WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/869 Esas
KARAR NO : 2024/149

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/12/2022
KARAR TARİHİ : 12/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ... Şirketi'ne ait ... plakalı araç 25/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde pert totale (tam ziya) olmuştur. Kaza sonrası müvekkil şirkete ait araç için davalı sigorta şirketi tarafından sovtaj bedeli olarak 85.250,00 TL ödenmiş, araç hasar bedeli ise ödenmemiştir. Araç hasar bedelinin zamanında ödenmemesi nedeni ile müvekkil zarara uğramıştır. Davalı yana sigortalı aracın, hasar bedelinin temini için müvekkil şirket, vekili aracılığı ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından ... dosya numarası ile işleme alınan 22/02/2019 tarihli başvuruda ... tarih ve ... sayılı karar verilmiştir. Verilen kararda müvekkil şirketin talebinin kabulü ile 189.750,00 TL araç hasar bedeline hükmedilmiştir. Verilen karara davalı yanca yapılan itiraz nedeni ile dosya; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinde ... tarih ... sayılı itiraz ile işleme alınmıştır. ...tarih ... sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı ile dosya incelenerek itirazın; temyiz yolu açık olarak reddine karar verilmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 11/10/2019 tarih 2019/İHK-13734 sayılı itirazın reddi kararı, ...2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ... numarası almıştır. Bu karara karşı davalı ... Anonim Şirketi tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3262 E. Sayılı dosyada 2021/3883 K. Sayılı karar verilerek temiz başvurusunun araç hasarı bedeli tazminatının kaldırılması istemi yönünden REDDİNE karar verilmiştir. 29/06/2021 tarihli Yargıtay ilamı ile araç hasar bedeli kesinleşmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3262 E. Sayılı dosyada 2021/3883 K. Sayılı kararı ile kesinleşen Sigorta Tahkim Komisyonu kararı uyarınca müvekkil şirket, araç hasar bedelinden kaynaklı 189.750,00 TL tazminata hak kazanmıştır. Hükmedilen tazminat ... 2. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyasına 27/07/2021 tarihinde ödenmiştir. Fakat bu bedel 22/04/2019 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen ve Sigorta Tahkim Komisyonunca dosyaya esas alınan değer ve ferileridir. Araç hasar bedeli hesaplamasının yapıldığı tarih ile dosyanın kesinleşerek ödemenin yapıldığı tarih arasında 2 yıl 3 ay 5 gün bulunmaktadır. Bu süre zarfında para piyasalarındaki değerler oldukça değişmiş, araç fiyatları dört, beş kat (x4, x5) artmıştır. Dosyada ödenen temerrüt faizi ile müvekkilin zararı karşılanamamıştır. Sigortanın amacı olan "şeyin-sigortalanın" aynı ile yerine konulması hususunun yerine gelebilmesi yani 27/07/2021 (ödeme yapılan) tarihinde, 2017 model ... model motor gücü ... benzinli 38.683 Km özelliklerde bir araç alabilmek için müvekkil şirkete yapılması gereken ödeme 870.400,00 TL olmalıdır. Bu meblağın 228.349,82 TL'si icra dosyasına ödenmiş olduğundan müvekkilin dosya ve 18097662 Benim Arabam Genişletilmiş Kasko Sigorta Paket Poliçesi kapsamında zararı 642.050,18 TL'dir.
... Sigorta Anonim Şirketi’ne ... Kasko Sigorta Paket Poliçesi kapsamında sigortalı... plakalı aracın 25/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde pert totale olması nedeni ile müvekkilin uğradığı ve hala giderilmemiş olan 642.050,18 TL zararın müvekkil şirkete ödenmesi gerekmektedir. Meydana gelen bu aşkın zararın temini için 21/01/2022 tarihli dilekçe ile ... Sigorta A.Ş.'ye başvuruda bulunulmuştur. 24/01/2022' tarihinde başvuru dilekçemiz teslim alınmış olmasına karşın davalı yan başvurumuza bir cevap vermemiştir. HMK md. 109 kapsamında kısmi dava hükümlerince fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
Davamızın kabulü ile şimdilik 300.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine,
Yargılama harç ve masraflarının davalı yana yükletilerek lehimize vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Dava konusu alacak talebi zamanaşımına uğramıştır. Davacı tarafından 25/12/2018 tarihli hasara ilişkin tazminat talep edilmekte olup dava tarihi itibariyle alacak talebi zamanaşımına uğramamış olduğundan davanın zamanaşımı yönünden de reddine karar verilmesini talep ederiz. Davacı tarafa ait ... plakalı araç, müvekkil sigorta şirketi nezdinde ... numaralı ... Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalıdır.
Davacıya ait aracın karıştığı 25/12/2018 tarihinde araçta meydana gelen zarara ilişkin olarak davacı tarafından yapılan başvuruda müvekkil şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası açılmış ve davacının talepleri incelenmiş, gerekli ekspertiz incelemeleri yaptırılmıştır.
Davacı tarafın da açıkça kabulünde olduğu üzere; başvuru kapsamında 85.200-TL sovtaj bedeli ile ve Sigorta Tahkim Komisyonu ... sayılı dosyası ve takip eden yargılaması sonunda verilen karar neticesinde başlatılan ... 2.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra takip dosyasına 228.349,82-TL olmak üzere toplam 313.599,82-TL ödeme yapılmıştır.
Kasko Poliçesi'nin 3.5. Maddesinde teminatın kapsamı "SİGORTA ŞİRKETİ ARACI HASAR TARİHİ İTİBARİ İLE RAYİÇ DEĞERİNE KADAR TEMİNAT ALTINA ALMIŞTIR.
" olarak açıkça belirtilmiştir.
Yani; poliçe teminatının limiti, aracın hasar tarihindeki rayiç değeri ile sınırlıdır.
4.MUNZAM ZARAR İDDİASINI KABUL ANLAMINA GELMEMEKLE BERABER, TAZMİNAT YARGILAMA NETİCESİNDE TESPİT EDİLMİŞ OLDUĞUNDAN TBK 122 MADDESİ UYARINCA MÜVEKKİL SİGORTA ŞİRKETİNİN KUSURU BULUNMAMAKTADIR
davanın REDDİNE karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini..." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kasko bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili ilişkindir.
Davacı tarafından 27/02/2024 tarihli dava değeri arttırım dilekçesinde özetle; "Davalı sigorta hakkında huzurda ikame edilen davada bilirkişi incelemesi yapılmış ve raporlar alınmıştır. Raporda, davalı sigorta şirketine sigortalı araç için dava tarihindeki munzam zarar 889.721,30-TL olarak tespit edilmiştir. Dava dilekçemizi değeri belirli olmayan alacak hükümleri kapsamında dava değerini 589.721,30-TL artırarak 889.721,30-TL olarak talep ediyoruz. Zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesini,
Yargılama harç ve masraflarının davalı yana yükletilerek lehimize vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 05/11/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Teknik inceleme neticesinde; Dava konusu motorlu taşıt; 25/12/2018 hasar tarihli, Sigorta şirketinin ... Sigorta A.Ş., sigortalı aracın... plaka sayılı ... şasi nolu 2017 model, ... marka ...model beyaz renkli, araç sahibinin .. Şti. Olduğu; 25/12/2018 hasar tarihli, araç hasar bedelinin 189,750,00.-TL olarak kadri maruf olduğu; 05/12/2022 dava tarihi itibariyle araç hasar bedeli 1.273.895,33 TL olarak hesaplandığı; Sigorta yönünden yapılan inceleme neticesinde: İlgili poliçe teminatları ve genel şartlar dikkate alındığında Davalı sigorta şirket sorumluluğunun aracın hasar tarihi itibari ile rayiç değerine kadar olduğu kanaatine varıldığı, Borçlar mevzuatı yönünden yapılan inceleme neticesinde: Davacı tarafından aşkın (munzam) zararın ödenmesinin talep edildiği; aşkın (munzam) zararın TBK'da 122. maddede (818 sayılı BK m. 105) düzenlendiği ve hükmün “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir. Kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” şeklinde olduğu; Aşkın (munzam) zarara ilişkin bazı içtihatların aşağıdaki gibi olduğu: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1997/2, K. 1999/1, T. 8.10.1999: “Paranın değer kaybetmesi kanun koyucu tarafından faiz oranları belirlenirken dikkate alınmıştır. Bu nedenle - yüksek enflasyona dayanarak munzam — zarar talep — edilmesi, — kanun koyucunun iradesi ile bağdaşmaz. Aynı nedenle gecikme faizi dışında ve onun üzerinde oluşan munzam zarara karar verilmesi gecikme faizi ile ilgili kanun hükümlerine de aykırıdır.”- Yargitay Hukuk Genel Kurulü E. 2017/18-2800, K. 2021/1629, T. 9.12.2021: “Dava, munzam — zarar alacağına — ilişkindir. Uğramılan — zarar, yetkili mercin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. Örneğin, alacağını gününde alamayan alacaklının, aynı gün vadesi gelmiş bir borcunu ödemek için, borçlunun ödediği geçmiş günler faizi yerine bunun üzerindeki bir faizle borçlanması, ya da alacaklısına daha yüksek oranda faiz ödemek durumunda kalması; dövizle ödemeyi kabul ettiği borcu için, alacağını gününde tahsil edememesi nedeniyle sonraki günlerde daha yüksek kurdan döviz satın almak zorunda kalması gibi maddi olgularla kanıtlanan zarar konusudur. 818 Sayılı BK'nın 105. Maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri ) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Aksinin kabulü hâlinde 3095 Sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanması sonuçsuz kalacak, her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracaktır ki, kanun koyucunun 818 Sayılı BK'nın 105. maddesinde yaptığı düzenlemenin amacının da bu olmadığı anlaşılmaktadır. O hâlde, somut vakalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri kanıtlanmadığından, 818 Sayılı BK'nın 105. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceği sonuca varılmıştır. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmuştur.” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/5-353, K. 2006/462, T. 21.6.2006: “Temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında alacaklının yararlanabileceği bir karine bulunmamaktadır. Bu nedenle alacaklı munzam zararını somut olarak ispat etmek zorundadır. Yüksek enflasyon, döviz kurundaki artış, faiz oranlarının yüksek oluşu alacaklıyı ispat yükünden kurtarma:- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2000/18-1186, K. 2000/1300, T. 18.10.2000: *...alacaklı uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır. Mücerret, enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir.” şeklinde olduğu, C. Hal böyle olmakla HMK m. 194(1) hükmü gereğince davacının dayandığı vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırıp somutlaştırmadığını, aşkın (munzam) zararın TBK m. 122 hükmünce istenip istenmeyeceğini takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu..." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 22/01/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "TBK m. 122 hükmünce aşkın (munzam) zararın davalıdan istenip istenmeyeceğini takdirin, TMK m. 4 hükmünce Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Teknik inceleme neticesinde: Dava tarihi olan 05/12/2022 itibariyle bakiye bedelin 889.721,30TL. Olduğu, Sigorta yönünden yapılan inceleme neticesinde: Kök raporda da belirtildiği üzere sigorta uzmanlığı yönünden değerlendirme yapıldığında, ilgili poliçe teminatları ve genel şartlar dikkate alındığında davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun aracın hasar tarihi itibari ile rayiç değerine kadar olduğu kanaatine varıldığı, ancak davacının talep etmiş olduğu aşkın (munzam) zarara ilişkin takdirinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, emsal fiyatlar (emsal araçlarla davaya konu edilen aracın aynı - özellikleri taşıyıp taşımadığı ” vs.) hakkında uzmanlık alanımızca değerlendirme yapılamayacağı..." rapor edilmiştir.
Somut olayda, davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesiyle sigortalanan davacıya ait a ... plakalı aracın 25/12/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde pert totale (tam ziya) olduğu, kaza sonrası davalı sigorta şirketi tarafından sovtaj bedeli olarak 85.250,00 TL ödendiği, araç hasar bedelinin ise ödenmediği, sigortalı aracın, hasar bedelinin temini için davacı yanca Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu Sigorta Tahkim Komisyonunun ... tarih ve K-... sayılı kararı ile 189.750,00 TL araç hasar bedeline hükmedildiği, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan itirazlar üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3262 E. Sayılı dosyada 2021/3883 K. Sayılı dosyasıyla verilen kararın kesinleştiği hükmedilen tazminatın ... 2. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına 27/07/2021 tarihinde ödendiği, araç hasar bedeli hesaplamasının yapıldığı tarih ile dosyanın kesinleşerek ödemenin yapıldığı tarih arasında 2 yıl 3 ay 5 gün bulunduğu ,bu süre zarfında para piyasalarındaki değerlerin arttığı ve araç fiyatlarının fahiş şekilde değiştiği , temerrüt faiz işle davacının zararının karşılanamadığı ve davalı sigortacının geç ödeme nedeniyle bu zararlardan sorumlu olduğunu iddia ettiği anlaşılmıştır.
Munzam zarar yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatlarında munzam zarar ele alınmış, bu bağlamda 818 Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde, alacaklının düçar olduğu zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükellef olduğu düzenlenmiştir. Yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
Kanun hükümlerinin açık lafzından da anlaşılacağı üzere, munzam zarar; borçlunun temerrütü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarardır. Alacaklı, temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebilir. Ancak munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla fiilen uğranılan zararın somut veri ve belgelerle tevsik edilmesi gerekir. Zira munzam zarar, alacaklının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içerisindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan, somut olgular nedeniyle uğramış olduğu fiili zarardır (HGK'nın 31.10.2007 tarih ve 2007/11-668 E.-2007/798 K. İlamı). Soyut anlatımlar, muhtemel kar kayıpları, elde edilmesi tahmin edilen gelir kalemleri munzam zararın ispatı için yeterli değildir. (Yargıtay 17.H.D 21.03.2018 tarih 2016/7968 E.- 2018/2806 K.)
Munzam zararın borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve munzam zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanunu’nun eski 105, yeni 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğu, oysa ki somut olayda davacının enflasyonist ortam nedeniyle zararının oluştuğunu iddia ettiği, kendi şahsından kaynaklı zararını ispat edemediği nalaşılmış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin-tamamlama olarak alınan 15.193,25TL'nin harçtan mahsup edilerek 14.765,70TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 889.721,30TL üzerinden hesaplanan 127.869,34TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı karar verildi.12/03/2024

Katip
¸e-imza

Hakim
¸e-imza