T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/488 Esas
KARAR NO : 2024/337
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 01/07/2022
KARAR TARİHİ : 07/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilim ..., bulunduğu iş yerini 1 Haziran 2021 tarihinde kiralamıştır ve bu vesileyle elektrik aboneliğini açtırmıştır. Kiraladığı günden bu yana düzenli olarak elektrik faturalarını ödemiştir. 2022 yılı nisan ve mayıs aylarında faturalar gelmemiştir. Bunun üzerine müvekkilim faturanın gelmediği ilk ay olan " Mart ayında " 186'yı defalarca arayarak durumu kendilerine izah etmiştir. Bu davranış müvekkilimin kaçak elektrik kullanma niyetinin ve kastının olmadığına dair iyi niyet göstergesidir. Müvekkilim yukarıda bahsettiğimiz faturanın gelmediği ilk dönemde 16 kez aramak suretiyle kayıt oluşturmuş, buna rağmen kendisine geri dönüş yapılmamıştır. Arama kaydına bakılmak suretiyle çok rahat anlaşılabilecek bir vaziyettir. Müvekkilim tüm iyi niyetiyle faturalarını ödemiş aynı iyi niyetle faturanın gelmediği aylarda ilgili mercilere durumu bildirmiştir. İlgili Merciler müvekkilimin " defalarca " uyarılarına rağmen mart ve nisan ayında gelmemiş, mayıs ayında geldiğinde ise elektrik saatini söküp yeni saat takmışlar sonrasında da kaça cezası kesmişlerdir. Bu durum Hukuka ve İnsan haklarına aykırıdır.
Müvekkilimin iş yeri, açık olmak zorundadır. Müvekkilim cebir, şiddet ve zor kullanılarak ödeme yapmak zorunda kaldığından ödemeyi, " her türlü dava ve talep hakkım saklı kalmak kaydı ile " ihtirazi kayıtla yapmıştır. Hukuksuz ve haksız şekilde idarenin tahsil ettiği paranın müvekkilime tekrar ödenmesi için sayın mahkemenize müracaat zarureti doğmuştur. Müvekkilimden haksız olarak tahsil edilen bedelin tekrar müvekkilime ödenmesini talep ediyoruz.
Mahkemenizce belirlenecek bilirkişiler tarafından müvekkilimin iş yerindeki elektrik tesisatının incelenmesine, Müvekkilimin ödediği faturalar ve faturanın gelmediği aylarda ... A.Ş' ye yaptığı bildirimlerin ve oluşturduğu şikayet kayıtlarının incelenmesine, ... A.Ş 'nin 31.05.2022/05-2022 döneminde ceza uygulanan faturaların (...)-(...) iptaline ve müvekkilime cebren ödetilen miktarın tespit edilerek müvekkilimin ödemiş olduğu toplamda 126.817,31 TL 'den haksız tahsil edilen miktarın tespit edilerek müvekkilime " geri ödenmesine " Ödenilen miktara dava tarihi itibariyle en yüksek reeskont faizi uygulanarak ödenmesine, Davamızın kabulüne karar verilerek harç masraf ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini.." talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Huzurdaki dava açılmadan ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yolu işletilmemiş olup işbu davanın öncelikle usulden reddi gerekmektedir. Davacı taraf dilekçesinde gösterilen delillerin tarafımıza tebliğ edilmemiş olması usul hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkuku mevzuata uygun olup; müvekkil Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmamaktadır. Tüm bu açıklama ve mevcut bilgiler ışığında müvekkil Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde, kaçak enerji kullanımından dolayı tanzim edilen itiraza konu kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ve bu tutanağa istinaden düzenlenen kaçak elektrik kullanım faturasında herhangi bir hesaplama hatası bulunmamaktadır. Davacı vekili tarafından faturaların 07.06.2022 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini ancak faturaların son ödeme tarihinin 10.06.2022 olduğunu belirtilerek kanunun amir hükmü ve genel kural olarak faturanın tebliğ tarihinden en az 10 gün sonra ödeme tarihi verilmesi gerekirken kanuna ve genel hukuka aykırı olarak işlem yapıldığı iddia edilmiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinde müvekkil kurumun özel ve tekel şirket olmasını kullanarak elektriği kesmekte ısrarcı olduğunu, polis ekiplerini çağırarak gözaltına aldıracaklarını söyleyerek, cebir ve şiddet ile ödeme yaptırdıkları iddia edilmişse de işbu iddiaların tarafımızca kabulü mümkün değildir. Davacının söz konusu iddiaları soyut olup, iddiasını kanıtlayacak herhangi bir somut delil dosya kapsamına sunamamakla birlikte tek amacının müvekkil kurum çalışanlarını zan altında bırakarak, kurumun itibarını zedelemek olduğu açıktır. Davacı her ne kadar kaçak elektrik kullanmadığını, tutanakların hukuka aykırı olarak düzenlendiğini iddia etmiş olsa da; dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar nitelikte, tespit tutanağı ve sair belgelerle aynı kapsam ve mahiyette herhangi bir somut delil sunamamıştır.Haksız ve mesnetsiz davanın reddine;
Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini.." savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle haksız ödenen bedelin istirdadı talebine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ,... , adresinde bulunan ... aktif sayaç numaralı ve ... hizmet numaralı abone olan ...'in Çamaşır yıkama olarak kullanılan işyerinde 27.05.2022 tarihinde yapılan kontrolde şebeke giriş sigortasından ek olmak suretiyle harici hat üzerinden enerji kullanıldığına ilişkin Usulsüz Kaçak Elektrik Kullanım Tutanağı düzenlendiği, bu tutanak kapsamında davacı ile ilgili olarak (...) 98.977,84-TL ve (...) 27.839,47-TL bedelinde iki adet kaçak elektrik kullanım cezası fatura olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Tahakkuk yapıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine uymayan bir ödeme yapıldığı iddia edildiği taktirde, ödeme sırasında ihtirazi kayıt ileri sürmese dahi ödeyen; zamanaşımı süresi içinde bu bedelin istirdadını talep edilebilir. Buna göre; davacının dava konusu kaçak tahakkuk bedelinin ödemesini yaparken ihtirazi kayıt koymasına gerek yoktur. Davacının haksız olarak ödediğini iddia ettiği kaçak tahakkuk bedelinin iadesini, ihtirazı kayıt ileri sürmemiş olsa bile, zamanaşımı süresi içinde isteyebileceği dikkate alındığında davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar davacının arabuluculuk şartını yerine getirmediği itirazında bulunmuşsa da 2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde “ Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir. TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir. 05/04/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir. Eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle istirdat davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığından TTK 5/A maddesi kapsamında yer alan arabuluculuğa ilişkin dava şartı aranmayacağından davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilirkişiden alınan 07/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davalı kurumca hesaplanmış olan 30168 kWh kaçak tüketim miktarı karşılığı davacı tarafa tahakkuk ettirilmiş olan 10.06.2022 son ödeme tarihli 98.977,84 TL bedelindeki kaçak elektrik tüketim faturasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne uygun olduğu, öte yandan davalı kurumca davacı adına tahakkuk ettirilmiş olan 10.06.2022 son ödeme tarihli 27.839,47 TL bedelindeki kaçak elektrik tüketim faturasının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'ne uygun olmadığı anlaşıldığından davacı tarafça davalı kuruma 98.977,84 + 27.839,47 = 126.817,31 TL ödeme yapıldığı da dikkate alındığında söz konusu 27.839,47 TL bedelin davacı tarafa iade edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.." rapor edilmiştir.
Somut olaya uygulanacak mevzuat , EPDK'nın 30.05.2018 tarihli ''Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği" dir.
Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri
MADDE 42 – (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;
a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,
b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,
c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,
ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.
Somut olayda ; davacının sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek tüketimin bedelinin doğru tespit edilmek suretiyle eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, davacının dosya içindeki belge ve tespitlere göre kaçak elektirik kullanımı gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
Bilirkişinin tutanakta tesbit edilen toplam güce göre hesaplama yaptığı ,kaçak ve ek tahakkuk sürelerinin toplamının EPTHY uyarınca 12 ayı geçmediği ,hesaplamanın dosyadaki veriler esas alınarak yaptığı,bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmış taraf itirazlarına ve beyanlarına itibar edilmemiştir.
Davacının ödemesi gereken tutar bilirkişi raporunda denetime elverişli şekilde hesaplanmış olduğundan fazladan tahsil edilen 27.839,47 TL'nin davacıya dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesine dair karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile; 27.839,47TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.901,71TL harcın peşin alınan 2.165,73TL harçtan mahsup edilerek 264,02TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1.217,55TL'sinden davacı tarafın, 342,45TL'sinden davalı tarafın sorumlu olması kaydı ile tahsili ve hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 2.165,73TL peşin harç, 80,70TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.246,43TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen kabul edilen 27.839,47TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 17.900,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden davanın kısmen red edilen 98.977,84TL üzerinden hesaplanan yürürlükte bulunan AAÜT gereği takdir olunan 17.900,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 59,52TL tebligat, posta gideri ile 4.000,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.059,25TL yargılama giderinden kabul ve red durumuna göre 891,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı karar verildi.07/05/2024
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!