T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/491 Esas
KARAR NO : 2024/76
DAVA : Çek İstirdadı
DAVA TARİHİ : 01/07/2013
KARAR TARİHİ : 14/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Çek İstirdadı davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi ... olan, ...bank ... Şubesi, 15.07.2013 tarihli 4.000 TL bedelli çekin hamiline düzenlendiğini, mezkûr çeki ve 31.07.2013 tarihli bir diğer çeki müvekkilinin ilk ciranta ...'dan alışveriş neticesi teslim aldığını, ancak çeklerin müvekkilinin zilyedi olduğu çok miktarda çek ile birlikte arabasından çalındığını, müvekkilinin kolluk kuvvetlerine başvurduğunu, çalınan çek ve bonoların listesini sunduğunu, listede tüm çeklere birer portföy numarası verildiğini, ...’a ait çekin portföy numarasının da 2668 olduğunu, çalınan çeklerin listesinin çek iptali dosyasında da mevcut olduğunu, müvekkilinin şikâyeti sonucu savcılık soruşturmasının ... Soruşturma no.lu dosya ile devam ettiğini, mezkûr çeke ve çalınan diğer çeklere savcılık taralından el koyma kararı verildiğini, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde çek iptali davası açıldığın, davanın ... Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, çalınan çekler için ilanlar yapıldığını, çekin son hamili ... A.Ş.'nin davaya müdahil olduğunu, davalı faktoring şirketi tarafından zilyedi müvekkili olan çalıntı çekin ... 9.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, dosyada çek suretinde çek tarihi ile oynanmış olduğunun tespit edildiğini, söz konusu çek tarihinin 15.07.2013 iken 15.04.2013 olarak görüldüğünü, hırsızlık konusu olan çekin davalılarda olduğunu ve icra takibi neticesi ... 9. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyaya istinaden icra kasasında bulunduğunun öğrenildiğini ileri sürerek mezkûr çekin veya tahsil olunmuş bedelinin tarafına istirdadına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ...A.Ş vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu çekin hamili olduğunu ve bu çekten dolayı alacaklı olduğunu usulüne uygun ispat etmediğini, dava konusu çekte davacının cirosu olmadığını, bu çeklere hamil olduğunu ve alacaklı olduğunu ticari defterlerle ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin yükümlülüğünün faktoring mevzuatı gereği çekteki alacağı tevsik eden faturanın denetlenmesi ile sınırlı olduğunu, müvekkilinin müşterisinin ...Şti. olduğunu, çeki ...' den ciro yolu ile aldığını, takip konusu çekteki alacağı teşvik eden faturayı ... Ltd.Şti.'nin ... adına düzenlediğini beyan ederek haksız ve yersiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ...ve ...Şti 'ne dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak bu davalılarca cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkememizin 2013/198 E sayılı dosyasından 19/03/2018 tarihli karar ile " 6361 Sayılı kanunun 9/3 maddesine ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in istihbarat çalışması başlıklı 5. Maddesine uygun olarak davalı faktoring şirketinin, davalı ... Ltd. Şti ile imzalanan faktöring sözleşmesi kapsamında borçlusu davalı... olan faturaları temlik almış olduğu, bu şekilde devir aldığı kambiyo senedinden kaynaklanan alacağı, doğrudan temel ilişkiye ait faturalar ve çek bordrosu ile tevsik ettiği anlaşılmış olmakla, davalı faktoring şirketinin çekin iktisabında kötü niyetli ya da ağır kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davacının dava konusu çekten dolayı davalı faktoring şirketine borçlu olduğu kabul edilerek davanın reddine ” gerekçesi ile verilen davanın reddine ilişkin karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/751 Esas - 2023/1141 Karar sayılı
13/07/2023 tarihli kararı ile "...Dava, rıza dışı elden çıktığı ve kötüniyetli olarak iktisap edildiği ileri sürülen çekin istirdatı istemine ilişkindir. Dava konusu çek bedeli dava tarihinden sonra 27.08.2013 tarihinde dosya borçlusu ... tarafından ödenmiş olması nedeniyle dava, çek bedelinin istirdadına dönüşmüştür. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davacı tarafça, keşidecisi ... olan, ...bank ... Şubesi, 15.07.2013 tarihli 4.000 TL bedelli çekin hamiline düzenlendiğini, mezkûr çeki ve 31.07.2013 tarihli bir diğer çeki ilk ciranta ...'dan alışveriş neticesi teslim aldığını, ancak çeklerin zilyedi olduğu çok miktarda çek ile birlikte arabasından çalındığını, kolluk kuvvetlerine başvurduğunu, çalınan çek ve bonoların listesini sunduğunu, listede tüm çeklere birer portföy numarası verildiğini, dava konusu ...’a ait çekin portföy numarasının da ... olduğunu, çalınan çeklerin listesinin çek iptali dosyasında da mevcut olduğunu, savcılık soruşturmasının ... Soruşturma no.lu dosya ile devam ettiğini, ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde çek iptali davası açıldığını, davanın ... Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, çalınan çekler için ilanlar yapıldığını, çekin son hamili ... A.Ş.'nin davaya müdahil olduğunu, davalı faktoring şirketi tarafından dava konusu çekin ... 9.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, dosyada çek suretinde çek tarihi ile oynanmış olduğunun tespit edildiğini, söz konusu çek tarihinin 15.07.2013 iken 15.04.2013 olarak görüldüğünü, hırsızlık konusu olan çekin davalılarda olduğunu ve icra takibi neticesi ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya istinaden icra kasasında bulunduğunun öğrenildiğini ileri sürerek mezkûr çekin veya tahsil olunmuş bedelin istirdadını talep etmiş, davalı faktoring şirketi, çekin faktoring sözleşmesi kapsamında temlik alındığını ve iyiniyetli hamil olduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. Dava konusu çekin dosya arasında bulunan sureti incelendiğinde; keşidecisi ... olan, ...bank ...Şubesi, 15.07.2013 tarihli 4.000 TL bedelli çekin hamiline düzenlendiği, cirantaların sırasıyla, ..., ..., .. Tic Ltd Şti ve avalist olarak ..., ...A.Ş.olduğu, bankaya ibraz edildiğinde ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasından verilen 02/01/2013 tarihli ödeme yasağına istinaden işlem yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Olayla ilgili ... C.B.S.' nin .. soruşturma sayılı dosyası üzerinden açılan soruşturmanın olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibine konu çekin veya tahsil olunmuş ise bedelin istirdadını talep etmiş olup mahkemece de taraflar arasındaki ihtilafın dava konusu çekin yetkili hamilinin kim olduğu, çekte tahrifat bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı şeklinde tesbit edildiği, dava konusu çek hamilinin davalılardan ... A.Ş. olduğu, dolayısıyla çekin diğer davalıların elinde olmadığı, mahkemece davalı ... A.Ş.'ye yönelik açılan davanın ret gerekçesinin yazıldığı halde diğer davalılara yönelik davanın hangi gerekçe ile ret edildiğinin gerekçesinin yazılmadığı anlaşılmıştır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında, 6102 sayılı T.T.K.'nun 792. maddesine göre; "çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür." Yargıtay 11 HD.nin 2019/4107 Esas-2020/1903 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere somut uyuşmazlığın, TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin genel hükümlerine nazaran faktoring işlemleri bakımından özel bir hüküm niteliğinde olan ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle uygulanması gereken 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ve buna ilişkin Yönetmelik ile BDDK Genelgeleri çerçevesinde değerlendirilip, çözüme kavuşturulması gerekmektedir. 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/2. maddesine göre; "faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz ve tahsilini üstlenemez," hükmü düzenlenmiştir. Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, BDDK. Tarafından 04/02/2015 tarihli ve 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı ve Yönetmelik 11 maddeye göre yürürlük tarihi 01/01/2015 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. TBK’nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanacak maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlayacağından, dava konusu çekin çalındığı iddia edilen söz konusu hırsızlık olayı ile ilgili ... C.B.S.' nin ... soruşturma sayılı dosyası olduğu, mahkemece bu dosyanın tamamının getirtilip incelenmediği ve bu dosyanın bekletici mesele yapılıp yapılmaması konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği ve faktöring sözleşmesinin aslı 06/05/2014 havale tarihli dilekçe ekinde sunulduğu ve ... nolu mahkeme kasasına alındığının belirtildiği halde sözleşmenin onaylı suretinin dosya arasına konulmadığı ve sözleşmenin incelenmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla mahkemece, söz konusu hırsızlık olayı ile ilgili ceza soruşturma dosyası getirtilip incelenip bu dosyanın bekletici mesele yapılıp yapılmaması konusunda olumlu/olumsuz karar verilmesi ve davalı faktoring şirket vekili tarafından 06/05/2014 havale tarihli dilekçe ekinde sunulan ve ... nolu mahkeme kasasına alındığı belirtilen faktoring sözleşmesinin onaylı suretinin dosya arasına konulup sözleşmenin incelenmek sureti ile Yargıtay 11 HD. nin 2019/4611 Esas - 2020/3330 Karar sayılı içtihadı, Yargıtay 11 HD.nin 2019/4107 Esas-2020/1903 Karar sayılı içtihadı, Yargıtay 11 HD.nin 2015/7185 Esas - 2016/3507 Karar sayılı içtihadındaki tespitler doğrultusunda ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri de dikkate alınarak bu doğrultuda, faktoring sözleşmesinin tarafı olan... Şti tarafından faktoring sözleşmesi ile davalı faktoring şirketine verilen faturanın BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirilip bildirilmediği, davalı faktoring şirketinin dava konusu çeki alırken gerekli istihbarat çalışmasını yapıp yapmadığı, şirketin mali durumlarına ilişkin değerlendirme yapıp yapmadığı ve diğer yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususlarında araştırma yapıldıktan sonra açıklanan hususlar ve davaya konu çeke dayalı alacağın sahih fatura ile tevsik edilip edilmediğinin araştırılması, oluşacak sonuca göre davalı faktöring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu veya kötüniyetli olup olmadığı, çekin istirdadına karar verilip verilmeyeceği yukarıda açıklanan mevzuat çerçevesinde değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme doğrultusunda yukarıdaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ..." ifadelerine yer verilerek kaldırılmıştır.
Mahkememizce istinaf mahkemesi kararı doğrultusunda Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtları ve ... CBS dosyası celp edilmiş, ceza soruşturmasında daimi arama kararı verildiği görülmüş, dosya Faktoring şirketi yönünden istinaf kararı doğrultusunda inceleme yaparak rapor düzenlenmesi hususunda bilirkişiye tevdi edilmiş, ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporu, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve açıklayıcı olup hükme esas alınmıştır.
Davalı ... A. Ş. ile ...Tic. Ltd. Şti. arasında 15.04.2011 tarihinde akdedilmiş bir Faktoring Sözleşmesi bulunmaktadır. Bu sözleşme Mahkememiz kasasına alınmıştır.
Sözleşme kapsamında 27.02.2013 tarihinde ... adına düzenlenen ... tarih ... seri numaralı 16.520,- TL tutarlı İrsaliyeli Fatura alacağının 15.139,48 TL tutarlı kısmı 27.02.2013 tarihli Alacak Bildirimi ve Temlik Sözleşmesi ile temlik alınmıştır. (Temlik alınan irsaliyeli faturanın alt kısmında mal teslimini de içeren Eksiksiz Teslim Eden ve Eksiksiz Teslim Alan kısımlarında imza olmadığı görülmektedir. Fatura içeriği mal veya hizmet teslimi ispata muhtaçtır.) Temlik sözleşmesinin alt kısmında bulunan Kambiyo Senedi Teslim Bordrosu ile dava konusu keşidecisi Ahmet Harman olan ...bank ... Şubesine ait 15.04.2013 tarihli ... seri numaralı 4.000,- TL tutarlı çek teslim alınmıştır. (Teslim alınan çekin vadesinin davacı tarafından 15.07.2013 olduğu ve bu tarihin değiştirildiği ifade edilmiştir.) Teslim alınan çek arkasındaki ciro silsilesi şöyledir: .../ ...Tic. Ltd. Şti. (En son ciranta olan... Ltd. Şti. imza ve kaşesinin altında Avalimdir ibaresiyle birlikte ... isim ve imzası bulunmaktadır. Bankacılık ve Faktoring sektöründe aval imzalarının çekin ön yüzüne alındığı gibi arka yüzüne alınmasının da kabul edilmiş uygulama olduğu bilinmektedir.) Davalılardan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından temlik edilen fatura ve ödeme aracı olarak teslim edilen dava konusu çek dahil 17.633,48 TL çek karşılığı 15.852,80 TL’nin ödenmesi konusunda talimat bulunmaktadır. Finansman işleminin davalı ... A.Ş tarafından gerçekleştirildiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Finansman sektöründe firmalara para temini sağlayan iki ana unsur bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi bankacılık sektörü diğeri faktoring sistemidir. Bu iki finansman sistemi genellikle aynı amacı gütmekte ve benzerliği olmasına karşılık önemli bir fark bulunmaktadır. Her ne kadar her iki sistemde de müşterinin ihtiyaç duyduğu finansman sağlanmaktaysa da bankacılık sisteminde kredi verme olayı bizzat müşterinin kredibilitesinin değerlendirilmesi suretiyle yapılmaktadır. (Bilanço yeterliliği, mortalitesi, ortakların güvenirliliği, sektörün genel kredibilitesi firmanın geçmişi) gibi değerler incelenmekle birlikte kredinin esası kredi alan firmanın mali gücünün ve kredi performansının değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bu incelmeler verilecek kredi miktarının tespiti yanında alınacak teminatın da belirlenmesini sağlamaktadır. Sonuç olarak bankacılık sisteminde kredilendirilen bizzat müşterilerdir. Faktoring sistemindeki müşteriler ise bankalardan hiç kredi alamayan veya yeterlilikleri nedeniyle ihtiyacın altında banka limitleri olan firmalardan oluşmaktadır. Burada kredilendirme sistemi tamamen ters çalışmaktadır. Her ne kadar müşteri ile ilgili bilgiler ediniliyorsa da esas olan temlik alınan alacağın kalitesi ve güvenirliliği olmaktadır. Bu yüzden bu sistemde temlik ve tahsili amacı ile alınan çekin gücü araştırılmaktadır. Genel uygulamada çekin istihbaratı bizzat bankanın aranması (gelişen uygulamalar çerçevesinde sonradan faktoring şirketlerinin de üye oldukları çek bilgi bankası sistemi ile araştırma yapılmaktadır.) şeklinde temlik/tahsil için çekin araştırılması esas şart olmakla birlikte bu hususun ispatı faktoring şirketlerinde olmaktadır.
I- Davacı ve Davalı tarafın defterlerinin yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu varsayımında dahi ticari defterlerin delil niteliğine kavuşabilmesi, birlikte gerçekleşmesi gereken bazı koşulların varlığına bağlıdır. Usulüne uygun tutulmuş sayılmanın yanında, ticari defterlerin sahibi lehine kanıt oluşturabilmesi için HMK madde 222 gereği ayrıca şu koşulların bulunması gerekir: a) Uyuşmazlık konusu, her iki taraf açısından ticari iş niteliğinde olmalı, b) Uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olmalı, c) Uyuşmazlık konusu, her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken bir ticari işten kaynaklanmalı, d) Defter kayıtları birbirini doğrulamalı, e) Karşı taraf, ileri sürülen iddiayı kendi defter kayıtları veya diğer kesin kanıtlarla çürütememiş olmalıdır. İşbu kümülatif koşulların hepsinin bir arada bulunması gerektiği hususu, kanunun emredici hükmüdür. Bunlardan birisinin eksik olması durumunda tacirler arasındaki bir uyuşmazlıkta taraflardan birinin kendi defter kayıtlarını yine kendi lehine delil olarak sunabilmesi mümkün gözükmemektedir. Huzurdaki davada inceleme talep edilmesine karşılık davacı tarafından defter ve belgeler sunulmamıştır. Dava konusu çekin davacı defterlerine kayıtlı olmadığı bizzat davacı vekili tarafından kaydedilmeden çalındığı şeklinde dile getirilmiştir. Bu çekin teslim alındığına dair bir teslim tutanağı veya bizzat alındığı ifade edilen ilk cirantaya ait cari hesap ekstresi de sunulmamıştır. Bu çerçevede alınan iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bilirkişi tarafından bir tespit yapılması mümkün olmamıştır. Bu durum ceza soruşturmasında verilen daimî arama kararı ile birlikte değerlendirilmiştir. Finansman işleminin yapıldığı davalı ... A. Ş müşterisi olan diğer davalılardan ...Ltd. Şti. ve temlik/fatura borçlusu ...’nin defterlerinin de sunulmaması nedeniyle incelenmesi mümkün olmamıştır. Bu iki firma arasında ticari ilişkinin tespiti ancak defter ve belgelerin incelenmesi ile mümkün olabilecekken bu mümkün olmamıştır. Mahkememizce alacağını temlik eden ... Tic. Ltd. Şti.nin ilgili vergi dairesinden BS formları celp edilmiştir. Celp edilen bu formlarda firmanın bu satışını vergi dairesine bildirmediği anlaşılmaktadır. Sonradan bir düzeltme beyanı verildiğine dair bir bilgi de bulunmamaktadır. Bu husus faturanın gerçek bir ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti açısından önemli bir konudur. Ancak fatura tarihi 26.02.2013 olup finansman işlemi 27.02.2013 tarihidir. BS beyanları takip eden ay içinde verildiğinden davalı ...A.Ş'nin işlem öncesi BS Formları hakkında bir araştırma ve tespit yapması maddeten mümkün değildir.
II- Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını factorun satın alması ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tutarak, muhasebe ve tahsilatını da yürütmesini sağlayan bir sözleşmedir. Buna göre Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar a) Müşteri (firma): Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme, b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket, c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir. Factoring; kredili satış yapan firmaların bu satışlardan doğan alacak haklarını bankalara veya bu konuda uzmanlaşmış diğer finansman kuruluşlarına satmalarıdır. Bunun için faktoring şirketi, satıcı firma ile bir sözleşme imzalamak ve bu anlaşmaya göre firmada, kredili olarak yapacağı tüm satışlar için faktoring şirketinin onayını almak zorundadır. Dolayısıyla firmanın faktoring şirketine danışmadan yaptığı kredili satışlardan doğan alacakları faktoring şirketini bağlamaz. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin çek düzenleme ve faktoring işlemlerinin yapıldığı dönemden önce yürürlükte bulunan “Finansal Kiralama Factoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin” 22/2. maddesine göre factoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve doğacak fatura ve benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezlerdi. 2012 tarihli Kanun da esasen benzer düzenlemeler içermekle beraber Faktoring şirketlerinin yükümlülüklerine ilişkin olarak aşağıdaki saptamaları yapmak yerinde olacaktır : Ülkemizde Faktoring işlemlerine ilişkin olarak Kanuni boyutta ilk düzenleme 2012 tarihlidir. 21.11.2012 Tarih ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun eldeki uyuşmazlıkla ilgili 9. maddesinin 2. ve 3. fıkraları şu düzenlemeye yer vermektedir: “(2) Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz. (3) Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” 04.02.2015 tarih ve 29257 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan “Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 8. maddesi şu hükmü getirmektedir: “(1) Faturalı alacağa istinaden kambiyo senedi veya diğer senetlerin alınması halinde, alınan kambiyo senedi veya diğer senetteki ciro silsilesinde kuruluşa kambiyo senedi veya diğer senedi ciro edip veren kişinin, devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin de faturadaki borçlu ile aynı kişi olması gerekir. Fatura ile kambiyo senedi veya diğer senetteki tutarın uyumlu olmasına dikkat edilir. Kuruluş tarafından kullanılan faktoring programları bu uyumu gözetecek ve uyumsuzluk söz konusu olduğunda işlem yapılmasına olanak vermeyecek şekilde yapılandırılır. (2) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; a) Alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, b) Alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi ve diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması, c) Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına ilişkin kayıt düşülmesi gerekir. (3) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senedin tahsil edilmesi, ancak kuruluşun vadesinde ödenmeyen alacağı ve müşteriden olan diğer alacaklarını ilgili mevzuat çerçevesinde alacağın geri ödenebilirliğine göre Tasfiye Olunacak Alacaklar veya Zarar Niteliğindeki Alacaklar hesabında sınıflandırması, buna göre özel karşılık ayırması ve hukuki takip süreçlerini başlatmış olması halinde mümkündür.” Bu konu ile bağlantılı olarak bir diğer husus ise şahsî defilerin, verdikleri kredi karşılığında kambiyo senetlerinin mülkiyetini veya tahsil yetkisini alan faktoring şirketlerine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Yukarıda sözü edilen 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9.maddesinin 2.fıkrası uyarınca, faktoring şirketleri “….Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmî temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz”. Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin (RG 04.02.2015/29257) 5.maddesinin 1.fıkrası da, faktoring şirketlerine, kambiyo senetleri karşılığı kredi işlemlerinde; müşteri hakkında yeterli istihbarat çalışması yapma, faturaların mevzuata uygunluğunu irdeleme, müşterinin ticari itibarını ve ticari geçmişini araştırma, gereğinde senet borçlusu veya düzenleyicisinden borcun teyidini alma gibi görevler yüklemektedir. Kanun’un 9/2 ve Yönetmeliğin 5(1) maddeleri, faktoring şirketlerine, kredi süreci kapsamında bir kamusal yüküm öngörmektedir. Buna göre faktoring şirketleri kambiyo senetlerini devir alırken müşterinin itibarını ve ticari geçmişini araştırmak ve senedin gerçek bir mal veya hizmet karşılığı edinilmiş olup olmadığını incelemekle yükümlüdürler. Faktoring şirketleri, faturayla kanıtlanamayan bir mal veya hizmet satışı karşılığı edinilmeyen kambiyo senetlerini devralamaz veya bunların tahsilini üstlenemezler. Yasa koyucunun bu hükümle, faktoring şirketlerince kambiyo senetlerine dayalı olarak kullandırılan kredilerin sağlam temeller üzerine oturtulmasını ve bu suretle kredi düzeninin korunmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. 6321 sayılı Kanun’un 9(2) hükmü, faktoring şirketlerine karşılıksız edinilen hatır senetlerini devralmayı yasaklamıştır. Faktoring şirketinin bu yasağa rağmen bir hatır senedini devralması halinde yapılan işlem kamusal yasak koyan emredici bir hükmü ihlâl ettiği için BK’nun 27.maddesi anlamında bâtıldır ve bu niteliği ile borçlu açısından kambiyo (dolaşım) sözleşmesinin geçersizliğine dayalı bir mutlak defi teşkil eder .
Faktoring şirketlerinin senet iskontosu sırasında kural olarak temel ilişkideki alacağı da devraldıkları bilinmektedir. Bu varsayımda temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defilerin faktoring şirketine karşı da ileri sürülebileceği tartışmasızdır. Öğretide Faktoring Yasasının 9(2) ve eski 2006 tarihli Yönetmeliğin 22(2) maddesi) hükmüne rağmen ciro yolu ile devralınan senetlerde, şahsi defilerin (bu kapsamda hatır definin) TK 687.madde uyarınca (bile bile borçlunun zararına hareket istisnası dışında) faktoring şirketine karşı kullanılamayacağı yolunda görüşler savunulmuştur4.Altay ve Sönmez , bu konuda ikili bir ayırım yapmaktadırlar: Faktoring şirketinin senetle birlikte temel alacağı da devraldığı hallerde kişisel defilerin ona karşı da kullanılabileceği; sadece kambiyo senedinin (ister tahsil amacıyla, ister teminat olarak alınsın) ciro yolu ile iktisap edildiği hallerde ise soyutluk ilkesi gereği kişisel defilerin ancak devralan hamil bile bile borçlunun zararına hareket etmişse ileri sürülebileceği görüşündedirler. Altay, eski Faktoring Yönetmeliği’nin 22(2) maddesi hükmünün faktoring şirketine yüklediği alacağın gerçekliğini araştırma yükümüne aykırı davranması ve kendisine düşen özen yükümünü gereğince yerine getirmemesi halinde kişisel defilerin şirkete karşı ile sürülebileceğini kabul etmektedir. Hatır ya da bedelsizlik definin bir kişisel savunma olduğu tartışmazdır. Faktoring Kanunun 9(2).maddesi (yine eski Faktoring Yönetmeliği’nin 22(2)) hükmü olmasaydı, faktoring şirketi tarafından iskonto edilen senetlere ilişkin şahsi defilerin ileri sürülebilme yeteneği TTK m. 687 kapsamında değerlendirilebilirdi (Bu bağlamda bile bile borçlunun zararına hareket, Yargıtay’ın nitelemesi ile kötü niyet konusunda faktoring şirketinin uzmanlığı gereği daha ağır bir özen borcu yükümlülüğü olduğunu da göz önünde tutulabilirdi). Ancak gerek eski Faktoring Yönetmeliği’nin 22(2), gerekse Kanun’un 9(2) hükmünün seçtiği terimler ve kullandığı ifade ve izlediği kredi düzenini koruma amacı bu hükmün emredici nitelik taşıdığını ve (bu konuda kamu izni ile kurulan ve alanında uzman olan) faktoring şirketine kamusal bir yüküm yüklediğini göstermektedir. Bu nedenle Kanun’un 9(2) maddesine göre Faktoring şirketince yüklendiği bu yükümü gereğince yerine getirmeden yapılan iskonto işleminde kambiyo sözleşmesi TBK m. 27 uyarınca bâtıldır.
Somut olayda, Davalı ... ile diğer davalı ...Tic. Ltd. Şti. arasında 15.04.2011 tarihinde akdedilen sözleşme çerçevesinde 27.02.2013 tarihinde ... adına düzenlenen ... tarih ... seri numaralı 16.520,- TL tutarlı İrsaliyeli Fatura alacağın 15.139,48 TL tutarlı kısmı 27.02.2013 tarihli Alacak Bildirimi ve Temlik Sözleşmesi ile temlik alınmıştır. Dava konusu olan ve 17.12.2012 tarihinde çalındığı belirtilen 4.000,- TL tutarlı çek bu işlem çerçevesinde ödeme aracı olarak davalı tarafından teslim alınmıştır. Bu çek ile ilgili ödeme yasağı 17.06.2013 tarihinde alınmış ve bankalara bilirimde bulunulmuştur. Çalınmış olmasına karşılık bankalara bildirim tarihinin çekin teslim tarihinden sonra olması nedeniyle davalı faktoring şirketi tarafından çekin çalıntı olması hususunda bilgi sahibi olma ihtimalinin bulunmadığı görülmektedir. Temlik alınan irsaliyeli fatura da malın teslim edildiği ve teslim alındığına yönelik isim ve imza haneleri boş bulunmaktadır. Malın teslimi ispata muhtaçtır. Temlik edilen fatura ile ilgili BS bildirimi yapılmamıştır. (Bu bildirimin faturanın düzenlendiği ayı takip eden ay içinde yapılmış olması nedeniyle davalı şirketin BS bildirimini kontrol etme imkânı bulunmamaktadır.) Bu iki husus faturanın gerçek bir ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti açısından önemli hususları oluşturmaktadır. Her ne kadar 04.02.2015 tarih ve 29257 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 5.1 maddesinde faktoring şirketlerine, kambiyo senetleri karşılığı kredi işlemlerinde; müşteri hakkında yeterli istihbarat çalışması yapma, faturaların mevzuata uygunluğunu irdeleme, müşterinin ticari itibarını ve ticari geçmişini araştırma, gereğinde senet borçlusu veya düzenleyicisinden borcun teyidini alma gibi görevler yüklemekle birlikte yapılan işlem bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki bir tarihi aşmış olması nedeniyle somut uyuşmazlıkta uygulama alanı bulunmamaktadır. Yönetmeliğin somut olayda uygulama alanının bulunmaması karşısında yapılan finansman işleminin 6361 Sayılı kanun hükümleri çerçevesinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi yapılmalıdır. 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9.maddesinin 2.fıkrası uyarınca, faktoring şirketleri “...Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmî temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz”. 6102 Sayılı TTK Madde 792– (1) Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. Hükmünü içermektedir.
Davalı ... A. Ş. nin yaptığı finansman işleminde Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in ilgili maddesinin uygulama alanı bulunmamaktadır. Bununla birlikte 6361 sayılı kanun hükümleri çerçevesinde yapılan finansman işleminde tespit edilen hususlar çerçevesinde işlemin hafif kusur ve hata veya kötü niyet ve ağır kusurlu hareket olmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenlerle, davalı faktoring şirketi hakkında açılmış olan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu çekteki ciro silsilesinde bozukluk bulunmadığı, gerek davacı gerekse davalı ...Tic. Ltd. Şti ve davalı ...’nin ticari defter ve belgelerini sunmamış olmaları karşısında davacının dava konusu çeki devraldığını ve davalı ...Tic. Ltd. Şti ( factoring şirketi müşterisi) ile davalı ... (temlik/fatura borçlusu) arasında ticari ticari ilişki bulunmadığını kanıtlayamadığı, ceza soruşturmasında daimî arama kararı verilmiş olup soruşturmanın bekletici meselesi sayılmasına yer olmadığı dikkate alınarak diğer davalılar ... Ltd. Şti, ... (avalist) ve davalı ... hakkında açılmış olan davanın da reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal, gerektirici nedenlere göre;
Davanın Reddine,
Harçlar Kanununca alınması gerekli 427,60 TL ilam harcından peşin yatırılan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 403,3 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
Davalı ... A.Ş, kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince 4.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş'ye verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iade edilmesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/02/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!