T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/387 Esas
KARAR NO : 2024/253
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2022
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 01.06.2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilin internet ortamında elektronik ticaret, lojistik ve taşımacılık hizmetleri veren bir şirket olduğunu davalı ... ile akdedilen sözleşme gereği davacı müvekkil tarafından davalıya kurye hizmeti verildiğini ancak gerekli ödemeler yapılmadığından 31.10.2021 tarihi itibariyle davalının davacı müvekkil ... fimasına cari hesaptan kaynaklı 91.509,49 TL bakiye borcu kaldığını, alacağın tahsili maksadıyla ... 37. İcra Müdürlüğü'nün...E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak "... Esas numaralı dosya takibine itiraz etmekteyim. Firma almadığım hizmetleri faturalandırmış ve ödediğim teminatı düşmemiştir." Şeklinde ifadeler kullanarak ifadeleri ile icra takibine itiraz ettiğini, ancak yapılan inceleme davalının müvekkile takip tarihi itibariyle 92.231,54 TL borçlu olduğunun görüleceğini, davalı şirketten hizmet alındığı ancak ödemesi gereken tutarları ödemediğini, davalının davacı şirkete kesmiş olduğu faturalara ilişkin herhangi bir iade mveya itirazda da bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle; davanın kabulünü, davalının ... 37. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötüniyetli davacı tarafın alacağı %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 31.08.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından başlatılan icra takibini kabul anlamına gelmemek kaydıyla 15.06.2021 tarihinde 5.000 TL; 21.06.2021 tarihinde 15.000 TL ve 11.08.2021 tarihinde 10.000 TL olmak üzere toplamda 35.000 TL ödeme yapıldığını, icra takibine itiraz sonrasında da 01.12.2021 tarihinde 5.000 TL ve 08.12.2021 tarihinde 10.000 TL daha davacı tarafa ödeme yaparak toplamda 45.000 TL ödeme yaptığını, davacı yanın bu ödemeleri dikkate almadığını; ayriyeten davacı ...şirketinin yükümlülüklerini hiçbir zaman yerine getirmediğini iddia ederek davacı taraf dosyada mübrez hizmet sözleşmesi uyarınca hazırlanmış olan siparişlerin müşterilere teslimi için üç adet kurye görevlendirmekle mükellef idi sipariş teslimi için hiçbir zaman üç kurye tesis etmediğini, bu hususa dair tarafımızca birkaç kez e posta yolu ile iletişime geçilmişse de davacı taraf ödemelerin yapılmadığı bahan etmiş ve sorunun çözümü açısından sağlıklı bir dönüş sağlamadığını, açıklanan bu nedenlerle; görev ve yetki itirazlarının kabulü ile davanın reddini, zamanaşımı definin kabulü ile davanın reddini, esasa ilişkin itirazları doğrultusunda davanın reddini, neticeten izah edilen tüm sebeplerden haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: ... 37. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası, Bilirkişi Raporu, Sözleşme, ... Esnaf ve Sanatkarlar Odası yazı cevabı, ... Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevabı, tanık beyanları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
05.12.2023 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "i-) Mali Netice itibari ile; belgeler, ticari defterler ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesi neticesinde; davacın sözleşme kapsamındaki işler için düzenlediğini iddia ettiği satış faturalarını ibraz etmediği, buna karşın davalının aldığı hizmetler karşılığında icra takip tarihine kadar 30.000 TL ödediği, icra takip tarihinden sonra da davacı nam ve hesabına kredi kartı ile 10.000 TL, icra takip dosyasına da 5.000 TL ödediğinin tespit edildiği sonuç olarak davacının itirazın iptaline konu iddia ettiği alacağını belgeler ile ispat edemediği, Sayın mahkeme mali bilirkişiye “ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulup tutulmadığı,” tespit görevinin tevdi edildiği, ticari defterler üzerinde yapılan incelemede de davacının belge sunmadığı gibi belge tarihlerine denk gelen ticari defterlerini sunmadığının tespit edildiği, neticede ticari defterlerin kapanış tasdikleri yasaya uygun olarak yapıldığı görülmüş ise de ticari defterlerin usulüne uygun tutulup tutulmadığı hususunda bir kanaat oluşmadığı, davacı tarafından sunulan ve raporumuz ekinde yer alan “ Muavin Defter” de; 30.09.2021 öncesi ticari işlemlerin gösterilmediği, neticede safahatin en başından beri davacının ticari defter kayıt ve belgeleri sunmaktan imtina ettiği, eksik ve yanıltıcı belgeler sunduğu gözetildiğinde davacının mali bilirkişiyi yanıltmaya yönelik eylem ve davranışlarda bulunduğu kanaatine varıldığı, Sayın mahkeme, bilirkişiye “taraflar arasında cari hesap ilişkisi mi açık hesap ilişkisi mi olduğu, ilgili alacak kalemlerinin ticari kayıtlara işlenip işlenmediği,” tespiti görevinin tevdi edildiği, yukarıda detaylı olarak tespit edildiği üzere davalı ödemelerinin belgeye dayandığı ancak tamamının davacı ticari defterlerine işlenmediği, sadece 30.09.2021 tarihli faturanın ve davalı tarafından gerçekleştirilen 10.000 TL ödemenin davacı ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiği; buna karşın davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen diğer 4 ( dört) faturanın dosyaya ibraz edilmediği, ticari defterlerde buna yönelik bir kayda rastlanmadığı ayriyeten davalının da icra takip tarihi öncesinde gerçekleştirdiği (5.000 + 15.000) = 20.000 TL ödemenin ticari defterlere kaydedilmediğinin tespit edildiği, tüm bu tespitlerin yanında davacının iddia ettiği hizmetlerin tamamını gerçekleştirmiş olduğu kabul edilse dahi iddia edilen alacak içerisinde KDV’ de olduğundan belge düzenlenmeden salt sözleşmeye dayalı olarak Katma Değer Vergisi talep edilebilecek bir alacak haline gelemeyeceği, netice de, icra takip konusu alacağın usulüne uygun olmayan açık bir hesap ilişkisi olduğu, borç/alacak kalemlerinin eksiksiz ticari defterlere kaydedilmediği, ii -) Sözleşme İncelemesi itibari ile; Sayın mahkeme bilirkişiye “dava konusu sözleşme kapsamında hizmetin verilip verilmediği ve bu sözleşme kapsamında varsa davacının alacağının olup olmadığı” şeklinde görev tevdi edildiği, davalı tarafından, davalının sözleşmede üstlendiği “üç kurye ile hizmet” yükümlülüğünü yerine getirmediği ileri sürüldüğü, dosya münderecatından davacının bahse konu hizmeti gereği gibi yerine getirip getirmediğine ilişkin herhangi bir bilgi yahut belgeye rastlanılamadığı, ancak bu hususta ispat külfetinin iddiada bulunan davalı üzerinde olduğunun düşünüldüğü, nitekim davalının bu amaçla tanık deliline başvurduğu ve ... 10.Asliye Ticaret Mahkemesinde 10.04.2023 tarihinde talimatla dinlenen davalı tanığının davacının sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediği şeklinde beyanda bulunduğu, Öte yandan heyetimizce mali incelemeler başlığı altında da ifade edildiği üzere dosyaya mübrez belgeler, ticari defterler ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesi neticesinde; davacın sözleşme kapsamındaki işler için düzenlediğini iddia ettiği satış faturalarını ibraz etmediği, buna karşın davalının aldığı hizmetler karşılığında icra takip tarihine kadar 30.000 TL ödediği, icra takip tarihinden sonra da davacı nam ve hesabına kredi kartı ile 10.000 TL, icra takip dosyasına da 5.000 TL ödediğinin tespit edildiği sonuç olarak davacının itirazın iptaline konu iddia ettiği alacağını belgeler ile ispat edemediği, Hâl böyle olunca Muhterem Mahkemece davacının, davalıya hizmet verdiği kanaatinde olunması durumunda davacının bu hizmet karşılığı elde etmeye hak kazandığı bedelin tahsilini talep etme hakkını haiz olabileceği, buna karşın Muhterem Mahkemece davacının, davalının ileri sürdüğü hali ile davacının, sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğü gereği gibi veya eksik yerine getirdiği ve tanık beyanlarına itibar edilmesi durumunda davacının davalıdan talepte bulunmasının mümkün olmayacağının ifade edilebileceği, Sayın Mahkemece davacının, sözleşme ile üstlendiği hizmeti yerine getirdiği ve dolayısıyla davalıdan talepte bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimalinde ise davalı ödemelerinin belgeye dayandığı ancak tamamının davacı ticari defterlerine işlenmediği, sadece 30.09.2021 tarihli faturanın ve davalı tarafından gerçekleştirilen 10.000 TL ödemenin davacı ticari defterlerine işlendiğinin tespit edildiği; buna karşın davacı tarafından düzenlendiği iddia edilen diğer 4 ( dört) faturanın dosyaya ibraz edilmediği, ticari defterlerde buna yönelik bir kayda rastlanmadığı ayriyeten davalının da icra takip tarihi öncesinde gerçekleştirdiği (5.000 + 15.000) = 20.000 TL ödemenin ticari defterlere kaydedilmediğinin tespit edildiği, bu tespitlerin yanında davacının iddia ettiği hizmetlerin tamamını gerçekleştirmiş olduğu kabul edilse dahi iddia edilen alacak içerisinde KDV’ de olduğundan belge düzenlenmeden salt sözleşmeye dayalı olarak Katma Değer Vergisi talep edilebilecek bir alacak haline gelemeyeceği, Netice itibariyle de icra takip konusu alacağın usulüne uygun olmayan açık bir hesap ilişkisi olduğu, borç/alacak kalemlerinin eksiksiz ticari defterlere kaydedilmediği," sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
10.04.2023 Tarihli Talimat duruşmasında dinlenen tanık özetle; "Ben ... Restorantta çalışıyordum, dava konusu dönemde vardiya müdürü idim. Davacı şirketten hizmet almıştık ancak kuryelerle sürekli sorun yaşıyorduk, mesafe, yer seçiyorlardı, bazı teslimatlara gitmek istemiyorlardı, öğlen arası teslimata gitmek istemiyorlardı. Bu gibi sorunlardan dolayı paketler yetişmeyince ... bey kendisi teslimata çıkıyordu. Paketler yoğun olduğu ve kuryeler teslimatta sorun çıkardığı için ... bey kendisi ilave kurye işe aldı. Bu sorunu davacı tarafa ... bey bildirmiştir diye düşünüyorum. Benim çalıştığım konumdan dolayı bu konuda bizzat temasım olmadı. Sözleşmede kaç kurye temin edileceği yazılı mıdır bilmiyorum. Genelde 2 yada 1 kurye oluyordu, çok nadir 3 kurye hazır bulunuyordu. Benim bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
GEREKÇE: Dava, cari hesap sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı).
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir (İstanbul BAM 8.Hukuk Dairesinin 13/07/2023
Tarih, 2023/1459 Esas ve 2023/1272 Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, 2021/1268 Esas ve 2023/198 Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, 2023/965 Esas ve 2023/782 Karar sayılı kararı).
Dava, cari hesap nedeni ile başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Yargılama konusu uyuşmazlığın, doğrudan Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen bir husustan doğmadığı, hal böyle olunca da davanın, TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari dava olmadığı, davacı tacir olmakla birlikte davalının gerçek kişi tacir olmadığı, GİB tarafından gönderilen 15/11/2022 tarihli cevabi yazıdan davalının gerçek usulde vergi mükellefi olduğu, ... Esnaf Odasının 13561 sayılı yazısına göre esnaf kaydının olduğu, Vergi Usul Kanunu 177/1 maddesindeki limitlerini aşmadığı için esnaf işletmesi düzeyinde gelir sağladığı, bu durumda TTK'nın 4/1.maddesi kapsamında nispi ticari davadan da söz edilemeyeceği, hal böyle olunca da, aşaması itibariyle somut olayda mutlak ya da nispi ticari dava bulunmadığı gözetilerek, davanın niteliği itibari ile 6102 Sayılı Kanunun 4-5.md kapsamında kalmadığı bu haliyle 6100 Sayılı Kanunun 2.maddesinde yer alan ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.'' hükmü gereğince davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!