda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, takibe ilişkin gönderilen ödeme emrine, ödeme emrinde yazılı borca, faize, tüm ferilerine ve yetkiye yasal süresi içinde itirazda bulunulduğunu, davacı, müvekkilin sahibi olduğu ... Eczanesi'ni almak için müvekkile 350.000,00 TL kapora bedeli gönderdiğini iddia ettiğini, ancak öncelikle ilgili dekonta bakıldığında, bahsedilen ödemenin ... /... Eczanesi tarafından müvekkile yapıldığını, davacının ise ... Eczanesi değil ... gerçek kişiliği üzerinden açıldığını, bu sebeple davacının dava konusunu oluşan uyuşmazlık hakkında davacı sıfatının bulunmadığını, davacının ödenen bedelinin iadesini talep ettiğini ancak ödenen bedel konusunda davacının hak sahibi olmadığını ve ilgili dekonttan açıkça anlaşılmakta olduğunu, eczanenin devri hususunda davacının yarattığı izlenimin mağduru olan müvekkilin; eczanenin devri hususunda dükkan sahipleri ile başka alıcıları görüştüremediğini, bu yönde itibar kaybı yaşandığını, davacının satış işleminin gerçekleşmemesinde çıkardığı sorunlar neticesinde asli ve tam kusurlu konumda olduğunu, her ne kadar davacı tarafından ödenen bedelin kapora olduğunu ve satış işlemi gerçekleşmediğinden ödenen bedelin iade edilmesi gerektiğini iddia etmekte olsa da, davacının kusuru sebebiyle satış işleminin gerçekleşmediğini bu nedenle müvekkilinin zararının olduğunu, davanın, dava şartlarının bulunmaması nedeniyle öncelikle usulden reddini, yetkisizlik ve görevsizlik yönünden ilk itirazlarının incelenmesini ve itirazları doğrultusunda karar verilmesini, esas bakımından ise müvekkilin uğramış olduğu zararlar nedeniyle takas mahsup hakkını kullanmakta olduğundan ve diğer açıklanan nedenlerle davanın reddi ile davacının dava konusu bedelin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Davaya konu Kahramanmaraş İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 350.000,00 TL asıl alacak ve 5.782,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 355.782,19 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağının ise 15.06.2023 tarihinde yapılan 350.000 TL'nin iadesi olarak açıklandığı, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın asıl alacak üzerinden hükümden düşürülmesi amacıyla da eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacı tarafça eczane devrine ilişkin olarak yapılan ödemenin niteliğinin ne olduğu, devir sözleşmesinden vazgeçilmesi karşısında bu tutarın davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, taraflar arasında devre ilişkin sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı, davalının devrin gerçekleşmemesinden kaynaklı zararının bulunup bulunmadığı, varsa zarar tutarının ne kadar olduğu, varsa bu tutarın yine varsa davacı alacağından mahsup edilmesinin gerekip gerekmediği, takip tarihi itibariyle davacının alacaklı olup olmadığı ile varsa alacak tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
Davacı tarafça ibraz edilen ödeme dekontunun incelenmesinde, davacının 15.06.2023 tarihinde davalının banka hesabına "bakır eczanesi devir ücreti ön ödeme" açıklamasıyla 350.000 TL tutarında para havalesi yapıldığı anlaşılmıştır.
Ödeme dekontu içeriği ile tarafların iddia ve savunmaları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, 350.000 TL tutarındaki ödemenin eczane devrine ilişkin olarak avans ödemesi niteliğinde olduğu ve eczane devrinin gerçekleşmediği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle davalının zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zarar tutarının ne kadar olduğu ile bu tutarın yapılan avans ödemesinden mahsubunun gerekip gerekmediğidir. Bu konuda ispat yükü davalı üzerinde olup, devrin gerçekleşmemesi nedeniyle zarara uğradığını, bu zarardan davacının sorumlu olduğunu ve zarar tutarını ispatlamak zorundadır.
Davalı bahsi geçen savunmalarının ispatı amacıyla tanık deliline dayanmış, dinlenen davalı tanıklarından Halil İbrahim Eser " Ben bir dönem davalı tarafından çalıştırılan eczanede eczacı kalfası olarak çalıştım. Davacı davalıya ait eczaneyi devralmak istedi ve eczanede çalışan 3 kişiden birini işten ayrılmasını davacı istedi. Bunun üzerine davalı 1 aylık deneme süresi sonrasında davacının da talebi uyarınca beni işten çıkardı. Sonrasına ilişkin herhangi bir bilgim yoktur " şeklinde, Hasan Gelişmiş " Ben halen davalının işletmekte olduğu Bakır Eczanesinde çalışmaya devam ediyorum. Taraflar arasında eczanenin devri konusunda görüşmeler gerçekleşti. Bu görüşme aşamasında davacı bizzat benden çalışanlardan birinin işten çıkartılmasını istedi. 1 aylık deneme sürecinden sonra davacının talebi üzerine Halil İbrahim Eser işten çıkartıldı. Yine davacı eczanedeki ilaçların ecza deposuna iade edilmesini istedi. Bunun üzerin ilaçların bir kısmını iade ettik. Ayrıca eczane devredildiği için ilaç dahil almadık. Sonrasında alacağımız bu ilaçların fiyatı arttı. Bundan kaynaklı da zarar oluştu. Bu devirde yaşanan sorunlardan kaynaklı müşteri kaybı yaşandı. Sonrasında ilaç tedariki konusunda herhangi bir sorun yaşamadık. Sadece aynı ilaçları daha yüksek fiyattan satın almak zorunda kaldık." şeklinde ve ... "ben davalının eşiyim, davalı eşim aile birliğini sağlamak için Konya'da bulunan eczanesini devir etmek istedi, davacı talip olduğunu söyledi, biz eczanenin devri için 1.700.000,00TL teklif ettik davacı ile 1.500.000,00TL'de anlaştık, bayram öncesi olduğu için ve niyetinin ciddi olduğunun göstermesi için 350.000,00TL kapora aldık, bayramdan sonra devir işlemlerini ne zaman yapacağımızı sorduk, kendisi aracını satıp anlaşılan tutarı ödeyebileceğini söyledi, bu arada bize gelen duyumlara göre daha önce de kapora verip bir eczane ile anlaştığı 2-3 ay sonra ise kaporasını alarak anlaşmadan döndüğünü öğrendik, davacı ile anlaştığımız için bu süreçte yeni talipler ile görüşme yapmadık, ayrıca ilaçlar zamlanmadan önce ilaç alımı da yapmadık, 1 personelimizi işten çıkardık, personelin işten çıkarılmasını ve ilaç alınmamasını davacı istemişti, devir işlemleri için davacıyı aradığımızda eczaneyi almaktan vazgeçtiğini söyledi ve kaporanın da faizi ile 3 ay sonra iadesini istedi, personel çıkarmamız, ilaç almamamız, eczane devrinin güçleşmesi de dikkate alınarak zararımızın hesaplanmasını ve davacının ödediği kaporadan mahsup edilmesini talep ettik, ama bu hususta davacı ile anlaşamadık, tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı diğer tanıkları dinletmekten vazgeçmiş, davacının da muvafakat etmesi nedeniyle diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmiştir.
Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 09.05.2024 tarihli bilirkişi raporu ile davalının cirolarında herhangi bir düşüş meydana gelmediği belirtilmiş, 16.07.2024 tarihli bilirkişi raporu ile ise davalının devrin gerçekleşmemesi nedeniyle müşteri kaybettiği, ilaç fiyatlarındaki artış nedeniyle zarara uğradığı ve cirolarda düşüş yaşandığı savunmasının yerinde olmadığı belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, taraflar arasında davalıya ait işyerinin devrine ilişkin sözleşme görüşmelerinin 12.06.2023 tarihinde başladığı, devamında devir konusunda anlaşmanın sağlandığı, anlaşmaya istinaden davacı tarafından davalıya 15.06.2023 tarihinde 350.000 TL tutarında ödeme yapıldığı, taraflar arasındaki konuşma kayıtlarına göre sözleşmenin en geç 17/07/2023 tarihinde feshedildiği, sözleşmenin feshi nedeniyle tarafların edim yükümlülüklerinden kurtuldukları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri, dolayısıyla 350.000 TL tutarındaki ödemenin davacıya iadesinin gerektiği, davalının zarar savunmasında bulunması nedeniyle ispatı kaydıyla zarar tutarının bu tutardan mahsubunun gerektiği, zarar konusunda ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı müşteri kaybı yaşandığını ve cirolarda düşüş olduğunu iddia etmiş ise de bu savunmalarını usulünce ispatlayamadığı, ayrıca yaklaşık 1,5 aylık bir süreçte böyle bir zararının oluşmasının da mümkün olmadığı, bilirkişi raporları ile de bunun ortaya konulduğu, yine davalı davacı talebi uyarınca işçinin çıkarılması nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş ise de bu işçinin 31.07.2023 tarihinde işten ayrıldığı, bu tarih itibariyle sözleşmenin feshedilmiş olması karşısında bu iddianın da kabule şayan olmadığı, davalı tarafça zarar iddiasının ispatlanamadığı, davalı yemin deliline dayanmış ise de davacının davalının zarara uğrayıp uğramadığını bilebilecek durumda olmaması nedeniyle davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılmasına gerek olmadığı, sonuç itibariyle davacı tarafından yapılan ödemenin sözleşmenin feshi nedeniyle davacıya iadesinin gerektiği sonucuna varıldığından takibe itirazın asıl alacak üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir.
Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine tazminata hükmedilmiş, takibin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜ ile, Kahramanmaraş İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 350.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
2-350.000,00 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 70.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının tazminat isteminin reddine,
2-Alınması gereken 23.908,50 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.977,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.931,37 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan 6.246,98 TL harç gideri ve 1.000 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 7.246,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 54.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde kendilerine İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/09/2024

Katip Hakim
e-imzalıdır e-imzalıdır

5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.