WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/470 Esas
KARAR NO : 2024/182

DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/09/2018
KARAR TARİHİ : 19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı borçluların, takip dayanağı faturaları ödememesi üzerine, aleyhine icra takibi yapıldığını, alacaklarının tahsilini geciktirmek amacıyla, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, borçlu olmadığını beyan ederek takibi durmasını sağladığını, davalının borca ve ferilerine ilişkin itirazları soyut ve dayanaksız beyanlar olduğunu, şirket ortağı ve yöneticilerinin TTK 553 ve devamı maddeleri uyarınca sorumluluğu bulunduğunu, davalı yan ile müvekkili şirket arasındaki ilişki sözleşmeden kaynaklı olduğunu, para alacağı söz konusu olduğundan, davacı müvekkili şirketin ikametgahı mahkemesi de davaya bakmaya yetkili olduğunu, itirazdan sonraki safahatta yapılan ödemeler de dikkate alınarak ve icra müdürlüğünce kapak hesabında dikkate alınmak üzere itirazı öğrenilmesinden sonra yasal sürede takibe haksız itirazın kaldırılmasını, takibin devamına, alacağının tahsili yanında icra tazminatı ve masraf ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kaçak elektrik tutanağına bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
Mahkememizce ... 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklısı ... A.Ş. tarafından, borçlular...Şti., ...ve ... aleyhine 5.912,70-TL enerji bedeli, 12.711,35-TL gecikmiş gün faizi, 2.288,04-TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 20.912,09-TL'nin icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %16,80 oranında oranında gecikme faizi, %18 oranında KDV faiz işletilmek kaydı ile tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçluların borca ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. Maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişiden alınan 23/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Yönetim Kurulu üyelerinin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur ve YK üyeleri kanundan doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederlerse sorumluluk doğacaktır. Sorumluluk ifade ettiğimiz üzere kusura dayanmakla birlikte burada tartışmalı husus ise kusuru ispat yükünün kimin üzerinde olduğu noktasındadır! Özetle, katıldığım görüş uyarınca sözleşmeye (özen borcuna) SR hareketle zarara sebebiyet veren yk üyesi kusursuz olduğunu ispat etmedikçe zararı tazminle yükümlü olur. Ancak farklı olarak! somut olayda olduğu gibi, alacaklının açtığı sorumluluğa dayalı tazminat davası haksız fiile dayalı kabul edilir ve kusurun ispatı yönünden farklılık arz eder. Zira sözleşmesel sorumluluk şirket alacaklısı ile şirket yöneticisi arasında cari değildir. Şifket ve alacaklı bir — sözleşmenin (elektrik sağlama/kullahım akdi) tarafları, diğer yandan yk üyesi ve şirket bir diğer sözleşmenin (vekalet akdinin) taraflarıdır. Bu bakımdan alacaklı ile şitket arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmayıp sözleşmesel sorumluluk da söz konusu değildir. Bu sebeple öğreti ve uygulamada ifade edildiği üzere alacaklı davalının (yk üyesinin) kusurunu ve (dolayısıyla sorumluluğunu ispat etmelidir. Somut olayda ise dosya kapsamından bu husus net bir biçimde anlaşılabilir. Diğer bir ifade ile ödememe ve şirketin yemez hale gelecek ölçüde zarar etmesi olgusunda gibi bir dahli ve kusuru olduğu ortaya konabilmiş doğrudan davalıları alacaklının bu zararından sorumlu tutmak mümkün değildir. Burada şirketin borcu ödeyemez hale gelmesi hukuka aykırı arasında illiyi sonucu davacının zararlarının davalının kusurlu ve eylemlerinden meydana geldiği, zararla bu eylemler et bağı ispat olunmadıkça davalının yk üyelerinin sorumluluğu hükümleri dolayısıyla sorumlu olarak kabul edilmesi mümkün olamayacağı kanaatine varılmışmıştır..." rapor edilmiştir.
Bilirkişiden alınan 11/11/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Bilirkişi kök raporumda oluşan kanaatim aynen geçerlidir..." rapor edilmiştir.
Benzer davalara ilişkin Yargıtay 3,Hukuk Dairesi Başkanlığının 2014/4571 E, 2014/11695 K.sayılı ilamında, "4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49. maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3. maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir. Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, kaçak elektrik tespit tutanağında, davalı tarafından iş yerinde kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilmiştir. Davalı ... ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün şirket yetkilisi ve yönetici ortağıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 50.maddesi hükmünde tüzel kişinin iradesinin, organları aracılığıyla açıklanacağı, organların hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokacakları, organların kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak da sorumlu oldukları açıklanmıştır.Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular dikkate alınarak, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan zarardan dava dışı şirketin yönetici ortağı olan davalının da şirketle birlikte ve şirket gibi müteselsil sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, davalının sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." hususları vurgulanmıştır.
Ayrıca yine benzer Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kaçak elektrik kullanımdan dolayı fiilen kullanan kişinin haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu sorumluluk abonenin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Fiilen elektrik kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğunun bulunduğu, bu durumda kullanımdan her ikisinin de müteselsilen sorumlu oldukları belirgin olmasına göre alacaklının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceğinin kabulü gerekir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davaya konu kaçak kullanım tutanaklarının tarihleri itibariyle ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalı ...'ın yetkilisi olduğı şirketin adresi olan ...adresinde, taraflar arasında elektrik enerjisi satışına ilişkin sözleşme imzalanmamış olup, 18/09/2006-13/11/2006-28/11/2006 tarihleri arasında Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereğince davacı şirket tarafından sözleşmesiz elektrik kullanımına dair fatura düzenlendiği ve tahakkuk ettirilen faturaların bedelin ödenmemesi üzerine davacı tarafça icra takibi başlatıldığı, alınan teknik bilirkişi raporuna göre kaçak tahakkuk bedelinin ve işlemiş faizinin toplam 20.904,31 TL olduğu, davalı tarafından zamanaşımına itiraz edilmiş, Yargıtay uygulamaları dikkate alındığında "kaçak elektrik kullanımından dolayı tutanak tutulduğundan taraflar arasında “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğu, sözleşme benzeri bir ilişkinin kurulması halinde olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiş olup, davalı hakkında kaçak elektrik tutanağının son ödeme tarihlerinin 25/12/2006-06/12/2006-22/12/2006 tarihi olduğu, icra takibinin 21/12/2017 tarihinde başlatıldığı, eldeki itirazın iptali davasının 14/09/2018 tarihinde açıldığı nazara alındığında icra ve dava tarihine kadar geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla davalılar ... ve ... Şti 'nin yasal süre içerisinde öne sürmüş oldukları zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı yönünden reddine, davalı ...'nın haksız fiil oluşturan eyleme iştirak ettiği ispatlanamadığı, davalı ...'nun kaydi şirket ortağı olması dışında şirketi temsile yetkili kişisi olmadığı anlaşılmakla haksız fiil sorumluluğu bulunmadığından davalı ... yönünden reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davalı ... yönünden reddine,
2-Davanın davalılar ...Ltd. Şti.yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine,
3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL harçtan peşin alınan 357,13TL'nin mahsup edilerek bakiye 70,00TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan herhangi bir yargılama masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı ve davalı asilin yüzüne karşı karar verildi.19/03/2024

Katip
¸e-imza

Hakim
¸e-imza