T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/768 Esas
KARAR NO : 2024/87
DAVA : Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 12/03/2013
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Elazığ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/231 Esas Sayılı dosyasında verilen 24/10/2013 tarihli ve 2013/674 K. Sayılı Yetkisizlik Kararı ile Mahkememize gelmiş olmakla, Mahkememizin 2014/644 Esas Sayılı dosyasında devam eden davada verilen 11.11.2015 tarihli ve 22015/799 karar sayılı Davanın Kısmen Kabulüne dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.02.2018 tarihli ve 2016/6685 E., 2018/846 K. Sayılı Bozma İlamı sonrasında Mahkememizin 2018/455 Esas sayılı dosyasında devam eden davada verilen 10/10/2018 tarihli ve 2018/1056 karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarihli ve 2020/1168 E., 2020/5020 Karar Sayılı Bozma İlamı sonrasında Mahkememizin 08/09/2021 tarih 2021/199 esas 2021/533 Karar sayılı Davanın Kısmen Kabulüne dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 13/04/2023 tarih 2022/2252 esas, 2023/2306 karar sayılı Bozma ilamı sonrası Mahkememiz esas sayılı dosyasına kayden görülmekte olan Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 18.09.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafin acenteliğini yaptığı sırada 17/12/2009 tarihinde kendisine hiç bir bildirim yapılmaksızın işin görülmesi için gerekli olan bilgisayar sisteminin kapatıldığını, davacının davalı tarafa sistemin neden kapatıldığını sorması ve sistemin açılmasını istemesi üzerine ... 20. Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, bu feshin haksız olduğunu ve ihtarnamede de herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, haksız fesihten dolayı zarara uğradığını ve buna göre kendisinden sözleşme imzalanırken isim hakkı bedeli olarak alınan 18.525-TL'lik bedelin,... plakalı araca kesilen 5.000-TL'lik ceza bedelinin, davalının bilgisayar sistemini kullandığından dolayı kesilen 4.972-TL’nin, 25.000-TL'lik sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden doğan müşteri tazminatı ve mahrum kalınan kârın, 20,000-TL'lik sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi dolayısıyla mahrum kalınan kârın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini ve mahkeme masraflarına karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talebin Eski Türk Ticaret Kanunu m. 62 uyarınca zamanaşımına uğradığını, Sözleşmenin ... 20. Noterliği’nin ... yevmiye nolu ve ... tarihli ihtarnamesiyle feshedildiğin ve feshe davacının yükümlülüklerine aykırı davranmasının sebep olmasından dolayı feshin haklı olduğunu, davacının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığının 07.08.2007 tarihli tespit tutanağı, 05.06.2009 Tarihli protokol, 18.11.2009 tarihli disiplin kurulu kararı ve 16.12.2009 tarihli disiplin kurulu fesih karar tutanaklarından anlaşıldığını, acentelik sözleşmesinin “5-Mali Konular" başlıklı bölümünün 11. maddesi gereği sözleşmenin kurulmasından altı ay sonra fesih gerçekleştiği için isim hakkı bedelinin talep edilemeyeceğini, acentelik sözleşmesinin "7-Özel Hükümler” başlıklı bölümünün 56. maddesine göre, davalı Sürat Kargo tarafından gönderilen ihtarnamelere 7 gün içinde itiraz edilmemesi halinde ihtarnamenin ve sonuçlarının kabul edilmiş sayılacağı ve bunun sonucunda sözleşmede öngörülen cezai şartların hak edilişlerden kesileceği belirtildiğinden ve davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden doğan cezai yaptırımlarla ilgili herhangi bir itirazı bulunmadığından cezai yaptırımların kesinleştiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER; Faturalar, Acentelik Sözleşmeleri, ... Cumhuriyet Savcılığının ... Soruşturma Nolu Dosyası, Ticari defter ve kayıtları, Bilirkişi İncelemesi
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde Bilirkişi Heyeti oluşturularak ... ve Mali Müşavir...'un hazırlamış olduğu Bilirkişi Raporuna göre özetle; ''Davacının kendisinden Sözleşme imzalanırken isim hakkı bedeli olarak alınan 18.525.TL.lik bedelin iadesinin talep edilemeyeceği, Davacının ... Plakalı arcına kesilen 5.000.TL.lik ceza bedelinin istenebileceği, davalının bilgisayar siteminin kullanımından dolayı 4.972.TL. nin iadesini talep edemeyeceği, 13 günlük kar kaybının istenebileceği, müşteri tazminatı ve yoksun kalınan karın talep edilip edilemeyeceği hususunun mahkememizin takdirinde olduğu..." hususlarında görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi Heyet Raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalının rapora itiraz etmesi üzerine dosyamız İtirazların değerlendirilmesi için Bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, Bilirkişi ...'un yerine dosyanın Mali Müşavir ...'a tevdine karar verilmiştir. Bilirkişi Mali Müşavir ...'ın hazırlamış olduğu Bilirkişi Raporuna göre özetle; "...Davalı vekilinin 09.12.2014 tarihli Bilirkişi Raporuna karşı yaptığı itirazları genel olarak değerlendirildiğinde, kök rapora yapılan itirazların tümünün esas itibariyle hukuki itirazlar olduğu, rapordaki mali veri ve tespitlere ilişkin bir itiraz olmadığı, Kök rapordaki mali veriler ile elde edilen sonuçlar karşılaştırma ve yeniden hesaplama yöntemiyle denetlendiği, kök raporda arz edilen sonuçlardan mali ve hesapsal açıdan bir hata olmadığı, hukuki tavzih ve takdir Sayın Mahkemeye olmak üzere davacının Taşıt Kartı için gerekli belgeleri ceza tarihinden önce davalı şirkete gönderildiği hususu ispatlanmadığı müddetçe davalının 5.000,00-TL idari para cezasına ilişkin itirazının anlamlı olabilceği," hususlarında görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi Raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı tarafça 09/02/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile; 5.000,00-TL den davanın açıldığını, 80.000,00-TL ıslah ettiklerini, toplam dava miktarının 85.000,00-TL olduğunu beyanda bu miktar üzerinden davanın kabulü talep edilmiştir.
Davacı tarafça 29.09.2015 tarihli dilekçe ile; davayı ıslah etmiş olduğunun, 49.697,00-TL Müşteri Tazminatı, 27.375,00-TL Yoksun Kalınan Kâr, 2.928,00 TL 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı, 5.000,00-TL ... plakalı araca kesile ceza olmak üzere toplamda 85.000,00-TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan tahsil edilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce verilen ... tarihli ve ...Esas ...Karar Sayılı Kararında; "Davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine, Davacının mahrum kalınan kar ile ilgili talebinin kabulü ile: 27.375,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Davacının kar kaybı talebinin kabulü ile: 2.928 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine" dair hüküm kurulmuştur.
Mahkememiz kararını taraflar temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2018 tarihli ve 2016/6685 Esas, 2018/846 Karar sayılı Bozma İlamında; "Somut olayda Mahkemece, gerekçede “... A.Ş. yükümlülüğüne uymayarak her iki sözleşmeye de aykırı davrandığından davacının, ödemiş olduğu 5.000-TL’lik idari para cezası için davalıya rücu etmesi haklıdır.” belirlemesi ile karar verildiğinin anlaşılmasına rağmen, hüküm fıkrasında bu kalem alacak bakımından herhangi bir hüküm kurulmamış olması gerekçe ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki niteliğinde olduğu gibi, gerek dava dilekçesinde ve gerekse de sunulan 29.9.2015 tarihli açıklama dilekçesinde cezai şart ile ilgili herhangi bir talep bulunmamasına ve bu hususta karar gerekçesinde hiçbir ayrıntıya yer verilmemesine karşın HMK'nın 26/1. maddesine de aykırı düşecek şekilde “davacının isim hakkı ve cezai şart ve bilgisayar kullanımı ile ilgili taleplerinin reddine” ifadesine yer verilmek suretiyle infazda dahi tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın öncelikle bu nedenle re'sen bozulması," gerekçesi ile Mahkememiz kararı bozulmuştur.
Mahkememizin 2018/455 Esas sayılı dosyasına kayden devam etmekte olan davada Yargıtay Bozma İlamına uyulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce verilen 10/10/2018 tarihli ve 2018/455 Esas 2018/1056 Karar Sayılı Kararında; "Davacı tarafın Davasının KISMEN KABULÜ İLE; 27.375 TL Mahrum kalınan Kar Tazminatın 12/03/2013 dava Tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine; 2.928.TL (13 günlük haksız fesihten doğan Kar kaybı) Tazminatının 12/03/2013 dava Tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine; 5.000 TL ( 23 ER 073 Plakalı araca kesinlen ceza) Tazminatının 12/03/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine; Davacı tarafın diğer taleplerinin Reddine," dair hüküm kurulmuştur.
Mahkememiz kararını taraflar temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2020 tarihli ve 2020/1168 Esas, 2020/5020 Karar sayılı Bozma İlamında; "...Mahkemece 10.10.2018 tarihli celsede tefhim edilen hükümde davacı tarafın müşteri tazminatı talebinin reddine karar verildiği, gerekçeli kararda ise katip hatası gerekçe gösterilerek söz konusu hükmün, “davacı tarafın diğer taleplerinin reddine” şeklinde değiştirildiği ve bu suretle hükümle gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmakla kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararda bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamalar yerinde görülmüş olmakla hüküm tesisinde dikkate alınmıştır denilmiştir. 09.12.2014 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 6. bendinde, “Mahkemece hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiğine kanaat getirirse fesih haksız olacağından ve davacı kusursuz kabul edileceğinden 54.825.- TL müşteri tazminatı ve yoksun kalınan 27.375 TL kârın talep edilebileceği” denilmesine rağmen Mahkemece, 27.375 TL yoksun kalınan kâr yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, ancak müşteri tazminatıyla ilgili alacak kalemi bakımından gerekçeli kararda hiçbir ayrıntıya ve değerlendirmeye yer verilmemiş, söz konusu alacak kaleminin neden reddedildiği anlaşılamamıştır. Yine gerekçeli kararda bir taraftan “bu protokolde davacıya sözleşmeye aykırılık teşkil eden bazı hususların düzeltilmesi için 30 Haziran 2009 tarihine kadar süre verilmiştir, davacı tarafça bu eksiklikler düzeltilmemiştir” denilmiş, diğer taraftan “hat aracının geç gelmesi olgusu karşısında, yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği anlaşıldığından, yoksun kalınan 27.375 TL kârı talep edilebileceği anlaşılmış” denilerek sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığına ilişkin birbiriyle çelişkili değerlendirmeler yapılmış, sözleşmenin feshinin Mahkemece haklı mı haksız mı bulunduğuna ilişkin açık ve somut bir tespite yer verilmeksizin, soyut biçimde yeteri kadar teslimatın yapıldığı ve bunların GSM sistemine girildiği belirtilmiştir. Açıklanan nedenlerle Mahkemece, gerekçe ile hüküm fıkraları arasında çelişki içeren karar verilmesi ve kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve eksik gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle resen bozulması gerekmiştir.
Mahkemenin kabulüne göre de; dava dilekçesinde davacının talep ettiği alacak kalemleri arasında bilgisayar sisteminin kapatılması ile fesih bildiriminin tebliği arasındaki süreye ilişkin alacak kalemi yer almadığı halde 13 günlük kâr kaybı tazminatı 2.928.- TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, isim hakkı için davalıya ödediği bedel, bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedel, ... plakalı araca kesin ceza bedeli, sözleşmenin haksız feshinden dolayı yoksun kalınan kâr ve davalıya kazandırdığı müşteriden dolayı kâr kaybı olmak üzere beş alacak kalemi için fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki talebini 80.000,00 TL artırarak 85.000,00 TL’ye yükseltmiştir. Mahkemece, davacıdan ıslah ettiği miktar ve dava değerindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 havale tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000 TL'nin; 49.697 TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375.- TL'sinin yoksun kalınan kâr, 2.928.- TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı, 5.000.- TL'sinin ... plakalı aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Böylece davacı söz konusu açıklama dilekçesinde dava dilekçesinde talep ettiği isim hakkı için davalıya ödediği bedel ve bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedele ilişkin alacak kalemlerinden vazgeçerek, dava dilekçesinde yer almayan 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı talebine ilişkin yeni bir alacak kalemi talep etmiştir. Netice-i talebin daraltılması için ıslaha gerek yoktur. Ancak, dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla talebe eklenmesine ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi uyarınca talepten başkasına veya fazlasına hüküm olunması da mümkün değildir. Bu nedenle Mahkemece, dava dilekçesinde yer almayan ve 29.09.2015 havale tarihli dilekçe ile talep edilen 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı tazminatına ilişkin 2.928.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle... kararın re'sen BOZULMASINA," şeklinde Mahkememiz kararı bozulmuştur.
Bozma üzerine dosya Mahkememizin 2021/199 E. Sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Mahkememizce 08.09.2021 tarihli celsede Yargıtay Bozma İlamına uyulmasına karar verilmiştir. Mahkememizce verilen 08/09/2021 tarihli ve 2019/199 Esas 2021/533 K. Sayılı Kararında; "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile 27.375,00-TL Mahrum kalınan kâr tazminatının 12.03.2013 dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa ÖDENMESİNE, 5.000,00-TL (... plakalı araca kesilen ceza) Tazminatın 12.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa ÖDENMESİNE, FAZLAYA DAİR TALEPLERİN REDDİNE," dair hüküm kurulmuştur.
Mahkememiz kararını taraflar temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/04/2023 tarihli ve 2022/2252 Esas, 2023/2306 Karar sayılı Bozma İlamında; "Dava, acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshi sebebiyle doğan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.Mahkemece, davacıdan ıslah ettiği miktar ve dava dilekçesindeki miktara ilişkin hangi kalem için ne kadar talepte bulunulduğu hususunda açıklama istenilmesi üzerine davacı, 29.09.2015 havale tarihli dilekçesi ile talep ettiği 85.000,00 TL'nin; 49.697,00 TL'sinin müşteri tazminatı, 27.375,00 TL'sinin yoksun kalınan kâr, 2.928,00 TL'sinin 13 günlük haksız fesihten doğan kâr kaybı, 5.000,00 TL'sinin aracına kesilen cezaya ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Dairemizin 12.11.2020 tarihli bozma ilamında müşteri tazminatıyla ilgili alacak kalemi bakımından gerekçeli kararda hiçbir ayrıntıya ve değerlendirmeye yer verilmediği, söz konusu alacak kaleminin neden reddedildiğinin anlaşılamadığı, sözleşmenin feshinin haklı mı haksız mı bulunduğuna ilişkin bir tespite yer verilmediği belirtilmiştir. Her ne kadar Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de bozma gereğince yeterli inceleme yapılmamıştır. Bozma ilamında değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen Mahkemece müşteri tazminatı talebinin gerekçesi açıklanmaksızın reddedilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı hususunda açık ve somut bir tespite gerekçeli kararda yer verilmemesi de doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir." şeklinde Mahkememiz kararı bozulmuştur.
Bozma üzerine dosya Mahkememizin 2023/768 E. Sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
GEREKÇE: Dava, acentecilik sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.
Davacı yan, acentelik sözleşmesinin haksız yere fesh edildiğinden kaynaklı müşteri tazminatı, yoksun kalınan kâr, davacıya ait ... plakalı aracına kesilen ceza ile isim hakkı ve bilgisayar sistemi kullanımı için davalıya ödediği bedelin tahsili amacıyla işbu davayı açtığı görülmektedir.
Uyuşmazlı konusu olayda davacı ile davalı arasında 02/04/2007 başlangıç tarihli acentelik sözleşmesi imzalanmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 122. Maddesi portföy tazminatı olarak da ifade edilen denkleştirme tazminatı talep etme konusunda genel ilkeleri düzenlemiş olup, madde metni aşağıdaki gibidir;
"(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." hükmü bulunmaktadır.
Açılan davada davalı yan söz konusu ihtilafın 24/12/2009 tarihinde gerçekleşmiş olup davanın 2013 yılında açıldığını bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduğunu, acentelik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin önceki tarihli gerekçelerinde de bahsedildiği üzere; acentelik sözleşmesinden doğan alacakların tabi oldukları zamanaşımı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir ve gerek eski gerekse yürürlükteki Borçlar Kanunu’nda (BK.m.l47/b.5) bu alacaklar 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Dolayısıyla zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bununla birlikte müşteri tazminatı bakımından farklı bir değerlendirme yapmak gerekir. Zira yürürlükteki Ticaret Kanunu bu konuda bir hüküm sevk etmişken eski Ticaret Kanunu’nda müşteri tazminatı zamanaşımı süresine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Nitekim yürürlükteki TTK.m.l22/f.4'e göre, “Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." dolayısıyla müşteri tazminatına ilişkin olarak eski Kanun'un mu yoksa yeni kanunun mu uygulanacağı doğru olarak tespit edilmelidir. Zira yürürlükteki kanuna göre zamanaşımı süresi dolmuştur.
Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m.6/f.1'e göre, "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye haşlamış bulunan zamanaşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tabidir." Taraflar arasındaki sözleşmenin en geç 29.12.2009 tarihinde sona erdiği kabul edilebilir ve zamanaşımı süresi de bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu sebeple zamanaşımı süresi eski Kanun’a tâbi olmalıdır. Eski Kanunda müşteri tazminatına ilişkin özel hüküm olmadığından 5 yıllık zamanaşımı uygulanmalıdır. Buna göre davacının müşteri tazminatı talebi de zamanaşımına uğramamıştır.
Mahkememizce davanın zamanaşımına uğramadığı görülmekle ve yargıtay bozma ilamında bahsedildiği üzere feshin haklı olup olmadığı hususunun tartışılması gerekecektir. Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi davalı yanın ... 20. Noterliğinin 24.12.2009 tarih ve 32651 yevmiye numaralı ihtarnamesinde; "Müvekkil şirketle yapmış olduğunuz acentelik sözleşmesi, haklı gerekçelerle feshedilmiş. Bu fesihten dolayı düzenlenen tutanaklara imzadan imtina ettiğiniz için böylece tutanaklar düzenlenmiştir. İmzadan imtina ettiğiniz gibi müvekkil şirkete ait evrakları ve resmi evrakları teslim etmemişsiniz..." gerekçesiyle fesh edilmiştir.
Fesih sebebinin fesih beyanı İle muhataba bildirilmesinin gerekip gerekmediği tartışmalı bir konudur. Yargıtay her ne kadar fesih sebebinin bildirilmesi eğiliminde olsa da bu kuralın sadece hizmet sözleşmelerinde uygulanması gerektiği belirtilmekte ve diğer sözleşmelerde böyle bir zorunluluk olmadığı ancak muhatap isterse fesih sebebinin belirtilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde fesih sebebinin belirtilmemesinin, sebep gerçekten varsa ve yeterli ise sözleşmenin feshinin geçersizliğine yol açmaması gerektiği fakat sebebin bildirilmemesinden muhatabın zararı doğmuşsa bunun tazmin edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Nihai takdir hakkı mahkemeye ait olmakla birlikte kanaatimizce de somut olay bakımından fesih sebebinin bildirilmemesi doğrudan feshin geçersizliğine yol açmamalıdır.
Anlatılan kapsamda davalı tarafından hazırlanan 07.08.2007 tarihli tutanakta; "acentede personel sayısının yetersiz olduğu bu sebeple de sürekli olarak mazeretsiz olarak kargoların devire bırakıldığı neticesinde de müşteri memnuniyetsizliği yaşandığı, defaten uyarılmanıza rağmen araçla ilgili gerekli evrak ve bilgileri göndermediğiniz, kargo teslimat bilgilerinin sisteme zamanında girilmediği, acentenizde router bulunmasına rağmen halen ... bağlantısı yapmadığınız, tahsilata gerekli önemi göstermediğiniz, 07.08.2007 tarihi itibariyle halen haziran dönemine ait 1.143 YTL açık alacağı, temmuz dönemine ait 7.829 YTL açık alacağı kaldığı müşahede edilmiştir. Haziran ayını 11.08.2007 tarihinde bitiriniz. Temmuz tahsilatını 19.08.2007 tarihinde bitiriniz. Yukarıda maddeler halinde belirtilen olumsuzlukların 20.08.2007 tarihine kadar giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması hususunda yazılı olarak ihtar edildiniz." bilgileri ile bizzat davacıya tebliğ edildiği ve davacının hiçbir çekince öne sürmeden kabul ettiği anlaşılmıştır.
Davacı yanın sözleşme gereklerini yerine getirmediğinden bahsile taraflar arasında imzalanan 05.06.2009 tarihli protokolde; "... Bölge Müdürlüğüne bağlı Harput Acente işleyişinde görülen aksaklıklar:
Personel SSK'larının yatırılmaması,
Tahsilâtların zamanında yapılmaması (geçmiş borçların bırakılması),
Devir kargo bırakılması,
GSM teslimat bilgilerinin girilmemesi,
Para kullanılması,
Farklı cari üzerinden kargo gönderilmesi,
Yukarıda sıralanan aksaklıklardan dolayı 05.06.2009 tarihinde ... acente ..., Genel Müdürlük Disiplin Kurulu'na davet edilerek komisyonda görüşme yapılmıştır. Komisyon'a ..., ..., ..., ..., ... vc ... katılmıştır.
Yapılan görüşmede acenteye, yukarıda sayılan aksaklıkların acentelik feshini gerektirdiği ifade edilmiştir. Acentemizin talebi üzerine 30 Haziran 2009 tarihine kadar acentemize bir şans verilerek, bu tarihe kadarki faaliyetlerine göre tekrar degerlendirilerek acenteliğin geleceğine dair karar verilmesi kararı alınmıştır. İş bu protokol tarafların hür iradesiyle hazırlandığı," taraflarca imza altına alınmıştır. Bu protokolde de davacının hiçbir çekince öne sürmediği görülmektedir.
Davacı yanın sözleşme ve protokole aykırı davranışlarını devam ettirdiğine tespiti ile 18.11.2009 tarihli disiplin kurulunda; "Değişik tarihlerde Kayseri Müdürluğüne bağlı Harput Acente' de yapılan denetimde ve/veya acente işleyişinde tespit edilen aksaklıklar şunlardır;
Acentelik olarak Araç Rehni yerine 40.000 TL Banka Teminat Mektubu halen alınmamıştır.
Tahsilâtların zamanında yapılmaması (geçmiş borçların bırakılması),
GSM teslimat bilgilerinin girilmemesi,
Sözleşmeli müşteriye, kendi aracıyla nakliye işi yapılması ve fatura kesilmesi,
Sürekli devir kargo kalması,
Farklı cari kullanımna halen devam edilmesi,
Sisteme kayıtsız personel çalıştırıldığı,
Personellerin eğitim eksikliği,
Sisteme kayıtsız, logosuz araç çalıştırıldığı,
Kayıtlı aracın muayenesinin yaptırılmaması,
Acentenin boya, tertip, düzeninin iyi olmadığı ve kurumsallıktan uzak olduğu,
Teslim nüshalarna gerekli bilgilerin noksan işlenmesi (imza, kaşe vb.)
En son denetimde 527 TL fatura açığı tespit edildi.
Yukarıda sıralanan aksaklıkların her biri sözleşme ihlallerinden olduğu ve acente fesih gerekçesi olduğu tebliğ edildi. Acentemize 10.12.2009 tarihine kadar kargo işleyişini düzeltmesi ve 40.000 TL tutarı Banka Teminat Mektubu alması için süre verilmiştir. Süre bitiminde acentemiz yeniden değerlendirilip acentelik sözleşmesinin devam edip etmeyeceğine karar verilecektir." kararlarının alındığı ancak davacı yanca imza edilmediği görülmüştür.
Davacı yanın sözleşme ve protokole aykırı davranışlarını devam ettirdiğine tespiti ile sözleşmenin feshi kararı alındığı 16.12.2009 tarihli disiplin kurulunda; "... Bölge Müdürlüğüne bağlı faaliyet gösteren ... Acentemiz ..., isleyişindeki aksaklıklar ile ilgili olarak gerek ... Bölge Müdürlüğümüz tarafından, gerekse Genel Müdürlüğümüz tarafından defalarca uyarılmış ve aksaklıkların giderilmesi için kendisine süre verilmiştir. Kendisi 05.06.2009 tarihinde Genel Müdürlüğümüze çağrılarak 30.06.2009 tarihine kadar süre verilmiş, fakat süre sonunda herhangi düzelme olmadığı görülmüştür. En son olarak 18.11.2009 tarihlerinde Genel Müdürlüğümüzde kendisi ile protokol yapılmış, aksaklıkların düzeltilmesi için kendisine 10.12.2009 tarihine kadar süre verilmişti. Bu süre de dolmuş olmasına rağmen acente işleyişinde herhangi bir iyileşme görülmemiştir. Acentedeki aksaklıklardan bazıları şunlardır:
Tahsilâtların zamannda yapılmaması (geçmiş borçların bırakılması),
GSM teslimat bilgilerinin düzenli girilmemesi,
Sözleşmeli müşteriye, kendi aracıyla nakliye işi yapılması ve fatura kesilmesi, K.T. Yönetmeliğine,
Sürekli devir kargo kalması,
Farklı cari kullanımına halen devam edilmesi,
Sisteme kayıtsız personel çalıştırıldığı,
Personellerin haftalık web eğitimine düzenli katılmamaları, eksiklerinin bulunması,
Sisteme kayıtsız, logosuz araç çalıştırıldığı,
Kayıtlı aracın muayenesinin yaptırılmaması,
Acentenin boya, tertip, düzeninin iyi olmadığı ve kurumsallıktan uzak olduğu,
Teslim nüshalarina gerekli bilgilerin noksan işlenmesi (imza, kaşe vb.),
Talep edilen (3 ay önce) Gayri Menkul ipotegi ve/veya teminat mektubunun verilmemesi,
Yukarıda sayılan sebeplerle; acente ile yapılan 02.04.2007 tarihli Acentelik Sözleşmesi, Acentelik Sözleşmesi'nin Özel Hükümler Bölümünün: ... maddeleri uyarınca 18.12.2009 tarihi itibariyle tek taraflı olarak fesh edilmiştir." gerekçesi ile fesih kararı alınmış. Karar davalı yanca tebliğ edilmek istenmiş ise de davacı yanca tebliğ alınmadığı noter ihtarından ve taraf beyanlarından anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin Sözleşmenin Süresi ve Feshi başlıklı 8. maddesinde; "Tarafların tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetme hakkı vardır. Sözleşmenin süresinin bitiminden önce taraflardan birinin usulüne uygun bir fesih ihbarnamesi ile bu sözleşme fesh edilebilir. ...'nun derhal fesih veya fesih yetkisini kullanacağı özel hallerde fesih iradesinin acenteye tebliğ edildiği gün sona erer." şeklinde bir hükme yer verilmiştir.
Davacı yan sözleşmenin haksız ve kötüniyetli olarak fesh edildiğini iddia etmiş ise, taraflar arasında imzalanan protokol ve tutanaklarda davacının sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunduğu ve esasen başta davacının da kabulündedir. Nitekim davacı yanca dosyaya ibraz edilen 10.09.2013 havale tarihli dilekçe ekinde yer alan mazeret beyanlarında, davacının iddia ettiğinin aksine hat aracının geç gelmediği, 5 ayrı mazeret beyanında araçların 08.18 ve 08.40 saatlerinde geldiği davacının beyanı ve imzasından anlaşılmaktadır. Ancak davacı yanca dosyaya ibraz edilen e-posta, tutanak ve yazışmalardan hat aracının davacı acenteye geç geldiği ve bu kapsamda devir kargo olması ve müşteri şikayetlerinin oluşmasında davacının kusuru olmadığı açıkça görülmektedir.
Taraflarca imzalana protokol ve davalı yanca hazırlanan disiplin kurulu kararlarından feshin yalnızca üst paragrafta yer alan sebeplerden kaynaklanmadığı başkaca sebeplerin de olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki yazışma, protokol ve disiplin kurulu kararlarından davacının farklı cari hesap tuttuğu, router bağlanarak gerekli alt yapı çalışmalarını yapmadığı, sigortasız işçi çalıştırdığı ve bu nedenle davalı karşı davaların açıldığı, nakit kullanımının yapıldığı ve protokol ile disiplin kurulu kararlarında yer alan eylemleri gerçekleştirdiği ve başta bu hususun davacının da kabulünde olduğu görülmektedir. Nitekim bu hususun aksine gösterir davacı yanca sunulan bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla hat aracının geç gelmesinden kaynaklı bir kısım aksaklıkların davacıya izafe edilemeyeceği, ancak davacı yanca sözleşmeye aykırı diğer eylemleri dikkate alındığında feshin haklı olarak yapıldığı Mahkememizce kabul edilmemiştir.
Anlatılan kapsamda denkleştirme tazminatı hakkında; taraflar arasındaki ilişki bayilik ilişkisi olduğundan, TTK'nın 122/5 maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olması şarttır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmesinin 6 maddesinde açıkça tekel hakkı verilmediği hükmü yer almaktadır. Sözleşmenin 6. maddesinde açıkça tekel hakkı verilmediğine ilişkin düzenleme çerçevesinde denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. (Benzer şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8788 E, 2022/9519 K, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2021/1475 E, 2021/1780 K,)
Davacının haksız fesih sebebiyle yoksun kalınan kar istemi hakkında; TTK md. 121/4 de yer alan "Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır." düzenleme ile başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle uğranılan zararın tazmin talebinde bulanabilmek için haklı bir sebep olmadan sözleşmenin feshedilmesi gerekmektedir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere davalı yanca fesih haklı olarak yapıldığından bu husustaki talebin reddi gerekmiştir.
Davacı ...'in ödemiş olduğu isim hakkı ve bilgisayar kullanım bedelinin iadesine ilişkin talebinin haklılığı değerlendirilirken Mahkememizin önceki hükmünde yer aldığı üzere; sözleşmenin "5-Mali Konular" başlıklı bölümünün 11. maddesi göz önünde tutulmalıdır. Madde şu şekilde kaleme alınmıştır: "Sürat Kargo dilerse acenteden isim hakkı bedeli alabilir. İsim hakkı bedeli alınması halinde Sürat Kargo bu bedel için acenteye KDV dahil İsim Hakkı faturası düzenler. Sözleşme tarihinden itibaren ilk altı ay içinde sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun feshi durumunda acenteden alınan isim hakkı bedelinin %50'si ...A,Ş, 'ye irat kaydedilir, diğer %50 'lik kısmı da Acenteye acentelik fesih tarihinden itibaren 6 ay sonra 4 eşit taksitler halinde ödenir. Sözleşmenin altı aydan sonra her ne sebeple olursa olsun feshi durumunda isim bedelinin tamamı ...A.Ş. ‘ye irat kaydedilir. Acenteye ödeme yapılmaz." Söz konusu sözleşme 2 yıldan uzun süre ayakta kalmış olup davacının isim hakkı bedelinin iadesini istemesi sözleşmenin bu hükmü uyarınca mümkün görülmemekle reddi gerekmiştir. Aynı şekilde sözleşme süresince davalıya ait sistem kullanılmış olduğundan davacının bilgisayar kullanımına yönelik talebi de yerinde değildir.
Davacının bir diğer talebi... plakalı araca 07.06.2008 tarihinde yetki belgesi yokluğu sebebiyle kesilen 5.000 TL’lik idari para cezasının iadesi isteği olmuştur. Bu hususta bilirkişi raporunda; "Taraflar arasında söz konusu aracın kullanımına yönelik kurulan “Taşıt Sözleşmesinin “5-Sonımlulıık ve Yükümlülük” başlıktı maddesine göre "Bu sözleşme kapsamında yapılacak işlemlerden dolayı taraftar Karayolu Yönetmeliği’nde öngörülen sorumluluk ve yükümlülükler bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu ve yükümlüdürler, " Ne var ki aynı sözleşmeden yetki belgesi alınmasının davalı Sürat Kargo A.Ş.’nin sorumluluğunda olduğu da anlaşılmaktadır. Aynı şekilde Acentelik Sözleşmesinin “7-Özet Hükümler” başlıklı bölümünün 22. maddesine göre de acentenin çalıştıracağı taşıtlar Sürat Kargo’nun yetki belgesine kayıt edilmelidir. Bu hususta taraflar arasında 03.07.2008 ve 15.02.2008 tarihli e-mail yazışmasından, yetki belgesi eksikliğinin kimin kusurundan ileri geldiği anlaşılmamakla birlikte sözleşmeye aykırı davranan taraf Sürat Kargo olduğundan kusursuzluğunu kanıtlaması gerekir." tespiti yapılmıştır.
Davacı yanca delil listesi ekinde sunulan ...plakalı araca kesilen idari para cezası ile ilgili e-posta yazısından davalı yanca, davacıdan 15.02.2008 tarihinde taşıt kartı çıkarılması için taşıt sözleşmesi ve belgelerin (ticaret sicil gazetesi, imza sirküsü ve vergi levhası)düzenlenerek gönderilmesi istenmiştir. Davacı yanca gönderilen 03.07.2008 tarihli e-postada, postanın sonradan fark edildiğinin belirtildiği görülmektedir.
Taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesinin Özel Hükümler başlıklı 7.maddesinin 9. Kısmında; "Faks, E-mail, MSN, SMS mesajı ve şirket Web sayfasından yapılan duyuruları da tebliğ yerine gerer. Acente bu talimatlara uymak zorundadır. Acente Faks mesajlarını, Web sayfasındaki duyuruları ve Mail kutusunu kontrol etmeyi mesajları okumayı ilgili personele tebliğ ve uygulamayı takip etmeyi taahhüt eder. Okumaktan imtina etmesi tebliğ engel değildir, sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." hükmünün yer aldığı ve davacının da basiretli tacir gibi davranarak bunun gereği gibi davranması ve e-postalarını düzenli kontrol etmesi gerektiği ve taşımacılık işi yapan acentenin K1 belgesi olmadan taşıma yapamayacağını bilmesi gerektiğinden kesilen 5.000 TL tutarlı idari para cezasının davacının kusurundan kaynaklı olarak kesildiği anlaşılmakla bu yöndeki talebin de reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Davanın REDDİNE,
2-Peşin+ıslah alınan 1.451,60 TL harçtan alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile 1.024,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı yana iadesine,
3-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 300 TL bilirkişi reddiyatı, 296,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 596,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
6-Yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde bakiye kısmının yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek temyiz dilekçesi ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/02/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!