T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/16 Esas
KARAR NO : 2024/71
DAVA : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması,
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin özellikle e-ticaret alanında ticari faaliyetlerini iştigal ettiğini, müvekkili ile ... menşeili ...şirketi ile arasında ... ürününün ülke çapında tek satıcılığına ilişkin 31.07.2022 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince müvekkil şirketin ilgili ürünün Türkiye'deki tek yetkili satıcısı konumunda olduğunu, müvekkili şirketin harici olarak yaptığı pazar araştırmalarında davalıların müvekkilin tek satıcılık sözleşmesi kapsamında haklarına sahip olduğu ... ürününü sattığını tespit ettiğini, bunun üzerine davalı taraflara satışın ve tecavüzün durdurulması amacıyla ihtarnameler keşide edildiğini ancak davalıların müvekkilinin tek satıcılık sözleşmesi ile haklarına sahip olduğunu satmaya devam ettiklerini, davalıların satışlarının TBK ve TTK haksız rekabet hükümlerine, 6769 Sayılı SMK ve müvekkil ile lisans sahibi firma arasında yapılan tek satıcılık sözleşmesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davalılar tarafından gerçekleştirilen tecavüz eyleminin tespitine, durdurulmasına, engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisinin babasının şahıs şirketi üzerinden ...'da bulunan ... şirketinden ... markalı kozmetik ürününe ilişkin ilk siparişi verdiğini, müvekkili tarafından distribütörlük sözleşmesi teklif edildiğini ve kabul edildiğini, ancak o dönemde TPMK nezdinde ... ibareli markaya ilişkin marka başvurusu yapıldığının öğrenilmesi nedeniyle distribütörlük sözleşmesinin askıya alındığını, nihayetinde 07/07/2022 tarihinde... şirketi tarafından müvekkili şirkete yetkili satıcı belgesi verildiğini, dava dilekçesinde müvekkiline ihtarname gönderildiği yazılsa da böyle bir ihbarnamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkili şirket yetkilisinin babasına gönderilen ihtarnamede ise distribütörlük sözleşmesinden bahsedilmediğini, davacının işbu davaya mesnet gösterdiği distribütörlük sözleşmesinin öncesinde müvekkili şirkete yetki verildiğini, davacının yalnızca distribütörlük sözleşmesine dayanarak marka lisansı bulunmadan işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, marka hakkının tükenmesi ve paralel ithalatta tükenme ilkesi kapsamında müvekkilinin davaya konu markayı Türkiye'de satışına engel olunmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı ... vekili 25/05/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle ; dava şartlarının yerine getirilmediğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı şirket ile ... arasında tek satıcılık sözleşmesi olduğu iddiasının da doğru olmadığını, taraflar arasında geçerli bir tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, olsa bile bu taleplerin muhatabının müvekkili olmadığını, üretici ile sözleşme ilişkisi içerisinde bulunmayan, sözleşme konusu malları başka biçimde temin etmiş bulunan ve tek satıcının bölgesine satış yapan üçüncü kişilere karşı ise tek satıcının, yapımcı ile aralarında yapılmış olan tek satıcılık sözleşmesine dayanarak ileri sürebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığını, taraflar arasında geçerli bir tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, olsa bile markanın tükenmesi ilke gereği davaya konu taleplerin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememize sunulan 01/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; ... kod nolu... ve ... kod nolu ... marka başvurularının dava dışı ... adına dava tarihinden (19.01.2023) önce yapılmış ve Resmi Bültende yayınlanmış olduğu, ... kod nolu ... markanın 29.07.2022 tarihinden itibaren dava tarihi (19.01.2023) öncesinde tescil edilmiş olduğu, WIPO nezdinde yapılan incelemede ... markasının ....sınıfta yer alan emtialarda dava dışı ... adına 2015 yılından itibaren tescil edilmiş olduğu, davacı ile dava dışı ... arasında 31 Temmuz 2022 tarihli ... markalı ürünlere ilişkin Türkiye'de distribütörlük anlaşmasının yapılmış olduğu, dava dışı ... tarafından davalılardan ...firmasına ... markalı ürünlere ilişkin 07.07.2022 tarihinde Türkiye'de ithal, satış ve dağıtım yetkisinin verilmiş olduğu, yetkili satıcı olarak atandığı (15 ay için), dosya kapsamında yapılan incelemelerde davalıların ... markalı Kozmetik kremlerin dava dışı ... firmasından satın alındığılithal edildiği) ve piyasaya arz edildiği, davalılar tarafından ithal edilerek Türkiye'de satışa arz erz edilen ... markalı kozmetik kremlerin dava dışı ve fakat markanın hak sahibi ve üreticisi tarafından üretilen ...markalı ürünlerden olduğu, aksinin iddia edilmemiş olduğu, dolayısıyla ... markasına ilişkin marka hakkının tükenmesi koşullarının somut olayda mevcut olduğu, davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/1916 Esas 2022/440 Karar sayılı kararında " Ancak, tek satıcılık sözleşmesi, sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde ve sürekli bir sözleşme olup, bu sözleşmeyle yapımcı, ürünlerinin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir. Tek satıcılık sözleşmesinde, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler bu sözleşmenin taraflar arasında yani yapımcı ile tek satıcı arasında karşılıklı olup, üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük getirmez. Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak yapımcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde tek satıcının bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet yolu ile koruması ilke olarak mümkün değildir. Ayrıca, mahkemenin kanaatinin aksine, aynı malı paralel ithalat yoluyla yasal yollardan menşei ülke haricindeki başka ülkelerden ithal edip, paralel ithalatın sunduğu fiyat avantajından yararlanarak satan kişilerin haksız rekabet kuralları uyarınca men edilmesine neden teşkil etmez. Somut olayda, alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitlere göre, ihbar olunan.... tarafından dava konusu ürünlerin davacı ile distribütörlük sözleşmesi imzalayan ...... firmasından yasal gümrük mevzuatı hükümlerine uygun şekilde ithal edip, davalıya satılan ürünler olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre dava konusu ürünlerin davacının sözleşme tarafı olan ... şirketinden yasal yolla temin edilen orjinal ürünler oldukları anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının eylemi, ücretini ödemek suretiyle bir başka bölgedeki tek satıcıdan ithal eden şirketten satın aldığı orijinal ürünleri satmaktan ibaret olup, yukarıda değinilen ilkeler ve açıklamalar ışığında, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte fiilleri mevcut değildir. Bu durumda, mahkemece, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi uyarınca, sözleşme konusu ürünlerin kendisi dışında iç piyasada satılması ile ilgili olarak davacının ancak kendi akidine karşı ileri sürebileceği hususları üçüncü kişi konumundaki davalıya karşı ileri süremeyeceği, davalının ihbar olunan tarafından paralel ithalat yoluyla ithal edip kendisine sattığı ürünleri, yurt içinde piyasaya sürmesinin haksız rekabet teşkil etmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı ile dava dışı üretici olan... arasında 31/07/2022 tarihli ... ürününün Türkiye'de tek satıcılığına ilişkin sözleşme düzenlendiğinin, bu sözleşme kapsamında bu ürün yönünden davacının Türkiye'de tek yetkili satıcısı konumunda olduğunun, davalıların sözleşmeye konu ürünün Türkiye'de satışını yaptıklarının, davalıların bu eylemlerinin sözleşme, TBK, TTK'da düzenlenen haksız rekabet, 6769 sayılı SMK hükümlerine aykırılık ve tecavüz oluşturduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, davalı ...Ltd. Şti. Vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ilk olarak davalı şirket yetkilisinin babası tarafından ürünlerin dava dışı üretici olan ...'ten alınarak satışa sunulduğunun, bu dönemde dava dışı şirkete distribütörlük için başvuruda bulunulduğunun, ürün markasının TPMK'ya tescili yönünden sıkıntılar yaşanınca distribütörlük başvurusunun askıya alındığının, daha sonra davalı şirketin kurulduğunun, dava dışı şirket ile ürün alımı ve satışının davalı şirket ile yapıldığının, davalı şirkete yetkili satıcı belgesi verildiğinin, davalının dava dışı üretici şirketten satın aldığı ürünleri sattığının hukuka aykırı bir işlemin bulunmadığının beyan edildiği, diğer davalı ... vekilince sunulan beyan dilekçesinde bu davalının üretici dava dışı şirketin ürünlerini sattığı başka bir davalı şirketten ürünlerin satın alınarak satışının yapıldığının, hukuka aykırı bir işlemin bulunmadığının beyan edildiği, dava dilekçesinin ekinde sunulan 31/07/2022 tarihli sözleşme incelendiğinde davacı ile dava dışı üretici şirket ... arasında düzenlendiği, sözleşme konusunun dava dışı ...'in üreticisi olduğu ... isimli ürünün davacının Türkiye'de tek satıcısı olduğuna ilişkin olduğu, sözleşmenin 31/01/2024 tarihine kadar geçerli olduğunun belirtildiği, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde dava dışı ...isimli şirketin ... ibareli ... ve ... numaralı marka başvurularının bulunduğu ancak tescil edilmediği, dava dışı şirketin ... ibareli ...numaralı markasının ise dava tarihinden önce tescil edilmiş olduğu, yukarıda belirtilen markaların başvurularının dava dışı şirket tarafından yapıldığı ve bu şirket adına tescil edildiği, davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşme incelendiğinde sözleşmenin lisans sözleşmesi olmadığı tek satıcılık sözleşmesi olduğu, davacı tarafça lisans hakkının bulunduğunun ispat edilemediği, davacının sözleşme kapsamında bu ürünleri dava dışı üreticiden alarak satışa sunduğu bu nedenle dosya içerisindeki bu delillerden ve beyanlardan davacının bu ürüne ilişkin olarak marka veya patent yönünden SMK kapsamında korunacak bir hakkının bulunmadığı, yukarıda belirtildiği üzere davacı ile dava dışı şirket arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğu, tek satıcılık sözleşmesinin edimlerinin ve yükümlülüklerinin sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, üçüncü kişilere karşı herhangi bir yükümlülük getirmeyeceği, somut olayda davacı tarafça davalılarca taklit ürün satışı yapıldığına ilişkin herhangi bir iddia ve ispatın bulunmadığı, bilirkişi raporunda davalılarca ithal edilip satılan ürünlerin üretici firma tarafından üretilmiş orjinal ürünler olduğunun tespit edildiği, aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, yukarıda açıklandığı üzere tek satıcılık sözleşmelerinin tarafı olmayan üçüncü kişilere herhangi bir yükümlülük yüklemeyeceği bu nedenle somut olayda davalıların haksız rekabet oluşturan eylemlerinin de bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile kalan 247,70 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar vekilleri yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04/04/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!