T.C.
İSTANBUL
4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/40 Esas
KARAR NO : 2024/79
DAVA : Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/08/2017
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” adlı şiirin şairi ve dolayısıyla eserin de sahibi olduğunu, bu şiirin müvekkilinin 1983 yılında yayımlanan “...” adlı kitabında yer aldığını, davalılar ... ile birlikti ...e ait olan ..., ... ve ... televizyon kanallarında “...” ibaresinin izinsiz olarak kullanıldığını, davalı ...'ın bu ibareyi kullandığı sayısız tv programı ve kliplerinin halen internette yayında olduğunu, ...'ın “...” adını izin almaksızın kullanmaya devam ettiğini, bu ibarenin neredeyse isminin önüne geçtiğini ve bu ismin her türlü sahne, konser ilanları, tanıtımlar ve sanat çalışmalarında kullanıldığı gibi bu isimle TV programları da yaptığını, ...'de uzun yıllar yayınlanan “...” programın halen Internet üzerinden umuma iletilmekte olduğunu, Davalı ...'ın “...” ibareli markayı kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini, aynı zamanda davacıya ait olduğunu bildiğini, hatta bir televizyon programında şiiri yazan kişinin ... olduğunu ve şiiri beğendiğini de ifade ettiğini, müvekkilinin davalı ...'ı şahsen tanıdığını, ...'tan gerek şahsen gerekse ortak dostları aracılığıyla şiirinin adını kullanmamasını defalarca talep ettiğini, bu talebe ilişkin müvekkilinde kullanıma son verileceği inancının yaratıldığını, bu nedenle de müvekkilinin hukuki yola başvurmadığını, davalıların bu kullanımlarının manevi ve mali eser sahipliği haklarını ihlal etmekte olduğunu, ayrıca davalı ...'ın marka haklarını alması nedeni ile müvekkilinin “...” isimli bir kitap yayınlamayı düşünmesine rağmen bu isteğini gerçekleştiremediğini beyan ederek; davalıların “...” ibaresini her alanda kullanımına son vermesine ve tecavüzün kaldırılmasına, televizyonlarda ve internet üzerinden “...” adlı programların yayınının kaldırılmasına ve bir daha yayınlanmasının önlenmesine, kararın Türkiye çapında yayımlanan bir gazetede yayımlanmasına, belirsiz alacak davası şeklinde davacının “...” şiirinin adı kullanıldığı için uğradığı maddi zarara karşılık fazlaya dair haklar saklı kalarak FSEK. m. 70 kapsamında şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılarca müteselsil ödenmesine ve davalıların bu adı kullanarak elde ettiği kazancın fazlaya dair haklar saklı kalarak şimdilik 10.000,00 TL sinin müteselsilen ödenmesine, FSEK. m. 68 kapsamında taraflar arasında sözleşme bulunsa idi davalıların ödeyeceği emsal bedelin, belirsiz alacak davası şeklinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL olarak üç katının davalılarca müteselsilen ödenmesine, müvekkilinin manevi haklarının ihlali nedeniyle fazlaya dair haklar saklı kalarak şimdilik 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılarca müteselsilen ödenmesine, belirsiz alacak davası şeklinde Davacının “...” adlı şiirinin adının davalılarca kullanılması nedeniyle uğranılan maddi zarara karşılık fazlaya dair haklar saklı kalarak haksız rekabet nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılarca müteselsilen ödenmesine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacının iddia ettiği gibi "...", "..." ve "..." isimli televizyon kanallarının sahibi olmadığını, dolayısıyla müvekkil şirketin işbu davada pasif husumeti bulunmadığından davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının hiçbir talebi ve iddiası kabul edilmemekle birlikte davacı taraf ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle, somut olaydaki zamanaşımı süresini belirlemek için FSEK m.70/2 hükmünün uygulanması gerekeceğini, ilgili madde gereğince müvekkil şirket hiçbir haksız fiilde bulunmamakla birlikte, bir an için aksi düşünüldüğünde dahi davacının gerçekleştiğini iddia ettiği haksız fiilleri öğrenmesinden itibaren 2 yılın çoktan geçtiğini, davacı tarafından her ne kadar şiirine koyduğu "..." şeklinde başlığın FSEK kapsamında eser olduğunu iddia edilse de , sahibinin hususiyetini taşımayan bir başlığın eser olarak kabulünün mümkün olmadığını, bir fikri ürünün eser olarak kabul görmesi için sahibinin hususiyetini taşıması ve kanunda sayılan eser türlerinden birine girmesi gerektiğini, Bu eser türlerinin ise FSEK'te sayıldığı üzere; ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri olduğunu, ancak davacı tarafın kendisine ait olduğunu iddia ettiği şiir başlığının FSEK'te sayılan eser türlerine girmediğini ve sahibinin hususiyetini yansıtmadığını, ayrıca davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği şiir eser olarak kabul edildiğinde dahi dava konusunun "şiir başlığı" olduğu göz önüne alındığında bir eserin her küçük parçasının yasal olarak koruma altına alınamayacağını, "..." ibareli markanın diğer davalı ... tarafından tescil edildiğini, müvekkili şirketin davacı tarafın ileri sürdüğü kanallarla hiçbir ilgisi bulunmadığını beyan ederek; süresinde açılmamış olması ve Müvekkil Şirketin pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davacının tüm talepleri yönünden davanın esastan reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın yerinde olmayan hasız ve hukuka aykırı talepleri kabul edilmemekle birlikte gerek FSEK 66 ve 69. Maddeleri gerek FSEK 68 ve FSEK 70. Madde gereği gerekse TTK 55. Madde gereği hak talep edebilmek için kanunda öngörülen zaman aşımı sürelerinin çoktan aşılmış olduğunu, davacının 30 yılı aşkın bir süredir hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin sanat ve müzik hayatına yıllarca emek vermiş , özellikle Karadeniz müziğini zenginleştirerek halka yansıtmış ve halk tarafından beğeni ve takdir kazanarak bugünkü seviyesine gelmiş bir sanatçı olduğunu, kendisinin de pek çok eser sahibi olması nedeniyle eser sahiplerinin haklarına titizlikle eğildiğini, ancak davacı yanın Karadeniz bölgesinde sıkça kullanılan bir tabir olan ” ... ” adını sırf şiirin başlığında kullandı diye FSEK uyarınca doğan bir telif ücreti hakkı bulunmadığını, bir eserin sahibi olanların ancak mali ve manevi haklara sahip olduğunu, davacı tarafın sahibi olduklarını beyan ettikleri "... ” adlı şiirin 1983 yılında yayınlandığı, şiirin bir eser olarak kabul edilebileceği ancak FSEK na göre koruma atına alınan eserin kendisi olduğunu, esere verilen ad için ise eser olma özelliği ve niteliği aranmadığını, eser adlarının ne kadar özgün olursa olsun eser sayılamayacını ve eserlere ilişkin korumadan yararlanamayacağını, davacı tarafın şiirinde bu adı kullanmasının eserine özgün ve ayıtredici bir özellik kazandırmazken, müvekkiline halk tarafından takılan bu lakabın zaman içerisinde kendisi ile bütünleştiğini, sonrasında gelen talep ile tv programlarında da kullandığını, müvekkilinin kendisine takılan bu lakabı şahsiyeti ile hayatı ile çalışmaları ile müzik hayatındaki başarısı ile üne kavuşturduğunu, müvekkili sayesinde bu lakabın ayırt edici bir özellik kazandığını ve markalaştığını, müvekkili marka başvuru yaptıktan sonra da davacı tarafından tescile ilişkin herhangi bir itirazda bulunmamıştır ve müvekkil adına marka tescili yapılmıştır. davacı tarafın müvekkile takılan bu lakabı uzun yıllar kullandığını bilmesine rağmen bugüne değin suskun davranması akabinde noter marifeti ile gönderilen ihtarname ile telif ücreti talep ettiğini, hukuka uygun olmayan taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle dava açılmış olmasının haksız kazanç teminine yönelik olduğunu, bunun yanında davacı tarafından ... 1.FSHHM'de de "..." markasına ilişkin dava açıldığını, müvekkilinin ..., ... ve ... kanallarında “...-... ... ” ismi ile canlı olarak müzik programı yaptığını, programlarda sunucu ve solist sanatçı olarak yer aldığını, ilgili programlar sayesinde müvekkilinin yurt içinde ve yurt dışında bu markayı tanıtmanın yanı sıra bilinilirliğini ve değerini de arttırdığını, bugün araştırma motoru olan ” ... ” internet sitesine girildiğinde dahi "..." olarak arama yapıldığında müvekkilinin adının çıktığını, müvekkilinin bugünkü tanınmışlığına gelinceye dek yıllarca emek verdiğini, davacı tarafın korunacak bir telif hakkı bulunmadığını bu nedenle zaten haksız rekabet ortamından söz edilemeyeceğinden tazminat talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek; açılan davanın öncelikle zamanaşımı nedeni ile reddine akabinde davacının tüm taleplerinin reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
KANAAT VE GEREKÇE
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/996 Esas 2022/636 Karar sayılı kararında "Davacılar vekili, ... adlı şiiri eser olarak yarattığını, davalının müvekkilinin eserinin ismi olan bu ibareyi adına marka olarak tescil ettirdiğini, eserin isminin de korumadan faydalandığını belirterek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.1-Hükümsüzlüğü istenilen ... nolu “...” ibareli markanın ... sınıf için tescil edilmiştir. Davacı ...’ün, (...), "..." adlı şiir kitabının Yazarlar ve Çevirmenler Yayın Üretim Kooperatifi tarafından 1983 yılında İstanbul'da yayımlandığı, kitabın piyasada satışa sunulduğu davacı yanca sunulu deliller kapsamından anlaşılmaktadır. ...’ün, (...), “...” adlı kitabının 116 ve ... sayfalarında “...” adlı şiirinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan araştırmada "..." ibaresinin anonim olduğu belirlemesi yapılmış ise de, kurumlardan gelen yazı cevapları incelendiğinde anonim olmadığının anlaşıldığı, bu kullanım davalı beyanları da incelendiğinde davacı taraf şiirinde ilk defa geçtiğinin kabulünün gerektiği, davacı tarafça sunulan kayıtlarda davalının davacının şiirinden esinlenerek bu ifadeyi kendisi için kullandığının anlaşıldığı, ... Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve ...'ya ilişkin delillerin ise denetime açık olmadığı, davacısının şiiirine başlık yaptığı ... ibaresinin ilk defa davacı tarafça şiirde kullanılması ve daha önce böyle bir kullanımın bulunmaması ve çağrışım olarak güçlü bir tını bırakması sebebiyle “eser” niteliğinin olduğunun kabulünün gerektiği, davacı 5846 Sayılı Yasa bakımından ayırt ediciliği bulunan orijinal bir eser ismi oluşturduğundan 5846 Sayılı Yasa'nın 1/b, 2 ve 4.maddeleri anlamında bu isim üzerinde eser sahibinin eser sahipliğinden doğan hakları mevcuttur. 656 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 ve 5 maddesine göre "tescil için başvurusu yapılmış markanın başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği, tescil edilmiş ise 42.madde gereğince hükümsüzlüğünün istenebileceği öngörülmüştür. Belirtilen hüküm gereğince davacının eser üzerindeki haklarına dayanarak markanın hükümsüzlüğünü isteme hakları vardır. 2-Davalı vekili her ne kadar sürenin geçtiğini savunmuş ise de, davalının davacının şiirini bildiği ve bile bile telif hakkını ihlal ettiği anlaşılmakla tescilin kötü niyetli olduğu anlaşılmakla 5 yıllık sürenin uygulanamayacağı anlaşılmıştır. Ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2019 tarihli, 2018/3792 Esas-2019/5561 Karar numaralı kararında; " Dairemiz’in ... tarih ... sayılı kararında da belirtildiği üzere, "uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesi" TTK'da düzenlenmemiş olup bu uygulamanın yasal dayanağı TMK’nin 2. maddesidir. Buna göre, bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra, oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılması çelişkili davranış yasağı teşkil edecek olup, böyle bir davranış MK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacak ve bu davranış hukuk tarafından himaye edilmeyecektir. Bu sürenin belirlenmesinde de esas alınacak olan dürüstlük kuralıdır. Bununla birlikte bu süre Dairemiz uygulamalarında Dairemiz’in ... tarih ..., ... tarih ....., ... tarih ... sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, kural olarak beş yıl olarak kabul edilmektedir. " denilmiştir. Yukarıda yer verilen yargı kararları doğrultusunda, davacının öncelik hakkı olduğu değerlendirilse dahi sessiz kalma suretiyle hak kaybının oluşup oluşmadığının tespiti gerekmiştir. Davalının marka tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığı, Kötü niyetli marka tescili durumunda hükümsüzlük davası açmanın bir süreye tabi olmadığı ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.07.2011 tarih, 2010/391 E., 2011/8996 K. Sayılı ilamında da açıklandığı üzere marka tescil başvurusu kötü niyetli olsa dahi kötü niyetli marka tescilinde bulunan kişinin, marka tescilinden doğan haklarına zarar gelmeyeceğini düşünmesine ve markaya yatırım yaparak belli bir ekonomik değere ulaştırmasına yol açacak kadar uzun bir süre bu kullanıma itiraz edilmemiş ise artık bu marka üzerinde hukuken korunması gereken bir hakka sahip olacağı gözetildiğinde marka tescilinden yaklaşık 6 yıl sonra hükümsüzlük davası açılmasının 4721 Sayılı TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmadığı, hükümsüzlüğünün istenemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, gerekçe sebebiyle kararın kaldırılması talep etmiş olup davalının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı ve sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkının kaybedildiğine ve sonuç itibarıyla davanın reddi kararı yerinde ise de mahkemenin davacının marka hükümsüzlüğü sebebine dair gerekçesi düzeltilmekle, davalı vekilinin yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan re'sen sebeplerle davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın gerekçesi düzeltilerek, davanın reddine ancak hükmün infazında sorun yaşanmaması için istinaf başvurusu reddedilen hüküm fıkraları tekrar edilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." belirtilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4102 Esas 2024/204 Karar sayılı kararında "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davalının İlk Derece Mahkemesi kararına karşı bir istinaf başvurusu bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında 2 numaralı bent olarak gösterilen bölümde de davacı vekilinin sessiz kalmak suretiyle hak kaybına yönelik istinaf itirazları değerlendirilmiş ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gözetilerek yerinde görülmemiştir. Hal böyle olduğu halde gerekçeli kararın hüküm bölümünün 1 numaralı bendinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ve 6/a bendinde davalıya istinaf karar ve ilam harcı yüklenmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm bölümünün 1 ve 6/a numaralı bentlerinin hükümden çıkartılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA," belirtilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/1559 Esas 2023/1080 Karar sayılı kararında " Davalı tarafça albüm üzerindeki hakların 22/04/2010 tarihinde dava dışı ...devredildiği, bu tarihten sonra davalı tarafça kullanılmadığı, piyasada tanınan yapımcı olduğunu ileri süren davacının 2004 yılından beri piyasada bulunan davaya konu albümden haberdar olmamasının beklenemeyeceği, davalının kullandığı dönem içinde 12/06/2015 dava tarihine kadar beş yıldan fazla bir süre geçtiği, davacı tarafça sessiz kalındığı göz önüne alınarak, ilk derece mahkemesince sessiz kalma nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatiyle yerinde görülmeyen davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/03/2020 tarihli, 2019/4046 Esas-2020/2382 Karar, 21/11/2022 tarihli 2021/4302 Esas-2022/8113 Karar sayılı kararları)" belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacının 1983 yılında yayınlanan davacıya ait ... isimli şiir kitabında bulunan Kuzeyin Oğlu isimli şiirin şairi ve eser sahibi olduğunun, davacının şiirinin ismi olan ... ibaresinin davacının izni ve rızası olmadan davalı ... tarafından kullanıldığının, davalı ...'ın ... isimli televizyon programlarının diğer davalıya ait televizyon kanallarında yayınlandığının, davalıların bu kullanımlarının davacının FSEK kapsamında koruma altında olan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, davalı ... adına tescilli ... başvuru, 08/07/2011 tescil tarihli ... ibareli markanın bulunduğu, bu markanın ....sınıfta bulunan hizmetler yönünden tescilli olduğu, davacı tarafından davalı ...'a karşı bu dosyadaki aynı iddialarla 25/08/2017 tarihinde davalı adına tescilli yukarıda belirtilen markanın hükümsüzlüğü talepli ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/609 Esas 2018/276 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulduğu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/996 Esas 2022/636 Karar sayılı kararında davacının şiirinin başlığı olan ... ibaresinin eser niteliğinin bulunduğunun, bu ibare yönünden davacının kullanım önceliğinin bulunduğunun, davalının bu ibareyi davacıya ait olduğunu bile bile kullandığının ancak marka tescil başvurusu kötü niyetli olsa dahi kötü niyetli marka tescilinde bulunan kişinin, marka tescilinden doğan haklarına zarar gelmeyeceğini düşünmesine ve markaya yatırım yaparak belli bir ekonomik değere ulaştırmasına yol açacak kadar uzun bir süre bu kullanıma itiraz edilmemiş ise artık bu marka üzerinde hukuken korunması gereken bir hakka sahip olacağının, marka tescilinden yaklaşık 6 yıl sonra hükümsüzlük davası açılmasının 4721 Sayılı TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmadığının, sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğranılacağının, hükümsüzlüğünün istenemeyeceği belirtilip mahkeme gerekçesinin düzeltilerek mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine karar verildiği, taraf vekillerince bu kararın temyiz edildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/4102 Esas 2024/204 Karar sayılı kararında "Davacı vekilinin vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm bölümünün 1 ve 6/a numaralı bentlerinin hükümden çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına" karar verildiği, davalı ...'ın ... ibareli kullanımlarının markasının tescilli olduğu ....sınıftaki hizmetler yönünden olduğu, davacı tarafça açılan marka hükümsüzlüğü talepli davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, kesinleşen karardaki davacının ... ibaresi yönünden eser sahipliğinden kaynaklı haklarını sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığından davalıya karşı ileri süremeyeceğine ilişkin tespit doğrultusunda marka hükümsüzlüğü talepli dava ile aynı tarihte FSEK ve haksız rekabet hükümleri kapsamında açılan bu davada da davalı ...'ın marka başvurusundan önceki ve sonraki kullanımları yönünden davacının ... ibaresi yönünden eser sahipliğinden kaynaklı haklarını sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığından davalıya karşı ileri süremeyeceği, diğer davalıya karşı açılan davanın da davalı ...'ın kullanımlarından kaynaklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 1.195,43 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 767,83 TL bakiye karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tecavüzün meni talepli dava yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
6-Davalı ...tarafından yapılan 50,00 posta masrafına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...vekiline ödenmesine,
7-Davalı ... tarafından yapılan 50,00 posta masrafına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... vekiline ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/04/2024
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!