T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/295 Esas
KARAR NO : 2024/8
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/04/2022
KARAR TARİHİ : 12/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava dilekçesi özetle şöyledir:
"müvekkil davacının, davalı borçludan 131.990,15-tl alacaklı konumunda bulunduğu ticari defter ve kayıtlar ile de sabit olup, sayın mahkemece haklı davamızın kabulü ile, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerekmektedir. dava konusu alacak miktarı bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. dava konusu alacağın bilinebilir, hesap edilebilir yani belirlenebilir olduğu hallerde icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiği açıkça ortaya konulmuştur.takip konusu alacağın likit olması sebebiyle davalı borçlunun alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına da mahkum edilmesi gerekmektedir. c.müvekkilin alacağın açık ve sabit olması ve davalının bilerek zaman kazanma amacıyla icra takibine itiraz etmiş olduğu birlikte değerlendirilerek dava konusu icra takibindeki alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekmektedir.
davalı borçlu da esasen mal kaçırma gayesi ile hareket eden, borçlu olduğunu bilmesine rağmen haksız bir şekilde iş ve eylemlerde bulunan ve tüm taleplere rağmen alacağını ödemekten kaçınan biri olup, müvekkilin alacağının korunması için gerekli tedbirlerin sayın mahkemece alınması gerekmektedir. davalı borçlu aleyhine yine ihtiyati tedbir mahiyetinde olmak üzere takip konusu alacak ve ferileri ile kısıtlı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi, müvekkil şirket ile davalı arasında imzalan ürün satış ve makine kullandırma sözleşmesi'nin 11.maddesinde yetkili mahkemeler belirlenmiştir..."
CEVAP:
Cevap dilekçesi özetle şöyledir:
"Her ne kadar davacı yan ile müvekkil arasında 24.05.2021 tarihinde satım sözleşmesi imzalanmışsa da, davacı yan sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup, müvekkilin ticari itibarinin zedelenmesine büyük ölçüde sebebiyet vermiştir. Davacı yanın sayın mahkemenize sunmuş olduğu 24.05.2021 tarihli ürün satışı sözleşmesine bakıldığı zaman, sözleşme sayfaları eksik sunulmuş olup, sözleşmede ürün satımının bedeli bulunmamaktadır. Belirtiriz ki; ürün satışı sözleşmesinin en önemli geçerlilik şartlarından birisi ürün satış bedelinin mevcut ve belirlenebilir olmasıdır. Nitekim, satım sözleşmesi, karşılıklı borç doğuran bir sözleşmedir. Satıcı, bu sözleşme ile, satılan malı, alıcının borçlanmış bulunduğu satış parası karşılığında alıcının mülkiyetine geçirme borcu altına girer ve satım parası, alıcının karşı edimi olarak ödemeyi yükümlendiği bir miktar paradır. Bir satım parası kararlaştırılmamışsa, satış sözleşmesinin unsurları oluşmamaktadır.
Ayrıca; davacı yan sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Müvekkile sözleşmede belirtildiği kadar ürün teslimi yapılmamış olup, düzenlenen faturalarda belirtilen tutarlar tamamen davacı yanın keyfiyetine göre düzenlenmiştir. Müvekkil, davacı yanın sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ve tutarları tamamen davacı yanın keyfiyetine gören düzenlenmiş olan faturalara istinaden 24.05.2021 tarihli sözleşmede belirtilen davacı yanın mail adresine söz konusu sözleşmeye uygun davranmadıklarından dolayı ticari ve itibari zarara uğradığını mümkün olduğunca en kısa sürede sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin derhal yerine getirilmesini gerektiğini belirtir mail göndermiştir ve davacı yan adına iade fatura düzenleyerek göndermiştir. (İadeDavacı yan yukarıda açıklamış olduğumuz nedenlere rağmen müvekkil aleyhine haksız olarak .... 34. İcra Müdürlüğü’nün ...E sayılı dosyası ile icra takibi başlatmıştır. Yapılan takip tamamen müvekkili ticari anlamda zarar uğratma kastı ile yapılmıştır.
davanın, tazminat ve para cezası taleplerinin reddini, yapılan haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle müvekkil lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine talep ederiz... "
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali talebine ilişkindir.
Mahkememizce ... 34.İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... tarafından, borçlu ... aleyhine toplam 131.990,15TL'nin icra takip tarihinden itibaren tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK.m.67 hükmü uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
02/05/2023 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir:" Dava Konusunun; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının 131,990,15 TL Fazla Yapılan alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile ... 34. İcra Müdürlüğünün ...Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 20.04.2022 tarihinde ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, Davalı ... dava konusu yıllara ait ticari defterlerini sunmadığından dolayı davalının ticari defterleri üzerinde herhangi bir tespit ve inceleme yapılamamıştır. Detaylıca verilen davacı taraf yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı taraf davalı tarafa yukarıda seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturayla toplam 660.699,27 TL tutarın hizmeti, davalı tarafından 528.709,12 TL tutarında ödeme yaptığı görülmüş olup - Davacının davalıdan kaydi olarak 131.990,15 TL tutarında alacaklı olduğu görülmüştür..."
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222.maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m.222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “DİĞER TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNİ İBRAZ ETMEMESİ” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.
Nitekim, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2020/1170 Esas, 2020/1325 Karar sayılı ilamı ile şu şekilde değerlendirmelerde bulunulmuştur: "...Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." demiştir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen ilam ve özellikle gerekçesi ile HMK 220/3.maddesi hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı anlaşılmakla; davacı şirketin ticari defterlerinin TTK 69 ve 213 sayılı Kanunun 216. md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usulüne uygun şekilde tutulduklarından TTK 85. ve HMK 222. maddesi gereğince sahibi olan davacı lehine delil niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuş ve Mahkememizce davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilerek, aralarındaki ticari alışveriş nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıdan 131.990,15 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne takibin aynı şartlarla devamına, itiraz haksız ve alacak likit olduğundan davacı lehine hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın kabulüne, davalının ... 34. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki şartlar üzerinden devamına,
Alacağın %20'si olan 26.398,03-₺ icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.016,20TL karar harcından, 2.254,30TL peşin ve icraya yatan harç toplamının mahsubu ile geriye kalan 6.761,90TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 21.118,42-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70Tl başvuru harcı, 2.254,30TL peşin ve icraya yatan harcı, 11,50TL vekalet harcı, 2.600,00TL bilirkişi ücreti, 209,50TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 5.156,00TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024
Katip ... Hakim ...
E-imzalıdır E-imzalıdır
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!