WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/90 Esas
KARAR NO : 2024/449

DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2023
KARAR TARİHİ : 04/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"Davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet teşkil eden tasarıma sahip ürünlerin ve haksız rekabet işlenmesinde etkili olan araç ve malların imhasına, maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"davaya konu uyuşmazlıkta davacının haksız rekabete neden olduğunu iddia ettiği tasarım müvekkilimiz adına türkpatent nezdinde tescilli bir tasarım olup, 6769 sayılı sınai mülkiyet kanunu hükümlerine göre korunmaktadır. davacı, müvekkilimizin türkpatent nezdinde tescilli tasarımını hukuka uygun ve haklı kullanımına karşı haksız rekabet iddia edemeyeceği gibi, hiçbir kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tasarımlara ilişkin davalar ve benzeri hususlar smk konusuna girmektedir. smk'nın görev konusunu düzenleyen 156. maddesi uyarınca, sınai mülkiyet haklarına ilişkin tüm davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar ihtisas mahkemeleridir. davacı, davasını türkiye'de tescilli olmayan bir tasarıma dayandırmaktadır. yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda da tescilsiz tasarımlar smk'da düzenlenmekte olduğundan, tescilsiz tasarıma dayanarak açılmış bir davanın da çözüm yeri ihtisas mahkemeleridir. işbu davanın hmk'nın 1. ve 2. maddelerinin atıfıyla ve smk'nın 156. maddesi yönünden görevsizlik sebebi ile usulen reddedilmesini..." talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava haksız rekabetin önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması rekabete konu ürünlerinin satışının yasaklanması, bunlara el konulması, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin 2021/566 Esas 2021/538 Karar sayılı ilamında özetle; "Somut olayda Mahkemece, davada marka hakkının korunması veya markaya tecavüzle ilgili bir talep bulunmadığından, uyuşmazlığın fikri mülkiyet veya sınai mülkiyet hakkıyla ilgisi bulunmadığından, ticaret mahkemesine görevsizlik verilmiş ise de, davacının Markasının tescilli olduğu ve davacının Marka hakkına dayanarak davasını açtığı, her ne kadar ıslah ile tecavüzden doğan haklar istenmiş ise de, tecavüzün oluşup oluşmadığının tespitinin yapılması gerektiği buna göre de öncelikle davalının davacının marka hakkına ilişkin tecavüzün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Markaya tecavüzün tespitinin yapılması Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, haksız rekabetten doğan iddialar ile marka tecavüzüne ilişkin iddiaların birlikte görülmesinin gerekmesi halinde de daha özel görevli Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin her iki davaya da bakmakla yükümlü bulunduğu, Davacı tarafın taleplerinden birinin ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği dikkate alındığında, 551 Sayılı KHK'nın 146. maddesinin 1. fıkrası gereğince davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/11-546 Esas ve 2018/1330 Karar, Yargıtay 11. H.D'nin 2014/3511-6600 Esas ve Karar, Yargıtay 11. H.D.'nin 2012/19078- 2013/1600 Esas ve Karar sayılı ilamları). Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri bir ihtisas mahkemesi olup, özel bilgi ve uzmanlık gerektiren belirli uyuşmazlıkların çözümü için kurulmuş özel mahkemeler olduğundan, genel mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına giren işlere de bakabileceğinden, davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/987 E 2019/611 K sayılı ilamında özetle; "HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacı firmanın ürettiği ürünün taklit edilerek satışa sunulduğu iddiasıyla gerçekleştiği öne sürülen haksız rekabetin tespiti, meni ve maddi manevi zararın tazmini davasıdır.
Uyuşmazlık konusu görev hususudur.
Davacı 16/05/2017 tarihli dilekçesinde (davalının ikinci cevap dilekçesinden sonra- ön inceleme duruşmasından önce) verdiği dilekçede dava konusu ürün modeline ilişkin tasarımın TPMK nezdinde ...tescil numarası ile tescil edildiğini belirtmiş ve davalarının Sınai Mülkiyet Kanununu 81. maddesine göre davalının tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve zararın tazmini davası olduğunu belirtmiştir.
.... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... tarihli ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusu tasarım hakkına tecavüzün bulunup bulunmadığı, haksız rekabet ile görev ve davanın genişletilip genişletilmediği olarak belirlenmiş ve davanın FSM'de görülmesi gerektiği belirtilerek davalının görev itirazı reddedilmiş ise de daha sonra davanın açılış tarihi itibariyle tescil edilmemiş emtiaya yönelik dava açıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, daha sonra davaya bakan ticaret mahkemesi de davadan önce tescil yapıldığı gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
HMK' nın 141/1.maddesinde tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle serbestçe iddia ve savunmalarını genişletebilecekleri, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın muvafakatıyla iddia ve savunmaların genişletilebilecekleri yahut değiştirilebilecekleri ifade edilmiştir.
Davacı, ikinci cevap dilekçesinden sonra vermiş olduğu müstakil bir dilekçede değişiklik-genişletme yapmış olup davalı taraf bu değişikliğin geçerli olmadığını öne sürmektedir.
Davaya konu ürünün, davadan önce 02/11/2016 tarihinde tasarımının tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin görevli olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesine göre davanın görülebilmesi için gerekli bir dava şartı olup, HMK 115/1.maddesine göre de yargılamanın her safhasında resen nazara alınır. Buna ek olarak HMK'nın 31.maddesine göre uyuşmazlığın belirlenebilmesi için hakimin davayı aydınlatma görevi bulunduğu gibi, HMK'nın 33.maddesi kapsamında da dava açmaya yol açan maddi olguların hukuki takdiri-nitelemesi hakime aittir.
HMK'nın 141/1.maddesinde yazılı yargılamanın geçerli olduğu davalarda tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe davada değişiklik yapabilecekleri, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile değişiklik yapabilecekleri hükme bağlanmıştır. Ön inceleme aşamasının ne zaman başladığı konusunda bir açıklık bulunmamakta fakat HMK'nın 140.maddesinde ön inceleme duruşmasında hakimin dava şartları ve ilk itirazlar hakkında öncelikle karar vereceği hükme bağlanmıştır. Mahkemenin görevini etkileyen değişikliklerin HMK'nın 141/1.maddesinde hükme bağlanan iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi kapsamında olduğuna dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Davanın görülebilmesi için gerekli olan dava şartı olan mahkemenin görevli olması şartı yargılamanın her safhasında nazara alınacağına göre, tarafların mahkemenin görevini etkileyen irade beyanlarının da iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağından bağımsız olarak mahkemece yargılamanın her safhasında resen nazara alınması gerekmektedir.
HMK'nın 141/1.maddesinde iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesine 2. Cevap dilekçesi verilmesine kadar (en son 2. Cevap dilekçesiyle) serbestiyet tanınmış, ön inceleme aşamasında ise değişiklik, karşı tarafın açık muvafakatına bağlanmıştır. (Karşı tarafın açık muvafakatı ve ıslah hallerinde genişletme ve değişikliğe cevaz verildiği gibi, HMK'nın 139.maddesine göre ön inceleme duruşmasında bir tarafın gelmemesi durumunda da diğer tarafın iddia ve savunmalarını değiştirebileceği yahut genişletebileceği ifade edilmiştir.)
Bütün bu hükümlerden yasanın asıl amacının ön inceleme duruşmasında sınırları belirlenen uyuşmazlık konularının daha sonrasında değiştirilmesini önlemek ve yargılamanın buna göre hızlı ve etkin bir biçimde yürütülmesini temin etmek olduğu aşikardır. Dava şartlarının ön inceleme duruşması başlangıcında değerlendirilmesinin amacının da usuli sorunların yargılamanın başlangıcında sonuca bağlanarak daha sonra bunlara geri dönülmemesini temin olduğu, bunun da adil bir yargılamanın bir gereği olduğu kolaylıkla anlaşılabilmektedir.
Somut olayda 2. cevap dilekçesinden sonra ön inceleme duruşması öncesinde mahkemenin görevini etkileyecek tarzda bir değişiklik yapılmıştır. Bu konuda 6100 sayılı HMK'da açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte açık bir yasak da bulunmamaktadır. Açık ve geçerli bir yasak bulunmadığı sürece aslolan serbestiyettir. Bununla beraber 2709 sayılı Anayasanın 90.maddesi uyarınca mevzuatımızın bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Adil Yargılanma Hakkı başlıklı 6/1.maddesine göre: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir."
AİHS'nin 6/1.maddesinde yazılı adil yargılama hakkının muhtevasından çıkartılabilecek olan hak arama hürriyetinin bir gereği olarak bir şahsın davasının esası konusunda karar verecek mahkeme önünde davasının görülme hakkı, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda yapılabilecek değişikliklerin, iddia ve savunma değişikliği yasağından bağımsız olarak yapılabilmesini ve mahkemece de resen nazara alınabilmesini gerektirir. Zira aslolan uyuşmazlığın adil bir şekilde, hukuka uygun olarak görevli mahkemede çözülmesidir. Usul hükümleri tarafların adil yargılanma haklarını ihlal edecek tarzda yorumlanamaz.
4721 sayılı TMK'nın 1.maddesinin bir gerekliliği olarak kanunda uygulanabilecek hüküm bulunmaması olarak da kabul edilebilecek olan ve 6100 sayılı HMK'nın 141/1.maddesinde öngörülmemiş yasa boşluğunun adil yargılanma hakkının özüne uygun bir şekilde doldurulması gerekmektedir. Bu meyanda tarafların 2.cevap dilekçesinden sonra ön inceleme duruşmasından önce mahkemenin görevini etkileyen bir değişiklik yapabilecekleri ve mahkemenin de bunu resen nazara almasının gerektiği sonucunu varılarak eldeki davadaki uyuşmazlığın, dava tarihinden önce tescilli tasarıma vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi ve bundan doğan zararların tazminine yönelik bir dava olması karşısında uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin de Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu kabul edilmelidir. Zira uyuşmazlığın çözümünde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri tartışılacağına, davacının ürettiği ürün ile davalının ürettiği ürünün 6769 sayılı mevzuat dahilinde karşılaştırmasının yapılmasının gerekli olmasına göre davanın, bu nitelikte uyuşmazlıklar için ihdas edilmiş ihtisas mahkemesi olarak Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi Anayasanın 36 ve AİHS'nin 6.maddesinde yazılı adil yargılanma hakkının da bir gereği olduğuna göre ilk derece mahkemesince verilen karar hukuka uygun bir karardır.
Açıklanan nedenlerle dava tescilli tasarıma vaki tecavüzün tespit ve meni ile tazminat olmakla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi' nde görülmesi gerektiğinden usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir.
... 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalının yapmış olduğu tescilin iptali için dava açılmıştır. Alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde davacı tarafın davaya konu yastık tasarımının WIPO'da tescilli olduğu tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından davaya konu yastık tasarımının Türkiye'de tescilli olmasa bile WIPO nezdinde dünyanın başka ülkelerinde koruma altında olduğu bildirilmiştir. Bilindiği üzere bir kimse tarafından tescilli tasarıma vaki tecavüzün iptali ve tazminat talepli dava açılması hâlinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri tartışılacağından görevli mahkeme Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi olacaktır. Somut olayda da davacı tarafından WIPO nezdinde tescilli tasarımının olduğu, bu tasarım bakımından davalının ürünün haksız rekabeti oluşturduğu ve haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerinin mahkememizde ileri sürüldüğü, ... 2. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde ise davalının tescilinin iptalinin istendiği, her iki dosya arasında bağlantı bulunduğu ve tarafların tasarımlarının 6769 sayılı mevzuat dahilinde karşılaştırmanın yapılmasının gerekli olduğu anlaşılmakla dosyanın esası hakkında inceleme yapma görevini İstanbul Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE,
*Görevli mahkemenin İstanbul Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE,
2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
*Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına(ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/06/2024

Katip ...
E-imzalıdır

Hakim ...
E-imzalıdır