T.C.
İSTANBUL
3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/243 Esas
KARAR NO : 2024/55
DAVA : MARKAYA TECAVÜZÜN TESPİTİ, DURDURULMASI, KALDIRILMASI MADDİ, MANEVİ VE İTİBAR TAZMİNATI
DAVA TARİHİ : 25/11/2019
KARAR TARİHİ : 13/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi, Manevi ve İtibar Tazminatı davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin 2000 yılında kurulmuş olduğunu, enerji içeceği üretim ve dağıtımında dünya lideri olduğunu, müvekkili keza dünyaca tanınmış ... iştiraki olduğunu, bunun yanında müvekkilinin toplamda %43 payla dünya lideri olduğunu, müvekkilinin alanın enerji ve spor içecekleri olmakla birlikte özellikle meşrubat ürünleri, alkollü - alkolsüz içecekleri, aromalı çaylar, spor içecekleri, sıvı gıda ve besin takviyeleri sektöründe de başarıya ulaştığını, müvekkili adına tescilli markalar bu sektörde en bitinen 2-3 dünya markasından biri olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de de tescilli birçok markası bulunduğunu, bu markalar ... firmasından ... firmasının iştiraki olan ...'a oradan da diğer iştiraki (müvekkili) ... ye devir edildiğini, müvekkilinin ... markalı ürünlerine ait geniş bilgiye Türkiye resmi sitesinden ... ulaşıldığını, .. markası Türkiye'nin en tanınmış enerji içeceği markalarından biri olduğunu, müvekkiline ait ... ve ... ibareli markaları OHİM (Avrupa Birliği ülkeleri ) başta olmak üzere dünya nezdinde onlarca ülkede tescilli olduğunu, müvekkili ... adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli "...' unsurlu seri Markalar dâhil markalarının listesinin sunulduğunu, davalının müvekkiline ait "..." markaları ile iltibas yaratacak nitelikteki "..." ibareli "enerji içeceği" üreterek, bir çok ulusal markette, farklı dağıtım kanallarında ve internet üzerinde "sporcu içeceği" ve "zayıflama ürünü" adı altında pazarlamakta olduğunu, davalının bu kullanımı müvekkilinin marka hukukundan kaynaklı haklarına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunu, kamuyu, halk sağlığını ve tüketiciyi aldatıcı nitelikte olduğunu, bu nedenle müvekkili firma adına tescilli ve tanınmış "..." unsurlu markalarına yönelik tecavüz fillerinin tespitini, durdurulmasını, giderilmesini, şimdilik 5000 TL maddi, 5000 TL itibar tazminatı ve 20000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, “...” ibareli markayı TPMK nezdindeki ... numaralı tescile dayanarak kullandığını, huzurdaki davanın 2020 yılı Kasım ayında açıldığını, davacının müvekkilinin markasını 2017 tarihinden itibaren bilmesine rağmen, dava zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı yabancı bir şirket olmasına rağmen dava açmak için gerekli olan teminatı yatırmadığını, dava konusu “...” ibaresi TPMK nezdinde tescilli olduğu ve lisans anlaşması doğrultusunda müvekkili tarafından hukuka uygun şekilde kullanıldığını, “...” ibareli markanın TPMK nezdinde ... Tescil No ile... adına tescilli olduğunu, müvekkili ile marka sahibi ... arasında 20.10.2017 tarihli bir lisans sözleşmesi akdedilmiş ve “...” ibareli markanın müvekkili tarafından kullanılmasına marka maliki ... tarafından izin verildiğini, davacının ... ibareli markaları ile müvekkilinin ... ibareli kullanımlarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan incelendiğinde bütünsellik ilkesi gereğince benzer olmadığı, davacının ... ibareli markalarında baskın unsur ... sözcüğü olduğunu, müvekkilinin dava konusu markasında ise baskın unsur sözcüğün tamamı olarak “...” sözcüğü olduğunu, huzurdaki dava bir tecavüzün meni davası olup, hükümsüzlük davası olmadığını, markalar arası iltibas ihtimali bulunmadığından ve müvekkilinin tescile dayalı kullanım gerçekleştirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporundaki tüm takdir yetkisinin davacı lehine kullanıldığını, davalı yana ait TPMK nezdinde ... ibaresini ihtiva eden markalar incelendiğinde ise davalı yanın ... ibaresini ihtiva eden herhangi bir markasına rastlanılmadığının ifade edildiğini ancak müvekkilinin, “...” ibareli ve ... tescil numaralı markayı, lisans sözleşmesine dayanarak kullandığını, bu nedenle raporun eksik incelemeye dayanarak ve gerekli özen gösterilmeden hazırlandığını, benzerlik kriterleri raporda açıkça belirtilmesine rağmen müvekkilinin “...” ibareli markasının davacının “Burn” ibareli markalarıyla benzer olduğu sonucuna varılmasının anlaşılamadığını, ürünler ve sınıflar bakımından inceleme yapıldığı ve davacının markalarının ağırlıklı olarak ...sınıfta, müvekkilinin “...” ibareli markasının ... Sınıfta tescilli olmasına rağmen çifte benzerlik şartının sağlandığını ve markaların benzer hizmetlerde kullanıldığı tespitinin yanlış olduğunu bu nedenle haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava; davacı adına tescilli ...ve ... numaralı "..." markaları başta olmak üzere ..., ..., ..., ..., ... numaralı markalardan kaynaklı haklara yönelik tecavüz fiillerinin tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
Davacı adına tescilli "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ibareli marka tescil belgeleri TPMK'dan celp ve tetkik edilmiştir.
Davacı tarafça marka tescil kayıtları, ürün görselleri ve davalıya ait ... (...) ibareli ürünlerin satış kayıtlarına delil olarak dayanıldığı görülmüştür.
Davalı tarafça “...” markası tescil kayıtları ile lisans sözleşmesine delil olarak dayanıldığı görülmüştür.
... Valiliğine müzekkere yazılarak davalı ...( Eski unvanı (Ltd.) da yazılarak ) hakkında idari soruşturma olup olmadığı, var ise soruşturma akıbetinin Mahkememize bildirilmesi istenilmiş ve ... 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin ... D. İş sayılı dosyasına ait evrakların ibraz edildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından yabancılık teminatı yönünden usûli itiraz ileri sürülmüş ise de 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun 48. maddesinin 2. fıkrasının; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” şeklinde düzenlediği, karşılıklılık ilkesinin, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği, davacı şirket ABD uyruklu olup ABD ile ülkemiz arasında karşılıklılık esası bulunduğundan davacı şirket lehine teminat muafiyetinin mevcut olduğu anlaşılmakla; davacı tarafça teminat yatırılmasına yer olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmüş ise de zamanaşımı süresini düzenleyen Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 157. maddesinin; '' (1) Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır.'' atfı kapsamında uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72. maddesi gereğince tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda ise arabuluculuk öğrenme tarihi itibari ile 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri dolmadığı gibi devam ettiği iddia edilen tecavüz eylemi süresince zamanaşımı süresi de işlemeyeceğinden dolayı yerinde görülmeyen zamanaşımı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
... 2. FSHHM' nin ... esas sayılı dava dosyası uyap üzerinden celp ve tetkik edilmiş olup davacı tarafından ikame edildiği, davalının lisans sözleşmesi ile kullandığı ...adına tescilli ''...'' ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacının ... ibareli markası ile iltibas oluşturup oluşturmayacağı ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasından çıkacak karara göre değişiklik gösterebileceği gerekçesi ile bekletici mesele yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de HMK'nın 165. maddesi gereğince bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilmesi mümkündür. Ancak somut olayda huzurdaki davadaki iltibasa dayalı marka hakkına tecavüz istemi yönünden hüküm verilebilmesinin hükümsüzlük davasının neticesine bağlı olmadığı, iltibas incelemesinin mahkemelerin taktir alanında kaldığı gibi alınan raporların benzer içerikte olduklarının görüldüğü, bu nedenle dava dışı tescilli marka sahibi aleyhine açılan hükümsüzlük davasının huzurdaki yargılama yönünden beklenmesinin gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında mahkememizce görevlendirilen bilişim uzmanı ..., marka vekili ... ve Gıda mühendisi... tarafından düzenlenen 05/03/2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Dosya içerisinde bulunan taraf beyanlarının, delillerin, marka tescil belgelerinin, TPMK kurumu kayıtlarının incelenmesi neticesinde ulaşılan tespitler ve teknik değerlendirme sonucunda, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, ... alan adı sahibi/yetkilisi bilgileri kontrol edilmiş olup Alan Adının 29 Ağustos 2012 tarihinde alındığı, alan Adı Sahibi/Yetkilisi bilgileri arasında ... ŞTİ. yazdığı, adres bilgisinde ...yazdığı ve telefon bilgisinde -... yazdığı, ... alan adı içerisinde bulunan web sitesi kontrol edildiğinde İletişim menüsünde ... Telefon : ... Gsm: ... yazdığı, harita kısmında ise ... yazdığı, dosyada belirtilen link olan ... linki kontrol edildiğinde ..., ... ibareli ürün/ürünler olduğu, dosyada belirtilen link olan ... linki kontrol edildiğinde ..., ... ibareli ürün/ürünler olduğu, dosyada belirtilen link olan ... linki kontrol edildiğinde ..., ... ibareli ürün/ ürünler olduğu, dosyada belirtilen migros sanal market üzerinden satışı yapıldığı belirtilen dava konusu Bum ibareli ürün kontrol edilmiş olup Sporcu İçecekleri Kategorisinde Zeroshat marka ürünler kontrol edildiğinde toplamda 5 adet ürün olduğu ve bu ürünler arasında ... ibaresine rastlanılmadığı, 5 üründen birinin açıklama kısmına bakıldığında ise Gıda İşletmecisi/Üretici/İthalatçı/ Dağıtıcı kısmında ...Şti. Yazdığı, dosyada dava dilekçesinde sunulmuş olan ekran görüntüsü ... arama motoru üzerinden ... şeklinde yapılan arama sonucunda İse yukarıda migros sanal market üzerinde görülen 5 adet ürün dışında Sporcu İçecekleri Kategorisinde ... olduğu, ürün üzerinde ...ibaresinin olduğu, "bu ürün stoklarımızda yoktur ya da şu an satışta değildir. " ibaresinin olduğu, davalı yanın ilgili kullanımlarının davacı yana ait markalar ile iltibasa sebebiyet vereceği, ilgili kullanımların davacının markalarından kaynaklanan haklarını ihlal eder mahiyette olduğu bildirilmiştir.
Dosya kapsamında mahkememizce görevlendirilen bilişim uzmanı ..., marka vekili ..., Gıda mühendisi...ve mali bilirkişi ...tarafından düzenlenen 09/03/2022 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında özetle; Dosya içerisinde bulunan taraf beyanlarının, delillerin, marka tescil belgelerinin, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarının incelenmesi neticesinde ulaşılan tespitler ve teknik değerlendirme sonucunda; takdiri Mahkeme'ye ait olmak üzere; Esas mahiyetinde kök raporda yer verilen görüşlerin devam ettiği, huzurdaki dosyada tazminat hesaplamasının yapılabilmesi için yine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere, davalı tarafın davaya konu markanın satışlarından elde etmiş olduğu ciro bilgisine ihtiyaç olup, bu ciro miktarı üzerinden sektörel karlılık oranı dikkate alınarak bulunacak miktar maddi tazminat olacağı bildirilmiştir .
Dosya kapsamında mahkememizce görevlendirilen bilişim uzmanı ..., marka vekili ..., Gıda mühendisi ...ve mali bilirkişi ... tarafından düzenlenen 23/02/2022 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunun sonuç kısmında özetle; Dosya içerisinde bulunan taraf beyanların, delillerin, marka tescil belgelerinin, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarının incelenmesi neticesinde ulaşılan tespitler ve teknik değerlendirme sonucunda; takdiri Mahkeme'ye ait olmak üzere; Esas mahiyetinde kök ve 1. Ek raporda verilen görüşlerin devam ettiğini, hesaplanan maddi tazminat miktarının 8.557,97 TL olduğu, manevi tazminatın takdiri ve miktarının tespitinin Mahkemeye ait olduğu, görüş ve kanaatlerine varıldığı bildirilmiştir.
Huzurdaki dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, kaldırılması, maddi / manevi ve itibar tazminatı ile hükmün ilanı taleplerine ilişkin olup ilk olarak tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.
SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.
(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.
İtibar tazminatı talebinin yasal dayanağını SMK'nın 150/2. maddesinin oluşturduğu düzenlemenin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
Davacının ''...'' ana unsurlu ...., ...,..., ..., ..., ... ve ... sayılı tescilli (isim ve şekil içeren) markaların sahibi olduğu saptanmış olup davacının tescilli ''...'' markasının tanınmış marka olup olmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Tanınmış markanın ülkemizdeki yasal düzenlemelerde ölçütleri tanımlanmamış ise de tespitinde 1999 yılında "... (...) Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirilmiş ve bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bu kriterler, bağlayıcı olmamakla birlikte uygulama ve öğretide de genel kabul görmüştür. Dolayısıyla bu kapsamdaki incelemede; “toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi”, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu”, “marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu”, “markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü”, “markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları”, “markanın ekonomik değeri” şeklindeki ölçütler nazara alınarak somut olayın niteliğine göre ve sunulan deliller kapsamında inceleme yapılması gerekmiştir. Somut olay özelinde bakıldığında davacının markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacının markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlenmeler ışığında bir sonraki aşamada tespiti gereken hususun, davalı tarafından lisans sözleşmesi kapsamında olduğu beyan edilen ''...'' ibareli markasal kullanımlarının davacının tanınmış ''burn'' markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olup olmadığı, davalının anılı eyleminin SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
İltibasa dayalı marka hakkına tecavüz iddiası bakımından yapılan incelemede ise inceleme konusu markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu markalar kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerlik derecesi, önceki markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal ve hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. (İltibas) Karıştırılma tehlikesinin olup olmadığının tespitinde ise markalar ile ilgili tüm unsurlar dikkate alınarak, genel (bütünsel) olarak değerlendirme yapılması gerekmiş markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajı irdelenmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede görüldüğü üzere; davalı tarafından dava dışı kişi adına tescilli olup lisans sözleşmesi kapsamında kullanıldığı görülen ''...'' markasının “içecek / sporcu içeceği emtialarında” kullanılmakta olduğu ve davalı tarafından kullanımı gerçekleştirilen ürün görsellerinde “...” ve “...” ibarelerinin de markasal olarak üzerinde ihtiva ettiği görülmüştür. Ancak ilgili emtia grubu bakımından kullanım zarureti olmayan ve davacı adına tescilli tanınmış ''...'' ibaresinin ilgili kullanımlarda tescil edildiği şekilden uzaklaşılarak ayrıca ve büyük harflerle yer almasının nihai ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Tarafların markasal kullanımların benzer sınıfta olup benzer mallara ilişkin ürünlerin ortalama tüketicilerine yöneldiği göz önüne alındığında davalının ''...'' şeklindeki markasal kullanımlarının davacının tanınmış ''...'' markası ile iltibas yarattığı kanaatine varılması gerekmiş ve davalının eylemi neticesinde davacının marka hakkına tecavüzün mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı şirket markasal kullanımını lisans sözleşmesine konu tescilli markaya dayandırmış ise de önceki tarihli hakların etkisini düzenleyen ve dava tarihi itibari ile uygulanması gereken SMK'nın 155. maddesinin; '' (1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.'' düzenlemesi gereğince davacının önceki tarihli tescil maliki olması karşısında davalı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
Belirtilen gerekçeler ışığında; davalının "...'' markasal kullanımlarına dayalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla; SMK'nın 149. maddesi gereğince davacının marka hakkına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, kaldırılmasına ve SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına ilişkin karar verilmesi gerekmiştir. Tahkikatın önceki aşamalarında davacı yanın ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmediğinden yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu görülmekle SMK'nın 159. maddesi kapsamında davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı şirketin maddi tazminat istemini SMK'nın 151/2-b maddesine göre belirlediği görülmüş olup mali inceleme neticesinde dava konusu markalı ürünlerin ... A.Ş. dışındaki müşterilere de satıldığı görüldüğünden hesaplamada dava konusu markalı ürünlerin tamamının satışlarının dikkate alındığı, ... Ticaret Odasının Sektörlere Göre Karlılık Oranları araştırmasına göre; toptan ve perakende gıda dağıtımı ve pazarlamasında brüt karlılık oranının alkolsüz içeceklerde %5 olduğu görülerek hesaplamada bu oranın dikkate alındığı, davalı ...Şirketi’ nin dava konusu markalı ürünlerin satışlarının cirolarının ise 2017 Yılı Cirosu 242.014,70 TL , 2018 Yılı Cirosu 215.314,15 TL , 2019 Yılı Cirosu 113.203,33 TL , 2020 Yılı Cirosu 119.268,55 TL , 2021 Yılı Cirosu -5.163,53 TL (geri dönüş primlerinden kaynaklanmaktadır.) Toplam: 684.637,20 TL olup 684.637,20 TL X % 5 = 34.231,86 TL kâr bulunduğu, bu kârın % 50' sinin sermayeden, % 25’nin yönetici ve çalışanların gayreti kalan % 25’inin markanın kullanımından kaynaklandığı göz önüne alındığında tazminat miktarının 34.231,86 TL X 0,25= 8.557,97-TL belirlendiği görülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamına uygun bulunan hesaplamaya göre belirlenen 8.557,97- TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Bir sonraki aşamada davacı yanın itibar tazminatı talebi incelenmiş olup SMK'nın 150/2. maddesinin; ''Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." şeklinde ifade edildiği, maddede "kötü şekilde üretim" ifadesi yer almakta ise de ürünün ne şekilde kötü üretilebileceğinin açıklanmadığı, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için tecavüzün varlığı ile birlikte aynı zamanda hakka konu ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi şartlarının da mevcut olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında ... 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin ... D. İş esas sayılı dosyası içeriğinde davalının ''...'' markalı ürünleri hakkında 26/03/2020 tarihli ... sayılı toplatma ve para cezası idari yaptırım kararlarının uygulandığı, ürünlerin hariciyen kullanılmasının insan sağlığını riske attığı, ilgili ürünün ...ve ...
Tebliği (Tebliğ N:...)" ne uygun olmadığının tespit edildiği, ilgili ürünün bileşiminde ... ile birlikte ... içerdiğinin tespit edildiği, tespitler neticesinde muteriz hakkında idari yaptırım kararının uygulandığı ve ürünün piyasadan tüm parti ve seri numaraları ve son tüketim tarihleri gözetmeden toplatılmasına karar verildiği, idare tarafından verilen toplatma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, muteriz tarafından idari yaptırım kararlarının aksinin ispat edilemediği, muteriz
hakkında düzenlenen idari yaptırım kararındaki miktarın artırılarak uygulanmasının uygun olmadığı anlaşılmakla itirazın kısmen kabulü ile idare tarafından muteriz hakkında düzenlenen idari para cezasındaki miktarın artırılarak uygulanmasının uygun olmaması ve düzenlenen idari para cezasındaki miktarın ilgili kanunda belirtilen ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere alt sınırdan düzenlenmesi gerektiğinden 13.934,00 TL idari para cezasının 10.000,00 TL olarak düzeltilmesine karar verildiği, anılı tespitler karşısında tecavüz teşkil eden ürünün tecavüz eden tarafından kötü şekilde üretilmesi ve uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hak sahibinin tanınmış ''Burn'' markası yönünden itibarının da zarara uğradığı kanaatine varılmakla, davacı yararına 5.000TL itibar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.
Son olarak davacı markasının tescilli olduğu süre, markanın tanınmışlık derecesi, davalının markayı kullandığı süre dikkate alınarak davalının ticaret hacmine, kusur derecesine göre davacı yararına taktir edilen 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmakla; tüm bu gerekçeler ışığında davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
A- Davalının ''...'' ibareli markasal kullanımlarının davacının ... ve ... sayılı “...” markaları ile ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarından kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN DURDURULMASINA, TECAVÜZÜN KALDIRILMASINA,
B- Davacı yararına 8.557,97 TL maddi tazminatın, 5.000-TL itibar tazminatının, 20.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
C- SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,
D- SMK'nın 159. maddesi gereğince davacı yanın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacının marka hakkına tecavüz dolayısıyla davalı internet sitesinde ve işyerinde olmak üzere her türlü mecrada davalıya ait “...” ibareli ürünlerin satış ve pazarlanmasının, görsel ve tanıtım materyallerinde kullanılan “...” ibarelerinin kullanımının ihtiyati tedbiren önlenmesine, davalının işyerindeki tecavüz teşkil eden ''...'' ibareli yazılı ve görsel materyallere ihtiyati tedbiren el konulmasına ve bunların saklanmasına, SMK'nın 149/1-f maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde ihtiyati tedbiren el konulan ürünler üzerindeki ''...'' ibarelerinin/markalarının davalı tarafça silinmesine, aksi halde imha edilmesine,
2-Alınması gereken 2.292,34 TL ilam harcından 487,70 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik 1.804,64 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Kabul edilen tespit talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 8.557,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen itibar tazminatı yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafın yaptığı 532,10 TL (peşin harç, ıslah harcı, başvuru harcı), 393,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 4.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.925,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dâir; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/03/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!