T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/618 Esas
KARAR NO : 2024/486
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/09/ 2023
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olanAlacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili 26/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle : “...Müvekkilleri şirketin, asfalt üretimi, nakliye ve serim faaliyeti vermekte olup davalı taraftan 45.706,37 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, iş bu alacağın tahsili amacı ile ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiyse de borçlu şirket takibe haksız olarak itiraz ettiğini, müvekkillerinin alacağı şirket defterleri incelendiğinde ispat edileceğini, davalının haksız itirazının iptalini ve haksız itiraz ederek müvekkil şirketin alacağına kavuşması engellendiği için %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Neticeten; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı yanın haksız itirazının iptali ve takibin devamı ile Alacak likit olmasına rağmen, aleyhine başlatılan takibe haksız ve kötü niyetle itiraz eden davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin de yine davalıya yükletilmesine, karar verilmesini ...” talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP: Davalı tarafa dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davalı şirket yetkilisi veya vekili aracılığıyla cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara da katılmamıştır.
DELİLLER:
... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, 02/04/2024 tarihli bilirkişi raporu, K Cari Hesap Ekstresi, Faturalar, ... Vergi Dairesi'nin cevabi yazısı, ... Vergi Dairesi'nin cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava;cCari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine ilişkin alacak davasıdır.
... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde;davacı tarafından , davalı aleyhine açık hesap ve faturadan kaynaklı olarak 45.706,37 TL TL nin ödenmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış olduğu; ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği ve davalının takibe itirazı üzerine takibin durmuş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 07/02/2024 tarihli duruşma ara kararı gereğince dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 02/04/2024 tarihli raporunda özetle; ".... Davacının 2023 yılına ait e-ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirildiği, davalı tarafın incelemeye gelmediği ve dosya içerisinde defter incelenmesi ile ilgili bir beyanı görülmediğinden davalı tarafın defterleri incelenemediği, 4.4 Davacının düzenlediği BS formlarının incelenmesi neticesinde 9 adet faturanın beyan edildiği, davalının da ise düzenlenen faturalardan 3 adetinin BA formunda beyan edildiği, faturaların e-fatura olarak düzenlendiği, davalı tarafından gerek icraya itiraz da ve gerekse dosya içeriğinde faturalara yasal surelerde itiraz edilmediği görüldüğünden, e-faturaların tesliminin gerçekleştiği kanaatine varıldığı, 4.5 Neticeten; Davacının kendi ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi olan 26.07.2023 tarihi itibariyle 45.706,37 TL alacaklı olduğu, alacağın Sayın Mahkemece kabulü halinde, Davacının 3095 sayılı yasaya istinaden icra takip tarihi olan 26.07.2023 tarihinden, tahsil tarihine kadar, alacaklarına değişen oranlarda faiz talep edebileceği,..." yönünde görüş bildirmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “Diğer Tarafın Ticari Defterlerini ibraz etmemes” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olduğu ve davacı ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı yandan 45.706,37 TL alacaklı olduğu, davalının yanın borcu ödediğini iddia ve ispat etmediği, bu sebeple icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, alacağın likit ve hesaplanabilir bir alacak olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın KABULÜ ile davalı yanın ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın İPTALİ ile takibin takip talebindeki hal ve şartlar üzerinden devamına
2- 45.706,37 TL alacağın % 20'si oranında hesaplanan 9.141,27 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı yana verilmesine
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 3.122,20 TL harçtan peşin alınan 780,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.341,64 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.314,00 TL yargılama gideri( bilirkişi ücreti, posta ve tebligat gideri ile 2.341,64 TL Peşin olarak ödenen harç olmak üzere toplam 6.655,64 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. Maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/06/2024
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!