WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL 3.FIKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/493 Esas
KARAR NO : 2024/62

DAVA : MARKAYA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, ÖNLENMESİ, MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ
DAVA TARİHİ : 11/08/2021
KARAR TARİHİ : 20/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Markanın Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; HMK 390. madde hükmü uyarınca davanın esasına girilmeden ve dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeden evvel dava dilekçesinde yaptıkları açıklamalar ve sunmuş oldukları deliller itibari ile davalıların, müvekkilinin ticaret ünvanının esas unsuru ve çok tanınmış çatı markası olan ... markasının birebir aynısı olan ... ibaresine dair ihlal teşkil eden kullanmalarının, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan davaya konu fiil ve işlemlerinin müvekkillerinin aleyhine çok ciddi zarar doğuracağını , HMK 389/1 maddesi uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden "..." ibaresini içerir üretim, satış, dağıtım ve tanıtım olmak üzere her türlü kullanımının dava sonuçlanana kadar engellenmesi suretiyle, müvekkilin marka haklarına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabete sebebiyet veren “...” ibaresini/logosunu içeren cerrahi yüz maskesi , plastik eldiven ve dahi her türlü ürün, işyeri tabelası, araç üzeri reklam, reklam, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile bütün iş materyallerine, belgelerine ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıplara, davalılara ait yukarıda belirtilen adreslerde tedbiren el konulmasını, yargı gözetiminde tutulmasını, kararın icrası için gerekli müzekkerelerin yazılmasınaı, Whois kayıtlarına göre davalılardan ...’e ait ... alan adlı web sitesinde yer alan ve aşağıda sayılan ihlal teşkil eden içeriklere erişimin engellenmesini, bu kararın uygulatılması için Erişim Sağlayıcılar Birliği’ne ve/veya yetkili mercilere müzekkere yazılmasını, ...-...-... “...” ibaresini ihtiva eden cerrahi yüz maskesi, lastik eldiven ve dahi ürünlerin yukarıda sayılan davalılar tarafından ithalat ve ihracatının durdurulmasını, önlenmesini teminen, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na ithalat ve ihracatının durdurulması yönünde müzekkere yazılmasını, davalılar tarafından üretilen ve ... markası altında satışı yapılan cerrahi yüz maskesi ve lastik eldivenlerin e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulmasını, önlenmesini teminen
 ...
 ...
 ...
 ...
 ... e-ticaret sitelerine kararın ihbaren bildirilmesine, ...’ün ... sayılı ... markasına ilişkin dava dışı 3. kişilere lisans vermek suretiyle kullandırılmasının engellenmesini, müvekkillilerin teminattan muaf tutulması suretiyle, davalılardan ... adına ... sayı ile tescilli ... markasının 3. kişilere devrinin önlenmesi ve bu amaçla Türk Patent ve Marka Kurumu’na (“TÜRKPATENT”) müzekkere yazılmasını, davalıların...tescil numaralı ... markasından kaynaklanan marka haklarını bu dava kesinleşene kadar gümrükler veya herhangi bir kurum nezdinde ve piyasada müvekkili şirketlerin ve Türkiye’deki temsilci ve distribütörlerinin kullanımlarına karşı ileri sürülmesinin engellenmesini ve davacıya ait ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan ve aynı zamanda çok tanınmış çatı markası olan ... ibaresinin aynısının davalılardan ... tarafından ... sayı ile .... sınıfta tescil edilmiş olması sebebi ile işbu marka tescilinin kötü niyetli tescil olduğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, mahkeme karar özetinin tüm Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına, ilan ücretinin ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markasının ... tarafından ... Sınıfta "... " olarak tescili yaptırıldığını, ... TPMK nezdinde 17.05.2020 Tarih ve...tescil numaralı ( ... Sınıf emtialarında tescilli ) “...” markasının hak sahibi olduğunu, Nice sınıflandırmasına göre ... Sınıf ameliyathane giysileri ve steril örtüler, olarak geçmektedir. Zira bu emtia sınıfında "..." markası 2020 yılında ... ün yaptığı başvuru sonucu kabul edilmiş ve tescillenmiş olduğunu, ... tarafından yapılan bahsi geçen başvuruya davacı tarafça kurum nezdinde itiraz edilmediğini, kurum tarafından resen yapılan benzerlik araştırmasında tescile engel bir hal görülmediğini, koruma verildiğini, bununla birlikte zaten davacının markasına ait bir tescil olmayıp, tanınmış marka kaydı da bulunmadığından tescil talebinin kabul edilmesi hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu nedenle davacı tarafça marka gaspı anlamında ortaya atılan iddialar haksız ve yersiz olduğunu, "..." markası 2020 yılında tescil edildiğini, aradan uzun zaman geçtikten sonra açılmış olan iş bu davanın kötüniyetli olduğu aşikar olduğunu, davacı şirket müvekkilinin kabulü mümkün olmadığını, bilindiği üzere kötü niyetin ispatı gerekli olduğunu, zira davacı müvekkilinin sonradan kötü niyetli kullanımı olduğunu iddia etmişsede, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; iyiniyetli olunması gereken an ya da süreden sonra kötüniyetin ortaya çıkması hâlinde, başlangıçtaki iyiniyet ve bu iyiniyetin hüküm ve sonuç doğurduğu hukuki durumlar etkilenmediğini, hukukta, bu durum, “sonradan gelen kötüniyet zarar vermez” ifadesiyle açıklandığını, ayrıca, sonraki tarihli marka kullanıcısının kötüniyetli olduğu iddia ediliyorsa bunu iddia eden ispat etmesi gerektiğini, zira TMK m. 3 gereği iyiniyet asıl olduğunu, bu aşamada, davacı yanın tacir olması sebebiyle basiretli davranması gerekmekte olduğunu, basiretli davranmanın bir sonucu da marka sicilinin incelenmesi ve bültenin takip edilmesi gerektiğini, hal böyle olunca da yine uzun zaman sonra açılmış bu davanın ve müvekkiline atfedilen ki niyet iddiasının kabulü mümkün olmadığını, niyetli tescilini iddia ettiğini, ancak bu hususun da yine ... markası .... Sınıfta "... " olarak tescilli olduğunu, davacı ait 10 sınıfta tecilli bir ürün sınıfı yer almadığını, ürünleri .... Ve .... Sınıflarda tescilli olduğunu, bu nedenle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP : Davalı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalılar tarafından davaya konu ... sınıfta tescili ... markasına davacı şirket tarafından itiraz edilmediğini, Kurum tarafından resen yapılan benzerlik araştırmasında tescile engel bir hal görülmediğini, tanınmış marka kaydı da bulunmadığını, bu nedenle davacı iddialarının doğru olmadığını iddia ettiğini, öncellikle bu aşamada 6769 sayılı SMK'nın "Önceki tarihli hakların etkisi" başlıklı 155 (1) maddesinin altını çizmek isteriz. Bu kapsamda, "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez" yani avalılardan ...'e ait adına ... sayılı marka tescili davalıların marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerine hukuki dayanak sağlamadığını, müvekkile ait hem ticaret unvanının esas unsuru olan hem de çatı markası olan ... ibaresi tanınmış marka olduğunu, Türk hukukunda bir markanın Türk Patent nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olması kurucu etkiye değil, açıklayıcı etkiye sahip olduğunu, bir başka deyişle, ... markasının TürkPatent nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olmaması ... markasının tanınmış marka statüsünü haiz olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, hem işbu dosyaya sunulu deliller hem de işbu dosya kapsamında alınan ... ile... tarafından hazırlanan bilirkişi heyeti raporu uyarınca da ... markasının tanınmış marka statüsünü haiz olduğu sübuta erdiğini, ilaveten emsal nitelikli ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyası uyarınca alınan bilirkişi heyeti raporu uyarınca da ... markasının tanınmış marka olduğu kabul edildiğini, hal böyle iken, davalılara ait kullanımların, ... markasının yüksek tanınmışlığı da göz önünde bulundurulduğunda, tüketici nezdinde bu ürünler, müvekkil şirket tarafından üretilen yeni bir ürün olarak değerlendirileceğini, davalının çok açık bir şekilde müvekkilin piyasadaki tanınmışlığı, lider konumu ve güvenilirliğinden haksız ve izinsiz olarak faydalanmaya çalıştığının ortada olduğunu, yargıtay kararları da iddiaları destekler nitelikte olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015 tarihli bir kararında, her ne kadar sınıflar farklı olsa da, davalının “...” biçimindeki sözcük markası ile davacı ... firmasının “...” biçimindeki şekil markası arasında SMK'nun 6/5 maddesi kapsamında haksız yararlanma, itibara zarar vermek ve ayırt ediciliği zedeleme hallerinin söz konusu olacağı içtihat edildiğini, bu kapsamda müvekkiline ait marka ve ticaret unvanı ile davalıların kullanımları iltibasa neden olmakta olduğunu, müvekkilinin markasının ayırt edici niteliğine zarar verdiğini, davalı şirkete ait web sitesi incelendiğinde, davalının ana ürünlerinin cerrahi yüz maskeleri olduğu görülmekte olup davalıların ticari faaliyetlerinin müvekkilinin ticari faaliyet alanıyla örtüştüğü ve tüketici nezdinde sanki bu ürünler müvekkili şirketi tarafından üretiliyormuşçasına bir izlenim oluşturduğu açık olduğunu, davalıların marka gaspı olmadığına dair iddialarının dayanaksız kaldığını, davalıların “...” markasının 2020 yılında tescil edildiğini, aradan uzun zaman geçtikten sonra açılmış olan işbu davanın kötü niyetli olduğunun iddia edildiğini, SMK m.25/f. 6 uyarınca; marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini, bu kapsamda müvekkil şirket ne beş yıl boyunca sessiz kalmıştır ne de işbu davaya konu marka tescilinin iyi niyetli olarak tescil ettirildiği kabul edilebileceğini, işbu davaya konu marka tescili açıkça kötü niyetli olarak tescil edildiğini, dava dilekçesi kapsamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalılara karşı devam eden davaları ve davalılar arasındaki organik bağ ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalıların uzun süredir müvekkili şirketi ve markalarından haberdar olduğunun kesin olduğunu, bu kapsamda TÜRKPATENT nezdinde ... ibaresinin ... sınıfta tescil ettirilmiş olması tek başına davalıların kötü niyetinin açık ispatı olduğunu, marka Adı ve Nice Sınıfları kolonunda yer alan markaların, marka sicilinde...ve ... yetkilisi ... adına kayıtlı olan ve müvekkili dışındaki lider firmalara ait markaları da niyetli olarak nasıl kendi adlarına başka sınıflarda tescil ettirdiklerinin ve bunu sürekli ve bilinçli olarak yaptıklarının görüldüğü üzere davalılar başka firmaların emek, zaman ve masraf harcayarak tescil ettirmiş olduğunu, ayırt edici özellik kazandırdığı veya tanınmış hale getirdiği markaları kendi adına tescil ettirerek bu değerlerin kendisine devrini sağlamak yoluna gitmeyi periyodik olarak gerçekleştirmekte olduğunu, müvekkili şirkete ait dünyaca tanınmış ..., ... ve ... markalarını şimdi de ... markasını da bu şekilde tescil ettirdiğini, daha önce de açıklandığı üzere, ... markasına karşı süresi içerisinde itirazlarının dosyalanmış olup ... ve ... markalarına ilişkin hükümsüzlük ile ...'in marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına ilişkin davaları halihazırda devam ettiğini, bu kapsamda,...tarafından ... markalı ürünlerin üretimi, satışı, ithalatı ve ihracatı tedbiren durdurulduğunu, ..., ... markasından kaynaklanan haklarını müvekkile karşı ileri sürülemeyeceği hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmeden önce de müvekkili aleyhine seri şikâyet dilekçeleri dosyaladiğini ve müvekkiline ait ... markalı ürünlere el koymayı talep ettiğini, tüm şikayetler sonucunda direkt kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilmiş olup, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma no.lu dosyasında bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğini, nitekim sayın marka vekili bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da ...'in ... markasına ilişkin şeklindeki kullanımlarının tescil edilmiş halinden uzaklaşarak ...'in yazı karakterine ve yazım stiline benzetildiğinin belirtildiğini, hatta bu dosya kapsamında Savcılık tarafından tarafların numune sunulması istendiğinde davalılardan ...'ün yetkilisi olduğu ... tarafından üretilen markalı ürünler dosyaya numune olarak sunulduğunu, davalılar arasındaki organik bağ bu kapsamda da bir kez daha ispatlandığını, tüm bu açıklamalar ışığında ve işbu dosyaya sunulu bilirkişi heyeti raporu uyarınca davalıların kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği açıkça belirtildiğinden, davalıların cevaplarının somut bir dayanağı olmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davalıların, davacının ticaret unvanının esas unsuru olan aynı zamanda çatı markası olan ... ibaresinin birebir aynısı olan ... ibaresini/logosunu içerir kullanımlarının davacılara ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturulduğunun tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalıların her türlü kullanım, üretim ve satışının, ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesi, davalılara ait ürünlerin ve bu ürünlerin üretimine yarayan makine, araç, kalıp, ambalaj, etiket, işyeri tabelası, kutu, iş evrakı, katalog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konulması ve imha edilmesi, davalılardan ...'e ait... alan adlı web sitesinde yer alan ihlal teşkil eden içeriklere erişimin engellenmesi, hükmün ilanı, davacıya ait ticaret unvanının esas unsurunu oluşturan ve aynı zamanda çatı markası olan ... ibaresinin aynısının davalılardan ...tarafından ... numara ile ... sınıfta tescil edilen markanın kötü niyetli tescil edilmesi sebebine dayalı olarak hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı markaların tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Hükümsüzlük istemine konu davalı ... adına tescilli ... numaralı ''...'' ibareli markanın tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Mahkememizin tensip zaptı ara kararı ile hükümsüzlük istemine konu ...sayılı markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3.şahıslara devrinin önlenmesi için sicil kaydına tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce 06/12/2021 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın 389-390. maddeleri ile 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talebinin takdiren 250.000 -TL (ikiyüzellibintürklirası) nakdi teminat veya aynı miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibrazı şartıyla kabulüne, davalıların davacıların tescilli markasına iltibas teşkil eden ve karışıklığa yol açan davalıların, "..." ibaresini içerir üretim, satış, dağıtım ve tanıtım olmak üzere her türlü kullanımının tedbiren engellenmesine karar verildiği, ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmesi üzerine mahkememizce 04/04/2022 tarihli mürafaa sonucunda dava dilekçesi, TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve bütün dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ... vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan marka vekili ...ve bilişim uzmanı ...tarafından hazırlanan 30/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Talep eden tarafından dosyaya sunulan ve bahsi geçen “...” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 15.02.2000 tarihinin kayıt olunduğu ve alan adı sahibinin “... Tic. Ltd. Şti.” isimli firmaya kayıt edildiği, ilgili internet sitesi içerik saylayıcısı tespiti için detaylıca incelendiğinde firma adı olarak “... AŞ", adres olarak “...", iletişim olarak “..."şeklinde sitenin “Mesafeli Satış Sözleşmesi” sayfasında açıkça belirtildiği, davacı tarafından belirtilen “...” internet sitesine bağlı davacı tarafından dosyaya sunulan ürün sayfaların linklerin güncel olarak yayında olduğu ve web sitesi içerisinde tespite konu “...” ibarelerinin ve görsellerin kullanıldığı, davacı tarafından belirtilen “...”, '....”, ...” ve “...” internet web sitelerine bağlı sunulan linklerin güncel olarak yayında olduğu ve ilgili link içeriklerinde tespite konu “....” ibarelerinin ve görsellerin kullanıldığı, davacının ... asli unsurlu markasının ayırt edici gücü yüksek tanınmış markalardan olduğunu, davalılardan ... adına 17.05.2020 tarihinde... dosya numarasıyla ... ibareli marka başvurusu yapılmış olup, 27.08.2020 tarih ve 355 sayılı Resmi Markalar Bülteninde yayınlanmış, yayına itiraz edilmemesi sonucunda markanın 25.11.2020 tarihinde dava konusu Nice sınıflandırması kapsamındaki 10. Sınıf “cerrahi maske” emtiasında tescil edildiğine, davacı ve davalılar markaları karşılıklı incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzer olduğuna, taraf markalarının tescilli oldukları emtialar farklı olmakla beraber, davacı markasının ayırt edici yüksel tanınmış markalardan olduğu göz önüne alındığında ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açarak iltibas yaratacağı veya davalı marka kullanımlarını davacının seri markalarında biriymiş gibi algılayarak, davacı markalarıyla ilişkilendireceği böylelikle davacı markasına tecavüz ettiği, her ne kadar davalı yan adına tecilli olan markaların varlığı nedeni ile davalı yanın kullanımlarının “tescilli markaya dayanıp dayanmadığı” hususu tartışılabilecek ise de SMK 155/1 maddesi gereği davalı yanın dava konusu markalarını “tecavüz” davasında savunma argümanı olarak ileri süremeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce dosya kapsamına alınan marka vekili FSEK uzmanı ... ve sektör bilirkişisi ...hazırlanan 30/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; SMK m.155/1 gereği davalıların ... başvuru nolu ... ibareli markayı davacının ilgili 2001 04375 numaralı ..., ......, ... numaralı "...", ... "..." markalarından sonra tescilli olduğundan savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, davacı markasının tanınmış olduğu ve bu tanınmışlık nedeniyle davalı kullanımlarının davacının seri markalarında biriymiş gibi algılanarak, davacı markalarıyla ilişkilendireceğini, ayırt edici karakterine zarar verebileceği ve davacının markasının itibarından haksız bir yarar elde edebileceğini, SMK mad.7/2c incelemesi aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın bir inceleme öngörmekle birlikte davalının kullanımlarının maskelere yönelik olmakla davacının ... "..." ...sınıftaki tescilli mallar bakımından da benzer olduğu, hem SMK mad. 7/2b hem c bendi kapsamında da marka hakkına tecavüz olduğu, hükümsüzlüğe konu ...başvuru nolu ... ibareli markanın Marka ilan Bülten tarihinin 27/08/2020 olduğu 5 yıllık sürenin geçmemiş olduğu ve yine kötü niyetin varlığına yönelik bir kanaat olması durumunda davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmadığı, davacının markasının tanınmışlığı nedeniyle davalının düz yazı ile ... ibareli markası davacı markalarıyla ilişkilendireceği, ayırt edici karakterine zarar verebileceği ve davacının markasının itibarından haksız bir yarar elde edebileceği, davalı Marka sahibinin davacı tarafın tanınmış markasından hayatın olağan akışına göre haberdar olmamasının mümkün olmadığı, bu yönde marka imajından yararlanma noktasında kötü niyetli olduğu SMK mad.6 ve 6/9 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce son görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapora davalı ... vekilinin itiraz etmesi üzerine anılı taraf vekilinin itirazları kapsamında ek rapor alınmasına karar verilmiş ise de taktir edilen delil avansı davalı vekili tarafından yatırılmadığından dolayı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45/4. maddesinin; '' (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır.'' şeklindeki düzenlemesi gereğince davalı tarafın ek rapor ikamesinden vazgeçmiş sayılması gerekmiştir.
Huzurdaki dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, hükmün ilanı ve markanın hükümsüzlüğü taleplerine ilişkin olup ilk olarak tecavüz ve haksız rekabet istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
Davacıların ticaret unvanlarına esas olan çatı markası “...” markasının ...,¸ ..., ..., ..., ¸... ve ... numaraları ile TPMK nezdinde tescilli ve koruma altında olduğu (fazla sayıda tescilli markanın sahibi olduğu) saptanmış olup ihtilaf kapsamında ilk olarak davacının tescilli ''...'' markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "..." adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “...”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacıların markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacıların markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacıların "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlenmeler ışığında bir sonraki aşamada davalılar tarafından satış ve dağıtımı yapılan ''...'' ibareli ¸markasal kullanımlarına dayalı eyleminin SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davacıların marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu tasarım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere; davacıların ''...'' asli unsurlu markasının ayırt edici gücü yüksek tanınmış markalardan olduğu, davacıların markalarındaki esaslı unsurun ... ibaresi olduğu, bu ibarenin davalılar tarafından tarafından
aynen kullanıldığı, davacının ... markasındaki kırmızı rengin aynı ve çerçeve olarak kırmızı yuvarlağın davalılarca oval ve çerçevesiz olarak kullanıldığı, markasal kullanımlar karşılıklı incelendiğinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek
derecede benzer olduğu, taraf markalarının tescilli oldukları emtialar farklı olmakla beraber, davacıların markasının ayırt ediciliği yüksek tanınmış markalardan olduğu göz önüne alındığında ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa yol açarak iltibas yaratacağı, nitekim davacıların markasının tanınmışlığı nedeniyle davalıların kullanımlarının ortalama tüketici nezdinde davacıların seri markalarından biriymiş gibi algılanarak, davacı markalarıyla ilişkilendireceği, ayırt edici karakterine zarar verebileceği ve davacıların markasının itibarından haksız bir yarar elde edebileceği kanaati oluşmuştur.
Teknik ve sektörel incelemeyi içerir iki farklı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporların dosya kapsamına uygun ve çelişki içermediği saptanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Ayrıca davalı ...'in ek rapor talebinden vazgeçmiş sayılması kapsamında yeniden rapor alınmamıştır. Her ne kadar davalı tarafça davalı ...adına tescilli ''...'' markasına dayalı olarak markasal kullanım savunulmuş ise de önceki tarihli hakların etkisini düzenleyen SMK'nın 155. maddesinin; ''(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.'' düzenlemesi gereğince davacıların önceki tarihli tescilli hak sahibi olmaları nedeni ile bu savunmaya itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Bu hâli ile davalıların eylemi neticesinde davacıların marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılması gerekmiştir.
Belirtilen gerekçeler ışığında; davalıların, davacıların tescilli markası ''...'' ibaresinin birebir aynısı olan ... ibaresini/logosunu içerir markasal kullanımlarının SMK'nın 29/1 ve 7. maddeleri kapsamında davacılara ait marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, davalıların ''...'' ibaresine ilişkin kullanım, üretim ve satışının, ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesine, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına ve imhasına, davalılardan ...’e ait ... alan adlı web sitesinde yer alan ...'' alan adlarına erişimin ülkemizden engellenmesine, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2021/439 esas, 2023/201 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.
Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacıların istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Son olarak davalı ...adına tescilli ... sayılı ''...'' ibareli markanın kötüniyete dayalı hükümsüzlüğü istemi tetkik edilmiş olup dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 25/1. maddesinde marka hükümsüzlüğü halleri sayılmış olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın 6/9. maddesi kapsamında kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir. Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlığa bakılması gerekmiş olup davacıların kötüniyetli marka başvurusuna yönelik iddiasına kapsamında diğer davalılar açısından başkaca pek çok tanınmış markalarının da tescil edildiğine ve sonrasında itiraza konu olduğuna yönelik yazılı delillerini sunduğu, davalı ...’ün Ticaret Sicili Gazetesi kayıtları uyarınca ... firmasının yetkilisi olarak göründüğü,
yine sicil kayıtları incelendiğinde ... firmasının önceki yetkilisinin davalılardan ... olduğu, böylece bu durumun tanınmış markaların potansiyelinden faydalanma kastı ile kötüniyetli hareket edildiğini gösterdiği, davalı marka sahibinin davacıların tanınmış markasından hayatın olağan akışına göre haberdar olmamasının mümkün olmadığı, davacılara ait markanın gerek ülkemizde gerekse dünyada yaygın olarak pazarlandığı ve bilinirliği göz önüne alındığında; davalı tarafın davaya konu markayı davacıların markasının ününden faydalanma niyetiyle kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenlerle SMK'nın 6/9 maddesi gereğince davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu gerekçeler ışığında davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KABULÜ ile,
Davalıların, davacıların tescilli markası ''...'' ibaresinin birebir aynısı olan ... ibaresini/logosunu içerir markasal kullanımlarının SMK'nın 29/1 ve 7. maddeleri kapsamında davacılara ait marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, davalıların ''...'' ibaresine ilişkin kullanım, üretim ve satışının, ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesine, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine araçlarına tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına ve imhasına, davalılardan ...’e ait .... alan adlı web sitesinde yer alan ...'' alan adlarına erişimin ülkemizden engellenmesine, karar kesinleştiğinde bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
2-SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacıların haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,
3-Davalı ... adına tescilli ...sayılı ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde TPMK'ya gönderilmesine,
4- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
5-Alınması gereken 427,60 TL ilam harcından peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile eksik 368,30 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davanın kabul nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
7-Kabul edilen davalı ... adına tescilli ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebi yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ... 'den alınarak davacılara verilmesine,
8-Davacıların yaptığı 59,30 TL başvuru harcı, 59,30 TL başvuru harcı, 362,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 7.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.481,10 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ödeyen tarafa iadesine,
Dâir; davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/03/2024

Katip
¸e-imzalıdır

Hakim
¸e-imzalıdır