WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/188 Esas
KARAR NO : 2024/528
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 14/03/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024

Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalı ... Anonim Şirketi'nin toplamda 750,000,00-₺ sermayeye tekabül eden her biri 1,00-TL nominal değerde toplam 750,000 adet payı bulunduğunu, davacı ...ın Davalı Şirket nezdinde 28.500-TL sermayeye tekabül eden 28.500 adet payı bulunduğunu, kalan payın 712.000 adedi'nin ... ...'ya ve 9.500 adedinin ise ... ...'nın eşi ... ...'ya ait olduğunu, şirket yönetim kurulunun, tek üye olan ... ...'dan oluştuğunu, şirketin çoğunluk pay sahibi ... ... ve eşi tarafından yönetildiğini, davalı Şirket'in 2016 mali yılına ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyasında, ilk derece mahkemesi tarafından yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasağının kaldırılması ile yönetim kurulu üyesine huzur hakkı verilmesine ilişkin alman kararların iptaline karar verildiğini, 2020 Hesap Dönemine ait yıllık faaliyet raporunun tasdik edilmesine ilişkin gündemin 3. Maddesinde alınan karar yasaya ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Davalı Şirket tarafından genel kurula sunulan faaliyet raporu bu nitelikleri haiz olmadığından iptali gerektiğini, yıllık faaliyet raporunun "Finansal Durum" başlıklı 5. bölümünde Yönetmelik'in 4. maddesinin aksine şirketin her yönüyle finansal durumuna yer vermeyen, kopyala yapıştır şeklinde eklenmiş ifadeler içerdiğini, davacı müvekkilinin hazırlanan faaliyet raporuyla ortağı olduğu şirketin mali durumu ile ilgili yeterli ve tatmin edici bilgiye sahip olamadığını, genel kurul toplantısında yönelttiği sorulara yanıt alamadığını, müvekkilinin 13.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantısına katıldığını, gündemin 3. 4, 5, 7. ve 8. gündem maddelerine ilişkin olarak alınan kararlara olumsuz oy kullandığını ve muhalefetini genel kurul tutanağına şerh ettirdiğini, gündem maddeleri bakımından oydan yoksun sayılması gerekirken oylama katılan ... ...'ya ait oyların kararlarının alınmasında etkili olduğunu ve kararların olumlu çıkmasını sağladığını beyan ederek davalı ... Anonim Şirketi'nin 13.12.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 3, 4, 5, 7 ve 8. gündem maddelerine ilişkin olarak alınan kararların açıkça yasa ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeni ile TTK'nın 445. maddesi gereğince iptal edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; yıllık faaliyet raporunun müzakeresine ilişkin 3 nolu kararın hukuka uygun olduğunu, 3 numaralı gündem maddesi kapsamında yıllık faaliyet raporları müzakere edilmiş olup buna ilişkin bir oylama yapılmadığını, iptali mümkün bir karardan da bahsedilemeyeceğini, müvekkil şirketin davaya konu genel kurul toplantısında sunulan yıllık faaliyet raporu, TTK md. 516 hükmünün öngördüğü esaslara ve TTK. m.515 hükmünde ifadesini bulan dürüst resim ilkesine uygun bir şekilde tanzim edildiğini, finansal tabloları onaylanmasına ilişkin 4 nolu karar hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın şirketin kasasında bulunan 132.443,82-TL'nin yüksek olduğunu, bu meblağın şirketin hangi ihtiyaçları için kasada tutulduğunun anlaşılamadığını ileri sürdüğünü,davalı müvekkil şirketin yönetim kurulu üyesi ... ...'nın genel kurul toplantısında ifade ettiği üzere, şirketin kasa hesabına 2019 yılından 95.920-TL intikal ettiğini, bu hesaptan 16.126-TL tutarında harcama yapılmış olup söz konusu hesaba 52.650-TL'lik bir giriş söz konusu olduğunu, yönetim kurulu üyesinin ibrasına ilişkin 5. Nolu karar geçerli olduğunu, davalı şirketin tek yönetim kurulu üyesi ... ..., davacının olumsuz oylarıyla ancak eşi ... ...'nın olumlu oylarıyla ibra edildiğini, davacı tarafın , ibra oylamasını bir şahsi iş olarak nitelendirmekte ve ... ...'nın dahi yönetici eşinin ibrasının oylamasında oydan yoksun olduğunu öne sürdüğünü, davacının huzur hakkının belirlenmesine ilişkin 7 no.lu genel kurul kararına yönelik itirazları da haksız olduğunu, davacı taraf, yöneticiye ödenecek huzur hakkının da TTK.m. 436/1 kapsamında bir şahsi iş olarak nitelendirileceğini ileri sürerek hatalı bir hukuki nitelendirmede bulunduğunu, huzur hakkının ödenmesi de kooperatif nitelikte bir iş olduğunu ve hiçbir surette TTK.m. 436/1 hükmünün kapsamına girmediğini, yöneticiye yapılan ödeme şirket bünyesinde çalışan mühendislere ödenen ücretlerle karşılaştığında makul olduğunu, yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapma ve rekabet etme yasaklarının kaldırılmasına ilişkin 8 nolu kararın hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı şirketin 13.12.2021 tarihli genel kurulda alınan 3, 4, 5, 7 ve 8 nolu kararlarının iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK 445-451 maddelerinde genel kurul kararlarının iptal edilebilirlikleri ile butlanı yaptırımları düzenlenmiştir. İptal sebeplerinin düzenlendiği TTK 445 maddesinde 446. maddede belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden 3 ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nde iptal davası açabilecekleri belirtilmiş, iptal davası açabilecek kişilerin düzenlendiği TTK 446. maddesinde genel kurul toplantısında hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Somut olayda davacının davalı şirkette pay sahibi olup, aktif dava ehliyetinin olduğu, davacının dava konusu genel kurulda vekâleten temsil edildiği ve davaya konu kararlara olumsuz yönde oy kullanmakla birlikte muhalefetinin toplantı tutanağına geçirildiği anlaşılmıştır. Davalı şirketin sicilde kayıtlı adresinin ... /İstanbul olduğu, bu yerin yargı yetkisi bakımından mahkememize bağlı olduğu, dolayısı ile TTK 445 maddesinde kesin yetki olarak belirlenen genel kurul kararının iptali davası bakımından mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul kararı tarihi 13.12.2021'dir. Dava 14.03.2022 tarihinde açılmış olup, TTK'nın 445. maddesi uyarınca davanın 3 aylık yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için davalı şirketin ticaret sicil dosyası, ana sözleşme, dosya kapsamı, tarafların dosyaya sunduğu delil, ve belgeler, tarafların delil olarak bildirdiği ve mahkememizce celp edilen dava dosyaları ve şirketin dava konusu döneme ilişkin ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davalı şirketin 13/12/2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararların meydana gelişi veya içeriği itibari ile yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına, eşitlik ilkesine aykırı olup olmadığının, butlanının/iptali koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 28.04.2023 tarihli bilirkişi heyeti kök raporunun sonuç kısmında "...İptali istenen; 3 numaralı karar yönünden iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; 4 numaralı karar bakımından, finansal tablolara ilişkin muhasip bilirkişi tespiti nedeniyle kanuna dürüstlük kuralına aykırılık yönünden takdir yetkisi Mahkemeye ait olmak üzere kararın iptali gerekebileceği; 5 numaralı karar bakımından, yukarıda 4 numaralı kararın akıbetinin bu kararın iptali bakımından etki edebileceği, bununla birlikte TTK 436 oydan yoksunluk hükümlerinin uygulama alanı bulunduğunun görülmediği; 7 numaralı karar bakımından iptal sebeplerinin varlığının tespit 8 numaralı karar bakımından şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasında TTK 436/1 hükmü uygulanacağı görüşü kabul edilir ise takdir Mahkemeye ait olmak üzere iptal sebeplerinin varlığının değerlendirilebileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi heyeti kök raporuna karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 18/09/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunun sonuç kısmında "...Kök rapordaki görüş ve kanaatlerimizde herhangi değişikliği gerektirecek yeni bir bilgi ve belge mevcut olmadığı, iptali istenen 3 numaralı karar yönünden ortada olumlu anlamda bir genel kurul kararı bulunmadığından bu rapora ilişkin müzakerelerin iptali de söz konusu olamayacağından iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; 4 numaralı karar bakımından, finansal tablolara ilişkin muhasip bilirkişi tespiti nedeniyle kanuna dürüstlük kuralına aykırılık yönünden takdir yetkisi Mahkemeye ait olmak üzere kararın iptali gerekebileceği; 5 numaralı karar bakımından, yukarıda 4 numaralı kararın akıbetinin bu kararın iptali bakımından etki edebileceği, bununla birlikte TTK 436 oydan yoksunluk hükümlerinin uygulama alanı bulunduğunun görülmediği; 7 numaralı karar bakımından karar YK üyelerine aylık 40.000 TL huzur hakkı ödenmesine ilişkin olup söz konusu ücretin diğer şirketle kıyaslandığında rayicin üzerinde olup olmadığı uzmanlık alanımız dışında bulunduğundan iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; 8 numaralı karar bakımından YK üyesinin rekabet yasağına aykırılığı mevcut olmamakla birlikte şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasında TTK 436/1 hükmü uygulanacağı görüşü kabul edilir ise takdir Mahkemeye ait olmak üzere iptal sebeplerinin varlığının değerlendirilebileceği..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tarafların bilirkişi raporlarına beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için 2. ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 20/02/2024 tarihli bilirkişi kurulu 2. ek raporunun sonuç kısmında "...Kök raporda ve ek raporda ifade edildiği üzere İptali istenen; 3 numaralı karar yönünden iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; 4 numaralı karar bakımından, finansal tablolara ilişkin muhasip bilirkişi tespiti nedeniyle kanuna dürüstlük kuralına aykırılık yönünden takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere kararın iptali gerekebileceği; 5 numaralı karar bakımından, yukarıda 4 numaralı kararın akıbetinin bu kararın iptali bakımından etki edebileceği, bununla birlikte TTK 436 oydan yoksunluk hükümlerinin uygulama alanı bulunduğunun görülmediği; 7 numaralı karar bakımından iptal sebeplerinin varlığının tespit edilemediği; 8 numaralı karar bakımından davaya konu rekabet yasağı ve şirketle işlem yapma izni (TTK 395-396) oylamasında oydan yoksunluk yönünden öğreti ve uygulamada iki farklı görüş ve yaklaşım mevzubahis olup somut olayın özelliklerine göre, bunlardan birisinin tercih edilerek karar verilmesinin mahkemenin takdirlerinde olduğu, esasen kök raporda da “...şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının kaldırılmasında TTK 436/1 hükmü uygulanacağı görüşü kabul edilir ise...” denerek bu hususun dile getirildiği, takdirin mahkemeye ait olduğu..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti raporu denetime uygun, kanaat oluşturmaya ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davacı tarafa davaya konu 13.12.2021 tarihli olağan genel kurul toplantı çağrısının usulünce yapılıp yapılmadığının tespiti gerekmektedir. Bilindiği üzere genel kurul kararlarının hukuken varlık ve geçerlilik kazanabilmesi için gerekli şartlar kanunda çeşitli hükümlerde düzenlenmiş olup; bir genel kurul kararı ilgili hükümlere ve bu hükümler çerçevesinde düzenlenmiş ana sözleşme hükümlerine veya iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlanır. Genel kurul kararlarının hukuken geçerlilik şartlarına uyulmaması halinde ise aykırılığın ağırlığına göre yokluk, butlan, askıda hükümsüzlük veya iptal edilebilirlik şeklinde sakatlık halleri ortaya çıkabilir. Sözü geçen yaptırımlardan en ağırı yokluktur. Bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açmakta ve işlemi yokluk ile sakatlamaktadır. Yok sayılan işlem şeklen dahi meydana gelmemiş olarak değerlendirilecektir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir; yokluk kararı geçmişe etkili ve açıklayıcı niteliktedir. Bu bakımdan, taraflardan birisinin yokluğu ileri sürmesi mümkün ise de yokluğun tespiti bakımından resen hareket edilmesi dahi mümkündür. Eğer mevcut bir aykırılık alınan genel kurul kararının yokluğuna sebebiyet verecek ölçüde ise bu halde yokluk yaptırımının resen tatbik edilmesi gerekir. Yokluk yaptırımını gerektirecek sebepler değerlendirildiğinde, esasen bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki temel unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve ikincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır. Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK'daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Toplantıda bakanlık temsilcisinin bulunması gereken bir şirkette yapılan toplantıda alınan kararlar, komiserce imzalanmamış bir tutanakta yer alan karar yine yoklukla malüldür. TTK md. 446'da pay sahipleri toplantıya katılmış ise karara muhalefetlerini zapta geçirmeleri aranmakta olup somut olayda bu şartın da sağlandığı, davacı pay sahiplerinin dava konusu alınan kararlara muhalefetlerini toplantı tutanağı ile kayıt altına aldıkları görülmektedir. İptal yaptırımı bakımından, anonim ortaklık genel kurul kararlarının iptali özel olarak TTK'da düzenlenmiş ve bilindiği üzere şirketler hukuku uygulamamızda iptal davaları somut olayda olduğu gibi önemli bir yere işgal etmektedir. İptal davaları pay sahiplerinin, özellikle çoğunluk pay sahipleri ile aralarındaki menfaat ihtilaflarında kullanabildikleri önemli bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. İptal davası açılmasının maddi hukuka ilişkin şartlarından ilki ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Ortada şeklen dahi geçerli bir genel kurul kararı yok ise bu halde yokluk yaptırımı ile karşılaşılır. İkinci olarak kararın kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık taşıması iptal için gerekli bir diğer maddi hukuk şartıdır (TTK 445). Üçüncü olarak aranacak şart ise karar ile aykırılık arasında illiyet bağı bulunmasıdır.Her bir karar yönünden iptal istemi gerekçeleri ile birlikte şimdi bu şartların var olup olmadığı değerlendirilecektir.
13.12.2021 tarihli Genel Kurulun 4 nolu gündem maddesi yönünden alınan karar finansal tabloların tasdikine ilişkindir. Davacı taraf, anılan gündem maddesi uyarınca alınan kararın iptali talebini bilanço kar zarar hesaplarının hesap verme ve dürüstlük ilkelerine uygun olmadığı, yeterli açıklık içermediği, hukuka uygun olarak hazırlanmadığı, soruların cevaplanmadığı ve bilgi alma hakkının gerektiği şekilde kullandırılmadığı iddialarına dayandırmış, davalı taraf anılan iddiaları kabul etmemiştir. Bilirkişilerce yapılan mali inceleme ve değerlendirme kapsamında, davalı şirket ile ilgili genel kurulda verilen cevaplar ile sunulan mali tabloların uyumlu olduğu ancak mali tablolarda kabul edilmeyen gider olarak kaydedilen "kredi katı gelmeyen" açıklamalı 125.074,63-TL'lik tutar yönünden yeterli açıklama bulunmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu tutar ile ilgili harcamaların belgelerinin sunulmaması halinde bu harcamayı yapanların kabul edilmeyen giderden sorumlu olmaları gerekmektedir. Bu durumda, söz konusu açıklamalar ışığında finansal tabloların mevcut haliyle tasdikine yönelik alınan kararın dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle iptali gerekmiştir.
13.12.2021 tarihli Genel Kurulun 5 nolu gündem maddesi yönünden alınan karar yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkindir. Davacı taraf anılan gündem maddesi uyarınca alınan kararın iptali talebini ibra kararı yönünden iptal istemi finansal tablolar hakkında hesap verilebilir nitelikte gerçek ve dürüstlük kuralına uygun bilgi vermediği iddia olunan yönetim kurulunun ibrasının hatalı olacağını belirtmektedir. Ayrıca buna ek olarak, TTK'nın 436. maddesi uyarınca pay sahibinin kendisi, eşi alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacağı, ilgili kanun hükmü uyarınca kapsamda kalıp, oy kullanan hissedarların oylarının da geçersiz olacağını ifade etmiştir. TTK'nın 436. maddesinde "...(1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, yönetim kurulunun ibra edilmesine ilişkin oylamada yönetim kurulu başkanının eşinin kullandığı oyun mevzuatta aranan "kişisel nitelikte bir iş" mahiyetinde olmadığı görülmektedir. Bu yönüyle davacının iddiası yerinde değildir. Bununla birlikte, 4 numaralı gündem maddesi uyarınca alınan finansal tabloların tasdikine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmiş olması karşısında, söz konusu tablolar esas alınarak yönetimin ibra edilmesi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Söz konusu gündem maddelerinin birinin sonucu diğerini doğrudan etkilediğinden 5 numaralı gündem maddesi uyarınca alınan kararın da iptali gerekmektedir.
13.12.2021 tarihli Genel Kurulun 3, 7 ve 8 nolu gündem maddeleri yönünden ise şirketin faaliyet raporunun okunması, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi ve yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma izni verilmesine ilişkin iptal istemi söz konusudur. Genel Kurul toplantısında faaliyet raporunun okunması olağan bir prosedür olup bu husus bir karar mahiyetinde olmadığından iptalinin talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Öte yandan, şirkette çalışan yöneticilerin harcadıkları emek ve mesailerine karşılık esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenerek huzur hakkı ödenmesi mümkündür. Ayrıca, şirket yöneticilerinin şirketle işlem yapmalarında da yasal olarak bir engel bulunmamaktadır. O halde söz konusu gündem maddeleri yönünden mahkeme tarafından, ödenen huzur hakkının şirkete aşırı külfet yükleyip yüklemediği, şirket yöneticilerinin rekabet ve şirketle işlem yapmalarının diğer hissedarların haklarına ölçüsüz bir müdahale mahiyetinde olup olmadığı yönüyle sınırlı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı tarafından, bu hususta genel ve soyut şikâyetler ortaya konulmuş; mahkememizce hükme esas alınan teknik uzman raporlarında da aksi yönde karar verilmesini gerektiren somut bir tespit ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla, anılan gündem maddeleri yönünden iptal koşulları oluştuğu ortaya konulamadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Sonuç olarak, davanın kısmen kabulüne, 13/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 gündem numaralı kararlarının kararının iptaline, diğer taleplerin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne,
Davalı şirketin 13/12/2021 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 gündem numaralı kararlarının kararının iptaline, diğer taleplerin reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu harçtan peşin alınan 80,70-₺ harcın mahsubu ile bakiye 346,90-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 18.000,00-₺ bilirkişi ücreti, 444,75-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 18.444,75-₺ ile 172,90-₺ harç gideri olmak üzere toplam 18.617,65-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 17.900,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/06/2024

Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza