T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/30
KARAR NO : 2024/50
DAVA : FSEK - TECAVÜZÜN TESPİTİ, MEN'İ, REF'İ
DAVA TARİHİ : 08/02/2023
KARAR TARİHİ : 07/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK - Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalının hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan tüm zararların tazmini için her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dilekçesinde izah olunan fiili ve hukuki gerekçeler ve Mahkemece re'sen gözetilecek yasal gerekçelerle bilirkişi incelemesi yapılmaksızın teminatsız olarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, müvekkilinin hak sahibi olduğu ... - ... isimli albümün, albümdeki; "..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların) ..., ..., ... vb dijital müzik platformlarda umuma iletiminin tedbiren durdurulmasına (erişiminin engellenmesine), tecavüzün tedbiren önlenmesine karar verilmesini, bu kararın HMK 390/2 maddesi gereği davalıya tebligat yapılmaksızın verilmesini ve mahkeme kararının acele şekilde ...’un (...ŞTİ., ... A.Ş. ve ...’in ... ) Türkiye’deki yasal temsilciliğine tebliğine karar verilmesini, davaya konu albüm ve içerdiği icralara yönelik olarak davalının haksız eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün men’ine ve tecavüzün ref’ine karar verilmesini, dava konusu albümün ve icraların davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin kurulduğu günden bugüne Türk müzik sektörüne önemli ve başarılı sanatçılar kazandırdığını, müziğe yön veren sanatçıları bünyesinde bulunduran bir şirket olduğunu ve her zaman sektörde kalitesi ile yer almış olduğunu, bu başarısı ile hem müvekkilinin hem de sanatçılarının sayısız ve önemli satış ödüllerine layık görülmüş olduğunu, müvekkilinin, ... ile yapmış olduğu dağıtım anlaşması ile Türkiye'nin ve Dünya'nın her noktasında kendi ürünlerinin tüm dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini başarıyla gerçekleştirdiğini, müvekkilinin 1986 yılından itibaren faaliyet süresi boyunca arşivinde ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi sanatçılar ile çalıştığı ve albüm yapımcılığını yaptığını, müvekkilinin ... ile de çalışmış olup albüm yapımcılığını yapmış olduğunu, bununla ilgili olarak usulüne uygun olarak tarafların karşılıklı rızası ve imzasına dayalı olarak imzalanan Muvafakat Beyanı ve Müzik Eseri İşletme Belgesinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilinin dava konusu albümde yer alan fonogramlar üzerinde fonogram yapımcılığından doğan mali haklara ...) kendiliğinden ve aslen iktisap etmek suretiyle sahip olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olduğunu, davacının da dilekçesinde bu hususu kabul ve ikrar etmiş olduğunu, fonogram yapımcılarının fonogramları üzerinde sahip olduğu hakların aslen iktisap edilen mutlak mülkiyet haklara olduğunu, fonogram yapımcılığı hakları üzerinde eser sahibi ve icracıların herhangi bir mülkiyet hakkının bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında muvafakatname bulunduğunu, müvekkilinin fonogram yapımcısı olarak eser sahibi ile icracı sanatçının izni ile yaptığı tespitinin, satılmasına, dağıtılmasına, kiralanmasına ve ödünç verilmesine... izin vermek veya yasaklamak konusunda münhasıran yetkili olduğunu, FSEK 80-1 maddesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tarafı olduğu ... ve ... Sözleşmelerine göre, fonogram yapımcılarının müzik eseri ve icracı sanatçıdan müzik eserinin ve icrasının ilk ses tespitini gerçekleştirmek için yazılı izin almak ve sonrasında ilk ses tespitini gerçekleştirmek suretiyle bu ses tespitleri/fonogramlar/ses kayıtları üzerinde fonogram yapımcılığından doğan haklara münhasıran ve aslen iktisap suretiyle sahip olduğunu, davacının dava dilekçesinde açıkça ikrar ettiği üzere müvekkili şirketin fonogram yapımcısı olup bu haklara icracı sanatçının vermiş olduğu muvafakat ile münhasıran ve aslen sahip olduğunu, müvekkili tarafından dava konusu albümde yer alan müzik eseri ve icraların ilk ses tespitinin gerçekleştirilmesi için gerek eser sahiplerinden gerekse icracı sanatçı ...'dan gerekli yazılı izinleri aldığı ve ilk ses tespitini gerçekleştirmiş olduğunu, gerekli izinlerin alındığına ilişkin muvafakatname ve müzik eseri işletme belgesinin cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, belgeler incelendiğinde ; söz konusu eserlerin isimlerinin tek tek sayılmak suretiyle eserlerin yayınlanmasına, dağıtılmasına, çoğaltılmasına, karışık kasetlerde kullanılmasına, yurt içi ve yurt dışı devir haklarının ülkemizde ve tüm dünyada olmak üzere müvekkili şirkete devredildiğine dair muvafakatnamenin olduğunu, öğretide dile getirilen görüşlerde ve Yargıtay kararlarında bu şekilde sonuçların çıkmasının kanaatlerince başlıca sebebinin, beste ve güfteden (notalar ve şarkı sözlerinden) oluşan müzik eseri ve müzik eserinin seslendirilmesinden oluşan icra ile müzik eserinin icrasının ilk ses tespitinin gerçekleştirilmesinden oluşan fonogramın (ses kaydının/ses tespitinin) birbirinden farklı fikri hak konuları ve ürünleri olduğunun dikkate alınmaması olduğunu, öğreti ve mahkeme kararlarında, fonogramın ayrı bir hak ve hukuki kavram olarak değil de, adeta müzik eseri ve müzik eserinin icrası ile eş anlamda kullanılmakta olduğunu, FSEK'in 80-1/B maddesi ve alt bentleri ile fonogram yapımcılarına tanınan münhasır mali hakların, ...'nin 11., 12. ve 14. Maddeleri ile Roma Sözleşmesinin 10. maddesi ile aynı doğrultuda olup, fonogram yapımcılarının fonogramlarının (ses tespitlerinin-ses kayıtlarının) üzerinde münhasır çoğaltma, yayma ve kamuya erişilir kılma haklarına sahip olduklarının kanun ile hüküm altına alınmış olduğunu, albümde yer alan tüm eserlerin eser sahipleri ve icracı sanatçıdan müvekkili şirketin fonogram sahibi olarak gerekli izin ve muvafakatları almış olduğunu, icracı sanatçı ...'in, ... meslek birliğine üye olduğundan dava açma yetkisinin yalnızca ...'e ait olup davacının bu davayı açma yetkisinin bulunmadığını, icracı sanatçı...'in, ... Meslek Birliğine üye olduğunu, dijital platformlarda tüm hakların münhasıran ...'e ait olduğundan davacının bir hakkı bulunmadığını, haklarına ağır ve telafisi imkânsız zarar verilmesi mümkün olmadığından tedbir talebinin de reddi gerekmekte olduğunu, FSEK 41/1 ve FSEK 42/12 fıkra hükmü, FSEK 43'üncü madde kapsamında radyo-televizyon kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkanlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşların almaları gereken yazılı izinleri icracı sanatçının bağlı bulunduğu meslek birliğinden almaları gerektiğinden dolayı bu konuda davacı icracı sanatçının bir yetkisi bulunmamakta olup tedbir talep etmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, FSEK 66 maddesi uyarınca "Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir." hükmünün yer aldığı, davacı icra sanatçısının manevi ve maddi hakkının söz konusu olmadığından mevcut bir tecavüz bulunmamakta olup tecavüzün refi taleplerinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
17/01/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacı tarafından belirtilen tespite konu "..." isimli albüme ait "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." ve "..." isimli davaya konu müzik eserlerinin; ..., ..., ..., ... ve ... isimli dijital platformlara ait belirtilen linklerde güncel olarak yayında olduğunun tespit edilmiş olup, ekran görüntülerinin detaylıca değerlendirme bölümünde sunulduğu, bağlantılı hakların, esere bağlı ve eserin ardından gelme özelliği taşıdıklarından eser sahibinin mali ve manevi haklarına olumsuz bir etki yaratamadıkları, eser sahiplerinin albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakat vermediğinden takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davalı kullanımlarının hukuka aykırı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: Davalının eyleminin, davacının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men’i, ref'i ve ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması. ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan İlkine "sübjektif unsur" veya "esasa İlişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart' denilmektedir. Subjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır.
5846 sayılı yasının 80. maddesinde “Eser sahibinin hakları ile bağlantılı haklar” başlığı altında eser sahibinin haklarına komşu haklar kapsamında “Eser sahibinin manevi ve mali haklarına zarar vermemek kaydıyla ve eser sahibinin izniyle bir eseri özgün bir yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar” icracı sanatçılar olarak sayılmış bulunmaktadır. Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m.4/ f.1-b de icracı sanatçı “Sanat eserleri ile folklor eserlerini düzgün biçimde yorumlayan,söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyucuları, ses sanatçılarını, müzisyenleri ve dansçıları vb. diğer kişiler” olarak tanımlanmıştır. Mevzuat uyarınca bir kişinin icracı sanatçı olarak kabul edilebilmesi için bazı koşullar vardır. Öncelikle gerçek kişiler icracı sanatçı olabilmektedir. Tüzel kişilerin icracı sanatçı olabilmesi mümkün değildir. İkinci koşul yaratılmış bir eserin mevcut olmasıdır. Zira icracı sanatçı yaratılmış eseri yorumlamak, tanıtmak, söylemek ve çalmak suretiyle icra eden kişidir. Şiir ve hikayeleri özgün biçimde seslendirip anlatanlar, şarkıcılar, icraları sanatsal katkıları ile şekillendirenler icracı sanatçılar olarak kabul edilmelidir (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, 2021, s. 273-274; İlhami Güneş, “FSEK'te Yer Alan İcracı Hakları ve Uygulama”, s.173). Bu kişiler yaratılmış eserlerin umuma arz edilmesine bir anlamda köprü görevi görürler. Tablo gibi, roman gibi bazı eserlerin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç yoktur. Ancak bir müzik eserinin umuma arzında icracı sanatçılara ihtiyaç duyulmaktadır. Üçüncü koşul ise eserin icracı sanatçı tarafından icra edilmesidir. Bir kişinin bağlantılı hak sahibi olarak nitelendirilebilmesi için icracı sanatçı olması ve bu sıfatla icrayı gerçekleştirmiş olması gereklidir. İcraya elverişli bir eserin umuma arzında kameraman, ses ve görüntü teknisyenleri gibi teknik hizmet ve yardımlarda bulunan kişiler de görev alabilirler. Ancak bu kişiler icracı sanatçı kabul edilmezler. Zira icracı sanatçı eseri profesyonel bir şekilde, sanatsal faaliyet olarak icra eden kişiye denilmektedir. Yine bu sebepten bir eseri bir düğünde amatörce icra eden kişiler de icracı sanatçı sayılmamaktadır. Dördüncü koşul Kanun m. 80 ve Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği m. 4 uyarınca eserin özgün şekilde icra edilmiş olması gerekliliğidir. Yönetmelik m. 4'te komşu hak “Eser sahibinin haklarına zarar vermeden ve onun rızası ile bir eseri özgün biçimde icra eden veya icrasına katılan, bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden, yayınlayan gerçek ve tüzel kişilerin münhasıran sahip oldukları; icrayı tespit etme, çoğaltma, kiralama, telli-telsiz her türlü araçla yayınlama ve kamuya açık yerlerde temsil suretiyle bundan faydalanma hakları” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla özgün şekilde icra etme unsuru da de icracı sanatçı nitelendirmesi için bir diğer önemli unsurdur. Son koşul icracı sanatçının eseri, eser sahibinin izni doğrultusunda icra etmiş olmasıdır (Kılıçoğlu, s. 239- 240). Yargıtay bir kararında, icracı sanatçıyı, “kendisinin olmayan bir eseri, eserin sahibi tarafından yaratılmış şekilde ve fakat kendi sanatçı becerisi ile başkalarına aktaran, eser sahibi ile eserden yararlanacakla arasında aracı kimse” olarak tanımlamıştır.
5846 sayılı yasının 80. maddesine göre icra sahibi: İcrasının tespit edilmesine, icranın canlı verilmesine, temsiline, tespitin çoğaltılmasına, kiralanmasına ve veya ödünç verilmesine, yayılmasına, radyo-TV, uydu veya kablo gibi telli veya telsiz yayın kuruluşlarında yayınına ve yeniden yayınına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayın veya yeniden yayınına, dijital ortamda umumun erişimine açmaya, telli ve telsiz araçlarla umuma İletimine izin verip vermeme konusunda hak ve yetki sahibidir. Eser sahiplerinin yararlandığı mali haklar icracılar açısından da işin mahiyetine göre olabildiği ölçüde geçerlidir. İcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karşılığında sözleşme yaparak yapımcıya devredebilirler. Tespit işlemi, icranın işaret, ses ve görüntü nakline yarayan cihazlar yoluyla kaydedilmesidir. Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden gerçek veya tüzel kişilere fonogram yapımcısı denilmektedir.
FSEK 80/B maddesi uyarınca; Bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devraldıktan sonra aşağıda belirtilen haklara sahiptir.
(1) Eser sahibinin ve icracı sanatçının izni ile yapılan tespitin, doğrudan veya dolaylı olarak çoğaltılması, dağıtılması, satılması, kiralanması ve kamuya ödünç verilmesi hususlarında izin verme veya yasaklama hakları münhasıran fonogram yapımcısına aittir. Yapımcılar tespitlerinin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimine ve yeniden iletimine izin verme hususunda münhasıran hak sahibidir.
(2) Fonogram yapımcısı, yurt içinde henüz satışa çıkmamış veya başka yollarla dağıtılmamış tespitlerinin aslının veya çoğaltılmış nüshalarının satış yoluyla veya diğer yollarla dağıtılması hususunda izin verme ve yasaklama hakkına sahiptir.
(3) Fonogram yapımcısı, icraların tespitlerinin telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda tespitlerine ulaşılmasını sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına sahiptir. Umuma iletim yoluyla tespitlerin dağıtım ve sunulması yapımcının yayma hakkını ihlal etmez. Fonogram yapımcıları eser niteliğinde olsun olmasın, bir ses icrasını veya diğer sesleri ilk olarak ses taşıyıcısına kayıt eden yapımcılardır. Eğer kayıt edilen ses, eser niteliğinde ise eser sahibi veya icracı sanatçıdan izin alınması gerekir. Dolayısıyla fotogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olarak korunabilmesinin ön şartı eser sahibinden ve icracı sanatçıdan mali hakları kullanma yetkisini devralmış olmasıdır. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Y. 11. HD T: 20.4.2006, E: 2005/3889, K: 2006/4386). Ancak belirtmek gerekir ki fonogram yapımcısının devraldığı, mali hakların kendisi değildir. Bunları kullanma yetkisidir. Burada bir hakkın değil, kullanım hakkının devrine (ruhsata) ilişkin bir durum vardır. Fonogram yapımcısının bağlantılı hak sahibi olabilmesi için “icra ürünü ve sair sesleri ilk defa tespit eden” olması gereklidir. İkinci defa tespiti yapanlar bu kapsamda değerlendirilmezler (Kılıçoğlu, s. 242-243).
5846 sayılı yasanın 25. maddesi 2001 yılında 4630 Sayılı Kanunla değiştirilmiştir, madde başlığı; "İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı" şeklinde, içeriği ise; "Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı munhasıran eser sahibine aittir" şeklinde değiştirilmiştir. Böylece görüntü nakline yarayan araçlarla ve yine bu kapsamda dijital platformlar yoluyla umuma iletim hakkı eser sahibine tanınmış bir hak olarak düzenlenmiştir.
5846 sayılı yasının 51. maddesi ile mali hakların devrine ve kullanımının devrine ilişkin sözleşmelere bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre ilerde çıkarılacak kanun ile tanınacak mali hakların peşinen devrine ya da başkaları tarafından kullanılmasına ilişkin sözleşmeler batıldır. FSEK 51.maddesinde; "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir." hükmü düzenlenmiştir.
Kanun koyucu FSEK 51. madde ile eser ve bağlantılı hak sahiplerini korumak istemiştir. Böylece ilerde çıkarılacak kanun ile kendilerine tanınacak hakları peşinen devretmeleri hukuka aykırı sayılmış ve butlan yaptırımına tabi tutulmuştur (Kılıçoğlu, s. 320).
Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünün 15/02/2023 tarihli yazısı ekindeki kayıt tescil belgesi ve ekleri incelendiğinde; ... tarihli kayıt tescil ve işletme belgesinde tespit araç türünün "..." olarak belirlendiği, ...; ..., ..., ..., ..., ..., ...; ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli eserlerin davalı ... adına tescil edildiği görülmüştür.
... 22.Noterliği'nce düzenlenen... tarih ve ... yevmiye numaralı Muvafakat Beyanı incelendiğinde; "...", "...", "...", "...", "...", "....", "...", "...", "...", "...", "..." adlı eserler için "plak, kaset, compakdisk olarak sayı ile sınırlandırılmamış biçimde yayınlanmasına, dağıtılmasına, çoğaltılmasına, karışık kasetlerde kullanılmasına yurt içi ve yurt dışı devir haklarının ülkemizde ve tüm dünyada olmak üzere,... A.Ş'ye; ..., ..., ... (Sanatçı beyanına göre ...) tarafından devrine" muvafakat edildiği görülmüştür.
FSEK 51.maddesi; ilerideki faydalanma imkanlarını düzenlemiş olup "İleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır. İleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir" hükmü dikkate alındığında, dava konusu; "..." isimli albüme ait "...", "...", "..", "...", "...", "...", "...", "...", "..." ve "..." isimli müzik eserlerinin ..., ..., ..., ... ve ... isimli dijital platformlara ait linklerde güncel olarak yayında olduğu, bağlantılı hakların, esere bağlı ve eserin ardından gelme özelliği taşıdıklarından eser sahibinin mali ve manevi haklarına olumsuz bir etki yaratmadıkları, davacının; albümdeki icraların dijital mecralarda kullanımına ilişkin herhangi bir muvafakat vermediği anlaşıldığından davanın kabulüne; davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, dava konusu "... - ..." isimli albümün, albümdeki ".., ..., ...., ..., ..., ..., ..., ...., ... ve ..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-DAVANIN KABULÜNE
2-Davalının eyleminin, davacının FSEK ten doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine,
3-Dava konusu "...- ..." isimli albümün, albümdeki "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." isimli icraların (şarkıların) davalı tarafından dijital müzik platformlarında kullanılmasının ve umuma iletilmesinin yasaklanmasına, durdurulmasına, önlenmesine,
4-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 247,70 TL harcın davalıdan alınarak davacı verilmesine,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafın yaptığı; başvuru ve peşin harç 359,80 TL, tebligat ve müzekkere masrafı 555,25 TL, bilirkişi ücreti 12.000 TL olmak üzere toplam 12.915,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 07/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!