T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/564 Esas
KARAR NO : 2024/90
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/09/2023
KARAR TARİHİ : 13/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirket ile davalı idarenin ... arasında drenaj işi sözleşmesi akdedilmiştir. Söz konusu sözleşme kapsamında müvekkil şirket yüklenici, davalı idare ise iş sahibi konumundadır. Yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü ... 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E (Bozma sonrası ...E) sayılı dosyasıyla alacak davası açılmıştır.
Söz konusu sözleşme kapsamında davalı idare tarafından müvekkilin hak ettiği alacak ödenmediği gibi davalı idareye verilen teminat da gelir kaydedilmiştir.
Söz konusu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulmuş olup 14.03.2023 tarihli Yargıtay ilamı ile davalı idarenin temyiz başvurusu reddedilmiş ve karar onanmıştır.
İlam doğrultusunda alacağın tahsili için ... 24.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup davalı idarenin başvurusu üzerine tehiri icra kararı verilmiştir. Tehiri icra kararı doğrultusunda durdurulan takip Yargıtay'ın 14.03.2013 tarihli ilamı ile kaldığı yerden devam etmiş ve müvekkil alacağını avans faiziyle birlikte davalı idareden 08.05.2023 ile 18.05.2023 arasında yapılan icra müdürlüğü reddiyat işlemleriyle tahsil etmiştir. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak alma düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır. fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla munzam zarardan kaynaklanan belirsiz alacak niteliğindeki 10.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davanın yetkili Mahkemede açılmamıştır, .... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili ve görevlidir....3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasına kayden müvekkilim kurum aleyhine açılan dava ile iş bu davanın tarafları ve konusu aynı olup, önceki açılan "Alacak" davası halen kesinleşmemiştir. Önceki dava ile ileri sürülebilecek iddialar, ayrı bir dava ile ileri sürülmektedir. Davacının taleplerinde, munzam zarar olarak ifade edilen alacak; kaçırıldığı somut deliller ile ortaya konulan bir fırsat ve bunun yarattığı maddi bir zarar değildir!
Davacı taraf, önceki dava ile talep edilen ticari faiz oranını yetersiz bulmakta, kanunu dolanmak suretiyle, usule ve kanuna aykırı olarak daha fazlasını (muğlak ifadelerle) istemektedir. Davacının talepleri yeni bir dava konusunun teşkil etmez.
Derdestlik itirazımızın kabulü ile davanın derdestlik yönünden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
Müvekkilim Kurum ile davacı arasında drenaj işi ile ilgili imzalanan dava konusu sözleşme 14.09.2010 tarihli olup, aynı sözleşme 05.09.2011 tarihinde feshedilmiştir. Davayı kabul etmemekle birlikte, olay ve zarar tarihi üzerinden en az 10 yıldan fazla zaman geçmiş olup, tüm talepler zamanaşımına uğramıştır.
Zamanaşımı itirazımızın kabulü ile davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
Davacı tarafın dava dilekçesinin 2. sayfasında; "Taraflar arasındaki uyuşmazlık dikkate alındığında davalı idarenin borcunu (?) usulüne göre ödemekle yükümlü olduğu tarihte (?) 1 USD 1.54 TL'dir. Alacağın tahsil edildiği Mayıs 2023 (?) tarihindeki döviz kuru 19,51 TL'dir. Aradan geçen zamanda döviz kuru %1300 artmıştır. Yine söz konusu zaman diliminde enflasyonda yaşanan gelişmeler nedeniyle TL'nin alım gücü oldukça düşmüştür." denilmektedir.Davacı tarafın dava dilekçesinin 7. Sayfasında; "Yargıtay içtihatları uyarınca munzam zararın tespit edilebilmesi için borçlunun temerrüde düştüğü tarihten (?) ödemenin gerçekleştirildiği güne (?) kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri (?) davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurum veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının hesaplanması gerekmektedir." denilmek suretiyle muğlak bir ifadeye yer verilmiştir.
Belirsiz alacak davası ile müvekkilim Kurum, yersiz ve belirsiz bir dava tehdidi altında bırakılmaktadır. Belirlenebilir durumlar karşısında belirsiz ifadelere yer verilerek açılan "Belirsiz Alacak Davasını" kabul etmiyoruz. Davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ediyoruz.
Davayı kabul etmemekle birlikte, alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi istemini de kabul etmiyoruz. Bu durum enflasyon sebebi ile faiz ve yine faiz ve daha fazla faiz istemini doğurmaktadır. Kötüniyetli tüm taleplerin reddini talep ederiz.
Müvekkilim Kurum aleyhine açılmış olan davayı usul ve esasa ilişkin nedenlerle kabul etmiyoruz. Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmekteyiz.
Yukarıda açıklanan ve resen göz önünde bulundurulacak sair nedenlerle; öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ankara mahkemelerine gönderilmesini, mahkemeniz aksi kanaatte ise haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini...."savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, munzam zarar alacağının tahsili talebi ile açılan belirsiz alacak davasıdır.
Davalı yan süresi içerisinde ilk itiraz olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna ilişkin yetki itirazında bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlık, munzam zararın tahsili amacıyla açılan davada yetkili mahkemenin davacının mı yoksa davalının ikametgahı üzerinden mi belirlenmesi gerektiği hususundadır.
Munzam zarara ilişkin TBK’nın 122. maddesinde, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zararının olması halinde borçlunun hiçbir kusuru olmadığını ispatlamadığı sürece alacaklının bu zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Buna göre munzam zarar, bir para borcunun ifasında temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı, borçlu borcunu ifada temerrüte düşmeseydi alacaklının malvarlığının kazanacağı değere bakılarak belirlenen bir zarardır. Bu haliyle asıl borçtan bağımsız yeni bir borçtur. O yüzden asıl alacağın dava konusu edildiği durumlarda bilahare munzam zararın talep konusu edilebilmesi için saklı tutulmuş olması da gerekmez.
Alacaklı munzam zararının varlığını, borçlu bu borçtan temerrüte düşmekte kusuru olmadığını ispat yükü altındadır.
TBK’nın 89/1. maddesine göre kural olarak “ Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde,” ödenir. Ancak bunun için borcun asıl borçtan bağımsız bir borç olmaması gerekir. Munzam zarar borcu ise; asıl borçtan bağımsız bir borçtur. Bu sebeple yetkili mahkeme genel hükümlere bakılarak belirlenmelidir. HMK'nın 6/1. maddesine göre de "genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle ;munzam zararın tahsili amacıyla mahkememizde dava açılmışsa da; taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde genel yetkili mahkemelerin yetkili olması nedeniyle davalının ikamet mahkemesinde dava açılması gerektiği , davalı tarafça yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmakla HMK 6. Madde uyarınca davaya bakmaya yetkili mahkemenin ... Asliye Ticaret Mahkemeleri olması nedeniyle yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin yetkisizliğine, HMK'nın 114/1-ç, ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili Nöbetçi ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde talep halinde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi.13/02/2024
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!