T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/488 Esas
KARAR NO : 2024/563
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkil şirket, davalılar ile arasındaki ticari ilişki gereği tutulan cari hesaba göre hatalı bir şekilde 276.772,00-TL ödeme yapmış olup, müvekkil şirket'çe yapılmış olan haksız ödemenin sebepsiz zenginleşen davalı'lardan tahsili için ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında başlattığı ilamsız icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptalini, takip tutarının faiziyle birlikte tahsiline ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep edilmektedir. Bahse konu sözleşme hükümleri çerçevesinde işbirliği devam etmekte iken, müvekkil şirket'in ilgili birimleri tarafından yapılan incelemeler neticesinde ... 'in, hem sözleşme'ye hem de...'nde yer alan program kuralları'na ve iyi niyet ile dürüstlük kurallarına aykırı davranışta bulunduğu tespit edilmiş, bu aykırılıklar nedeniyle müvekkil şirket için sözleşme'nin devam etmesi çekilmez hale geldiğinden ... ile ticari ilişki müvekkil şirket tarafından yapılan tek taraflı bildirim akabinde haklı nedenle feshedilmiştir. Müvekkil şirket'çe ...'e yapılmış olan toplam 276.772,00-tl tutarındaki ödeme tamamen haksız olup, müvekkil şirket'e iadesi gerekmektedir. Taraflar arasında geçerli olan sözleşme hükümlerine ve platform kurallarına aykırı hareket eden davalının kendisi olup, müvekkil şirket'çe yapılmış olan ödeme haksızdır. Davamızın kabulü ile ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı icra takip dosyasına yapılan İtirazın iptaline ve takibin devamına
- Kötü niyetli itiraz nedeniyle dosya borçlusu - davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine ,yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini.." talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "...A.Ş. ile müvekkil ... ve (İş Ortağı) arasında 08.03.2021 tarihinde ... Programı kapsamında işbirliği sözleşmesi imzalanmış olup; müvekkil ... de ... olarak ilgili sistem dahilinde satış ortağı olarak çalışmaya başlamıştır. Dava dilekçesinde her ne kadar müvekkil ...'in iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davranıldığından bahsedilmişse de müvekkiller davacı ile aralarındaki işbirliği sözleşmesine aykırılık oluşturabilecek hiçbir davranışta bulunmamışlardır. Her şey sözleşmeye uygun yapılmıştır.Günlerce, haftalarca beklenmesine rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmamış ve ödeme yapacakları hususunda müvekkiller oyalanmaya devam edilmiştir. Sözleşmedeki hükümler incelendiğinde müvekkillerin davranışlarının ya da satışlarının sözleşmedeki hiçbir hükme aykırılık teşkil etmediği fark edilecektir. Davacı taraf, influencerlar ile kurduğu işbirliği ile kazandıkları komisyon karşılığında fatura kesip; işbu faturayı mail ya da kep adresi yoluyla göndermektedir. Keza bu hususta influencerlar ile ... arasındaki tüm iletişim mail üzerinden kurulmaktadır. Kesilen faturaların müvekkilime gönderilmesi bir yükümlülükken; iade faturaları ne sms, ne mail ne de kep adresi yoluyla müvekkilime gönderilmemiştir. Davacı tarafın söz konusu müvekkiller için haksız kazanç elde ettiklerinden bahsedilmişse bile hileli bir durum söz konusu olduğu açıkça bellidir. Müvekkilimin satışlarından davacı taraf kazanç sağlamış olup, iade faturası kestiğinde müvekkilimin kazancını da kendi üzerine alması söz konusu olmaktadır. Bu bağlamda burada müvekkilimin üzerinden haksız kazanç sağladıkları hususu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla davacı şirketin kestiği iade faturaları hukuka aykırı olup, başlatılan icra takibi ile de müvekkilimden alacaklı gözüktüğü hususu da hukuka tamamen aykırılık teşkil etmektedir. Müvekkiller hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.."talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; komisyonculuk sözleşmesine aykırılık nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan İİK 67. Madde uyarınca itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davalıların tacir olup olmadığına ilişkin olarak ... Vergi Dairesine, ... Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılarak, deliller toplanmış, gelen cevabı yazılarda davalının gerçek kişi tacir olmadığı belirtilmiş; vergi dairesinden gelen cevabı yazıda davalının Serbest Meslek Kazancı defteri tuttuğu, tacir sayılmadığı, mükellefiyetinin devam ettiği bildirilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, davacının tacir olması davayı ticari iş haline getirmez.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili ve her iki tarafın tacir olması gerekir.
HMK.nun 114.maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunması dava şartı olup, HMK.nun 115.maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceğinden, mahkememizce yapılan araştırma neticesinde davalı Turan'ın 31/12/2022 tarihi itibariyle ticari faaliyetine son verdiğinin, diğer davalı ...'in 13.08.2022 tarihinde ticareti terk ettiği, Antalya İto cevabına göre tacir kaydının bulunmadığı , davalıların son gelen bilançolarındaki gelirlerinin VUK 177/1. Maddesinde bildirilen sınırı aşmadığı, davalıların tacir olmaması nedeni ile tacirler arasında bir dava niteliğinde olmayan, münhasıran ticari davalardan da bulunmayan ve genel hükümlere dayalı olarak açılan işbu davanın ticari bir dava sayılamayacağı gözetilerek mahkememizin görevsizliğine, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK'nın 114/1-c. Ve 115/2. Maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-HMK'nın 20/1. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3-HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususlarında görevli mahkemece karar verilmesine, mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti hususunda da karar verilmesine,
4-Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi.09/07/2024
Katip
¸e-imza
Hakim
¸e-imza
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!