T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/683 Esas
KARAR NO : 2024/188
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 26/03/2014
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacı müvekkil, davalı şirket ... Şti.'nin dava dışı ...Bankası T.A.O ile imzaladığı kredisi sözleşmelerine teminat olarak ve ... Bankası A.Ş. "den alınan davalı ...Ltd. Şti.'nin lehtarı olduğu 10.000,00 TL bedelli 1 adet teminat mektubuna karşılık taşınmazlarını ipotek göstermiştir. Ancak kredi borçlusu şirketin borçları ödememesi sebebiyle ipoteğin paraya çevrilmesini engellemek isteyen müvekkil tarafından ödemeler yapılmıştır.8. Ancak davalı ...Tic. Ltd, Şti. tarafından teminat mektubu tutarı garanti veren bankaya depo edilmemiş, teminat mektubunun paraya çevrilmek üzere bankaya ibraz edilmesi neticesinde taşınmazlarının paraya çevrilmesini önlemek isteyen davacı müvekkil tarafından 10.400,00 TL 10.01.2014 tarihinde bankaya ödenmiştir. Yine... Bankası T.A.O “ya olan kredi borcunun davalı şirketler tarafından ödenmemesi sebebi ile ipoteğin paraya çevrilmesini önlemek isteyen müvekkil 11.02.2014 tarihinde 61.475,00 TL olarak borcu ödemek zorunda kalmıştır. Müvekkil tarafından yapılan ödemelere ilişkin dekontlar dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunulmuştur. Müvekkil tarafından kredi borçlarının ödenmiş olması sebebi ile müvekkil ..., davalı ...Şti.'ye karşı 818 sayılı Kanunun 496. Maddesi, 698 sayılı kanunun ise 596. Maddesi gereğince ...Tic. A.Ş.'ye karşı ise 19 Ekim 2012 tarihli Pay Devri sözleşmesi hükümlerine göre alacaklı bankaya yapılan ödeme tutarında bankanın haklarına halef olmuştur. Buna göre davacı müvekkilin davalılara karşı rücu hakkı doğmuştur. Konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2004 tarih 2004/13-761 Esas 2004/708 sayılı kararında “...Davacı, Borçlar Kanunu'nun 496 ncı maddesi hükmü uyarınca, ödeme miktarıyla sınırlı olarak, alacaklı Bankanın davalıya karşı sahip olduğu haklar bakımından, onun halefi durumuna gelir.” ibaresi yer alır. Sonuç olarak, Müvekkil ... tarafından davalı şirketlerin borcuha karşılık olarak alacaklı bankalara ödenen toplam 71.875,00 TL tutarlı ödeme bedelini, davalı şirketlerden tahsil edememesi sebebiyle işbu davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Davada müvekkilimize husumet yöneltilemez.Davanın özetinden de açıkça anlaşıldığı gibi, Davacı yalnızca diğer davalı ... Ltd. Şti.’nin borçlarını kapattığını ifade ve iddia etmektedir. Müvekkilimizin herhangi bir borcu için kefil olmamış ve ödeme de yapmamıştır. Bu halde Davacı yalnızca...Ltd. Şti.’den talepte bulunabilir. Zaten bir sermaye şirketi olan ...Ltd. Şti.’nin ortağı olduğu süreç boyunca da Müvekkilimizin, tamamen farklı bir tüzel kişiliği olan bu şirketin borçlarını ödemek gibi sorumluğu yoktur. Sermaye şirketinde, ortakların borçları koymuş oldukları sermaye ile sınırlıdır.Dolayısıyla davanın Müvekkilimiz açısından tefrik edilerek, husumet yönünden reddini talep etmekteyiz....ltd. şti. kayıtları davacı tarafından saklanmış ve üzerinde oynamalar yapılmıştır. Müvekkilimiz...ltd. şirketini sürekli finanse etmiştir.
Davacı tarafından hisse devir sözleşmesinde verilen taahhütlerin gerçeği yansıtmadığı, şirketin aslında borç batağında olduğu anlaşılmış olduğundan, Müvekkilimiz, hisselerini tuttuğu süre boyunca ... Şti.’ni sürekli finanse etmek zorunda kalmıştır.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, haksız davanın reddi ile Davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edilmesini talep ederiz.." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davalı ... Şti.’nin kullandığı nakdi ve gayri nakdi kredilerin teminatı olarak davacı tarafından verilen ipoteklerin paraya çevrilmesinin önlenmesi için davacı tarafından dava dışı bankalara ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkindir.
Dava dışı ... Şti.'nin dava dışı bankalara olan borçlarının davacı tarafından ödendiği ve bu miktarın 71.875,00 TL olduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 127. maddesi; “Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hâllerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur: 1.Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde. 2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde. Diğer halefiyet hâllerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” düzenlemesini, 596. maddesi; “Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Kefil, bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Kefil, aksi kararlaştırılmamışsa, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden sadece kefalet anında var olan veya bizzat asıl borçlu tarafından, sonradan özellikle bu alacak için verilmiş bulunanlara halef olur. Alacaklıya kısmen ifada bulunan kefil, rehin hakkının sadece bunu karşılayan kısmına halef olur. Alacaklının rehin konusu üzerinde geriye kalan alacak hakkı, kefilin rehin hakkından ön sırada gelir. Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def’iler saklıdır. Bir alacağın güvencesini oluşturan rehin paraya çevrildiği veya borç rehin veren malik tarafından ödendiği takdirde malik, kefile karşı rücu hakkını, ancak kefil ile kendisi arasında böyle bir anlaşma varsa ya da rehin sonradan bir üçüncü kişi tarafından verilmişse kullanabilir. Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, kefilin alacaklıya ifada bulunduğu anda işlemeye başlar. Kefil, dava hakkı vermeyen veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamayan bir borç için ödemede bulunduğu takdirde, asıl borçluya karşı rücu hakkına sahip değildir. Ancak, kefil zamanaşımına uğramış bir asıl borçtan sorumlu olmayı borçlunun vekili sıfatıyla üstlenmişse asıl borçlu, ona karşı vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.” düzenlemesini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 884. maddesi ise; “Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Alacak, borcu ödeyen malike geçer.” düzenlemesini içermektedir.
Yukarıya metni alınan kanun hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, kredi müşterisi olan dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.’nin dava dışı bankalara kredi borcunu ödeyen davacı, ödediği bedelleri davalı kredi müşterisi ... Ltd. Şti.’nden tahsil edebilecektir.
Davalı ... Tic. A.Ş.’nin kredi sözleşmesi/sözleşmelerinden asıl borçlu, kefil ya da rehin veren sıfatıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacı ile davalı ... Tic. A.Ş. arasında kanundan kaynaklanan bir halefiyet ilişkisi bulunmadığından, davacının ödediği bedelleri halefiyet ilkesi gereğince davalı ... Tic. A.Ş.’den talep etmesi mümkün değildir. Esasen davacı da davalı (...Tic. A.Ş.) yönünden davasını, taraflar arasında akdedilen limited şirket pay devir sözleşmesine dayandırmıştır. Davacı, dava dışı bankalara şirket ortağı olması dolayısıyla değil, davalı... şirketinin kullandığı kredilere dayanak kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzalaması ya da bu kredi sözleşmelerine teminat olarak ipotek vermesi sebebiyle ödemede bulunmuştur. Davacının şirketteki hisselerini devri ile kredi veren bankalara olan yükümlülüğü devredilmemektedir.
Davacı ile davalı ... Tic. A.Ş. arasında akdedilen limited şirket pay devir sözleşmesinin maddeleri irdelendiğinde ise, davalı Asel’in hisselerini devraldığı ... Şirketi’nin dava dışı bankalara olan borçlarını ödeyeceğine, bu borçları üstlendiğine ya da bu borçlara katıldığına dair bir sözleşme hükmünün bulunmadığı , Devir sözleşmesinin 12. maddesinde yer alan, "Bununla birlikte satıcı iş bu sözleşme tarihine kadar şirkete vermiş olduğu (mizanda belirtilmiş veya belirtilmemiş) borçlardan kaynaklanan ve tüm alacaklarını ivazsız ve gayrikabili rücu olarak alıcıya temlik etmektedir." şartı da davalı ...’e herhangi bir yükümlülük getirmediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harcın peşin alınan 1.227,45TL harçtan mahsup edilerek 799,85TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 200,00TL tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 71.875,00TL üzerinden hesaplanan 17.900,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi.19/03/2024
Katip
...
¸e-imza
Hakim
...
¸e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!